Ana Sayfa Blog Sayfa 328

İngiltere’deki Yaya Sayısı Tekrar Düşüşe Geçti

Birleşik Krallık‘ta tüm perakende destinasyonlarındaki ziyaretçi sayısı, okul yarıyıl tatili nedeniyle bir önceki haftaya göre +%8,2’lik bir artışın ardından 30 Ekim – 5 Kasım 2022 arasında geçen hafta -%7,5 düştü.

Geçen hafta bir önceki haftaya göre ana caddeler -%10 oranla en büyük düşüşü yaşarken alışveriş merkezlerindeki yaya trafiği -%7,7 azaldı ve perakende parkları -%1,8 ile daha mütevazı bir düşüş yaşadı.

Ek olarak, Londra Merkez’de yaya trafiği -%13,1 oranında düşerken yarıyıl tatil haftasında yapılan gezilerden kaynaklı sırasıyla % +18,2 ve +%10,8 oranlarında artışlar yaşandı.

Geçen hafta Birleşik Krallık’ın genelinde ziyaretçi sayısı azaldı ve İskoçya’da -%3.8’den Güney Batı’da -%12,5’e düştü. Yaya sayısının arttığı tek yerler Galler (+%0,4) ve Kuzey İrlanda (+%7,2) oldu.

Yaya trafiği farkı da pandemi öncesi 2019’dan (-%9) geçen hafta -%9.8’e genişledi. Bununla birlikte, 2021’den itibaren yaya sayısında bir artış oldu – önceki haftadaki +%3,2’den geçen hafta +%5,2’ye yükseldi, ancak bu henüz üçüncü en küçük yıllık artış oldu.

Ücretsiz İade Dönemini Kapatmanın Zamanı Geldi mi?

Perakendeciler, artan maliyetleri azaltmak için iade çerçevelerini daraltıyor ve hatta artık iade ücretleri alıyor. Bildiğiniz üzere ülkemizde de bu yönde bir yasalaşma söz konusu oldu. Yani aslında bu konuda tartışacak bir konu ülkemizde kalmamasına rağmen, reelde durum maalesef henüz öyle değil. Çünkü tüm markalar henüz iade kargo ücreti yansıtma sürecini gerçekleştirmiyor.

The Wall Street Journal ve CNBC’den gelen haberlere göre :

  • Gap Haziran ayında Athleta, Gap, Banana Republic ve Old Navy markalarının iade süresini 45 günden 30 güne,  J.Crew ise  60 günden 30 güne indirdi.
  • Zara, J.Crew, JCPenney, Abercrombie & Fitch, Anthropologie, REI ve LL Bean, postayla gönderilen iadeler için 3,50 ile 8,00 ABD Doları arasında ücret talep edenler arasında bulunuyor.

Tüketiciler, COVID-19 kısıtlamaları sırasında evlerini giyinme odası olarak kullanmaya daha çok alıştı. Ulusal Perakende Federasyonu, 2021’de ABD perakende satışlarının %16,6’sının iade edildiğini ve çevrimiçi iade oranlarının %20,8 olduğunu bildirdi.

Ücretsiz iade perakende için ne anlama geliyor?

ücretsiz i̇ade dönemini kapatmanın zamanı geldi mi?

Gartner araştırmasına göre, iadelerin yalnızca %48’i tam fiyattan yeniden satılabildiğinden iadeler epey maliyetli bir süreç oluşturuyor. Daha yüksek işçilik, nakliye ve depolama masrafları, bu yıl iade maliyetlerini daha da artırıyor.

Forrester analisti Sucharita Kodali Marketplace’e verdiği demeçte, “Herkes, Amazon ve diğerleri gibi e-ticaret şirketleriyle rekabet edebilmek için süper liberal bir iade politikasına sahip olmak istedi” dedi. Şimdi, çevrimiçi satın alınan giysi ve ayakkabıların yaklaşık %30’u geri dönüyor ve genel olarak “bununla ilişkili çok büyük bir karbon ayak izi var ve bu çok büyük bir maliyet.”

Yakın tarihli bir PowerReviews araştırması, çevrimiçi alışveriş yaparken en çok dikkate alınan faktörler olarak ücretsiz iadelerin (%76), ücretsiz gönderimden (%96) sonra ikinci sırada olduğunu buldu.

Bununla birlikte, perakendeciler hala iade politikalarını netleştirebilmiş değil. En büyük soru işareti ise müşteri kaybı üzerine gerçekleşiyor.

Starbucks’dan Tall Boy Rize Çayı İster miydiniz?

Starbucks, menüsüne Rize çayını ekledi. Geçtiğimiz dönemde menüsüne Türk kahvesini de dahil eden marka, bu kez müşterilerinin karşısına 400 mağazasında sunacağı özel harmanlı demleme Türk çayıyla çıkıyor.

