Ana Sayfa Blog Sayfa 359

Ikea’nın Yeni Aşı Politikası Dünyada Tartışma Konusu Oldu

Ev eşyası sektörünün devi olan Ikea, aşı olmamış ve covid testinin pozitif olması halinde karantinaya girecek çalışanlarından hastalık maaşını kestiğini duyurdu. Firma bu durumun ‘duygusal bir konu’ olduğunu kabul etti ancak hastalığın gün gün değişen seyrine göre hareket edilmesi gerektiğini söyledi. 

Son zamanlarda insanları ayrıştırdığımız en temel konu aşı olup olmadıklarıdır. Bu durum spor ve eğlence sektörlerinde uzun zamandır dikkate alınıyor. Özellikle futbol, basketbol, tenis gibi dalların sporcularının maçlara çıkmadan önce aşı olmuş olmaları ya da test yaptırmış olmaları gerekiyor. Artık bu durum mağaza sektörüne de kaymış durumda.

ikea 
aşı
ikea'nın yeni aşı politikası dünyada tartışma konusu oldu 2

Yeni kararlara göre pozitif biriyle temas etmiş ve kendini karantinaya alan aşılanmamış Birleşik Krallık çalışanlarına haftalık yalnızca 96.35 Euro ödenecek. Bunun yanında aşılanmış veya hamilelik, hastalık gibi durumlar sebebiyle aşı olamamış çalışanlara pozitif olmaları halinde tam ödeme yapılacak. Ikea bu duruşunda yalnız değil. Marrisons, Potts, Virgin Atlantic gibi İngiliz markalar da aşı olmamış kişilerin hastalık maaşını kesti.

Ikea’ya Sosyal Medya Tepkisi!

Bu durum bazı insanlar tarafında mantıklı bulunsa da, bazı sosyal medya kullanıcıları tarafından adaletsiz ve etik dışı bulundu. Konuyla alakalı tweetler atıp markayı boykot etmek isteyenler #boycottIkea etiketiyle küçük düşürücü tweetler paylaştı.

Bunun üzerine bazı tweetler mağazayı boykot etmenin ‘aşı karşıtlığı’ olduğunu savunurken bazıları bu kararın çalışanlar için haksızlık olduğunu söyledi.

”Bu bir şaka… #boycottikea Birleşik Krallık’ta izolasyon artık önlenebilirken ve meslektaşları tekrarlanan devamsızlıklarını telafi etmek için daha çok çalışırken, virüsle her yakın temasa girdiklerinde daha yüksek ücret istiyorlar mı? Aşırı sağcı mızmız topluluklar çok gülünç!”
”İşte aşı karşıtı kişiler #boycottIkea’yı planlıyor, bizde böylece Ikea’nın gitmek için güvenli bir yer olduğunu biliyoruz.”

‘Aşısızları Cezalandırmak’ Aşıya Teşvik Eder Mi?

Maddi açıdan zor geçen bu günlerde bir de aşı olmadığı için eksik maaş alan çalışanların bunun üzerine sıcak bakmaya başlayabileceğini savunan kişiler var. Bunun yanında kişilerin covid olduklarını belgelememek için test yaptırma ihtimallerini düşüreceğini ve karantinaya girmekten cayacaklarını düşünenler de var.

Bazı hukukçulara göre de bu durum hem müşteri ve çalışanların markaya yabancılaşmasına sebep olabilir hem de diğer perakende firmalarını da etkileyerek adli sorunlara yol açabilir.

2022’de Asya Perakendesini Şekillendirecek 3 Temel Trend

Pandeminin zirvesinde uzmanlar, Covid-19’un dijital teknolojilerin benimsenmesini yedi yıl hızlandırdığını öne sürmüştü. Asya perakendesinde bu yıl, e-ticaret hızlanmaya devam etti ve fiziksel mağazalar, tüm gücüyle benzersiz perakende deneyimleri sundu.

Daha önce konusunu açtığımız canlı yayın ticaretinin, QR kodlarının ve ödemesiz mağazaların hayatımıza fazlasıyla girişini geride bırakarak, bu yıl metaverse, sanal para ve dark stores tarafından şekillendirilen üç ana trend göreceğiz.

*Karanlık mağaza, karanlık süpermarket veya dark store terimi, yalnızca çevrimiçi alışveriş için hizmet veren bir perakende satış noktası veya dağıtım merkezi anlamına gelir.

Trend 1: Metaverse’de Alışveriş

asya perakendesi metaverse
metaverse kavramı hayatımıza adım adım giriyor

Asya Pasifik bölgesinde 2025 yılına kadar öngörülen bir milyar oyuncudan 41 milyar dolar gelir elde etmesi beklenen bir RPG oyunu, şimdiden dünyanın en büyük eğlence ortamına dönüşmüştü. Tam olarak yeni bir kavram veya yenilik olmasa da, çevrimiçi RPG (rol yapma oyunu) ortamından farklı olarak metaverse’nin sınırları, kuralları veya hedefleri yok.

Şu sıralar en sevilen ve en çok aranan sözcük olan metaverse; ticaret, eğitim, eğlence, topluluk, sağlık ve tek bir alanda çalışmayı kapsayan sanal bir alan. Fiziksel ve dijital dünyaların birlikteliği, sosyalleşmek, ilişkiler geliştirmek ve yeni topluluklar yaratmak için merkezi olmayan bir işbirliği alanına dönüşüyor.

Tüketicilerin aktif olarak çevrimiçi ortamda ve markalarla kişisel olarak iletişim kurmaya ilgilerinin artmasıyla birlikte metaverse’e girme fırsatı; şirketlere, marka katılımı ve ürün keşfi için ek bir kanal sunacak. Sadece tüketilen internet içeriğinin aksine, metaverse, kullanıcıları sanal ortamda etkileşim kurmaya, topluluklar oluşturmaya ve bu topluluklara katılmaya yönlendirecek. Markalar, sanal varlıklar aracılığıyla yeni trendlere ve tüketici taleplerine daha hızlı tepki verebilecek.

