Amazon‘un yeni CEO’su Andy Jassy, yönetim ekibinde yeni bir değişiklik ilan etti. Buna göre önümüzdeki süreçte Amazon fiziksel mağazalara olan odağını artıracak.
Bu odağı artırmak adına atanan, şirketin yeni perakende CEO’su Doug Herrington, 17 yıldır Amazon’un FMCG kanadında hizmet veriyordu. Herrington aynı zamanda 2007’de Amazon’un ilk süpermarket girişimi olan AmazonFresh’i de hayata geçiren kişiydi.
amazon fiziksel mağazalara odaklanacak 2
Amazon fiziksel mağazaları dünya çapında pazar payının sadece %1’i
Andy Jassy’nin yönetimi altında yapılan değişikliklerden bir diğer ise lojistik bölümünde gerçekleşti. 18 yıldır Amazon’da hizmet veren John Felton lojistik departmanı CEO’su olarak hizmet verecek.
Şirketin yeni CEO’su Andy Jassy fiziksel perakendenin önemini vurgulayarak, “Amazon’un şu anda dünya çapında fiziksel perakende pazar payının yalnızca %1’ini temsil ettiğini ve dünya çapındaki pazar payının %85’inin hala fiziksel mağazalarda bulunduğunu hatırlamakta fayda var” diyor.
Bu anlamda fiziksel perakende tarafında ciddi potansiyel olduğunu düşünen Jassy, bu alandaki yatırımların da artırılacağını belirtti.
Boyner Büyük Mağazacılık E-Ticaret Genel Müdür Yardımcısı Efsun Janset Yılmaz oldu.
Ege Üniversitesi, Tekstil Mühendisliği mezunu olan Efsun Janset Yılmaz, profesyonel kariyer hayatına 2002 yılında Next Group’ta Ürün Teknoloğu olarak başladı. Ardından sırasıyla 2004 yılında Erba’da Perakende Satış Sorumlusu, 2009 yılında LC Waikiki’de Kıdemli Satın Alma Yöneticisi, 2012 yılında Landmark Grup’ta Satın Alma Müdürü, 2013 yılında Trendyol’da Satın Alma Direktörü, 2016 yılında Saide Tekstil’de Ticaretten Sorumlu Direktör ve son olarak 2019 yılından bu yana LC Waikiki’de E-Ticaret Kategori Direktörü olarak görev aldı.
20 yıllık sektör tecrübesi ile Yılmaz, Boyner’in dijital kanalları boyner.com.tr, Boyner Now, Morhipo ve Alternatif Kanallar ile Dijital Pazarlama’nın liderliğini üstlenecek.
Migros‘un marka iletişiminden sorumlu grup müdürü Sinem Orpak oldu. Farklı sektörlerde 15 yılı aşkın süredir yurtiçi ve yurtdışı tecrübesi bulunan Orpak, Migros’un marka ve pazarlama iletişimi stratejilerinin kurgulanması ve yönetilmesine liderlik edecek.
İstanbul Üniversitesi ve Middlesex Üniversitesi’nde lisans, Galatasaray Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini tamamlayan Sinem Orpak, 2016 yılından bu yana Royal Dutch Shell’de global marka ve pazarlama iletişim lideri pozisyonunda 80 ülkeden sorumlu olarak çalışıyordu. Görevi süresince şirketin küresel ölçekteki marka konumlandırması ve iletişimi, müşteri yolculuğu tasarımı, yenilenebilir enerji ve entegre stratejik pazarlama projelerinde rol aldı.
2000’lerin başlarında sektörde kime sorarsanız sorun, satış sadece mağazada yapılır cevabını verirlerdi. Daha sonrasında online satışın da yapılabileceğini kabul ettiler ve uyum sağladılar. Neredeyse tüm markalar online kısmına da büyük bütçeler ayırmaya başladı. Sanal mağazalar da bu bütçeler arasında yerini almaya başladı tabi. Şimdi herkesin online satış yapabildiği bir alt yapısı var. Peki farklılaşmak isteyenler ne yapmalı?
perakende sektörüne farklı bir soluk: sanal mağaza uygulaması 10
Günümüzde online mağazaları geliştirmek için farklı çalışmalar yapılıyor. Anlık indirimler, hediye çarkları, çevir indirim kazan, kazı kazan gibi interaktif işler yapılmaya devam ediyor. Peki ne kadar yeterli? Tartışılır…
Müşteriler artık online satışta da alışveriş deneyimini yaşamak istiyorlar. Fiili olarak mağazada geçirdiği zamanı hatta daha fazlasını online satış yerlerinde geçirmek istiyor ve geçiriyorlar. Herkes akıllı telefonunda ismi ne olursa olsun online satış sitelerinin uygulamasında geziyor. Belli bir noktadan sonra sıkıcı hale gelen bu deneyimin ardından, tam da bu noktada Sanal Mağazadevreye giriyor.
perakende sektörüne farklı bir soluk: sanal mağaza uygulaması 11
Sanal mağaza nedir?
