Ana Sayfa Blog Sayfa 317

Migros, Online Yemek Siparişi Sektörüne Giriyor: “Migros Yemek”

Migros, Migros Sanal Market, Migros Hemen, Macroonline ve Tazedirekt markaları ile birlikte ilerlettiği online kanalını ‘Migros Yemek’ ile devam ettireceğini ve online yemek siparişi sektörüne adım atacağını açıkladı.

Migros Yemek, Migros uygulamasında Sanal Market, Migros Hemen ve Migros Ekstra’den sonra yeni bir sekme olarak yer alacak.

‘Migros Yemek’ ilk olarak Ataşehir’de hizmet verecek

migros, online yemek siparişi sektörüne giriyor: "migros yemek"

İlk etapta İstanbul Ataşehir’de hizmet verecek olan uygulama, sonrasında İstanbul’un diğer illeri, Ankara ve İzmir olarak genişletilecek.

Türkiye’nin 81 ilinde hizmet vermesi planlanan hizmet için ilk siparişte 30, ikinci siparişte 20 TL indirim seçenekleri sunulacak.

Verilen siparişler ilk olarak restoranlar tarafından teslim edilirken, ilerleyen süreçte Migros’un dağıtım gücü kullanılarak ‘Migros Getirsin’ seçeneği de eklenecek.

Bu sayede ‘Migros Yemek’ ülkemizde hizmet veren diğer online yemek siparişi oyuncuları olan Yemeksepeti, Getir ve Trendyol Yemek‘e de doğrudan rakip olmuş oldu.

Müşterilerilerinin hayatlarına değer katacak yeni bir hizmetle daha buluşturduklarını belirten Migros One Managing Director Orçun Onat, bu yeni servisin kaliteli hizmet anlayışı ve restoran çeşitliliği ile uygulamalarına önemli ölçüde trafik getireceğini de sözlerine ekledi.

McDonald’s Güney Kore’den de Çıkıyor

Geçtiğimiz günlerde McDonald’s, Rusya’dan tamamen çekileceğini açıklayan markalar arasında yerini almıştı. Ardından ülkedeki tüm restoranların satışını ülkedeki en büyük franchise sahibine satarak ülkeden tamamen çıkan restoran zinciri Güney Kore’den de çıkmak istiyor.

Ülkedeki rekabet yoğunlaşırken fast food devi, tüm restoranlarını devrederek ülkeden çıkmak istiyor.

Ülkeden çıkan tek fast food zinciri McDonald’s değil

mcdonald's güney kore'den de çıkıyor

Yerel kaynaklara göre McDonald’s; Burger King, KFC ve Mom’s Touch’ın ardından Güney Kore’den çıkmak isteyen dördüncü büyük fast food zinciri.

1988 yılı itibari ile ülkede ilk mağazasını açan markanın Güney Kore’de 404 restoranı bulunuyor.

Şirket Güney Kore’de geçen yıl 801 Milyon ABD doları satış kaydetti ve mağazalar, yıllık yüzde 9,7 artışla bunun yüzde 70’ini oluşturdu. İşletme, geçen yıl 27 Milyon ABD doları net zarar bildirdi. Bu oran bir önceki yıla göre yüzde 47,6’lık bir iyileşme demek.

Euromonitor, Güney Kore burger pazarının 2020’de 2,3 Milyar Dolara ulaştığını ve ülkeye daha fazla premium burger markası girdiği için bu rakamın geçen yıl 3,1 milyar dolar değerinde olduğunu tahmin ediyor.

Perakende Pazarlaması: Günün Sonunda Kazanan Kim?

murat kocaerkek

Yaşadığımız gezegende -ki muhtemelen bir iki asır daha alternatifi olamayacak gibi gözüküyor- son yıllarda yaşadığımız baş döndürücü gelişmeleri kısaca hatırlayalım.

Çok değil daha bir yıl önce kısıtlamaların, kapamaların ve belki de on yıllar boyunca yaşanacak değişimlerin çok hızlıca hayatımıza girdiğine şahit olduk.

Dünya o kadar hızlı değişiyor ki buna ayak uydurmayı çoktan bıraktık; sadece hızla adapte oluyoruz.

İnsan olarak bizler sosyal varlıklarız ve alışveriş aslında sadece bir ihtiyaç değil aynı zamanda sosyalleşme gerekçesi de. Pandemi öncesi online ticaret artış eğilimindeydi. Pandemi döneminde ise altın çağını yaşadı diyebiliriz. Ancak online alışveriş ne kadar artarsa artsın hatta metaverse çılgınlığı hangi boyuta ulaşırsa ulaşsın insanların fiziksel mağazalardan vazgeçemeyeceği; alışverişin aynı zamanda bir etkinlik, vakit geçirme biçimi ve sosyalleşme aracı olduğunu da unutmamız gerekiyor.

