Ana Sayfa Blog Sayfa 391

Starbucks 2030 Yılına Kadar 20.000’den Fazla Mağaza Açacak

Starbucks, önümüzdeki yıllar için büyük planlara hazırlıyor. Şirket yetkilileri Starbucks’ın, 2030 yılına kadar 55.000 lokasyona ulaşmayı beklediğini söyledi – şu anda faaliyette olan 33.000 mağazanın üzerine yaklaşık %70’lik bir artış demek. Yani önümüzdeki yıllarda küresel olarak 20.000’den fazla mağaza daha açacaklar.

Bu mağazaların arasında şirketin ‘geçiş mağazaları’ olarak adlandırdığı arabaya servis mağazaları da var. Geçiş mağazaları çoğunlukla metropol alanlara açılacak. Aynı zamanda yine yoğun noktalara ve sık aralıklarla açılacak olan Starbucks Pickups istasyonları yürüyüş halinde yol kenarından Starbucks kahvenizi alabileceğiniz küçük araçlardan oluşacak.

Covid kısıtlamaları Starbucks’ın yeni yatırımlarında yol gösterici oldu

Bu istasyonlar, mevcut Starbucks mağazalarına yakın olacakları için dilediğiniz her yerde anlık olarak kahve keyfinizi çıkarabileceğiniz bir alan yaratılmaya çalışılıyor. Starbucks’ın bir basın açıklamasında belirttiği gibi fikir, muhtemelen COVID-19 salgını sırasında tüketici talebindeki değişime yanıt olarak hayata geçiriliyor.

Özellikle şirketin pandemi öncesi eve servis gibi seçeneklerinin olmaması, ulaşılabilirlik çalışmalarını artırmasına sebep oldu. Bu genişlemeler ilk olarak ABD’de gerçekleştirilecek olup test aşamasından sonra diğer ülkelere de genişletilmesi bekleniyor.

H&M Neden Aynı Zamanda Bir Pazaryeri Haline Geliyor?

İsveçli moda zinciri H&M, daha geniş bir ürün yelpazesine sahip yeni bir çevrimiçi platformu piyasaya sürdüğünü açıkladı. Bu yeni platformun adı “H&M with friends”. Henüz test aşamasında olan bu platformda aynı zamanda farklı diğer markaların ürünleri de satışa sunulacak. Açıklanan markalar arasında Lee, Fila, Superdry ve Crocs gibi markalar yer alıyor.

FashionNetwork’e göre toplamda on üç kadın moda markası ve on beş erkek markası bu platform üzerinden satışa sunulacak. Test ülkeleri ise ilk olarak İsveç ve Almanya olarak belirlenmiş.

H&M neden kendi pazaryerini tercih ediyor?

H&M‘den bir sözcü, “Hem İsveç hem de Almanya, pazarında uzun bir alışveriş geçmişine sahibiz. İsveç’te çevrimiçi mağazamızı 1998’de başlattık, Almanya’daki çevrimiçi mağaza ise yaklaşık 15 yıldır var. Bu nedenle, bu iki pazarda teste başlıyoruz ve yavaş yavaş diğer çevrimiçi pazarları genişleteceğiz.” dedi.

Aslına bakarsanız H&M’in hareketi çok da şaşırtıcı değil. Pazaryerleri, tüketici beklentilerine çok geniş bir seçim, sorunsuz bir iade politikası ve rekabetçi fiyatlar sağlıyor. Bu nedenle de giderek daha fazla perakendeci kendi pazaryerini açıyor.

Starbucks Tek Kullanımlık Bardakları Kaldırmak İstiyor: Yeni Yıkama İstasyonları ile Tanışın

Şirket yetkilileri Salı günü yaptığı açıklamada, kahve zincirinin insanları kendi fincanlarını getirmeye alıştırmayı planladığı için Starbucks’ın her yerde bulunan yeşil-beyaz bardaklarının geçmişte kalabileceğini söyledi.

Şirket, müşterileri içeceklerini tek kullanımlık kağıt ve plastik bardaklar yerine yeniden kullanılabilir kaplarda almaya teşvik ederek, 2025 yılına kadar “yeniden kullanılabilir ürünlere yönelik kültürel bir hareket yaratmayı” hedeflediğini iddia ediyor.