Sanal mağaza müşterilerin online platformlarda gerçek mağaza deneyimine yakın yaşadığı, mağazanın içerisinde gezebildiği, istediği ürüne odaklanıp inceleyebildiği, sepetine ekleyebildiği bir ortamdır.
Müşterilerini daha fazla web sitesinde tutmak isteyen firmalar bu hizmeti müşterilerine özellikle yurtdışında bir bir sunmaya başladılar. Online alışverişi gerçek mağaza ortamıyla birleştiren firmalar müşterilerini adeta web sitelerine kilitliyorlar.
perakende sektörüne farklı bir soluk: sanal mağaza uygulaması 12
Türkiye’de henüz yaygınlaşmamış sanal mağaza deneyimini hayata geçirmek aslında oldukça kolay.
360° kamera, tripod ve yazılım bu deneyimi hayata geçirmek için yeterli.
Çalıştığım bir markada bu deneyimi en başından sonuna kadar hayata geçirdiğim için bu deneyimi yaratma noktasında sizlere detaylardan biraz bahsetmek istiyorum.
Sanal mağaza deneyimini yaratmak için altyapılar sunan bir çok yazılım şirketi var. Biz Matterport’un sunduğu altyapıyı tercih etmiştik. Bu kararı vermekteki neden aslında Iphone ile herhangi bir ücret ödemeden demo yapılabilmesi olmuştu.
perakende sektörüne farklı bir soluk: sanal mağaza uygulaması 13
Iphone telefonunuza Matterport uygulamasını indirerek içerisinde bulunduğunuz ortamı 360 derece sanal ortama aktarabiliyorsunuz. Daha sonrasında bilgisayardan web sitesine girerek düzenlemesini yapabiliyorsunuz.
Süreç şu şekilde ilerliyor,
Yazılımı seç ve Premium hesap satın al,
360 derece kamera ve uygun tripod satın al,
Mağaza içerisinin 360 derece çekimini tamamla,
Site ara yüzünde gerekli düzenlemeleri yap,
Yayınla.
Tüm ekipmanlar tamamlandıktan sonra 200m2 bir mağazayı 1 hafta içerisinde müşteriler ile buluşturabilirsiniz.
Aslında burada zaman alan iş, ürünlerin üzerine tag’ler eklemek. Tag, ürünlerin üzerine ürün bilgilerinin işlendiği noktalardır.
perakende sektörüne farklı bir soluk: sanal mağaza uygulaması 14
Tag’leri eklemek için mağaza atmosferini yazılıma uygun hale getirmek gerekiyor. Giyim mağazası ise, ürünleri ön görünüşte sergilemek daha uygun olacaktır.
Sanal mağaza hem bilgisayardan hem de akıllı telefonlardan müşteri tarafından gezilebilmektedir. Hatta işi ileri götürmek isteyenler için VR gözlükler ile de kullanılabiliyor.
perakende sektörüne farklı bir soluk: sanal mağaza uygulaması 15
Sanal mağazaların; tekstil, ev tekstili, mobilya, kozmetik, aksesuar ve marketlerde kullanımı son derece uygundur.
Müşterilerinize farklı deneyimler yaşatmak istiyor ve henüz bu alanı değerlendirmediyseniz sanal mağazayı düşünebilirsiniz.
9 Mayıs Pazartesi günü Meta Store mağazası, Meta’nın (eski adıyla Facebook) Burlingame kampüsünde açıldı. İnsanların metaverse’ü kendileri deneyimleyebilecekleri ve Meta’nın Reality Labs merkezindeki programcılarının ve geliştiricilerinin müşterilerden öğrenebilecekleri yaşayan bir laboratuvar aynı zamanda bu mağaza.
Meta Store mağazasının yöneticisi Martin Gilliard “İnsanlar bir kere teknolojiyi deneyimlediğinde, değerini daha iyi anlayabiliyorlar.’’ diyor. “Burlingame’de mağazaya sahip olmak, bize daha fazla deneme ve gelişimlerimizin merkezini müşteri deneyiminde tutma fırsatı veriyor. Burada öğrendiklerimiz gelecekteki perakende stratejimizi tanımlamamıza yardımcı olacak.”
Mağaza, 299$ Quest VR kulaklığı gibi sanal dünyada etkileşimi mümkün kılan araçları satan, donanım odaklı bir portföye sahip olacak. Ray-Ban Stories akıllı gözlükleri, kullanıcıların günlük yaşamlarını sürdürürken fotoğraf ve video çekmelerine ve müzik dinlemelerine olanak sağlayacak.
Mağaza 1.550 metrekarelik küçük alana rağmen, müşterilerin sanal golf, balık tutma, egzersiz yapma ve ışın kılıçlarıyla dans etme gibi deneyimler için bir demo alanına sahip.
Açıkçası, Meta’nın metaverse’de liderlik ve metaverse’nin gelişimini kontrol etme iddiaları, Bill Gates ve Steve Jobs’un kişisel bilgisayarın çıkışının ilk zamanlarında yaptığına benziyor.