Pandemi döneminde dışarı çıkamayan insanların alışveriş alışkanlıkları ve alışveriş şekilleri çok değişti. Yeni kıyafetler almak yerine – çünkü dışarıya çıkıp kendimizi gösteremediğimiz için- evde vakit geçirdik ve çok doğal olarak elektronik eşyalar ve ev eşyaları, hobilere yönelik alışverişler arttı. Pandemi sonrası ise moda markaları ve havayolları yeniden yükseliyor.

Hem iş hayatı hem de insanlık belki de onlarca yılda değiştireceği süreçleri/kuralları sadece birkaç senede değiştirdi; uzaktan çalışma, sağlıkla ilgili farkındalık, dünyamızın ve ekosistemimizin geleceği vb. konularda çok hızlı değişimlere tanık olduk ve oluyoruz.

Perakende sektörü de bu değişimden payını fazlasıyla aldı.

En önemlisi ise değişen tüketici popülasyonunun, yeni jenerasyonların da tüketim ve yaşam tercihlerinin değişmesiyle perakende sektörü farklı bir yöne doğru evriliyor. Değişen tüketiciler boyutunu kısaca şöyle özetleyebiliriz; artık deneyime çok önem veren, satınalma yerine kiralayan, sürdürülebilirlik kavramına çok aşina bir yeni nesilden bahsediyoruz; herkesin dilinde olan şu Z jenerasyonu.

Z jenerasyonu ve devamında takip edecek jenerasyonlar sürekli bağlı (online) ve dijitale aşina bir nesil; cep telefonlarının ve ekranların içine doğmuş bir nesil. Eskiden hanelerde tek bir ekrana bakıyorduk; şimdi ise herkesin kendi ekranı var ve bu da zorunlu birliktelik yerine bireyselliğin o cazibeli ancak kopuk gerçeği ile bizi tanıştırmış oldu.

Şimdilerde METAVERSE, dijital/sanal mağazacılık çokça konuşulan kavramlar. Tüketimin şekli de, içeriği de büyük bir değişimin arifesinde. Teknolojinin ve sosyal medyanın da bunda payı çok büyük elbette.

perakende pazarlaması: günün sonunda kazanan kim?
perakende pazarlaması: günün sonunda kazanan kim? 5

Perakende pazarlaması bütün bu olanların neresinde?

Pazarlama çokça duyduğumuz, popüler ve hayatımızın içinde olan çok geniş bir kavram.

Perakende pazarlaması ise perakendecilerin özel ihtiyaçlarına odaklanan, hedef tüketiciye ulaşmak için yapılan faaliyetleri ifade eder.

Perakende pazarlamasının iki önemli alanı vardır; marka ve ürün tanıtımı.

İşletmenin, müşterilerle ilişkiler geliştirerek, ikna edici reklam kampanyaları üreterek ve müşteri geri bildirimlerine yanıt vererek güçlü bir marka imajı yaratması gerekecektir.

Ürün tanıtımı ise perakendecilerin daha fazla müşteriyi kapılarına girmeye ikna etmek için kullandıkları stratejidir; örneğin stratejik bir alanda bulunma veya yerel olarak bulunmayan benzersiz ürünler sunma gibi.

Perakende pazarlamasında insanı en merkeze alan ve müşterinin hayatını kolaylaştıran süreçler ön plana çıkacak ve günün sonunda kazanan olacaktır.

Müşterisine dürüst olan, ona sadece ürün değil deneyim ve bu yolla tatmin sunan, çevreye, ekosisteme duyarlı, ihtiyaçları daha ortaya çıkmadan kavrayıp hızlı davranan markalar bu yeni dönemde öne çıkıyor ve çıkacak. Aynı zamanda değişen müşteri kitlelerini tanımak ve onların ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunmak artık bir ayrıcalık değil zorunluluk.

Günümüzde perakende pazarlamasını etkileyen en önemli olgular nelerdir?

Görsellik, hikaye anlatıcılığı ve sosyal medya.

Çağımız hikâye anlatıcılarının dönemi. Eskiden haber vermek, bir şeyi nakletmek önemli idi. Artık herkes her şeye ışık hızı ile ulaşabiliyor; bilgi parmaklarımızın ucunda. Doğru bilgiye nasıl ulaşılacağını bilmek ve en önemlisi bundan anlamlı bir hikaye çıkartmak sizi yığın kitlelerinden ayırıyor. En iyi hikâyeyi en hızlı şekilde aktaran ve hikayesi ile duygusal bağ yaratan markalar işe 1-0 önde başlıyor. Bir zamanlar banka ve sigorta reklamları vardı; hangi ürünü anlattığını hatırlamadığınız ve hatta hangi banka olduğu aklınızda kalmayan. Elbette o çalışmalarda çok değerli tabi ki ancak hikaye anlatıcılığı ile bunu kast etmiyoruz.

Hikâye anlatıcılığı insanların merak ettiklerini ve güncel konuları aktarmak; gündem oluşturmakla ilgili. Bu nedenle en iyi hikayeyi anlatan markalar öne çıkacak.

Sosyal medyayı ise başlı başına bir yazının konusu olabilir.

Pop Art akımının en önemli temsilcilerinden Andy Warhol’un o meşhur sözünü hatırlayalım: “Herkes bir gün on beş dakikalığına ünlü olacaktır”.

