Anneler Günü harcamalarının bu yıl yeni bir zirveye ulaşması bekleniyor.
Ulusal Perakende Federasyonu ve Prosper Insights & Analytics tarafından yapılan yıllık araştırmaya göre, Anneler Günü için yapılan harcamaların bu yıl 2021’deki rekor harcamadan 3,6 Milyar Dolar artarak 31,7 Milyar Dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.
Tüketiciler bu yıl Anneler Günü alışverişlerinde rekor ortalama ile daha fazla harcamayı planlıyor. Mücevher satışları ve akşam yemeği veya brunch gibi özel geziler, bu yılki harcama artışlarını yükseltecek gibi görünüyor. Tüketicilerin yüzde 41’i (2021’de bu oran%34) bu yıl mücevher veya takı hediye etmeyi planlıyor.
Ayrıca deneyim hediyeleri arayan alışveriş yapanların sayısında da kayda değer bir artış var. Spor etkinliği ve konser biletleri, geçen yıl %23 iken bu yıl oran %27 olarak belirtiliyor.
Anneler günü harcamalarına yönelik yapılan anketten elde edilen diğer bulgular aşağıdaki gibi:
Tüketicilerin üçte biri (%36) tatil için alışverişlerini internetten yapmayı planlıyor. Tüketicilerin %30’u büyük mağazalarda, %27’si özel mağazalarda ve %23’ü yerel küçük işletmelerde alışveriş yapmayı planlıyor.
Tüketicilerin üçte biri (%36) tatil için alışverişlerini internetten yapmayı planlıyor. Tüketicilerin %30’u büyük mağazalarda, %27’si özel mağazalarda ve %23’ü yerel küçük işletmelerde alışveriş yapmayı planlıyor.
Tebrik kartları ve çiçeklerde durum ise, alışveriş yapanların %75’i tebrik kartı satın almayı ve %72’si geleneksel Anneler Günü buketleri almayı planladığını söylüyor.
Tüketicilerin yüzde 39’u ürün abonelik hizmetlerini hediye etmekle ilgileniyor.
Dünyanın en ucuz moda perakendecilerinden Primark, artan maliyetleri dengeleyemediği için yılın ikinci yarısında fiyatları yükseltmek zorunda kalacağını açıkladı.
Moda devi, ilkbahar/yaz aylarında fiyatları sabit tutmayı başarmıştı, ancak sonbahar/kış stoklarında “seçili ürünlerde fiyat artışları” uygulayacağını kabul etti.
Bununla birlikte, Primark’ın sahibi Associated British Foods’un (ABF) CEO’su George Weston açıklamasında, “Özellikle bu daha büyük ekonomik belirsizlik ortamında, fiyat liderliğimizi ve satın alınabilirliğimizi sağlamaya kararlıyız” dedi. Aynı zamanda tüm işletmelerinde lojistik zorlukları, covid ile ilgili süreçleri ve “önemli enflasyon baskılarını” işaret etti.
Ucuz moda, gerçekten ‘ucuz’ mu?
Primark fiyat görünümleri
Fiyat artışları, Primark’ın Covid sonrası “satış ve faaliyet kâr marjındaki güçlü toparlanmasına” rağmen engellenemedi.
Düzeltilmiş işletme karı, geçen yıl yapılan 43 milyon sterline kıyasla 414 milyon sterline yükseldi.
Grup, Primark’ın ikinci yarı toplam satışlarının 2019’un Covid öncesi seviyelerinin üzerinde olmasını beklediğini söyledi.
Şirket geçtiğimiz haftalarda Türkiye pazarı için bir araştırma grubu göndermiş ve önemli pazaryerleri ve alışveriş merkezlerinde araştırma gerçekleştirmişti.
Sonrasında yaptığı açıklamada genişleme stratejilerinin sürekli devam ettiğini fakat hangi ülke kanadında karar kıldıklarını açıklayamayacaklarını belirtmişlerdi. Primark Türkiye pazarına girer mi bilinmez fakat, yaşanan fiyat artışları dolar kuru ile birleştiğinde Türk pazarına girseler dahi ucuz moda perakendecisini Türkiye’de ‘ucuz’ yapmayacak gibi görünüyor.
Bu hafta, perakende ve e-ticaret ile ilgili “yeni” yasal düzenlemelerden bahsedeceğiz. Geçtiğimiz Cumartesi günü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıydı. TBMM’nin kuruluşunun 102. Yılını kutladık. Aynı zamanda çocuklara armağan edilen yegâne bayramın keyfini yaşadık. Büyük Kurtarıcının Kasım 1918’de Doğu Cephesinden İstanbul’a dönüp, Haydarpaşa’dan karşı tarafa geçerken yaveri Cevat Abbas’a söylediği “Geldikleri gibi giderler” sözü ile başlayıp, 29 Ekim 1923’de Cumhuriyetimizin kuruluşu ile biten bu süreç içerisindeki en önemli günlerden olan 23 Nisan kutlu olsun. Ek olarak bu süreç ile ilgili detaylı okuma yapmak isteyenler için Alev Coşkun’un “Samsun’dan Önce 6 Ay” ve “Samsun’dan Sonra En Zor 19 Ay” kitaplarını tavsiye ederim, tabii ki başucu kitabı “Nutuk” ile beraber.
