Ana Sayfa Blog Sayfa 379

Tedarik Zinciri Krizi Beklenenden Daha Uzun Sürebilir

Bloomberg News’e konuşan, dünyanın en işlek limanlarından birinin işletmecisi Dubai’nin DP World Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Sultan Ahmed Bin Sulayem, tedarik zincirindeki darboğazların 2023’e kadar devam etmesini beklediğini söyledi.

Ayrıca sorunların nakliye malları için daha yüksek maliyetlere yol açacağı konusunda uyardı.

Dünyanın en işlek limanlarından birinin işletmecisi, küresel tedarik zinciri darboğazlarının yaklaşık iki yıl süreceğini öne sürdü. Bloomberg’e konuşan Ahmed Bin Sulayem, “Küresel tedarik zinciri, pandeminin başında kriz halini almıştı. Navlun oranları artmaya devam edecek.” dedi ve beklenen gevşemenin ancak 2023’te görülebileceğini ekledi.

Aynı doğrultuda açıklamalar yapan bazı analistler ve diğer liman işletmecileri, tedarik zincirlerinin talebe ayak uydurmak ve Covid-19 salgını, karantinalar ve bu sebeple oluşan işgücü kesintileriyle başa çıkmak için mücadele ettiğini ifade etti.

ahmed bin sulayem tedarik zinciri 1
dp world ceo’su ahmed bin sulayem

Ahmed Bin Sulayem’in başında olduğu DP World; Afrika, Hindistan, Rusya, Avrupa ve Amerika’daki merkezleriyle dünyanın en büyük deniz limanları ve kargo terminali operatörlerinden biridir.

“Şimdi Çin’de bir Covid vakası gördüklerinde bile bir limanı kapatıyorlar. Dünyadaki birçok üretici, Çin’den parça alamadıkları için işlerini 3 yıla varan süreyle geciktiriyor. Bu sebeple fazlasıyla agresif bir yaklaşım benimsiyorlar.”

Çin pazarlarına ve muhtemelen rejimin tartışmalı kuşak ve yol girişimine güvenmekten uzaklaşmayı öneren Sulayem, Hindistan’da büyük bir potansiyel olduğunu ve bunun DP World’ün yatırımlarına yansıdığını belirtti. Yatırımlarının Afrika’da büyümeye devam ettiğini ve başta Endonezya olmak üzere Güneydoğu Asya’nın yükselmekte olduğunu ekledi.

Nakliye Devleri Tedarik Zinciri Krizi Konusunda Hemfikir

Dünyanın en büyük nakliye şirketlerinden biri olarak gösterilen AP Moller-Maersk da tedarik zinciri krizinin beklenenden daha uzun sürebileceği konusunda kamuoyunu uyardı.

“Yıllar boyunca pek çok zorlu dönem yaşandı ancak son 12 aydaki durum küresel bir etkiye sahip olmakla beraber benzersiz bir nitelik taşıyor.” Maersk, eylül ayı ortasında yaptığı bir açıklama ile birlikte kapasitesinin tüm kıtalarda, hem okyanus hem de kara tarafında aynı anda kısıtlandığını belirtmişti. Şirket, yüksek hacimler ve operasyonel zorluklar yaşıyor.

Maersk’in açıklamasında, “Liman, gemi veya depo olup olmadığına bakılmaksızın biri etkilendiğinde gecikmeler birikerek çığ etkisine dönüşüyor. Operasyonlarımızda yeni Covid-19 varyantları ve sokağa çıkma kısıtlamaları ile karşılaşıyoruz. Bu durumu iyileştirmek için çabalıyoruz.” sözlerine yer verildi.

Şirket, operasyonlardaki yavaşlamaların sebebinin Covid-19 salgını ve bu sebeple gerçekleşen kapatmalar olduğunu yineledi.

Tedarik Sektörü Çalışanları Mutsuz

Geçen haftalarda kamyon şoförlerini, nakliye işçilerini ve havayolu çalışanlarını temsil eden birkaç endüstri grubu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na hükümetlerin ticaretle ilgili hareket özgürlüğü geliştirmek adına bir çalışma yapması gerektiğini söyleyen bir uyarı bildirisi yayınladı.