 Starbucks’tan yapılan açıklamada, “Türk kahvesinin ardından Türk çayını da ürün gamımıza dahil ettiğimiz için mutluyuz. Starbucks, Türkiye’deki misafirlerimizin sevgi duyduğu bir marka. Misafirlerimizin Starbucks’ı ikinci evleri gibi görmelerini istiyoruz. Bu kapsamda alışkın oldukları çay lezzetini mağazalarımıza taşıyoruz” denildi.  

starbucks cay2

Misafirlerine 400 mağazada sunduğu Türk çayını nane, limon, bal, akide şekeri gibi eşlikçilerle kişiselleştirme şansı tanıyacak olan marka, geleneksel tat profiline uygun demleme makineleriyle hazırlanacak çaylarını da ormansızlaşma ve iklim değişikliğiyle mücadele eden ve kırsal kesimdeki insanlar için ekonomik fırsatlar oluşturmaya odaklanan sivil toplum kuruluşu Rainforest Allience sertifikalı bir üreticiden tedarik edecek.  

Fotoğraf sanatçılarını Türkiye’de “çayın başkenti” olarak anılan Rize’de bir araya getiren ve Türk çayı hamlesini Rize’de kutlayan marka, bu kapsamda çekilen ve Türk halkının çay sevgisini yansıtan fotoğrafları 9 Kasım’da Narmanlı Han mağazasında başlayacak fotoğraf sergisiyle taçlandıracak.

 Starbucks mağazalarında sergilenmeye devam edecek. Çayın Türk toplumu için güçlü bir kültürel öğe olduğunu vurgulandığı şirketin yazılı açıklamasında şu ifadelere de yer verildi: 

“Günün her saati içilebilen çay, yalnızca bir sıcak içecek değil, oldukça derin bir kültürel karşılığı da var. Mağazalarımızdaki demleme Türk çayı deneyiminin yanı sıra, bu değerin ilham olduğu fotoğrafları da yıl boyunca ülke çapında misafirlerimizin beğenisine sunacağız.” 

Dijital Markaların Yeni Deneyim Alanı: Pop-Up Mağazalar

kose yazar kapak2

Kasım ayındaki bu yazımda, e-ticaret perakendecilerinin pandemi sonrası fiziksel perakendeye attıkları adımlarından bahsetmek istiyorum. Bunun için pandeminin ilk başlarına dönmek isterim; tüm mağazalar kapandı, sadece online alışveriş yapabildik. Online ticaret bu dönemde tavan yaptı ve evet bildiğiniz üzere çoğu marka bu duruma hazırlıksız yakalandı. Hatta birçoğunun online ticareti yönetebilecek ne sistemi ne de datası vardı.

Online ticaretin iştah kabartması ile yeni gündemler oluştu ve tabii en çok konuşulan konu pandemi ile beraber fiziksel mağazalar bitiyor mu oldu?

Eski yazılarımı okuyanlar hatırlayacaktır; Fiziksel perakende ölmez sadece boyut değiştirir ve deneyim perakendeciliği önem kazanacak demiştik. Gerçekten yavaş yavaş birçok global mağaza satış noktalarına deneyim eklemeye başladı. Mağaza metrekareleri büyüdü dijital dokunuşlar eklendi ve mağazalar artık alışveriş yapmanın ötesine geçerek bir sosyalleşme, ait olma ve topluluk oluşturma halini aldı.

Pandeminin yavaş yavaş etkisinin azalması ile de ivme tersine dönmeye başladı ve Amazon pandemi sonrası zarar açıkladı. Bu nasıl olabilir derken  e-ticaret devi Amazon’dan fiziksel mağaza haberi geldi ve açıkçası tüm sektörü çok heyecanlandırdı.

Amazon’dan geçici bir pop up beklerken birden fiziksel bir mağaza ile deneyim mağazacılığına adım atması aslında güzel bir sürpriz oldu. Geçtiğimiz günlerde de Amazon ikinci mağazasını açarak, ben de artık fiziksel perakendecinin bir oyuncusuyum sinyalini verdi ve mağaza sayısını artıracağını açıkladı.

Bildiğiniz gibi Amazon sadece bir mağaza açmıyor. Tüketiciye hem fiziksel hem de dijital bir deneyim yaşatarak, aslına bakarsanız tüketiciye dokunuyor.

Amazon’un mağazalaşma hamlesi de yeni bir soluğu sektöre getirdi. Dijital varlığını sürdüren markaların pop-up’larını yeni dönemde daha fazla görmeye başlayacağız. Belki de zamanla kalıcı mağaza olarak hayatımızda yer alacaklar. Pop-up mağaza, dijital olarak varlığını sürdüren markaların geçici bir perakende satış alanını denemeleri için ideal bir fırsattır. “Flash perakendecilik” olarak da bilinirler. Bu mağazalar mevcut müşterilerinizle yaşadıkları yerde tanışmanıza ve yeni müşteriler kazanmanıza yardımcı olur.

