Ana Sayfa Blog Sayfa 331

Çin, H&M Gibi Batılı Perakendecileri Neden Pazarından Çıkarıyor?

H&M, Urban Outfitters ve Everlane gibi büyük batılı perakendeciler, ürünlerinin çoğunluğunun Çin’de üretilmesine rağmen Çinli müşteriler arasında çekiciliğini kaybediyor.

Geçen Ağustos, Urban Outfitters, Çin’den geçici olarak çıktığını duyurmuştu. Yerel bir sosyal medya platformu olan Weibo’daki resmi hesabı aracılığıyla yaptığı açıklamada marka, ayrılışının “markanın küresel stratejisinden kaynaklandığını açıklamıştı. Urban Outfitters, sadece bir ay sonra popüler çevrimiçi pazar yeri Tmall’dan da çekildi. Geçen yılın aynı döneminde Amerika merkezli Everlane da Tmall’daki operasyonlarını durdurmuştu.

İki şirket, Çin’de zayiat veren Batılı markaların büyüyen listesine katıldı. Çin’de büyüyen batılı marka boykotu furyasına şimdi de H&M giriyor gibi görünüyor.

Çin’deki 400’den fazla mağazaya ve kayda değer bir çevrimiçi varlığa rağmen, İsveçli perakendeci, Çin hükümetini eleştirdikten sonra aniden Taobao, JD.com ve Pinduoduo gibi büyük çevrimiçi alışveriş sitelerinden silindiğini gördü. Ürünlerinin satışı bu uygulamalar üzerinden kaldırıldı.

Kötü satışlar, markanın Çin’deki karının 2021’in 2. çeyreğinde yıllık yüzde 23 düşmesine neden oldu. Sonuç olarak, H&M geçen yıl 20’den fazla fiziksel lokasyonu kapattı. Yükselen yerel rakipler ile de boğuşan H&M, artık Çin’de bir zamanlar olduğu gibi hakim değil.

H&M gibi bir mega marka bu kadar kolay tehdit edilebiliyorsa, bu durum pazardaki diğer batılı perakendeciler için ne anlama geliyor?

çin, h&m gibi batılı perakendecileri neden pazarından çıkarıyor?

H&M’in Çin’deki düşüşünde büyük bir faktör, şirketin Çin hükümetinin Uygur halkına yönelik muamelesini eleştirmesiydi.

Markanın, Uygurların dahil olduğu iddia edilen emek istismarı hakkındaki açıklamaları, Çinli alışverişçiler arasında bir kargaşayı tetikledi. Hızla bir boykot uygulamaya konuldu ve daha önce 2021 yılının ilk çeyreğinde H&M’in beşinci en büyük pazarı olan Çin, bir sonraki çeyrekte ilk 10’dan düşürüldü.

İsveç’in Çin ile olan soğuk ilişkileri duruma yardımcı olmadı. Çin’de faaliyet gösteren birçok yabancı şirketin aksine, H&M Çin Komünist Partisi ile bir ilişki kurmak konusunda isteksiz davrandı.

Gerilemelere rağmen, H&M Çin’in kendisi için bir öncelik olmaya devam ettiği konusunda ısrar ediyor. H&M CEO’su Helena Helmersson, “Çin bizim için çok önemli bir pazar ve ülkeye olan uzun vadeli taahhüdümüz güçlü olmaya devam ediyor. Müşterilerimizin ve meslektaşlarımızın güvenini ve yeniden kazanacağımıza eminiz.” dedi.

Genel olarak Çin, H&M satışlarının yaklaşık yüzde 3’ünü oluşturuyor ve herhangi bir ülkenin en fazla fiziksel H&M mağazasına sahip ikinci ülkesi. Çin ayrıca H&M ürünlerinin üçte birinden fazlasını tedarik edip üretiyor ve bu da onu şirketin tedarik zincirinin merkezi haline getiriyor.

Diğer büyük markalar kimler?

çin, h&m gibi batılı perakendecileri neden pazarından çıkarıyor? - 2

Çin’in devam eden mikro karantina dalgaları, yerel müşterilere içe dönmeleri için zorluyor. Daha genç Çinli müşteriler arasında değişen tüketici tercihleri, yerel markalara yönelik daha güçlü bir iştahı işaret ediyor.

PwC danışmanlık grubu tarafından geçen yıl yapılan bir anket, ülkede katılımcıların yüzde 37’sinin yerli markalardan satın almayı tercih ettiğini gösterirken, yalnızca yüzde 24’ü yabancı markalardan satın almayı tercih ettiğini söyledi. Bu doğrultuda yerel markalara karşı gücünü kaybeden diğer önemli markalar ise Nike ve Adidas.