Bu alemde ticaret sadece bir başlangıç, ancak metaverse yakında sanal evler ve dijital arazilerden daha fazlasına yayıldığını görecek.

Dijital gayrimenkulün güzelliği, mevduat ve birikimler için büyük finansal taahhütlerle veya kiralamalar için pazarlık yapmanıza gerek olmamasıdır. Bir değişiklik istersiniz, dijital dünyayı bir gecede yeniden inşa edebilirsiniz. Hatta bu konuda becerilere sahipseniz mimarlar, müteahhitler ve tasarımcılar olmadan değişimi kendiniz yapabilirsiniz.

Yabancı markaların Asya -ve diğer ülkelerin- pazarlarına girerken zorluklarla karşılaştığı yerlerde, metaverse sınırsız erişim ve sınırsız yaratıcılık için büyük bir fırsat sunuyor.

Trend 2: Sanal Para Toplulukları

asya perakendesi bitcoin
sanal para büyümeye ve gelişmeye devam ediyor

Yeni bir internet çağına girerken, önceki nesil sosyal bağlantı ve paylaşımlar, halk tarafından merkezi olmayan sanal ağlara dönüşüyor. Bu, merkezi olmayan kuruluşlar –örneğin bitcoin merkezi olmayan kuruluşlara örnek verilebilir– olarak da bilinen markaları ve toplulukları tokenleştirme hareketini teşvik ediyor. Üyelik grupları, akıllı sözleşmeler üzerine demokratik kurallar altında birlikte oluşturuldu ve faaliyetler sosyal tokenlar (bir tür markalı kripto para birimi) ile paraya çevrildi.

Bir yaratıcı ve hayran kitlesi ile kurulan bu dijital topluluklar, ortak bir amaç için birlikte çalışan bir grup bireyi barındırır. Üye olmak, demokratikleştirilmiş ayrıcalıklar ve ürün geliştirme, yönetişim sorunları ve benzeri konularda oy kullanma hakları verir.

Merkezi olmayan kuruluşlar, markaların en sadık hayran kitleleriyle çalışması için iki yönlü bir ekosistem oluşturur. Yaratıcıların, katkıda bulunanların ve topluluk üyelerinin topluluğun başarısına yatırım yaptığı ve profesyonel becerilere ve uzmanlığa sahip yüksek profilli bireyler de dahil olmak üzere tüm geçmişlere sahip üyelerden ekosistemi büyütmeye katıldığı sanal alana birlikte sahip olmalarını sağlar.

Moda markaları için popüler bir meta veri alanı olan Decentraland, 90.601 parsel araziden oluşan merkezi olmayan bir 3D sanal gerçeklik platformudur ve sanal arazi mülkiyetinden sorumlu merkezi olmayan bir yönetim organına (şehir planlama komitesine benzer) sahip. Bu yönetim, diğer gayrimenkul geliştirmelerinin yanı sıra sanal alışveriş merkezi geliştiricilerine araziler vermeyi toplu olarak belirler. Kasım ayında, alan içinde bir moda merkezi inşa etmek için kripto para biriminde 2.43 milyon dolar değerinde sanal bir arsa satıldı.

Şehirler başlangıçta bir hak talebinde bulunmak için çeşitli metaverse ortamlarında varlık oluşturmuşlardı, ancak daha sonra NFT’ler gibi hem sanal hem de dijital ürünleri satacak ve normal e-ticaret işlemlerini entegre edecekler.

Trend 3: Karanlık Mağazalar

dark stores
çevrimiçi satışlara harcanan her 1 milyar dolar için 85.000 metrekarelik depo alanı gerekiyor

Tedarik zinciri aksamaları halen görünen bir sorun olmaya devam edecek, ancak önemli olan perakendecilerin krize karşı nasıl hareket edecekleri.

Colliers International’a göre, çevrimiçi satışlara harcanan her 1 milyar dolar için 85.000 metrekarelik depo alanı gerekiyor. Bu, tipik olarak daha küçük kentsel alanlarda, şehir içi alanlarda ve hatta mevcut fiziksel mağazalarda bulunan mikro-yerine getirme merkezlerinin devreye girdiği yerdir. Bu eğilim, mağazaların bir dağıtım yeri olarak iki katına çıkacağını, aynı zamanda yalnızca yerine getirme ve envanteri bir depodan daha hızlı hareket ettirme amacıyla karanlık mağazalar olarak inşa edilen yeni şubeleri de görecektir.

Bu konsept, özellikle Batı’daki pazaryerleri tarafından zaten popüler hale getirildi. Singapur’daki Watsons ve Kore’deki Olive Young gibi tüketici ürünleri zincirleri de mağaza ağlarından gönderilen aynı gün teslimatlarını saatler içinde gerçekleştirebildi.

Büyük perakende şirketleri robotik depolar için altyapıya ve teknolojiye sahip olduğundan, karanlık mağazalar küçük oyuncuların büyük markaları çevik, isteğe bağlı bir teslimat yöntemiyle yenemeseler bile benzer ölçek ve verimlilik elde etmelerini sağlar.

Birçok tüketicinin WhatsApp gibi mesajlaşma ve sohbet tabanlı uygulamalar aracılığıyla yerel işletmelere sipariş verdiği biliniyor. Tüketicilerin artan sabırsızlığı ve acil teslimatlar konusundaki yüksek beklentileri, markaların tüketicinin talepleriyle başa çıkmak için tedarik zincirlerini tamamen optimize etmelerini ve otomatikleştirmelerini gerektirecek.

Asya Perakendesi ve Dünya

Asya perakendesinde hızla yükselen bu trendlerin dünyayı etkileyeceğini görmek gerekir. WhatsApp aracılığıyla kurulan işletme hesaplarının sayısı takip edildiğinde, karanlık mağaza trendinin ne kadar yükseldiğini göreceğiz.

