Ana Sayfa Blog Sayfa 446

Yaz Boyunca Satışlarda Black Friday Etkisi Görür müyüz?

Mağazaların Mart ayında kapanışlarını gerçekleştirmeye başlamaları ile birlikte, geçen zaman içerisinde sezon ürünlerinin neredeyse tamamı stoklarda kaldı.

Özellikle giyim doğal olarak mevsimlere çok bağlı olduğundan, stokların kısa süre içerisinde envanterden çıkarılması gerekmektedir. Bu da elbette en hızlı yöntem ile indirim anlamına geliyor.

Moda perakendecileri, bu süre içerisinde online kanalda indirimler yolunda gitseler de mağazaların açılışı ile birlikte bu oranların daha da artacağı bekleniyor.

mağaza

Düşük fiyatlar tüketiciler tarafından her zaman memnuniyetle karşılansa da, perakendeciler genellikle indirim konusunda isteksizdir. Nitekim sürekli indirim ve promosyonlar kar marjını azaltarak marka kazancına beklenenden fazla zarar verebilir. Üstelik marka stratejisinin de dışında hareket edilmesine sebep olur.

Moda markaları, büyük indirimler dışında envanteri boşaltmak için çok az seçeneğe sahiptir. Bazıları daha az mevsimsel olan ürünleri gelecek yıl mağazalara geri getirmeye karar verebilir.

Bunu değerlendiren moda markaları da yok değil, fakat müşteri talebinin yıldan yıla değişiklik gösterdiği sektörde bir yıl sonrasına ürün saklamak çok güvenli bir seçenek olarak görülmüyor.

Bazı markalar bu süre zarfında yeni dönem siparişlerini ertelemeyi tercih ederken, çoğunlukla yeni sezon siparişleri verildi. Fakat tedarikçilere olan ödemeler konusunda ciddi sıkıntı ve terminler bekleniyor.

Alışveriş Merkezlerinin ve perakende mağazalarının açılışı ile birlikte, yaz döneminde uzun süren bir Black Friday etkisi mağazalarda bekleniyor bu süre içerisinde. Bu beklentinin cevabını ise ilk birkaç hafta içerisinde yüksek oranda alacağız.

Markaların yeni dönemde ürün satış fiyatları ve stratejileri üzerine bu hafta içerisinde incelemelerimizi yayınlayacağız.

4 – 10 Mayıs Haftalık Sektör Değerlendirmeleri

Bu hafta yine birçok sektörde yeni döneme geçiş üzerine değerlendirmeler yaptık. Açılan mağazalar, sektörlerin durumu ve beklentiler üzerinde yorumlarda bulunduk.

Yurt dışındaki ve yurt içindeki sektörlerin durumu ile ilgili karşılaştırmalar yaptık. Bildiğiniz üzere haftanın sektör değerlendirmeleri yazı dizimizde her pazar, o hafta boyunca değerlendirilen en önemli konuları derleyerek sizlerle paylaşıyoruz.

Bu haftanın değerlendirmelerini aşağıdaki şekilde derledik. İyi okumalar, iyi pazarlar.

Perakende ve Alışveriş Merkezleri Başarısız Bir Sınavın İçinde. Bu Savaş Ne Zaman Bitecek?

1
4 - 10 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 8

Çin ve ABD’de Restoranlar için Alınan Önlemler Yol Gösterici

2
4 - 10 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 9

Kriz Döneminde Duygusal Zindeliğinizi Güçlendirmek için 4 Zihinsel Egzersiz

3
4 - 10 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 10

Hem Kapalı Eğlence Alanları Hem de Temapark’lar için Disney’den Kötü Haber

4
4 - 10 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 11

Fiziksel Perakendede Asıl Konumuz Tüketici Davranışları Değil ‘Şartları’

5
4 - 10 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 12

McKinsey Moda Endüstrisi İçin Salgın Sonu Tahmini Yayınladı

6
4 - 10 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 13

Bu haftalık sizler için derlediğimiz sektörel yazılarımız bu şekilde. Haftaya tekrar görüşmek üzere.