Nike ve Adidas, hükümetin pandemi sonrası yenilenen spor ve sağlığa odaklanmasıyla uyumlu olarak, ulusal basketbol ve atletizm takımlarına sponsorluk yaparak yerel destekten yararlanmaya çalışıyor. Ayrıca devlet tarafından işletilen spor ortaklıklarına da yatırım yapıyorlar.

Ancak H&M’in geri dönüşü biraz daha karmaşık. Tartışmaya ek olarak, perakendeci yerel moda markalarının yükselişiyle de karşı karşıya. Amazon’a benzetilen uygun fiyatlı çevrimiçi pazar yeri Taobao, İsveç markasını Çin tercihleri ​​için özel olarak tasarlanmış daha ucuz, daha trend rakiplerle doğrudan rekabete sokuyor. Bu hamle ile marka ülkeden tamamen uzaklaştırılmaya çalışılıyor gibi görünüyor.

Hugo Boss, Lüks İkinci El Pazarına Giriş Yapıyor

Lüks moda markası Hugo Boss, bu yılın üçüncü çeyreğinde piyasaya sürülecek olan ve müşterileri lüks ikinci el ürünleri satın almaya teşvik eden birinci sınıf bir yeniden satış platformu hayata geçireceğini açıkladı.

Şirkete göre yeniden satış, moda endüstrisinin çevre üzerindeki etkisini azaltmaya yardımcı olan ve hızlı büyüyen bir pazar. Hugo Boss, girişimin ürünlerinin yaşam döngüsünü uzatmasını ve kaynak tüketimini sınırlamaya yardımcı olmasını bekliyor. 

Lüks ikinci el ürünler, Pre-Loved’da satılacak

Çevrimiçi platform, müşterilerin yeni veya önceden sahip olunan ürünler için çevrimiçi olarak veya mağazada harcanabilecek bir kredi karşılığında kullanılmış ürünlerini Hugo Boss’a iade etmelerine olanak tanıyacak. Kalite kontrolünden sonra, ikinci el ürünler Hugo Boss Pre-Loved’da satılacak.

hugo boss, lüks i̇kinci el pazarına giriş yapıyor

Ayrıca Hugo Boss, müşterilerin kıyafetlerinin onarımını üstlenmesine yardımcı olmak ve ürünlerin daha uzun süre dayanmasını sağlamak için bir bakım ve onarım hizmeti de başlatacak.  

Bunlar, Hugo Boss’un döngüsel iş modelini geliştirmek için açıklanan stratejilerinin parçaları. Alman moda evi ayrıca sürdürülebilir ürünlerinin üç gereksinimi karşılaması gerektiğini bildiriyor: yenilenebilir veya geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılmış olmak, tamamen geri dönüştürülebilir olmak ve uzun ömürlü olacak şekilde tasarlanmış olmak.

Hugo Boss COO’su Heiko Schafer, “Ürünlerimizin yüksek kalitesi, uzun süre kullanılmalarına olanak tanıyor ve büyüyen ikinci el pazarına girişimiz şirket olarak bizim için doğru bir adım” dedi. 

Amazon Yeni Bir Ücretsiz TV Hizmeti İçin Çalışıyor

Amazon, üç yıl önce IMDb TV ismi ile reklam destekli video akışı pazarına girdi. Bu ayın sonlarında, bu ürün için yeni bir isim belirleyecek.

amazon ucretsiz tv
streaming tv hizmetleri ailenin her üyesi tarafından sevilerek kullanılıyor…

27 Nisan’da IMDb TV, şirketin hizmetin ücretsiz doğasını daha iyi yansıttığını söylediği bir isim olan Amazon Freevee olacak.

Reklam destekli isteğe bağlı video (AVOD) alanı, tüketiciler daha fazla film ve şov izledikçe koronavirüs pandemisi sırasında ivme kazanarak son yıllarda ilgi görmeye başladı. Rakipler arasında Paramount Global‘in Pluto TV, Crackle, Tubi ve Roku Kanalı yer alıyor.

Şirket, streaming tv pazarının her iki tarafını da oynamaya çalışıyor. Prime Video hizmeti, aylık 9 ABD doları abonelik veya aylık 15 ABD doları tam Prime üyeliğinin bir parçası olarak kullanılabilir. Amazon bu konuda Netflix, Disney+, Hulu, HBO Max ve NBCUniversal’s Peacock gibi şirketlerle rekabet ediyor, ancak bunlardan bazılarının ücretsiz reklam destekli katmanları da var.