Son günlerde Shein’i duymayan kalmadı daha önce tamamıyla e-ticaret için var olan marka yeni yeni pop-up store’lar açarak dijital kimliğini fiziksel perakendeye yayıyor.

Bir e-ticaret perakendecisi iseniz fiziksel bir nokta açmak ilk başta çekici gelmeyebilir, ki çok iyi anlayabiliyorum. Çünkü kira, dekorasyon gibi yüksek maliyetlere girmek istemiyor olabilirsiniz fakat doğrudan tüketici ile ilişki kurmayı atlamak markanız adına da kaçırılmış büyük bir fırsat olacaktır.

Pandemi sonrası özellikle tüketicinin büyük bir çoğunluğu sosyalleşmek istiyor ve yine büyük bir kitle deneyim yaşamak istiyor. O nedenle tüketiciye istediğini vermek artık her marka için kaçınılmaz olmaya başlayacak yani “Kolaylık, yakınlık ve deneyim” bu üçünü sunabildiğin sürece başarılı olacaksın.

Müşterilerinizle yüz yüze olduğunuzda geri bildirim almak inanılmaz derecede kolay olacaktır. Biriyle konuşmadan bile ne düşündüklerini beden dillerinden, mağazada ne kadar kaldıklarından veya ürünlerle ne kadar ilgilendiklerinden anlayabilirsiniz.

Deneyim, deneyim… Bu kelimeyi yeni dönemde hiç ağzımızdan düşürmüyoruz. Online ticarette deneyim yaşatmak ve yeni bir şeyler sunmak istiyorsanız, günümüzde  artık fiziksel bir  noktada görünür olmak önem kazanıyor ve tabii burada da online’da sunduğunuz seçeneklerin önüne geçmelisiniz.

Çünkü bu müşteriler sizden zaten çevrimiçi alışverişlerini yapmış durumda, onlara yeni bir şey sunmalısınız ki pop-up’ınız ya da fiziksel noktanızı ziyaret etmeye değer bulsunlar.

Dijital pazarlama alanında bundan böyle büyük bütçelere de ihtiyacınız olacağını unutmayın. Görünebilir olmak adına da artık kesenin ağzını açmak gerekiyor. Artık bu kanal eskisi gibi boş değil, herkes reklam çıktığı için de reklam fiyatlarını göz önünde bulundurmalısınız. Burada da devreye Pop-up store’lar giriyor.

Öncelikle sürekli bir mağazaya geçmeden önce bir pop-up mağaza gibi deneyimsel pazarlamaya yatırım yapmak, e-ticaret işletmelerinin hem mevcut müşterilerine deneyim yaşatmalarına hem de yeni müşterilerine alternatif bir kanal sunmasına olanak tanıyor.

Pop-up etkinlikler ve mağazalar e-ticaret markaları için dünyada ideal bir yol olmaya başladı çünkü artık tüketici sizi fiziki olarak görmek istiyor. Bu nedenle, yalnızca çevrimiçi mağazanızla yapabileceğinizden daha büyük bir potansiyel müşteri tabanına ulaşmanız için artık bir bilgisayar ekranından  daha yakın bir şekilde tüketici ile olmalısınız. Müşteriniz artık sizi beş duyusu ile hissedebilmeli.

İngiliz çevrimiçi perakendecisi Boohoo ABD pazarına girerken stratejisini bir pop-up ile destekledi. Bohoo’nun burada amacı sadece marka görünürlüğü değildi, asıl istediği tüketiciyi tanımak ve onların ruhlarına dokunmak istedi. O nedenle pazar araştırması olarak da bir pop-up mağaza kullandılar. ABD pazarının giyim perakendecileri için doymuş bir pazar olduğunu bildikleri için kendi nişlerini oluşturmak istediler.

İnsanların Bohoo hakkında konuşmasını ve sosyal medyada paylaşım yapmasını sağlamak için, müşterilerin bu pop-up store’da denedikleri ürünleri sosyal medyada yayınlamaları için bir hashtag ile kampanya başlattılar. Böylece Boohoo ile ilgilenen müşterilerin demografisi hakkında muazzam bir veri topladılar. Yani bir pop-up store’u sadece satış amaçlı düşünmek son derece yanlış olacaktır.

dijital markaların yeni deneyim alanı: pop-up mağazalar

Günümüzde tüketiciye deneyim yaşatmanın ötesine geçiyoruz, artık markaların yeni bir misyonu daha var; “Şaşırtmak”. Bunun harika bir örneğini, Taco Bell 2019 yılında yaptı ve bir pop-up otel olarak The Bell’i kurguladı.

