Ana Sayfa Blog Sayfa 339

Tüketiciler Metaverse Hakkında Ne Düşünüyor?

Pazar araştırma platformu Suzy, kısa süre önce 1.000’den fazla tüketiciyle metaverse hakkında bilgi ve deneyimleri içeren bir anket yaptı. Ankete katılanların yalnızca %5’i meta evrenin bir parçası olduklarını söylese de, perakende kanalı olarak meta evren tabanının potansiyeli ortaya çıkacak gibi görünüyor.

metaverse louis vuitton patlayan balon
tüm dünyanın her gün konuştuğu bu teknoloji halen büyük bir bilgisayar oyunu zannediliyor.

Metaverse’de tüketiciler, fiziksel dünyadan geçiş yaparak birbirleriyle ve çevreleriyle dijital olarak etkileşim kurmak için artırılmış ve sanal gerçeklik teknolojisini kullanıyorlar. Meta evren hakkında hâlâ yeteri kadar bilgiye sahip değilseniz bu içeriğimize göz atabilirsiniz 🙂

Metaverse Nedir?

Yine de kısa bir açıklama ile aydınlanmak isteyenlere bir şeyler anlatalım. Kısaca metaverse, kişinin birçok gerçeküstü yaşam etkinliğini ya da hareketliliğini üstlenebileceği bireysel dünyalardan oluşan sanal bir gerçekliktir. Oyun, e-ticaret, sosyal medya ve daha fazlasını tek bir büyük, kusursuz dijital deneyime bağlayacak bir devrimdir. Bugün gördüğümüz gibi internetin yerini tamamen alması da muhtemel görünüyor.

Büyük markaların ve mağazaların çoğu, geçtiğimiz birkaç yıl içinde artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal alışveriş gibi dijital deneyimleri deneyimlediler. Bunun sonucunda metaverse, fiziksel ve dijital marka deneyimlerinin sınırlarını tamamen görünmez

metaverse louis vuitton
büyük markalar burada ürün satabilimek i̇çin yarışıyorlar.

yapmaya yönelik büyük bir dönüşüm olarak hayatımıza girmeye başladı.

Bu sebeple meta evren hayatımızın içine tamamen girene kadar, ürünleri ve hizmetleri için sanal alemler yaratmaya çalışan markalar, teknoloji şirketleri, oyun yaratıcıları ve hatta hükümetler tarafından yükselen bir trend olarak görülecek.

Katılımcılar Ne Düşünüyor?

Yazımızın başında da belirtmiştik. Ankete katılanların sadece %5’i meta evren hakkında gerçekten elle tutulur bilgi ve meraka sahiplerdi. Bu da 1000 kişilik ankette en az 50 katılımcı varlığını gösteriyor. Ancak bu hâlâ kötü bir sonuç sayılmaz. Çünkü araştırmanın derinlerine indiğimizde insanların bu yeni teknoloji hakkında bilgi sahibi olmasalarda merak ettiklerini görüyoruz.

metaverse louis vuitton balon
kullanıcılar sanal gerçeklik gözlüklerine alışabilmiş değiller…

Katılımcıların neredeyse yarısı başkalarıyla sanal olarak bağlantı kurmakla ilgilendiğini belirtiyorlar. Ki sosyal medyanın hayatımızdaki varlığı düşünüldüğünde bu rakamın gittikçe artacağını da öngörebiliriz.

Buradaki çekimserliğin nedeni ise insanların bu yeni teknoloji hakkında yeterince doğru bilgiye sahip olmamaları…

NFT’ler Hakkında Ne Düşünüyorlar?

Anket ayrıca yanıtlayıcıların karşılıksız tokenlere yönelik tutumlarını da inceledi. Sonuçlar sanal evren bilgileriyle kıyaslandığında benzer görünüyordu;

  • Ankete katılanların yarısından fazlası karşılıksız tokenleri duymuş ancak edinmemişti. Bu durum meta evreni duyanlarla benzer gibi görünüyordu.
sanal moda nike ve metaverse 1
markalar dijital i̇kizlerini hızla yaratıyorlar…
  • Yine tüketiciler kendileri için birer karşılıksız token edinmeyi düşünüyor ancak bilgileri buna yetmediği için çekiniyorlardı.
  • Katılımcıların sadece %9’u NFT’leri duymuş ve edinmişti. NFT’lere sahip olanların %46’sı, zaman içinde değerde beklenen artış nedeniyle bunları satın aldı. %38’i tasarımı beğendiği için, %28’i bir sanatçıyı desteklemek için ve %28’i özel bir ürün olduğu için satın almıştı.

Sonuç olarak yeni bir teknolojinin hayatımıza girerken hakkında edindiğimiz bilgilerin ne kadar önemli olduğunu bu araştırma göstermiş oluyor. Bilginin bu kadar hızlı yayıldığı bir çağda insanlar önce ürünün adını duyuyorlar ve ‘bu nedir acaba?’ deyip araştırmaya girişiyorlar. Araştırmanın sonucunda kendilerince bir karara varıyorlar. Bu yolun böyle izlendiğini düşünürsek Meta Evren karmaşası hâlen araştırma ve kulaktan edinilen dedikodularla karara varma aşamasında. Ama 21. Yüzyılın bize kattığı hızla hayatımıza internetten daha hızlı bir şekilde giriyor.