Ücretli abonelik hizmetleri hala streaming tv alanına hükmediyor, ancak reklam destekli uygun fiyatlı teklifler tüketici gözünde önem kazanmaya başlıyor. Nielsen verilerine göre Ocak 2021’de tv üyeliğine sahip ABD hanelerinin yaklaşık %34’ü reklam destekli uygun hizmetleri kullandı.

netflix amazon tv hizmeti
streaming tv

Amazon’un Ücretsiz TV Hedefleri

Dev şirketin 1998 yılında satın aldığı film ve TV sitesi IMDb, 2019 yılında IMDb Freedive adı altında ücretsiz yayın hizmetini başlattı. Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ürünün son iki yılda aylık aktif kullanıcılarını üç katına çıkararak “muazzam bir büyüme gördüğünü” söyledi.

amazon freetv
amazon yeni bir ücretsiz tv hizmeti i̇çin çalışıyor 7

Şirket, IMDb TV için aktif bir kullanıcı metriği yayınlamadı, ancak Mayıs ayında IMDb TV, Twitch, canlı spor ve diğer kanalları içeren reklam destekli tüm video içeriğinde aylık 120 milyon aktif kullanıcıya sahip olduğunu söyledi.

Amazon bu yıl içinde Freevee’nin orijinal TV ve film listesini büyütmeyi hedefliyor.

Son olarak Amazon Studios’un başkanı Jennifer Salke, “Artan bir yaratıcılık ile geniş çapta çekici Orijinaller listesiyle bu ivmeyi geliştirmeyi dört gözle bekliyoruz ve Freevee’yi içerik kitlelerinin can attığı önde gelen TV hizmeti olarak kurmaktan heyecan duyuyoruz” dedi.

Fiziksel Mağazalardan Metaverse’ye, 2022’de Perakende Yöneticilerinin Akıllarında Neler Var?

İki yıldır görüntülü olarak yürütülen görüşmelerin ardından, perakende yöneticileri ve ekosisteminin bir araya geldiği ve pandemiden beri ilk kez fiziksel olarak gerçekleştirilen Shoptalk Amerika’nın bu yılki katılım oranı tarihindeki en yüksek oran oldu. Üstelik Amerika’daki katılım oranı beklentisi, birkaç hafta sonra gerçekleştirilecek olan Londra görüşmesinden daha az öngörülüyordu.

10.000’den fazla katılımcı ve 600’den fazla sponsor ve sergicinin katılımıyla “Perakendenin Büyük Buluşması”, Las Vegas’ta Macy’s, Uber, Pacsun ve Walgreens gibi şirketlerden 275’ten fazla panelist ve yönteici ağırladı. Konuşmacılar perakendenin çözüm gerektiren en karmaşık noktaları üzerinde öngörülerini ve derslerini paylaştılar.

Haziran’da gerçekleştirilecek Shoptalk Avrupa da hazırlıklarını sürdürürken, yeni pazarlama stratejileri, trendleşen teknolojiler, e-ticaret çözümleri, teslimat, marka inşası, ödeme ve tedarik zinciri gibi benzer konular üzerindeki paneller global perakendenin en güncel başlıkları olmaya devam ediyor.

Peki rekor katılımla gerçekleşen perakendenin en büyük buluşmasında bu yıl neler konuşuldu? Fiziksel mağazalara geri dönüşten ortaklıklara kadar, yöneticiler hızlıca dönüşmekte olan endüstriye yönelik sahip oldukları öngörüleri katılımcılara aktardılar.

Perakende yöneticileri fiziksel mağazalara tekrar hoşgeldiniz diyor

Hükümetler covid-19 kısıtlamalarını birer birer esnettikçe müşteriler de mağazalara geri dönüşlerini gerçekleştiriyorlar. Ardışık iflaslar, pandemi öncesi ve sırasındaki ekonomi ve devlet zorunlulukları mağazaların kapanmasında etki sahibiyken, görülebildiği üzere fiziksel mağazalar sahaya tekrar çıkıyorlar.

Pandemi öncesinde bile tüketiciler farklı bir alışveriş yöntemi konusundaki arzularını dile getiriyorlardı. Uzmanların söylediğine göre pandemi bu arzunun desteklenmesini ve gündeme gelmesini sağladı. Teslimat ve ‘mağazadan teslim al’ hizmetlerindeki artışla birlikte, yöneticiler ve uzmanlar diyor ki tüketicilerin yeni düzlemde mağazalardan beklentileri hem güzel bir alışveriş tecrübesi sunacak merkezler olmaları hem de teslimat merkezliği görevlerini yerine getirmeleri.