Marka, pop-up’ta çok fazla ses getirmeyi başardı ve rezervasyon talepleri açıldıktan sonra sadece 2 dakika sonra tükendi! Bu, hem fiziksel olarak hem de çevrimiçi olarak büyük bir marka bilinirliği yarattı. Taco Bell burada sadece otel deneyimi yaşatmayı amaçlamıyordu; Bu pop up otelde en yeni gıda ürünleri sundu, küçük bir satış noktası ile de gıda dışında çeşitli giyim koleksiyonları satışa sunuldu.

Taco Bell’in pop up otelinin e-ticaret ile alakası olmayabilir ama bir e-ticaret platformu da bir pop-up store ile bizi günümüzde şaşırtmaya yetebilir. E-ticaret platformlarının bizi şaşırtmasını ben kendi adıma merakla bekliyorum.

Aralık ayında yine perakende ile ilgili farklı bir konuda görüşmek üzere herkese güzel bir ay dilerim.

Damat Tween, ‘GoArt Evreni’nde Mağaza Açan İlk Markalardan Oldu

Damat Tween, GoArt’ın sanal evreninde meta mağazayı açan ilk moda markası oldu.

Şirketin yaptığı açıklamaya göre, Web3.0 dünyasının sunduğu ayrıcalıklar markaların ‘metaverse’de yer almasını daha da cazip hale getiriyor.

Metaverse’ye GoArt ile adım atan Damat Tween, müşterilerine yeni koleksiyonunu sanal dünyada deneyimleme imkanı sunuyor.

Bu sayede kullanıcılar, fiziksel dünyadaki gardırop stillerini avatarlarına da aktararak eş zamanlı bir stil oluşturma ayrıcalığını yakalayabilecek.

Damat Tween, aynı zamanda mevcut ve potansiyel müşterilerine sunduğu teşvik kampanyaları ile de sanal evrende kendi ekosistemini oluşturarak yeni bir deneyim alanı yaratıyor.

GoArt sanal evreni ‘Hareket et ve kazan’ mottosuna temellendirdiği ‘Move To Earn’ konsepti ile kullanıcıların daha aktif bir şekilde ekosistemde var olmasına olanak tanıyor. Damat Tween portalından geçen kullanıcılara vadedilen ayrıcalıklar ise şu şekilde sıralanıyor:

‘Damat Tween portallarına enerji harcamadan girebilme ve geçişlerde ‘Damat Puan’ları toplayabilme, MTE tokenler ile marka NFT’leri ve Damat Tween indirim kuponları toplayabilme, fiziksel dünyadakine eş değer mağaza kültürü, beğendikleri tasarımları detaylı bir şekilde deneme fırsatı, tarzını kişisel avatarları ile ortaya koyma.’

Restoran Endüstrisi, Dinamik Fiyatlandırmanın Yararlarını Tartışıyor

Restoran endüstrisi, pandemi sebebiyle dijital menülerin genişlemesi anlık fiyat değişikliklerini kolaylaştırdığı için dinamik fiyatlandırmanın yararlarını tartışıyor. Büyük bilinmeyen ise müşterilerin buna nasıl tepki vereceği konusu.

Fiyatlandırmayı daha iyi optimize etmek, restoranların karşı karşıya olduğu önemli enflasyonist işgücü ve gıda baskılarını dengelemeye yardımcı olabilir.

Dinamik fiyatlandırma ile restoran sahipleri, oturma kapasitesini ve emeği daha iyi maksimize etmek için yoğun olmayan zamanlarda fiyatları düşürebilir. Fiyata duyarlı müşterileri, yoğun dönemlerin dışında daha erken veya daha geç sipariş vermeye teşvik etmek personelin teslim alma veya teslimat siparişlerini daha iyi yönetmesine de yardımcı olur.

Aynı zamanda, yoğun dönemlerde fiyatları marjinal olarak yükseltmek kârı maksimize edecektir. Juicer and Sauce gibi dinamik fiyatlandırma çözümleri sunan yeni uygulamalar, çevrimiçi sipariş ve üçüncü parti teslimatı ile verileri müşteriyi sarsmadan fiyat ayarlamalarında ince ayar yapmak için kullanıyor.

Restoran endüstrisi için tartışma konusu

restoran endüstrisi dinamik fiyatlandırmanın yararlarını tartışıyor

Juicer’ın kurucu ortağı Ashwin Kamlani, Food On Demand’e “Buradaki asıl şey, tüm bu verileri işlerken bu verilerden nasıl daha fazla para kazanabileceğimi anlamak için kullanmaktır” şeklinde konuştu. “Bir pizzacım var ve bir üniversite kampüsündeysem, tüm çocuklar dışarıda parti verdiği için gece 1’de kapıda sıra varsa sattığım pizzanın 10 yerine 11 dolar olmasını gerçekten umursarlar mı? Muhtemelen hayır, ama bu noktada her pizzada yapabileceğim yüzde 10 artış çok önemli.”

