Ana Sayfa Blog Sayfa 421

25 – 31 Mayıs Haftalık Sektör Değerlendirmeleri

Bu hafta turizmde, ekonomide, perakendede yeni dönemde yaşanan değişimler ve beklenen etkiler üzerine konuştuk.

Hepimizin bıktığı yeni normal kavramının sürecinde, yaşanacak ‘olmaz’ dediğimiz gelişmeler üzerine değerlendirmeler yaptık. Bildiğiniz üzere haftanın sektör değerlendirmeleri yazı dizimizde her pazar, o hafta boyunca değerlendirilen en önemli konuları derleyerek sizlerle paylaşıyoruz.

Bu haftanın değerlendirmelerini aşağıdaki şekilde derledik. İyi okumalar, iyi pazarlar.

Orta Doğu ve Asya’daki Alışveriş Merkezleri Çevrimiçi Kanala Açılıyor

3 6
25 - 31 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 7

Nefret mi Fırsat mı? Evden Çalışmada Hangi Taraftasınız?

3 5
25 - 31 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 8

Covid-19’un Küresel Finansal Sisteme Etkisi!

3 4
25 - 31 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 9

Turizm’e En Bağlı Ülkeler ve Beklenen Tablolar. Türkiye’de Durum ne?

3 3
25 - 31 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 10

İndirimler, Pazar Yerleri ve Deneyimler: Moda Perakendecileri Koronavirüse Nasıl Tepki Veriyor?

3 2 1
25 - 31 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 11

Petrol Saatli Bir Bomba Haline Geldi! Enerji Uzmanı ve Geo-Economist Laurent Horvath’dan Sektöre Bakış

3 1
25 - 31 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 12

Bu haftalık sizler için derlediğimiz sektörel yazılarımız bu şekilde. Haftaya tekrar görüşmek üzere.

Covid-19’un İşverenlere Mesajı Var! Değiştir Ya Da Öl!

1998 yapımı “Devletin Düşmanı” filminin bir sahnesinde; Gene Hackman Will Smith’e şöyle diyor:

“Gerilla savaşında, zayıf yönlerinizi güçlü olarak kullanmaya çalışıyorsunuz. Sen gizleniyorsun onlar açığa çıkmak istiyor.” diyor. şu anki duruma bakınca, bir savaşın içindeyiz. Uzun vadede tüketici beklentisi ve davranışlarında tam bir değişiklik ile karşı karşıya kalacağız. Seyahat etmeyeceğiz, dışarıda yemek yemeyeceğiz ya da alışveriş yapmayacağız … belki de sonsuza dek!

İşlerin “normal”e dönmesini uzun vadede beklemeyin ve herhangi bir iş modeline güvenmeyin. Sloganımız şu şekilde olmalı: Değiştir ya da öl. Bu ifade daha önce hiç bugünkü kadar anlamlı olmamıştı. Her iş modelini sorgulama zamanı – şimdi.

Dün, en sevdiğim restoranın önünden geçtim. Sahibi bu kaliteli restoranı bir paket servis restorana dönüştürmüş. Ne yazık ki köşede yığılmış sandalyeler ve masalarla, restoran romantik bir akşam yemeği için uygun görünmüyor. Bunun yerine, özel ve nezih ortamlar acil taleplere yenik düştü: “hayatta kalma modu, beşinci viteste.”

Sahibine, “Restoran tekrar açıldığında planın nedir?” diye sordum. Düşünecek vakti olmadığını söyledi. Personellerini istihdam etmekle ve satıcılarına ödeme yapmakla meşguldü.

Fakat şu anki felçimizde-kısmen kış uykusuna yatarken, geleceği ihmal edemeyiz. Şu basit sorunun cevabını bulmak için çalışmamız gerekiyor “Planın nedir?”

Gene Hackman’ın film serisini düşünerek – “Zayıf yönlerinizi güçlü olarak kullanın” diyor. koronavirüsün küresel meydan okumasını fırsata nasıl dönüştüreceğinizi merak ediyorum. 1 Haziran itibariyle restoranlar açılıyor. Hükümetin kurallarına göre restoranınızdaki her masa arasında en az altı metre boşluk gerektirdiğini ve herhangi bir zamanda 20’den fazla misafire ağırlayamayacağınızı varsayın. Sonuçlar ciddi olacaktır: daha az müşteri, daha az gelir. Bunu nasıl ölümcül bir felaket olarak değil, bir fırsat olarak görebilirsiniz?

Dünya normale döndükçe, işinizi yeni bir gerçeklikle karşılamalı ve şu soruyu sormalısınız: “İş modelinizdeki hangi unsurların kökten değişmesi gerekir?” buna cevabınız “Hiçbir şey, hemen işe geri döneceğiz ve hiçbir şey değişmeyecek” ise, COVID-19’un mesajını almamışsınız demektir.

