Capri Holdings, 1,41 milyar dolarlık ikinci çeyrek gelirinin rapor edilen bazında %8,6 ve sabit kurda %17,5 arttığını bildirdi.
Çeyrek için net gelir, önceki yıl 200 milyon dolar veya seyreltilmiş hisse başına 1,30 dolar iken bu yıl 224 milyon dolar veya seyreltilmiş hisse başına 1,63 dolar olmuştur. Düzeltilmiş net gelir, önceki yıl 235 milyon dolar veya seyreltilmiş hisse başına 1.53 dolar iken, bu yıl 245 milyon dolar veya seyreltilmiş hisse başına 1.79 dolar olmuştur.
Capri Holdings, marka portföyü Versace, Michael Kors ve Jimmy Choo için gelir artışı bildirdi
versace ve michael kors, çeyrek oranları için satış ve kazancında artış kaydetti 2
Şirket, 308 milyon dolarlık Versace gelirinin bir önceki yıla göre %9,2 arttığını söyledi. Sabit kur bazında toplam gelir %27,7 arttı.
142 milyon dolarlık Jimmy Choo geliri bir önceki yıla göre %3,6 artarken sabit kur bazında toplam gelir yüzde 15,3 arttı.
Michael Kors‘un 962 milyon dolarlık geliri bir önceki yıla göre %9.2, sabit kur bazında ise toplam gelir %14,6 arttı.
Capri Holdings üçüncü çeyrek ve tüm yıl için beklentilerini açıkladı
Capri Holdings için şirket yaklaşık 5,7 milyar dolarlık toplam gelir, 50 baz puanlık brüt marj artışı, yaklaşık %18,3’lük faaliyet marjı ve yaklaşık 6,85 dolarlık seyreltilmiş hisse başına kazanç bekliyor.
Versace için şirket, yaklaşık %16’lık işletme marjı ile yaklaşık 1,15 milyar dolarlık toplam gelir bekliyor. Jimmy Choo için ise, yaklaşık 640 milyon dolarlık toplam gelir ve yaklaşık %5’lik bir işletme marjı bekliyor. Michael Kors için şirket, yaklaşık 3,91 milyar dolar gelir ve yaklaşık %25’lik bir faaliyet marjı bekliyor.
Üçüncü çeyrek adına, Capri Holdings için şirket, yaklaşık 1,53 milyar dolar gelir, yaklaşık yüzde 20,5 faaliyet marjı ve yaklaşık 2,20 dolar hisse başına seyreltilmiş kazanç bekliyor.
Versace için şirket, yüksek tek haneli aralıkta yaklaşık 240 milyon dolar toplam gelir ve işletme marjı beklerken, Jimmy Choo için toplam gelirin yaklaşık 180 milyon dolar ve yüksek tek haneli aralıkta faaliyet marjı ve Michael Kors için, şirket, yaklaşık 1,11 milyar dolar gelir ve orta ila yüksek yüzde 20 aralığında faaliyet marjı bekliyor.
Adidas, artan tedarik zinciri maliyetleri ve daha yüksek iskontolar nedeniyle 30 Eylül’e kadar olan üç ayda işletme kârının yıllık %16 oranla 564 milyon Euro’ya düştüğünü bildirdi.
Spor devi, kârındaki düşüşün artan ürün maliyetleri ve navlun masrafları dahil olmak üzere artan tedarik zinciri maliyetlerinden ve ayrıca daha yüksek indirimlerden kaynaklandığını söyledi.
Kârı, şirketin Adidas Yeezy ortaklığını sona erdirme kararıyla ilgili “olumsuz vergi sonuçlarından” da etkilendi.
Adidas’ın gelirleri, Euro bazında 5,8 milyar Euro ile karşılaştırıldığında çeyrekte %11 artarak 6,4 milyar Euro’ya ulaştı. Para biriminden bağımsız gelirleri, Büyük Çin dışında devam eden çift haneli büyümenin etkisiyle yıllık %4 arttı.
Adidas’ın E-Ticaret gelirleri artmaya devam ediyor
Şirketin doğrudan tüketiciye yönelik e-ticaret gelirleri, EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika), Kuzey Amerika ve Latin Amerika’daki güçlü çift haneli artışların etkisiyle bu çeyrekte %8 arttı.
Çeyrek boyunca toptan satış gelirleri, fazla ürünleri temizlemek için Büyük Çin’de 200 milyon Euro’yu aşan envanter geri alımlarından etkilenerek %3 arttı.