Destekçiler ayrıca tüketicilerin havayolları, oteller ve Uber aracılığıyla dinamik fiyatlandırmaya alıştığına inanıyor.

QSR Magazine için yazan Cornell’deki Hotel School’da fiyatlandırma konusunda uzmanlaşmış profesör Sherri Kimes, araştırmasının restoran müşterilerinin belirli kuralları olduğu sürece günün saati veya haftanın günü gibi faktörlere dayalı fiyat değişiklikleri konusunda iyimser olduğunu gösterdiğini söyledi. “Müşterilerin sevmediği şey, belirli bir sebep olmaksızın her yerde değişen fiyatlardır.” dedi.

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Restoran endüstrisinde dinamik fiyatlandırmanın bir geleceği olabilir mi?

Under Armour, Zorlu Giyim Pazarında %1,8 Büyüme Sağladı

  • Under Armour’un geliri 30 Eylül’de sona eren dönemde %1,8 artarak yaklaşık 1,6 milyar dolara ulaştı. Kazançlar ve gelirler, analist tahminlerinin üzerinde geldi ve korkulandan daha iyi olarak tanımlandı.
  • Markanın Kuzey Amerika geliri %2’den fazla düşerken uluslararası geliri %7 arttı. Kategoriye göre, ayakkabı geliri %14 artarak 376 milyon dolara, giyim %2 düşüşle 1 milyar dolara ve aksesuarlar %12 düşüşle 111 milyon dolara geriledi.
  • Under Armour’un brüt marjı, envanteri temizlemek için yapılan indirimler ve hala yüksek navlun maliyetleri nedeniyle yıldan yıla 560 baz puan düşüşle %45,4’e düşerek bu dönemde baskı altına girdi.

Under Armour, son çeyrekte küçük bir düşüşün ardından ibreyi gelir üzerinde artırmayı başardı.

Adidas ve diğer rakipleri gibi Under Armour da yıl için beklentileri aşağı çekmek zorunda kaldı ve şirket şimdi önceki tahminlere göre %5 ile %7 arasında düşük tek haneli oranda gelir artışı öngörüyor. Under Armour, yıl için kılavuzunu aşağı çekerken “daha zorlu bir perakende ortamı ve döviz kurundaki değişikliklerden kaynaklanan ek olumsuz etkiler”e atıfta bulundu. 

Under Armour için envanter problemi en önemli sorunlardan biri

under armour, zorlu giyim pazarında %1,8 büyüme sağladı

Tüketici talebinin zayıflamasıyla Under Armour da (yine bütün giyim perakendecisi olmasa da çoğu gibi) indirimlere başvurmak zorunda kaldı, bu da satışların dibe vurmasını ve stokların hızla yükselmesini engellemeye yardımcı olabilir, ancak bu durum şirketin marjlarında büyük bir hasar yarattı.

Under Armour’da dönem için stoklar geçen yıla göre %29 arttı ancak bu, tedarik zincirlerinden ürün edinme mücadeleleri nedeniyle hem Under Armour hem de tüm pazar için geçerliydi.

Under Armour geçici CEO’su Colin Brown Perşembe günü analistlere verdiği demeçte, “İşi uygun şekilde yürütmek için olmamız gereken envanter seviyelerine geri dönmüş gibiyiz. Şimdi genel olarak, tedarik zincirimizin işleyişi ve bunu daha fazla büyümeyi sürdürmemiz için bir araç olarak kullanma yeteneğimiz konusunda oldukça güçlüyüz” dedi.

Envanter tehdidi, Under Armour ürün yaklaşımıyla uğraşırken ortaya çıkan önemli sorunlardan biri. GlobalData’nın genel müdürü Neil Saunders e-postayla gönderilen yorumlarda, “Under Armour, ürün karışımını daha geleneksel spor hatlarından çok daha hızlı tarihe geçecek daha moda stilleri içeren şekilde değiştirdiğini” belirtti.

Bu durum da, daha acil olarak temizlenmesi gereken envantere ve yavaş bir pazarda potansiyel olarak daha ağır indirimlere yol açabilir.    

Büyük Moda Markaları Nesli Tükenmekte Olan Ormanları Kumaşlarından Çıkarıyor

Küresel ve kâr amacı gütmeyen Canopy, dünyanın önde gelen moda markalarından 515’inin hayati ormanlardan gelen ürünleri kumaş tedarik zincirlerinin dışında tutmaya ve düşük karbonlu üretim alternatifleri tedarik etmeye kararlı olduğunu doğruladı.