Aynı zamanda son zamanlarda yayılan bir haber ülkemizin metaverse içinde en çok arsa satın alan ülke olduğunu doğruladı. Metaverse kavramı ve bize sunmak istedikleri hızla gelişirken Seul ve İstanbul gibi büyük şehirlerin bu sanal dünyaya girmek istemesi onun popüleritesini arttırdı.

Dünyada her geçen gün yeni bir sanal para birimi ortaya çıkmaya başladı. Şirketler ve kar amacı gütmeyen kuruluşlar kendi coinlerini yaratırken, tüketiciler onlara destek olmak için bu paraları satın alıyor.

Benzer Haberler

Samsung’un Metaverse Mağazası Görücüye Çıktı

Moda ve Metaverse: Markalar Neden Size Dijital Giysiler Satmak İsteyecek?

Dünyanın İlk Sanal Alışveriş Merkezi ile Tanışın: Central Retail

Nestle Bitki Bazlı Ton Balığı Alternatifini Piyasaya Sürüyor

Nestle bu hafta markanın ilk alternatif deniz ürünü olan Vuna adlı bitki bazlı ton balığını piyasaya sürüleceğini duyurdu. Vuna ilk olarak İsviçre’de satışa sunulacak.

Nestlé’nin balık içermeyen ton balığı, temel bileşeni bezelye proteini olmak üzere altı bitki bazlı bileşen içerir. Nestlé, bileşenlerin geri kalanını açıklamamasına rağmen, ton balığı ürününün protein açısından yüksek olduğunu ve esansiyel amino asitler içerdiğini söyledi.

İsviçre’deki Nestlé Araştırma Merkezi, İsviçre markası Garden Gourmet altında piyasaya sürülecek olan ürünü geliştirmek için son dokuz ay boyunca çalıştıklarını belirtti.

Nestlé, dünyanın en büyük gıda üreticileri arasındadır ve bitki bazlı portföyünü gün geçtikçe büyütüyor. Daha önce duyurulan iki markası Garden Gourment ve Sweet Earth, tavuk kanadı, sosis ve burger köftesi gibi bitki bazlı et alternatifleri sunuyor.

Artan deniz ürünleri talebiyle bağlantılı olarak artan nüfusla birlikte , bitki bazlı alternatif arayışına giren şirket Vuna ürününü piyasaya sürüyor. Deniz ürünleri endüstrisi şu anda 15 milyar dolar değerinde ve bu çok büyük bir pazar.

Bitki bazlı ton balığı alternatifine güveniyor

Bitki bazlı deniz ürünleri şu anda toplam bitki bazlı et satışlarının yalnızca yüzde 1’ini oluşturuyor ve bitki bazlı gıdaların satışı he geçen gün markalar tarafından artırılıyor.

Nestlé’nin alternatif ürünü şu anda yalnızca İsviçre’de mevcut, ancak şirketin gelecekte başka pazarlara da açılma planları var. Ton balığı bir cam kavanozda soğutulmuş olarak gelecek ve belirli perakende satış noktalarında satışa sunulacak.

Silk&Cashmere CEO’su Ferhat Zamanpur: “Fast-Fashion Markalar için Ciddi Bir Dönüm Noktası Olduğunu Gözlemliyorum”

Öncelikle Ferhat Zamanpur kimdir, bize kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz?

İşletme ve pazarlama dallarında üniversite eğitimi aldığım University of Southern California’dan 2008’de mezun olup, Los Angeles’ta bir tıp grubunun pazarlama bölümünde çalıştım. 2010’da ülkemize döndüm ve aile şirketimiz olan Silk and Cashmere’in grafik bölümünde işe başladım. Bir süre sonra kurumsal pazarlama, sonrasında da e-ticaret departmanına yükseldim. Bölümü baştan yapılandırıp markamızın online alanda ciddi bir altyapı kurup erkenden atağa kalkmasını sağlayan adımları attıktan sonra 2015 yılında CMO pozisyonuna terfi oldum. Burada 500 gün süren, Silk and Cashmere’in “Rönesansı” olarak adlandırdığımız marka yenileme projesini yönettim ama markamıza ve sektörümüze en önemli katkılarımdan biri 2012 yılında (şu an Türkiye perakendesinin en büyük kampanyası haline gelen) Black Friday’i Türkiye’ye getirmem oldu. Şirkette onuncu yılımı doldurduktan sonra 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren CEO görevini devir aldım ve daha 100 gün geçmeden dünya perakende sektörünü asrın en büyük krizlerinden birine denk geldim. Bu ay itibariyle de radikal kararlar ve ekibimle beraber çok yoğun emek dolu ikinci yılımı tamamlamış oldum bu görevde.

2021 yılı perakende sektörü ve şirketiniz açısından nasıl geçti, 2022 yılından beklentileriniz nelerdir?

2021 yılı Silk and Cashmere için her yıl olduğu gibi yeniliklerle dolu bir yıl oldu: yeni müşteriler, yeni pazarlar, yeni bir dijital yurtdışı açılımı, yeni sürdürülebilir dokular, yeni ödüllendirme sistemleri, yeni bayilerle eski İstanbul’da otantik ruhlu mağazalar, gittikçe gelişen bir koleksiyon, inovasyonlar, optimizasyonlar ve daha çok fazlası. Tabi bu olumlu gelişmeler dışında önceki yıldan devem eden yoğun bir mücadele de eksik değildi. Zira 2020 gibi tam kapamalar olmasa da kısıtlamalarla başlayan 2021 zamanla biraz esnedi, perakende sektörüne özlediğimiz nefesi aldırdı. Hatta yaz döneminin başlamasıyla işler (sonunda) iyileşmeye başladı ve pek çok marka az da olsa pandemiden kaynaklanan kayıplarını telafi edebildi.