Şu anda tam da bu dönemi yaşıyoruz. Herkesin nasıl olursa olsun ünlü olduğu veya olmak istediği, kişilerin büyülenmiş gibi influencer kişileri ve ünlüleri takip ettiği, onlar gibi hissetmek için alışveriş yaptığı dönemde sosyal medyanın pazarlamadaki gücü elbette yadsınamaz. Tüm büyük markalar da bu ortamdan faydalanıyor tabi ki. Sıklıkla hiç satmayan bir ürünün sosyal medya reklamlarından ve ünlülerin kullanımından sonra nasıl en iyi satanlar listesinde olduğunu gözlemliyoruz. O nedenle sosyal medyanın gücü tartışılmaz.

Hatta şu anda Instagram için dünyanın en büyük online satış yeri diyebiliriz. Tabi ki uygulamanın kendisi değil ancak yarattığı ekonomiden bahsediyoruz.

Ve görsellik…

Günümüzün en önemli olgusu tartışmasız. Tüketiciler olarak adeta sosyal medyada yaşıyor, orada beğenip, beğenilip orada en iyi görünmeye gayret ediyoruz. Hep en mutlu ve en keyifli görünme çabası var. Bunun bir sonraki boyutuna ise çoktan adım attık bile; Metaverse.

İşin psikolojik ve felsefi boyutuna girmeden fiziksel perakendede görsel düzenlemenin öneminden bahsedelim.

Online veya fiziksel mağazalarda (tabi ki farklı dinamikler var) ürünlerin sergilenmesi, renk kombinasyonları, vitrin düzenlemeleri aslında Visual Merchandising yani Görsel Düzenleme konusuna girmekte.

Fiziksel mağazalarda özellikle “impulse buying” diye adlandırılan anlık satınalma kararlarına mağaza için görsel düzenlemesinin katkısı çok büyük.

Son dönemde sektördeki nerdeyse tüm büyük oyuncularda müşteriyi içine çeken alanların, duvar, vitrin ve manken düzenlemelerinin yapıldığını görüyoruz. Trend olarak bu devam edecek; hatta daha da artacak.

Yine Türkiye’de ve dünyada 3 boyutlu dev mağaza vitrinlerinin ve dijital ekranların kullanımının arttığını görüyoruz. Bunlar bilimkurgu filmlerini aratmayacak şekilde devam edecek. Tom Cruise’un oynadığı AZINLIK RAPORU (Minority Report) filmini hepimiz hatırlarız. Vitrine yaklaştığınızda göz retinanızdan sizi tanıyan ve size özel ürün sunan vitrinlerin sadece bir tık gerisindeyiz. Şu anki CRM uygulamalarında sizi cep telefonu uygulamasından tanıyıp, en son yaptığınız alışverişlerin analizine göre beğenebileceğiniz ürünlerin sunulması uygulamaları bile neredeyse eskidi. Her bir hareketinizi takip edip sizi alışverişe yönlendirmek için her daim yeni çözümler sunan bir teknoloji!

Korkutucu mu? Kolaylık mı? Aslında hiçbiri. Bu gerçek ve şu anda bizde içindeyiz.

Pazarlama hep hayatımızın içinde ve her zaman da olmaya devam edecek. Biz istesek de istemesek de. Çünkü pazarlama disiplini bizi bizden daha iyi tanıyor…

ZARA’nın İade Ücreti, Sektörde Online İade Tartışmasını Başlattı

Zara’nın bu ay online iadeler için ücretlendirmeye başlama kararı, insanların neden online satın aldıkları ve iade oranlarının yüksekliğine ilişkin karmaşık soruları gündeme getirdi. 4 Mayıs itibariyle İspanyol moda markası müşterilerinden kargo yoluyla geri gönderilen iadeler için ücret almaya başladı. Avustralya’da iade ücretlendirmesi $2,95 olarak işlem görüyor ancak müşteriler iade edecekleri ürünleri Zara mağazalarına getirerek ücretsiz şekilde de iadelerini gerçekleştirebiliyor.

Zara’nın bu kararı müşterileri hazırlıksız yakalamış olsa da endüstri uzmanları artan maliyet ve getiri oranı göz önüne alındığında bunun şaşırtıcı olmadığını söylüyor.

