CEO Patrizio Bertelli, İtalyan lüks grubu Prada’nın faaliyetlerinin Rusya’daki operasyonların askıya alınmasının ve Çin’deki koronavirüs karantinalarının etkisini dengelemesiyle yılın ilk dört ayında güçlü sonuçlar elde ettiğini söyledi.
Bertelli, “Rusya, grup satışlarının sadece %2’sini oluşturuyor, ancak Çin “önemli ve son 15 gündür mağazalarımızın %50’sinden fazlasını kapattık” diyor.
Çin’de yaşanan durum aynı zamanda küresel bir tedarik zinciri krizini tekrar tetikleyebileceğinden sektörde oldukça endişe ile karşılanıyor.
Ancak, ABD’nin Çin’in zayıflığını telafi etmesiyle şirketin ilk çeyrekte “beklentilerin üzerinde iyi bir performans gösterdiğini” de sözlerine ekledi ve ayrıca Nisan ayının ilk bölümü için iyi sonuçlar bildirdi.
Enflasyon nedeniyle pazaryeri maliyetleri artıyor, satıcılar protesto ediyor. Amazon, artan enflasyon ve yakıt fiyatları nedeniyle platform satıcılarından %5 daha fazla ücret almaya başladı. Etsy komisyonunu artırdı, ancak bu satıcılar arasında büyük bir greve yol açtı. Peki Amazon da aynı kaderi paylaşabilir mi?
online satış uygulamaları maliyetleri teker teker yansıtmaya başladı…
Pazaryeri maliyetlerinde geçici enflasyon ek ücreti
Ürünlerini Amazon üzerinden satan ve gönderen herkes, yakında platforma %5 ek ücret ödemek zorunda kalacak.E-ticaret devi, hizmetlerini kullanan, yani ürünlerini Amazon’da depolayan ve Amazon tarafından teslim edilen satış ortakları için ücretlerini artırıyor. Şirkete göre bu kalıcı bir ücret değişikliği değil, normal maliyetlere ek olarak geçici bir yakıt ve enflasyon ek ücreti.
Bir Amazon sözcüsüne göre; “2022’de dünya çapında Covid-19 kısıtlamaları hafifledikçe normale dönüşü bekliyorduk, ancak yakıt ve enflasyon daha fazla zorluk getirdi” dedi. “Bu enflasyonist maliyetlerin artıp artmayacağı veya ne kadar süre devam edeceği henüz belli değil, bu nedenle kalıcı bir ücret değişikliği yerine, ilk kez bir yakıt ve enflasyon ek ücreti uygulayacağız. Amazon, tüm ücretlerinin, UPS ve FedEx gibi diğer lojistik sağlayıcıların bugün halihazırda almakta olduğu yakıt ek ücretinden daha düşük olduğunu vurguluyor.
Etsy’de boykot
ABD’deki Amazon’un iki milyondan fazla satıcısının yaklaşık %89’u sipariş karşılama hizmetlerini kullanıyor, dolayısıyla bu zamların etkisi çok büyük olacak. Bununla birlikte, platformdaki tüccarların önlemi kabul edip etmeyecekleri henüz belli değil. Geçen hafta, Amerikan pazarı Etsy de bir komisyon artışı açıkladı, ancak bu iyi karşılanmamıştı. Satıcılar artık her sipariş için daha önce %5’e kıyasla %6,5 ödemek zorunda.
Bu hafta 12.000’den fazla satıcı greve gitti: İnternet mağazalarını tüm hafta boyunca tatil moduna geçirdiler. Satıcılar, Etsy’nin diğer şeylerin yanı sıra, reklamlar için ödeme yapmaları için baskı yaparak ve ücretsiz nakliye teklif etmelerini sağlayarak her yıl marjlarını yemeye devam ettiğinden şikayet ediyor. Satıcılar platformu terk etmekle tehdit ediyor. Ancak Amazon satıcılarının benzer bir protestoyu karşılayabilecekleri kesin değil.
Türkiye’deki pazaryerlerinde de benzer ücret artışları yakın zamanda söz konusu olabilir. Bildiğiniz üzere ülkemizde pazaryerleri yaklaşık olarak %20 oranlarında satıcılardan komisyon alıyor. Bunun üzerine kargo maliyetleri de eklendiğinde, satıcının kazancında ciddi dezavantajlar yaratılıyor. Herhangi bir artış olur mu bilinmez ama, eğer olursa dünyadaki benzer tabloların ülkemizde de yaşanacağı aşikar.