Tam bu olumlu dalga sayesinde yüzler uzun bir aradan sonra gülerken kış aylarının tekrar başlamasıyla varyant haberleri, tedirginlikler ve yeniden kısıtlama ihtimalleri ile sorunları bir kez daha kapımızda bulduk! Ülkemizde özellikle son on yılda kendi işimizden çok büyük engellerle boğuşmak zorunda kaldığımızdan (terör, döviz, yüksek enflasyon, politik durumlar vs,) her zamanki gibi, bir yandan kendimizi korurken, bir yandan da işimizi büyütmeye çalıştık. Şahsen 2022 yılından en büyük beklentim ve hedefim Silk and Cashmere’in 30. yılını kutlarken marka tarihimizin en sevilen, sağlıklı ve sürdürülebilir haline ulaşmak. Özellikle ulaşılabilir lüks pazarının geleceği için bu “3 S”in büyük önem taşıdığını düşünüyorum ve tutkulu ekibim sayesinde bu beklentimizi gerçekleştireceğimizden şüphem yok. Sadece Silk and Cashmere değil, tüm sektör ve ülkemiz için hedeflerimize ulaştığımız, kendimizi daha da geliştirdiğimiz, koşulların kolaylaştığı, yaratıcı çözümlerin arttığı, kısa vade kadar uzun vade düşündüğümüz ve belki de en önemlisi, dijital dünyadaki devrime ayak uydurmak için sağlam adımlar attığımız bir 2022 olmasını diliyorum.

Moda perakendesinin geleceği hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Biraz önce bahsettiğim sürdürülebilirlik konusunun moda perakendesinin geleceğinde şimdikinden daha da büyük bir rol oynayacağı ortada. Bu konuya özen göstermeyen markalar müşteri tercihlerinden hızlıca eriyeceğinden, kalanların gittikçe daha somut ve etkili adımlar atması gerekecektir. Özellikle “fast-fashion” markalar için ciddi bir dönüm noktası olduğunu gözlemliyorum ve bu noktada Silk and Cashmere’in çok şanslı bir konumda olduğunu düşünüyorum. Kurulduğumuz ilk günden beri uzun yıllar boyunca keyifle giyilen ürünler üreten bir marka olarak “slow fashion” akımının örnek bir üyesiyiz. Sadece üretim alanında değil, Temmuz 2022’de Türkiye’nin temelli uzaktan çalışmaya geçen ilk markası olarak araç, elektrik, yemek/içecek paket, enerji, aydınlatma, kağıt ve ofis metrekare kullanımımızı ciddi anlamda azalttık. Ayrıca ambalajlarımızdan lojistik rutlarımıza, çözüm ortaklarımızdan vitrinlerimize, dijitalleşen süreçlerimizden kullanılan boyaya kadar tüm noktalarımızın çevre, sağlık ve sürdürülebilirlik ölçümleri konusunda düzenli iyileştirmeye (ve mümkün olduğunda dijitalleştirmeye) özen göstermekteyiz. Bu farkındalık ve aksiyonun sadece moda değil, tüm sektörümüzün geleceği için kilit bir rol oynayacağı kesin.

Global perakende ile karşılaştırıldığında, Türk perakendesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk perakendesinin ne yazık ki birçok konuda olduğu gibi Batı’nın 5-10 yıl gerisinde olduğunu düşünüyorum. Özellikle ölçüm, dijitalizasyon, merkez ofis düzeni, e-ticaret ve (önceki soruda bahsettiğim) sürdürülebilirlik farkındalığı en göze çarpan noktalar. Amerika ve Avrupa’da “best practice”ları çok yakından ve düzenli takip eden biri olarak Silk and Cashmere’de bu 5 kritere odaklanmaya özen gösterdim. Perakende bir bilim olduğundan ve yeniden keşfetmeye gerek olmadığından Batıyı referans alarak, ölçümlenebilir hedefler koyarak ve bunları düzenli olarak takip ederek büyük gelişme kaydedebileceğimizi bizzat gördük. Bunu yapmak için de (ne kadar zor olursa olsun) günlük yangınları söndürmek dışında haftalık vaktimizin belirli bir kısmını bu uzun vade hedeflere kanalize ediyoruz. Benzer yaklaşımlarla sektörümüzün global perakende ile olan bu farkı kapatma fırsatı olduğuna inanıyorum.

Türk markalarının yurt dışı yatırımları hakkında ne düşünüyorsunuz, markanızın yurt dışı yatırımlarından bahsedebilir misiniz?

Geçtiğimiz 20 yıl içinde Türk markaları yurt dışına ciddi yatırımlar yaptığı ortada, bunların arasında çok kapsamlı ve karlı olanlar da var, ki bunların ülkemiz için büyük bir gurur olduğunu düşünüyorum. Biz de ilk mağazasını 1992’de Zürih’te açan bir marka olarak yurt dışı yatırımlarımıza çok erken başlamıştık; sonrasında Londra, Paris , Cenevre, Berlin, Moskova ve Saraybosna’da mağazalar açtık ve uzun yıllar boyunca işlettik. Pandeminin getirdiği belirsizlik ve büyük değişim ile beraber stratejik bir karala mağaza sayımızı revize ederek, yurt dışı açılımımızı online ve bayii ağına kaydırma kararı aldık. Bu yeni sayfanın ilk adımlarını da silkandcashmere.co.uk ve turistik noktalarda bayilerimizle atmış olduk. Beklentimizin üstünde performans sergileyen bu atılımımızı gün geçtikçe büyütmek için sağlam bir ekip ve memnun edici şartlar oluşturduk, bunun sayesinde aynı hızla gelişmeye devam ediyoruz.

Domino’s 2022 Gıda Maliyetlerinde Ciddi Bir Artış Öngörerek Promosyonlarını Yeniliyor

  • Domino’s Pizza, 2022′de gıda maliyetlerinde “benzeri görülmemiş” artışlar bekliyor.
  • CEO Ritch Allison, şirketin gıda sepeti maliyetlerinde %8 ile %10′luk bir artış tahmin ettiğini söyledi.
  • Şirket bu artan maliyetleri ele almak için ulusal promosyonlarından bazılarını değiştirmeyi planlıyor.