Sağlık Bakanlığından ‘AVM ve AVM İçerisindeki İş Yerlerine Yönelik Önlemler’ Genelgesi Yayınlandı

11 Mayıs Pazartesi günü itibari ile Türkiye’de birçok Alışveriş Merkezi ve perakende mağazası normalleşme sürecinde açılışlarını gerçekleştirecekler.

Bu bağlamda AVM’lerin hazırlıklarını tamamlama süreci ile ilgili daha önceki yazılarımızda sizlerle değerlendirmeler yapmıştık.

Fakat tüm sektör açılış sonrası süreç ile ilgili Sağlık Bakanlığından genel kurallar ile ilgili bir açıklama bekliyordu ki, bugün o genelge yayınlandı.

AVM Giriş – Çıkış Kapıları ve Genel Alanlara Yönelik Öneriler

AVM’lerde ortam havalandırmasına yönelik önlemler

AVM’deki İş Yerlerine Yönelik Öneriler

Mal Kabul Alanlarına Yönelik Öneriler

Müşterilere Yönelik Öneriler

Personeli Korumaya Yönelik Önlemler

Güvenlik Görevlilerini Korumaya Yönelik Önlemler

Ortam Temizliği, Dezenfeksiyonu ve Havalandırma

Başlıkları altında toplanan önlemler genelgesine aşağıdaki link üzerinden ulaşabilirsiniz.

İncele

Bu Yüz Maskeleri İşitme Engellilerin Korona Günlerinde Hayatını Kolaylaştırmak için Tasarlandı

Yüz maskeleri bugün tüm dünyada sıradan bir manzara haline geldi. Ancak bez maskeler yüzün yaklaşık yarısını gizler, bu da insanların söylediklerini yorumlamak için dudak okumak zorunda olan işitme engelliler için önemli bir sorun teşkil eder.

Mart ayında Kentucky’deki bir üniversite öğrencisi , dudakların üzerine şeffaf bir plastik pencere ekleyerek işitme engelli kişilerin aileleri için bir maske yarattı.

Koronavirüs krizi, tasarım endüstrisine bir takım zorluklar sundu – ve insanlar, son derece hızlı bir çözüm bulmak için inanılmaz bir yetenek gösterdi. Ancak bazı toplulukların hala göz ardı edildiği gerçeği, hala iyileştirilmesi gereken çok alan olduğu aşikar.

Bu tarz duyarlı tasarımları sanırım daha fazla düşünmemiz gerekiyor bu süreçte.

yüz maske

Bu Piknik Örtüsü Koronavirüse Karşı Sosyal Mesafeyi Koruyor

Şimdi ne ara pikniğe geçtiniz diyebilirsiniz elbette fakat, ilerisi için pratik önlemler üretmek, e biraz da gülümsemek hakkımız 🙂

Yurt dışında park ve sosyal alanların artması ile, sosyal mesafenin açık alanlarda korunamadığını gözlemleyen bir tasarımcı koronaya uygun bir piknik örtüsü tasarladı.

“Here Comes the Sun” adını verdikleri bu tasarım, aslında çevresi etrafında dört eşit mesafede çember bulunan, iki metrelik büyük bir kumaş halkası.

piknik örtüsü 1
piknik örtüsü 2
bu piknik örtüsü koronavirüse karşı sosyal mesafeyi koruyor 17

Kim bilir belki de evde yapabileceğimiz bu basit örtü, Moda sahillerinin bu yıl görünürlerinden olur ne dersiniz?

Koronavirüs Otel Endüstrisinde Otomasyonun Benimsenmesini Hızlandıracak mı?

Normalleşme sürecinin ilerleyen aşamalarında; oteller ve konaklama sağlayıcıları temiz ve güvenli olduklarını kanıtlamaya çalışacaklarından, yaşanacak en büyük zorluklardan birinin tüketici güveni olacağı muhtemeldir.

Sosyal mesafe gibi kuralların, toplu alanlarda uygulanabilir olmasının en güvenilir yollarından biri hiç şüphesiz otomasyon sistemleri ile gerçekleşebilir. Diğer bir deyişle, konuklar ve otel personeli arasındaki iletişimi en aza indirmek.