Brüt kar marjı, fiyat artışlarına ve olumlu kur etkilerine rağmen 2021’de %50,1’den 1 puan azalarak %49,1’e geriledi. Şirket yıl görünümünü ikinci kez düşürdü.
Adidas CFO Harm Ohlmeyer şunları söyledi: “Batı pazarlarındaki tüketici talebi yavaşladıkça ve Büyük Çin’deki trafik eğilimleri daha da kötüleştikçe pazar ortamı Eylül başında değişti. Sonuç olarak, endüstri genelinde önemli bir envanter birikimi gördük ve bu da yılın geri kalanında yüksek promosyon faaliyetleriyle kazançlarımızda giderek daha fazla ağırlık hissettirecek.
“Futbol gelirlerimizdeki büyümede zaten fark edilen FIFA Dünya Kupası’na yönelik coşku bizi cesaretlendiriyor. Ve aynı zamanda Kuzey Amerika’da heyecan verici bir basketbol lansmanı için hazırlanıyoruz.”
Cardlytics tarafından hazırlanan yeni bir rapor, yaşam maliyeti krizi müşteri harcamalarını olumsuz etkilemeye devam ederken tüketicilerin indirimli markalara ve ikinci el pazarlara yöneldiğini ortaya koydu.
Reklam platformunun State of Retail Spend raporuna göre, tüketicilerin yarısından fazlası bu yıl indirimli ev eşyaları ve moda markalarından alışveriş yapmayı planlarken ikinci el pazarlara yönelen alışverişçilerde de önemli bir artış oldu.
Fiyat artışları, ikinci elin sürdürülebilirliğini sağlıyor
İndirim perakendecileri, 2021’e göre %12 artışla 2022’nin ilk yarısında harcamadaki en büyük artışı gördü.
Bu arada, ikinci el platformlar da harcamalarda %7 artış yaşadı ve ilgili platformlarda yapılan ortalama işlem sayısı %6 arttı.
Satın almadaki artışın yanında her iki sektörde de kişi başına harcanan miktarda artış görüldü.
Rapor, fiyatlar yükseldikçe ve müşterilerin satın almalarının çevresel etkisinin daha fazla farkına varmasıyla bu eğilimin devam edeceğini belirtiyor.
Perakendeciler, tüketicileri uzun vadede desteklemek için yatırım yapmalıdır
Tüketicilerin aynı zamanda tasarımcı markalar yerine cadde markalarını tercih ettikleri ve bu yılın ilk altı ayında harcamaların %7 düştüğü görüldü.
Tüketicilerin yaklaşık %60’ı bu yıl lüks ürünlere daha az harcama yapmayı planladıklarını belirtirken, %48’i daha ucuz markalara geçmeyi düşündüklerini söyledi.
Devam eden krize rağmen, cadde perakendecilerinin tasarımcı markalardan uzaklaşan bu hareketten yararlandığı ve cadde modası markalarındaki harcama ve işlemlerin %11 arttığı söyleniyor.
Primark, önümüzdeki sonbahardan önce daha fazla fiyat artışı açıklamama sözünün, yaşam maliyeti krizi sırasında tüketicilerin zorda kalması nedeniyle bazı rakipleri üzerinde baskı oluşturabileceğini umuyor. Perakendeci belirsiz bir süre için ürünlerinde fiyat dondurma uygulayacak.
CEO George Weston, artan fiyatların hem şirketin satışları hem de itibarı için kötü olacağını söyledi. Şirket, gelecek yılki sonbahar/kış koleksiyonu lansmanlarından önce zaten duyurulan fiyat artışlarına daha fazla zam yapmayacağına söz verdi.
Fiyat dondurma stratejisi müşterilere yapılan bir yatırım
“Tüketicilerimizin daha fazla değil daha az paraya sahip olacağının açık olduğu bir yılda, onlara fiyat artışlarını dayatmak, a) muhtemelen yıl içindeki satış hacmini tahrip eder ve b) uzun vadede itibarımıza zarar verir.”
“Gelecek yıllar için hem tüketicinin dostu olarak bilinen hem de ana caddedeki en değerliperakendeci olarak bilinen Primark’a sahip olacağız. Yani bu tüketicilerimize yapılan bir yatırım, geleceğe yapılan bir yatırım. Ayrıca rekabet ettiğimiz diğer markalara biraz baskı yapmak için kötü bir zamanda değiliz.”