Starbucks, önümüzdeki yıllarda “tek kullanımlık plastiklerden uzaklaşırken” birkaç program düşündüğünü de söyledi. Starbucks baş sürdürülebilirlik sorumlusu Michael Kobori, geçişin “pozitif kaynak kullanan bir şirket” olma çabasının bir parçası olduğunu belirtiyor.

Kobori yaptığı açıklamada, “Bu istek karbon, su ve atık ayak izlerimizi yarıya indirmek için iddialı 2030 hedeflerimizin içerisinde” dedi.

Öte yandan ikinci bir proje olarak Japonya, Singapur ve Londra’daki mağaza konumları, müşterilerin Starbucks’a iade edilmesi gereken, profesyonelce temizlenen ve diğer müşteriler tarafından yeniden kullanılan bardaklarda içecek sipariş ettiği bir “fincan ödünç alma” hizmetini test ediyor.  Her alıcı, kupayı geri verdiğinde 1 dolar depozito alıyor.

Yeni Starbucks yıkama istasyonları ile tanışın

starbucks yıkama istasyonu
starbucks yıkama istasyonu

Starbucks ayrıca Güney Kore’de katılımcı mağazaların tek kullanımlık bardakların “tamamen ortadan kaldırıldığı ve %100 yeniden kullanılabilir işletim modellerine” geçtiği bir pilot program daha yürütüyor.

Bu projede ise, Arizona Eyalet Üniversitesi kampüsündeki kafelerde ve Hawaii’deki bazı mağazalarda test edilen kişisel bardaklar için “bardak yıkama istasyonlarının” uygulanması yer alıyor.

starbucks tek kullanımlık bardak
Starbucks tek kullanımlık bardak

Testler, yeniden kullanılabilir bardak kullanan müşteriler için 50 sentlik bir indirim ve içeceklerini tek kullanımlık bir kapta alanlar için 10 sentlik bir ücret iadesi içeriyor.

Starbucks aslına bakarsanız yakın geçmişte yeniden kullanılabilir bardak seçeneklerini denemişti. Son birkaç yıldır kahve zinciri, bardaklarının yeniden kullanılabilir bir versiyonunu sınırlı sayıda dağıttı. Önümüzdeki yıllarda farklı ülkeler de de hızla yaygınlaşacağı düşünülüyor.

Inditex Grubun Kârı 2021’in İki Katından Daha Fazla

Zara’nın sahibi Inditex Grubun satışları, yeni mali yılının başlangıcında COVID öncesi seviyelerin oldukça üzerine çıktı. Ancak dünyanın 1 numaralı moda perakendecisi, Rusya’da ticaretini durdurmasının ardından önümüzdeki aylarda bazı zorlukla karşı karşıya.

Inditex hisseleri, şirketin Ukrayna’yı işgal etmesi ve Batı yaptırımlarının dayatılmasının ardından Rusya’da 502 mağazasını kapatıp online satışlarını durdurması ile 5 Mart’ta değer kaybetti. Rusya ve Ukrayna markanın Şubat-Mart döneminde satış büyümesinin %5’ini oluşturuyordu.

Inditex Grup, yaptığı açıklamada, mağaza ve online satışlarının 1 Şubat ile 13 Mart arasında bir önceki yılın aynı dönemine göre %33 arttığını; 2019 yılının aynı dönemine göre ise %21 arttığını söyledi.

Net karı, 31 Ocak’ta sona eren yılda iki katından fazla artarak 3,2 Milyar Euro’ya yükseldi. Bu da markanın pandemi etkilerini atlattığının göstergesi.

Inditex Grubu, markalarında online kanala daha fazla yönelecek

Bununla birlikte Bershka, Stradivarius, Massimo Dutti ve Pull & Bear’ın da sahibi olan İspanyol moda devi, dördüncü çeyrekte Omicron varyantının ortaya çıkmasıyla Almanya ve Japonya gibi ülkelerde getirilen yeni kısıtlamaların marka için 400 Milyon Euro olumsuz etki yarattığını söyledi.