Mark Zuckerberg, The Verge’s Casey Newton’a “Arttırılmış ve sanal gerçekliğe bu kadar çok yatırım yapmamızın nedenlerinden biri de cep telefonlarının Facebook ile neredeyse aynı zamanda ortaya çıkmasıydı, bu yüzden bu platformların şekillenmesinde gerçekten büyük bir rol oynayamadık.’’ dedi.
“Metaverse, birçok şirketi, hatta tüm sektörü kapsayan bir vizyondur. Bunu mobil internetin takipçisi gibi düşünebilirsiniz. Ve kesinlikle herhangi bir şirketin inşa edeceği bir şey değil. Yine de pek çok şirketin, yaratıcı ve geliştiriciyle ortaklaşa bunu inşa etmeye katkıda bulunacağını düşünüyorum.” diye devam etti.
İşin özü, Meta Store mağazası tüketiciler için bir satış yerinden çok işletmeden işletmeye aktarılan bilgi, ürün ve servis paylaşımı. Ama şüphesiz ki erken benimseyenler ve yatırım yapanlar kolayca metaverse’e hakim olabilecektir ve bu yüzden diğer işletmeler için mükemmel bir servis.
İnternetin geleceğini şekillendirmek
Metaverse; işte, seyahatte, sağlıkta, sporda, eğlence ve oyun sektörlerinde, iletişimde, eğitimde, ibadette, finansta, pazarlamada ve alışverişte, hayatın ve iş dünyasının neredeyse tüm sanal etki alanlarında uygulamaya sahip olacak.
Metaverse, gerçek ve sanal dünyanın kesiştiği her yerde internetin, online alışverişin ve sosyal medyanın doğal bir evrimi.
Yine de AccentureACN tarafından yapılan anket gösteriyor ki 4.500’den fazla üst düzey yöneticinin yalnızca %13’ü metaverse’nin kendi endüstrileri üzerinde “dönüşümsel bir etkisi” olacağını düşünüyor.
Metaverse, marjinal bir değişiklikten veya hatta çığır açan bir teknolojiden daha fazlasıdır. Metaverse, henüz hayal bile edilemeyen sanal ışık hızında işletmelerin ve insanların hayatına dokunacak bir teknoloji.
metaverse hayatımızda ve zuckerberg meta store mağazasının açılışıyla rekabete liderlik i̇ddiasında 20
Karmaşa hüküm sürüyor
Yapılmış bazı çalışmalar gösteriyor ki, işletme yöneticileri gibi tüketiciler de metaverse’ün ne olduğu ve hayatları nasıl etkileyeceği hakkında düşük bir farkındalığa sahip.
500’den fazla tüketici arasında Bizrate Insights ve The Commerce Experience Collective (CommX) ile ortaklaşa yürütülen bir CommerceNext araştırması, tüketicilerin neredeyse yarısı (%48) metaverse’ü hiç duymamış, benzer bir oranda (%47) metaverse kavramına sadece aşina.
1000 tüketici arasında yapılan bir Ipsos anketi, biraz daha yüksek düzeyde aşinalık olduğunu düşünüyor (%14’ü oldukça aşina ve %24’ü biraz aşina) ancak yine de yaklaşık %31’i bu terimi yalnızca duymuş ve %31’i hiçbir fikri olmadığını iddia ediyor.
Ipsos, tüm katılımcılar için metaverse’yi anlamlandırdıktan sonra –ki bu tanım katılımcılara şu şekilde yapılmış ‘‘Metaverse, sanal veya artırılmış gerçeklik kullanarak [ör. sosyalleşmek, oyun oynamak, konser izlemek, dijital ve dijital olmayan öğeler için alışveriş yapmak] diğer kullanıcılarla ve etkinliklerle etkileşime geçebileceğiniz dijital alanları tanımlayan bir terimdir”- yaklaşık %26’sı teknolojinin geleceği olduğuna inanmış, ama %30’u gerçek hayat kadar iyi olamayacağını düşündüğünü belirtmiş.
Birçok katılımcı ise şüpheci yaklaşmış, %23’ü bunun teknoloji şirketlerinin daha fazla para kazanmaya çalıştığı yeni bir yol olduğunu ve %20’si kişisel mahremiyet için büyük bir risk olduğunu söylüyor. %33’ü metaverse’i merak ederken, %27’si ilgisiz ve %23’ü şüpheli.
metaverse hayatımızda ve zuckerberg meta store mağazasının açılışıyla rekabete liderlik i̇ddiasında 21
İlgi kıvılcımı
Bir başka araştırmada ise Accenture, ankete katılan 16 ülkedeki 11.000’den fazla tüketici arasında sanal dünyaya katılma konusunda şaşırtıcı derecede yüksek düzeyde bir tüketici ilgisi buldu.
%83’ü gelecek yıl metaverse aracılığıyla satın alma yapmakla ilgilendiklerini ve %64’ü geçen yıl sanal bir ürün satın aldığını veya sanal bir deneyim veya hizmette yer aldığını söyledi.