Amerikan mobilya e-ticaret şirketi Wayfair’in Baş Pazarlama Müdürü Bob Sherwin, Shoptalk’ta yaptığı konuşmada yeni açılan üç mağazasıyla beraber ev ürünleri perakendecisi DTC’nin “çevrimiçi ve çevrimdışı arasındaki çizgiyi şeffaflaştıran bir çok kanallı alışveriş deneyimi” yarattığını ifade ediyor.

“Müşterilerimiz alışveriş maceralarına ister mağazada başlayıp çevrimiçinde bitirsinler, isterse de tam tersi olsun; bizim temel odak noktamız sunduğumuz alışveriş deneyiminin pürüzsüz olması yönünde. Yeni fiziksel mağazalarımız e-ticaret arenasında yaptıklarımızı tamamlıyor olacak ve müşterilerimizle interaksiyon fırsatı bulduğumuz, mağazamızı yeni bir yolla tekrar yaratacak bir yöntem oluşturacak.” diyor Sherwin.

Perakendeciler Metaverse’e Giriş Yapıyor

Perakendecilerin bir kısmı Amerikan giyim perakendesi Pacsun’un başkanı Briane Olson gibi Metaverse’te izleyecekleri yolu çok büyün oranda belirlemiş ve bir kısmı hala evren içerisindeki konumlarını oluşturmaya çalışırken, Shoptalk boyunca yöneticilerin büyük çoğunluğunun üzerinde yoğunlaştığı temel fikir, metaverse’ün göz ardı edilemeyecek bir fenomen olduğuydu.

Perakendeciler metaverse yoluyla müşterileriyle bağlantıya geçmenin farklı yollarını buluyorlar. Örneğin, California merkezli hızlı moda perakendecisi Forever 21, tüketicilerine Roblox üzerinden sanal dünyada kendi mağazalarını yaratma, arkadaşlarıyla görüşme, hatta satın alımlar yapmayı mümkün kılan bir rol yapma oyunu geliştirdi. Tommy Hilfiger, DKNY, Estée Lauder, Karl Lagerfeld ve Alexander McQueen gibi isimler de 3 boyutlu sanal gerçeklik platformu Decentraland’in düzenlediği Metaverse Moda Haftası’na katılım gösterdi.

Shoptalk’ta açılış konuşmasını gerçekleştiren Olson, “Roblox sosyalleşme için var olan en iyi platform” olduğunu belirtti ve platformu şirketinin genç jenerasyonla interaksiyona geçmek için sahip olduğu en iyi yöntem olarak tanımladı.

“Metaverse üzerine henüz düşünmüyorsanız, zaten arkada kalmışsınız.” diyor Coresight Araştırma Şirketi’nden Marie Driscoll.

Müşteri Sadakati

Şimdiye kadar görülmeyen rakamlarda müşteri kaybının görüldüğü bir dönemde, eldeki müşterileri korumak Shoptalk 2022’deki en tartışılan problemlerden biriydi.

Yönetim danışmanlık şirketi Mckinsey & Company’nin 2021 yılında yayınladığı bir rapora göre, %75’ten yüksek oranda bir müşteri kitlesi pandeminin başlangıcından itibaren satın alım alışkanlıklarını değiştirdi ve %39’luk bir kitle de alışverişte bulundukları markalarda veya perakendecilerde alternatif tercihlere yöneldiler.

Durum böyleyse marka sadakati nasıl korunabilir?

Rihanna’nın kurduğu iç çamaşır şirketi Savage X Fenty’nin eş başkanı ve satın alım baş sorumlusu Christiane Pendarvis, anahtar noktanın müşterilerle güvenilir ve samimi bir bağ kurmak olduğunu ifade ediyor.

“Bize göre, her şey markanın kişiliği hakkında dürüst olmaya bağlı.” Diyor Pendarvis. Marka yüzü olarak oldukça tanınır superstar Rihanna’ya sahip olsalar da, Pendarvis’e göre bağlılık her zaman “Marka kimliğimizle bağdaşıyor muyuz?” sorusuna dayanıyor.

Yaratıcı Ortaklıklar

Ortaklıklar perakendede bir tür trend haline gelmiş durumda.

Target and Ulta, Casper and Bed, Bath & Beyond gibi farklı önde gelen markalar gelişmiş işbirlikleri içerisine girmeye başladılar.