Inditex, çevrimiçi işini büyüterek sağlık krizini kısmen atlattı. E-ticaret, yıl boyunca toplam satışların dörtte birinden biraz fazlasını oluşturdu. Pandemi öncesi, 2019’da çevrimiçi kanal, toplam satışların sadece %14’ünü oluşturuyordu.

Perakendeci, 2024’e kadar satışlarının %30’unu dijitalden gerçekleştirmeyi bekliyor.

Perakendeciler Suç Çılgınlığıyla Mücadele Etmek için Yüz Tanıma Teknolojisini Nasıl Kullanıyor?

Büyük perakendeciler, koordineli hırsızlık saldırılarındaki artışla mücadele etmek için yüz tanıma teknolojisini son zamanlarda sıklıkla kullanıyor.

Mağaza çalışanlarını ortaya çıkan tehditlere karşı uyaran ve nihayetinde suçluları yakalayabilmek için kullanılan yeni nesil bir sistem.

yüz tanıma teknolojisi
-yüz tanıma teknolojisi-

Hırsızlık ve şiddetin, özellikle de yüksek fiyatlı ürünleri çalan ve ardından bunları çevrim içi ortamda satan organize suç gruplarının artışta olduğu bir zamanda teknolojinin yeni bir çekiciliği var. Ulusal Perakende Federasyonu’na göre organize perakende suçları 2015’ten bu yana %60 arttı ve perakendecilerin de yaklaşık %70’i 2021’de hırsızlık ile ilgili bir artış bildirdi. Perakendecilerden her yıl 69 milyar dolar değerinde ürün çalınıyor. 2020’de ABD’de soygunlar ve diğer şiddetli perakende olayları sırasında 256 müşteri ve 139 çalışan dahil olmak üzere 523 kişi öldü.

Ülkemizde de durum çok farklı değil. Hem cadde mağazalarından hem de alışveriş merkezlerinden ciddi oranda ürünler çalınıyor. Sorun şu ki, şikayetçi olunamadığı sürece hiçbir güvenlik bu hırsızlara bir yaptırım uygulayamıyor. Şikayetçi olunduğu takdirde de karakolda uzayıp giden bir prosedürle karşılaşıyorsunuz. Mağazacılığın yoğun temposu ve mağazaların merkezden gelen bilgilerle hareket ettiği düşünüldüğünde çoğu mağaza müdürü mecburi olarak bu suçlulardan şikayetçi olmamayı tercih ediyor. Ürün zarar görmüşse ürünün bedeli, zarar görmemişse ürünün kendisi suçludan alınarak hırsız serbest bırakılıyor. Sonuç olarak aynı hırsız oradan çıkıp bir diğer mağazaya girmeye cesaret edebiliyor. Bu durum ülkemiz perakende sektörünün bugünkü kangren problemlerinden biri hâline geldi.

Yüz tanıma teknolojileri bu noktada kullanılabiliyor. Fakat tartışmalı bir boyut çünkü araştırmalar, sistemin erkekleri ve kadınları tanımlarken yanlış yaptığını gösteriyor. Bir araştırma raporuna göre en kötü teknoloji, koyu tenli kadınları tararken %35’e varan hata oranına sahipken, açık tenli erkeklerde ise %1‘den az hata oranına sahip.

Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü’ne göre, şirketler ırksal ön yargıyı ele almak için çalışıyor. 2014 ile 2018 yılları arasında yüz tanıma yazılımı, eşleşen bir fotoğraf bulmak için bir veri tabanında arama yapma konusunda 20 kat daha iyi hâle geldi. Bununla birlikte, 2019 itibariyle hükümet, bazı yazılımların hâlâ Afrikalı-Amerikalı ve Asyalı insanları beyaz erkeklerden 10 ila 100 kat daha sık yanlış tanımladığını tespit etti.

yüz tanıma teknolojisi perakende sektörü
perakendeciler suç çılgınlığıyla mücadele etmek için yüz tanıma teknolojisini nasıl kullanıyor? 5

Müşterileri için günde 12 trilyondan fazla yüz karşılaştırması yapan FaceFirst’ün CEO’su Dan Merkle, “Ürünümüze olan talep artıyor.” dedi. Bu teknoloji ile cinsiyet veya ırk farkı olmaksızın, mağaza çalışanı olmayan kişilerden kaynaklanan hırsızlığı %34 ve mağaza içi şiddeti %91 oranında azaltabildiklerini belirtiyorlar.