İşim gereği ilgilendiğim konularda yurtdışı ve yurtiçi kaynakları devamlı takip ediyorum. Bi’Sektör de bu kaynaklarım içinde önemli bir yer tutmaya başladı, perakendenin nabzını tutuyor, perakende gündemi ve yenilikleri takip etmek için verimli bir içerik sunuyor. Bu hafta bu içeriğe ben de katkı yapmak ve son günlerde dikkatimi çeken konulardan size birkaç alıntı yapmak istedim. Pazar yerleri önemli bir konu, ilk örnek bu konuda ve önü açık olan “Dikey pazaryerleri” hakkında, devamında perakendenin en büyük konusu (belki sorunu!) olan yeni ürün arayışı “giyilebilir teknoloji” ilginizi çekecek, “fast fashion” ile ilgili AB’de yeni gelişmeler var, her yerde karşımıza çıkan sürdürülebilirlik bu sektörü biraz yavaşlatabilir ama uzun vadede yararlı konular geliyor. Son olarak ise Amazon’un mağaza kapanışları var…
Dikey pazaryerleri için yeni örnekler
E ticarette pazar yerleri çok hızlı büyüme gösterdiler. Bu büyüme devam ediyor ama belirli bir şekilde yeni yönlenmeler de var. Köklü ve muteber markaların ne boyutta olursa olsun kendi siteleri ve çevrelerindeki firmalar ile oluşturacakları mini eko sistemler ile daha kârlı ve fiyat baskısına girmeden kendi e ticaret sitelerine yatırım yapmaları hızla artıyor. Örnek olarak Nike-Ikea-Birkenstock gibi markalar aldıkları kararlarla Pazar yerlerinde satış yapmayacaklarını bunun yerine kendi siteleri üzerinden e ticarete devam edeceklerini açıkladılar. Lüks markalar zaten hiç girmiyorlar.
Farklı bir trend ise yine büyük ve güçlü markaların kendi pazaryerlerini oluşturması şeklinde devam ediyor. Bu konuyla H&M’in yaptığı çalışmaya buradan erişebilirsiniz. Farklı bir sektörden yeni bir çalışmayı ben burada aktarmak istiyorum.
Superdrug Stores (Superdrug) UK kökenli bir sağlık ve kozmetik ürünleri perakendecisi ve Boots UK’den sonra geliyor.
Superdrug, premium ve yeni kurulan markalar için çevrimiçi pazaryeri başlatacak ve müşterilerinin temel değerleriyle uyumlu markalara odaklanacak. Dikey Pazar yerinin bu yılın Eylül ayında açılması planlanıyor.
Ürünlerini ilk kez çevrimiçi platform üzerinden sunmak isteyen premium markalardan start-up’lara yüzlerce markayla ortaklık kurarak yeni bir dikey pazaryeri olacak bu yatırım önemli dönüşümlerin de göstergesi oluyor. Sağlık ve güzellik perakendecisi, pazardaki yenilikler için listeleme engellerini kaldırmayı ve sektördeki çeşitliliği teşvik etmeyi amaçlıyor.
Pazar yerleri ve geleceği ile ilgili bir değerlendirme yazıma da bu link üzerinden ulaşabilirsiniz.
Perakende için yeni ürün kategorileri
Perakende için en önemli konulardan birisi kategori yönetimi ve bu kategoriler için yeni ürün arayışıdır. Özellikle yeni bir ürün (daha önce örneği olmayan) veya birkaç özelliği üzerinde taşıyan yenilikçi ürünleri bulup raflara koymak her kategori sorumlusunun hayalidir. Böylelikle hedefler daha kolay gerçekleşir, mağaza personelinin kolay ve hızlı satılan ürün ile morali yükselir vb.
Bu tür bir kategoriye örnek olarak sağlık konusunda yeni ve hızlı gelişmeler var.
Örnek olarak çocukların %42’sinde görülen miyopluğu tedavi edebilen lensler de yakın zamanda FDA tarafından onaylandı ve durum arttıkça daha yaygın hale gelebilir.
Veya Startup Mojo Vision adlı bir start up tarafından geliştirilen ve göz tarafından kontrol edilen küçük ekranlar vasıtasıyla boyna takılan bir bilgisayarla düşük görmeyi tedavi eden akıllı kontakt lensler yakında FDA onayı alabilir.
Hava kirliliği, giyilebilir cihazların ele alabileceği başka bir sağlık sorunudur. Avrupa kentsel nüfusunun %77’si ve büyük şehirlerin %49’undan fazlası, WHO yönergelerinin üzerindeki kirlilik seviyeleriyle yaşıyor. Benzin-dizel motorlu arabalardan kaynaklanan kirlilik önümüzdeki 30 yıl içinde tahmini olarak 1,2 trilyon dolarlık sağlık sorununa yol açacak. Yenilikçi maskeler, özellikle pandemi azaldıktan sonra bile devam eden kullanımları ile bu süreci yavaşlatabilir. Bu yıl içerisinde Dyson, hava filtresi görevi gören gürültü önleyici kulaklıkları piyasaya sürecek. Razer’ın bir başka giyilebilir hava temizleyicisi, maskeden gelen sesin bastırılmasına yarıyor.
Fast fashion perakende için soru işaretleri
Avrupa Birliği, moda endüstrisini yeniden şekillendirebilecek bir hareketle giysilerin çevre dostu olmasını sağlamak için yeni kurallar getirdi. Kurallar, Zara, H&M ve Shein gibi hızlı moda şirketlerini aşırı tüketimi destekleyen iş modellerinden uzaklaşmaya zorlayacak. AB’nin taleplerini karşılamak için moda ve tekstil üreticilerinin, 2030 yılına kadar döngüsel bir iş modelini benimsemeleri gerekecek.