Ve gelelim bu haftaki konumuza…
Ülkemizde yasal uygulamalar ile ilgili oldukça detaylı kanunlar-yönetmelikler var. Bu içeriği diğer ülkeler ile karşılaştırdığımızda, çoğu zaman bizim yasal içeriklerin çok daha uzun ve detaylı olduğunu görmek mümkündür. Son dönemde perakende ve e-ticaret genelinde yayınlanan veya gündeme gelen yeni yasal düzenlemeleri sizler için derlemek istedim. İşte başlıyor…
Pazaryerlerine yeni yönetmelik yolda
İlk olarak pazaryerleri ile ilgili planlanan yeni bir yönetmelikten bahsetmek istiyorum. Bu henüz yasallaşmadı ama hazırlıkların arka planda devam ettiği bilgisi geliyor. Getirilmek istenen düzenlemede özellikle pazaryeri ile mağazalar arasındaki ticari ilişkide gözlemlenen büyük balık küçük balık ilişkisine denge getirilmek isteniyor. Buna göre taslak ile ilgili öne çıkan maddeleri aşağıda sıralarsam;
Planlanan maddelerin ilki, pazaryerinin kurduğu kargo, ödeme firması vb. yan şirketler sadece kendi pazaryeri için hizmet verebilecek, bu firmaların dışarıda hizmet vermesinin önü kapatılmak isteniyor,
Pazaryerinin kendi mağazasından satış konusunda kısıtlama gelebilecek, buna izin verilmeyebilir,
Yine kendi markasıyla satışa sınırlama gelebilecek,
Reklam için bütçe tutarlılığı isteniyor, sınırlama gelebilir,
Mağazaların sıralamada ön plana çıkması vb. konularda şeffaflık diyorlar ama nasıl olacağı soru işareti …
Kısacası pandemi ile inanılmaz bir ivme yakalayan e ticaret ve özellikle Pazaryerleri için yeni kısıtlamalar gelebilir. Sadece 2020 yılın da 200.000 işletme Pazaryerleri içerisinde satış yapmaya başlamıştı. Bununla birlikte arka plandaki konular da birçok şikâyet konusu da beraber geliyordu. Giriş paragrafında belirttiğim gibi ülkemizde yasal düzenlemeler çok detaylı ama uygulama konusuna geldiğinde çok sayıda yan yol ile etkisiz kalabiliyorlar. Bu yüzden getirilmek istenen yeni düzenleme (her ne kadar küçük işletmeleri koruma amaçlı olsa da) uygulamada ne olur konusu sadece soru işareti olarak kafamda beliriyor.
E-ticaret sitelerinin aracılık yaptığı satışlarda sitenin sorumluluğu ile ilgili yargıtay kararı
E ticaret ile ilgili yeni bir haber var, bununla devam etmek istiyorum. Ekli linkte bütün detaylar bulunuyor, oradan daha detaylı takip edebilirsiniz. Özetlersek, Yargıtay aldığı bir karar ile e ticaret sitelerinin aracılık yaptığı satışlarda “buradaki örnekte bir Pazaryeri üzerinden satılan ürün konusunda” aracı sitenin sorumluluğunun belirli bir noktaya kadar olabileceğini belirtiyor.
Sonuç olarak, alınan karar ile doğrudan aracı kuruluşları sorumlu tutan Tüketici Hakem Heyeti yaklaşımı hatalı bulunmuş ve Tüketici ile Aracı kurum arasında daha dengeli bir rejim öngörülmesinin temelleri atılmıştır. Yargıtay’ın bu yaklaşımı sayesinde, kendi web sitesi üzerinden komisyon alarak aracılık faaliyetleri yürüten kurum ve kuruluşlar, Hakem Heyetleri nezdinde adeta kusursuz sorumluluğa göre değerlendirilirken bu karar ile, aracının sorumluluğu azaltılmış ve taraflar arasındaki sorumluluk ilişkisi daha net tasnif edilmiştir.
İndirim içeren reklamlar ile ilgili yeni kılavuz
Fiyat bilgisi içeren reklamlar ile indirimli satış reklamları ve ticari uygulamalar hakkında reklam veren, reklam ajansları, mecra kuruluşları satıcı, sağlayıcı, aracı hizmet sağlayıcılar ve reklamcılık ile ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşlara yol göstermek amacıyla 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a ve Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’ne dayanılarak hazırlanan ve Reklam Kurulu’nun 12.04.2022 tarihli ve 320 sayılı toplantısında 2022/1 numaralı ilke kararı olarak kabul edilen “Fiyat Bilgisi İçeren Reklamlar İle İndirimli Satış Reklamları ve Ticari Uygulamaları Hakkında Kılavuz” yayınlandı.
Bu önemli bir konu olarak perakende ve e-ticaret işletmeleri açısından yeni yükümlülükler getirecek. Benim açımdan en önemli konu ise; İndirimli olarak ilana çıkacak bir üründe, ürünün indirim öncesi fiyatı olarak son 1 ay içindeki en düşük fiyatı gösterilmek zorunda ve indirim oranının bu fiyat üzerinden hesaplatılması gerekiyor.