FaceFirst, yazılımın şüpheliyi tanımlamaya ve perakendeciye gerçek zamanlı bir uyarı göndermeye yardımcı olduğunu ve ardından onu yakalayıp polise teslim ettiğini söylüyor.

İngiltere merkezli Facewatch, özellikle marketlerden gelen güçlü taleple birlikte işlerin pandemi sırasında iki katına çıktığını söyledi.

Baş pazarlama sorumlusu Dean Nicholls‘a göre perakende, New York merkezli Oosto için büyüyen bir müşteri segmenti. Hem bölgesel hem de ulusal perakende zincirleri onun teknolojisini kullanıyor ve bazıları bunu yüzlerce mağazaya yerleştirdi. Verilere göre 150 kişilik şirket, 350 milyon dolarlık fon sağladı.

Teknoloji, pandeminin başlangıcında herkesin aniden maske takmaya başladığı bir gerileme yaşadı. Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü’nün bu ay yayınladığı bir rapora göre, şirketler algoritmalarını maskeli yüzler üzerinde eğitirken doğruluk oranları artıyor, ancak başarı oranları hâlâ %60 ile %99 arasında değişiyor. Facewatch, şu anda yaklaşık %90 doğruluk oranıyla çalıştığını ve bir perakendeciye uyarı göndermeden önce bir insan çalışanın her görüntüyü kontrol ettiğini söylüyor.

Merkle, “2020, herkes için güçten düşürücüydü.” dedi ve ekledi, “Artık bir maske ile bile çok yüksek doğruluklarda çalışabiliyoruz.” Perakendeciler ayrıca, bir suçlunun mağazaya girdiğini çalışanlara ne zaman ileteceklerini ve onları tehlikeye atmadan hareket etmeleri için nasıl talimat vereceklerini bulmaya çalışıyorlar.

Güvenlik görevlileri tarafından giyilen vücut kameraları da perakendeciler tarafından benimseniyor. ECR Retail Loss Group tarafından ankete katılan perakendecilerin üçte ikisi, genellikle güvenlik görevlileriyle donatılmıştı ve kameraları belirli bir kapasitede kullanıyordu. Bu mağazalar, şiddet ve sözlü taciz olaylarının sayısında %45’lik bir düşüş bildirdi. Çünkü güvenlik görevlilerinin üzerinde kamer vardır ve suçluların davranışları kanıtlanabildi. Güvenlik sistemi yazılımı satan Genetec’in imza markalarının ulusal satış direktörü Scott Thomas, güvenlik kameralarının bıraktığı kör noktaların kapatılmasına yardımcı olabileceklerini söyledi.

Ülkemizde çok büyük markalarda bile kameraların kör nokta sorunu yüzünden, mağazalar da çalışanlar da farklı ithamlarla karşı karşıya kaldı, kalabiliyor. Tabi bu durum karşı taraf için de geçerli.

Güvenlik kameraları, plakalar gibi nesnelerin yanı sıra davranışları da giderek daha fazla tanımlama yeteneğine sahip olacak. Oosto, günün birinde silahları tanımlayabilecek veya bir mağazaya doğru koşan birden fazla insan gibi olağan dışı bir harekette çalışanları uyarmak için mağazaya hızla bir uyarı gönderebilecek bir teknoloji geliştiriyor. Perakende teknolojilerinde güvenlik önlemleri her geçen gün artırılıyor.

Enflasyon Sebebi ile En Başta Hangi İhtiyaçlarımızı Kesiyoruz?

Son zamanlarda artan enflasyon oranları, araştırmalara göre tüketicilerin aklında en çok yer eden endişe. Ancak araştırmaların gösterdiğine göre bu endişe henüz tercihlerini etkilemeye başlamış değil.

Uluslararası Alışveriş Merkezleri Konseyi’nin müşterilerin ekonomik hassasiyetleri üzerine yaptığı araştırmadaki bulgulardan biri bu. Araştırmaya katılan tüketicilerin %50’si son 24 ay içerisinde enflasyonun finansal durumlarını etkilediğini belirtiyorlar. Katılımcılar tüketim alışkanlıklarındaki öncü etkiler üzerine farklı faktörleri gösteriyorlar. Bu faktörler arasında perakende ücretleri (%77), enerji ve gaz ücretleri (%69), çalışma durumu ve maaş miktarları (%59), ve bireysel borçlar (%59) baş çekenleri.