Birçok hızlı moda şirketi 2021’de rekor kar elde etti. Hızlı modaya yeni başlayan Çinli Shein, geçen yıl toplam alışveriş uygulaması indirmelerinde Amazon’u geride bıraktı ve yakında 100 milyar dolarlık bir değere ulaşabilir. Bu şirketler tüm moda endüstrisinin zirvesinde olduğundan, yeni kurallar uygulanmadan yollarını değiştirmek çok zor olacak. AB kuralları, şirketleri ürün tasarımı ve malzeme seçiminde, yeniden kullanılabilirliği daha yüksek bir öncelik haline getirmeye zorlayacak. Ayrıca satılmayan ürünlerin imhasını da yasaklayacaklar.
Daha büyük amaçlarından biri, kıyafetlerin doğrudan atığa sevk edilmesini 2030 yılına kadar tamamen sona erdirmek. Şirketlerin, her bir ürününe, nasıl geri dönüştürülebileceği veya yeniden kullanılabileceği hakkında bilgi içeren etiketler eklemesi istenecek. Kurallar ayrıca, geri dönüştürülmüş elyafların zorunlu kullanımını minumum seviyelerde sınırlandıracak. Firmalar bu konuyla ilgili tedbirlere zaten başladıklarını belirtiyorlar; H&M zaten döngüsel ekonomi ilkelerini iş modeline dahil edeceğinin sinyallerini verdi ve Zara geçtiğimiz günlerde tüm giysilerinin 2025 yılına kadar sürdürülebilir malzemelerden üretileceğini duyurdu. Ancak bu önlemler sektörün hızlı büyümesiyle dengelenebilir. Yılda üretilen giysi sayısı 2000’den bu yana ikiye katlandı ve şu anda yılda 100 milyar giysi parçasına ulaştı. Bu yeni kuralların neden olduğu değişim, kısa vadede üretimi yavaşlatabilir ve kar marjlarını düşürebilir ama uzun vadede sürdürülebilirliği sağlayabilir.
Amazondan mağaza kapanışları
Bu haftalık son olarak Amazon ile ilgili bir haber vermek istiyorum. Amazon 2015’ten itibaren fiziki mağaza açılışları konusunda çeşitli çalışmalar yapıyor ve bu konuda iddialı olduğunu her platformda dile getiriyordu. Bununla beraber son haberler biraz farklı bir projeksiyon veriyor.
E-ticaret devi, ABD ve Birleşik Krallık’ta toplam 68 mağaza kalıcı olarak kapattığını duyurdu.
Şirket, “Amazon 4 stars, Kitap ve Pop Up mağazalarımızı kapatmaya ve Amazon Fresh, Whole Foods Market, Amazon Go ve Amazon Style mağazalarımıza ve Just Walk Out teknolojimize daha fazla odaklanmaya karar verdik” açıklamasını yaptı.
Amazon, sağlık’tan drone ile teslimata kadar birçok yeni işe veya teknolojiye girmekten kesinlikle korkmuyor. Peki fiziksel perakendede neden başarısız oldu?
İlk olarak çevrimiçi bir kitap mağazası olarak başlayan şirket, 2015 yılında Seattle’da ilk fiziksel kitap mağazasını açtı. Bu ilk lansmandan sonra Amazon, daha fazla kitap mağazasını ve sitenin en iyi puan alan ürünlerini içeren Amazon 4 yıldızlı markasının lansmanını yaptı.
Ancak şimdi bir u dönüşü yaparak, istenmeyen bir hızda olan satış büyümesinin sonucu olarak tüm Amazon Books, 4 stars ve Pop Up mağazalarını kapattığını duyurdu.
Amazon, kapanışlardan kaç çalışanın etkileneceğini açıklamadı, ancak personele şirkette başka iş rolleri veya Amazon’dan ayrılmayı seçenler için kıdem tazminatı paketleri bulma konusunda yardımcı olacağını söyledi.
Bu mağazalar müşterilere en çok satanlara göz atma ve adını ana caddelerde daha görünür kılma olanağı vererek Amazon’un marka kimliğini güçlendirme ve sağlamlaştırma fırsatı da sundular.
Amazon’un fiziksel mağazaları, 2021’de 2018’den daha düşük satış gerçekleştirdi. Fiziksel satışlar, Amazon’un son çeyrekteki toplam 137 milyar dolarlık kazancının yalnızca %3’ünü temsil ediyordu. Bu küçük yüzde de zaten büyük ölçüde şirketin kasiyersiz marketleri ve Whole Foods mağazalarından geldi.
Bu rakamlar, Amazon mağazalarındaki satış artışının diğer alanlardaki büyümeye ayak uyduramadığını gösteriyor.