Bir mağaza içerisinde bir başka mağaza açma kararı, bir marka için hem yeni müşteri profillerine ulaşmayı mümkün kılıyor hem de çok daha derinleşmiş bir marka sadakati imkanı sağlıyor.

En çok konuşulan ortaklıklar arasında Toys R Us ve Macy’s ortaklığı var.

perakende yöneticilerinin akıllarında neler var?

Amerikan mağaza zinciri Macy’s in Toys R Us’la ortaklığı, fırsattan doğma bir ortaklık. Oyuncak kategorisinin bir trend haline gelmesiyle kıyafet markası Macy’s de bu tanınırlıktan faydalanarak indirimli kıyafetlerini Toys R Us mağazalarında sergileme imkanı buluyor.

“Toys R Us deneyimi de Macy’s deneyimi de kendi içlerinde eşsizler. Bu iki eşsiz deneyimi bir araya getirir iseniz tek gecede bir başarı hikayesi ortaya çıkıyor.” diyor Toys R Us CEO’su Yehuda Shmidman.

Shoptalk’taki konuşmasında ise Shmidman, markasının 4 yıl önce bir iflas ve toplu tasfiye geçirip yüzlerce mağazasını kapattığını, ancak bu yıl içerisinde %50’den büyük bir büyüme oranı sağladığını ifade ediyor. Ortaklıklar sayesinde, “bir şirketin gidişatını tam tersine çevirme kabiliyetine sahibiz.” diyor.

H&M, İlk Sanal Showroom’unu Açıyor

H&M’in sürekli olarak yenilik yapmanın ve yeni fırsatları keşfetmenin yollarını arama amacının bir parçası olarak, marka bu baharda en son ‘Innovation Story’ koleksiyonunu sunmak için ilk sanal showroom deneyimini açıyor.

İlk H&M Virtual Showroom, seçilen koleksiyonları hem foto-gerçekçi 3D işlenmiş kumaş malzemeler hem de son teknoloji malzemelerin hareketini simüle etmek için animasyonlu olarak yüksek kaliteli görsellerle sergiliyor. Çalışma Orta Avrupa bölgesinde bir pilot uygulama olarak başlatılacak.

H&M’in Berlin merkezli açık inovasyon perakende laboratuvarı olan H&Mbeyond’un öncülük ettiği çalışma, ziyaretçilerin kampanyaları ve koleksiyonları benzersiz bir şekilde deneyimleyebilecekleri öncü bir sanal ortam yaratıyor.

Sanal showroom, çevrimdışı showroom ile tamamen aynı deneyimi yaratıyor

h&m, i̇lk sanal showroom'unu açıyor
H&M sanal showroom

H&M sözcüsü konu ile ilgili yaptığı açıklamada: “H&M sanal showroom, moda kampanyaları gibi marka aktivasyonları için bir alan olacak şekilde tasarlandı. Yenilik, dijitalleşme ve sürdürülebilirliği entegre ederek yepyeni ve heyecan verici bir şekilde hayata geçirilecekler. Meslektaşlarımızın ulusal sınırların ve departmanların ötesindeki bu projeye ne kadar enerji, yürek ve ruh kattıkları beni çok gururlandırıyor. Gelecekte Orta Avrupa Bölgesi ve ötesindeki ülkelerdeki potansiyelini keşfetmeyi dört gözle bekliyoruz.” dedi.

Sanal Showroom’a katılan ziyaretçiler etrafta dolaşabilir, diğer konuklarla konuşabilir ve sanal alanda doğrudan kişilerle tanışabilir. Bu, herhangi bir markanın çevrimdışı showroom’u ile tamamen aynı deneyimi yaratıyor.

H&M’in Virtual Showroom’u, markaların ve içerik oluşturucuların, dünyanın doğrudan erişebileceği hiper gerçekçi metaverse’ler oluşturmasını sağlayan premium platform Journee üzerine inşa edilmiştir.

Çok Sevilen LC Waikiki Maymunu NFT Oluyor

Çok sevilen LC Waikiki Maymunu NFT oluyor. LC Waikiki’nin sektöre getirdiği yenilikler bitmiyor. Bildiğiniz üzere, neredeyse her ay markanın sektöre kazandırdığı yenilikler üzerine konuşuyoruz. Bu hem Türk perakendesi hem de global perakende adına ciddi bir kazanım.

1650614869186

LC Waikiki, yıllardır Türkiye’nin en sevilen marka karakterleri arasında olan LC Waikiki Maymunu’nu NFT yatırımcıları için bir koleksiyon parçası hâline getiriyor. Çok sevilen ikonik maymunlar, en popüler NFT pazaryerlerinden biri olan OpenSea’de satışa sunuluyor.