Ankete erişim olmadığından emin olmamakla beraber Accenture anketi katılımcılarına daha geniş bir “sanal yaşam’” tanımı sunmuş olabilir.
Ayrıca, %52’si fiziksel bir ürün için alışveriş yaparken tavsiye almak, ödeme yapmak veya bir ürün yelpazesine göz atmak için sanal dünyada bir perakendeciyi ziyaret ettiğini söyledi.
metaverse hayatımızda ve zuckerberg meta store mağazasının açılışıyla rekabete liderlik i̇ddiasında 22
Aksiyon zamanı
Tüketiciler veya şirket yöneticileri arasında metaverse için ne kadar düşük veya yüksek farkındalık olduğuna bakılmaksızın, metaverse çığ gibi büyüyor.
Çok yakında görmezden gelmek imkansız olacak, bu yüzden her işletme metaverse’de nasıl bulunmak istediğini anlamış olsa iyi olur.
Accenture Perakende sektörünün kıdemli genel müdürü ve küresel başkanı Jill Standish, “Metaverse dönemi başladı ve bu nedenle tüketiciye yönelik şirketler için asıl soru, metaverse’e girip girmeyecekleri değil, nasıl gireceklerine karar vermekle ilgili,” dedi. “Perakendecilerin ve markaların, yeni sürükleyici ve danışmanlık deneyimlerinin tüketiciler için ne anlama gelebileceğini yeniden tasarlaması ve denemesi gerekecek.”
Tabi bence Metaverse fırsatını keşfetmek için yöneticilerin listesinin ilk sırasında, yeni Meta Store mağazasını ziyaret etmek gelmeli.
İşini iyi yapmak ve bunu yüksek satışlı ve karlı bir düzeye getirmek önemlidir. Bununla beraber perakendenin rekabetçi yollarında tek başına bu yeterli olmaz. Anahtar kelime farklılaşmadır.
Bazı ezber bozan düşünce ve taktiklerle farklılaşma mümkündür.
Ürün çeşitliliği
Klasik perakendenin en büyük rakibi e-ticaret ve getirdiği sonsuz ürün çeşidi konusu en önemli farklılaşma konularından birini oluşturuyor. Öyle bir ürün bombardımanı ve kampanya etkisi altında kalıyoruz ki alışveriş çılgınlığı da hızla artıyor. Amazon (2020 rakamları) Amerika’dan örnek verirsek, sitede 562 milyon adet ürün var. Sadece 4786 çeşit sıvı çamaşır deterjanı var, temizlik eldiveni için 25.482 çeşit ürün var. Örnekler böyle sürüp gidiyor. Bu çeşitte ürünü ne büyüklükte olursa olsun aynı mağaza içerisinde görmek bile imkansızdır. Bu yüzden klasik perakende içinde ürün çeşitliliği için “private brand” ürünler her zaman önemlidir. Müşteri bakışında fiyat algısı ve marka bilinirliği açısından ayrım yapılmasını güçleştiren bir durum yaratır. Bu konunun devamında da şimdi çok moda olan yöresel ürünler ve bunları arayan müşteri sayısını da unutmamak gerekiyor. Evet bunlar ürün çeşitliliği konusunda, e ticaret veya rakipleriniz ile rekabet açısından işletmenize nefes aldıracak çözümler sunar. Bu yüzden günümüzde rekabet çok zor demiyor muyuz? Hem müşteriyi devamlı kontrol altında tutmak hem de rakibimizi gözlem altında tutmamız gerekiyor.
Farklı ödeme yöntemleri
Ödeme konusu müşterinin aklındaki en önemli sorulardan biridir. Önce tutar devamında ödeme biçimleri ve vade konusu hep aklındadır. Tutar konusu markanın konumlanmasına, mağazanın bulunduğu semt vb. birçok değişkene göre farklılık gösterir. Ama ödeme biçimleri ve vadesi konusu genelde müşteri segmantasyonuna göre ayarlanması gereken bir konudur. Tercih edilen metot kredi kartına vadedir. Ama peşin ödemede indirim, tüketici kredisi vb. konular popülerdir. Yine çek, senet vb. ödeme konuları dünyada azalan trendler olsa da bu coğrafyada halen popüler. Özellikle kredi kartına taksit olayı bu coğrafya ile başlayan bir konudur. Ülkemize giriş yapan birçok uluslararası perakendeci kredi kartı ödeme yöntemini kabul etmemek konusunda başta çok direnmişlerdir. Sonuçta bu kararlarından 6 ay içinde vazgeçmek zorunda kalmışlardır ama bu hatanın müşteri açısından çok zor affedildiğini de unutmamak gerekir. Sonuç olarak bulunduğunuz coğrafya koşullarını kabul etmek en önemli perakende kuralıdır.