Şirket İngiltere süpermarket sektörüne damgasını vurmak için ayrıntılı planlar geliştirdiği ve önümüzdeki üç yıl içinde ülke genelinde yüzlerce kasiyersiz market açacağı bildiriyor.
Amazon 2022’de 60, 2023’te 100 ve sonrasında 100’den fazla süpermarket açacak.
Kapatma nedenlerinden biri de, yeni Prime kullanıcıları edinmektense onları elde tutma stratejisinde mağazalara ihtiyaç olmadığını düşünmeleri olarak görülüyor.
Evet bu haftalık bu kadar gelecek hafta görüşmek üzere, sağlıkla kalın…
Perakende sektörü için geçtiğimiz hafta çok önemli bir gelişme yaşandı bildiğiniz üzere. 14 ülkede 400’ün üzerinde mağazası olan ve ucuz fiyatları nedeniyle kasalarında uzun kuyruklar oluşan Primark Türkiye pazarı için araştırma yaptı. Marka tarafından görevlendirilen özel bir ekip, İstanbul’daki önde gelen AVM’lerin yatırımcılarıyla görüştü, Bağdat Caddesi gibi önemli alışveriş caddelerini inceledi ve büyük şehirleri gezdi.
Daha sonra şirket yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, genişleme fırsatlarının sürekli değerlendirildiği fakat kesin olarak Türkiye için bir açıklama yapamayacakları belirtildi.
Peki Primark Türkiye pazarına girerse sektör nasıl etkilenir?
Primark hakkındaki fikriniz ne olursa olsun, çok ilginç bir perakendeci olduğu inkar edilemez. Moda piyasası artan baskı altında pek çok zaman düşen ziyaretçi ve satışları rapor ederken, Primark için durum genellikle tam tersi oluyor. Primark’ın çoğunlukla geniş formatlı fiziksel mağazalar dışında, çoğu zaman birden fazla seviyede faaliyet göstermesi, mağazaların çoğunluğunun ana caddelerde veya alışveriş merkezlerinde olması ve büyük bir ürün yelpazesi satıyor olması bunda en büyük etmen. Genel moda perakende gidişatının tersine markanın e-ticaret atılımı ise hiç olmadı. Fakat e-ticareti fiziksel perakendeye yönlendirme tarafında inanılmaz bir başarıları var.
Primark, yalnızca fiziksel mağazalardan faaliyet gösteren bir cadde moda perakendecisi olmasına rağmen, pazar payını büyüterek ve genel olarak güçlenerek üç konuda diğer perakendecilerden farklılaşıyor.
İlk olarak, Primark’ın herhangi bir çevrimiçi satış olanağı olmasa da, aslında çok yenilikçi, ilgi çekici ve etkili bir web sitesine sahipler. Primark.com ile ilgili her şey tüketiciyi mağazaya geri götürür ve markayla etkileşimi teşvik eder. Web sitesinde en son trendlerin ve Primark ürün gamlarının tartışıldığı dergi tarzı özellikler bölümü, stoklanan tüm ürünlerin resimlerini ve fiyatlarını gösteren bir ürün bölümü bulunur. Fakat asla web sitesi üzerinden alışveriş yapamazsınız. Web sitesi size beğendiğiniz ürün için en yakın mağazaya yönlendirme yapar.
primania nedir?
Web sitesinde yer alan ‘Primania’ bölümü aslında Primark’ın kendi sosyal medya platformudur. Bu bölümde Tüketiciler kendilerinin Primark modasını giydikleri resimleri yüklemeye teşvik edilir ve diğer kullanıcılar en çok beğendikleri stillere ‘Primarks’ verebilirler. Bu paylaşımlar aynı zamanda sosyal medya ile entegre ediliyor ve karşılığında marka ziyaretçilere bazı kazanımlar da sunuyor.
Primark’ın iyi olduğu kanallardan bir diğeri ise ürün seçimi. Primark ürünleri üst kalite ve uzun ömürlü olmaları ile bilinmese de, marka tüketicilerin ne istediğini tam olarak biliyor. Diğer markalar tarafından satılan çok daha pahalı ürünleri, uygun maliyetli ve çekici bir şekilde çoğaltarak piyasaya süren Primark’ın Türkiye’ye girmesi durumunda ürün gamı tarafında tüketiciyi iyi yakalayabileceği düşünülüyor.
En önemli etki ise hiç şüphesiz fiyat. Primark, satın alma gücü az olan, ancak genellikle gardırobunu yenilemek isteyen genç bir kitleye ulaşmayı başardı. Kabul edelim ki bu kitle ülkemizde de fazlasıyla mevcut. Primark’ın müşteri tüketim modeli neredeyse haftalık olarak alışveriş yapan sürekli tüketim modeline dayanıyor. Ürünlerin kalitesi çok iyi olmadığından uzun ömürlü değil, fakat genç tüketicinin sık değiştirmek istediği kıyafet etkisine tam uyum sağlıyor ve ucuz.
primark mağaza
Mağazaların iç mekanları minimum maliyet anlayışı ile tasarlanıyor. Dış vitrin tasarımı dahi mağazalarda çoğu zaman yapılmıyor. İçeri girdiğinizde sizi hızlı tüketmeye teşvik edecek büyük file çantalar karşılıyor ve fiyat uygunluğu da bu hızlı tüketimi tetikliyor.