İşletme, bu kararın “günlük satın alınabilirliğini ve fiyat liderliğini” destekleyecek ve pazar payını büyütmesine yardımcı olacak “Primark’ın çıkarına” olduğunu söyledi.
Ayrıca Weston, Primark’ın ürünleri için fiyatların zaten düşük tek yüzdelik rakamlarla arttığını söyledi. Ürünlerin yalnızca yaklaşık %50’sinin fiyatı arttı ve en az etkilenen çocuk serileri oldu.
İşletme 25 mağazada click-and-collect için yollar açmaya hazırlanıyor.
Primark’ın benzer satışları İngiltere’de büyük ölçüde Covid-19 öncesi seviyelere döndü, ancak Avrupa kıtasında zayıf kaldı.
Walt Disney Company geçen hafta ABD’de Disney+ abonelerinin Disney+ uygulaması aracılığıyla “Star Wars”, “Black Panther” ve “Frozen” gibi franchise’lardan özel ürünler satın almalarını sağlayacak bir “sınırlı test” başlattı. Bu sınırlı test izlerken satın alma platformunu içerisinde barındırıyor.
Disney+ aboneleri shopDisney.com/DisneyPlusSpecialAccess adresini ziyaret edebilir veya Disney+’daki belirli filmler, diziler ve kısa filmler için ayrıntılar sayfalarına gidebilir ve ürünlerin piyasada satılma zamanından yaklaşıkbir hafta önce satın alınabilen ürünlerine erişmek için QR kodlarını tarayabilirler.
Test, Disney+’ı bir yaşam tarzı markası uygulamasına dönüştürmek amacıyla Disney’in iki ana iş kolunu – Disney Medya ve Eğlence Dağıtımı (DMED) ve Disney Parkları, Deneyimleri ve Ürünleri (DPEP) – Disney+ aracılığıyla entegre etme çabasının bir parçasıdır.
Disney CEO’su Bob Chapek Ekim ayı ortasında The Wall Street Journal’ın Tech Live konferansında “Disney yaşam tarzınızın fiziksel ve dijital yönlerinin bir araya gelmesi” dedi. Tüketici verilerini bölümler arasında entegre etmenin ve müşteri alışkanlıkları hakkındaki bilgileri kullanmanın, özelleştirilmiş ürünleri ve çapraz satış çabalarını desteklemesi bekleniyor.
İzlerken satın al çalışmaları ilk değil
Bu çalışma aslına bakarsanız ilk olarak kullanılmıyor. Eylül ayında Disney, Disney+ abonelerine Florida’daki Walt Disney World otellerinde indirimler sundu ve üyelere tema parklarına ve tatil köylerine özel erişim sağlamayı araştırdığını doğruladı.
Amazon ve Apple, indirimler, akış videoları ve müzik tekliflerini bir araya getirdi ancak ürün satışını şovlarına doğrudan bağlamadı.
Daha öncesinde, 2019’da şovlarla uyumlu alışveriş yapılabilir içerik sunmaya başlayan Comcast‘in çalışmasında ise şöyle bir uygulama izlenmişti: İzleyiciler, bir e-ticaret mağazasına yönlendirilmek üzere TV ekranlarındaki QR kodlarını taradılar ve doğrudan alışveriş yapabildiler. Daha yakın zamanlarda ise, hizmet bir “Sahneleri Satın Al” sanal alışveriş platformuna genişletildi.
2011 yılından bu yana ev yaşam ürünleri kategorisinde faaliyet gösteren ve büyümesini perakende mağaza zincirleriyle sürdüren Evidea, üst düzey yönetim kadrosuna deneyimli bir isim daha dahil ettti. Son 12 yıldır pek çok kurumsal firmada Pazarlama ve Müşteri Memnuniyeti Yönetimi alanlarında farklı sorumluluklar üstlenen Sevde Yıldırım,Evidea Pazarlama Direktörlüğü görevine atandı.
Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Sevde Yıldırım, yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Stratejik Pazarlama Bölümü’nde tamamladı. 2010 yılından bu yana ebebek, ModaCruz ve gelal şirketlerinde pazarlama yöneticiliği yapan Yıldırım, son olarak Sosyopix’te CMO olarak bulunuyordu.
2022 Kasım ayı itibarıyla Evidea’da Pazarlama Direktörü olarak göreve başlayan Yıldırım, offline ve online pazarlama stratejisi, dijital pazarlama kanallarının yönetimi, müşteri ilişkileri ve sadakatinden sorumlu olacak.