Dünyanın İlk Burger Otomatı Roboburger AVM’lere Giriyor

Dünyanın ilk tam otonom robotik burger şefi RoboBurger ile tanışın. Newport Center alışveriş merkezinde yer alan bu burger otomatı, istediğiniz hamburgeri dakikalar içerisinde pişirerek size sunuyor.

Bu otomat restoran kalitesinde ızgara burgerleri sıfırdan pişirebiliyor ve yakın gelecekte havaalanlarına, alışveriş merkezlerine, ofislere konumlandırılmasının artırılması planlanıyor.

Roboburgerlerin alışveriş merkezlerinde genişlemesi bekleniyor

Bu yapay zekalı otomat, bir restoranda mutfağında bulabileceğiniz tüm düzenekleri kendi içerisinde barındıran patentli 12 metrekare mini bir mutfağı içinde barındırıyor.

5 adımlı bir pişirme teknolojisi sırasıyla; köfteyi pişirmek, ekmeği pişirmek, sosları dökmek, tüm malzemeleri birleştirmek ve toplamda 6 dakika içerisinde müşteriye sunmak üzerine programlı. ABD’de 6.99 USD’den satışa sunulan bu burgerler restoran endüstrisinin pratikleşmesi ve otomat kullanımının artışı anlamında oldukça önemseniyor.

En İyi 50 Küresel Perakende Markası – 2022

National Retail Federation (NRF), KANTAR işbirliği ile araştırdığı 2022 yılının en iyi 50 küresel perakende markası listesini açıkladı.

Kantar, geçtiğimiz yıl en iyi perakende markaları listesinde NRF ile bir ortaklık kurduğunu ve sıralamayı bundan sonra birlikte yapacaklarını açıklamıştı.

Karşılaştırmayı yaparken markaların birden fazla ülkede hizmet veriyor olmaları ve bu ülkelerin para birimlerindeki değişiklikler bazı zorlukları ortaya çıkarıyor. Bu etkileri en aza indirmek için Kantar, araştırmasında perakende markalarının oranlarını bildirdiği resmi para birimlerine göre rakamları baz alarak Uluslararası Para Fonu verileri ile ABD Dolarına dönüştürüyor.

Kantar’ın sıralama metodolojisi , perakendecilere yurtiçi ve yurtdışı perakende gelirlerine göre puan verilen bir sistem kullanır. Listede sıralamaya hak kazanmak için perakendecilerin en az üç ülkede doğrudan yatırıma sahip olmaları gerekir.

2022 yılının en iyi 50 küresel perakende markası listesi aşağıdaki şekilde

1 nrf

2022’nin 3D Ticaret Trendleri

3D ticaret deyince aklımıza neler geliyor. AR teknolojisi başta olmak üzere internet üzerinden yapabileceğimiz tüm alışveriş biçimleri kafamızın içerisinde dönüp duruyor. Teknolojik gelişmeler hızla ilerlerken ticaretin ve perakendenin boyutu da katlanarak artmaya devam ediyor.

2022nin 3d ticaret trendleri
e-ticaret deneyimlerini şekillendirecek trendler…

Yalnızca 2022’de çevrimiçi satışların 5,5 ila 6 trilyon dolar aralığında olması bekleniyor. Bu her sene katlanan rakamın gittikçe büyüdünü bizlere en açık haliyle gösteriyor. Büyüme devam ettikçe sanal deneme (VTO), sentetik veri, dijital ikizler, artırılmış gerçeklik ve metaverse gibi kelimeleri daha sıklıkla duyacağımız günlere yaklaştığımızı da belirtmek istiyorum. Ancak, bunlar sadece moda sözcükler olmak yerine geleceğin e-ticaret deneyimlerini şekillendirecek trendler ve teknolojiler olarak da karşımıza çıkacaklar.

VTO’nun Ortaya Çıkışı

VTO ​​kısaltmasına aşina olmayanlar için sanal deneme kelimeleri, VTO’nun işlevi açısından oldukça açıklayıcıdır. Sanal deneme teknolojisi, müşterilerin kameralarını ve artırılmış gerçekliklerini kullanarak giysi, ayakkabı, kozmetik veya mücevher gibi ürünleri denemelerini sağlar. Hatırlarsanız bu trend pandemi sırasında önemli ölçüde fazla ilgi gören bir trend olmuştu ve bu sebeple 2022’nin VTO teknolojisinin gelişimi için büyük bir yıl olması bekleniyor. 

Daha iyi izleme yetenekleri, daha güçlü cihazlar ve giderek daha sezgisel hale gelen AI çerçeveleri, hem perakendecilere hem de markalara, müşterilerin ürünleri çevrimiçi ve özel uygulamalar aracılığıyla sanal olarak denemelerine olanak tanıyacak.