‘Virüs Sektörleri Hazırlıksız Yakaladı’: KOBİ’ler Covid-19’da Hayatta Kalmak için Nasıl Savaşıyor?

Nakit akışından işten çıkarılmaya, artan talebe ve ham madde sıkıntılarına… Küçük ve orta ölçekli işletmeler kendilerini koronavirüs krizinden kurtarmaya çalışıyor.

Mevcut Covid-19 pandemisinin bir sonucu olarak bazı şirketler ve sektörler satışlarda ani ve büyük bir düşüşle baş ederken, bazıları da ürün ve hizmetleri için benzeri görülmemiş bir taleple karşı karşıya…

Salgının küresel çapta yarattığı etki ile birlikte felç geçiren arz-talep dengesi, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de on binlerce şirketin iş modelinde değişimlere yol açacak. Bu sebeple de bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye de mevcut durum göz önüne alarak 18 Mart 2020’de KOBİ’lere bir destek paketi sundu.

KOBİ’lere sunulan destek paketinde:

  1. Nisan-Haziran 2020 arasındaki SGK prin ödemeleri 6 ay ertelenmiştir. (Perakende, AVM, Tekstil, Yiyecek-İçecek, Demir-Çelik, Sinema-Tiyatro, Otomotiv, Lojistik-Ulaşım, Konaklama)
  2. Kısa çalışma ödeneği devreye alınacak, (minumum 4 hafta maksimum üç ay olarak kararlaştırılmış olup, bu süre Cumhurbaşkanlığı kararı ile altı aya kadar uzatılabilir.)
  3. Kasım 2020’ye kadar konaklama vergisi alınmayacak.
  4. İş kesintisi sebebi ile verilen süresi iki ay olan Telafi Çalışması’nın süresi 4 aya çıkarılacak.
  5. Kredi garanti fonunun limiti 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye çıkarılacak ve KOBİ’lere öncelik verilecek.
  6. İhracatçılar stok finansmanı ile desteklenecek.

Büyük şirketler gibi bütçeleri ve kaynakları olmayan KOBİ’ler için bu paket pansuman etkisi olarak değerlendirilebilir. Bu süreci en az zararla atlatmak için ise en başta çalışan sağlığını garanti altına almak, nakit akışını kontrol altına alıp, kredi ve desteklerden azami ölçüde yararlanmak büyük önem taşıyor.

Her beş KOBİ’den dördü COVID 19 krizinden büyük ölçüde etkilendi!

TÜRKONFED, TÜSİAD ve UNDP’nin gerçekleştirdiği “COVID-19 İşletme Etki ve İhtiyaç Anketi”, koronavirüs salgınının işletmeler üzerindeki etkilerini gözler önüne serdi. Türkiye’nin yedi bölgesini temsilen 47 şehirden 780 işletmenin katıldığı ankete göre, mikro ve küçük ölçekli işletmelerin %6’sı faaliyetlerini askıya aldı.

Cirolarının yarıdan fazla düştüğünü belirten işletmelerin oranı %50’yi geçerken Güneydoğu Anadolu’da bu oran %71’e kadar yükseldi. Salgından hiç etkilenmediğini söyleyen işletmelerin oranı ise %3’te kaldı.

Tüm detayları ile ‘’COVID-19 İşletme Etki ve İhtiyaç Anketi” raporunu aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz.

Raporu İncele

Pandemi Lüks Moda Sektörüne Kalıcı Etkiler Bırakacak

Pandemi dünya çapında azalmaya başlasa bile, moda endüstrisinde değişim için ivme artıyor. Küresel Covid-19 salgını, moda endüstrisinde özellikle lüks tüketim kanadında katalizör görevi görerek, işin bir daha asla aynı olmayacağının sinyallerini bize veriyor.

Gucci bu yıl, koleksiyonlarını yılda iki ye indireceğini ve düzenleyeceği defileleri de bu iki koleksiyon çerçevesinde düzenleyeceğini bildirdi.

Amerika Moda Tasarımcıları Konseyi (CFDA) ve İngiliz Moda Konseyi (BFC) 21 Mayıs’ta ortak bir mesaj yayınlayarak sistemin yavaşlamasını ve lüks markaların tamamının yılda iki ana koleksiyona yeniden odaklanmasını istedi. İki konsey, “Moda sisteminin değişmesi gerektiğine ve bu değişimin her düzeyde gerçekleşmesi gerektiğine olan inancımızla birleşiyoruz” dedi.