Nitekim, aynı zamanda yakın zamandaki perakende satış oranları tüketicilerde iyimser bir yaklaşım var olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların %77’si harcama yaparken yaptıkları tercihlerin genel ekonomik durumlarından ziyade kişisel tercih ve şartlarını göz önünde bulundurduklarını belirtiyorlar.

Enflasyon artışıyla beraber gelen ekonomik zorluklar karşısında tüketiciler kesintide bulunabilecekleri ilk kategoriler dışarıda yemek yemek (%64) ve eğlence (%54) olarak şekilleniyor. Öte yandan bireysel ekonomik şartlarının iyileşmesi ve genel ekonomi durumunun iyileşmesi durumunda ek olarak yapabilecekleri harcamaların da kaliteli beslenme ürünleri (%52), dışarıda yemek yemek (%41) ve birikim yapmak (%40) gibi kategorilere kanalize olacağı araştırmada ortaya koyuluyor.

enflasyon krizi
enflasyon sebebi ile en başta hangi i̇htiyaçlarımızı kesiyoruz? 7

Araştırmanın diğer verileri ise şu şekilde:

  • Kişisel birikim oranları zirve noktasında %27’lik gibi bir sayıyı yakaladı ve pandemi boyunca yetişkinlerin %80’inin para biriktirdiği araştırmada görüldü. Bu katılımcıların ise %92’sinin Z jenerasyonu üyesi ve %84’ünün milenyum doğumlu. Birikim yapanların motivasyonları ise birbirinden farklı. Para biriktirmeye bir süre daha devam etmek (%59), borç ödemek için kullanmak (%34) veya emeklilik için harcamak (%26) bu motivasyonlar arasında. Belki de artan birikim oranlarından kaynaklanan bir şekilde, tüketicilerin büyük bir çoğunluğu (%63) ekonomik bir gerileme olması halinde ev ekonomilerini idare etmeye hazır hissettiklerini belirtiyorlar.
  • Katılan tüketicilerin sadece %35’i borsayı ve emeklilik planlarını harcama alışkanlıklarında birincil etmen olarak gösterdi.
  • Yine sadece %35’lik bir katılımcı kitlesi dünya genelindeki jeopolitik meseleleri harcama yaparken dikkate aldıklarını ifade ediyor. Uluslararası Alışveriş Merkezleri Konseyi’ne göre bu oran Ukrayna-Rusya krizinin genel enflasyona yapacağı katkı sayesinde artabilir.
  • Z jenerasyonu (%49) ve milenyum doğumluların (%47) çoğunluğu geçtiğimiz sene boyunca bireysel olarak finansal gelişme gösterdiklerini söylüyorlar. Bu veri ise pandemi sonrası toparlanma sürecinde bu kitlelerin kritik olma potansiyellerini ortaya koyar nitelikte.

2022 Tüketici Ekonomik Hassaslık Araştırması 18-20 Şubat tarihleri arasında online bir şekilde gerçekleştirildi ve demografik temsilci olma özelliğine sahip yaklaşık 1000 katılımcı üzerinde araştırma yapıldı ancak araştırma Rusya-Ukrayna krizi öncesinde düzenlendiği için savaşın etkilerinin hesaplamalara dahil olmadığını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Ülkeler arası askeri ve diplomatik krizlerin enflasyonu artıracağı öngörülebilir olsa da tüketici alışkanlıklarına nasıl etki edeceği henüz belirsizliğini korur nitelikte.

Putin, Ikea ve H&M’i Kamulaştırmakla Tehdit Etti

Rusya, ülkeden çekilen Batılı şirketleri cezalandırmakla tehdit etti. Örneğin Ikea ve H&M‘in Rus mağazaları ve üretim tesisleri kamulaştırılabilir ve Rusya hükümetinin eline geçebilir dedi.