Canopy; H&M, Zara, PVH, Levi’s, Kering, Walmart, Stella ve McCartney gibi son katılan markaları, moda markalarının, perakendecilerin, tasarımcıların ve viskon üreticilerinin Eski ve Nesli Tehlike Altındaki Ormanları onların tedarik zincirlerinin dışında tutmasına yardımcı olacak çözüm odaklı bir girişim olan CanopyStyle‘a imza attıklarını duyurdu.

Moda markalarının biyoçeşitliliği koruma sorumluluğu var

büyük moda markaları nesli tükenmekte olan ormanları kumaşlarından çıkarıyor

Canopy yaptığı açıklamada, markaların ürünlerinin dünyanın en hayati ve biyolojik çeşitlilik gösteren ekosistemlerine bel bağlamamasını sağlayacaklarını ve geri dönüştürülmüş tekstiller gibi düşük karbonlu, ağaç kesimini azaltan Yeni Nesil alternatiflerin tasarımına ve kullanımına yatırım yapmayı taahhüt ettiklerini söyledi. Bugün imza atan markaların çoğu, Canopy’nin şirketlerin kağıt ambalajlarını daha sürdürülebilir hale getirmelerine yardımcı olan paralel girişimi Pack4Good‘a da katıldı.

Canopy’nin İcra Direktörü Nicole Rycroft, “500’den fazla markaya sahip CanopyStyle kolektifinin kaydettiği olağanüstü ilerlemeyi kutlamaktan gurur duyuyoruz. Birlikte, viskon üretiminin neredeyse yarısını nesli tükenmekte olan ormanlardan elde edilen kaynaktan çıkardık, koruma kazanımlarını güvence altına aldık ve düşük karbonlu Yeni Nesil tekstillerin üretimini teşvik ettik. İş henüz bitmedi: bu on yıllık geri dönüşte, Eski ve Nesli Tehlike Altındaki Ormanları ayakta tutmak için çabalarımızı iki katına çıkarıyoruz, döngüsel alternatiflerin ticari üretimini ölçeklendiriyoruz ve iklim eyleminde iğneyi ileriye taşıyoruz.” dedi.

CanopyStyle başladığında, suni ipek ve viskon gibi kumaşlar için her yıl kesilen yüz milyonlarca ağaç hakkında çok az bilgi vardı. Bugüne kadar CanopyStyle girişimi, Eski ve Nesli Tehlike Altındaki Ormanlardan elde edilen küresel viskon üretiminin yüzde 50’sini güvence altına aldı. Aynı zamanda düşük etkili Yeni Nesil tekstillere geçişi de teşvik etti – dünyanın yalnızca atık tekstillere dayanan ilk hammaddesi olarak kağıt hamuru değirmeni ve dünyanın en büyük MMCF üreticilerinden dördü tarafından döngüsel atık tekstillerle yapılan küçük hacimli viskon ile çalışmak da buna dahil.

Tasarımcılar neden alternatif üretim ve kaynak bulma yöntemleri aramalı?

Kumaş yapmak için ağaçların kullanımı son 30 yılda iki katından fazla arttı ve önümüzdeki on yıl içinde %50-60 daha artması bekleniyor. Bu talep, bu hayati ekosistemlerin %20’sinden daha azı küresel olarak bozulmadan kalsa da, nadir bulunan eski ormanları tehdit etmeye devam ediyor.

Ormanlar, karbon depolama santralleri oldukları için iklim çözümünün önemli bir parçasıdır. Aynı zamanda dünyanın karasal biyolojik çeşitliliğinin büyük çoğunluğuna da ev sahipliği yapmaktadır. 

Moda endüstrisi, tedarik zincirlerinde ormansızlaşma ve orman bozulmasını sona erdirmek için birlikte başarılı bir şekilde çalışmaya devam ederse etkisi, İsviçre, Guatemala veya Danimarka gibi bir ülkenin tüm ulusal emisyonlarını ortadan kaldırmaya eşdeğer orman karbon kaybını önleyecektir.

‘Uygun Fiyatlı Lüks’ Stratejisi Starbucks’a Rekor Satışlar Sağlıyor

Starbucks‘ta satışlar son çeyrekte %3 artışla 8.41 milyar Dolara yükseldi. Kahve zinciri için bu rekor satışlar, esas olarak Pumpkin Spice Latte dönemine bağlı oldu.

Fiyatlar geçen yıla göre ortalama olarak %6 oranında artmasına rağmen tüketiciler kahve almaktan vazgeçmedi. Aksine krem ​​şanti, aromalı şurup gibi kişiselleştirilmiş tercihler daha da ön plana çıktı. Bugün kahve zincirinin sattığı tüm içeceklerin %60’ı bu şekilde kişiselleştiriliyor.

CEO Howard Schultz, Starbucks’ı müşterilerin keyif almaya devam ettiği “uygun fiyatlı bir lüks” olarak tanımlıyor.

