Ana Sayfa Blog Sayfa 356

RetailTrip #5: ABD Perakendesini Geziyoruz

Küresel perakende sektörünü ele aldığımız RetailTrip yazı dizimizde bu hafta farklı bir ülkeye geçerek sizlere ABD perakendesinden bahsedeceğiz. Daha önceki içeriklerimizde ülkeleri 2 ana başlık altında incelediğimizi belirtmiştik. İlk yazımızda ülkenin mağaza, ürünler ve tüketici davranışlarını ele alırken diğer yazımızda ise perakende rakamlarına odaklanıyoruz. 

Geçtiğimiz haftalarda Almanya perakendesine odaklandığımız RetailTrip#3 ve RetailTrip#4 serilerimize linkleri üzerinden erişebilirsiniz.

O halde bu haftanın ülkesi olan ABD perakendesini biraz aralayalım

retailtrip #5: abd perakendesini geziyoruz

Amerika Birleşik Devletleri dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmakla beraber çok gelişmiş bir tüketim toplumudur. Bu sebeple içerisinde çok sayıda tüketici segmenti barındırır. Bir araştırma Covid-19’un segmentler üzerinde etkilerinden bahsederek onları 5 gruba ayırmış biz de kısaca üzerinden geçerek her ekonomiyi etkileyen virüsün ABD tüketicisine neler hissettirdiğini ve segmentleri tanıyabiliriz.

Varlıklı ve etkilenmemiş: Bu tüketiciler, gelecekle ilgili genel bir iyimserlik (ABD’deki toplam tüketici nüfusundan yaklaşık %20 daha yüksek) sahibidirler. Pandemi krizi sırasında evde kalma eğilimindeydiler ve bu da daha fazla çevrimiçi alışveriş yapmalarına olanak tanıdı. Bu grup, varlıklı olmaları nedeniyle diğer gruplara göre fiyata biraz daha az duyarlıdır.

Yerinden edilmiş ve eksik istihdam edilmiş: Bu tüketiciler, iş güvencesizliği nedeniyle hem mali hem de sağlıkları üzerinde büyük bir etki hissediyorlar. Gelecekteki ekonomik koşullar hakkında pek iyimser olmadıkları için parayı nasıl harcadıkları konusunda oldukça temkinliler. Beklenen şekilde, bu grup temel ihtiyaçlara ve değere göre işlem yapıyor, markaları değiştiriyor ve mümkün olduğunca çevrimiçi alışveriş yapıyor.

Mali açıdan güvenli ama endişeli: Bu nüfus büyük ölçüde 65 yaş ve üstünü kapsıyor. COVID-19’un alışkanlıkları üzerinde en büyük etkisi olduğu bu kişiler pandemi sonrası ekonomik koşullar konusunda genel olarak karamsar hissediyor. Bu grup, güvenlik ve sağlık konusunda ortalamanın üzerinde endişeli ve pandemi döneminde değişen satın alma alışkanlıkları konusunda yardıma ve şeffaflığa büyük ihtiyacı olduğunu dile getiriyor.

Geçimini sağlamaya çalışanlar: Bu tüketiciler, para harcarken oldukça dikkatli davranıyor bunun yanısıra işlerinin ve iş güvenliklerinin COVID-19’dan büyük ölçüde etkilendiğini düşünüyor. Bu grup, azınlık grupları ve kırsal nüfusun büyük çoğunluğunu temsil etmektedir. Evde kalma oranları daha düşük ve genellikle temel ihtiyaçlar için alışveriş yapıyorlar.

Bağlantısı kesilmiş ve emekli: Bu kategori emekli, 65 yaş üstü ve ‘mali açıdan güvenli ama endişeli’ kesime göre daha düşük bir gelir düzeyine sahip olanları ifade eder. COVID-19 sonrası ekonomik koşullar konusunda genel olarak iyimserler. Ağırlıklı olarak ülkenin güney ve banliyö bölgelerinden gelen bu grup, pandemi sürecinde alışveriş davranışlarında önemli bir değişiklik göstermedi.

Genel olarak baktığımızda geçmişte nüfus oldukça yüksek bir güven düzeyine sahipken önce finansal kriz, ardından Covid-19 krizi tüketicilerin %75’ini satın alma davranışlarını değiştirmeye yöneltti. ABD perakendesinde tüketicilerin promosyonlara dikkat etmesi ve fiyatları karşılaştırması artık çok daha yaygın. Perakende tüketicilerin yaklaşık yarısı, promosyonları veya fırsatları bir marka seçiminde en önemli faktör olarak listelese de, yine de kaliteden şaşmayan %64’lük bir kitle mevcut.

cadde

Davranıştaki bu genel değişiklik azımsanacak gibi değil tüketiciler eşi görülmemiş oranlarda marka değiştiriyor ve değiştirirken de farklı bir şeyler denemeye oldukça hevesliler, bu da inovasyonu tüketicileri kazanmak (veya geri kazanmak) isteyen markalar için zorunluluk haline getiriyor. İnovasyonu bir de değer algısıyla birleştirmek markalar için özellikle daha çekici bir hamle olabilir çünkü müşteriler için marka değiştirirken değer kavramı da çok önemli.

Sonuç olarak da tüketicilerin %36’sının yeni bir ürün markasını denediği ve %25’inin yeni bir özel markalı markayı bünyesine katması marka sadakatlerinin parçalanmasına da yol açtı. Farklı markaları deneyen tüketicilerin %73’ü yeni markaları rutinlerine dahil etmeye devam etmeyi planlıyor. Z kuşağı ve yüksek gelirliler marka değiştirmeye en yatkın grup olarak karşımıza çıkıyor. Bu değişimden fayda sağlayanlar arasında ise, kriz sırasında %50 büyüme kaydeden büyük, güvenilir markalar ve perakende pazarını geride bırakan özel markalar yer alıyor. Pandemi sırasında özel bir marka kullanmaya başlayan müşterilerin yaklaşık %80’i, COVID-19 krizi geçtikten sonra onu kullanmaya devam etmeyi düşündüklerini belirtiyor.

amerika alisveris

Amerikalılar genellikle alışveriş için büyük alışveriş merkezlerine gitmeyi tercih ediyorlar fakat bunun yanında çevrimiçi alışveriş, Covid-19 pandemisi sırasında tüm dünya ile birlikte ABD perakendesinde  de keskin bir şekilde yükseldi ve yükselişi tabiki devam edecek. Çevrimiçi alışveriş demişken Y kuşağı ve yüksek gelirli insanlar bu alanda önde gidiyor. Çevrimiçi alışverişin hayatlarımıza girmesi sonucunda da çok kanallı alışverişin ortaya çıktığını biliyoruz.