Bir süre önce IESE Insigth Bussines Knowledge tarafından yapılan bir araştırma, tüketim alışkanlıklarına ve Primark’ın neden alıcıların alışkanlıklarına bu kadar iyi uyum sağladığını araştırdı. Çıkan sonuçlarda birinci etki, markanın ürünleri sınırlı ve kendilerine ait, yani stokları bittiğinde asla yenilenmiyorlar. Eğer bir parçayı beğendiyseniz hemen o anda satın almanız gerekiyor. Birkaç gün beklerseniz beğendiğiniz ürünü muhtemelen tekrar bulamayabiliyorsunuz.
Diğer bir anahtar ise, çok düşük işletme maliyetleri ve bunun yansıdığı fiyatlar. Özellikle gençler arasında en büyük tercih sebebi bu. Ve son olarak, marka her zaman büyük mağazalarda olmak istiyor. Markanın küçük lokasyonları tercih ettiği çok fazla görülmüyor.
Primark yakın zamanda Türkiye pazarına girer mi bilinmez, fakat girmesi durumunda moda perakendesi tarafında ciddi bir değişim yaratabilir. Özellikle alım gücünün azalması fakat buna kıyasla gençler arasındaki tüketim ihtiyacının devam etmesi Primark benzeri oyuncuların Türkiye pazarına girmesi için bir fırsat yaratıyor.
FLO’da iki üst düzey atama gerçekleşti. Buna göre Ersin Arslan FLO’nun yeni Global Toptan Satış Genel Müdür Yardımcısı olurken, daha önce aynı pozisyonda bulunan Mert Cihangir ise Global İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcılığı görevini sürdürecek.
Firmadan yapılan açıklamaya göre, FLO, gerçekleştirdiği yeni atamalarla üst yönetimini güçlendirmeye devam edecek.
Ersin Arslan
Her geçen gün yeni marka iş birlikleri ile çok markalı yapısını güçlendiren FLO’nun yurt içi ve yurt dışı toptan satış ağının genişletilmesi ve iş süreçlerinin yürütülmesinden sorumlu olacak Ersin Arslan FLO Global Toptan Satış Genel Müdür Yardımcılığı görevine atandı. Arslan, İstanbul Üniversitesi’nde Ekonomi eğitimi aldıktan sonra ABD’de Troy State Üniversitesi MBA programını tamamladı. Profesyonel olarak iş hayatına FedEx’te Bölge Satış Yöneticisi olarak başlayan Ersin Arslan, Adidas, Mavi Jeans gibi pek çok global ve yerel markada farklı yönetim kademelerinde görev aldı. Arslan, FLO’daki görevine başlamadan önce Levi Strauss & Co’da beş yıl boyunca Genel Müdürlük görevini üstlendi.
Mert Cihangir
FLO’da daha önce Uluslararası Operasyon Genel Müdür Yardımcılığı ve Global Toptan Satış Genel Müdür Yardımcılığı görevlerini yürüten Mert Cihangir de Global İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcılığına atandı. Cihangir, yeni görevinde Türkiye’den çıkacak 10 global markadan biri olma vizyonu ile yurt dışı yatırımlarına hız veren FLO’nun yeni kıtalara açılması ve yeni coğrafyalarda yaygınlaşması için öncü iş birliklerinin hayata geçirilmesinden sorumlu olacak. Mert Cihangir 1999 yılında Ankara Üniversitesi’nden mezun oldu. Perakende ve toptan satış kanalları yönetiminde 20 yılı aşkın tecrübesi bulunan Cihangir, FLO’ya katılmadan önce Boyner, LC Waikiki ve Defacto’da çeşitli yönetim görevlerini üstlendi.
Restoran CEO’ları, Büyük İstifaya katılan en son dalga olarak kayda geçiyor.
Son altı ayda, halka açık küresel restoran şirketlerinin 6 CEO’su ya emekli olmak ya da yeni bir kurumsal mücadeleye geçmek için istifa etme planlarını açıkladı. Bu istifa açıklamaları, pandemi kapanması, işçi kıtlığı, tedarik zinciri darboğazları ve çok yüksek gıda maliyetleriyle ayakta kalma mücadelesi veren restoran endüstrisi için çalkantılı iki yılın ardından geldi.
“Pek çok insan pandemi zamanında evde aileleriyle daha fazla zaman geçirmek zorunda kaldı. Ancak pek çok CEO için, tam tersi oldu.” dedi Notre Dame Üniversitesi Mendoza İşletme Fakültesi’nde yardımcı yönetim profesörü olan Timothy Hubbard. “Onlar da evde olabilirdi ama iş yükleri tavan yaptı.”