Lüks tüketim markalarının 2020 yılı içerisinde hisse senedi fiyatlarındaki değişim ivmesi markalarda aşağıdaki değişiklikler gösterebiliyor. Fakat düşüşlerin özellikle ikinci çeyrekte hız kazanacağı düşünülüyor.

gmdhp luxury shares have been rebounding since march 2
pandemi lüks moda sektörüne kalıcı etkiler bırakacak 14

Lüksdeki büyük isimlerin, tıpkı önceki durgunluklardan sonra olduğu gibi toparlanması da bekleniyor. Ancak endüstri için uzun vadeli değişim kaçınılmaz.

Sezon ürünleri

Covid-19 özellikle lüks tüketimde mevsimsel modelin kırılmasına neden oldu.Neredeyse bir sezonu geride bırakan ürünler için sorunlar başladı. Büyük markalar dağıtımları kontrol altına alma ve riskli fiyat indirimleri yapmama konusunda ısrarcı. Daha küçük markalar ise doğrudan tüketiciye ulaşmaya çalışıyor.

Lüks moda markalarının Sonbahar / Kış koleksiyonu satışlarını Ağustos aynının sonuna kadar aynı fiyatlarla ilerleteceği ön görülüyor.

Ülkemizde de görülen o ki, lüks moda perakendecileri için müşteriler orta segmente göre daha sahaya inebilmiş değil. Daha temkinli yaklaşıyorlar ve bir süre daha bu temkinde bekleme konusunda kararlı görünüyorlar.

Bu anlamda orta segmente hitap eden perakende mağazaları için toparlanma süreci, lüks tüketime göre çok daha erken başladı. Özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde moda da lüks tüketim kırılganlığı oldukça yüksek.


Orta Doğu ve Asya’daki Alışveriş Merkezleri Çevrimiçi Kanala Açılıyor

Orta Doğu ve Asya’da Alışveriş Merkezleri kiracılarına ve tüketicilerine nasıl ek hizmet verecekleri konusunda yeni arayışlar içerisine girdiler.

Devam eden Covid-19 salgını, alışveriş merkezleri için hayatta kalma beklentileri hakkında yeni sorular gündeme getirdi. 

E-ticaretin artması nedeniyle zaten önemli bir baskı altında olan bazı AVM’ler, mevcut krizin birçok alışveriş merkezi için ciddi tahribatlar yaratacağını ön görüyor.

Bazı bölgelerde yaya trafiğinde yaşanan %85 oranlarında düşüş, perakendeciyi ciddi tehdit ediyor. Araştırmaların bazıları ise, bölgesel olarak bazı AVM’lere tüketicilerinin dönüşünün uzun süreceğini gözler önüne seriyor.

Fakat bu durumun kiracılar ve AVM yatırımcıları arasında bir kavgaya dönüşmeden çözüme ulaşması için yeni yollar aranıyor.

Nisan ayında Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki en büyük alışveriş merkezi Dubai Mall,  bölgedeki en büyük e-ticaret platformu olan noon.com’da kendi sanal alışveriş merkezini açtığını duyurdu.

Yine ikinci en büyük alışveriş merkezi Mall of the Emirates de Trends At Your Door adlı bir çevrimiçi alışveriş girişimi başlattı.

Müşterilerin sipariş edebileceği seçkin alışveriş merkezi markalarının ürün kataloğundan oluşan ve siparişlerin eve teslim yoluyla gerçekleştirildiği bir uygulama bu. Trends At Your Doorstep uygulaması, alışveriş merkezinin SHARE adlı sadakat programıyla entegre edilmiş olarak çalışıyor.

mall of the emirates

Singapur’da, ülkenin en büyük perakende ev sahibi CapitaLand geçtiğimiz hafta bir e-ticaret platformu olan eCapitaMall’i ve bir çevrimiçi yemek siparişi platformu olan Capita3Eats’i piyasaya sürdüğünü açıkladı.

ECapitaMall aracılığıyla, kiracılar ve CapitaLand’ın mağaza perakendecileri ürünlerini uygulamada listeleyip satabilecekler. Üçüncü çeyrekte önleyici tedbirler kaldırıldıktan sonra, müşterilerin siparişlerini mağazadan alabileceği ve eve teslim için mağazaya sipariş verebileceği bir kurgu yaratılıyor.

Capita3Eats’de benzer şekilde çalışıyor; müşteriler AVM mağazalarından evlerine doğrudan yemek siparişi verebilirler. Üçüncü çeyrekte, biraz daha yemeksepeti gibi bir modele doğru kayarak siparişlerin hızlandırılması öngörüsü var. Aynı zamanda düşük komisyonlarla paket serviste mağazalara kaybedilen müşterinin kazandırılacağı düşünülüyor.