ABD’li tüketicilerin %75’i, hem mağazada hem de çevrimiçi olarak araştırma ve satın alma yaptıklarını yani çok kanallı alışveriş tercih ettiklerini söylüyor ve bu çok kanallı davranış birkaç ürün türüyle de sınırlı değil. Tüketiciler bunu çok çeşitli kategorilerde hem gıda hem de gıda dışı satın almalar için yapıyor ve tüm bunlar da doğrudan satın alma sürecini uzun ve karmaşık hale getiriyor. Perakendeciler için de çok kanallı satışı – hem çevrimiçi hem de çevrimdışı – iyi organize edip yürütmek aslında başarının anahtarı diyebiliriz.

Ayrıca sosyal ağların da tüketiciler üzerinde büyük etkisi var, tüketicilerin %45’i sosyal medyanın satın alımlarını etkilediğini söylüyor ve Z kuşağının %34’ü her gün sosyal medya üzerinden alışveriş yapıyor. Sosyal medyanın günümüzde geldiği konum düşünülünce bu sonuç pek şaşırtıcı olmuyor. Sosyal medya etkisi en çok gençler arasında ve en çok kozmetik ve spor giyim gibi görünümle ilgili kategorilerde kendini gösteriyor. Çin’de zaten bir fenomen olan sosyal ticaret, ABD perakendesinde hala yeni, ancak her on çok kanallı müşteriden biri, zaten doğrudan sosyal medya aracılığıyla alışveriş yaptıklarını söylüyor.

Bu, önemi giderek artan bir kanal, ancak bugün çok sayıda perakende yöneticisi, kendilerini sosyal medyada geliştirmek için hala yeterince çaba göstermiyor bundan dolayı da tüketicilere ulaşmak ve onlarla etkileşim kurmak için büyük fırsatları kaçırıyorlar. Tüm bunların aksine bir de madalyonun diğer yüzü var, tüketicilerin yaklaşık %71’i veri konusunda endişeli ve %34’ü kişisel veriler konusunda teknoloji şirketlerine güvenmiyor.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tüketici eğilimleri arasında bir de ‘Made in America’ etkisi bulunuyor. Amerikalıların yaklaşık %70’i Amerikan ürünlerini satın almaya özen gösteriyor. Ayrıca sorumlu tüketim, sürdürülebilir, şeffaf ve temiz ürünler tüketicileri giderek daha fazla cezbetmektedir. Tüketicilerin yaklaşık %48’i çevre üzerindeki etkilerini azaltmak için alışkanlıklarını değiştirmek istediklerini söylüyor. Gençler konuyla daha da fazla ilgileniyorlar ve bunun için daha fazla ödemeye de hazırlar üstelik. Tüm bunlar olurken sürpriz bir kategori de kendini gösteriyor. İkinci el piyasası ABD pazarında sürekli büyüyor ve alım satım yapan web siteleri çoğalıyor. Hatta ThredUp raporuna göre, 35 milyar dolarlık ikinci el giyim pazarı 2026 yılına kadar iki katından fazla 82 milyar dolara ulaşacak.

abd perakende2

Tüketiciler ESG’yi (çevresel, sosyal ve yönetişim) önemsediklerini söylüyorlar, ancak bu farklı insanlar için farklı şeyler ifade ediyor. Tüketiciler, özellikle de genç nesiller, hangi markaları satın alacaklarını seçerken en az bir ESG faktörlerinden etkilendiklerini söylüyorlar. Ankete katılan gençlerin üçte ikisinden fazlası, ESG’nin en az bir yönünün kendileri için çok önemli olduğunu söyledi. Endişeleri arasında ise, şirketlerin şeffaf olmaları ve insanlara önem verdiklerini göstermeleri bulunuyor.

ABD pazarına biraz da sektörel olarak bakalım. Günümüzde büyüyen sektörler arasında kültür, eğitim, araçlar, ulaşım hizmetleri, aletler, ev ve bahçe ekipmanları, gazeteler, kitaplar ve kırtasiye malzemeleri, seyahat, ev tekstili, ev eşyaları ve mutfak eşyaları, alkollü içecekler bulunuyor.

Covid-19’un ABD’de etkili olduğu zamanlarda insanların evde vakit geçirmek zorunda kalmaları bazı sektörleri diğerlerinde çok daha önemli kıldı. Özellikle temel ihtiyaçlar ve ev eğlencesi kategorileri sıçrama yaptı. Popüler çevrimiçi eğlence platformlarının kullanımı epey hızla arttı. (Popüler video oyunu Fortnite kısa süre önce 12,3 milyon kullanıcının katıldığı bir konsere ev sahipliği yaptı.) Ekipman satın alma ve çevrimiçi etkinlik yoluyla evde fitness yatırımı da artan kategoriler arasında bulunuyor. O dönemde yapılan çevrimiçi alışverişlerde beklenen büyümenin %35’i aştığı kategoriler, bakkaliye, ev gereçleri ve kişisel bakım ürünleri gibi temel öğeleri içeriyor.

Cilt bakımı ve makyaj, giyim, takı ve aksesuarlar gibi isteğe bağlı kategoriler bile %15’ten fazla beklenen müşteri büyümesini gösteriyor. Yüksek gelirliler ve Y kuşağı, hem temel hem de zorunlu olmayan öğeler için çevrimiçi harcamaları değiştirmede öncülük ediyor. Gen X, Y kuşağı ile aynı ölçekte olmasa da benzer bir çevrimiçi değişim yaşadı. Z kuşağı ise, çevrimiçi değişimini belirli kategorilerde yoğunlaştırdı: giyim ve ayakkabı, evde eğlence ve yemek servisi/teslimi.