Hiçbir şey yapılmazsa küresel ulaşım ağının çökeceğini belirttiler ve taşımacılık çalışanları üzerinde iki yıllık baskının sonucu olarak küresel tedarik zinciri sisteminin bozulmaya başladığını öne sürdüler. Yayınladıkları mektup şeklindeki bildiride de bu durumun çözülmesinin gerektiğini vurguladılar.

Mektupta “Tüm taşımacılık sektörleri işçi sıkıntısı yaşıyor ve salgın sırasında milyonlarca kişinin karşılaştığı kötü muamele nedeniyle işten ayrılması bekleniyor. Bu durum da tedarik zincirini daha büyük bir tehdit haline sokuyor.” ifadeleri yer alıyor. Ayrıca mektupta, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) bu durumu BM Genel Kurulu’nda gündeme getirmesi ve hükümet başkanlarının bu krizi hemen çözmek adına anlamlı ve hızlı adımlar atması gibi istekler yer alıyor.

Coca Cola Net Satış Oranlarını Açıkladı

Coca-Cola’nın üçüncü çeyrek kazançları ve satışları, analistlerin tahminlerinin üzerine çıkarak içecek devini yıllık görünümünü yeniden yükseltmeye sevk etti.

Coca-Cola Çarşamba günü, analistlerin tahminlerini aşan mali üçüncü çeyrek kazançları ve satışları bildirdi.

Başkan ve CEO James Quincey, hazırlanan açıklamalarda Coca Cola’nın koronavirüs pandemisinden daha güçlü çıktığını belirtti.

Net satışlar, bir yıl önceki 8.65 milyar dolardan %16 artarak 10.04 milyar dolara yükseldi. Beklentiler 9.75 milyar dolar iken, şirket beklentileri aştı.

Şirketin hisseleri, dünya genelinde tiyatrolar, stadyumlar ve restoranlar gibi halka açık mekanların yeniden açılması nedeniyle alkolsüz içeceklere olan talebin artması ve üçüncü çeyrek gelirinde %16’lık bir artışa yol açmasıyla %2,3 artarak 55,70 $’a yükseldi.

Baş Finans Sorumlusu John Murphy, talebin güçlü kalması beklenirken, Coca-Cola’nın 2022’de maliyet enflasyonuna veya COVID-19 vakalarındaki ani artış nedeniyle bazı pazarlardaki olası yeni karantinaların ticari etkisine karşı bağışık olmadığını söyledi.

Murphy, “Dünyanın krizden çıktığını biraz deprem gibi görüyoruz. Daha fazla artçı sarsıntı alıyorsunuz, ancak bunun sonucunda ortaya çıkan artçı sarsıntılar erken olanlardan daha küçük olma eğiliminde. Ve 2022’yi böyle görüyoruz” dedi.

En önemli rakiplerinden Pepsi, geçtiğimiz günlerde %11 satış artışı ve artan maliyetler sebebi ile fiyat artışı yaşayacaklarını bildirmişti.

Sosyal Medya, Online Alışverişin “Dağınık Aralığını” Nasıl Toparlıyor?

Son zamanlarda online alışveriş, bazı tüketicilerin sürekli fikrini değiştirdiği ve doğal olarak alışverişini tamamlayamadığı bir alana dönüşmeye başladı. Şöyle örnekleyelim;

Arkadaşlarınızla güzel bir akşam sohbetindesiniz. Bir iş çıkışı veya iyi sebepli bir kutlama. Havadan sudan konuşurken birden haftasonunu bir yerlere giderek değerlendirmeye karar verdiniz. Takvimler karıştırıldı, herkesin müsaitlik durumu sorgulandı. Ve unutulmaz bir takım tatilinin ilk adımları atıldı.

Siz bu heyecan veren maceranın proje yöneticisisiniz. Yani tüm planlama, gezi, konaklama konusundaki fikirler ve uygulamalar size ait olacak. Tüm grubu memnun etmeniz imkansız, arkadaşlarınızın takvimleri sürekli değişiyor, insanların işi çıkıyor ve planlar sürekli dönüşüyor.

İşte online alışverişte de tüketicinin planları, durumu, istekleri sürekli değişiyor. Sepete ekleme ile satın alma arasında geçen sürede hayat başka yerlere evriliyor ve alışveriş bazı tüketiciler için imkansız hale geliyor.