Sosyal mesafe çağında otomasyon

Bazı otel zincirleri, konukların sorunsuz bir şekilde giriş ve çıkış yapmalarını sağlamak için mobil uygulamalar ve dijital anahtarlar gibi temassız teknolojiyi zaten kullanıyorlardı. Hilton’un dijital anahtarı, konukların akıllı telefonlarını bir oda anahtarı olarak kullanmalarını sağlayan en bilinen örneklerden biridir.

hilton

Bu noktada ülkemizde uygulanan çok fazla bir kullanım söz konusu değil. Fakat elden ele dolaşan kartlar yerine, basit bulut tabanlı bir otomasyon sistemi ile otomatik check-in uygulamasına geçmek; hem gereksiz temas, hem müşteri deneyimi, hem de personel iş gücünün azaltılması yönünde avantajları beraberinde getiriyor.

Koronavirüs, otel endüstrisindeki birçok kişi için istihdam kaybına neden olduğunda, işleri daha da ortadan kaldırabilecek teknolojiye yatırım yapmak biraz çelişkili görünebilir evet. Fakat sosyal mesafenin uzunca bir süre hayatımızda olacağı bir gelecekte, teknoloji odaklı standarda açıkça adapte olan otellere yönelik tüketici talebinin değiştiğini kuşkusuz göreceğiz.

Aynı zamanda, otomasyon insan rollerinin tamamen ortadan kaldırılmasına değil, kaynakların diğer alanlara kaymasına da neden olur. Örneğin salgından bu yana, New York’taki Four Seasons gibi oteller, kahvaltı büfelerini tek kişilik servis kutuları ile değiştirdi ve personeli kendilerine yardım etmelerine izin vermek yerine misafirlere hizmet etmek için görevlendirdi.

Temassız oda servisi

Özellikle kişi ile iletişime geçmeden yiyecek ve içecekleri kapıya bırakarak teslim etme şekli, önümüzdeki süreçte karşılaşacağımız oda servislerinden biri olarak görünüyor.

Çin’de, oteller deneyimi daha güvenli ve daha akıcı hale getirmek için teknolojiden yararlanıyor. Örneğin, Wuhan’daki Hotel Quanji, yiyecek ve diğer temel malzemeleri sağlamak için hizmet robotlarını kullanıyor, yani konukların personel ile sıfır etkileşime girmesini sağlıyor.

Tabi ülkemizde en önemli sorulardan biri de havuz ve denizde su teması ile virüsün bulaşıp bulaşmayacağı yönünde. Bu konuda ciddi tartışmalar, yazın yaşanacak ziyaret oranlarını yüksek oranda etkileyecektir.

Yakın gelecekte koronavirüs, otel ve ağırlama endüstrisini yeni çalışma uygulamalarına adapte olmaya zorlayarak, otomasyonun ön planda olduğu, minimum temas, maksimum hijyen kuralları ile şekillenmeye mecbur bırakacaktır.

Covid-19 Davranışlarımızda Neleri Değiştirdi? İstatistikleri İnceleyelim

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Covid-19 salgını küresel bir salgın ilan etmesinden bu yana yaklaşık sekiz hafta geçti. Bu dönemde bir çok alanda sayısız değişikliklere şahit olduk.

Markalar ve perakendeciler kısa süre içerisinde tüm noktalarını kapatmak zorunda kaldı. Bu da pek çok tüketici için zorunlu bir yönelim değişikliğine sebep oldu.

Aşağıdaki veriler küresel olarak 20’den fazla ürün kategorisinde, Mart ve Nisan aylarında 2019’daki aynı zaman dilimiyle 2020’nin karşılaştırma verilerini bizlere sunuyor.

Mart 2020’de insanlar nasıl alışveriş yaptılar?

Mart 2020’deki kilitlenmenin ilk aşamalarında, elde edilen veriler, müşterilerin çevrimiçi alışverişi gerçekten kucaklamaya başladığını ve evde uzun süre geçirdikleri için kendilerine yönelmeye başladığını gösteriyor. 