NFT piyasası bugün 12 Milyar Doları aşan devasa bir satış hacmine erişti. LC Waikiki gibi küresel ölçekli büyük şirketlerin NFT dünyasında yer almasıyla pazar daha da hareketleniyor.

LC Waikiki Maymunu’nun gelirleri TEGV’e bağışlanacak

Geçtiğimiz günlerde metaverse projelerini de duyuran LC Waikiki’nin ilk NFT koleksiyonu olan Vintage Maymun Koleksiyonu’ndan bir NFT’ye sahip olanlar, LC Waikiki’nin ayrıcalıklı NFT dünyasına dâhil olarak birçok sürprizden de faydalanma şansı kazanacak. Aynı zamanda koleksiyondan elde edilen tüm gelir, çocukları nitelikli eğitimle buluşturmak adına TEGV’e bağışlanacak.

L’Oreal Satışları, 2022 Başında Artış Gösterdi

L’Oréal’de artık Covid kısıtlamaları ortadan kalktığı için rahat bir nefes alıyor. Covid kısıtlamalarının gerilemesiyle makyaj tercihleri tekrar artış gösterdi. L’Oreal Satışları arttı. Ciro, mağazalardaki satışların toparlanmasıyla ilk çeyrekte %19 arttı.

l'oreal satışları, 2022 başında artış gösterdi
l'oreal satışları, 2022 başında artış gösterdi 12

Enflasyon etkileri L’Oréal Satışları’nı etkiliyor mu?

CEO Nicolas Hieronimus, L’Oréal’in güçlü bir ilk çeyrek geçirdiğini söylüyor. Ukrayna’nın işgaline ve Çin’deki kısıtlamalara rağmen, kozmetik grubu 9,06 Milyar Euro’luk satış gerçekleştirdi. Bu, bir yıl öncesine göre %19’luk veya karşılaştırılabilir bir temelde %13,5’lik bir artışı temsil ediyor. Bu da sektör ortalamasına göre iyi bir rakam.

L’Oréal, hem satın alma hacimleri hem de kişi başı alımları daha yüksek olduğundan markanın satın alma davranışının enflasyondan etkilenmediğini belirtiyor. Fransız FMCG üreticisi bunu kısmen premiumlaştırma ve yenilik stratejisine borçlu olduğunu söylüyor.

Fiziksel satışlarda geri dönüş

Markanın E-ticaret’inin büyümeye devam etmesine rağmen, fiziksel satışlarında da güçlü bir toparlanma (+ %15,5) oldu. Çevrimiçi satışlar zaten markanın toplam gelirinin %25,8’ini oluşturuyor.

Avrupa pazarı, parfüm ve makyaj kategorilerindeki güçlü büyüme sayesinde pandemi öncesi seviyelere geri dönerek %15,8’lik bir satış büyümesi elde etti. Çoğu ülke, özellikle Birleşik Krallık, İspanya ve İtalya, sürekli satış büyümesi yaşadı. Makyaj alanında da L’Oréal pazar payı kazandı.

CEO Hieronimus, “Belirsizliğe dikkat etsek de, güzellik sektörünün görünümü konusunda iyimser olmaya devam ediyoruz ve 2022’de sektörden daha iyi performans gösterip büyümemizi artıracağımıza inanıyoruz” dedi.

Inditex Rusya’daki Mağazalarını En Kısa Sürede Geri Açacağını Duyurdu

Inditex Rusya’daki operasyonlarına “mümkün olan en kısa sürede, koşullar izin verdiğinde” devam edeceğini belirtti.

bildiğiniz üzere Inditex, Ukrayna’nın işgalinin ardından Rusya’daki tüm faaliyetlerini geçici olarak askıya aldığını bildirmişti.

Inditex Rusya mağazalarını Mart ayında kapatmıştı

Grup ülkede 500’den fazla mağaza işletiyor ve 9.000’den fazla kişiye istihdam sağlıyor.

Mart ayı başında faaliyetlerini askıya alan grup o zamanki açıklamasında: “Mevcut koşullarda Inditex, Rusya Federasyonu’ndaki operasyonların ve ticari koşulların sürekliliğini garanti edemiyor ve faaliyetlerimizi geçici olarak askıya alıyoruz” demişti. Bugün ise en kısa sürede mağazaları geri açacaklarının sinyallerini verdi.

Rusya, grubun faiz ve vergi öncesi küresel kazancının yaklaşık %8.5’ini oluşturuyor.