Domino’s Pizza, bu yıl daha yüksek gıda fiyatlarının devam etmesini beklediğini ve tüketicileri yabancılaştırmadan artan maliyetlerle başa çıkma yolları aradıklarını belirtti.

CEO Ritch Allison Salı günü sanal ICR Konferansı katılımcılarına verdiği demeçte, “Sepet maliyetlerimizde 2021′e kıyasla benzeri görülmemiş artışlar bekliyoruz” dedi.

Pizza zinciri, 2022 için gıda sepeti maliyetlerinde %8 ile %10′luk bir artış öngörüyor. Et, peynir ve bazı tahılların fiyatları artıyor, bu da pizzaları daha pahalı hale getirecek.

Pizza zinciri, maliyetleri düşürmeye çalışırken kar marjlarını korumak amacıyla ulusal promosyonlarını da uyarlayacak.

Pizza zinciri ayrıca küreselde, net birim büyümede %6 ile %8 ve perakende satışlarda %8 ile %10 arası büyüme beklediğini söyleyerek iki ila üç yıllık görünümünü yineledi.

Şanghay’da ‘1000 Ağaç’ Adında Fütüristik Bir Alışveriş Merkezi Açılıyor

Son yıllarda Şanghay’da oldukça çeşitli alışveriş merkezi konseptleri görmeye devam ediyoruz. Tian An China Investment şirketi, Şanghay’ın sanat bölgesinin kalbindeki en yeni eko-yeşil yaşam tarzını içeren ‘1000 Ağaç’ adlı alışveriş merkezini açmaya hazırlanıyor.

alışveriş merkezi 3
1000 ağaç konsepti

Proje, Şanghay’daki UK Pavillion ve Google King’s Cross ofislerinin tasarımının arkasında imzası olan Heatherwick Studio tarafından tasarlandı.

Suzhou Nehri’nin 1100 metrelik kıyısının yanında yer alan 1000 Ağaç, bir dağa benzeyen yükselen bir etki yaratmak için site boyunca dikey bir ızgarada düzenlenmiş sütunların tepelerine yerleştirilmiş 250.000 bitkiye ve isminin kaynağı olan 1000 ağaca ev sahipliği yapıyor.

Doğayla İç İçe Bir Alışveriş Merkezi

Heatherwick Studio’nun Kurucu Müdürü Thomas Heatherwick, “Bu devasa proje, Şanghay’da bir sembol olan Suzhou Deresi’nin ve şehrin ana sanat bölgesi olan M50’nin hemen yanında yer alması nedeniyle üzerinde titizlikle çalışılmasını gerektiriyordu.” dedi.

M50 sanat bölgesi ile uyum sağlamak için bina cephesinde VHILS, Daleast ve Mode 2 dahil olmak üzere 12 uluslararası ve yerel sanatçının sokak sanatı sergileri sergilenecek.

Eko-yeşil yaşam tarzını benimseyen alışveriş merkezi, yerel kültüre saygı göstermek için Şanghay’ın tarihi Fufeng Un Değirmeni ve eski Ambalaj Deposu gibi mirasını da koruyor.

alışveriş merkezi 4
1000 ağaç ve suzhou nehri

“İpuçlarımızı yandaki eski binaların ölçeğinden aldık ve tekil devasa gelişimimizin görsel hissini daha küçük unsurlardan oluşan bir birikime nasıl uygulayacağımızla ilgilenmeye başladık.”

Proje; 12 amiral gemisi mağazaya, 91 mağazaya, 63 restorana ve yiyecek-içecek satış noktalarına ev sahipliği yapan 62.706m2’lik bir perakende alanı içeriyor. 

Bodrum katında yemek alanı ve süpermarket bulunurken, üst kısımdaki beş kat perakende mağazalarına ayrılacak. Sonraki dört üst kat ise restoranlar için olacak.

“1000 Ağaç’ın dönüştürücü bir topografya parçası olacağını düşünüyoruz. Yakınlaştırdığınızda, orada yaşayan ve çalışan insanların hayatlarını çerçeveleyen çok sayıda değer ortaya çıkaracağını umuyoruz.”

Tian An China Investments Company CEO’su Patrick Lee, “1000 Ağaç, yalnızca kentsel bir mahalleyi yeniden canlandırma projesi olarak değil, aynı zamanda çevredeki mahalleleri de içine alan iyi ölçekli bir “Yeşil Akciğer” alanı olarak tasarlandı” dedi.

alışveriş merkezi 2
“1000 ağaç” 2 yıl içinde tamamlanacak

Geliştirmenin ilk aşaması geçen ay tamamlandı. İkinci aşama şu anda devam ediyor ve alışveriş merkezinin iki yıl içinde açılması planlanıyor.

Hugo Boss 4. Çeyrek Satış Oranlarını Açıkladı

Hugo Boss yaptığı açıklamada, dördüncü çeyrek kazançlarının Alman moda evini neredeyse pandemi öncesi seviyelere geri döndürdüğünü ve tüm yıl satış hedeflerini aştığını belirtti.

Şirket, gelirinin 2021’de %43 artış göstererek 2,786 milyar Euro’ya yükseldiğini açıkladı.

Bu oran  Avrupa ve Amerika’daki güçlü talebin etkisiyle de kura göre düzeltilmiş seviyede yaklaşık %40 oranında net artış anlamına geliyor.

Şirketin 2021 için faaliyet karı (EBIT) şu anda 228 milyon Euro olarak görülüyor. 

Hugo Boss, dördüncü çeyrek satışlarının bir önceki yıla göre %55 artarak 906 milyon avroya ulaştığını söyledi.

Vakko’dan İyi Yemek Platformu Fuudy’e Yatırım

Vakko Holding, 2022’ye yeni bir yatırımla girdi ve online yemek siparişi platformu Fuudy’ye ortak oldu. Türkiye’nin en iyi restoranlarının menülerini ve seçkin lezzetlerini evlere getiren Fuudy, bu yatırımdan elde ettiği gelirle sürdürülebilir büyümeyi, teknoloji ve insan kaynağını geliştirmeyi hedefliyor.