Kılavuzdaki örnek şu şekilde: Ayın beşi ile sekizini kapsayan bir indirimli satış kampanyası kapsamında, ayın birinde satış fiyatı 100 TL olan bir malın, ayın beşinde %50 indirimle 50 TL’den satışa sunulduğu ve ayın sekizinde indirimin sona erdiği, daha sonra yapılan farklı bir indirimli satış duyurusu kapsamında ayın on beşinde malın ilk satış fiyatı olan 100 TL’nin üzeri çizilerek %60 indirimle 40 TL’den satışa sunulduğu durumda, Yönetmelik hükmüne aykırı bir uygulama ortaya çıkmış olacaktır. Söz konusu mevzuat uyarınca ayın on beşinde üzeri çizili fiyat olarak son 30 gün içerisindeki en düşük fiyat olan 50 TL’nin gösterilmesi ve indirim oranının da %20 olarak belirtilmesi gerekmektedir.
Ayrıca örneğin; satış fiyatı 100 TL ve son 30 gün içindeki en düşük satış fiyatı 80 TL olan bir mal için satıcının bugün “40 TL indirim” duyurusu yapmak istediği varsayıldığında bu malın indirim için referans alınan fiyatı 80 TL, indirim 40 TL, indirimli satış fiyatının 40 TL olarak duyurulması gerekmektedir. Şayet benzer şekilde “%40 indirim” duyurusu yapmak istendiği varsayıldığında ise bu malın indirim için referans alınan fiyatı 80 TL, indirim 32 TL, indirimli satış fiyatının 48 TL olarak duyurulması gerekmektedir. Diğer taraftan, bu ürünün satıcısının hiç indirim duyurusu yapmak istemediği veya üstü çizgili fiyata da yer vermek istemediği bir durumda satıcının malın satış fiyatını 60 TL olarak yeniden belirleyebilmesi mümkündür. Zira ortada “indirimli fiyat reklamı” bulunmamaktadır.
Yönetmeliğe yukarıdaki link ile ulaşabilirsiniz. Detaylı ve başka önemli maddelerde var, işletmeniz de göreviniz ne olursa olsun bu kılavuzu bilmek önemli hale geliyor.
Endüstriyel ürünler için satış sonrası hizmetler yönetmeliği taslağı
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, sanayi ürünlerine yönelik satış sonrası hizmetler ile ilgili bir yönetmelik çalışması yapıyor. Aslında bu konuyla ilgili bir yönetmelik 2003 yılında yayımlanmıştı. Birkaç da değişiklik yapılmıştı. Bu yeni taslakta daha önce olmayan garanti süresi, onarım süresi vb. konular var. Yönetmelik taslağına bu link ile ulaşabilirsiniz. Konuyla ilgili kişiler için yeni bir durum değil bir süredir zaten gündemde, bu düzenleme ile ilgili farklı bir bakış açısını aktarmak istiyorum.
Ülkemizde yasal garanti uygulamaları ile ilgili oldukça detaylı kanunlar-yönetmelikler var. Bu içeriği diğer ülkeler ile karşılaştırdığımızda, çoğu zaman bizim yasal içeriklerin çok daha uzun ve detaylı olduğunu görmek mümkündür. Benim özellikle merak ettiğim veya üzerinde durmak istediğim konu; çoğu ülkede üretici-satıcı ekseninde belirlenen garanti süresi-DOA-onarım süresi vb. konuların, neden bizim ülkemizde yasal düzenlemeler ile devlet tarafından belirlendiğidir. Burada konumuz sanayi ürünleri ama, tüketici ürünleri de aynı kapsamda kalıyor. Ürünün kullanıcısının korunması önemli bir olgu ama diğer taraftan bunun kullanıcıya olan maliyeti de ayrı bir çalışma konusu olmalıdır.
Örnek vermek gerekirse, akıllı telefonların ortalama kullanım süresi bir aralar 8 ay gibi bir süreydi, şimdi bu kullanım süresi çok daha fazla uzadı. Ama soru işareti olan konu; telefonun ilk kullanıcısı satın almayı yaptığında belki hiç kullanmayacağı iki yıllık garanti süresinin de ücretini ödemiş oluyor! Müşteriye bir seçim hakkı sunulsa ve bununla ilgili fiyat farklılıkları belirtilmiş olsa, hem satış noktaları hem de müşteri için çok farklı satınalma-maliyet alternatifleri çıkacağı ortadadır. Yasal düzenleme ile zorunlu olarak belirlenen süreler, satış rekabetinde tek boyutlu bir sıkışıklığa sebep veriyor.
Müşteriye verilen fiyat seçenekleri sadece indirime odaklanıyor. Ama müşterinin, almak istediği ürün ile beraber kullanacağı garanti-servis-koruma-hizmet seçeneklerinin kapsamını belirli fiyat paketleri çerçevesinde belirlemesine olanak veren çok boyutlu bir işleyişe geçemiyoruz. Sanayi ürünleri için olan bu yönetmelikte, ürünler için 2 yıllık bir garanti süresi de aynı tüketici ürünlerinde olduğu gibi tanımlanmak isteniyor. Ayrıca kullanım süresi gibi bir açılım da yapılmış ama bunu bakanlık belirliyor. Benim görüşüm bu düzenlemeler tabii ki olmalı ama özellikle sanayi ürünlerinde alt limitlerin düşük tutularak, uzun garanti süreleri, yerinde servis, onarım süresi, yedek parça bulundurma vb. konularda kullanıcı ile satıcı-üretici-dağıtımcı vb. arasında yapılacak servis kontratlarının ön plana çıkarılmasıdır.