Müşteri ile mağaza içi iletişim
Farklılaşmada en önemli yol müşteri ile iletişimi yoğun tutmaktır. Burada yanlış anlaşılmak istemem, amaç yoğun bir iletişimi müşteriyi sıkmadan farklı metotlar ile sürdürebilmektir. Bu da bir sanattır, iletişim sanatıdır. Müşteri ile iletişim klasik olarak, reklam, özel teklifler, e-posta, sosyal medya ile gönderilen metinler anlamına gelir. Tüm bu unsurların bir araya gelmesi, şirketinizin kimliğine ve müşterilerinizin istediği şeylere göre hassas bir şekilde ayarlanmalıdır. Kurumsal kimlik önemlidir, dış giydirmeler, mağaza için raf sistemi, oturma düzeni, ürün sergileme standartları ana markanın olmazsa olmazıdır. Otomotiv sektöründe çalışırken, 2002 yılında globalde kurumsal kimlik değişirken bende bu konunun ülke sorumlusu oldum. Burada kurallar genellikle uluslararası olarak belirlenir ama bir esnetme payınızın olması gerekir. Mağazalar için iç ve dış planlar geldi. Ama iç yerleşim de garip bir durum vardı. Daha doğrusu ülke standartlarına uymayan ve sakil duran bir konuydu. Şöyle ki müşterinin ilk teması olan ve genellikle mağaza girişinde yer alan kabul bölümü yeni planlamada mağazanın arka bölümüne alınmıştı. Avrupa’da müşteri genellikle rahatsız edilmeden gezmek ve otomobil hakkındaki bilgilendirme yazılarını broşürlerini okumak ister. Bu biraz bireysellik ile ilgili bir konu ama bizim coğrafyada müşteri geldiği zaman alışveriş yapmak için yardımcı ister, kapı girişinde karşılanmak ister. Bunu tekrar ülkemize uyarlayarak bu yanlış sistemi uygulamamıştık.
Bu arada kurumsal kimlikten bahsetmişken bu konu oldukça önemlidir. Kurumsal kimlik yenilemeleri önemlidir. İş yerinin içi ve dışını sektörün özelliklerine göre yenileyin, eğer bir bayi ağında çalışıyorsanız bu yenileme zaten size kurumsal olarak gelecektir. Bağımsız bir zincirseniz belirli sürelerde bu yenilemeyi yapın, bu süre sektör bazında değişir. Otomotiv için 10 -15 sene, akaryakıt için 5-10 sene, süpermarket için 5 -8 sene aralıklarına sahiptir.
Sosyal medya
Birçok yöntem var, infuencer kullanma giderek yaygınlaşıyor. Bunu profesyonel olarak yapanlarla iş birliği yapabilirsiniz. Markette satılan ürün ile en iyi tatlıyı yapan, kahve makinası ile en iyi kahve pişiren, aradığı en güzel nevresimi bulmak vb. birçok klişe yöntem var. Yine sosyal medya hesaplarınızı profesyonel olarak yönetin, ileti sıklığınız belli bir zaman aralığında olsun ama asla sadece olması için içerik olarak boş hesaplar yaratmayın.
Bloglar
Bloglara önem verin, sattığınız ürünlerin kullanım tavsiyeleri, basit onarım metodu uygulamaları çok önemlidir ve her zaman ilgi çeker.
Çağrı merkezi önemlidir, bunu kurgularken yine belirli bir firmanın bayi ağı altında çalışıyorsanız, ana formata uyun ama sizin de müşteri aradığında profesyonel bir görünüm veren çağrı merkezi alt yapınız olsun. Burada yapılan en büyük hata telefonun mağaza içinde otomatik olarak yönlendirilmesi ve dakikalarca açılmadan çalmasıdır. Bunu yapan özel görevli olması gerekir. Chat de iyi uygulama ama belli bir yaşın üstünde pek işe yaramıyor.
Bu haftalık “farkındalık” konusunu burada kapatalım ama bu konu uzun gelecek hafta devam edeceğiz.
Geçtiğimiz Cumartesi ve Pazar günleri Üniversitelere giriş sınavı yapıldı. Umarım sınava giren herkes verdiği emeğin karşılığını alır,
Mango Rusya faaliyetlerini sonlandıracağını açıkladı. İspanyol moda markası Mango, uluslararası jeopolitik belirsizlik nedeniyle Rusya’da doğrudan satışları durdurma planlarını duyurdu. Mevcut durumun ülkedeki 800 çalışanının çıkarlarını da koruyacak şekilde gerçekleştirilmesi planlanıyor.
mango rusya faaliyetlerini sonlandıracağını açıkladı 25
Mango Rusya’da 55 mağaza ve 53 franchise bulunduruyordu
Şirket, tüm doğrudan satışları durdurarak 55 mağazasını yerel ortaklara franchise edecek.
Şirkete ait mağazaların 800 çalışan, ülkedeki diğer tedarikçilerle olan taahhütlerin yanı sıra Mango’nun ortakları tarafından istihdam ettirilecek. Mango’nun Rusya’da 55 mağazasının yanında 53 adet de franchise mağazası bulunuyor.
2021’in sonunda Rusya, Mango’nun FVÖK’ünün %8’ini temsil ediyordu ve şirketin ilk beş pazarı arasındaydı. Şirket, Rusya’daki durumun etkisiyle 20 milyon €’luk bir r”akamı da bırakmış olacak.