Enflasyon Süpermarketleri Tehdit Ediyor

Tesco, gıda perakendesinde ikinci bir tehdit için bizleri uyarıyor: Covid pandemisinden sonra ‘normal’ satışlara geri dönen bir süpermarket pazarında enflasyon ve rekabet marjların buharlaşması söz konusu.

enflasyon supermarketler 1
raflar çekiciliğini koruyor ancak tüketiciler satın almada i̇steksiz

Hız Kesmeyen Bir Fırtına

İngiliz pazar lideri Çarşamba günü olağanüstü iyi rakamlar yayınladı: Tesco’nun satışları ve pazar payı arttı, kârı üçe katladı. Ancak ayrıntıda bazı gerçekler gizliydi: CEO Ken Murphy, bu durumun sürmeyeceğini itiraf etti. Çok hassas bir sürecin ana hatlarını çizdi: gıda perakendeciliği neredeyse mükemmel bir fırtınanın içinde.

Ukrayna’daki savaş ve güçlü enflasyon, tüketici güvenini aşağı çekerken, satın alma davranışı yeniden normalleşiyor – bu durum, süpermarketlerin karantinalardan sağladığı fazla satışları tamamen kaybettiği anlamına geliyor. Tüm maliyetler daha önce hiç olmadığı kadar artarken, tedarikçiler ve üreticiler oran artışlarını talep ediyor.

enflasyon ve marketler 1
enflasyon gıda ürünleri i̇çin en önemli sorunlardan biri

Ancak bu artışları tamamen alışveriş yapanlara aktarmak bir seçenek gibi görünmüyor. Rekabet – özellikle Aldi ve Lidl ile.

Enflasyon Rekabeti Zorlaşıyor

Kısacası: süpermarketlerin enflasyonun bir kısmını kendi ceplerinden ödemekten başka seçeneği yok. Sonuç olarak, kar marjları bu yıl çok daha düşük olacak. Yatırımcıların da gelecek için öngördüğü şey bu: Özellikle Colruyt borsada yine sert bir darbe aldı. Belçikalı pazar lideri tüketicisi için en düşük fiyatları garanti ederken kendi kâr marjından kısmak zorunda kalıyor.

enflasyonun etkileri
rakipler birbirlerini fiyat konusunda zorluyorlar

Ancak bu oldukça pahalıya mal oluyor: Geçen yıl fiyat rekabetinin marjları ciddi şekilde etkilediği ortaya çıktı, çünkü Colruyt gibi markalar her rakibin her fiyat girişimine yanıt vermek zorunda kalmıştı. Rakipler de bunu biliyor: Rakip Albert Heijn‘in hedefli saldırıları, indirim yapanı canının yandığı yerden yani kârlarından vurdu.

Her iki perakendeci de birbirinin gözünün içine bakıyor ve fiyat artışlarını şimdilik sınırlı tutuyor. Delhaize ve Carrefour gibi rakipler fiyat artışlarını bir nebze daha kolay aktarabilirler.

Süpermarketlerin Zorlayıcı Yolculuğu

Marketler fiyat artışlarını halka hissettirmemek için sınırlarını zorlamalı mı? Analistler, özellikle Avrupa mağazalarında bunu bekliyorlar – ancak CEO Frans Muller, bu Çarşamba günü hissedarlar toplantısında, grubun bu yıl en az %4’lük bir işletme marjını korumayı başaracağına ikna olduğunu söyledi. Koşullar göz önüne alındığında ve bir önceki mali yıldaki %4,3’lük marjla karşılaştırıldığında, bu güçlü bir performans olacaktır.

Müller bunu nasıl başaracak? Satışların %60’ını oluşturan Amerika Birleşik Devletleri’nde, yüksek fiyatlar satışları daha az etkileyecektir: orada fiyat esnekliği daha düşük ve enerji krizi daha az sorun teşkil ediyor. Avrupa’da savaşın sonuçları daha güçlü hissediliyor, ancak buna rağmen Ahold Delhaize maliyetleri kontrol altında tutmaya çalışıyor.

enflasyon ve gida edited
gıda etiketlerinde fiyat etiketleri her gün göze çarpıyor

Bu kısmen, satışlarının yarısının özel markalardan oluşması gerçeğinden kaynaklanıyor, bu da perakendecinin sektördeki meslektaşlarının çoğundan daha iyi durumda olduğu anlamına gelir ve bu, zor zamanlarda ek bir avantajdır.

Peki Türkiye? Türkiye’de de sizce süpermarket perakendecileri aynı durum içerisinde mi?