Evet bu haftalık bu kadar, önümüzdeki hafta Ramazan Bayramı, mutlu ve sağlıklı bir bayram dilerim, bayram haftasından sonra görüşmek üzere sağlıkla kalın…
Şirket Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Twitter yönetim kurulunun milyarder Elon Musk‘tan sosyal medya şirketini satın alma ve özel hale getirme teklifini kabul ettiğini duyurdu.
twitter, elon musk'ın satın alma anlaşmasını kabul etti 7
Bu haberin duyurulmasının ardından şirketin hisseleri %5,64 oranında değer kazandı.
Musk, siteyi yeni özelliklerle geliştirerek, güveni artırmak için algoritmaları açık kaynak yaparak, bot hesapları silerek ve tüm insanların kimliğini doğrulayarak platformu her zamankinden daha iyi hale getirmek istediğini belirtti.
İfade özgürlüğü, demokrasinin temel taşıdır ve Twitter, insanlığın geleceği için hayati önem taşıyan konuların tartışıldığı dijital şehir meydanıdır.
Elon Musk – Twitter’ın Yeni Sahibi
“Twitter’ın muazzam bir potansiyeli var – onu ortaya çıkarmayı dört gözle bekliyorum”
Musk, birincil ilgisinin, şirketin ifade özgürlüğü sansürü olarak gördüğü şeyle ilgisi olduğunu belirtse de, Musk eleştirmenleri, milyarderin platform üzerindeki kontrolünün, seslerinin ve birlikte olabileceği diğerlerinin susturulmasına neden olacağından endişe duyuyor. Kişisel hesabından eleştirmenleri sık sık engellediği göz önüne alındığındai bunun olması da muhtemel.
Musk bu söylentilere cevap olarak “Bence ifade özgürlüğü için kapsayıcı bir arena olması çok önemli” dedi ve açık şiddet çağrılarıyla başa çıkmak ve hizmetin ülkedeki yasalara uygun olmasını sağlamak için bir miktar içerik denetimine ihtiyaç duyulacağını kabul etti.
Ayrıca, eski Başkan Donald Trump’ın Musk’ın kontrolü altındaki platforma yeniden katılması için bir yol önerebilecek kalıcı yasaklara genellikle “mola aşımlarını” tercih edeceğini söyledi. Platform, 6 Ocak’ta ABD Capitol’deki ayaklanma sırasında attığı tweetlerin ardından “şiddeti daha fazla kışkırtma riskini” öne sürerek Trump’ı platformdan men etmişti.
Bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri, -Baskın sosyal medya platformları, ideolojiye dayalı konuşmayı sansürlemediklerini, bunun yerine belirtilen topluluk kurallarını uyguladıklarını belirtseler de- ana akım teknoloji şirketleri tarafından muhafazakar seslerin sansürlenmesinden yıllarca şikayet ettikten sonra Musk’ın şirkete sahip olma ihtimaline duydukları heyecanı dile getirdiler.
Donald Trump Pazartesi günü, şirketin yeni sahibi Elon Musk eski başkanın yasağını kaldırsa bile Twitter‘a geri dönmeyeceğini söyledi.
donald trump, elon musk yasağı kaldırsa bile twitter'a dönmeyeceğini söyledi 9
“Bu hafta içinde Truth Social’da olacağım. Programa uygun. Çok sayıda üyemiz var. Musk’ı severim. Ondan çok hoşlanıyorum. O mükemmel bir birey.”
Twitter tarafından bana yapılan muamele beni hayal kırıklığına uğrattı. Bu yüzden geri dönmeyi düşünmüyorum.
Trump – Eski ABD Başkanı
“Ben Beyaz Saray’dayken sosyal medya için çok şey yaptık.” açıklamalarında bulunan Trump bir daha platforma dönmek istemdiğini böyle belirtti.
Platform, Trump destekçilerinin seçim sonrası saldırılarının ardından Ocak 2021’de Trump’ı platformdan kalıcı olarak askıya almıştı. Şirket, kararı 6 Ocak isyanından sonra “şiddeti daha fazla kışkırtma riski nedeniyle” aldığını söyledi. Trump’ın platformda 80 milyondan fazla takipçisi vardı.
Donald Trump’ın Twitter Küslüğü
Trump’ın platforma geri dönmesine izin verilip verilmeyeceğine dair sorular, Musk’ın şirketi kısmen bir özgür konuşma platformu haline getirmek için satın almakla ilgilendiğini açıklamasının ardından ortaya çıktı.
İnsanların yasaların sınırları içinde özgürce konuşabilecekleri gerçeğine ve algısına sahip olmaları gerçekten çok önemli
Musk – Tesla ve SpaceX CEO’su
Musk, kalıcı yasakların hayranı olmadığını ve askıya almalardan yana olduğunu da sözlerine ekledi. Hem Tesla’nın hem de SpaceX’in CEO’su platformu kripto para birimlerine kadar ticari çıkarlarını desteklemek için kullanıyordu.