Dünyanın ilk konsept mağazası Vakkorama 40. yılını kutluyor. Vakkorama’nın kurucusu Vakko Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko, bugüne kadar markaya emeği dokunmuş çalışma arkadaşlarıyla birlikte Nakkaştepe’deki Vakko Moda Merkezi’nde özel bir kutlama yaptı. Ayrıca Cem Hakko, 40. yılda Vakkorama’nın anahtarını oğlu Can Hakko’ya devretti.
40. yılı tüm Vakko çalışanları, Hakko ailesi ve Vakkorama’ya geçmişte emeği geçen iş ortaklarının katıldığı bir buluşmayla kutlandı.
‘Hayatım Vakko II’ belgeselinin gösterimi ilk kez yapıldı
Vakkorama’nın 40. yıl kutlamasında, Vakko kurucusu Vitali Hakko’nun Mehmet Ali Birand ve Ömür İlbaş Demir’in katkılarıyla oluşturduğu ‘Hayatım Vakko’ belgeselinin devamı niteliğindeki ‘Hayatım Vakko II’ belgeselinin gösterimi gerçekleştirildi. Cem Hakko’nun, Vakko Genel Müdürü olmasıyla birlikte başlayan yeni yolculuğunun anlatıldığı belgeselde, Vakkorama çatısı altında yapılan; Sailing Cup, Dünya Offshore Şampiyonası, Pupa Yelken Yarışları, Dünya Aerobik Şampiyonası ve Vakkorama kültür matinelerine yer verildi. Aynı zamanda Hakko ailesinin üyeleri de belgeselde yer alarak Cem Hakko ile ilgili anı ve görüşlerini paylaştı.
Cem Hakko, 40. yılda bayrağı oğlu Can Hakko’ya devretti
Konuşma sonrasında Cem Hakko, temsili bir anahtarı Can Hakko’ya sunarak, “Zamanında babamın bana yaptığı gibi 40. yılında ben de Vakkorama’nın anahtarını oğluma devrediyorum.” dedi.
Can Hakko, babasına ithafen “Tüm başarılarını hepimiz gururla izledik ve izlemeye devam ediyoruz. Senin gibi vizyoner, çalışkan bir liderimiz olduğu için çok şanslıyız. Ülkemize, çağının çok ötesinde değerli konsept bir mağaza ve birçok ilki getirdin. Tutkumuzun peşinden giderek, çok çalışarak ve asla vazgeçmeyerek hayallerimizi başarabileceğimizin yaşayan bir kanıtısın. Senin ideallerin ve başarılarının izinde çalışmak bizler için çok büyük bir motivasyon kaynağı. Bize yol gösterdiğin için çok teşekkür ediyoruz. Senin oğlun olduğum için çok gurur duyuyorum” dedi.
Suwen, 3. çeyrek sonuçlarını açıkladı. Buna göre şirketin ilk dokuz ayda net kârı yüzde 284.7 artışla 116.5 milyon TL, satış gelirleri yüzde 162.7 artışla 627.2 milyon TL oldu.
Açıklanan rakamlara göre Suwen ilk dokuz ayda yüzde 162.7 büyüme gerçekleştirdi.
Suwen, 2022 yılı üçüncü çeyrek mali sonuçlarını açıkladı. Güçlü büyüme performansı gerçekleştiren şirket, yılın üçüncü çeyreğinde 304.0 milyon TL net satış elde etti. İlk dokuz aylık dönemde ise net kârı yüzde 284.7 artışla 116.5 milyon TL; satış gelirleri de yüzde 162.7 artışla 627.2 milyon TL olarak gerçekleşti.
Geçen yılın ilk dokuz ayına göre Suwen’in FAVÖK tutarı yüzde 167.1 artışla 203.8 milyon TL olarak açıklandı. Suwen bu yılın ilk dokuz ayında 151.3 milyon TL tutarında faaliyet, 116.5 milyon TL tutarında net kâr elde etti.
Bu dönemde Türkiye’de 12, yurt dışında 5 yeni mağaza açan Suwen’in mağazalarının sayısı 154’e yükseldi.