Büyüyen Bir Problem Online İade

Geri gönderilen e-ticaret satın alımlarının tahmini oranı %20-30 arasında değişiyor. Ulusal Perakende Federasyonu verilerine göre, online olarak satın alınan tüm ürünlerin 2020’de %18,1’i, 2021’de ise %20,8’i iade edilmiş. Bu sayılar perakendeciler için önemli bir finansal maliyeti temsil ediyor. Tedarik zinciri danışmanlığı TMX, bir ürünü geri almanın, kalite denetimi gerçekleştirmenin, satış için yeniden paketlemenin ve müşteriye tekrardan göndermenin, ilk gönderime oranla altı kat maliyetli olduğunu tahmin ediyor. Ayrıca, muazzam bir çevresel maliyeti de bulunuyor. Üstelik perakendecilere geri gönderilen ürünlerin %30’unun yeniden satılamayacağı gözlemleniyor.

online iade
zara'nın i̇ade ücreti, sektörde online i̇ade tartışmasını başlattı 8

Daha Fazla Perakendeci Bu Yolu İzleyecek

Tüm bu nedenlerden dolayı endüstri uzmanları, Zara’nın buzdağının sadece görünen kısmı olduğu ve gelecekte daha fazla perakendecinin çevrimiçi iadeler için ücret almaya başlayacağı konusunda hemfikir. Fluent Commerce’in baş strateji sorumlusu Jamie Cairns Inside Retail’e, “İade için ücret alan daha fazla çevrimiçi perakendeci göreceğimizi düşünüyorum” dedi. ABD’de Amazon, Target ve Walmart gibi birçok büyük perakendeci, nakliye maliyeti herhangi bir karı ortadan kaldırıyorsa, müşterilerin iade etmek istedikleri düşük fiyatlı ürünlerin kendilerinde kalmasına izin veriyor.

Öte yandan ücretlendirme kararı risksiz bir karar değil. Tüketiciler iadeler için ödeme yapmaktan hoşlanmayacaklar. Hatta bazı müşteriler bu nedenle markalarını terk bile edebilir. Fakat bu durum pandemi öncesi gibi yeniden normalleşirse, müşteriler markalarından vazgeçmeyecektir. Bu sadece tüketici beklentilerini sıfırlama meselesi.

Sorunun Kökü

İadeler için ücretlendirme, perakendeciler için çözüm yolu olsa da gerçek çözümü getirmiyor. Endüstri olarak düşünmemiz gereken, ürünlerin neden bu kadar çok iade edildiği ve bunu nasıl azaltabileceğimizdir. Tüketicilerin online olarak aldığı ürünlerin iade etmelerinin birçok sebebi var; tahmini olarak müşterilerin %10’u aldıkları ürünlerin etiketlerini saklayarak giydikten sonra iade ediyorlar. Buna “alışverişin karanlık tarafı” deniliyor. İkinci en önemli sebep ise elbette beden uyumsuzluğu. Müşteriler genellikle alacakları kıyafetleri iki beden olarak alıp birini iade ediyorlar.

Artırılmış gerçeklik ile ilgili bazı araştırmalar, tüketicilerin daha iyi bir satın alma kararı vermelerine gerçekten yardımcı olabilir mi? Amazon’un yakın zamanda spor ayakkabılar için bu benzeri bir uygulaması var.

mavi zar oyun gecesi davetiye 1
zara'nın i̇ade ücreti, sektörde online i̇ade tartışmasını başlattı 9

Potansiyel Çözümler

Online alışverişte ürünün uygunluğu problemi için teknolojik çözümler yıllardır var. Birçok lider online perakendeci, diğer markaların müşteriye uyan ürünlerin önerilen bedenlerini baz alan algoritmalar kullanıyor. Ancak bu çözümlerin hiçbiri online iade sorununa anlamlı bir çözüm sağlamış gözükmüyor. Sorunun bir kısmı da perakendeciler arasında gerçekten düzenli bir uygulama olmaması. Bazıları ürünler için ölçü paylaşıyor, bazıları manken ölçüsünü baz alıyor, bazıları arttırılmış gerçeklik kullanıyor.

Peki bir ürünü depoya iade etmekten veya tüm yeniden dağıtım kanalından geçmek zorunda kalmadan, bunu bir yeniden yönlendirme sistemi içerisine alabilir miyiz? Yani iade edilen şey aradığınız şey ile aynıysa, iki müşteriyi eşleşebilecek bir hizmet olabilir mi? Endüstrinin bulduğu çözüm ne olursa olsun, iade sorunu asla tamamen ortadan kalkmayacak, ama perakendeciler bunu azaltmak için çok daha fazlasını yapabilirler.

Amazon, Ayakkabı Alışverişleri için Sanal Deneme Başlattı

Amazon, ABD ve Kanada’daki çevrimiçi müşterileri için daha sürükleyici bir deneyim yaratmak adına ayakkabı alışverişleri için sanal deneme teknolojisini kullanıma sunuyor.

Etkileşimli mobil deneyim, müşterilerin satın alma kararlarını desteklemek için bir çift ayakkabının kendilerinde nasıl görüneceğini görselleştirmelerine olanak tanıyor.

Müşteriler, bir ayakkabı seçtikten sonra, ürün görselinin altındaki “Sanal Deneme” düğmesine dokunabilir ve ayakkabıların kendilerinde nasıl durduğunu görmek için mobil cihazlarını ayaklarına doğru tutabilir. Üstelik her açıdan nasıl göründüğünü görmek için ayaklarını hareket de ettirebilirler.

Müşteriler ayrıca sanal ayakkabının fotoğrafını çekip arkadaşlarıyla paylaşabilirler.