Dağınık Aralık

İnternetten çamaşır deterjanı satın almak gibi en basit işler bile ev temizlik ürünleri üzerinde sıkı bir araştırmaya dönüşebiliyor. Kararsız tüketici kafasının içinde sürekli bazı soruları yanıtlamaya çalışıyor. “Büyük mü almalıyım, yoksa küçük mü? En ucuz nerede satılıyor? Kullananlar memnun mu? Çevre dostu mu?”… Sorular ve cevapları ufuk çizgisine kadar uzayabiliyor. Genelde tüketiciler fiyat karşılaştırması veya daha iyi ürünler ararken diğer tüketici yorumlarına aldanıp ürünü almaktan vazgeçiyorlar.

Google buna “dağınık aralık” diyor. Yani tüketiciler ve satın alma faaliyeti arasında müşterinin kazanıldığı veya kaybedildiği bir alan.

Bu durum fiziksel market alışverişinden tamamiyle farklı. Online alışverişte tüketici zamanını ve sunulan ürünleri sınırsız hissediyor. Sekmeler arasında atlıyor, siteler arasında geziyor ve yorumlar arasında boğuluyor. Sonunda hiçbir şey almayıp yoluna devam edebiliyor. Bu durum genellikle giyim ve moda perakendesinde gerçekleşiyor.

Ama Ya Dağınık Aralıktan Kaçınabilseydiniz? Sosyal Medya Bunu Başarabilecek Mi?

Büyük sosyal medya ve teknoloji şirketlerinin yapmak istediği şey kesinlikle bu. Platformlarını e-ticaret için uygun hale getirip bir şeyler satın almanız için tasarlıyorlar. İşte buna sosyal ticaret deniyor.

Bu yılın başlarında Facebook ve Instagram, alışveriş uygulaması ile en önemli ve dikkat çekici bir hamle yaptı. Müşteriler bir marka profilinden ürünlere göz atabilir, doğrudan bir gönderi içerisinden  ürünü satın alabilir ve hatta bir canlı yayın izlerken dahi videodan satın alabilir hale geldiler. Şimdiye kadar bu uygulama, satış ortakları Sephora, Nike ve H&M’in beğenisini çekti.

Geçen ay, başka bir Facebook şirketi Whatsapp, müşterilerin uygulamadan ayrılmadan bir sohbet içinden satın alabilmeleri için bu ürün beslemesini alıp sohbet işlevlerine entegre edeceklerini duyurdu.

Pinterest artık perakendecilerin ürün ayrıntılarını ve envanterini profillerine bağlamasına olanak tanıyor. Perakendeciler, satın alma öncesi temas noktalarını yoğunlaştırmak için halihazırda Pinterest’in stil kılavuzlarını veya alışveriş yapılabilen kataloglarını kullanıyor.

Benzer şekilde, TikTok ağırlıklı olarak reklam geliri odaklı bir model izliyor ve bir ödeme yöntemine sahip değil. Ancak en ilginç olanı, influencerlarla doğrudan ticareti denemeye odaklanıyorlar.

Snapchat arttırılmış gerçekliği kullanarak çeşitli markaları bünyesinde pazarlama yapmaya davet ediyor. Youtube video içinden ödeme yapmayı test ediyor. Ve çoğu sosyal medya şirketi alışveriş deneyimi farklı bir boyuta taşımanın yollarını arıyorlar ve işbirlikleri kuruyorlar.

Sosyal medya şirketleri, dağınık aralıkta kalarak alışveriş yapmaktan vazgeçen tüketicileri hedefliyorlar. Onların odak noktalarını kendi gönderilerine sabitleyerek gelir elde etmeyi planlıyorlar.

Bu durum müşteriler için büyük bir kolaylık olacak ve alışveriş döngüsünü kısaltacak. Gün içinde birden çok kez kullanılan uygulamalara, tüm bilgilerin saklandığı ve parmak iziyle ödeme yapıldığı bir alışveriş deneyimine geçiliyor.