3. çeyrek oranları büyümenin göstergesi
Yılın ilk dokuz ayında hedefledikleri büyüme rakamlarını yakaladıklarını söyleyen Suwen Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Ali Bolluk yaptığı açıklamada:
“Suwen’in yılın ilk 9 ayında hedefimizin üzerinde gerçekleşen büyüme çizgisi, kadınların her mevsim şıklık anlayışını Suwen ile benimsediğini gösteriyor. Güçlü ve sürdürülebilir büyüme hedefimizi sürdüreceğiz. Yılın ilk dokuz ayında hedeflerimizi yakaladığımız için çok memnunuz. Bu sonuçlar planlarımıza paralel olarak güçlü büyümemizi yıl sonuna kadar sürdüreceğimizin de güçlü bir kanıtı. Açtığımız yeni mağazalarla satış ağımızı Türkiye’de ve yurt dışında farklı coğrafyalarda genişletmeye devam edeceğiz. 30 Eylül 2022 itibariyle mali tablomuza baktığımız zaman Suwen’in hızlı büyüme çizgisini koruyacağımıza inanıyoruz.” dedi.
Sürdürülebilirlik, perakende sektörünün bugün en önemli konularından biri. Peki tedarik zinciri sürdürülebilirliği kısmında Milk Run sistemini daha önce duymuş muydunuz?
Dünyaca ünlü markaları ‘Sürdürülebilir Yeşil Lojistik’ ekseninde buluşturan LogD, Milk Run Yönetim Sistemi ile lojistik tedarik zincirinde yeni bir çığır açıyor. Teknoloji, operasyon ve çevreci malzemelerin kullanıldığı sürdürülebilirlik içeren inovatif bir uygulama olan Milk Run Yönetim Sistemi, binlerce ağacın kesilmesinin önüne geçiyor ve perakendenin karbon ayak izini azaltıyor.
Geleceğin tedarik zinciri LogD, daha iyi bir dünya ve daha iyi bir gelecek için sürdürülebilirlik taahhüdü konusunda iddialı bir sistem geliştirerek Türkiye’de bir ilke imza attı. Teknoloji, operasyon ve çevreci malzemelerin kullanıldığı sürdürülebilirlik içeren inovatif bir uygulama olan Milk Run Yönetim Sistemi, LogD ile artık Türkiye’de.
Milk Run Yönetim Sistemi, Lojistik süreçlerinde perakendenin en büyük sorunlarından biri olan kullan-at malzemelerin çevreye ve ekonomiye zararını görerek bu sorunu ortadan kaldırıyor.
Eko tasarım bilinciyle, malzemeyi kaybetmeden hayat döngüsünde sürekli tutmayı hedefleyerek geliştirilen kutulardaki geri dönüştürülmüş içerik kullanımını 2025 yılına kadar %100’e çıkarmayı hedefleyen marka, oluşturduğu yeni Yönetim Sistemi ile sadece iki ayda binlerce ağacın kesilmesinin ve 1 milyon kg’dan fazla karbon ayak izinin oluşmasının önüne geçti.
Hem çevreye hem de şirketlerin döngüsel ekonomisine katkı sağlayan Milk Run Yönetim Sistemi’nin Türkiye’de bir ilk olduğunu belirten LogD CEO’su Seyhan Gülhan; “Geliştirdiğimiz Milk Run Yönetim Sistemi ile geri dönüştürülmüş malzemeden ürettiğimiz çevre dostu inovatif kutu, etiket ve mühürler şirketlerin sevkiyatlarındaki karton koli kullanımını ortadan kaldırarak binlerce ağacın kesilmesini, kolilerin üretimi sırasında kullanılan tonlarca suyun kullanılmamasını, doğaya atık olarak bırakılmış malzemelerin yeniden kullanım sürecine dahil edilerek çevreye verilen zararın engellenmesini sağlıyoruz. Tek bir gezegenimiz var ve dünyanın herhangi bir yerinde atılacak ufacık bir adım bile çok kıymetli. Bu nedenle çevreci ve sürdürülebilir Milk Run Yönetim Sistemi’nin tüm dünyada kullanılması için çalışmalarımızı geliştireceğiz.”dedi.
Milk Run Yönetim Sistemi’nin çıkış noktalarından biri de markaların lojistik yönetim maliyetlerinden tasarruf etmelerini sağlamak olduğunu vurgulayan Gülhan, ‘Tek kullanımlık sarf malzemeler için ayrılan bütçe, satın alma sürecinde harcanan zaman, emek, depolama alanı gibi birçok etmeni dikkate alarak geliştirdiğimiz Milk Run Yönetim Sistemi ile harcanan fazla zaman, emek ve tek kullanımlık ürünlerin yüklediği finansal yükün de önüne geçiyor, şirketlerin döngüsel ekonomilerine katkı sağlıyoruz” dedi.