Bakalım önümüzdeki günlerde Twitter nasıl bir sosyal medya platformu olma yoluna girecek. Birlikte izleyip göreceğiz…
Meta, 9 Mayıs’ta şirketin Metaverse odaklı Reality Labs bölümünün evi olan Burlingame, Kaliforniya’daki kampüsünde ilk fiziksel mağazasını açacak. Mağazanın adı ise ‘Meta Store’
Meta Store, müşterilerin Portal görüntülü arama cihazı, Ray-Ban Stories akıllı gözlükleri ve Meta Quest 2 sanal gerçeklik başlığı ve aksesuarları dahil olmak üzere şirketin donanım ürünleri hakkında bilgi edinebilecekleri ve deneyebilecekleri demo alanlarına sahip olacak. Mağazanın toplamda 1500 metrekare olması planlanıyor.
Ek olarak mağaza, alışveriş yapanların Real VR Fishing gibi Quest sanal gerçeklik oyunlarını oynayabilecekleri sürükleyici bir alana sahip olacak. Oyunlar, mağazada oyuncunun sanal gerçeklikte ne gördüğünü gösteren büyük, duvardan duvara kavisli LED ekranlara yansıtılacak.
İşte Meta Store’dan ilk görüntüler
Meta Store başkanı Martin Gilliard, “İnsanlar bir kez teknolojiyi deneyimledikten sonra, tercih edilebilirliği de artacak” dedi. “İşimizi doğru yaptıysak, insanlar buradan ayrılıp arkadaşlarına ‘Meta Store’u ziyaret etmelisin’ demeli.”
Müşteriler, Ray-Ban’den bir satış temsilcisi aracılığıyla sipariş etmeleri gereken akıllı gözlükler dışındaki tüm ürünleri yerinde satın alabilirler. Meta ayrıca tüm donanım ürünlerini çevrimiçi olarak satın almayı tercih eden müşteriler için web sitesine bir “mağaza” sekmesi ekliyor.
Şirket, “Nihayetinde, Meta Store ile amacımız, insanlara bugün ürünlerimizle nelerin mümkün olduğunu gösterirken, metaverse tarafında geleceğe bir bakış açısı vermek ve bu süreçte metaverse kavramının gizemini biraz ortadan kaldırmaktır” dedi.
Meta, tüketicilerin fiziksel dünyaya geçiş yaparak birbirleriyle ve çevreleriyle dijital olarak etkileşim kurmak için artırılmış ve sanal gerçeklik teknolojisini kullanacakları sofistike bir dijital dünya olan metaverse’yi inşa etmek için gelecek yıl boyunca 10 milyar dolar yatırım yapıyor .
H&M, Urban Outfitters ve Everlane gibi büyük batılı perakendeciler, ürünlerinin çoğunluğunun Çin’de üretilmesine rağmen Çinli müşteriler arasında çekiciliğini kaybediyor.
Geçen Ağustos, Urban Outfitters, Çin’den geçici olarak çıktığını duyurmuştu. Yerel bir sosyal medya platformu olan Weibo’daki resmi hesabı aracılığıyla yaptığı açıklamada marka, ayrılışının “markanın küresel stratejisinden kaynaklandığını açıklamıştı. Urban Outfitters, sadece bir ay sonra popüler çevrimiçi pazar yeri Tmall’dan da çekildi. Geçen yılın aynı döneminde Amerika merkezli Everlane da Tmall’daki operasyonlarını durdurmuştu.
İki şirket, Çin’de zayiat veren Batılı markaların büyüyen listesine katıldı. Çin’de büyüyen batılı marka boykotu furyasına şimdi de H&M giriyor gibi görünüyor.
Çin’deki 400’den fazla mağazaya ve kayda değer bir çevrimiçi varlığa rağmen, İsveçli perakendeci, Çin hükümetini eleştirdikten sonra aniden Taobao, JD.com ve Pinduoduo gibi büyük çevrimiçi alışveriş sitelerinden silindiğini gördü. Ürünlerinin satışı bu uygulamalar üzerinden kaldırıldı.
Kötü satışlar, markanın Çin’deki karının 2021’in 2. çeyreğinde yıllık yüzde 23 düşmesine neden oldu. Sonuç olarak, H&M geçen yıl 20’den fazla fiziksel lokasyonu kapattı. Yükselen yerel rakipler ile de boğuşan H&M, artık Çin’de bir zamanlar olduğu gibi hakim değil.
H&M gibi bir mega marka bu kadar kolay tehdit edilebiliyorsa, bu durum pazardaki diğer batılı perakendeciler için ne anlama geliyor?
H&M’in Çin’deki düşüşünde büyük bir faktör, şirketin Çin hükümetinin Uygur halkına yönelik muamelesini eleştirmesiydi.
Markanın, Uygurların dahil olduğu iddia edilen emek istismarı hakkındaki açıklamaları, Çinli alışverişçiler arasında bir kargaşayı tetikledi. Hızla bir boykot uygulamaya konuldu ve daha önce 2021 yılının ilk çeyreğinde H&M’in beşinci en büyük pazarı olan Çin, bir sonraki çeyrekte ilk 10’dan düşürüldü.
İsveç’in Çin ile olan soğuk ilişkileri duruma yardımcı olmadı. Çin’de faaliyet gösteren birçok yabancı şirketin aksine, H&M Çin Komünist Partisi ile bir ilişki kurmak konusunda isteksiz davrandı.