İstikrarını koruyarak 2021 yılını başarıyla tamamlayan Vakko, 2022’nin ilk yatırımını dijital alanda gerçekleştirdi. Vakko Holding, büyüme stratejileri ve yeni yatırımları kapsamında online siparişte iyi yemek deneyimlemek isteyenler için kurulan Fuudy’ye toplam 10,1 milyon USD değerleme üzerinden 3 milyon USD tutarında yatırım yaptığını açıkladı. Vakko, dijital platform Fuudy’nin sağladığı hizmetleri genişletmeyi ve yeme içme sektöründeki lüks kavramını daha da yaygınlaştırmayı hedefliyor.

Müşteri deneyimini artırmanın planlandığı girişimle, dijital platformun yeni hizmet noktalarında yer alması ve Vakko’nun bu alandaki deneyimiyle Fuudy’nin büyümesine katkıda bulunarak operasyonel verimliliğin artırılması bekleniyor.

Yeni yatırımla ilgili değerlendirme yapan Vakko Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko, “Vakko stilini, hayatın her alanında hissettirmek hedefiyle 2021 yılında başladığımız yatırımlarımızın 2022’de de devam edeceğini paylaşmıştık. 2022’de Vakko dostlarına verdiğimiz hizmeti daha üst seviyelere taşımak için dijitalleşmeye ve bu alandaki girişimlere destek vermeye devam edeceğiz. Fuudy’yi büyütmeyi, hizmetlerini çeşitlendirip geliştirmeyi ve müşteri deneyimine dair bilgi birikimimizi aktarmayı planlıyoruz” dedi.

Vakko CEO’su Jaklin Güner, bu yatırım ile ilgili değerlendirmesinde “İçinde bulunduğumuz dijital çağda, teknolojiyi kullanarak işi dönüştürmek artık çok daha önemli. Vakko olarak, her zamanki gibi bu dönüşüme de öncülük etmek için ilham veren projeler üzerinde çalışıyoruz. Değişen tüketici alışkanlıklarını ve teknolojinin sağladığı kazanımları düşündüğümüzde, önümüzdeki yeni dünyaya uygun ekip ve işlerin Vakko dünyasında oluşturulduğu heyecan verici bir sürecin başlangıcındayız. Yakında yeni gelişmelerin de müjdesini vereceğiz” dedi.

Moda’nın en seçkini Vakko, İyi lezzetlerin en seçkini Fuddy

Fuudy Kurucu Ortağı Cem Mirap, “Restoran sektörünü ve Türkiye’nin en iyi lezzetlerini iyi bir seçki ve deneyim ile online olarak eve getirme misyonuyla hayata geçen Fuudy’nin pandemi döneminde başlayan yolculuğunun gittikçe büyüyerek ve gelişerek ilerlemesi mutluluk verici. Tüketiciye “en iyi” olanı sunmayı ilke edinerek çıktığımız yolda, iş dünyasında kendi alanının en iyilerinden biri olan Vakko ile ikinci yatırım turunu tamamlamasının sadece Fuudy’ye değil, tüm yiyecek-içecek sektörü ve gastronomi ekosistemine katma değerinin olacağına inanıyorum” diye konuştu.

Fuudy Kurucu Ortağı ve CEO’su İlker Baydar, konu ile ilgili gerçekleştirdiği açıklamasında “Günümüz girişim ve inovasyon ekosisteminde kişiselleştirilmiş servis ve hizmetler, sürdürülebilirlik ve ekonomiye duyarlı olmak büyük önem taşıyor. Fuudy bu dönüşümün kendi alanında liderliğini yapmak üzere çıktığı yolda, yatırım alarak online yemek platformu ve kesişen dikeylerde büyümeye odaklandı. Vakko’nun Fuudy’nin büyüme stratejilerine hız ve değer katacağı görüşündeyim” diye belirtti.
Dijital alandaki yatırımlarını ve yeni girişimlerini uzun yıllardır sürdüren Vakko, şıklığı ve lezzeti Vakko L’atelier ile Vakko Dostları’na sunuyor. Fransız pastacılık sanatını Vakko zarafetiyle bir araya getiren Vakko Patisserie; özel sunumlarıyla Ice Cream, Delight, artizan ve katkısız olarak, 30 yılı aşkın bir süredir en özel günlere eşlik eden Vakko Chocolate, Fransız ve dünya mutfağını buluşturan Vakko Bistrot’nun eşsiz lezzetleri ve Vakkorama Cafe’nin sevilen menüleri de Vakko L’Atelier dünyasında yer alıyor.

Yeme içme dünyasının tanınmış isimlerinden Cem Mirap ve e-ticaret sektörünün tecrübeli ismi İlker Baydar’ın güçlerini birleştirmesiyle ortaya çıkan Fuudy, ev konforunda iyi yemek teması ile 800’ü aşkın üye iş yeri ve 150’yi aşkın exclusive markanın kaliteli ve seçkin lezzetlerini gastronomi tutkunlarına ulaştırıyor. Sürdürülebilirlik konusunda duyarlı, çevre dostu yeni nesil dijital platform Fuudy kurulduğu günden beri geri dönüşümlü materyaller ve özel kuryelerle hybrid araçlar kullanarak hizmet veriyor. İstanbul, İzmir ve Bodrum’da hizmet veren Fuudy’ye bağlı restoranların yüzde 40’ı, sadece bu platform özelinde kullanıcılar ile buluşuyor.

Tommy Hilfiger’ın Yenilikçi Adımları!

1985 yılından beri gelenekselle modernizmi birleştiren, tasarımlarıyla adından söz ettiren Tommy Hilfiger yenilikçi bakışıyla da sektörün önden gelen markalarından olmaya devam ediyor. Marka son zamanlarda stratejisini çeşitlilik, kapsayıcılık ve sürdürülebilirliğe yatırım yapma konusuna çevirmiş durumda.