Dünyanın İlk Sanal Alışveriş Merkezi ile Tanışın: Central Retail

Central Retail’in uluslararası bir moda ve güzellik dağıtım işi olarak faaliyet gösteren Central Marketing Group, yeni ve modern bir sanal alışveriş merkezi konsepti oluşturdu. Bu ilgi çekici konsepte göz atmadan önce Central Retail’i tanıyalım. Bu projenin haricinde Central Retail’i büyük mağazalarda ve diğer perakende satış noktalarında bulunan perakende satış tezgahları ile bağımsız marka mağazaları ve toptan satış noktaları aracılığıyla 40’tan fazla markayı işletmesiyle tanıyoruz.

Central Retail’in dağıtım kolu olan Central Marketing Group, telefon ağı AIS 5G ile ortaklaşa ürettiği bir alışveriş merkezini görücüye çıkardı. Bu konsept oldukça popüler markalara ev sahipliği yapacak ve kullanıcılara oldukça farklı bir deneyim sunacak.

central retail alışveriş merkezi
central retail konsept

Güzellik/ev, saat istasyonu ve moda olmak üzere üç sektöre ayrılan sanal e-ticaret hedefi; Dyson, Calvin Klein, Clarins, Guess, Fossil ve Tommy Hilfiger dahil olmak üzere 20’den fazla uluslararası markanın çevrimiçi mağazalarını barındırıyor.

central retail alışveriş merkezi
central retail konsept(dyson)

Yeni dijital çevrimiçi alışveriş merkezi; Emporium, Asian Lifestyle, M Lifestyle ve RS Mall gibi diğer sanal alışveriş noktalarını içeren V-Avenue ekosisteminin bir parçası olacak. Böylelikle sanal alışveriş noktalarına bir yenisi eklenecek.

Central Group sözcüsü, “Bu ortaklık, en gelişmiş sanal gerçeklik (VR) teknolojisini tüketiciler için somut bir deneyim haline getiriyor. V-Avenue gibi çevrimiçi alışveriş kanalları, perakende işini daha gelişmiş hale getirecek ve Power Buy ile Supersports’tan ünlü markaları sanal bir alışveriş merkezi açmak üzere bir araya getirerek bir sonraki aşamaya ilerlemeye hazırlayacak.” dedi.

İntikam Harcamaları; Pandemi Sonrası Perakende Dünyasında Yeni Bir Kavram

Daha önce Pandemi Sonrası Marka Güveni Savaşları isimli haberde tüketicilerin pandemi sonrası duygu durumunu incelemiştik. Bu haberimizde de tüketicinin alışveriş ortamına dönüşünü konuşacağız. Bu sene pek çok kişi, evlere tıkılı kalan tüketicilerin harcama yoluyla kapalı mekanlara tıkılıp kalmanın ‘intikamını’ almaya hazır olduğu anlamına gelen bir “intikam harcamaları” dalgası öngörüyor.

Son birkaç aydır, nakliye sorunları ve sokağa çıkma kısıtlamaları bazı kategorilerdeki satışları olumsuz etkilerken, bakkal ve market gibi mağazalar büyük paralar kazanmaya devam ediyor. Ancak medya şirketi Shopper tarafından yapılan bir anket, tüketicilerin yüzde 47’sinin kısıtlamalar hafiflediğinde önemli alımlar planladığını ve yüzde 59’unun mağazadan büyük bilet satın almayı tercih ettiğini buldu. Bunların yaklaşık üçte biri büyük harcamalar yapmayı ve bütçelerinin üzerine çıkmayı planlıyor.

tüketiciler alışverişe i̇ntikam harcamalarıyla geri dönüyor
Tüketiciler Alışverişe İntikam Harcamalarıyla Geri Dönüyor

Perakendeciler İntikam Harcamalarına Nasıl Hazırlanıyor?

Benzer şekilde, Shopper, tüketicilerin yüzde 36’sının şu anda isteğe bağlı gelirlerinin yüzde 80’ini veya daha fazlasını evlerinin 5 km yakınında harcadığını ve bunu aylarca yaptıktan sonra muhtemelen kökleşmiş bir alışkanlık haline geldiğini tespit etti.

Bu fırsattan yararlanmak için markalar, PMA’larına (İlke Pazarlama Alanı) odaklanmalı ve yerel olarak üretilen ürünlere işaret ederek ve yakındaki tüketicilere pazarlama yaparak yerel itibarlarını sergilemelidir.