Bu uzun ev sürecinden sonra Amerikalıların bir kısmı ev dışındaki düzenli faaliyetlere geri dönmekten endişe duyuyor. Ekonomiler yeniden açılırken, tüketicilerin %73’ü hala ev dışında faaliyetlere devam etmekte tereddüt ediyor. Kuaför salonuna, spor salonuna veya restorana gitmekten endişe duyuyorlar, ancak toplu taşıma, araç paylaşımı, uçak yolculuğu gibi ortak ortamlar ve büyük kapalı veya açık hava etkinliklerine katılmak gibi kalabalık alanlarda olmaktan özellikle daha da fazla çekiniyorlar.

ABD perakendesinde tüketicilerin yarısından fazlası ise, normal ev dışı etkinliklerine çoktan yeniden başladı. İlginç bir şekilde, ev dışı aktivitelerinin çoğuna devam etmelerine rağmen, bu ABD’li tüketiciler evlerini daha çekici ve konforlu hale getirme konusunda hala aynı harcamaları yapmaktan geri adım atmıyorlar. Ev geliştirme ve bakım harcamaları hala artıyor, bu oran COVID-19 öncesi tahminlerden %11 daha yüksek. Hijyeni artıran teknolojiler de, özellikle gıda ve market teslimatı ve kaldırım kenarından alma gibi temassız faaliyetler COVİD-19 kısıtlamalarının çoğu bitmesine rağmen hala artıyor. Örnek olarak, tüketicilerin %79’u COVID-19’dan sonra perakendede self check-out kullanımına devam etmeyi veya artırmayı planlıyor. Amerika Birleşik Devletleri genelinde temassız faaliyetler artarak devam edecek gibi duruyor.

ABD perakendesine genel bakışımız bu şekilde haftaya daha rakamsal değerlendirdiğimiz ABD perakendesi yazımızda görüşmek üzere.

Perakendede E-Ticarete Giriş için Teknoloji Yatırımları

coskun soyer ust

E Ticaret bütün işletmelerin odak noktası ve yatırım planlarında öncelik oluşturuyor. Soruyu duyar gibiyim, halen e ticaret kanalını kurmayan işletme var mı? Evet sandığınızdan çok fazla sayıda işletme halen e-ticarete giriş yapmış değil değil. Sadece orta veya küçük hacimde değil, çok büyük hacimlerde olup, e ticaret kanalı olmayan çok sayıda işletme var.

Bu durumda olan işletmelerin en büyük soru veya sorunlarından birisi, e ticarete başlarken teknoloji seçimi konusunda oluyor. Bana da bu durumla ilgili çok soru geldiği için, bu yazımda e-ticarete girişte teknoloji ortağı nasıl seçilir konusunu incelemek istedim.

Bu seçimde çeşitli etkenler var. Öncelikle programın firma tarafından mı yazdırılacağı veya yazılım firmasından mı temin edileceği sorusuna cevap vermek gerekir. Burada yatırımın büyüklüğü bu soruyu cevaplandıracak en önemli etkendir. Büyük bir yatırım yapacak firmalar veya mevcut e ticaret işinde belirli bir büyüklüğe gelip mevcut programları yeterli olmayan firmalar için önerim, programın kendileri tarafından yazdırılmasıdır. 

e-ticarete giriş i̇çin teknoloji yatırımları

Büyük bir yatırımda örnek olarak hem kendi stoğundan satış yapıp hem de kendi pazar yeri sistemini kurmak isteyen firmalar için bu daha uygun bir çözüm olacaktır (bu konu yeni e ticaret yasası ile farklı bir boyuta ulaştı ama yasanın yürürlüğe gireceği tarihe daha çok var, neler olacağını göreceğiz). En önemli neden olarak hazır çözümler içinde yeterli esneklik ve olanağın elde edilememesi gerçeğidir. Paket programlar çok sayıda küçük işletmenin ihtiyacını karşılamak için temel özellikleri içinde barındırır. Paket seviyesi artınca ek özellikler gelir ama yine de büyük bir kapasite için kurulmuş projelerde yeterli olmazlar.

Bununla beraber burada yanlış bir anlaşılma olmasını istemediğim için paket program ile anlatmak istediğim çözümün, çok ufak bedelleri olan sistemler olmalarıdır. Bunun yanında çok yüksek rakamlarla satılan çeşitli çözümlerde bulunmaktadır. Bunlar baştan itibaren firmanın isteklerine göre biçimlendirilir.

Devamında uygun fiyatlı e-ticarete giriş paket programlardan basit beklentiler ile devam edersek;

  • Programın mobil entegrasyonu olmalıdır. Bugün bir e ticaret sitesinin (ne satıyorsa satsın), mobil versiyonunun olmaması gibi bir durum söz konusu olamaz.
  • Pazar yeri entegrasyonu: Popüler Pazar yeri siteleri ile entegrasyon paket içerisinde yer almalıdır.
  • Sanal POS entegrasyonu olmalıdır.
  • Aynı şekilde ülkemizdeki popüler muhasebe programları ile entegrasyon kapasitesi gereklidir.
  • Kargo ve lojistik firmaları ile entegrasyon kapasitesi olmalıdır.
  • Pazarlama ve satış uygulamaları ile entegrasyon kabiliyeti olmalıdır.
  • Programın basit bir CRM altyapısı olması, raporlama yeteneği, SEO vb. çözümleri olmalıdır.
  • Dil desteği gerekli olabilir,
  • Son olarak çeşitli geliştirici programlar ile uyumlu olmalıdır, Google Analytics vb.

Buraya kadar paket içerisinde olması gereken ana konulara girdik. İş biraz daha kapsamlı, mevcut işle daha fazla entegrasyon gerekli, mevcut mağazalar, bayi ağı da işin içinde olacaksa, paketin içeriğine alt taraftaki konuların dahil edilmiş olması gerekir.