Geçen yıl marka, moda endüstrisinde değişimi hızlandırmak için iş kuran altı küresel girişimcinin sergilendiği 2021 Tommy Hilfiger Fashion Frontier Challenge‘ın finalistlerini açıkladı. Fashion Fronter Challenge, moda endüstrisinin daha çeşitli, kapsayıcı ve sürdürülebilir olması konusunda adımlar atan küresel bir girişimdir. 

tommy hilfiger fashion frontier challenge yarismasi
Thomas Jacob Hilfiger ve Finalistler

Marka yaptığı bir açıklamada bu girişimin markanın sürdürülebilir ve kapsayıcı vizyonunu somuşlaştırdığını söyledi. Program hali hazırda 430’dan fazla başvuru almış durumda ve çeşitli genç girişimcileri desteklemeye devam etmek için çabalıyor. 

Programa katılan 6 finalist: Güney Afrika merkezli sosyal girişim Clothes to Good; İsviçre merkezli ürün izlenebilirlik teknolojisi Haelixa; Etiyopyalı sürdürülebilir moda markası Mafi Mafi; Hollandalı yapay zeka girişimi Lalaland; Mobil teknolojiden yararlanan Kenya merkezli kuyumculuk işletmesi Soko; ve Ruanda merkezli çevre dostu bir ayakkabı markası Uzuri K&Y.

Marka finalistleriyle ilgili ”Gerçek ve sürekli etki yaratmaları için programımızın fırsatlarından yararlanmalılar” dedi. 

tommy hilfiger yenilikçi adımları
Fashion Frontier Challenge

Geçtiğimiz aylarda girişimciler hem marka hem de kar amacı gütmeyen işletme okulu INSEAD tarafından eğitildi ve desteklendi. Ayrıca final etabı sırasında çeşitli endüstri liderlerine sunum yapmak için de hazırlandılar. Tommy ve farklı yedi uzmanın yer aldığı panel 12-13 Ocak 2022’ de gerçekleşecek ve kazanacak 2 finalist belirlenecek. Kazananlar girişimlerini hızlandırmak için 100.000 euro ödülün sahibi olacaklar ve 1 yıl boyunca INSEAD’ da eğitim alma hakkı kazanacaklar.

Markanın genç girişimcilere olan büyük çapta desteği sektörde oldukça nadir gördüğümüz şeylerden bu yüzden de modanın döngüselliği ve kapsayıcılığı için de atılmış büyük bir adım.

Tommy Hilfiger’ın Logosunda Yenilik Saklanıyor

Markanın logosu aslında değişimi, kapsayıcılığı sembolize eder ve yeni girişimcilerin desteğe erişimleri için bir hoşgeldin işaretidir. Markanın Global CEO’su Martijn Hagman, “İstediğimiz ve görmemiz gereken moda ortamını yaratan girişimcilerin fikirlerini güçlendirmeye devam etmekten gurur duyuyoruz” dedi.

Hilfiger, geçtiğimiz yıl İngiliz Moda Konseyi’nin moda ödüllerinde endüstriye sağladığı katkılardan dolayı Üstün Başarı ödülü aldı.

tommy hilfiger ingiliz moda odulleri
Tiktok sponsorluğunda İngiliz Moda Konseyi Ödülleri ve Hilfiger

Bu ödülü almasında markanın hem endüstriye katkı sağlaması hem doğa dostu olması yatıyor. Marka ürünlerini oluştururken 4 temel fikir üstünde duruyor. Ürünlerin dairesel hale getirilmesi, gezegenin sınırlarının farkında olmak, kapsayıcı ve erişilebilir olmak ve fırsatlara eşit erişim sağlamak.

Bugüne kadar marka vizyonunu yerine getirecek birçok adım attı ama özellikle sürdürülebilirlik konusundaki adımları oldukça değerli. Marka, denim kot pantolon için endüstriyel ölçekte yüzde 100 geri dönüştürülmüş pamuklu kumaş kullanan ilk markaydı ve elma derisi spor ayakkabısı deriye alternatif olarak yüzde 24 geri dönüştürülmüş elma lifi içeriyor.

Tommy Hilfiger ayrıca dünya genelinde alışverişte zorluk yaşayan 73 milyon engelliyi de unutmuyor. Sesle etkinleştirilen sanal asistan tasarlayarak markanın herkese erişmesini sağlıyor. Moda endüstrisinin hızla değiştiği bu günlerde marka hem iş hem tedarik zincirini sürekli olarak dönüştürerek her endüstri içindeki yerini sağlamlaştırıyor hem de genç girişimcilere örnek oluyor.

Perakendede Kazanmanın Tek Yolu: Kişiselleştirme

Kişiselleştirme son on yılda başarılı perakendeciliğin önemli bir özelliği olmuştur. Müşteri isteklerine uymak da buna dâhil! Günümüzde perakendeciler ‘kişiselleştirme’ ve ‘özelleştirme’ terimlerini çok sık kullanıyor ve üstelik bu iki terim hem mağaza içinde hem de çevrimiçi müşteri deneyiminde çok farklı faydalar sunuyor. Fakat ne kadar benzer olsalar da aralarında büyük bir fark var.

Basitçe söylemek gerekirse kişiselleştirme, perakendecilerin müşterilere daha özel bir hizmet, deneyim, ürün teklifi uyarlaması ve benzersiz bir alışveriş deneyimi sunması için verilerden yararlanmasını sağlar. Özelleştirme, alışveriş yapanların tasarımcı olarak hareket etmesine ve üretimin sonraki aşamalarında seçimlerinizin ürününüzü geliştirmesine olanak tanır.

Ünlü mağazalarda müşteriler için kişiselleştirme

Lüks mağazalar her zaman VIP müşterilerini cömert birinci sınıf alışveriş deneyimleriyle şımartıyor. Örneğin Selfridges’ de müşterilerin çok dilli stil danışmanlarından biriyle özel olarak bir süitte 2 saatlik randevu alabilmeleri teşvik ediliyor. Yine de birçok marka, daha iyi bir alışveriş deneyimi yaratmak için kişiselleştirmeyi ön plana çıkarıyor ve bunun sonucunda marka sadakati kazanıyor.