Yine hem eCapitaMall hem de Capita3Eats AVM’nin sadakat programları ile entegre hale getirilerek çalışıyor. Yani şuana kadar yapılan kampanyalardan toplanan tüm datalar ve müşteri bilgileri bu iki uygulamaya entegre edilmiş.

https://www.youtube.com/watch?v=ymKw0J8Ziqs

Başarı muhtemelen mevcut marka gücüne, stratejiye ve normalliğe dönüşe bağlı olacaktır

Fakat yine de, doğal olarak alışveriş merkezi e-ticaret girişimlerinin tümü başarılı olmayacaktır. Online perakende satışlar yükselişinin, pandemiden önce gelen bir tehdit olan alışveriş merkezi yatırımcıları için yarattığı varoluşsal tehdit, alışveriş merkezleri arasında kalite ve hayatta kalma beklentileri açısından önemli bir ayrım olduğunu ortaya koyuyor.

Şuana kadar CRM’i hayatına dahil edebilmiş ve aynı zamanda büyük perakendecileri bünyesinde barından büyük Alışveriş Merkezlerinin bu yarışta özellikle öncelikli bir avantajı var. Fakat bu bile başarıyı garanti etmez. Öte yandan, kendi bünyesinde yarattığı online platformlar ile bu işe girişen ya da girişecek Alışveriş Merkezleri için oldukça maliyetli bir yatırım yaratacaktır. Üçüncü parti geliştiricilerle ilerlemek bu anlamda her zaman için daha avantajlıdır.

Ülkemizde de benzer platformlar üzerinde çalışan üçüncü parti CRM platformlarının olduğu sektörde kulağımıza gelmeye başladı.

Fakat bu noktada AVM’nin kendi kiracıları ile rekabet eder konuma gelmemesi en önemli kırmızı çizgi olarak görülüyor. Artan talep AVM online kanalınızda fiziki perakendenin önüne geçerse, bir daha eski halinize dönememe riskinizi de beraberinde getirir.

Tüm Alışveriş Merkezleri sağlık önlemleri konusunda titizlikle gereken önlemleri alsa da, tüketicilerin kendilerini toplu alanlarda rahat hissetmelerini sağlamak yüzde yüz elimizde olan bir olgu değil maalesef. Çünkü AVM’yi yönetebiliyoruz, fakat pandemiyi yönetmiyoruz. Yalnızca insanları mental olarak rahatlatabiliyoruz. Bunu unutmayalım…

Etkinlik Sektöründe Yeni Dönemde Bizi Neler Bekliyor?

Covid-19 salgını etkinliklerin kısa süreli periyodda katılımcılar üzerinde algısal sorunlara sebep olmasına yol açtı. Yeniden bir konsere, etkinliklere, kapalı alanda sinemalara gittiğimiz günleri korku ile hatırlar bir hal aldık kısa süre içerisinde.

Deneyimsel pazarlamaya odaklanan bir ajans olan Performance Research, tuvalet temizliği, el dezenfektanları, azaltılmış kapasite gibi genel alınacak önlemlerin insanların etkinlik sektörüne ne kadar sıcak bakmasına sebep olduğunu araştırdı.

Öcelikle 23-26 Mart, ardından da 11-19 Mayıs tarihleri arasında yapılan araştırmalarda bulgular zaman içerisinde değişiklik gösteriyor.

araştırma
etkinlik sektöründe yeni dönemde bizi neler bekliyor? 17

Halka açık büyük etkinliklere katılmaktan çekineceğini belirten kitle Mart ayında %47 iken, Mayıs ayında bu oran %60’a yükselmiş olarak görünüyor.

Toplu etkinliklerin yanı sıra kişisel etkinlikler de bu anlamda hala artan bir çekince olarak gösteriliyor. Kişisel etkinliklere katılımda çekince yaşayacaklarını belirtenler Mart ayında %44’den Mayıs ayında %52’ye yükselmiş olarak görünüyor.

Araştırma şirketine göre; “Her ne kadar normale dönmeye başlasak da, halka açık etkinliklerle ilgili sorulan sorulara neredeyse katılımcıların tamamı ‘henüz değil’ diyor. Her türlü önleminizi almış olmanız ve kapılarınızı açmanız, katılımcılar için yeterli bir itici güç yaratmıyor.”

Mekan temizliği ve dezenfektasyon konusunda endişe duyanların oranı %66’dan %74’e yükseldi.Yabancılar ile yakın teması asla kabul edemeyecekler %59’dan %67’ye yükselmiş olarak görünüyor.