Öte yandan Ukrayna tarafında ise, mevcut güvenlik protokollerinin “ayrıntılı bir analizini” takiben Mango, hem bayilerinin hem de doğrudan yerel ekiplerinin taleplerine yanıt olarak mağazalarını yeniden açmaya başladı.
Mango yaptığı açıklamada, “Ülkedeki tüm Mango çalışanlarının ve ortaklarının sağlığı ve güvenliği şirketin bir numaralı önceliği olmaya devam ediyor, bu nedenle Mango sürekli olarak Ukrayna’daki durumu analiz edecek ve gerekirse bu önlemleri ve açılışları gözden geçirebilir.” dedi.
Küresel perakende sektörünü biraz daha yakından takip edebileceğiniz bir yazı dizisi ile karşınızdayız. #RetailTrip yazı ve video serilerimiz ile bundan böyle yurt dışında ülkelere göre perakende sektöründe bizden farklı olarak neler yapılıyor, diğer ülkelerin perakende kültürleri neler, global perakende oranları nelerdir gibi konuları daha detaylı olarak konuşacağız.
RetailTrip serilerimizdeki asıl hedefimiz Türk perakendesi ve global perakendenin yan yana değerlendirildiği bir platform yaratabilmek. Bu yazı dizilerinde içerikleri ikiye ayırarak size sunacağız. Birincisi ülkelerin mağaza, ürünler, tüketici davranışları; ikincisi ise perakende rakamları olacak.
O halde, Perakendeye biraz da Çin penceresinden bakmaya ne dersiniz?
RetailTrip’te İlk durağımız olan Çin’in perakende sektörünü biraz aralayalım
Çin, dünyadaki en kazançlı ve hızla büyüyen perakende pazarlarından birine sahip. Çin’in bölgeleri arasındaki geniş eşitsizlikler ve ülkenin kırsal-kentsel gelir farkı nedeniyle, satın alma gücü ve perakende talebi büyük farklılıklar gösteriyor.
Çin’in perakende pazarı, büyük markalardan oluşan perakendecilerinin yanında, oldukça parçalı ve birçok küçük ve orta ölçekli perakendeciden oluşuyor.
Aslında geniş kapsamda bakarsanız Türk perakendesine kıyasla çok büyük farklar göze çarpmıyor. Fakat fazlasıyla teknolojinin işin içine girdiği ve ülke insanının taleplerine göre şekillenmiş farklı ürün segmentlerinin satışı ülkede çok yaygın.
Bir Alışveriş Merkezine girdiğinizi varsayalım (tabi elektronik sağlık kodunuz bir uyarı vermiyorsa) en başta çoğu mağaza ve markette ürünler dahil içerideki her ambalaj, tabela ve afiş sadece Çince. Şansınız varsa ayrıca İngilizcesi de yazılmış açıklamalara denk gelebilirsiniz. Tabi bu bahsettiğim lokal dükkan veya mağazalar için değil büyük mağaza ve marketler hatta bazı global markalar dahil olmak üzere Çince dışındaki bir dil kullanımı neredeyse hiç yok.
Burada imdadınıza fotoğrafını çekerek İngilizceye çevirebileceğiniz uygulamalar yetişiyor. Turistler için ülkede oldukça yaygın ve her yerde kullanımları gösteriliyor. Daha sonra reyon tabelalarını okuyamadığınız için içeride aradığınızı bulmaya çalışıyorsunuz.
Aradığınız ürünü veya işinizi görebilecek ikame ürünü ki çoğunlukla ikinci bahsettiğim seçenek oluyor bu, alıp kasaya gidebilirsiniz. Bu noktada temassız kasalardan çok temassız ödemeler devreye giriyor. Fakat bizdeki gibi temassız kartlar yerine ülkenin her yerinde QR kodlar kullanılıyor. İnternetiniz varsa sadece telefonla ulaşım dahil her şeyi uygulamalar ile halledebilirsiniz.
giyim reyonlarıyeme içme reyonları
Perakende mağazalarındaki ürünlerde kültürel etkiler ciddi öne çıkıyor. Tarih boyunca süregelen kültürel anlayışa göre Çinlilerde bronzlaşmak çok istenen bir şey değil, onun aksine beyaz ten soyluluk emaresi olarak görülüyor bu sebeple yazın dahi en sık ziyaret edilen reyon olarak çoğu mağazada şemsiye, çorap, UV ışınlarından koruyan çok ince yağmurluklar, çeşit çeşit şapkalar, kısa kollu giydiğinizde kollarınızı kapatmak için kullanılan kolluklar, uzun ve kısa eldivenler geniş yer kaplıyor.