Rus hükümeti, Ukrayna’daki Rus işgalinin ardından Batılı ülkeler ve şirketler tarafından uygulanan yaptırımlara ve boykotlara yanıt veriyor. Savaşın patlak vermesinden bu yana, birçok büyük Batılı şirket (geçici olsun ya da olmasın) ülkeden çekildi.

Reuters’in bildirdiğine göre, Rusya’da “düşman” bir yabancı ülkeye ait tüm şirketlerin mülkiyetinin %25’ten fazlasına sahip olmasını sağlayan bir yasa tasarısı mecliste onaylandı. Bu durum, Rus topraklarındaki tüm mülklerin ve üretim birimlerinin kamulaştırılabileceği anlamına geliyor. Hükümet eğer isterse daha sonra varlıkları ve hisseleri açık artırmaya çıkararak yeni bir şirkete devredebilir.

Açıklanan rapora göre, şirketler ancak beş gün içinde Rusya’daki faaliyetlerine devam ederlerse veya hisselerini kendileri satarlarsa bu kamulaştırma uygulamasından kurtulabilirler.

ING’nin baş ekonomisti Peter Vanden Houte, işin gerçekten bu noktaya geleceğinden şüphe ediyor. Belçika gazetesi De Tijd’de, tehdidin esas olarak Rusya’yı kalıcı olarak terk eden şirketler için geçerli olacağını söyledi. Kalıcı olarak ülkeyi terk edeceğini belirten şirket sayısı ise oldukça az.

Volkswagen, Apple, Ikea, McDonald’s ve H&M gibi markalar Rusya’nın açıklanan listesinde yer almasına rağmen, şu anda yalnızca faaliyetlerin geçici olarak askıya aldıklarını duyurmuşlardı. Böyle bir uygulama yapılırsa markalar arasında küresel bir kriz yaşanacağı konuşuluyor.

Çin Perakende Satışları Ocak ve Şubat Aylarında Güçlü Bir Büyüme Kaydetti

Ulusal İstatistik Bürosu’na (NBS) göre, bu yılın ilk iki ayında Çin perakende satışları, ekonomi toparlanırken, yıllık yüzde 6,7 artarak 1,1 Trilyon ABD Dolarına ulaştı. 

Satış rakamları, geçen yılın Aralık ayına göre yüzde 5 daha yüksekti. Özellikle, giyim satışları yüzde 6,5 artarak yaklaşık 1 trilyon dolara gelirken, yeme içme yüzde 8,9 arttı. Günlük ihtiyaçlar kategorisi ise çift haneli büyüdü.

Bu arada, ülkenin e-ticaret büyümesi ivmesini korudu ve satışlarda yıllık yüzde 10,2 artışla 306 milyar dolara ulaştı.  Fiziksel ürünlerin çevrimiçi perakende satışları, yüzde 12,3 artışla genel perakende satışlarının yüzde 22’sini oluşturdu. 

NBS, “Genel olarak konuşursak, ilk iki ayda ekonomi iyi bir toparlanma ivmesi yaşadı. Ancak, dış ortamın hala şiddetli ve karmaşık olduğunun ve ulusal ekonomik kalkınmanın artan riskler ve zorluklarla karşı karşıya olduğunun farkında olmalıyız.” dedi.

H&M Satışları İlk Çeyrekte Yıllık %23 Arttı

Dünyanın en büyük ikinci moda perakendecisi olan H&M, Aralık’tan Şubat’a satışlarında beklentilerle uyumlu bir artış bildirdi.

Perakendeci, 28 Şubat’ta sona eren çeyrek için satışların yıllık %23 artarak 3.93 Milyar Euro’ya ulaştığını, yerel para birimlerindeki net satışların ise %18 arttığını söyledi.

Marka bu ayın başlarında Rusya’daki mağazalarını geçici olarak kapatacağını ve Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından ülkeyi dışlayan uluslararası büyük markaların büyüyen listesine katılacağını açıklamıştı.

Rusya H&M’i nasıl etkileyecek?

İşletmenin dünya çapında 170’i Rusya’da olmak üzere yaklaşık 4.800 mağazası var ve bu da Rusya’yı H&M’in altıncı en büyük pazarı yapıyor. Dördüncü çeyrekte grup satışlarının %3,6’sına Rusya satışlarından gelmişti.