  • Dijital satış kanalı dışında yine bu program ile çalışması istenilen satış kanallarının dahil edilmesi için, örneğin mağazaların eklenmesi, internetten satış bayiden teslimat vb. özellikler gerekebilir. Bunların en popüler olanları BOPIS (internetten satın al mağazada öde), BORIS (internetten satın al ama iadeyi mağazaya yapabilmek vb.),
  • Satış kanalları arasında stok görebilme,
  • Mağazadan internet stoğunu kullanarak sipariş edip, müşteri adresine sevk edebilme,
  • Çağrı merkezi entegrasyonu,
  • CRM kapasitesinin yüksek olması, kampanya yönetimi, e posta ile pazarlama vb. konularda destek vermesi,
  • Site içerisinde firma stoğu ile pazar yeri sistemini yönetebilmek,
  • Son olarak da programın firma bünyesinde çalışan bilgi işlem personeli tarafından yapılabilecek basit geliştirmelere açık olması gerekir.

Evet bunlar ilk bakışta aklıma gelen temel konular, bu yazı ile özet olarak sizlere sunmak istedim. Ama yazımızın ana amacı (hiçbir zaman unutulmaması gereken!), perakende veya hizmet sektöründe çalışan firmaların artık e ticaret sitesine sahip olmadan müşteri karşısına çıkması büyük bir eksikliktir ve hemen gerekli yatırımın yapılması gerekir.

Sağlıklı günler…

LC Waikiki, 56 Ülkede 1200 Noktada Türkiye Adını Duyuruyor

Türkiye’nin en önemli moda perakendecilerinden LC Waikiki, dünya çapında 1.200’üncü mağazasının açılışını Kongo’nun başkenti Brazavil’de gerçekleştirdiğini duyurdu.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, bu mağaza ile marka 56 ülkede, 349 şehirde Türkiye’de 540, yurt dışında ise 660 olmak üzere toplam 1.200 mağazaya ulaşarak Türkiye adını dünyaya duyuruyor.

Başkentte yer alan 1.200’üncü mağaza, aynı zamanda LC Waikiki’nin Kongo’daki ilk mağazası oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen LC Waikiki Mağazacılık Genel Müdürü Berna Akyüz Öğüt, 2022 yılında da global çapta büyüme yolculuklarına devam ettiklerini vurguladı. Öğüt, ‘LC Waikiki olarak, 1997 yılından bu yana ‘İyi Giyinmek Herkesin Hakkı’ misyonuyla müşterilerimize modayı ulaşılabilir fiyatlarla sunmak için çalışıyoruz. Bu misyonla 2009 yılında başladığımız global büyüme yolcuğumuzda bugün, 4 kıtada, 56 ülkede, 60 bine yakın çalışanımızla müşterilerimize hizmet veriyoruz. Türkiye’den dünyaya açılan bir marka olarak, başarı hikayemizi yazmayı sürdürüyoruz. Geçtiğimiz yıl Afrika’da ve Güney Amerika’da yeni pazarlara giriş yapmıştık. Bu yılın da ilk yarısında Tanzanya, Reunion ve Türkmenistan’a giriş yaptık. Bugün de Kongo’da ilk mağazamızı açtık. Yıl sonuna kadar farklı coğrafyalarda, yeni ülkelerde mağaza açılışlarımıza devam edeceğiz.’ ifadelerini kullandı.

Yepyeni Bir Deneyim: Yapay Zeka Perakendede Başarının Kilidini Açabilir mi?

Son zamanlardaki makro ekonomik olayların ve bunların yıkıcı güçlerinin perakendede başarıya zarar verdiğini söylemeye gerek yok. Brexit’in bir sonucu olarak tedarik zincirinin bozulmasının etkileri, pandeminin bir sonucu olarak dijital satın alma modellerinde daha hızlı büyüme ve jeopolitik gerilimler ile şiddetlenen, son 30 yılın en yüksek seviyesinde seyreden enflasyonla birlikte artan maliyet tabanının sektör için geniş kapsamlı, olumlu veya olumsuz sonuçları olacağı kesin. Perakendeciler oldukça büyük bir olumsuz baskının ağırlığı altında yeniden yapılanırken, kar konusunda çok düşünecekler.

Pandemiden önce bile perakende kazançlılığı halihazırda oldukça baskı altındaydı. Son on yılda, İngiltere’deki en büyük perakendeciler için vergi öncesi karları neredeyse yarı yarıya azaldı ve 2012’de %9,2 olan yüzdelik oran 2021’de yaklaşık olarak %5,1’e düştü. Ülkemizde de durum çok farklı değil.

O zamandan bu yana sanal alışverişe olan tüketici göçü, fiziksel mağazaların üzerindeki yönetimsel baskıyı gittikçe yoğunlaştırıyor. Günümüzde mağaza yönetim metotları, işletmelerin daha dijital merkezli müşteri yolculuklarına uyum sağlamasını gerektiriyor. Gerçekten de araştırmalar, sanal satışların oranındaki artış ile son on yılda vergi öncesi kar marjlarındaki düşüş arasında ters bir ilişki olduğunu gösteriyor.

Perakendede başarı için, marjları koruma ve işleyişsel performansı iyileştirme önceliği, kâr ve zararda daha fazla görünürlük elde etmek için verilerle çalışmak anlamına geliyor. Verilere dayalı alınan kararlar, daha bilinçli yatırım alım satımlarının yürütülmesinde kritik öneme sahip olacak. Harcama üzerindeki baskının önümüzdeki aylarda daha da sıkılaşmasıyla birlikte, fiyat, hizmet ve kalitedeki iyi niyet ve çabanın kalpleri ve zihinleri kazandığı maliyet bilincine sahip tüketiciler, marjlar üzerinde daha fazla aşağı yönlü baskı oluşturuyor olacak.

Dijital dönüşümler ve perakendeye bir bakış

Covid’in büyük bir artısı -eğer varsa- perakendecilerin dijital dönüşüm yolculuklarının temelini oluşturacak kararların yıllar yerine birkaç ay içerisinde yaşanması olarak söylenebilir. Bu süreçte yeni ortaklıklar kuruldu, yeni iş modelleri ve yeni teknolojiler benimsendi. Ancak bu, başlangıçta olumlu bir ivmeye yol açarken, son olaylar, perakendede hala yaygın olarak kullanılan manuel yöntemlerin ve eski sistemlerin bir baskı altında olduğunu ve dijitalleşmenin daha kat etmesi gereken çok yol olduğunu belirtiyor.