Elbette, intikam harcamalarının merkezinde, insanların karantina sırasında yapamadıkları şeyleri yapmaya geri dönmek var. Giyinmekten seyahat etmeye ve dışarıda yemek yemeye kadar tüketiciler, bu amaçlara uygun tekliflerle yanıt verme eğiliminde olan markalar için bir yol haritası oluşturmaya hazır.

Ve bu tür şeylerden hoşlananlar için alışverişe çıkmanın getirisi yüksek olacak. Bu nedenle, mağaza içi promosyonlar ve paranın satın alamayacağı benzersiz deneyimlerle perakendecilerin bunu karşılama fırsatı var.

Ayrıca, ‘şimdi al, sonra öde’ seçenekleriyle perakende alanına hizmet veren diğer finans markaları da harekete geçiyor. Latitude Finance CEO’su Ahmed Fahour, bastırılmış talebin kısıtlamalar sonrası yüzde 43’lük bir artışa yol açtığı geçen yılki Victoria kilitlenmesinden şirketin toparlanmasına işaret ediyor.

Kısacası tüketiciler alışveriş dünyasına geri dönüşün mutluluğunu yakalarken, perakendeciler ise yeni yöntemlerle tüketicilerine daha farklı bir alışveriş deneyimi yaşatmayı planlıyor.

Çalışanlar İş Hayatında Kendilerini Neden Gölgede Kalmış Hissediyor?

İş hayatında başarılı ve mutlu olmanın yolu tıpkı romantik ilişkilerde olduğu gibi doğru bir eşleşme yakalamaktır. İronik bir benzetme olabilir fakat bu ilişkilerin hepsi de birbirinden farklıdır.

İş dünyasında çoğu zaman çalışanların mutsuz ve bıkmış hissettiklerine şahit oluyoruz. Bu durum temel olarak işgücü piyasası, coğrafya, beceriler ve beklentiler arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanır.

Bu uyumsuzluk sorunu romantik ilişkilerde de sıkça karşımıza çıkan bir olguyu doğuruyor: gölgelenme. Bu durumu tıpkı bir ilişkide yaşanan belirsiz durumlar gibi düşünebiliriz.

Çoğu çalışan iş başvurularının sonucunu net olarak öğrenmek istiyor. Ama son zamanlarda çalışanların çoğu işverenlerin iş başvurularına belirsiz cevaplar vererek kendilerini gölgede kalmış gibi hissettirmelerinden rahatsız.

Buna karşılık olarak işverenler de potansiyel ve yeni işe alınmış çalışanların onları bu hisse sürüklediğinden şikâyet etmeye başladı. İşlerin nasıl bu noktaya geldiğini bir kenara koyarsak bu sorun her iki taraf için de hem finansal hem psikolojik problemler yaratacak karmaşık bir durum. Çalışanların ve işverenlerin aile ve yakın çevresine olan etkilerinden bahsetmeyelim bile.

İş Hayatında Daniel Kahneman Teorisi Nedir?

Nobel ödüllü psikoloji profesörü Daniel Kahneman psikolog olmadan önce 1950’de bir İsrail ordusunda teğmendi ve kendisine verilen görev uygun ekiplere yeni askerler göndermenin daha iyi bir yolunu bulmaktı. Bir nevi çöpçatanlık yapıyordu. Daha sonra Kahneman, , Wall Street Journal ile işe alım uygulamaları hakkındaki görüşlerini paylaşarak, çoğu kuruluşun kullandığı geleneksel yaklaşımın “işleri yapmanın en iyi yolu olmadığını” söyledi.

Kahneman uzman olmadığını da belirterek şirketlere giriş seviyesinden CEO pozisyonuna kadar tüm işe alımların daha iyi yollarıyla ilgili tavsiyeler verdi.  Kahneman’ın yaklaşımına göre yapılacak ilk şey alım yapılacak pozisyon için gerekli olan nitelik özelliklerini belirleyip bunlara 1 ila 10 arasında bir puan vermektir.