Sanal deneme belirli markalar ve cihazlarda kullanılabiliyor

amazon, ayakkabı alışverişleri için sanal deneme başlattı
amazon, ayakkabı alışverişleri için sanal deneme başlattı 11

Sanal ayakkabı deneme; New Balance, Adidas , Reebok , Puma , Superga , Lacoste ve Asics gibi markaların stilleri ile iOS’taki Amazon alışveriş uygulaması aracılığıyla ABD ve Kanada’daki müşteriler için geçerli olacak. Uygulama yakında daha fazla marka için ve Android’de de kullanılabilir olacak.

Amazon Fashion Başkanı Müge Erdirik Doğan: “Amazon Fashion’ın amacı, müşteriler için çevrimiçi moda alışverişini daha kolay ve daha keyifli hale getiren yenilikçi deneyimler yaratmaktır. Müşterilerimizin tanıdıkları ve sevdikleri markaların ürünlerini nerede olurlarsa olsunlar istedikleri zaman deneyebilmeleri adına ‘Ayakkabılar için Sanal Deneme’yi sunmaktan heyecan duyuyoruz. Deneyimi geliştirmeye ve daha fazla marka ve stile yayılmaya devam ederken müşteri geri bildirimlerini dinlemeyi ve öğrenmeyi dört gözle bekliyoruz.” dedi.

New Balance Kuzey Amerika Kıdemli Başkan Yardımcısı Melissa Worth ise şunları ekledi: “Yenilik ve tüketici deneyimlerini yükseltmek New Balance’ın merkezinde yer alıyor. Ortak müşteri tabanımızla etkileşim kurmanın kapsamlı yollarını aramaya devam ederken, Amazon Fashion’ın Ayakkabılar için Sanal Denemesinde ayakkabı seçimimizi sergilemekten heyecan duyuyoruz.”

Bir Döneme Damgasını Vuran Zeki Triko için Değişim Zamanı

1958 yılından günümüze mayo sektörünün lideri konumunda olan Zeki Triko, son yıllarında yaşadığı sorunların ardından üretime ara vermişti. Şirkete ait markalar alacaklılar tarafından icradan satışa çıkartılırken, markaya ait tüm isim haklarının satışı İstanbul 13. İcra Dairesi tarafından Aralık 2021’de gerçekleştirildi.

1958 yılında Zeki Başeskioğlu tarafından kurulan Türkiye’nin ilk ihracatını yapan, çekimlerinde ilk kez top modelleri kullanmış olan, mayo denilince aklımıza ilk gelen Türk markası Zeki, maalesef kötü günler geçirdi ve icradan satışa çıkarıldı.

bir döneme damgasını vuran zeki triko için değişim zamanı
bir döneme damgasını vuran zeki triko için değişim zamanı 15

Zeki, dünyada ünlü isimleri bir dönem giydirecek kadar popülerleşti ve akılda kalan o muhteşem reklamları markanın değeri açısından hiç unutulmadı. Bilenler bilir, Zeki Triko bir dönem dünyaca ünlü modelleri afişlerinde kullandı ve bu reklamları birçok ülkede sergiledi. Maalesef o ülkeler arasında Türkiye yoktu. Çünkü Türkiye’de yasaklar sebebi ile mayo bikini afişlerine yer verilmiyordu. Zeki Triko bunun üzerine, ürünler yerine afişlerinde sebzelere yer vererek bu kararı verenleri protesto etti.

Sadece bununla kalmayıp yasaklar devam edince, afişlerinde Atatürk’ün mayolu bir fotoğrafına yer vererek ‘Güneşi özledik’ yazan bir afiş yayınladı.

zeki triko değişim zamanı

İsmiyle müsemma oldukça Zeki yaklaşımlarla reklamlarını yürüten Zeki, Türk müşterisinin hafızalarında yer etmeyi başardı.

Zeki’de değişim başlıyor

Zeki’nin yeni CEO’su Harun Onaran: “Nesilden nesile Zeki giyildiğini biliyorduk. Piyasadaki Zeki ayrıcalığının tamamen farkında olmakla birlikte yaşanan sıkıntılardan da haberdardık. Sayın Zeki Başeskioğlu evrensel bir marka oluşturmuş ancak 3 yıl önce bazı olumsuzluklar yaşanmaya başlanmış. “Türkiye’nin ikonik markası Zeki’nin bu şekilde yok olmasına izin veremeyiz, böyle evrensel bir markayı yaşatmalıyız” düşüncesiyle, marka adı icra yoluyla satışa çıktığı anda harekete geçip Zeki’ye ait tüm isim haklarını satın almaya karar verdik. Zeki markasına ait ürünler üretmek ve olduğu yerden daha da ileriye taşımak için öncelikle emektar ekibe ulaştık. Zeki’de en az 15 yıl birlikte çalışmış, her biri alanlarında deneyimli 50 kişilik bir ekiple birlikte yola çıktık. Markaya gönülden bağlı bir ekiple işe başlamak en büyük artımız oldu” dedi.