Görevlerinden ayrılan CEO’lar, pandemiden önce veya pandemi sırasında istifa etmeyi düşünmeye başlamış olabilir. Örneğin, eski Starbucks CEO’su Kevin Johnson emeklilik duyurusunda, şirketin yönetim kuruluna yaklaşık bir yıl önce ayrılmak istediğini bildirdiğini söylemişti.
Elbette emekli olan tüm üst düzey yöneticiler emekli kalmıyor. Örneğin, Johnson’ın geçici CEO’su Howard Schultz, bu ayın başlarında Starbucks’ı geçici CEO olarak yönetmek için geri dönmüştü. Biraz dinlenip rahatladıktan sonra, bu kurumsal liderlerden bazıları oyuna geri dönebildi.
İşte büyük istifaya katılan restoran şirketleri:
Darden Restaurants
Darden Restaurants CEO’su Gene Lee Aralık ayında 29 Mayıs’ta emekli olacağını duyurdu. Yönetim kurulu, operasyondan sorumlu başkanı Rick Cardenas’ı geçici CEO olarak seçti. Cardenas ayrıca daha önce Darden’in baş finans görevlisi olarak görev yapmıştı.
gene lee
Lee, şirketin Aralık ayında yaptığı kazanç çağrısında, “Bu geçiş için doğru zaman ve Darden’in başkanı olarak hizmet etmeye devam etmeyi dört gözle bekliyorum” demişti. “Şirketimiz açık bir güç konumunda ve bu aynı zamanda benim ve ailem için de doğru zaman.”
60 yaşındaki Lee, Şubat 2015’ten beri Olive Garden’ın ana şirketinin başındaydı.
Domino’s Pizza
ritch allison
Domino’s Pizza Mart ayı başlarında CEO Ritch Allison’ın 1 Mayıs’tan itibaren görevinden ayrılacağını söyledi. 55 yaşındaki Allison, Temmuz ayındaki resmi emekliliğine kadar danışman olarak görev yapacak.
“Artık hayatımın, karımla birlikte Kuzey Carolina’ya, eve dönmeye hazır olduğumuz bir noktadayım…”
Allison’ın yerine şirketin operasyon direktörü Russell Weiner geçecek.
Denny’s
Denny’s CEO’su John Miller, restoran şirketine liderlik eden on yıldan fazla bir sürenin ardından bu yıl emekli olacak. Yemek yiyenler restoranlara geri dönmekte yavaş kaldığından, gündelik yemek sektörü pandemiden özellikle sert bir şekilde etkilendi.
denny’s ceo’su john miller
Denny’s şu anda Miller’ın yerine geçecek kişiyi arıyor.
Wingstop
wingstop ceo’su charlie morrison
10 yılın ardından Wingstop CEO’su Charlie Morrison Mart ayında istifa etti. Ancak restoran endüstrisinden ayrılmayı planlamıyor. Şu anda Phoenix merkezli çok daha küçük bir arabaya servis salata zinciri olan Salad and Go’nun genel müdürü.
Wingstop, Morrison’ın halefi olarak COO Michael Skipworth’ü seçti. Skipworth, bir sonraki yıl halka arz edilmeden önce 2014’ten beri restoran zinciriyle birlikte.
El Pollo Loco
El Pollo Loco CEO’su Bernard Acoca, diğer fırsatları takip etmek için Ekim ayında istifa etti. İki hafta sonra kızarmış tavuk zinciri Zaxby’s, Acoca’nın CEO olarak şirketin kurucusunun yerini alacağını duyurdu. Zaxby’s El Pollo Loco’nun ayak izinin neredeyse iki katı.
el pollo loco ceo’su bernard acoca
El Pollo Loco CFO’su Larry Roberts, geçici CEO olarak atandı ve yönetim kurulu, Mart ayında “geçici” unvanını kaldırdı.
Starbucks
kevin johnson
Mart ayında Starbucks, yıllık hissedar toplantısından önce 61 yaşındaki Kevin Johnson’ın Nisan başında emekli olacağını duyurdu. Emekliliği, Starbucks’ın, daha geniş endüstrinin karşılaştığı diğer zorlukların üzerine, baristalarından bir sendikalaşma baskısı ile karşı karşıya kalmasıyla geldi.
Eski CEO Howard Schultz, yönetim kurulu uzun vadeli bir aday ararken geçici şef olarak geri döndü, ancak Wall Street, Schultz’un altı aydan daha uzun süre kalıp kalmayacağı konusunda bölünmüş durumda.
Amerika menşeili süpermarket perakendecisi Kroger tedarik zincirini optimize etmek adına yapay zekayı kullanıp müşterilerine olabildiğince taze ürünler sunmayı hedefliyor.
Süpermarket devi geçtiğimiz hafta ‘tazelik’ amaçlarına ulaşmak adına yapay zeka destekli bir labaratuvar ve gösterim merkezi sunmak için NVIDIA ile stratejik işbirliği başlattığını duyurdu. İki şirketin hedefi mağaza düzenlemelerini yapmak ve diğer operasyonlarını optimize etmek adına görsel modellemeler kullanmaya başlamak.