Kültürel tüketime bağlı olarak bir diğer göze çarpan segment ise cilt bakım ürünlerinde; standart temizleme, arındırma, sıkılaştırma ürünleri vs. haricinde hemen hemen tüm markaların ayrıca beyazlatma, renk açma özelliğine sahip farklı ürünleri bulunuyor. Dünya üzerinde toplumların bir kısmı bronzlaşmak için çokça zaman ve tonlarca para harcarken Çin´de de tam tersi beyaz bir tene sahip olmak için yüksek sıcaklıklarda bile kat kat giyinip yine bir takım ürünlere tonlarca para harcanıyor.
güneş önlemleribeyazlatıcılı kozmetik ürünleri
Markalara yüksek talep karşısında üretim yaptıran bir diğer dikkat çeken özellik ise sebebini bilmediğim bir şekilde insanlar ya ayakkabılarının topuk kısımlarını ezerek giyiyor ya da topukları açık olarak çoğu marka tarafından özel olarak üretilen topuksuz ayakkabıları satın alıyorlar. Topukları açık ayakkabı derken terlik hayal edebilirsiniz fakat değil.
ürün farklılıklarıayakkabı tercihleri
Klasik spor ayakkabının biraz daha kapalısı bahsettiğim, sadece arkada az bir kısım açıkta bırakılmış olarak aynı modeller bu şekilde de üretiliyor. Peki niye terlik tercih edilmiyor derseniz o da ayrı bir soru işareti. Fakat ülkedeki tüketicilerin %70’inden fazlası ayakkabı kullanımlarını bu şekilde tercih ediyor.
Bu arada ülkede poşet kullanımı ücretli olmasına rağmen oldukça fazla.
Satılan her şeyi tek veya küçük bile olsa örneğin sokak satıcısından aldığınız çubukta sosis bile size poşetle veriliyor.
Bunların içinde en yaygını take away içecek bardaklarının elde değil kendi poşetlerinde taşınması. Aslına bakarsanız diğerlerine göre biraz daha mantıklı diyebiliriz bu sayede bardağı bir yere koymanıza gerek kalmadan poşet sapını elinize geçirip rahatlıkla başka bir şey için elinizi kullanabilirsiniz. Bu çılgınca poşet kullanımına karşılık şehirdeki tüm çöp kutuları atık maddesine göre ayrılmış bölmelere sahip belki bu şekilde plastik tüketiminin zararları kontrol altında tutulmaya çalışılıyordur.
take away poşetlerigeri dönüşümler
Her şeyi telefonunuzla yapabildiğinizi yazının başında söylemiştim. Çin’de tüm alışverişleriniz, seyahatleriniz, girmek istediğiniz restoran veya AVM’ler için hükümetin uygulamasına ve bu uygulama içindeki QR kodlarına ihtiyacınız var. Bu çoğu zaman pratiklik kazandırdığı gibi bazı durumlarda telefonunuzu kullanmanızın zorunlu hale geldiği de oluyor. Zorunluluktan kasıt burada iletişimden bahsetmiyorum onu birisinden telefonunu kullanmayı rica ederek de çözebilirsiniz fakat sizin tüm kişisel bilgilerinizin işlendiği uygulamaları kendi telefonunuz olmadan yapmanız mümkün değil.
Yani telefonunuz yanınızda yoksa toplu taşımaya binemezsiniz, sağlık kodunuzu gösteremediğiniz için hiçbir yere giremezsiniz, alışveriş ve ödeme yapamazsınız dolayısıyla eliniz kolunuz gibi olan telefonunuzun da kapanmaması için şarjını sürekli kontrol etmeniz gerekir. Bu sebeple aklınızın alabileceği her yerde parklarda, dükkanlarda, duraklarda vs. powerbank üniteleri mevcut. Telefonunuzu bir yere bırakmak zorunda kalmadan uygulamanızdaki kodu okutarak belli bir ücret karşılığında üniteden powerpank alıp istediğiniz zaman istediğiniz herhangi bir yerdeki bir üniteye geri bırakabiliyorsunuz. Bu da günümüz şartlarında büyük bir nimet tabi.
powerbank üniteleripowerbank üniteleri
Çin dünyanın en büyük ikinci ekonomisi haline gelirken, Çin’de orta sınıf ailelerin sayısı artıyor. Bugün, Çin’deki orta gelir grubu 300 milyonun üzerindedir. Ayrıca, Çin’in yeni orta sınıfının 2025 yılına kadar 500 milyonu aşması bekleniyor. Çin’in “yeni orta sınıfı” tüketim modellerini de değiştirdi. Günümüzde bu grup manevi tüketim için daha fazla ödeme yapmaya istekli, farklı şehirlerdeki tüketim özellikleri farklılaşmış olarak sağlıklı, çevre dostu gibi ürün ve hizmetlerle ilgileniyor.
İlk RetailTrip yazımızı çok uzatmayalım. İkinci yazımızda Çin perakendesinin geçmiş ve devam eden Covid etkileri, ülkedeki perakende rakamları ve oranlar üzerine konuşacağız.
Bundan böyle her hafta Salı günleri #RetailTrip serimizde ülkelere göre perakende değişimlerini sizler için anlatmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki hafta görüşmek üzere.