Gerilemelere rağmen, H&M Çin’in kendisi için bir öncelik olmaya devam ettiği konusunda ısrar ediyor. H&M CEO’su Helena Helmersson, “Çin bizim için çok önemli bir pazar ve ülkeye olan uzun vadeli taahhüdümüz güçlü olmaya devam ediyor. Müşterilerimizin ve meslektaşlarımızın güvenini ve yeniden kazanacağımıza eminiz.” dedi.
Genel olarak Çin, H&M satışlarının yaklaşık yüzde 3’ünü oluşturuyor ve herhangi bir ülkenin en fazla fiziksel H&M mağazasına sahip ikinci ülkesi. Çin ayrıca H&M ürünlerinin üçte birinden fazlasını tedarik edip üretiyor ve bu da onu şirketin tedarik zincirinin merkezi haline getiriyor.
Diğer büyük markalar kimler?
Çin’in devam eden mikro karantina dalgaları, yerel müşterilere içe dönmeleri için zorluyor. Daha genç Çinli müşteriler arasında değişen tüketici tercihleri, yerel markalara yönelik daha güçlü bir iştahı işaret ediyor.
PwC danışmanlık grubu tarafından geçen yıl yapılan bir anket, ülkede katılımcıların yüzde 37’sinin yerli markalardan satın almayı tercih ettiğini gösterirken, yalnızca yüzde 24’ü yabancı markalardan satın almayı tercih ettiğini söyledi. Bu doğrultuda yerel markalara karşı gücünü kaybeden diğer önemli markalar ise Nike ve Adidas.
Nike ve Adidas, hükümetin pandemi sonrası yenilenen spor ve sağlığa odaklanmasıyla uyumlu olarak, ulusal basketbol ve atletizm takımlarına sponsorluk yaparak yerel destekten yararlanmaya çalışıyor. Ayrıca devlet tarafından işletilen spor ortaklıklarına da yatırım yapıyorlar.
Ancak H&M’in geri dönüşü biraz daha karmaşık. Tartışmaya ek olarak, perakendeci yerel moda markalarının yükselişiyle de karşı karşıya. Amazon’a benzetilen uygun fiyatlı çevrimiçi pazar yeri Taobao, İsveç markasını Çin tercihleri için özel olarak tasarlanmış daha ucuz, daha trend rakiplerle doğrudan rekabete sokuyor. Bu hamle ile marka ülkeden tamamen uzaklaştırılmaya çalışılıyor gibi görünüyor.
Lüks moda markası Hugo Boss, bu yılın üçüncü çeyreğinde piyasaya sürülecek olan ve müşterileri lüks ikinci el ürünleri satın almaya teşvik eden birinci sınıf bir yeniden satış platformu hayata geçireceğini açıkladı.
Şirkete göre yeniden satış, moda endüstrisinin çevre üzerindeki etkisini azaltmaya yardımcı olan ve hızlı büyüyen bir pazar. Hugo Boss, girişimin ürünlerinin yaşam döngüsünü uzatmasını ve kaynak tüketimini sınırlamaya yardımcı olmasını bekliyor.
Lüks ikinci el ürünler, Pre-Loved’da satılacak
Çevrimiçi platform, müşterilerin yeni veya önceden sahip olunan ürünler için çevrimiçi olarak veya mağazada harcanabilecek bir kredi karşılığında kullanılmış ürünlerini Hugo Boss’a iade etmelerine olanak tanıyacak. Kalite kontrolünden sonra, ikinci el ürünler Hugo Boss Pre-Loved’da satılacak.
Ayrıca Hugo Boss, müşterilerin kıyafetlerinin onarımını üstlenmesine yardımcı olmak ve ürünlerin daha uzun süre dayanmasını sağlamak için bir bakım ve onarım hizmeti de başlatacak.
Bunlar, Hugo Boss’un döngüsel iş modelini geliştirmek için açıklanan stratejilerinin parçaları. Alman moda evi ayrıca sürdürülebilir ürünlerinin üç gereksinimi karşılaması gerektiğini bildiriyor: yenilenebilir veya geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılmış olmak, tamamen geri dönüştürülebilir olmak ve uzun ömürlü olacak şekilde tasarlanmış olmak.
Hugo Boss COO’su Heiko Schafer, “Ürünlerimizin yüksek kalitesi, uzun süre kullanılmalarına olanak tanıyor ve büyüyen ikinci el pazarına girişimiz şirket olarak bizim için doğru bir adım” dedi.
Amazon, üç yıl önce IMDb TV ismi ile reklam destekli video akışı pazarına girdi. Bu ayın sonlarında, bu ürün için yeni bir isim belirleyecek.
streaming tv hizmetleri ailenin her üyesi tarafından sevilerek kullanılıyor…
27 Nisan’da IMDb TV, şirketin hizmetin ücretsiz doğasını daha iyi yansıttığını söylediği bir isim olan Amazon Freevee olacak.
Reklam destekli isteğe bağlı video (AVOD) alanı, tüketiciler daha fazla film ve şov izledikçe koronavirüs pandemisi sırasında ivme kazanarak son yıllarda ilgi görmeye başladı. Rakipler arasında Paramount Global‘in Pluto TV, Crackle, Tubi ve Roku Kanalı yer alıyor.