Tüketicilerin, yine de ne olursa etkinliklere katılırdınız sorusuna verdikleri cevap ise sırasıyla;WC temizliği %73, dezenfektan noktaları sıklığı %72 ve azaltılmış kapasite %69 olarak belirtiliyor.

Diğer hususlar ise; maske ve dezenfektan dağıtımı, personelin hijyen kurallarına gösterdiği uyum, temassız ödeme ve sıcaklık kontrolü olarak seyrediyor.

Araştırmanın bize gösterdiği en önemli olgu, insanların güven olgusu üzerine olan tanımlamalarıdır. Zihinsel olarak rahatlamalarını sağlamayı başardığımızda en önemli aşamayı tamamlayabilmiş olacağız. Bu yüzden özellikle etkinlik ajanslarının kendi özelinde oluşturacağı protokoller çok büyük önem arz ediyor.

Resmi kurumların istediklerini yaptık demek, müşterinin zihninde yeterli bir rahatlama yaratmıyor artık maalesef. Her mekana, her etkinliğe, her detaya göre hazırlanmış ayrı önlem protokolleri oluşturulmalıdır.

Sadece birkaç ay önce, deneyim ekosisteminde odaklandığımız tüm gerçekler şimdi yeniden ele alınmalı. Artık yaratıcılık ve düşünce sürecinden geçerken farklı şapkalar giymek zorundayız.

Araştırmanın sonunda, katılımcılara ne olursa etkinlikliklere kuşkusuz katılırsınız sorusunun ise üç yanıtı var öne çıkan. Tedavi süreci ile ilgili emin olmaları %65, aşı bulunması %63 ve girişlerde katılımcılara test yapılması %60 olarak belirtiliyor.

Covid-19 Süresince Kapılarını Ziyaretçilerine Açan Online Müzeler

Covid-19 salgınıyla mücadele kapsamında, pek çok ülke sınırlarını kapattı. Konserlerin, maçların iptal edildiği şu dönemde müzeler de kapalı. Keşif yapmaktan uzak kalamayanlar için online gezilebilecek müzeleri sizler için toparladık.

1- Louvre Müzesi- Fransa

Pariste bulunan Louvre Müzesi dünyanın en çok ziyaret edilen müzeleri arasında. Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa portresi’de Louvre Müzesi’nde sergilenmektedir.

louvre müzesi fransa

Louvre Müzesi’ni online ziyaret etmek için tıklayınız.

2- Metropolitan Müzesi- ABD

Newyork’ta bulunan müzede eski doğu, Mısır, Yunan, Roma dönemlerine ait eserlere ve Vincent Van Gogh’un çalışmalarına da göz atabilirsiniz.

metropolitan abd

Metropolitan Müzesi’ni online ziyaret etmek için tıklayınız.

3- Dali Müzesi- İspanya

Sürrealist ressam Salvador Dali’nin eserlerinin sergilendiği müze, aynı zamanda Dali’nin 14 yaşındayken ilk sergisini açtığı tiyatro binası olma özelliğini taşıyor.

salvador dali müzesi ispanya

Dali Müzesi’ni online ziyaret etmek için tıklayınız.

4- Vatikan Müzesi- Vatikan

Vatikan Müzesi, içerisinde kütüphane ve şapelin de bulunduğu Vatikan Sarayı’nda yer alıyor. Michelangelo’nun The Last Judgement freski ve çeşitli mermer heykeller bulunuyor.

vatikan müzesi

Vatikan Müzesi’ni online ziyaret etmek için tıklayınız.

5- British Museum- İngiltere

Dünyanın en çok ziyaret edilen müzelerinden birisi olan ve Londra’da bulunan British Museum’da eski çağlara ait eserler de bulunyor.

british museum ingiltere

British Müzesi’ni online ziyaret etmek için tıklayınız.

6- Rijksmuseum- Hollanda

Amsterdam’da bulunan Rijksmuseum, ünlü ressamların eserlerini barındırıyor.

rijksmuseum hollanda

Rijksmuseum Müzesi’ni online ziyaret etmek için tıklayınız.

7- Machu Picchu- Peru

İnka Antik Şehri Machu Picchu, dünyanın yedi harikasından biridir.

machu picchu

Machu Picchu’yu online ziyaret etmek için tıklayınız.

8- The Van Gogh Museum- Hollanda

Hollandalı ressam Van Gogh’un iki binden fazla resim ve çizim çalışması bu müzede yer alıyor.

Van Gogh koleksiyonunu görmek için tıklayınız.