Yoğun emek gerektiren telefon görüşmeleri, e-postalar ve elektronik tablolar aracılığıyla yürütülen iş süreçleri, perakendecilerin iş modellerini ve promosyonları gerektiği gibi yürütme becerisini engelliyor. Elbette, diğer pek çok sektörde olduğu gibi, teknoloji ve özellikle yapay zekâ, zaman alıcı veri işleme ve operasyon yönetimi yöntemleriyle ilişkili yükün kaldırılmasında etkili olacak.

Süreçleri hızlandırmak, anlık çözümler üretmek ve ekonomik güç daraldıkça daha karmaşık pazarlama kampanyalarını kullanabilmek için işleyişsel verimliliğe daha fazla yatırım yapılması gerekiyor. Başarılı perakendeciler, dijital geçişin temelini oluşturan etkili marj iyileştirme stratejilerini hızla uygulayanlar olacak. Çoğu perakendeci için bu stratejiler dijital pazarlama, tedarik zinciri optimizasyonu ve karma yönetim etrafında toplanıyor.

Akıllı ticaret: yapay zeka ve bulutun gücünden yararlanma

Perakendenin dijital dönüşüm yolculuğundaki ivmesi, giderek daha rekabetçi bir pazarda önde kalmalarına yardımcı olacak akıllı ticaret çözümlerine olan talebi artırıyor. Yapay zeka odaklı çözümler, verimliliği artırma ve yeni metotların üretimi için gerçek zamanlı verilerin kullanımına geçişi destekleyerek günümüzün karmaşık iş problemlerini çözmenin anahtarı olarak görülüyor.

Fiyatlandırma ve promosyonlar artık şirketlerin bulutlarında halihazırda bulunan verilerden elde edilen öngörülerle sağlanabiliyor. Satış noktası (POS yöntemi) verileriyle birleştirilmiş geçmiş satış verileri, perakendecilerin müşterilerin neyi ne zaman satın aldıklarını ilk elden görmelerini sağlıyor. ‘Sepet analizi’ gibi seçenekler, yılda 365 gün tüm mağazalar ve e-ticaret için ürün, sepet, mağaza, gün bazında satış işlemlerini detaylandırarak müşteri satın alımlarının ayrıntılı bir listesine bile izin veriyor.

Tüm verilerin, süreçlerin ve planlamanın bulutta birleşmesi, tedarik zinciri genelinde tüm ortakların aynı anda erişebileceği bir versiyon sağlıyor. Bu birleştirme, süreçleri hızlandıryor ve basitleştiriyor, böylece iş birliğini kolaylaştırıyor. Örneğin, iki taraflı tedarikçi iş birliği araçları, anlaşmaları planlamak, anlaşmak, finansmanı izlemek ve medya ve promosyonu yönetmek için perakendecileri ve satıcıları bir araya getiriyor.

Geleceğe yatırım yapmak ve perakendede başarı

Tüketici verilerinin analizi, perakende satışını anlamanın anahtarı. Perakende liderlerinin daha derin öngörüler elde etmek, müşteri ihtiyaçlarını tahmin etmek ve her etkileşim sırasında tedbirli bir şekilde satışı gerçekleştirmek için yapay zekadan yararlanmaları gerekiyor. Bir tarafta sanal devler ve diğer tarafta Kara Cuma gibi “deli indirim günleri” tarzında perakende pazarındaki ivme bozucuların büyümesini gördüğümüzden, şimdi rekabet avantajı yaratacak ve geliri artıracak sistemlere yatırım yapmak çok önemli.

Akıllı ticaret yazılımı SaaS’ın önemli bir avantajı, şirket içi gerekli harcama görüldüğünden uygun fiyatlı aylık taksitlerle ‘hizmet olarak’ satın alınabilmesi ve yüksek maliyetli ön ödemeler gerektirmemesi. Bulut,önemli bilgilerin şirket içi depolamaya ve manuel bakıma güvenmek yerine halihazırda güvenli, özel bir durumda saklanan bir veri merkezinde depolanmasına yardımcı oluyor. Düzenli yazılım güncellemeleri, sistemi güncel tutuyor ve böylece eski altyapıyı ortadan kaldıran son teknoloji bir çözüm ortaya çıkıyor.

Perakende sektörü bir dönüşüm sürecinden geçmeye devam ederken, işletmelerin karlılık konusunda daha detaylı ve veriye dayalı bir yaklaşım benimsemesi gerekiyor. Son teknoloji amaca yönelik ticari satış yazılımı, perakende sektörü için yeni bir şafağa işaret ediyor ve bu yolu seçenler için bulut ve yapay zeka güçlü müttefikler haline gelecek. İleri tahmin ve planlamanın yanı sıra satışları yönlendirme ve tedarik zinciri yönetiminin tüm yönlerini denetleme yeteneği ile akıllı mağazacılık yazılımı, perakende başarısının ve gelecekteki önemli büyümenin anahtarı.

Tommy Hilfiger Ürünleri Artık Kiralanabilecek

  • Tommy Hilfiger, Birleşik Krallık’ta sürdürülebilirlik ve döngüsel modaya olan bağlılığını artırmak için kiralama platformu Rotaro ile ortaklık kurdu.
  • 6 aylık pilot program, müşterilerin Tommy ürünlerini kiralayarak kullanabilmelerine olanak sunacak.

27 Temmuz 2022’de başlayacak olan altı aylık pilot program, İngiltere’deki tüketicilerin TommyXRomeo koleksiyonu, Tommy Jeans ve “türünün tek örneği” Tommy Hilfiger arşiv parçalarından ürünleri kiralamalarına olanak sağlayacak.

Lansman ayrıca, tüketicileri hızlı modadan ayrılmaya ve kendi kişisel tarzlarını denemek için Rotaro kiralama platformunu kullanmaya teşvik eden bir kampanya ile tamamlanacak.

tommy hilfiger ürünleri artık kiralanabilecek

Ortaklık, Tommy Hilfiger’ın Birleşik Krallık’taki ikinci pilot kiralama pilotu olma özelliğini taşıyor. Şirketin daha önce My Wardrobe HQ ile yaptığı işbirliğinin detaylarına buradan erişebilirsiniz.