Sonraki adım ise teknik beceri, dakiklik, öfke yönetimi, kriz yönetimi, kuvvetli iletişim gibi iş hayatında gerekli olan özellikleri sıralayıp potansiyel adaylara bu özelliklere sahip olup olmadıklarını öğrenmeye yönelik sorular sormak.

Bunlara ek olarak Kahneman bilişsel zekâ testleri yerine kişinin gerçekten o işi yapabileceğini anlamamıza yarayan görevler ve testler verilmesi gerektiğini söylüyor. Bilişsel zekânın önemi tabiki yadsınamaz fakat Kahneman bu noktada iş kabiliyetinin daha önemli olduğunu savunuyor. Fiili iş kabiliyetini ölçecek test ve görevlerin işe alımcıların potansiyel çalışanları eşit şekilde değerlendireceğini söylüyor.

Kahneman ayrıca işe alım süreci boyunca açık fikirli olmalarının potansiyel çalışanlar açısından daha sağlıklı olacağını savunuyor. Çalışanların ve işverenlerin çalışma hayatlarında gölgede ya da belirsizlikte kalmış hissetmemeleri de aslına bugünün iş hayatının en büyük problemlerinden biri.

Facebook Üçüncü Çeyrekte Net Kar ve Gelirini Artırdı

Dünyanın en büyük sosyal paylaşım sitelerinden Facebook’un geliri, bu yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 35 artarak 29 milyar dolara yükselirken, net karı yüzde 17 artışla 9,2 milyar dolara çıktı.

Facebook, temmuz-eylül dönemine ait bilançosunu açıkladı.

Buna göre, şirketin üçüncü çeyrekte elde ettiği gelir, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 35 artışla 29 milyar dolara çıktı. Facebook, 2020’nin aynı döneminde 21,5 milyar dolar gelir elde etmişti.

Bu dönemde Facebook’un elde ettiği gelir beklentilerin gerisinde kalırken, şirketin üçüncü çeyrekte 29,6 milyar dolarlık gelir açıklayacağı tahmin ediliyordu.

Facebook’un net karı %17 arttı

Şirketin net karı da üçüncü çeyrekte yüzde 17 artışla 9,2 milyar dolara yükseldi. Facebook, 2020’nin temmuz-eylül döneminde 7,8 milyar dolar net kar elde etmişti.

Facebook’un 2020’nin üçüncü çeyreğinde 2,71 dolar olan hisse başına karı da bu yılın aynı döneminde 3,22 dolara yükseldi.

Facebook’un günlük ve aylık aktif kullanıcı sayısında da bu dönemde artış kaydedildi. Günlük aktif kullanıcı sayısı, eylül ayı itibarıyla yıllık bazda yüzde 6 artarak 1,93 milyara ulaştı. Sosyal paylaşım sitesinin aylık aktif kullanıcı sayısı da aynı dönemde yüzde 6 artışla 2,91 milyar oldu.

Şirket, yılın dördüncü çeyreğinde ise gelirinin 31,5 milyar dolar ile 34 milyar dolar arasında olmasının beklendiğini bildirdi. Analistler, şirketin dördüncü çeyrek gelirinin 34,8 milyar dolar civarında olmasını bekliyordu.

Facebook’un açıklamasında, Apple’ın iOS 14 değişikliklerinden kaynaklı sebepler, makroekonomik ve yeni tip korornavirüs (Kovid-19) ile ilgili faktörler ışığında dördüncü çeyreğe ilişkin belirsizlik olduğu aktarıldı.

Vans ve The North Face, Tedarik Zorlukları Nedeniyle Tökezledi

Ünlü spor markası Vans’ın da bünyesinde bulunduğu VF, tedarik zincirindeki bozukluklar ile mücadele etmeye çalışıyor. VF Corporation bu sebeple Wall Street tahminlerinden uzak bir sonuç elde etti.

Koronavirüs vakalarındaki Delta varyantı kaynaklı artış; VF, Nike ve Adidas da dahil olmak üzere birçok marka için önemli bir üretim merkezi olan Vietnam’daki fabrikaların kapatılmasına sebep oldu. Daha ötesi bu gelişmeler sebebiyle markalar, üretimi durdurmak ya da daha az işçiyle daha zor koşullarda çalışmak zorundalar.