192 kutu ile başladığı üretimine çok kısa sürede taleplerin artması ile 6.500 adet kutu ile devam eden LogD, sektörün sürdürülebilir politikalar izleyen öncü perakende markaları Altınyıldız Classics, Beymen, Dagi, English Home, Koton ile el sıkışarak Milk Run Yönetim Sistemi’ni şirketlerin lojistik süreçlerine entegre etti. Damat Tween & DS Damat, Le Wrangler, Yargıcı, Ramsey, Teknosa gibi yeni markaları sistemine dahil eden LogD, Milk Run Yönetim Sistemi’yle yılda 25.000.000 kg karbon ayak izini azaltmayı hedefleyerek lojistiğin yeşil dönüşümüne büyük katkı sağlıyor.
Zeytin çekirdeği, tedarik zinciri ve Milk Run
Milk Run Yönetim Sistemi için geliştirilen re-cycle kutuların geri dönüştürülmüş plastikten üretilmesinin yanı sıra kutuların markalaması sırasında kullanılan etiket geri dönüştürülmüş kağıttan oluşuyor. Ayrıca mühürleme sistemindeki mühürlerde ise bir ilke imza atılarak re-cycle zeytin çekirdeğinden üretilen bio-plastik kullanılıyor.
Basın toplantısına katılan LogD’nin iş ortaklarından Orka Holding Pazarlama Grup Başkanı Büşra Orakçıoğlu: “Hem üretimde hem lojistiğimizde hem mağaza tarafında ikiz dönüşümü gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Lojistik partnerimizin LogD olması bizim için kıymetli. Bu aslında önümüzdeki gelecek nesillere karşı verdiğimiz bir sorumluluk. Bunu teknolojiyle birleştirmeyen, doğasına ve yaşadığı yere saygı duymayan hiçbir marka 10 sene içinde varlığını sürdüremeyecek.” diye konuştu.
Gürmen Group CFO’su Ali Öztayıncı ise; “Ticarette kazanmak tabii ki önemlidir ama bazen kaybetmemek çok önemli hatta kaybettiğiniz şey yerine koyamayacağınız bir şeyse… Bir doğa veya ağaç kaybediyorsanız bu çok daha kötüdür. Sürdürülebilir değer yaratan markamızın temel felsefesi, bir değer yaratırken bunun sürdürülebilir olması… O yüzden pandemi sonrası dünyada birçok işin yeniden dizayn edildiği bir dönemde LogD’nin lojistiğin sürdürülebilir dizaynını yapıyor olması çok değerli.” dedi.
Perakende profesyonellerine farklı sorular yönelttiğimiz serimizdeJLL Türkiye Mülk Yönetimi Yeniden Kiralama Direktörü Hikmet Özkavaf ile Türkiye’deki Alışveriş Merkezlerini, perakende sektörünü ve beklentilerini konuştuk.
HemJLL Türkiye, hem de perakende, Alışveriş Merkezleri, sektör problemleri ve beklentileri özelinde sorularımızı yönelttik.
Röportajı video olarak izlemek istemeyenler için yazılı haline de aşağıdan erişebilirsiniz.
JLL Türkiye Yeniden Kiralama Direktörü Hikmet Özkavaf Röportajı
2022 yılı perakendesini genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz, sektörel olarak yıl sonu beklentileriniz nelerdir?
2022 yılı aslında bizim bir uyanış yılımız oldu diyebiliriz. Çünkü çok zor bir dönemden geçtik Covid önlemleriyle beraber Alışveriş Merkezlerinin kapanması ve perakende sektörünün neredeyse durağan hale gelmesi, sıfırlanması ile birlikte 2021 pandemi etkilerinin azalması artık tedbirlerin kalkmasıyla beraber yeniden bir dönüş yeniden uyanış diyebiliriz bu dönem için. Tabii ki Alışveriş Merkezleri içerisindeki tedbirlerin kalkması ve müşterinin tekrar Alışveriş Merkezi ile buluşması için AVM’ler de son derece etkin çalıştılar. Hem AVM’ler hem de perakendeciler tarafında çok ciddi hazırlıklar yapıldı bunun için. Özellikle yaz sezonunda çok kuvvetli bir giriş oldu ve bence 2022 şu anda keyifli gidiyor, keyifli olmaya devam edecek gibi gözüküyor.