Kroger’da teknoloji gelişimi ve ar-ge başkan yardımcısı görevini yürüten Wesley Rhodes diyor ki bu yeni işbirliği şirketin “Herkes için tazelik” projesini destekleyecek ve süpermarket devinin “müşterilerimize her ürünü, her yerde, her zaman sunmak” iddiasını gerçekleştirek için yapay zeka ve veri analizini kullanmasını sağlayacak.
Yeni labaratuvar Kroger’ın Cincinatti şehrindeki genel merkezinde konumlanacak. Şirketin yaklaşık 2,800 farklı merkezinin performansını artırmak adına NVDIA tarafından yaratılan çoklu teknolojik yöntemler kullanıma girecek.
süpermarketler ürünleri taze tutmak için yapay zekayı nasıl kullanıyor? 19
NVDIA yapay zekayı süpermarketlerde nasıl kullanıyor?
NVDIA’nın başkan yardımcısı ve perakende genel müdürü olan Azita Martin, yapay zekanın Kroger’a müşterilerine ister mağazadan, ister çevrimi alışveriş yapıyor olsunlar “çok daha kişiselleştirilmiş bir deneyim” sunmasına olanak sağlayacağını söylüyor.
Kroger yeni gelişimlerin uygulanması için kalite kontrol, tedarik zinciri ve operasyonlar alanlarında üç kilit nokta belirledi.
İlki, “tazeliğin kayboluşunun erken belirtilerini belirlemek” için bilgisayar destekli gözlemleme ve analiz tekniklerinin kullanımı.
İkincisi, ürünlerin tüketicilerin kapısına en taze şekilde ulaştığını garantilemek adına son teslimat etabında dinamik rotalama yöntemleri kullanmak.
Sonuncusu ise mağaza süreçlerini ve verimliliğini ikiz dijital mağaza simülasyonları kullanarak optimize etmek.
Kroger, kendi adı altında çalışan birçok mağaza ile birlikte Amerika’da bulunan en büyük süpermarket operatörü.
Perakende market devi aynı zamanda perakendeciler için çevrimiçi mana çözümleri üreten Ocado şirketine ait otomatik depo, ‘konuşma teli’ projeleri gibi kaynakları kullanarak fiziksel mağazaları olmayan pazarlara da girmeye başladı.
Kroger Teslimat ilk olarak Florida’nın merkezinde başlangıcını yaptı ve şu sıralarda eyalet genelinde bir genişleme için çalışıyor. Şirket aynı zamanda teslimat hizmeti için Oklohoma ve Pennsylvania eyaletlerinin belirli kısımlarına giriyor ancak şu an bu iki bölgede de çalışan otomatik depoları veya mağazaları bulunmuyor. Oklahoma hizmetlerini Kroger’ın Dallas’taki merkezinden alırken, batı Pennsylvania da Cleveland’deki tesislere bağımlı durumda.
Her ne kadar online alışveriş trendi giderek yükselse de, perakendenin en önemli yapı taşlarından biri hala fiziki mağazalar. Zaten bugün geldiğimiz noktada online kanallar ile fiziki kanalların birbirinden bağımsız ve ayrı düşünülmesi çok da mümkün değil.
Hafta içerisinde bizlere gelen mağaza açılış haberlerini, bundan böyle haftalık olarak derleyerek sizlere sunacağız. Böylece perakende profesyonellerinin rakipleri veya bulundukları markaların mağaza açılış kapanışlarını daha sağlıklı takip edecekleri bir platform yaratmayı düşünüyoruz.
Dipnot: Mağaza açılış kapanışlarına mağazalarımızın kahramanları, mağaza müdürlerine daha fazla yer vermek istiyoruz. Bu ayrıntıların sektörde daha fazla yer bulması temennisiyle… 🙂
İşte bu haftanın mağaza açılışları:
MediaMarkt – Kartal İstmarina AVM
mediamarkt
MediaMarkt Kartal İstmarina AVM’de 1.700 metrekarelik mağazasının açılışını yaptı. 20’den fazla çalışana istihdam sağlayacak mağazanın mağaza müdürlüğünü de Elvan Üçer yürütecek.
Kiğılı – Almanya Düsseldorf Havalimanı
kiğılı
Kiğılı bu açılış ile, uluslararası bir havalimanında mağaza açan ilk Türk markası oldu. Yurt dışında toplamda 358 mağaza ile faaliyetine devam eden Kiğılı, Almanya’daki genişlemelerini de önümüzdeki süreçte artıracağını belirtti.
Beymen – Galataport
beymen
Beymen, Galataport mağazası ile bütünsel lüks anlayışını farklı bir boyuta taşıyor. Toplamda 60 Milyon TL yatırım ile açılan mağaza, ödüllü İngiliz mimari ofisi Universal Design Studio tarafından projelendirilmiş. Mağaza içerisinde kadın – erkek ayakkabı, çanta, mücevher, parfüm gibi kategorilerin yanında, teknoloji kategorisine de yer verilecek.