zeki mayo 19

Zeki triko müşterisi bizi unutmadı

“4 ay gibi kısa bir sürede gece gündüz çalışıp, sahil yerlerindeki ve seçkin otellerin butikler için kapsül bir koleksiyon hazırladık ve Ramazan Bayramı ile birlikte müşterilerimiz ile buluşturduk. Aslında 2022 yılı strateji oluşturma yılımız olmasına rağmen yol bizleri, hedefleri bu yıl gerçekleştirme üzerine yönlendirdi. Bu kadar kısa sürede böyle bir koleksiyon oluşturmamızda en büyük pay tabi ki Zeki’yi hiçbir zaman yalnız bırakmayan, markaya gönülden bağlı sadık Zeki müşterisi oldu. Hem sosyal medyadan atılan mesajlar hem de müşterilerden direk aldığımız mesajlar sayesinde koleksiyonumuzu bu sene hazırlama kararı aldık”

” Bu sene önce web sitemiz ve Zeki app ile dijitalleşmeye start veriyoruz. Online satışta da güçlü bir Zeki göreceğiz. Sosyal medyamız ile dijital iletişim ve pazarlamaya yönelik kampanyalarımız olacak. Kısacası Sayın Zeki Başeskioğlu’nun kurduğu Zeki markasının geçmişine sahip çıkarak geleceğe hızlıca yön vererek, adını Türkiye sınırları dışına taşımaya, global bir marka olma yolunda aynı şekilde devam etmeye ve yeni düzenin tüm gereklerine uyarak dijitalde, online da daha dinamik bir Zeki hedefliyoruz. 2023-2024 yıllarında tüm planlarımızı gerçekleştirmek ve daha güçlü adımlar atmak niyetindeyiz. Heyecanlıyız ve zor bir iş aldığımızın farkındayız. Ancak cesaretimiz var ve zorlukların ayrı bir hazzı var. Bu sürecimizde medyadan da desteklerini bekliyoruz. Zeki yıllarca yazılı ve görsel basın ile çok özel ilişkiler yürütmüş. Dileğimiz bu işbirliklerimizin, dostluklarımızın aynı şeklide devam etmesi ve ülkemizin bu güzide markasına hep birlikte sahip çıkmamız. Özetlemek gerekirse “Bekleyin bizi Dünya Plajları” “

Müşterileriniz Bir Gün Ölecek, Peki ya Marka Ömrünüz?

müşterileriniz bir gün ölecek, peki ya marka ömrünüz?

Bir markanın doğması ve büyümesi yani marka ömrü uzun bir yolculuk ve bu yolculukta gidilen yolların da hepsi gül bahçesi değil. Asıl efor marka bir yere geldikten sonra başlıyor. Marka eğer yerinde sayarsa maalesef yok olmaya mahkûm olacak, nitekim yok olan ya da eski günlerini kaybeden birçok global ve lokal marka var.

Neden yok oluyorlar? Temel sebep, geçmişin mirasından beslenmek: “Biz 70 yıllık markayız bize hiçbir şey olmaz.”

Yeniliklere açık olmamak: “Biz zaten yıllardır böyle yapıyoruz. Biz her yolu denedik en iyisi bu.” – kısaca sabit fikirlerle hareket etmek.

Yeni bir ürün sunmamak: ” 50 yıldır biz bu kazakları üretiyoruz ve iyi satıyor “ – hep satacağını sanmak.

Dinozor beslemek… Tabir kötü olabilir ama yıllardır hiçbir şekilde kendini geliştirmeyen ekip ile çalışmak. Bir şirkette 15 yıl çalışabilirsiniz fakat yeniliklere ayak uyduramayan biri iseniz sürekli yenilenen bu dünyada siz de bir dinozor gibi, marka ömrüne zarar verebilirsiniz.

Müşterinin değiştiğini görememek ve teknoloji imkânlarını iyi kullanamamak. Alışveriş sırasında en çok sorulan soru: “Merhaba, marka kartımız sizde var mı? “ ya da “Markamızın app’ini indirirseniz size %5 indirim sağlıyoruz”. Artık bu tarz uygulamalar, müşteri için bir yük olmaya başlıyor. Neden bir markanın app’ini daha indireyim ya da cüzdanıma bir sadakat kartı daha ekleyeyim? İnsanlar bunu yavaş yavaş kendilerine sormaya başlıyor.

Müşteri değişiyor demiştim, alışveriş alışkanlıkları da değişiyor. Online’da da yoksan yavaş yavaş kaybediyorsun. İnsanlar artık ürüne kolay ulaşmak istiyor. Çok yakın bir zamanda Whatsapp üzerinden markaların ürün satmaya başladıklarını hatırlatmak isterim.

Eğitimlerde çok severek kullandığım bir önermem var; “Eğer yeni nesil tüketiciyi yakalayamazsan elinde olan müşteriler doğanın kanunu olarak bir gün ölecek ve markan da kan kaybetmeye başlayacak.”

Milyonlar harcayıp marka yaratıyorsun ama mağaza dekorunu değiştirmeden on yıl kullanıyorsan bil ki yavaş yavaş ilgiyi kaybediyorsun.