Rakamlardan bahsedecek olursak, Eylül ayına kadar özellikle yerli ve yabancı turistin de etkisiyle beraber çok ciddi anlamda ivme kazandık. Turist alan AVM’ler çok daha iyi ciro performansı yaparken, yerli halk da alışveriş merkezinde ciddi tevazu gösterdi. Yani özetlemek gerekirse bizim bu yılın üçüncü çeyreğine kadar cirolar oldukça iyi şekilde gerçekleşti. Yılbaşına doğru olan dönemde de aynı tempoda devam ettiğini görüyoruz. Kıyaslama kısmında ise, biz kıyaslamalarımızı şu şekilde yapıyoruz, kendi yatırımcılarımıza da aynı şekilde raporlarımızı sunuyoruz: 2019 yılı yani pandemi öncesi kapatmış olduğumuz ciroları güncel enflasyon oranında kurgulayıp bugüne taşıyoruz. Bu şekilde bir kıyaslama yaptığımızda Türkiye’de perakende sektöründe % 5 ile% 10 bir ciro artışı gerçekleştiğini görüyoruz.
Çok ciddi bir enflasyonist ortamdayız. Reel olarak hissettiğimiz enflasyon belki rakamlardan çok daha fazla. Bu enflasyonist ortamda Alışveriş Merkezleri tarafından müşterinin, özellikle de ailelerin tevazusunu alabilmek bizler adına çok önemli.
2023 yılı için sektöre tavsiyelerinizden kısaca bahsedebilir misiniz?
Önümüzdeki dönemde sektör olarak hem dünya hem de ülkemiz tarafında ciddi rol değişimine gidileceğini bekliyoruz. Bu değişim markalar ve Alışveriş Merkezleri olarak iki taraflı yaşanacak bir değişim olacak. Teknoloji yatırımlarının artması, daha insancı doğaya dost alışveriş merkezi ve markaların sektörde yer edinmesi bu değişimin tetikleyicisi olacak. Alışveriş Merkezleri ve markaların sadece satış odaklı değil biraz daha sosyal alanları olan yerlere dönüşmesi bizler için önemli bir değer haline geldi.
Mevcutta devam eden danışmanlığını verdiğimiz birçok Alışveriş Merkezinde bizim 2023 yılı için telkinlerimiz, AVM içerisinde daha çok çocuğa, aileye, genç kitleye vakit geçirebileceği alanlar yaratmaları yönünde oluyor. Alışveriş Merkezlerini, eğlencenin değerlendirildiği alanlar haline getirmeye çalışıyoruz. Bu renovasyonu yaptığımız projelerde ise çok hızlı dönüşler aldık.
2023 yılı için tavsiyelerim ise AVM’lerin kendini analiz etmesi, eksiklerini gidermesi, bu anlamda dünya trendlerinin ve bizlerin önermiş olduğu revizyonların bir an önce yapılması şeklinde olabilir. Sektörün kendini biraz daha geleceğe taşıması gerekiyor.
Türkiye’deki Alışveriş Merkezleri sektörünün bugünü ve geleceği hakkında yorumlarınız nelerdir?
Alışveriş insanlar için vazgeçilmez bir ihtiyaç, açıkçası dünyada da Türkiye’de de durum bu şekilde. Özellikle Anadolu şehirlerinde bu davranışa daha fazla rastlıyoruz. İnsanların alışverişi tercih etme sebepleri daha çok motivasyon, kendilerini özel hissetme ve mutluluk üzerine odaklı. Enflasyon ortamına girdiğimiz zaman elbette bu davranışlarda değişiklikler görüyoruz. Ama fiyat ne olursa olsun Alışveriş Merkezinde zaman harcamaları, hiçbir şey yapmasalar da yeme içme alanlarında yemek yemeleri, sosyalleşmeleri de bizler için çok önemli.
Pandemi ile birlikte Alışveriş Merkezi sektörü bitti, artık internet başladı riski çoğaldı. Hepimiz artık AVM’lerde bundan sonra bir hareketlilik olmaz dedik ama şu andaki tepkiyi gördüğüm zaman durumun bunun tam tersi bir artışla ilerlediğini söyleyebilirim. Yani insanlar doğru marka mixlerinin olduğu, doğru havalandırmanın, doğru otoparkının, doğru mimari yönlendirmelerin olduğu, temiz güvenli ve müşteri odaklı çalışan, pazarlama etkinlikleri bulanan Alışveriş Merkezlerine ilgisini daha da arttırdı. Az önce bahsetmiş olduğum kendini yenileme etkisi de bu noktada oldukça önemli. Sektöre göre geriden gelen, mimari yenilikleri veya revizeleri yapmayan, müşteri kitlesini doğru şekilde analiz edememiş Alışveriş Merkezleri için durum maalesef iç açıcı olmuyor. Müşteriler artık biraz daha hem marka çeşidinin çok olduğu hem de aradığı ürüne bakarken keyifli vakit geçirebileceği alanlar istiyor.