9- Göbeklitepe- Türkiye

Dünya için büyük bir öneme sahip olan Göbeklitepe, tarihin sıfır noktası yani başlangıç noktası olarak kabul ediliyor. Dünyanın ilk tapınağının bulunduğu Göbeklitepe’de hala çalışmalar devam ederken bu eşsiz tarihi eseri online ziyaret etmeniz de mümkün.

göbeklitepe türkiye

Göbeklitepe’yi ziyaret etmek için tıklayınız

10- Ulusal Modern ve Çağdaş Sanat Müzesi- Güney Kore

Kore’nin modern ve çağdaş sanatını bir arada ziyaretçilere sunan Ulusal Modern ve Çağdaş Sanat Müzesi’nde uluslararası sanat eserlerini de bulabilirsiniz.

Ulusal Modern ve Çağdaş Sanat Müzesi’ni ziyaret etmek için tıklayınız.

İyileşme İşaretleri: Çin Petrol Talebi Önceki Yıl Seviyelerinin Yüzde 90’ına Yakın

Çin’deki petrol talebi neredeyse pandemi öncesi seviyelere döndü

Çin’in petrol talebi, Şubat ayındaki en düşük seviyeden bu yana keskin bir yükseliş eğilimi sürdürdü. Şubat ayında bir önceki yıla göre %40’ın üzerinde düştükten sonra, ülkenin Nisan ayı petrol talebi, (günde yaklaşık 12.7 milyon varil ile 14.3 milyon varil/gün) karantina önlemleri kaldırıldıkça ve ekonomik faaliyetler ile kişisel hareketlilik devam ederken Nisan 2019 seviyesinin %89’una ulaştı. Mayıs ayında talebin önceki yıl seviyesinin% 92’sine ulaşmasını bekliyoruz.

“Çin petrol talebinin Nisan ayı sonuna kadar COVID öncesi seviyelerinin %90’ı ve daha yüksek seviyelere doğru yükselmesi, küresel ekonomi için iyi bir işarettir. Virüsten etkilenen ilk ülke olan ve petrol talebinin Şubat ayında %40’tan fazla düştüğü Çin’de geri çekilme derecesini düşündüğünüzde Avrupa ve Kuzey Amerika gibi diğer pazarlardaki ekonomik ve talep toparlanma eğilimleri konusunda bazı iyimserliklerin nedenini ortaya koyuyor.” diyor Jim Burkhard (Başkan Yardımcısı ve Petrol Piyasaları Başkanı, IHS Markit)

Çeşitli talep göstergeleri Nisan ayında keskin artışlar kaydetti ve bazıları COVID öncesi seviyelere döndü.

Otomobil satışları, büyük sanayi işletmeleri için işin yeniden başlaması ve nakliye gelirleri Nisan ayı için önceki yıla yakın seviyelere döndü.

Şahsi araçların hareketlilik seviyeleri de normale döndü ve hafta içi yol trafiği artık karantina öncesi seviyelerinde. Bununla birlikte, toplu taşıma araçları ve taksi kullanımı hala sıkıntılı.

COVID-19 virüsünün küresel olarak kalıcılığı ve artan jeopolitik gerilimler hala Çin’in ekonomik büyümesi ve orta vadede petrol talebindeki toparlanmaya yönelik belirsizlikler göstermektedir.

adsız 2 1

IHS Markit, Çin’in 2020 için gerçek GSYİH büyümesinin% 0.45 olduğu ve COVID 19 öncesi bazda% 6.2 olduğu temel bir senaryo bekliyor.

Toplam 2020 petrol talebinin yıllık bazda 1,2 million varil/gün (veya% -8) azalması beklenmektedir. Tüketici tercihlerinde ve davranışlarında COVID kaynaklı değişikliklerin ciddiyeti faaliyetten faaliyete değişiklik gösterdiğinden, belirli ürünlere olan talep diğerlerine göre daha esnek olacaktır.

“Çin toparlanma yolunda ilerlemeye devam ettikçe, bazı petrol talebi alanları diğerlerine göre daha fazla olacak.

“Sosyal mesafe bilinci ve düşük petrol fiyatı ortamında daha yüksek maliyet rekabeti nedeniyle kişisel araçların toplu taşımacılıkta daha fazla kullanılması beklenebilir. Petrokimyasal hammaddelere olan talep çok esnek olmuştur. Öte yandan, jet yakıt talebi 2003 SARS salgını sırasında görülen benzer bir paterni takiben uzun süreli bir gerileme görebilir.”

Nefret mi Fırsat mı? Evden Çalışmada Hangi Taraftasınız?

2020’nin ilk aylarında karşı karşıya kaldığımız yeni tip bir virüs tüm dünyayı mecburi bir değişime sürükledi. Yaşanan bu küresel sağlık krizinde alınan önlemlerin ve değişikliklerin en derinden hissedildiği alanlardan biri ise elbette ki çalışma hayatı. Geçtiğimiz günlerde yapılan açıklamalar ışığında söyleyebiliriz ki artık çoğu şirket evden çalışmayı bir fikir olmaktan çıkardı bile. Kimi şirket kalıcı olarak kimi ise belli bir tarihe kadar uzaktan çalışmayı benimsemiş durumda.