Tommy Hilfiger Global ve PVH Europe Sürdürülebilir İş ve İnovasyon Başkan Yardımcısı Esther Verburg şunları söyledi: “Modanın geleceğinin döngüsel olduğunu biliyoruz ve buna inanıyoruz. Rotaro ile ortaklığımız döngüsel iş modellerini keşfetmede anlamlı bir adım daha. Statükoya meydan okumaktan ve müşterilerimize yeni ürün satın almaktan başka bir şekilde klasik Amerikan stilinin keyfini çıkarmaları için yeni bir fırsat sunmaktan heyecan duyuyoruz.”

Perakende markaları son dönemde küresel bazda kiralama platformları ile anlaşmalarını geliştiriyor.

Boyner Büyük Mağazacılık’da Üst Düzey Atama

Boyner Büyük Mağazacılık‘da üst düzey atama gerçekleşti.

Boyner’den yapılan açıklamaya göre, Emel Sayınataç, denetim, bankacılık, perakende sektörlerinde yönetim deneyimi ile Boyner Büyük Mağazacılık bünyesinde Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başladı.

Boyner bu atama ile kadın genel müdür yardımcısı oranını %60’a ulaştırmış oldu. Şirket toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında yaptığı çalışmalarla kadınların çalışma hayatında daha aktif rol almalarını desteklemesi ile biliniyor.

Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü mezunu olan Sayınataç, lisans eğitiminin ardından University of Reading’de Risk Yönetimi programını tamamladı. Ayrıca The Institude of Internal Auditors’tan Uluslararası İç Denetçi (CIA) lisansını aldı. Profesyonel iş yaşamına 1993 yılında Price Waterhouse Coopers’ta Denetim Uzmanı olarak başlayan Sayınataç, sırasıyla Finans Yatırım ve Egebank’ta Bütçe ve Raporlama Müdürü, TAIB Yatırım Bank’ta İç Denetim Müdürü olarak görev aldı.

2005 yılında Sabancı Grubu’na geçerek TeknoSA’da Finans Müdürlüğü ve KlikSA’da Finans Direktörlüğü görevlerini üstlendi. 2017 yılında Altınbaş Grubu’na katılan Sayınataç, Alpet’te Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı olarak kariyerine devam etti ve Temmuz 2022 itibarıyla Boyner Büyük Mağazacılık bünyesinde Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmalarını sürdürecek.

Merkez Bankası Verilerine Göre Türkiye Perakende Sektörü Görünüm

cem ulker

Merkez bankasının yayımlamış olduğu sektör bilançoları raporunda perakende sektörü ticaret (motorlu kara taşıtları ve motosikletler hariç) başlığı 2009-2020 yılları verileri incelenmiştir.

  • 2020 yılında 91.312 adet firmayla bu çalışma yapılmıştır.
  • 2020 yılında 91.312 firma yaklaşık 755,9 milyar TL ciroya ulaşmıştır.
  • 2020 yılında 91.312 firmada yaklaşık 1 milyon çalışan vardır.

Örneklem büyük olduğu için sektör ortalamasını gerçeğe çok yakın gösterdiğini düşünüyorum.

4 ana başlıkta bu analiz yapılmıştır.

  1. Merkez Bankası Verilerine Göre Türkiye Perakende Sektörü Görünümü
    2020 yılın bu çalışmaya ölçek bazında kaç firma katıldı, ölçek bazında firma çalışan sayısı ve net satışların verisi sunulmuştur.
  2. Gelir, Satış Maliyeti, Karlılık Analizi
    2009 – 2020 yılları arasında net satışlar, ölçek bazında net satışların dağılımı, brüt karlılık, brüt karlılık oranı, net karlılık ve net karlılık oranı sunulmuştur.
  3. Likitide Oranlar
    Cari oran, nakit oranı, likitide oranı ve stok bağlılık oranı sunulmuştur.
  4. Sonuç
    Sektör ortalaması ile borsaya açık perakende şirketleri kıyaslanıp sonuç kısmı oluşturulmuştur.

Merkez Bankası Verilerine Göre Türkiye Perakende Sektörü Görünüm

2020 yılı sonu itibariyle merkez bankasının incelediği firma sayısı 91.312’dir. Bunların hukuki yapısı da aşağıdaki gibidir.

merkez bankası verilerine göre türkiye perakende sektörü görünüm

Firma büyüklüğüne göre firma sayılarına ve personel adetlerine baktığımızda,

İncelenen 91.312 adet firma için,

  • Mikro firma başına düşen personel sayısı 2
  • Küçük firma başına düşen personel sayısı 13
  • Orta firma başına düşen personel sayısı 67
  • Büyük firma başına düşen personel sayısı 1.389
mb2
mb3
merkez bankası verilerine göre türkiye perakende sektörü görünüm 27

Firma büyüklüğüne göre net satışlara baktığımızda,

  • Mikro firma başına düşen net satış 948 bin TL
  • Küçük firma başına düşen net satış 11,9 milyon TL
  • Orta firma başına düşen net satış 63,2 milyon TL
  • Büyük firma başına düşen net satış 1 milyar TL
mb4

91.312 firmanın yıl sonunda karlılık durumu incelediğinde 54.718 adet firma kar etmiş, 33.947 firma ise zarar açıklamıştır.

  • Mikro firmaların %53,3’ü kar açıklarken %43,1’i zarar açıklamıştır.
  • Küçük firmaların %85,1’i kar açıklarken %14,64’ü zarar açıklamıştır.
  • Orta firmaların %84,2’si kar açıklarken %15,7’si zarar açıklamıştır.
  • Büyük firmaların %78’i kar açıklarken %21,7’si zarar açıklamıştır
mb5

Gelir, Satış Maliyeti, Karlılık Analizi

Yıllar bazında incelenen firma sayılarında artış azalış olmasından kaynaklı gelir tablosundaki veriler tam karşılaştırılamasa dahi örneklem sayısı yüksek olduğu için sapmaya çok sebep olmayacaktır.

mb6

Sütun grafikler her bir yıl içerisindeki net satışların toplam içerisindeki payını göstermektedir. Büyük olarak nitelendirilen ölçek payı 2009 yılında %31,4 iken 2020 yılında %48,2’ye yükselmiştir. Burada en fazla payı mikro ölçekten almıştır. Pazarın geleneksel perakendeden organize perakende sektörüne doğru yöneldiği anlamını çıkarabiliriz.

mb7

2020 yılı sonunda 756 milyar TL’lik sektör büyüklüğüne ulaşılmıştır. Son 3 yıllık sektör büyümesine baktığımızda yaklaşık %15‘dir.

mb8

2020 yılı sonunda 756 milyar TL’lik sektör büyüklüğüne ulaşılmıştır. Son 3 yıllık sektör büyümesine baktığımızda yaklaşık %15‘dir.