Hugo Boss, Londra’daki Oxford Street’teki yeni BOSS amiral gemisi mağazasını açarak markanın ilk dijital öğeler paketini tanıttı.
hugo boss'un yeni oxford st amiral gemisi mağazasına bakış 41
İki kata yayılan yeni mağazada saat, gözlük, mücevher ve parfümün yanı sıra BOSS erkek ve kadın giyim ürünlerinin tamamı yer alıyor.
Zemin kat, markanın erkek ve kadın günlük giyim ürünlerine ev sahipliği yaparken, birinci kat erkek klasik giyim ürünlerine ev sahipliği yapıyor.
hugo boss'un yeni oxford st amiral gemisi mağazasına bakış 42
Müşteriler ayrıca şu anda bisiklete ayrılmış olan BOSS spor giyim alanını da keşfedebilirler. Bu alana farklı renklerde BOSS spor aksesuarları, kitaplar ve teknik bisiklet kıyafetleri dahildir.
Amiral gemisi mağazasında dijital etkileşime öncelik verilmiş
hugo boss'un yeni oxford st amiral gemisi mağazasına bakış 43
Mağazanın dijital öğeleri, alışveriş yapanların telefonları aracılığıyla bir video oyunu oynamaları için etkileşimli bir ekrana sahip vitrinler içeriyor.
Mağazanın içinde yer alan yeni bir sosyal medya duvarı, dijital olarak satın alınabilen, ekran veya tablet aracılığıyla mağaza içinde erişilebilen reyon görevlilerini de sergiliyor.
hugo boss'un yeni oxford st amiral gemisi mağazasına bakış 44
BOSS ayrıca alışveriş yapanları ürünleri özelleştirmek için etkileşimli bir ekran kullanmaya davet ediyor. Ekran üzerinden kişiselleştirilmiş ürün daha sonra dakikalar içinde mağazadan satın alınabiliyor.
Belirli alanlardaki beden kılavuz araçları, müşterilerin gömlekler, takım elbiseler ve kot pantolonlar dahil olmak üzere bir dizi uygun ürün stili ve bedeni bulmasını sağlıyor.
Hugo Boss CEO’su Daniel Grieder: “Yeni ve yenilikçi mağaza konsepti, markanın 7/24 yaşam tarzı yaklaşımını ve gelecekte müşterilerle nasıl etkileşim kuracağımızı mükemmel bir şekilde sergiliyor. Dijital unsurlara güçlü bir şekilde odaklanarak perakende mağazalarımızdaki müşteri deneyimini tamamen yeni bir düzeye taşıyoruz.” dedi.
Bugünün moda tüketicileri hızlı ve kolay çevirmiçi alışveriş taleplerini benimsemiş olmakla birlikte artık akıcı müşteri hizmetleritecrübesi ve heyecan verici, gerçekçi alışveriş deneyimi beklentileri de ortaya çıkmaya başlamış durumda.
Perakende yazılım geliştiricisi Scandit firmasının yayınladığı rapora göre perakendeciler de tam olarak bu beklentileri karşılamaya çalışıyor. Firmanın “Geleceğin Moda Sektörü: Mağaza İçi İnteraksiyon” isimli raporunda incelenen perakendecilerin %93’üdeneysel perakendeciliği fiziksel perakendenin geleceği için kilit nokta olarak görürken, %73’ü de gelecek yıl yapacakları çok kanallı çalışmalar için yatırım yapıyorlar. Katılımcı perakendecilerin yarıdan fazlası (%59), mağaza çalışanlarını bilgili danışma mercileri haline getirmek için teknolojik gelişmeleri kullanmayı planladıklarını belirtiyor.
Rapor moda tüketicileri arasından Orta Doğu ve Avrupa’da 3.500 kişiyi kapsıyor
moda tüketicileri verimli ve gerçekçi alışveriş deneyimleri i̇stiyor 46
Çalışma, Avrupa ve Orta Doğu’daki öncü 73 moda markasını ve bu bölgelerdeki 3500 tüketiciyi kapsıyor.
Çalışmaya katılan perakendecilerin yine yarıdan fazlası (%54) ise dijital araçları geliştirmek için yatırım yapmayı önümüzdeki 12 ay için öncelik haline getirdiklerini ifade ediyor. %53’lük bir perakendeci kitlesi müşteri sadakatini yükseltmek adına gelişmiş müşteri hizmetleri uygulamalarına başvuracaklarını söylerken, mobil satış noktalarını kullanan perakendecilerin %91 gibi yüksek oranlı bir kesimi de satıştan vazgeçmelerin azaldığını ve satışlarının arttığını, ek olarak da mağaza ortaklarının hareketliliğini arttığını vurguluyor.
Scandit CEO’su Samuel Mueller, yaptığı bir açıklamada “Pandemi süreci, tercihlerinin ve alışveriş sistemlerinin bilincinde olan kıvrak müşterilerin artışını son derece hızlandırdı. Ve çevrimiçi alışverişin büyümesiyle birlikte, müşterilerin talepleri bütünleşmiş durumda: her adımında bağlantılı, esnek ve akıcı bir perakende alışverişi deneyimi.” diyor.