Mart 2020’de Mart 2019’a karşı çevrimiçi siparişlerde küresel olarak %21’lik bir artış gözlemlendi. Çevrimiçi kanala yönelen tüketiciler için, Mart 2020 ile Mart 2019 arasında karşılaştırıldığında, sayfa görüntülemelerinde %25 artış gördük.  Bunun nedeni, tüketicilerin yeni ürünleri aramak zorunda kaldıkları sürenin artması, artık çoğunlukla evden kalmaları ve sınırlı ürün mevcudiyeti nedeniyle aşina olmadıkları markaları satın almaları olabilir.

sayfa görüntülenme
covid-19 davranışlarımızda neleri değiştirdi? i̇statistikleri i̇nceleyelim 21

Neredeyse her ürün kategorisi için sayfa görüntülemelerinde ve sipariş sayısında bir artış gördük. İnsanların bu ay içerisinde ihtiyaçlara öncelik verdiğini, kendilerini ve ailelerini eğlendirmenin yollarını aradıklarını görmek bizim için sürpriz olmadı.

Giyim ve aksesuar ürünleri için veriler ise geçen yıl ile aynı, ancak satın alma davranışlarında azalmalar gözlemlendi.

Nisan ayında ne değişti?

Verileri bir önceki aya göre karşılaştırırsak, Nisan istatistiklerinin Mart ayına göre daha hızlı büyüdüğünü görebiliriz. Sayfa görüntülemelerinin ve sipariş sayısının sırasıyla %75 ve %95 artışla yukarı yönlü ivmelendiğini gözlemledik bu süreçte.

sayfa görüntülenme2
covid-19 davranışlarımızda neleri değiştirdi? i̇statistikleri i̇nceleyelim 22

Veriler, sayfa inceleme sayısının arttığını ve Nisan ayının yıllık %32 artış gösterdiğini gösteriyor.  Alışveriş yapan kullanıcılar satın aldıkları ögelerin sayısını artırdıkça, markaların eposta etkileşimlerinde de paralel bir artış gözlemlendi.

Yine markalarla olan ürün bazlı etkileşimlerinde (yorumlar, ürün incelemeleri vb.) %54’lük bir artış yaşandığı gözlemlendi.

İnceleme ve soru sayısındaki bu artış, markaların artık her zamankinden daha fazla müşterileriyle etkileşim kurması gerektiğini gösteriyor.

Nisan ayının sonunda, en fazla sayıda sayfa görüntülemesinde oyuncak ve oyun, sanat ve eğlence, hayvan ve evcil hayvan malzemeleri, iş ve sanayi ve spor malzemeleri görüyoruz. Çünkü insanlar evde daha uzun süre harcamaya alıştıkça, ihtiyaç aşamasını geçerek farklı kategorilere öncelik vermek istemişlerdir.

Alışveriş yapanlar için en önemli öncelikler

İnsanların görüntülediği ve satın aldığı ürünlerin yanı sıra Covid-19’un bir sonucu olarak tüketicilerin öncelikleri de değişiyor. Econsultancy’nin araştırmasına göre, pandemiden önce, katılımcıların satın almadaki ana öncelikleri kalite (%48), fiyat (%47) ve marka (%24) iken; şimdi, çoğunlukla kullanılabilirlik (%49), fiyat (%36) ve kalite (%34) üzerine odaklanıyorlar.

Katılımcıların yarısından fazlası (%58), satın almaya çalıştıkları mağazalarda ürün sıkıntısı yaşadıklarını söylüyor. Bu, tüketicilerin daha önce satın almadıkları yeni markaları denemeleri için önemli bir zaman ve fırsat yaratıyor.

McKinsey Moda Endüstrisi İçin Salgın Sonu Tahmini Yayınladı

2.5 trilyon dolarlık moda endüstrisi, 2020 için çift haneli kayıplar bekliyor. Özellikle lüks tüketim markalara ve gelişmekte olan ülkelerdeki tekstil işçilerine yüksek oranda yansıyacak dramatik bir dönüş bekleniyor sektörde.

McKinsey’nin Business of Fashion raporu öngörülmeyen bu krizi “finansal piyasaları bozan, tedarik zincirlerini yükselten ve küresel ekonomi genelinde tüketici talebini ezen” bir “kara kuğu” olayı olarak tanımlıyor.

Salgının finanstan turizme birçok sektörü ciddi anlamda etkileyeceği beklenen bir olgu iken, rapora göre ihtiyari doğası gereği modanın özellikle savunmasız olduğunu belirtiliyor. Kasım 2019’da yayınlanan aynı raporun bir güncellemesi olan sonuçlar, küresel salgının sona ermesini takip eden 12-18 aylık dönemde moda endüstrisinin nasıl görüneceğine dair bir projeksiyon sunuyor.