2011 yılı,

  • Net satışlardaki değişim oranı, %23,1
  • Satışların maliyeti değişim oranı, %23,3

2017 yılı,

  • Net satışlardaki değişim oranı, %20,1
  • Satışların maliyeti değişim oranı, %20,3

2020 yılı,

  • Net satışlardaki değişim oranı, %14,0
  • Satışların maliyeti değişim oranı, %15,4
mb9

Net satışların büyük ölçekli firmalara yönelmesinin bir sonucu olarak büyük ölçekli firmalar brüt karlılıklarını da arttırmıştır. Bunun sadece net satışların büyük ölçekli firmalara yönelmesiyle değil brüt karlılık oranlarına bakarak daha doğru açıklayabiliriz. 2020 yılı brüt karlılık oranlarını incelediğimizde,

  • Mikro brüt karlılık oranı %14,3
  • Küçük brüt karlılık oranı %11,5
  • Orta brüt karlılık oranı %13,3
  • Büyük brüt karlılık oranı %25,1’dir. Geçmiş yıllarda da brüt karlılık oranları benzer seyirdedir.
mb10
merkez bankası verilerine göre türkiye perakende sektörü görünüm 28

2016 yılından itibaren brüt karlılık %18 ve üzerinde gerçekleşmektedir. Satışların maliyeti değişiminin net satışlar değişimden daha yüksek olduğu yıllarda bir önceki yıla göre brüt karlılık oranı azalmıştır.

mb11

Son 12 yıldan beri dip toplamda sadece 1 yıl (2016) net zarar açıklanmıştır, kalan yıllar net karlılık açıklanmıştır. Son iki yıla bakıldığında ise net karlılık %0,9 seviyesine oturmuştur.

2020 yılında,

  • Mikro, net karlılık oranı -1,2%
  • Küçük, brüt karlılık oranı 1,1%
  • Orta, brüt karlılık oranı 1,4%
  • Büyük, brüt karlılık oranı 1,1%’dir
mb12

Likitide Oranlar

mb13
mb14

Sonuç

2020 yılında 91.312 adet firma incelendiğinde 755,9 milyar TL ciro yapıldığı analiz edilmiş olup 140,6 milyar TL brüt kar ve 14,4 milyar TL net kar elde edildiği görülmüştür.

2020 yılı verilerine göre sektör ortalamasıyla şirketlerin net kar marjı ve brüt kar marjı verileri kıyaslandığında ise,

Sektör ortalamasına göre net kar marjı ve brüt kar marjı yüksek olan şirketler,

Sektör ortalamasına göre net kar marjı düşük ama brüt kar marjı yüksek olan şirketler,

Sektör ortalamasına göre net kar marjı yüksek ama brüt kar marjı düşük olan şirketler,

Sektör ortalamasına göre net kar marjı ve brüt kar marjı düşük olan şirket,

  • Bizim Toptan
mb15 2

Sektör ortalamasıyla ilgili şirketlerin verileri kıyaslandığında sonuç aşağıdaki tablo gibi çıkmaktadır.

Cari Oran = Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli Yükümlülükler

Likidite Oranı = (Dönen Varlıklar – Stoklar) / Kısa Vadeli Yükümlülükler

Stok Bağlılık Oranı = (Kısa Vadeli Yükümlülükler – (Nakit ve Nakit Benzerleri)) / Stoklar

Not: Şirket bazında cari oran, likidite oranı %100 altında olan veriler renklendirilmiştir.

Borsaya açık perakende şirketlerinin çoğunun dönen varlıklarıyla kısa vadeli borçlarını karşılamakta zorlandıkları, dönen varlıktan stoklar çıkarıldığında ise durumun daha zor olduğu yorumu yapılabilir. Stok bağlılık oranına bakıldığındaysa sadece Vakko’nun sonucunun pozitif olduğu, diğer firmaların stoklarının kısa vadeli borçlarını(nakit ve nakit benzeri çıkarıldıktan sonra) karşılayamadığı yorumlanmaktadır.

mb16
merkez bankası verilerine göre türkiye perakende sektörü görünüm 29

Amazon, Tüketici Sağlığı Pazarına Giriyor

  • Amazon, One Medical’i satın alarak tüketici sağlığı pazarına giriş yapıyor.
  • Buna göre Amazon, hem tele sağlık hem de yüz yüze sağlık hizmetinin birinci basamağı için Amerika’da hizmet verecek.

Amazon, yüz yüze, dijital ve telesağlık hizmetlerini birleştiren “teknoloji destekli ulusal birinci basamak sağlık kuruluşu” One Medical’i satın almak için bir anlaşmaya vardığını açıkladı.

One Medical’in hissedarları ve federal düzenleyiciler tarafından onaylandığı takdirde, 3,9 milyar dolarlık anlaşma, Amazon’un tüketici sağlığı pazarında büyük bir yıkıcı güç olma konusunda ciddi olduğunu açıkça ortaya koyuyor. 

amazon, tüketici sağlığı pazarına giriyor

Amazon Sağlık Hizmetleri Kıdemli Başkan Yardımcısı Neil Lindsay, “Sağlık hizmetlerinin yeniden keşfedilmesi gereken deneyimler listesinde üst sıralarda yer aldığını düşünüyoruz” dedi. “Randevu almak, haftalar hatta aylarca muayene olmak için beklemek, işten izin almak, kliniğe gitmek, park yeri bulmak, bekleme odasında beklemek, sonra da doktorla çok aceleye gelen birkaç dakika için muayene odasında beklemek. Ardından eczaneye giderek ilaçları tedarik etmek… Tüm bu süreçlerde hem deneyimin kalitesini artırmak hem de insanlara değerli zamanlarını geri vermek için birçok fırsat görüyoruz.”