VF’in Tedarik Zorlukları Karşısında Stratejisi

VF Finans Direktörü Matt Puckett, “Neredeyse tüm markalarımız gecikmiş koleksiyonlar, stiller ve bazı durumlarda yetersiz beden aksaklıkları yaşıyor.” dedi.

vf - tedarik
Tedarik Zorluklarıyla Boğuşan VF’in Bazı Ünlü Markaları

Denver merkezli şirketin hisseleri, geçtiğimiz cuma günü %3,3 düşüşle 71,62$’a geriledi ve şirket Çin’deki spor ayakkabı ve kıyafetlerine artan talebin de artan Covid-19 vakaları nedeniyle yumuşadığını söyledi. Çin’den elde edilen gelir, esasen Vans markasına olan düşük talep nedeniyle geçen yılki %16’lık artışa kıyasla bu çeyrekte yalnızca %9 arttı.

Wedbush analisti Tom Nikic, VF’in en büyük ve en yüksek marjlı markası Vans’taki sonuçların hayal kırıklığı olduğunu söyledi. Ayrıca Vans’ın okula dönüş sezonunu daha güçlü geçirmesi gerekiyordu.

Şirketin sıkıntılarına ek olarak artan navlun maliyetleri, işgücü kıtlığı ve pamuk/petrol gibi hammaddelerin yüksek fiyatları da giysi fiyatlarına olumsuz yansıyor.

Geçen ay Nike, tedarik zinciri sıkışıklığı nedeniyle kritik tatil sezonu için ürün gecikmelerini işaret ederken, Crocs da önümüzdeki perşembe günü üretiminin bir kısmını Vietnam’dan; Çin, Endonezya ve Bosna’ya kaydırmayı planladığını açıklamıştı.

Tedarik aksaklıklarına rağmen VF için yolunda giden durumlar da mevcut. Timberland ve The North Face markalarının sahibi olan şirket, fabrika kapanışlarının esas olarak kaynaklarının yaklaşık %10’unu oluşturan Güney Vietnam’da yoğunlaştığını söyleyerek 2022 mali yılı için gelir ve kâr görünümünü korudu.

Şirket, Refinitiv IBES tahminlerinden farklı olarak hisse başına 1,11 dolarlık kâr ve 3,20 milyar dolarlık gelir bildirdi.

Starbucks Kore, 153 Milyon Doların Üzerinde Soruşturma ile Karşı Karşıya

Güney Kore’nin mali düzenleyicisi, Starbucks tarafından verilen kayıtsız ön ödemeli kartlar hakkında soruşturma başlatmayı planlıyor.

Mali Denetleme Servisi, kayıtsız ön ödemeli kart sistemi işleten Starbucks Coffe Korea’da dahil olmak üzere yaklaşık 50 şirketi listesine aldı.

Starbucks, müşterilerin Starbucks kartlarına mobil uygulaması aracılığıyla yükleme yapmalarına olanak tanır. Karttan belirli bir miktar tahsil edildiğinde, kullanıcı Starbucks puan kazanır.

Ancak Güney Kore’deki mevcut yasalara göre, kahve dükkanları ön ödemeli sistemleri kaydettirmeye uygun değildir. Fakat Starbucks şuana kadar bir istisna haline geldi.

Kayıtlı olmayan ön ödemeli ücretlendirme sistemlerine sahip şirketler, ücretleri harici bir hesaba yatırmak ve bunların nasıl kullanıldığını açıklamak için vergiden muaf tutuluyorlar.

Starbucks, finansal açık olduğunu savunuyor

Şirketler müşterilerin ön ödemeli ücretlerini özel amaçlar için uygun hale getirseler bile, kamu izleme araçlarından mahrum kalıyorlar.

Öte yandan Starbucks finansal denetimde bu konuda bir açık olduğunu savunuyor.

Şirket yaptığı açıklamada; “Starbucks kart ücretlerini herhangi bir zamanda iade edilebilir. Ayrıca şirket tüm işlemlerin güvenliğini garanti eden bir elektronik işlem sigortası poliçesine de sahiptir” dedi.