Şirket, streaming tv pazarının her iki tarafını da oynamaya çalışıyor. Prime Video hizmeti, aylık 9 ABD doları abonelik veya aylık 15 ABD doları tam Prime üyeliğinin bir parçası olarak kullanılabilir. Amazon bu konuda Netflix, Disney+, Hulu, HBO Max ve NBCUniversal’s Peacock gibi şirketlerle rekabet ediyor, ancak bunlardan bazılarının ücretsiz reklam destekli katmanları da var.
Ücretli abonelik hizmetleri hala streaming tv alanına hükmediyor, ancak reklam destekli uygun fiyatlı teklifler tüketici gözünde önem kazanmaya başlıyor. Nielsen verilerine göre Ocak 2021’de tv üyeliğine sahip ABD hanelerinin yaklaşık %34’ü reklam destekli uygun hizmetleri kullandı.
streaming tv
Amazon’un Ücretsiz TV Hedefleri
Dev şirketin 1998 yılında satın aldığı film ve TV sitesi IMDb, 2019 yılında IMDb Freedive adı altında ücretsiz yayın hizmetini başlattı. Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ürünün son iki yılda aylık aktif kullanıcılarını üç katına çıkararak “muazzam bir büyüme gördüğünü” söyledi.
amazon yeni bir ücretsiz tv hizmeti i̇çin çalışıyor 21
Şirket, IMDb TV için aktif bir kullanıcı metriği yayınlamadı, ancak Mayıs ayında IMDb TV, Twitch, canlı spor ve diğer kanalları içeren reklam destekli tüm video içeriğinde aylık 120 milyon aktif kullanıcıya sahip olduğunu söyledi.
Amazon bu yıl içinde Freevee’nin orijinal TV ve film listesini büyütmeyi hedefliyor.
Son olarak Amazon Studios’un başkanı Jennifer Salke, “Artan bir yaratıcılık ile geniş çapta çekici Orijinaller listesiyle bu ivmeyi geliştirmeyi dört gözle bekliyoruz ve Freevee’yi içerik kitlelerinin can attığı önde gelen TV hizmeti olarak kurmaktan heyecan duyuyoruz” dedi.
İki yıldır görüntülü olarak yürütülen görüşmelerin ardından, perakende yöneticileri ve ekosisteminin bir araya geldiği ve pandemiden beri ilk kez fiziksel olarak gerçekleştirilen Shoptalk Amerika’nın bu yılki katılım oranı tarihindeki en yüksek oran oldu. Üstelik Amerika’daki katılım oranı beklentisi, birkaç hafta sonra gerçekleştirilecek olan Londra görüşmesinden daha az öngörülüyordu.
10.000’den fazla katılımcı ve 600’den fazla sponsor ve sergicinin katılımıyla “Perakendenin Büyük Buluşması”, Las Vegas’ta Macy’s, Uber, Pacsun ve Walgreens gibi şirketlerden 275’ten fazla panelist ve yönteici ağırladı. Konuşmacılar perakendenin çözüm gerektiren en karmaşık noktaları üzerinde öngörülerini ve derslerini paylaştılar.
Haziran’da gerçekleştirilecek Shoptalk Avrupa da hazırlıklarını sürdürürken, yeni pazarlama stratejileri, trendleşen teknolojiler, e-ticaret çözümleri, teslimat, marka inşası, ödeme ve tedarik zinciri gibi benzer konular üzerindeki paneller global perakendenin en güncel başlıkları olmaya devam ediyor.
Peki rekor katılımla gerçekleşen perakendenin en büyük buluşmasında bu yıl neler konuşuldu? Fiziksel mağazalara geri dönüşten ortaklıklara kadar, yöneticiler hızlıca dönüşmekte olan endüstriye yönelik sahip oldukları öngörüleri katılımcılara aktardılar.
Perakende yöneticileri fiziksel mağazalara tekrar hoşgeldiniz diyor
Hükümetler covid-19 kısıtlamalarını birer birer esnettikçe müşteriler de mağazalara geri dönüşlerini gerçekleştiriyorlar. Ardışık iflaslar, pandemi öncesi ve sırasındaki ekonomi ve devlet zorunlulukları mağazaların kapanmasında etki sahibiyken, görülebildiği üzere fiziksel mağazalar sahaya tekrar çıkıyorlar.
Pandemi öncesinde bile tüketiciler farklı bir alışveriş yöntemi konusundaki arzularını dile getiriyorlardı. Uzmanların söylediğine göre pandemi bu arzunun desteklenmesini ve gündeme gelmesini sağladı. Teslimat ve ‘mağazadan teslim al’ hizmetlerindeki artışla birlikte, yöneticiler ve uzmanlar diyor ki tüketicilerin yeni düzlemde mağazalardan beklentileri hem güzel bir alışveriş tecrübesi sunacak merkezler olmaları hem de teslimat merkezliği görevlerini yerine getirmeleri.
Amerikan mobilya e-ticaret şirketi Wayfair’in Baş Pazarlama Müdürü Bob Sherwin, Shoptalk’ta yaptığı konuşmada yeni açılan üç mağazasıyla beraber ev ürünleri perakendecisi DTC’nin “çevrimiçi ve çevrimdışı arasındaki çizgiyi şeffaflaştıran bir çok kanallı alışveriş deneyimi” yarattığını ifade ediyor.