Son günlerin moda terimi “Story telling”, yani insanlar size bir hikâye için geliyor ve hikâyenizi müşteriye doğru anlatmalısınız. Müşteri sizden beyaz bir t-shirt almaya gelmiyor. Stil, Cazibe ve Tutkuya sahip olmak için o beyaz t-shirt’ü alıyor.

Burada bir dizi tavsiyesi yapmadan geçemeyeceğim. Bence her perakendeci izlemeli. Selfridge‘in doğuş hikâyesinden, kendiniz için de güzel deneyimler çıkarabilirsiniz.

Marka Ömrü

Markana ve çalışanına yatırım yapmıyorsan artık müşterin de ayağını senden kesmeye başlıyor. Eğitimli personel çok ama çok önemli. Eğitimsiz bir personel, size yüzlerce müşteri kaybettirebilir.

Müşteri mağaza içinde aradığını rahat bulabilmeli. Eğitimlerimde sık kullandığım bir sözüm vardır: “Tüm mağaza çalışanlarını mağazadan çıkaralım, müşteri aradığı ürünü tek başına bulabilir mi?”. Ana felsefe bu olmalı ve ürün yerleşimi ona göre yapılmalıdır. Burada da VM devreye giriyor. Doğru alan tanımlama, doğru görsel malzeme kullanımı, stok seviyesini dikkate alma ve olmazsa olmaz KPI’lar.

Marka ömrü ile ilgili daha birçok madde sıralanabilir. Ülkemizde binlerce marka var. Siz hangi markalardan hiç alışveriş yapmadınız ? Eminim alışveriş yapmama sebepleriniz içinde bu maddelerden biri muhakkak var.

Sizin nedenlerinizi yorumlara bekliyorum.

Temmuz ayında da isterseniz biraz asıl işimden, Görsel Mağazacılık’tan bahsedelim. Bir sonraki ay görüşmek üzere herkese sevgiler dilerim.

Haftanın Mağaza Açılışları [6-10 Haziran]

Her hafta olduğu gibi bu hafta da farklı markaların genişleme ve yeni mağaza açılışlarına şahit olduk. Hem perakende sektörünün hem de tüketicilerin zor günlerden geçtiği şu günlerde her bir yatırım, her bir açılış sektör adına altın değerinde. Umarız her bir mağaza çok çok başarılı olur. Ekiplerine kolaylıklar dileriz.

Geçtiğimiz haftanın mağaza açılışlarına buradan erişebilirsiniz.

İşte bu haftanın gerçekleşen mağaza açılışları

Englis Home – Muğla Turgutreis

haftanın mağaza açılışları [6-10 haziran]
haftanın mağaza açılışları [6-10 haziran] 23

Son birkaç haftadır mağaza açılışlarında adını sıkça gördüğümüz English Home, Muğla Turgutreis cadde mağazasının açılışını bu hafta itibariyle gerçekleştirdi.

Nautica – Kanyon

haftanın mağaza açılışları 2 [6-10 haziran]
haftanın mağaza açılışları [6-10 haziran] 24

65’den fazla ülkede bulunan Amerikan markası Nautica, Türkiye’deki 39. lokasyonunu Kanyon’da açtı. 105 metrekarelik yeni mağazada kadın, erkek, çocuk giyim ve aksesuar kategorileri yer alacak.

KFC – Seba Suits

kfc magaza
haftanın mağaza açılışları [6-10 haziran] 25

İş Gıda çatısı altında 18 ayda, 16 yeni ilde ve 113 yeni lokasyonda mağaza açan KFC, Türkiye’deki 250. mağazasının açılışını İstanbul Kağıthane Seba Suits de gerçekleştirdi.

Calzedonia / ıntımıssımı – The Land of Legends

calzedonia magaza
haftanın mağaza açılışları [6-10 haziran] 26

The Land of Legends cadde açılışları hız kesmeden devam ediyor. Calzedonia, 90. mağazasının açılışını bu hafta itibari ile Antalya’da gerçekleştirdi.

Damat Tween – Dubai Deira City Centre

damat tween magaza
haftanın mağaza açılışları [6-10 haziran] 27

Damat Tween, Dubai Deira City Centre şehrindeki 5. mağazasının açılışını bu hafta itibari ile gerçekleştirdi. Damat Tween’de yine son zamanlarda yurt dışı mağaza açılışlarını sıklıkla duyurduğumuz markalar arasında.

Vatan Bilgisayar – Esas 10 Burda AVM

vatan magaza acilis
haftanın mağaza açılışları [6-10 haziran] 28

55 ilde 108.000 metrekare satış alanıyla hizmet veren Vatan Bilgisayar, 146. mağazasının açılışını bu hafta Esas 10 Burda AVM’de gerçekleştirdi. Mağaza aynı zamanda, markanın Balıkesir kent merkezindeki ilk AVM içi mağazası.

Listede markanıza ait mağazaların yer almadığını düşünüyorsanız, [email protected] adresi üzerinden bülten gönderimlerinizi bize yapabilirsiniz.