Mevcut Alışveriş Merkezleri’ne tavsiyem, kendini yenilemiş, içerideki kiracısı ile sözleşmesel ve ticari anlamda uzlaşmaya varmış ve marka mixini tamamlamış olarak yollarına devam etmeleri şeklinde olabilir.
Kiralama tarafından baktığınızda Türkiye’de perakende sektörünün bugün en büyük problemleri sizce nelerdir?
Aslına bakarsanız genel anlamda böyle bir problem yok şuan sektörde, var olan problemler de çözülmek için var. Güncel anlamda en şu anda beklenmedik artışı gördüğümüz enerji tarafında sektör ciddi bir sorun yaşıyor. Yani artık perakendeci ile bizim en çok konuştuğumuz konular kira, genel gider maliyetleri gibi konuların yanında elektrik maliyetleri olarak da hayatımıza girdi. Bu, perakendeciler için aslında bu zamana kadar hiç konuşmadığımız bilmediğimiz bir faktör. Fakat elbette bu sorun için de farklı çözümler üretilebilir. Büyük mağazada yer alan perakendeciler belki gelecekte daha küçük metrekarelerde yer alacak. Alışveriş Merkezleri tarafında da enerji tasarrufu anlamında farklı çalışmalar yapılmalı. Bu konuyu bizim şu anda, gelecekte çözmemiz gereken en büyük sorunlardan biri olarak görüyorum.
Ardından da tabii ki yenileme ve emtia fiyatları geliyor. Dekorasyon maliyetleri artık eskisi gibi hemen karar verilebilecek şekilde değil. Değişiklikler oldukça agresif şekilde gerçekleşiyor. Yenileme maliyetleri karar verildikten 1 ay sonra hatta çok daha kısa süre içerisinde değişikliğe uğrayabiliyor.
Yeni kiralamalarda size en çok gelen talepler nelerdir ve hangi sektörler üzerine odaklı gerçekleşiyor?
En çok talep aldığımız ve 2022 yılı içerisinde cirosal anlamda en yüksek oranları gözlemlediğimiz sektör dekorasyon ve ev ürünleri üzerine odaklı. İnsanlar pandemi ile beraber evlerindeki değişiklikleri gerçekleştirmeye, küçük ev aletlerini değiştirmeye başlamışlardı. Bu ivmenin ben açıkçası pandemiden sonra düşeceğini sanıyordum ama rakamlar öyle göstermiyor. Diğer tarafta ev grubundan sonra aktif spor giyimde de bir talep artışı söz konusu. Pandemi sonrası klasik giyimden biraz daha rahat giyime doğru bir artış oldu ve bu da mağaza cirolarını etkileyen faktörlerden biri haline geldi.
JLL Türkiye’nin 2022 yılını ve 2023 planlarını bizimle paylaşabilir misiniz?
Kısa vadeli beklentimiz, çok hızlı bir şekilde yılbaşı alışverişini tamamlayabilmek. Bu anlamda da yıl sonunun iyi geçeceğin ve yılı iyi oranlarla kapatacağımıza inanıyoruz. Rakamlardan biraz bahsetmem gerekirse 2019 yılı ile kıyasladığımızda ziyaretçi sayılarında bir düşüş gerçekleşmiş olsa da, alışveriş durmuyor. Net karşılaştırmada ortalama %5 – %10 oranında bir artış bekliyoruz.
2022 yılını kapatıp 2023’e başlarken artık biraz daha pandemi etkisinden ayrıldık, kendimizi bulduk ve bununla beraber de yeni pazarlara, Alışveriş Merkezleri içerisindeki revizyonlara gidiyoruz. En önemli hedeflerimizden biri tabii ki danışmanlığını verdiğimiz Alışveriş Merkezlerinin sayısını arttırabilmek. Türkiye’nin her yerindeyiz. Anadolu’nun her yerinde proje yönetebiliyoruz bu anlamda çok kaliteli ve kuvvetli bir ekibe sahibiz. Projelerimiz arttırdıkça performansımız ve motivasyonumuz da artıyor. Bu motivasyon ile Alışveriş Merkezlerinde danışmanlık verdiğimiz hem perakende markaları hem de yatırımcılarımız tarafına çok daha dolu dolu bir hizmet sunuyoruz.