Benzer bir temelde, küresel satışlar Temmuz-Eylül döneminde %7 arttı. 

Rekor satışlarda genç müşteriler etkili

starbucks rekor satışlar sağlıyor

Bununla birlikte, net kar, esas olarak zincirin yeni mağazalara ve çalışan ücretlerine yatırım yapması nedeniyle, %50’ye varan bir düşüşle 878 milyon Dolara düştü.

Starbucks küresel karşılaştırılabilir satışların mali yılın geri kalanında %8’e kıyasla %7 ila %9 arasında artmasını bekliyor.

Kahve zinciri, sadık müşterilerinin giderek daha genç olan bir kitleye hitap ettiğini söylüyor. Şirketin bugün müşterilerinin yarısından fazlası milenyum veya Z kuşağı kuşağına ait.

5 Maddede Çok Kanallı Perakendenin Geleceğine Yolculuk

Yıl 2030. Salgının üzerinden on yıl geçti ve dünya yoluna devam etti. Toplum adapte oldu ve kendimizi profesyonellik, ekonomik ve teknolojik yönden güçlendirdik. Her şey parlak görünüyor (ve belki de görünürde bir maske yok). Yenilik yaptık, test ettik, öğrendik ve düşündük – ve nihayetinde geleceğin insan olduğu sonucuna vardık. Artık teknoloji ve insanlar arasındaki ilişkilerin çok daha sağlıklı olduğu ve hayatımızı bunaltıcı olmaktan çok daha tatmin edici hale getirdiği bir dünyada yaşıyoruz.

Bu vizyona ulaşmak için pazarın, toplumun ve çevremizin şekli birkaç önemli değişimden geçecek. Bu, nereye doğru gittiğini ve bağlı çok kanallı perakende müşteri deneyiminin (CX) müşterilerin çevrelerine uyum sağlayan davranış ve ihtiyaçlarında hesaba katılması gereken noktadır.

1. Yeniden şekillenen bir nüfus

Küresel nüfusun 2030 yılına kadar 8,5 milyara ulaşacağı ve Avustralya’nın 2029 yılına kadar 30 milyonu geçmesi bekleniyor. İnsanlar daha uzun yaşayacak, daha uzun çalışacak ve çalışma ekonomisi gelişmeye devam edecek. Bu, uyarlanabilir öğrenmeye ve geleceğimizi güvence altına almaya daha fazla odaklanmaya yol açacaktır. Gençler hiper bağlantılı olacak, artan bir şekilde değerleri ve dağıtılmış servet gibi ortak hedefleri paylaşacak. Artan obezite oranlarıyla birlikte daha uzun yaşamlar, sağlık ve sağlıkla ilgili harcamalarda artışa yol açacak ve bu da başka yerlerdeki harcama gücünü aşındırabilecek.

5 maddede çok kanallı perakendenin geleceğine yolculuk
5 Maddede Çok Kanallı Perakendenin Geleceğine Yolculuk 1

Perakendeciler ayrıca daha uzun yaşamlarla bağlantılı olan ‘perakende terapi’ (sık alışveriş) ile sağlıklı yaşlanmayı desteklemede daha büyük bir rol oynamaya teşvik ediliyor. Uluslararası Uzun Yaşam Merkezi, “perakendecilerin daha yaşlı tüketicilere uyum sağlamak için yenilik yaptıkları takdirde sadece hayatlarını sürdürmekle kalmayıp başarılı da olabileceklerini” belirtiyor.  

2. Bağlantılı sürdürülebilirlik

Gelecekte akıllı şehirler enerji dağıtımından çöp toplamaya kadar her şeyi otomatikleştirmek ve iyileştirmek için bulut, mobil, veri ve sosyal ağlardan yararlanacak. Nesnelerin İnterneti (IoT), perakendecilere kritik ve gerçek zamanlı veriler sağlayarak mağaza içi deneyimlerden teslimat lojistiğine kadar her şeyi optimize edecek. Perakendeciler, demografik bilgiler de dahil olmak üzere binalarını çevreleyen ve tesislerine giren insanlar hakkında veri toplayabilecek ve dönüşüm oranlarını en üst düzeye çıkarmak için mağaza içi tabelaları ve promosyonları dinamik olarak ayarlayabilecek.

İnsanlar için sürdürülebilirlik, büyük bir misyon ifadesi olmaktan çok bireysel olarak ölçüldüğümüz bir şeye dönüşecek. Bu neye benzeyebilir? Davranışlarımızda ve harcamalarımızda iklim dostu kararlara öncelik vererek günümüzün kredi puanına veya Uber notuna benzer bir kişisel sürdürülebilirlik puanı alacağız. Perakende markaları daha sonra değişken indirimler ve oranlar sunarak tüketicileri doğru davranış için ödüllendirebilir.