Küresel moda endüstrisinin (hazır giyim ve ayakkabı) 2020 yılında bir önceki yıla göre gelirler açısından %27 ile %30 oranında bir düşüş yaşaması bekleniyor. Kişisel lüks eşya endüstrisi için tablo ise %35 ile %39 arasında bir daralma olarak tahmin ediliyor.

Rapor, önemli sayıda küresel moda şirketinin önümüzdeki 12 ile 18 ay içinde iflas edeceğini öngörüyor. Buna ek olarak, mağaza kapanışları ve sipariş iptallerinin, “dünya çapında perakende mağazalarında milyonlarca iş kaybına yol açması bekleniyor.

Raporda, “Moda yöneticileri şu anda kriz yönetimine odaklanıyor, ancak artık endüstrinin yeniden tasarlanmasına odaklanmaları gerekiyor” diyor. McKinsey raporu, “endüstrinin birbirine bağlılığının” işletmelerin ileriye dönük planlamalarını zorlaştırdığını belirtiyor.

Raporda, pandeminin süresi ve nihai şiddeti bilinmemekle birlikte, moda endüstrisinin mücadelenin başlangıcında olduğu yorumu yapılıyor. Hem arz hem de talebe darbe sonrası darbeye neden olan pandemi, endüstri için inanılmaz bir fırtına yarattı. Endüstri birden fazla cephede krizleri yönetmeye çalışırken büyük bir baskı altında…

ürün moda
mckinsey moda endüstrisi i̇çin salgın sonu tahmini yayınladı 24

Değişim fırsatı

Harcamalarda sürekli bir durgunluk ve kanallar arasında talebin azalması, koronavirüs sonrası dünyayla başa çıkmak için bir silah çağrısı görevi de görüyor. Rapor, moda endüstrisinde daha sürdürülebilir, daha verimli ve tüketicilerle daha iyi bağlantı kurmak için yeni bir fırsat ortaya çıktığını savunuyor.

Raporda, “koronavirüs moda endüstrisine endüstrinin değer zincirini tamamen sıfırlama ve yeniden şekillendirme şansı ve aynı zamanda öncelikli değerleri yeniden değerlendirme fırsatı sunuyor” diyor.

Markalar, tedarikçiler, yükleniciler ve mülk sahipleri arasındaki işbirliği kaçınılmaz. Bu süreçte birlikte hareket edemeyen işletmelerin ayakta kalamayacağı çok açık.

Her ne kadar zor olsa da kriz, endüstriyi değişime sokacak bir katalizör etkisi gördü. Tüm sektörler için koronavirüs sonrası dünyaya hazırlanma zamanı. Başarılı ve başarısız örnekleri yaşayarak göreceğiz.

Tedarik Zinciri Otomasyonunun Geleceği

Koronavirüs sürecinde en fazla etkilenen ve önümüzdeki süreçte yatırımların en fazla arttırılacağı sektörlerden biri hiç şüphesi tedarik zinciri oldu.

‘Satmaya’ odaklanmaktan sıyrılıp, ‘taşıma ve depolamaya’ odaklanacağımız günler yakında.

Bu nedenle, dünyanın dört bir yanındaki şirketler, otomasyonun ön plana çıktığı depo ve dağıtım sistemlerini yeniden düzenlemeye çalışıyor.

Bu yazımızda küresel tedarik zincirinin pandemi süreci içerisindeki durumu ve gelecekteki fırsatları konuşalım istedik sizlerle.

İlk olarak küresel endüstri yatırımı bu yıl hangi alana yatırım yapmak istersiniz sorusunun cevabını inceleyelim.

otomasyon1
tedarik zinciri otomasyonunun geleceği 27

Yukarıda göründüğü gibi depo operasyonu listedeki diğer teknolojilerden daha fazla yatırım ayrılacak bir orana doğru yükselmiştir. Çünkü şirketler bu yıl içerisinde teslimat sürelerini kısaltmayı ve toplam marjları iyileştirmeyi amaçlamaktadır.