Coca-Cola İçecek, 2030 Sürdürülebilirlik Hedeflerini Açıkladı

Coca-Cola İçecek (CCI), 2030 için sürdürülebilirlik taahhütlerini 22 Nisan Yeryüzü Günü’nde kamuoyuna duyurdu.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, faaliyet gösterdiği 11 ülkede, 10 bin çalışanı ve 100 bine yakın kişiden oluşan ekosistemiyle 430 milyonluk bir nüfusa hizmet sunan CCI, 22 Nisan Yeryüzü Günü’nde gelecek için taşıdığı sorumluluğu 2030 Sürdürülebilirlik Taahhütleri ile ortaya koydu.

Yol haritasını çevresel konularda ambalaj, su ve iklim değişikliği, sosyal konularda ise insan hakları, çeşitlilik ve kapsayıcılıkla toplumsal yatırımlar olmak üzere 6 ana başlığa odaklayan CCI, hayata geçirmeyi taahhüt ettiği çalışmaları 9 maddede topladı.

coca-cola i̇çecek, 2030 sürdürülebilirlik hedeflerini açıkladı
burak başarır

“Sorumluluk alıyoruz”

Açıklamada görüşlerine yer verilen Coca-Cola İçecek Üst Yöneticisi (CEO) Burak Başarır, CCI’ın 20 yıl önce yayınladığı ilk çevre politikası ile sürdürülebilirlik yolculuğuna başladığını hatırlatarak, “Çalışanlarımız, toplumumuz, tüketicilerimiz ve müşterilerimiz için her gün daha fazla değer yaratmaya gayret ediyoruz. Önemli başarılara imza attık ama daha yapacak çok işimiz olduğunun da farkındayız. Şimdi çok önemli bir adım daha atıyoruz ve 2030 yılı için yeni taahhütler eşliğinde yine sorumluluk alıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Başarır, global bir şirket olarak sorumluluklarının farkında olduklarını aktararak, şunları kaydetti:

‘Bugüne kadar CCI’ın sosyal, çevresel ve finansal performansını şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde paydaşlarımızla paylaşmaya her zaman özen gösterdik. Hedeflerimize ulaşmanın sürdürülebilirliğin iş stratejimize tam anlamıyla entegrasyonuyla mümkün olduğunu biliyoruz. O nedenle sürdürülebilirlik inisiyatiflerimizi proje olarak değil, iş yapış biçimimizi değiştirmek olarak algılıyoruz. Bu çerçevede ‘Ambalaj, Su, İklim Değişikliği, İnsan Hakları, Çeşitlilik ve Kapsayıcılık ile Toplumsal Yatırımlar’ başlıkları altındaki taahhütlerimizi paylaşmaktan onur duyuyoruz.”

Coca-Cola İçecek’in 2030 Sürdürülebilirlik Taahhütleri şöyle:

‘2030 yılına kadar ambalajlarımızın yüzde 100’ünü geri dönüştürülebilir yapmaya devam etmek ve en az yüzde 50 oranında geri dönüştürülmüş plastik kullanmak. Türkiye, Pakistan ve Kazakistan’da piyasaya sürdüğümüz ambalajları toplamak ve geri dönüştürmek, diğer ülkelerde ambalaj toplama programlarına öncülük etmek ve farkındalık yaratmak. 2030’a kadar su verimliliğini yüzde 20 artırmak (Baz Yıl: 2020). Su nötrlüğünü hedeflemek ve su sıkıntısı olan bölgelerde toplum projeleri aracılığıyla su güvenliğini sağlamak. Tesislerimizi yüzde 100 yenilenebilir elektrikle çalıştırmak ve karbon nötr üretime geçmek.

2030’a kadar iş hacmimizi büyütürken değer zincirimiz boyunca mutlak karbon emisyonlarımızı yüzde 13, litre ürün başına emisyonlarımızı yüzde 50 azaltmak (Baz Yıl: 2015). CCI bayilerinin ve öncelikli tedarikçilerinin CCI İnsan Hakları Politikası’na yüzde 100 uyumlu olmaları için gerekli mekanizmaları oluşturmak. 2030 yılına kadar yeni işe alınan kişilerin yüzde 35’inin, yönetici pozisyonlarının yüzde 40’ının ve icra komitesi üyelerinin yüzde 50’sinin kadınlardan oluşmasını sağlamak. 2030 itibarıyla kadınların ve gençlerin güçlendirilmesi ve çevrenin korunmasına odaklanan sürdürülebilir kalkınma programları ile toplam 3,5 milyon kişiye ulaşmak.’