GitHub kullanıcıları, COVID-19 pandemisinden sonra çalışanların bazılarının evden çalışmasına olanak sağlayacak şirketlerin bir dökümünü içeren bir liste açıklamışlar. Bu listede hangi şirketin ne kadar süreyle evden çalışmaya olanak sağladığı görüntülenebiliyor. Gün geçtikçe, çalışanlarının sürekli olarak uzaktan çalışmalarına izin vereceğini açıklayan şirket sayısının daha da artacağı öngörülmekte.

Yerinde çalışılmayı gerektiren bazı iş kolları dışında (sağlık, bakkal ve ilaç depoları, teslimat, üretim, kamu güvenliği vb.) bu süreçte zaten halihazırda birçok şirket ev tabanlı çalışma yöntemine geçiş yaptı. Bu kalıcı geçiş fikrini şirketler arasında yer alan Facebook, geçtiğimiz perşembe günü yaptığı açıklamada, personelinin %50’sinden fazlasının önümüzdeki 10 yıl içinde evden çalışacağını duyurdu. Aynı gün, Shopify CEO’su Tobi Lutke, ofislerini 2021 yılına kadar kapalı tutmayı planladığını ve bundan sonra çoğu çalışanın uzaktan çalışacağını tweetledi. Twitter CEO’su Jack Dorsey ise çalışanlarına gönderdiği mailde karantina sonrası da çalışanların istedikleri sürece kalıcı olarak evlerinde çalışmalarına izin verileceğini açıkladı. Google uzaktan çalışma planlarını 2021’e kadar uzatırken, Amazon ve Microsoft çalışanlarına ekim ayına kadar evden çalışma izni verdi.

Uzaktan çalışma uzmanı Debra Dinnocenzo, yöneticilerin, uzaktan yapılabileceğini hiçbir zaman düşünemediği birçok işin uzaktan da olabileceğini gördüklerini ve bunun ilerisi için çok umut verici olduğunu belirtti. Dinnocenzo “İnsanlar en kötü koşullar altında bile gayet iyi çalışıyorsa, çocuklar okula geri döndüklerinde ve evlerinde her hangi bir masadan çalışabilecekleri ve çalışmak için önemsiz bir odayı boşaltabileceklerine karar verdiklerinde ne kadar iyi çalışacaklarını hayal edin” dedi.

Global Workplace Analytics verilerine göre, çalışanların %56’sının uzaktan çalışma ile en azından kısmen de olsa uyumlu işlere sahip olduğu düşünülüyor. Gallup anketine göre, şu anda uzaktan çalışanların yarısı, iş dünyasındaki kısıtlamalar kaldırıldıktan sonra bile buna devam etmek istediklerini söyledi. Diğer yarısı ise işyerlerine dönecekleri günleri çoktan saymaya başladı bile.

Bütün bunlara ek olarak pandemi süreci gösterdi ki , artık işe gidip gelme maliyetleri olmadan veya öğle yemeği satın alma ihtiyacı duymadan hem çalışanlar, hem de gayrimenkul ve ofis giderlerindeki azalmalar dolayısıyla işverenler uzaktan çalışma fikrine iyiden iyiye ısındılar. Ayrıca bu dönemde bütün bunların doğal bir sonucu olarak doğanın da ne kadar farklılaştığına çoğu zaman şahit olduk.

iş hayatı

Türkiye de uzaktan çalışma

Türkiye için de durum dünyanın genelinden çok farklı sayılmaz. Serhat Rodoplu’ ya göre yöneticilerin çoğunun COVID- 19 öncesi evden çalışma ile ilgili soru işaretleri vardı,  ancak son aylarda yaşanan pratik, pek çok şirket yöneticisine evden çalışmanın da çok verimli olabileceğini gösterdi. Türk kullanıcıların sıklıkla tercih ettiği platformlardan biri olan Mynet, uzaktan çalışmayı kalıcı hale getirerek sektörde dikkat çeken bir karara imza attı.  Mynet ekibi, editörlerin kalıcı olarak uzaktan çalışmasına olanak sağlayan yazılım, donanım ve insan kaynakları süreçlerini dijitalleştirerek uzaktan çalışma anlayışını benimseyen Türkiye’deki ilk şirketlerden. Mynet Genel Yayın Yönetmeni Temur: “İşe gidip gelmek için çalışanların yola harcadıkları sure yerine evden çalışarak artan bu zamanı kendilerine, ailelerine ve arkadaşlarına ayırarak daha motive bir şekilde çalışmalarına olanak sağlayacağını düşündüğünü söyledi. Kısaca, ekibi demotive eden ve üretkenliğini azaltan unsurları çalışma hayatımızdan çıkardık diye konuştu.