Tedarik Zinciri Sorunu Karşısında İndirim Mağazaları

Küresel tedarik zinciri, son zamanlarda diken üstünde yürüyor. Dünyanın dört bir yanındaki perakendeciler, yoğun geçecek alışveriş sezonu yaklaşırken rafları dolu tutabilmek için çabalıyor. Uzmanlara göre boş raflar ve uzun gecikmeler bu yılki kış alışverişimizin bir parçası olabilir. Bu durumda indirim mağazaları, farklı iş modelleri nedeniyle baskılara karşı daha avantajlı görünüyor.

Özel markalı üreticiler hala aynı tedarik zinciri zorluklarına maruz kalırken indirim mağazaları, daha az ulusal marka satarak alışveriş adına daha büyük bir esnekliğe sahip. Bazı indirim mağazaları küresel olarak diğerlerinden farklı bir yöntem izliyor. Bu mağazalar genellikle kendi markalarına ait malları stoklarlar. Ayrıca ürün stoklarıyla ilgili birimleri ve SKU adında stok kodları ile depo yönetimini kolaylaştıracak bir sistem bulunur. Bu yaklaşım sayesinde maliyetler azalır ve tedarik zinciri düzene oturur.

Normal zamanlarda toplu olarak daha az ürün almak bu mağazalar için tedarikçilerle daha fazla pazarlık gücü sağlar. Diğer yandan bu durumun şu an sürmekte olan tedarik zinciri sorunu esnasında yaşanmasının bazı avantajları vardır. Bu mağazaların stoklarında daha az ürün çeşidi vardır ve yine anlaşmalı oldukları tedarikçilerin de sayısı azdır. Böylelikle indirim mağazaları tedarik zinciri sorunu karşısında daha az hasar alırlar.

İndirim Mağazalarının Tedarik Zinciri Sorunu Karşısında Avantajları

İndirim mağazaları, her çeşit ürün satmadıkları için ürünleri iç ve dış mağazalarla değiş tokuş etme konusunda oldukça geniş bir esnekliğe sahip. Dollar General, son zamanlarda bu avantaj ile ilgili örnek oldu. Fiyatlar son iki çeyrekte yükselirken Dollar markası, enflasyondan en çok etkilenen kalemleri düşürme esnekliğine sahip olduğunu söyledi.

Kantar Consulting’in uzun süredir perakende ve tedarik zinciri uzmanı olan Dave Marcotte; Insider ile yakın zamanda bir röportaj yaptı. Marcotte, müşterilerin ürün çeşitliliğinin değişmesine aldırış etmediklerini ve hatta rafların boş olduğunu gördüklerinde de şok olmayacaklarını söyledi.

“Alışveriş yapanlar bir deneyim için indirim mağazalarına gitmiyorlar. Dolu raflar görmeyi beklemiyorlar ve içeri girdiklerinde raflardaki boşlukları görmek onları etkilemiyor. Bu durum aradıkları şeyi kapsamıyorsa bu bir sorun değil.”

Marcotte’a göre müşterilerin istedikleri ürün indirim mağazalarında bulunuyorsa o ürünü ucuz fiyata alabiliyor olmaları, müşteriler için daha önemli. Tüketiciler geniş bir ürün yelpazesinden ziyade ürünleri indirimli halde alabilmek için indirim mağazalarını tercih ediyorlar.

İndirim mağazalarının kendi ürünlerini üretmesi büyük kolaylıklar sağlıyor. Bu üretim sayesinde büyük miktarlarda özel markalı malları stoklayabiliyorlar. Bu da onlara tüketici fark etmeden üreticileri değiştirme konusunda daha fazla esneklik sunuyor. Örneğin: Costco’nun Kirkland markası gibi.

Marcotte, alışveriş yapanların gerçek üreticinin kim olduğunu bilmesinin bir önemi olmadığını savunuyor. Ürünün arkasındaki üretim nitelikleri kaliteli olduğu sürece müşterilerin bir sorunla karşılaşmayacaklarını düşünüyor.

Tedarik zinciri sorunu karşısında indirim mağazaları avantajlı olsa da bu durum mağazaların tamamı için geçerli değil. Özellikle Dollar mağazaları, Costco gibi Asya için en büyük ithalatçılardan biri ve bu sebeple mevcut tedarik zinciri sorunlarıyla karşı karşıya kalacak gibi görünüyor.