H&M, üç aylık kazanç raporunun tamamını 31 Mart’ta yayınlamaya hazırlanıyor. Yayınladığında tekrar sizinle paylaşacağız.

Perakendecilerin Tedarik Zincirine Güveni Geri Geliyor

Büyük perakendecilerin tahminen yarıya yakını hayli yaygın tedarik gecikmelerinin ve iptallerinin bu sene içerisinde son bulacağını düşünüyor. İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılışının ve pandeminin öncesindeki normallik seviyesine ulaşılacağı da öngörüler arasında. Tedarik zinciri krizinin hem uzun süreceğini hem de yaralarını sarmanın zaman alacağını öngören beklentilerin perakendeciler bazında yavaş yavaş ortadan kalkıyor olması sektör için hem sevindirici hem şaşırtıcı.

İngiltereli lojistik şirketi Advanced Supply Chain Group’un araştırmasına göre perakendeciler arasında %46 civarında tedarikte normalleşme beklentisi bulunuyor, üçte bir oranda ise tam normalleşme beklentisi olmasa da gecikmelerde azalma ve güvenilirliğin artışı belli oranlarda bekleniyor.

Tedarik zincirinde mevcut düzlemde de son derece görülebilir olan problemlere ve kayıplara rağmen araştırma gösteriyor ki perakendecilerin konudaki özgüveni oldukça güçlenmeye başlamış durumda.

Bununla birlikte verilerin gösterdiği üzere perakendecilerin %17’si de tedarik zincirinin 2020 öncesi normalliğe ulaşması konusunda büyük endişelere sahip. %3’e yakınının ise 2021 yılında görülen gecikme ve kayıpların hiçbirinin 2022 yılında görülmeyeceğini düşünüyor. Çoğu perakendecinin üzerinde anlaştığı konu ise gecikme ve kayıpların ortak sebepleri. Brexit temelli değişiklikler, artan lojistik maliyetleri ve süregelen Covid-19 etkileri üzerinde mutabık olunan zarar kaynakları.

Perakendecilere göre global alanda tedarikteki bozulmalardan sorumlu olan bir diğer etkense ekstremist çevre örgütleri. Markaların üretim yöntemlerine veya kullandıkları ürünlere yönelik protesto ve eylem yapan grupların şirketlerin lojistiklerine ve zaman çizelgelerine büyük ölçüde darbe vurabiliyorlar. Son aylar boyunca süren Yokoluş İsyanı isimli sivil itaatsizlik eylemleri sebebiyle perakendecilerin yarıdan fazlası (%56) ekstremist çevreciliğin 2022 yılı boyunca ürünlerin lojistiğinde sorun çıkaracağını öngörüyor.

Her ne kadar araştırma perakendeciler arasında tedarik zincirine yüksek bir güven öngörse de perakendecilerin %33 oranındaki bir kısmının önlem olarak stoklarını normalden erken bir tarihte yapmayı planladığı görülebiliyor, bunların da büyük bir çoğunluğu 6 ila 10 ay kadar erken süre zarflarını tercih ediyor.

Tedarik zincirini belirsizlikten korumak için atılan diğer adımlar ise farklı metotlar içeriyor. Verimliliği ve mali geri dönüşü artırmak (%30), stok miktarlarının görülmesi ve yönetiminin kolaylaşması adına tedarik zinciri yazılımlarını güçlendirmek (%29) ve gecikmelere yönelik birden çok acil durum eylem planı yapmak (%26) bu metotlardan bazıları.

Gecikme ve kayıpların ötesine bakmak gerekirse, perakendecilerin üçte birinden fazlası (%35) ‘Şimdi Al Sonra Öde’ trendinin 2022’deki tedarik zincirine en büyük darbeyi vuracağını düşünürken %32 kadarı ise aynı gün teslimata yönelik yükselen müşteri talebinin öncü etmenlerden biri olacağını tahmin ediyor.

Tüketicilerin çevreye ve küresel ısınmaya yönelik büyüyen endişelerinin tedarik zincirinde bulunacağı etki perakendeciler tarafından en büyük 3. etmen olarak tahmin ediliyor.

Tedarik zinciri trendleri hakkında daha fazla bilgi için buradaki ücretsiz e-kitabı inceleyebilirsiniz.