Elbette uzaktan çalışmayı rahatlık olarak görenlerin yanında, ofis günlerini iple çekenlerin sayısı da azımsanmayacak kadar fazla. Evden çalışma fikrine ısınamayan bu çalışanlar, yüz yüze iletişimin yerini tutmayan uzaktan çalışma anlayışının kişiler için ev ortamında fikir üretme bağlamında sınırlı kaldığını ve ekiple yapılan beyin fırtınalarının yerini tutmadığını ileri sürmekteler.

Bununla beraber, bağlantıda yaşanan problemler, mesai kavramının olmamasıyla birlikte özel hayatın ihlali, motive olamamak ve konsantrasyon problemi ofis hayatını özleyen çalışanların yakındığı diğer konular. Evden çalışmanın sosyal etkileşim ihtiyacı yüksek çalışanlar için zorlayıcı olabildiğini vurgulayan Serhat Rodoplu, “Her ne kadar beyaz yaka çalışanlar toplantılarını ve görüşmelerini video görüşmeler ile yapabiliyor olsa da yine de yüz yüze etkileşim olmadığı durumlarda, iletişimin temel taşlarından biri olan beden dili ve duygu aktarımının düşük olması sebebiyle iletişim kazalarına yol açabileceğini düşünüyorum” diye konuşuyor.

Peki ya siz pandemi sonrası süreçte ofise koşmak için gün mü sayıyorsunuz yoksa home-office rahatlığına çoktan alıştınız mı bile? Çok uzak değil yakın bir gelecekte bizleri nelerin beklediğini hep beraber deneyimleyip göreceğiz.

OECD Bölgesinde Büyüme Covid-19 Etkisiyle Daraldı

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) bölgesinde, küresel olarak yeni tip koronavirüs salgınını önlemek için alınan tedbirlerin etkisiyle bu yılın birinci çeyreğinde reel Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) artışı yüzde eski 1,8 oldu.

OECD’nin yılın ilk çeyrek büyüme verileri açıklandı. Buna göre, OECD bölgesinde geçen yılın son çeyreğinde yüzde 0,2 olarak gerçekleşen büyüme, bu yılın birinci çeyreğinde yüzde eksi 1,8 olarak gerçekleşti.

Söz konusu düşüş, finansal krizin en yoğun olduğu 2009’nun ikinci çeyreğinden bu yana en büyük düşüş olarak kayıtlara geçti. 2009 ikinci çeyrekte OECD bölgesinde reel GSYH yüzde 2,3 küçülmüştü.

Geçici veriler baz alınarak yapılan hesaplamada, büyük ekonomilerden Fransa’da aynı dönemde büyüme yüzde eksi 0,1’den yüzde eksi 5,8’e gerileyerek önemli bir düşüş kaydetti.

Geçen yılın çeyreğine kıyasla birinci çeyrekte büyüme oranı ABD’de yüzde 0,5’den yüzde eksi 1,2’ye, Almanya’da da yüzde eksi 0,1’den yüzde eksi 2,2’ye ve İngiltere’de yüzde 0’dan yüzde eksi 2’ye geriledi.

İtalya’da geçen yılın son çeyreğinde yüzde eksi 0,3 olan büyüme, birinci çeyrekte yüzde eksi 4,7’ye düşerken ve Japonya’da ise büyüme yüzde eksi 1,9’dan eksi yüzde eksi 0,9’a yükseldi.

Söz konusu dönemde Avrupa Birliği’nde (AB) büyüme yüzde 0,2’den yüzde eksi 3,3’e ve Avro Bölgesi’nde yüzde 0,1’den yüzde eksi 3,8’e geriledi.

Geçici rakamlara göre, OECD bölgesinde bu yılın birinci çeyreğinde büyüme oranı yüzde eksi 1,8 olarak gerçekleşti. Söz konusu oran, 2019’nun son çeyreğinde yüzde 0,2 olmuştu.

OECD bölgesinde geçen yılın son çeyreğinde 2018’nin aynı dönemine göre yüzde 1,6 artan GSYH, birinci çeyrekte 2019’nun aynı çeyreğine göre yüzde 0,8 azalış kaydetti. Yedi büyük ekonomi arasında ABD yüzde 0,3 ile çeyreklik en yüksek büyüme oranına sahip olurken, Fransa yüzde eksi 5,4 ile en düşük büyüme oranına sahip ekonomisi oldu.