“Müşterilerimiz alışveriş maceralarına ister mağazada başlayıp çevrimiçinde bitirsinler, isterse de tam tersi olsun; bizim temel odak noktamız sunduğumuz alışveriş deneyiminin pürüzsüz olması yönünde. Yeni fiziksel mağazalarımız e-ticaret arenasında yaptıklarımızı tamamlıyor olacak ve müşterilerimizle interaksiyon fırsatı bulduğumuz, mağazamızı yeni bir yolla tekrar yaratacak bir yöntem oluşturacak.” diyor Sherwin.
Perakendeciler Metaverse’e Giriş Yapıyor
Perakendecilerin bir kısmı Amerikan giyim perakendesi Pacsun’un başkanı Briane Olson gibi Metaverse’te izleyecekleri yolu çok büyün oranda belirlemiş ve bir kısmı hala evren içerisindeki konumlarını oluşturmaya çalışırken, Shoptalk boyunca yöneticilerin büyük çoğunluğunun üzerinde yoğunlaştığı temel fikir, metaverse’ün göz ardı edilemeyecek bir fenomen olduğuydu.
Perakendeciler metaverse yoluyla müşterileriyle bağlantıya geçmenin farklı yollarını buluyorlar. Örneğin, California merkezli hızlı moda perakendecisi Forever 21, tüketicilerine Roblox üzerinden sanal dünyada kendi mağazalarını yaratma, arkadaşlarıyla görüşme, hatta satın alımlar yapmayı mümkün kılan bir rol yapma oyunu geliştirdi. Tommy Hilfiger, DKNY, Estée Lauder, Karl Lagerfeld ve Alexander McQueen gibi isimler de 3 boyutlu sanal gerçeklik platformu Decentraland’in düzenlediği Metaverse Moda Haftası’na katılım gösterdi.
Shoptalk’ta açılış konuşmasını gerçekleştiren Olson, “Roblox sosyalleşme için var olan en iyi platform” olduğunu belirtti ve platformu şirketinin genç jenerasyonla interaksiyona geçmek için sahip olduğu en iyi yöntem olarak tanımladı.
“Metaverse üzerine henüz düşünmüyorsanız, zaten arkada kalmışsınız.” diyor Coresight Araştırma Şirketi’nden Marie Driscoll.
Müşteri Sadakati
Şimdiye kadar görülmeyen rakamlarda müşteri kaybının görüldüğü bir dönemde, eldeki müşterileri korumak Shoptalk 2022’deki en tartışılan problemlerden biriydi.
Yönetim danışmanlık şirketi Mckinsey & Company’nin 2021 yılında yayınladığı bir rapora göre, %75’ten yüksek oranda bir müşteri kitlesi pandeminin başlangıcından itibaren satın alım alışkanlıklarını değiştirdi ve %39’luk bir kitle de alışverişte bulundukları markalarda veya perakendecilerde alternatif tercihlere yöneldiler.
Durum böyleyse marka sadakati nasıl korunabilir?
Rihanna’nın kurduğu iç çamaşır şirketi Savage X Fenty’nin eş başkanı ve satın alım baş sorumlusu Christiane Pendarvis, anahtar noktanın müşterilerle güvenilir ve samimi bir bağ kurmak olduğunu ifade ediyor.
“Bize göre, her şey markanın kişiliği hakkında dürüst olmaya bağlı.” Diyor Pendarvis. Marka yüzü olarak oldukça tanınır superstar Rihanna’ya sahip olsalar da, Pendarvis’e göre bağlılık her zaman “Marka kimliğimizle bağdaşıyor muyuz?” sorusuna dayanıyor.
Yaratıcı Ortaklıklar
Ortaklıklar perakendede bir tür trend haline gelmiş durumda.
Target and Ulta, Casper and Bed, Bath & Beyond gibi farklı önde gelen markalar gelişmiş işbirlikleri içerisine girmeye başladılar.
Bir mağaza içerisinde bir başka mağaza açma kararı, bir marka için hem yeni müşteri profillerine ulaşmayı mümkün kılıyor hem de çok daha derinleşmiş bir marka sadakati imkanı sağlıyor.
En çok konuşulan ortaklıklar arasında Toys R Us ve Macy’s ortaklığı var.
Amerikan mağaza zinciri Macy’s in Toys R Us’la ortaklığı, fırsattan doğma bir ortaklık. Oyuncak kategorisinin bir trend haline gelmesiyle kıyafet markası Macy’s de bu tanınırlıktan faydalanarak indirimli kıyafetlerini Toys R Us mağazalarında sergileme imkanı buluyor.
“Toys R Us deneyimi de Macy’s deneyimi de kendi içlerinde eşsizler. Bu iki eşsiz deneyimi bir araya getirir iseniz tek gecede bir başarı hikayesi ortaya çıkıyor.” diyor Toys R Us CEO’su Yehuda Shmidman.
Shoptalk’taki konuşmasında ise Shmidman, markasının 4 yıl önce bir iflas ve toplu tasfiye geçirip yüzlerce mağazasını kapattığını, ancak bu yıl içerisinde %50’den büyük bir büyüme oranı sağladığını ifade ediyor. Ortaklıklar sayesinde, “bir şirketin gidişatını tam tersine çevirme kabiliyetine sahibiz.” diyor.