Tüketici sağlığını odağına alan tek perakendeci Amazon değil

Amazon, önceden sınıflandırılmış reçeteli ilaçları müşterilere kapalı olarak teslim eden çevrimiçi bir eczane olan Pillpack’i satın alarak 2018’de de sağlık sektörüne bir yatırım yapmıştı.

Bu anlaşmadan 2 yıl sonra Prime üyeleri için iki günlük ücretsiz kapıda eczane uygulaması başlatılmıştı.

One Medical’in planlanan satın alınması, Amazon’un hem tele sağlık hem de yüz yüze hizmetlerden yararlanan birinci basamak sağlık hizmetlerine ilk katılımı da olmayacak. İlk olarak 2019’da çalışanlar üzerinde test edilen Amazon Care hizmeti, 20’den fazla şehirde faaliyet gösteren fiziki kliniklere sahip olma planlarıyla genişletiliyor.

Bu sektöre yönelen tek perakendeci Amazon da değil üstelik.

Walmart geçen yıl ülke çapında sanal tıbbi ve zihinsel sağlık hizmetleri sunan bir şirket olan MeMD’yi satın aldı. Bu satın alım, şirket tarafından işletilen kişisel Walmart Sağlık merkezlerinin tamamlayıcısı olarak görülüyordu.

Hepsiburada’nın Yeni CEO’su Nilhan Onal Olacak

1 Ocak 2023 tarihi itibariyle Hepsiburada’da bayrak değişimi yaşanacak. 2019 yılından bu yana şirketin CEO’luk görevini yürüten Murat Emirdağ, bu tarih itibariyle bayrağı kendi isteği ile Amazon’un global üst düzey yöneticilerinden Nilhan Onal‘a devredecek. Murat Emirdağ ise, görevine Hepsiburada Yönetim Kurulu Üyesi olarak devam edecek.

Nilhan Onal, öncesinde 7 yıl boyunca Amazon’un Avrupa’da tüketici elektroniği, sigorta, giyim ve ayakkabı gibi önemli kategorilerini yönetmiş aynı zamanda Amazon Shipping şirketini kurmuştur. Amazon’dan önce 10 yıl boyunca da Procter&Gamble bünyesinde de gıda ve kozmetikten ev bakım ürünlerine kadar birçok kategoride yöneticilik yapmıştır.

hepsiburada'nın yeni ceo'su nihan onal olcacak
hepsiburada'nın yeni ceo'su nilhan onal olacak 32

Hepsiburada kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan, Murat Emirdağ’a son dört yıl boyunca Hepsiburada ve Türkiye dijital ekosisteminin gelişimindeki önemli dönüm noktalarında sergilediği güçlü liderlik için teşekkür etti. Nilhan Onal’ın Hepsiburada’nın yeni dönemine liderlik edecek olmasından büyük heyecan duyduğunu belirtti.

Nilhan Onal yeni göreviyle ilgili yaptığı açıklamada “Hepsiburada’nın başarı hikâyesinin bir parçası olmanın, bu önemli ve gurur verici görevle Türkiye’ye dönmenin mutluluğunu yaşıyorum. Hepsiburada’nın müşterileri için güvenilir, yenilikçi ve samimi bir yol arkadaşı olma misyonunun geçmişteki ve gelecekteki başarısının anahtarı olduğuna inanıyorum. Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden Hepsiburada’nın üstün hizmet ve kalite anlayışını harika ekip arkadaşlarımla birlikte daha da ileriye götürmesine, bu anlayışı farklı ülkelere taşımasına ve ekosistemiyle birlikte büyüyüp gelişmesine liderlik edeceğim için heyecanlıyım” dedi.

Murat Emirdağ ise “Dört yıllık CEO’luk görevim süresince kurucumuz, Yönetim Kurulu üyelerimiz ve takım arkadaşlarımızla birlikte Hepsiburada’nın değerli müşteri ve iş ortaklarına hizmet etmek benim için bir onurdu. Yıl sonu itibarıyla görevime Yönetim Kurulu üyesi olarak devam edeceğim. Nilhan Onal’ın Hepsiburada’nın hikâyesine çok önemli katkılar yapacağına eminim. Hepsiburada, güçlü temelleri ve sektördeki konumuyla tüm paydaşları için değer ve fark yaratmaya devam edecektir” dedi.

Haftanın Mağaza Açılışları

Her hafta düzenli olarak sizlerle paylaştığımız haftanın mağaza açılışları listemizi, geçen hafta bayram dolayısı ile sizlerle paylaşamamıştık. Bu nedenle bugünkü listemiz bayram öncesi mağazaların bilgilerini de içeriyor.

Bir önceki haftanın mağaza açılışları listemize buradan erişebilirsiniz.

İşte bu haftanın mağaza açılışları

In Street – İstanbul Havalimanı

haftanın mağaza açılışları

Mağaza açılışları hızla ilerleten InStreet, İstanbul Havalimanı iç hatlar mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Marka 2025 yılında 400 mağazaya ulaşmayı hedefliyor.

Chakra – Zekeriyaköy

chakra magaza 2

Son zamanlarda açılışları hızlanan markalardan biri olan Chakra, Zekeriyaköy mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Bu mağaza aynı zamanda markanın 45. mağazasını oluşturuyor.

Boris Becker – Suadiye

boris magaza

Boris Becker, İstanbul’daki ilk mağazasının açılışını Suadiye’de gerçekleştirdi.

Madame Coco – Alanya

madamecoco magaza 1

Yine mağaza açılışları hızlı ilerleyen markalardan biri Madame Coco, Alanya Güzeller Caddesi mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Pierre Cardin – Samsun Piazza AVM

pierrecardin magaza

Pierre Cardin kadın & erkek koleksiyonu ile mağazasını Samsun Piazza AVM’de gerçekleştirdi.

Depomaxx – Ayvalık

depomax magaza

Son dönemde mağaza açılışları hızlı olan yeni markalardan biri Depo Maxx, art arda mağaza açılışlarını görmeye başladığımız marka Ayvalık Cadde mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Ono Optik – Esas 10 Burda AVM

ono magaza

Ono Optik Esas 10 Burda AVM’deki mağazasının açılışını geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdi.

Listede markanıza ait mağazaların yer almadığını düşünüyorsanız, “[email protected]” adresi üzerinden bülten gönderimlerinizi bize yapabilirsiniz.