Eyüp Sabri Tuncer – İstanbul’daki ilk mağazası
eyüp sabri tuncer
99 yıllık, Türkiye’nin en eski markalarından olan Eyüp Sabri Tuncer, 3. mağazasını Vadistanbul Alışveriş Merkezi’nde açtı. Geleneksel ürünlerin yenilikçi anlayışla satışa sunulduğu mağazalar, yok olmaya yüz tutmuş değerleri günümüze taşıması açısından oldukça önemli.
Toyzz Shop – Kıbrıs
haftanın mağaza açılışları 25
Toyzz Shop’un Kıbrıs’taki 5. mağazası, Lefkoşa Taşkınköy’de kapılarını açtı. Yurt içi ve yurt dışında 250’yi aşkın mağazaya sahip olan Toyzz Shop Kıbrıs mağazası, 192 metrekarelik alanda konumlandırılmış.
KFC Türkiye’nin, Satın Alma ve Tedarik Zinciri Direktörü Ufuk Yüce oldu. 1 Nisan tarihi itibari ile görevine başlayan Ufuk Yüce, KFC‘nin tüm satın alma ve tedarik zinciri süreçlerini yönetecek.
Sakarya Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olan Ufuk Yüce, lisans eğitiminin ardından Yeditepe Üniversitesi’nde İşletme dalında yüksek lisans yapmıştır. İş hayatına 2004 yılında Gima A.Ş’de Sistem Geliştirme Uzmanı olarak başlayan Yüce, 2005-2007 yıllarında Carrefour Türkiye’de Proje Müdürü ve Lojistik Mühendisi, 2007-2016 yıllarında Koç Holding Gıda’da Lojistik Planlama Sorumlusu, Lojistik Planlama Müdürü ve Lojistik ve İş Geliştirme Müdürü olarak çalışmıştır. KFC Türkiye’ye katılmadan önce 2016 yılında TAB Gıda bünyesinde bulunan Yüce, ilk olarak Ülke Satın Alma ve Müşteri İlişkileri Müdürlüğü, 2021 yılında ise Satın Alma ve Tedarik Direktörlüğü görevlerini üstlenmiştir.
FedEx, UPS ve Amazon gibi büyük nakliyeciler çok sayıda kargo gönderiyor ve bu paketlerin hiçbiri “ücretsiz” gönderilmiyor.
neden "ücretsiz" kargo ücretsiz değil? 28
Etsy mağazası A Cake To Remember‘ın sahibi Kara Buntin, verdiği demeçte, “İnsanlar ücretsiz gönderimi seviyor çünkü bu büyük bir fırsat, insanlar bunun gerçekten öyle olmadığını bilseler bile tercih ediyorşae çünkü birileri bunun için para ödüyor” dedi.
Pitney Bowes’a göre 2020’de dünya çapında 131 milyardan fazla koli sevk edildi ve koli sevkiyatlarının önümüzdeki beş yıl içinde tekrar ikiye katlanması – muhtemelen 2026’ya kadar 266 milyara ulaşması bekleniyor.
UC Riverside’da sosyoloji profesörü ve The Cost of Free Shipping’in yardımcı editörü Ellen Reese, “Tüketiciler ‘satın al’ butonuna tıkladıklarında, kapılarının önüne kutuyu getiren emeği görmüyorlar”.
Ücretsiz Kargonun Maliyetleri Sürekli Artıyor
Tipik bir iki günlük nakliye hizmetinin bir şirkete 25 ila 35 dolar arasında bir maliyete mal olabileceği tahmin ediliyor.
Amazon, Walmart, Target ve hatta Etsy gibi şirketler, kitlesel çevrimiçi satışlar ürettikleri için ölçek ekonomilerinden yararlanıyor. ABD Posta Servisi’ne göre, bu onlara toplu indirim oranları elde etme avantajı sağlıyor.
Türkiye’de de durum çok farklı değil. Pazar yerlerinde ücretsiz kargo satışları satıcıdan kesiliyor. Her ne kadar ürün maliyeti üzerine eklense de ücretsiz kargo için satıcıların kargo firmalrına ödedikleri miktarlar hiç de azımsanacak cinsten değil. Ortalama boyutta bir paket için 15 TL’leri buluyor rakamlar. Hele küçük işletmeler kapıda ödeme gibi tercihler sunacaksa bu rakam 25-30 TL’lere kadar çıkıyor.
Böyle bir maliyeti müşteriye yansıtmaksa ürün fiyatını aşırı yükselttiğinden küçük işletmelerin e-ticarette tutunması ciddi sorun oluşturabiliyor. Her ne kadar pazar yerlerinin anlaşmalı fiyatları bu nokttada devreye girse de, bu sefer de %20’lere varan pazar yeri komisyonları ürün maliyetine ekleniyor. Kısacası bugünün online alışverişlerinde ücretsiz kargo diye bir alternatif maalesef kalmıyor.