İngiltere Perakende Satışları Hanehalkı Harcamaları ile Orantılı Olarak Düşüyor

BRC-KPMG perakende satış monitörüne göre, İngiltere perakende satışları Mayıs ayında %1,1 düştü. Bu, son üç ayda ortalama %0.7’lik bir büyümenin ardından alışveriş aktivitesinde de bir yavaşlamayı temsil ediyor.

Benzer satışlar, bir önceki yılın aynı ayına göre Mayıs ayında %1,5 düştü. Öte yandan sektördeki satış rakamları yükselen fiyat enflasyonuna göre ayarlanmadı, yani satış hacimlerinin çok daha keskin bir düşüş göstermesi bekleniyor.

İngiltere perakende satışlarında en büyük düşüş mobilya, ev aletleri ve bilgisayarda gerçekleşti

i̇ngiltere perakende satışları hanehalkı harcamaları ile orantılı olarak düşüyor
i̇ngiltere perakende satışları hanehalkı harcamaları ile orantılı olarak düşüyor 30

İngiliz Perakende Konsorsiyumu CEO’su Helen Dickinson: “Yaşam maliyeti krizi tüketici talebini sıkıştırırken satış hacimlerinde önemli düşüşler görülmeye devam ediyor. Alışveriş yapanlar bu zor dönemde büyük satın alımları yeniden değerlendirirken en büyük darbeyi mobilya ve elektronik gibi daha yüksek değerli ürünler aldı.

“Bu arada, çevrimiçi satışlar, pandemi öncesi seviyelerinin yaklaşık %9 üzerinde, ancak kilitlenme zirvelerinde olduğu rakamlara elbette erişemiyor. Perakendecilerin daha zorlu ticaret koşulları, düşen tüketici güveni ve yükselen enflasyonla karşı karşıya kalmasıyla pandemi sonrası harcama balonunun patladığı açık. Artan emtia ve nakliye maliyetleri, sıkı bir işgücü piyasası ve yüksek enerji faturaları gibi tedarik zinciri sorunları, perakendecileri fiyatlarını artırmaya zorlayarak daha geniş enflasyona katkıda bulunuyor. Perakendeciler, tüketiciler için gelecekteki fiyat artışlarını azaltmak adına kendi operasyonlarına ve tedarik zincirlerine önemli yatırımlar yaptıklarından önümüzdeki süreçteki kâr oranları daha da sıkışabilir.” dedi.

KPMG İngiltere Perakende Başkanı Paul Martin : “İngiltere perakende satışları arka arkaya ikinci ay düştü ve tüketicilerin yaşam maliyetine karşı daha duyarlı hale geldiğini vurguladı.

“Mobilya, ev aletleri ve bilgisayar gibi evle ilgili gıda dışı alımlar, Mayıs ayında harcamalarda en büyük düşüşü yaşadı. Çevrimiçi, pandemi öncesine göre hala önemli ölçüde yüksek olmasına rağmen, son üç ayda çift haneli bir düşüş yaşadı. Giyim, ayakkabı ve aksesuar satışları için oranlar daha iyi. Hem mağaza içi hem de çevrimiçi satın alma, yaz sezonunun yaklaşması ve açık hava etkinliklerinin artmasıyla hızlandı.”

Her 5 Perakende Çalışanından 1’i İstifa Etmeyi Düşünüyor

Retail Trust tarafından yayımlanan son rapor, her 5 perakende çalışanından birinin istifa etmeyi düşündüğünü açıklıyor. Çalışanların %84’ü sebep olarak ruhsal sağlığın yanında müşteri zorbalığı, ekonomik problemler ve pandemi sonrası yorgunluktan bahsediyor.

perakende çalışanları

Retail Trust, Perakende Sağlığı adlı raporu için 1500’den fazla çalışanla görüşme yapılmış. Bu çalışanlar arasında 16 ile 29 yaş arasının ve özellikle daha büyük çaplı şirketlerin dağıtım ve depo süreçlerinde yer alanların çok daha fazla etkilendiği ortaya koyuluyor.

Perakende çalışanının en önemli sorunu barınma

Retail Trust, araştırmada en çok barınma ihtiyacı pahalılığının endişeye yol açtığını açıklıyor.

Ünlü bir tekstil şirketinin İnsan Kaynakları Müdürü araştırma ile ilgili yaptığı açıklamada, “Bu seneki en büyük problemimiz maddi varlık ve barınma ihtiyacının artışına nasıl destek çıkacağımız olursa şaşırmam. Olabilecek maaş zamlarına açığız ancak bu zamlar sigorta ve barınma pahalılığından dolayı fark edilmeyecek bile.” dedi.

“Ekiplerimiz maddi ve manevi olarak oldukça fazla çalışandan oluşuyor, biz de depresyondan intihar eğilimine kadar her şeyi görüyoruz. Departman müdürlerimize bu tarz durumlarla nasıl başa çıkabilecekleri konusunda yardım etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Tüm yükü kendileri taşımak yerine gerekli eğitimi ve desteği güvenilir organizasyonlardan almaları gerektiğine inanıyorum.”