Sephora, müşterilerine hem mağazada hem de çevrimiçi ortamda kişiselleştirilmiş bir alışveriş deneyimi sağlaması ile ünlenmeye devam ediyor. Örneğin alışveriş yapanların mağazada veya uygulama aracılığıyla sanal olarak makyaj denemelerini sağlamak için 3D arttırılmış gerçeklik aynası kullanıyor. Bu aracın nasıl fark oluşturduğunu, pandemi sebebiyle mağazalarda makyaj numulerinin müşteri kullanımına yasaklanmasından sonra görebildik. Sephora müşterilerine Beauty Insider sadakat programı aracılığıyla da düzenli ücretsiz hediyeler göndererek kişiselleştirilmiş bir hizmet sağlıyor.

perakendede kazanmanın tek yolu kişiselleştirme
sephora’nın kişiselleştirme örneği sanal ortamda makyaj uygulaması

Ritual Cosmetics, tüm mağazalarında birebir kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimi sunuyor ve bir üyelik paketi aracılığıyla yine marka sadakatine teşvik ediyor. Üyeler ayrıca küratörlü etkinliklere, sağlıklı yaşam tavsiyelerine ve diğer müşterilerden farklı bir outlet mağazasına erişebilmektedir.

McDonald’s arabaya servis menülerini kişiselleştirmek için saatin kaç olduğuna ve hava durumuna göre değişen yemek menülerini kullanıyor. Ayrıca, müşterilere ek bir satış fırsatı olarak yemeklere eklenecek ilgili ek öğeler arasından seçim yapma konusunda rehberlik eden bir bilgi sistemi bulunmakta.

kişiselleştirme
perakende
gün saatine göre popüler olan alternatif yiyecekleri içeren menü sistemi

Strateji, danışmanlık, dijital, teknoloji ve operasyon hizmetleri sunan küresel bir yönetim danışmanlığı ve profesyonel hizmetler şirketi olan Accenture, tüketicilerin %91’inin, kendileriyle alakalı olacak şekilde etkileşime giren markalardan alışveriş yapma olasılıklarının daha yüksek olduğunu söylüyor. Ayrıca müşterilerin kişiselleştirilmiş teklifler ve öneriler yoluyla unutulmaz deneyimler yaşadıklarını ortaya koydu. Gerçekten de, Y kuşağının %70’i, daha kişiselleştirilmiş bir deneyim karşılığında verilerinin kullanılmasına izin vererek çevrimiçi alışveriş davranışları hakkında bilgi alışverişinde bulunmaktan mutluluk duyacaklardır.

Seri üretimden hiper kişiselleştirmeye geçişin işletmeler için büyük maliyet etkileri olabilirken, müşterilere alışveriş deneyimiyle yaratıcı bir şekilde etkileşim kurma fırsatı sağlamanın büyük faydaları var.

Burger ekmeği seçimi bir araba rengi seçiminden ve takım elbise astarı seçiminden daha fazla kişiselleştirilmiş deneyim sunabilir. Burger King’in uzun süredir devam eden sloganı ‘istediğin gibi olsun’ bu tür kişiselleştirmeyi sağlayan siparişler için özelleştirilebilir bir işleve izin veriyor.

Özelleştirilmiş hizmetler sadece yeni markalara has değil. 314 yaşında, lüks Londra mağazası Fortnum ve Mason kısa süre önce bir çay harmanlama hizmeti başlattı.

Müşterileri kişiselleştirme konusunda yönlendiren uzmanlar, yaprak türünden aromaya kadar seçenekler sunarak mükemmel profili oluşturmasını sağlar. Çayın tüketileceği günün saati gibi tercihleri kullanarak ‘tearistler’ (çay yapımını ve çay tadımını hem çaya yeni başlayanlar hem de bilenler için tanıtarak; halk için çayı erişilebilir hale getirme sanatını ve mesleğini uygulayan bir çay uzmanı) tarafında “damak tadına göre kişiselleştirilmiş bir deneyim” olduğu algısını oluşturuyorlar.

Kişiselleştirme için teknolojiyi kullanmak şart

Teknoloji, kişiselleştirme ve özelleştirme için en büyük itici güçlerden biridir ve her işlemin dikkate alınması fırsatları artırır. Müşterilerin, alışveriş deneyiminin bir parçası olarak satın almadan önce artırılmış gerçeklik araçlarını kullanarak ürünleri görselleştirmelerini sağlamak, bir perakende markasıyla bekleme süresini ve eğlenceli etkileşimi teşvik edebilir.

Teslimattan önce gerçek hayata yakın bir şekilde ürünleri görme fırsatı ne kadar büyük olursa, tüketiciler için daha fazla netliğe sahip olmasını sağlar ve beklentilerini belirlemeye yardımcı olur.

Wayfair oda planlayıcı, müşterilerin oda stillerini, boyutları seçmesine ve ardından uyumu sağlamak için bir ürünü yerleştirmesine olanak tanır. Çevrimiçi alışveriş mağazalarına daha fazla kişilik ve değer katmak için 3D ve AR araçlarını kullanan şirket için büyüyen bir potansiyel var.

image asset
wayfair oda planlayıcı

2022’ye girerken, tüketicilerin perakendeye yönelik istek ve talebinin bitmek bilmez olduğu açık. Müşteriler, hem ürün hem de alışveriş deneyiminin tamamen kendileriyle alakalı olmasını istiyorlar. Bir perakendeci neyin mümkün olduğunu müşterilere gösterirse, diğer perakendecilerden de aynı şeyi sunma beklentileri o kadar büyük olacaktır.

Değer odaklı ve tutarlı bir şekilde hizmet veren bu markalar, perakendeci ve tüketici arasında duygusal bir ilişki kurmaya devam edecek. Tekliflerinin merkezinde hem kişiselleştirilmiş hem de özelleştirilmiş deneyimler yer aldığından, gelecekteki başarılarını garanti edecekler.