3. Veri yönetimi duygusal zekayla buluşuyor

Müşteri güvenini kazanmak minimum beklenti olacaktır. İnsanlar kişisel verilerinin değerinin farkında olacak ve tüketici veri hakları yerleşik bir koruma olacaktır. Müşteriler, verilerinin nasıl kullanıldığı konusunda tam kontrole sahip olacak ve bunları bir gelir kaynağı olarak yönetip paraya çevirebilecek, hatta harcama ve sadakat programlarına geri gönderebilecekler. Sevion, 2025 yılına kadar yapay zekanın (AI) tüm müşteri etkileşimlerinin %95’ine güç sağlayacağını tahmin ediyor.

4. Uyarlanabilir ara yüzler

Mobilin geleceği çok modlu olacak. Yapay zeka ve makine öğrenimi tarafından desteklenen gerçek mobilite, üç boyutlu etkileşim modelleri gerektirecektir. Bunlar ikili duyudan beş duyunun tümüne doğru gelişecektir. ‘Duyuların İnterneti’, yemek yemeden flört etmeye ve alışverişe uzanan pratik uygulamalarda 3D dokunmaya uzanan haptiklerle tüketiciler için koku ve tat dahil olmak üzere beş duyunun tümü için dijital bir deneyim sağlayacaktır.

metaverse retail
5 Maddede Çok Kanallı Perakendenin Geleceğine Yolculuk

İnsanların dokunmatik ekran kullanmaktan uzaklaştığını görmeye başladığımızda akıllı telefonlar gelişecek ve çevremizdeki diğer doğal ve bağlamsal arayüzlerle sorunsuz bir şekilde iletişim kurmak için beyin ve merkez olarak var olacaktır. Bond Brand Loyalty’nin 2018 Sadakat Raporu, tüketicilerin %95’inin sohbet robotları, yapay zeka, sanal gerçeklik (VR) ve akıllı cihazlar gibi gelişmekte olan teknolojileri kullanarak sadakat programlarına katılmak istediğini belirtiyor.

Uyarlanabilir arayüzler kullanarak insanlar ses, hareket, VR, AR, bağlı IoT cihazları ve nihayetinde düşüncelerimiz aracılığıyla girdilerini ve etkileşimlerini artıracaklar. Makineler bizi yürüyüş şeklimizden, konuşma şeklimizden ve hatta cebimizden cihazları çıkarma şeklimizden tanıyacak. Bu, özel verilere ve kişiselleştirilmiş hizmetlere erişmenin hızlı ve güvenli bir yolunu sağlayacaktır.

5. Web 3.0

Yarının dünyasında, internetin kontrolü büyük teknolojiden alınacak ve blockchain akıllı sözleşmelerinin omurgası üzerine inşa edildiğinden daha işbirlikçi, açık kaynak ve güvenilir hale gelecek. Bu yeniden dağıtım güç yapılarını ve bunların üzerinde yer alan perakende ve ürün ve hizmetlerin ödemesini tamamen değiştirecek nihayetinde de mülkiyeti bireysel kullanıcılara dağıtacaktır.

6. Çok kanallı perakendede birleştirilmiş gerçeklik

Diğer taraftan, metaverse insanların kaçabileceği paralel bir dünya sunacak. Kripto para ile desteklenen tamamen işlevsel bir ekonomi olan internetin 3D deneyim katmanı olacak. Meta veri tabanında insanların avatarları arkadaşlarıyla bağlantı kuracak, NFT çizimleri gibi dijital varlıklar da dahil olmak üzere arzu ettikleri ve ihtiyaç duydukları şeyleri satın alacak, takas edecek ve evden hiç çıkmadan dijital konumlara sanal geziler yapacak. Amazon’un Amazon Explore girişimi, insanların “dünyayı sanal olarak dolaşmasına” olanak tanıyor. Fransa’nın Moya Land’i; turizm ofisi, müzeler, havaalanı ve tarihi bir merkez içeren sanal bir turizm alanıdır.

Peter Drucker’ın dediği gibi geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır. Perakende sektörü tam olarak bunu yapmak için harika bir yerde. Metaverse bir oyun gibi görünse de fiziksel dünyamızı sanal dünya ile kampanyalardan ve aktivasyonlardan daha anlamlı şekillerde harmanlama yolundayız.

Kulağa devrim niteliğinde gelen teknolojiyle etkileşim kurmak için nasıl evrimleştiğimiz konusunda sürekli bir değişim olacak – ama bu çok evrimsel olacak ve zaten oluyor. Z kuşağının yaşayacağı bağlam budur ve bunlar, perakende markalarının önümüzdeki on yılda bu gerçeklere uzanan çok kanallı deneyimi düşünürken ele alması ve kullanması gereken alanlardır.