Ülkemizde de taşıma ve depolama kısmındaki yatırımlara şu ana kadar gereken önemin verilmemesi özellikle perakende sektöründe önümüzdeki süreçte en büyük sıkıntılardan birine yol açacaktır.

Özellikle Çin’de yaşanan kriz ve gümrük problemlerinin getirisi ile birlikte tüm ülkeler kendi iç piyasalarında süreçleri çözmek zorunda kaldıklarından sektörde yeni yatırımların ve fırsatların habercisi tedarik zinciri oldu.

2020 yılı içerisinde tüm ülkelerde depolama ve taşıma sektörlerinde büyük yatırımlar planlanıyor.

Tedarik zinciri süreçlerimiz hala manuel

Öte yandan bu süreçte yatırım yapılması gereken en önemli konulardan biri de tedarik zinciri teknolojileri üzerinde odaklı. Yani hala birçok paketleme, depolama, taşıma veya yükleme gibi işlemler insan gücü ile ilerletiliyor. Araştırmalara göre küresel olarak şirketlerin sadece %4’ü tam olarak bir otomasyon sistemi ile tedarik zinciri süreci gerçekleştiriyor.

manuel
tedarik zinciri otomasyonunun geleceği 28

COVID Sonrası Tedarik Zincirleri

COVID-19 salgını bize karmaşık ve uzun tedarik zincirlerinin doğru koşullar altında kırılgan olabileceğini gösterdi.

Tedarik zinciri süreçlerinde artan otomasyon oranlarını gördükçe ve veri toplama bu süreçlerle daha entegre hale geldiğinden, bu sistemlerde var olan risklerin azaltılması ve fırsatların artırılması koronavirüs sonrası dönemde çok büyük fırsatları beraberinde getiriyor.

Özellikle hızlı tüketimin yüksek olduğu perakende gibi sektörlerde, yaşanan sıkıntılar perakende sektöründe kazanç kaybına yol açarken, perakendeye hizmet eden, yani taşıyan ve depolayan tedarik zinciri sürecinde yeni bir dönem başlayacağı ön görülüyor. 

Pandemi Reklamcılığı Sizce de Artık Değişmemeli mi?

Yumuşak bir piyano müziği ile başlangıç…

Boş sokaklar, okullar veya oyun alanları…

Aileler ve uzaktan video görüşmeler…

Tanımlamalarda aklınızda kaç tane reklam canlandı? Muhtemelen çoktur. Maalesef pandemi dönemi reklamcılığının artık sonuna geldiğimizin habercisi aslına bakarsanız bu ‘çok’.

Aslına bakarsanız başta pek çok insan için duygusal ve güzel olan bu reklamlar artık iyiden iyiye insanları sıkıyor.

Üstelik süreci geriden takip eden ve hala reklamlarını yeni yayına alan markalar da cabası durumun.

Bazen aynı mesajı tekrar tekrar duymanın insanda ne denli irite edici bir his uyandırdığını herhalde hepimiz bu dönemde gözlemledik.

Evet kısıtlı şartlarla çekiliyor reklamlar. Evet çoğunda stok görsel veya video kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Evet bu şartlarda daha iyisini çıkaramayız dediğinizi duyar gibiyiz.

Fakat artık reklamcıların markalarına yeni bir strateji çizmesi gereken yerdeyiz. Herkes işlerine geri dönmeye başlarken, normalleşme süreci hızla ilerlerken hala boş sokakları reklamlarda göstermek niye?

Bu aşamanın ilerletilebilmesi için aşının bulunup dünya üzerinde koronavirüsün tamamen silinmesini bekliyorsak izleyiciler olarak işimiz bir hayli zor.

Markaların ekonomik olarak normalleşme sürecine girdiği gibi, reklamların da normalleşme sürecine girmesi gerekiyor.

Sürecin erken ya da geç başlaması veya başlamaması gerektiğini savunmuyorum bu noktada. Fakat öyle ya da böyle bildiğimiz bir gerçek var ki, özellikle Haziran ayından sonra insanları evlerinde tutmanın çok da mümkün olmayacağı yönünde. Reklamcıların bu konuda farklı fikirlere acilen odaklanması gereken bir dönemdeyiz.