VTO ​​teknolojisini geliştirenler için başarının anahtarı, müşteriler ve satın almak istedikleri ürünler arasında duygusal bir bağ oluşturmak olacaktır. Bu noktadan sonra, perakendecileri diğerlerinden ayıran şey, hızlı ve kolay bir satın alma sürecine sahip olmak olacak.

Sentetik Veriler ve Dijital İkizler

Sentetik veri ve dijital ikizler gibi terimler kulağa perakende terimleri gibi gelmeyebilir, ancak ikisinin birleşimi 2022’de göreceğimiz en belirgin gelişmelerden biri olacak. Basitçe söylemek gerekirse, dijital ikizler ve sentetik verilerin her ikisi de simüle etmek için algoritmalar kullanırlar. Dijital ikiz, nesneyi modelleyen bir algoritma oluşturmak için fiziksel bir nesneden gelen verileri kullanır. Sentetik veriler daha çok nesne için yapay zeka iş akışları oluşturmaya odaklanır, bu da dijital ikizi özelleştirilebilir yapan şeydir.

Örneğin, çevrimiçi olarak satılan bir ayakkabının 3 boyutlu dijital modeli, gerçek hayattaki ayakkabının dijital ikizi olarak kabul edilebilir. Ancak sentetik veriler, bu 3B nesnenin özelleştirilmesini ve kişiselleştirilmesini sağlayarak işleri bir sonraki seviyeye taşır. 2022 yılında bu teknolojinin daha hızlı benimsendiğini ve yaygın olarak kullanıldığını göreceğiz.

Bu tür ticaretin olumlu sonuçlarını gören daha fazla marka, ürünlerinin dijital ikizlerinin oluşturulmasını hızlandıran çözümlere yatırım yapacaklar. Buna karşılık, tüketiciler daha kişiselleştirilmiş bir perakende deneyimi bekleyecekler.

Dijital İkizler İle İlgili Bir Haberimiz…

Bu teknolojinin gelecek vaat eden bir başka kullanımı da malların pazarlanması olacak. Pahalı, geleneksel üretimler yerine dijital işlemeler, şirketlere müşterilere ulaşmak için daha uygun maliyetli, esnek ve sürdürülebilir bir yaklaşım sağlayacak.

3D Ticaret ve AR Teknolojisi

2022’nin en iyi trendleri arasında en aşina olduğunuz şey artırılmış gerçeklik. 2022’de 1,1 milyar tahmini kullanıcı ve 2023’e kadar 18 milyar dolarlık tahmini piyasa değeriyle, yıllardır pazarlamacıların ve perakende yönetiminin aklındaydı. Özellikle 2022’de, mağazalarda gezinme, sorun giderme ve diğer 360 derece pazarlama girişimleri gibi konularda tüketicilere daha kapsamlı bir deneyim sunmak için artırılmış gerçekliğin daha geniş bir şekilde kullanıldığını görebilirsiniz. Mobilya, ev tasarımı ve büyük mağazalar gibi sektördeki belirli alanlar, 2022 ve sonrasında AR teknolojisinin daha fazla benimsenmesini sağlayacaklar.

2022nin 3d ticaret trendleri ar
ar son yılların en merak uyandırıcı trendleri arasında yer alır…

Perakendeciler bir süredir sürükleyici AR perakende deneyimlerini kullanmış olsalar da, bu deneyimlerin öncelikle biraz statik, 2D renderlar olduğunu belirtmek önemlidir. Günümüz teknolojisini bu kadar heyecan verici yapan şey, tüketicilerin markalara, ürünlere ve mekanlara yepyeni bir daldırma düzeyi getirmek için dinamik, kişiselleştirilmiş 3D deneyimlere sahip olmalarını sağlamasıdır.

Metaverse Bir Sıçrama Yapacak

Metaverse, yılın geri kalanında sıcak bir konu olarak kalmaya devam edecek. Ve daha da önemlisi, perakendeciler bunu anlamak ve nispeten yeni dünyada perakendenin işe yaraması için stratejiyi nasıl değiştireceklerini öğrenmek zorunda kalacaklar.

Peki, metaverse nedir? Bunu fiziksel dünyamızın bir uzantısı olarak düşünebiliriz. Sanal ve artırılmış gerçekliği fiziksel gerçekliğimizle karıştırıyor. Ve her iki dünyayı birbirine bağlayan bir pazar yaratma potansiyeline sahip.

Metaverse tabanında tüketiciler hem fiziksel hem de dijital nesneleri satın alacak. Hatta avatar benliklerinin keyfini çıkarması ve muhtemelen satması veya takas etmesi için metaverse tabanındaki geleneksel perakende alanlarından satın aldıkları nesnelerin dijital ikizlerini bile kullanabilecekler.

Bu dijital ürünlerin bugünün piyasa değeri 5 ila 10 milyar dolar arasında bir yerde bulunuyor.

Basitçe söylemek gerekirse, son zamanlarda hayatımıza giren en heyecan verici fikirlerden biri olabilir. Erken tahminler, Metaverse pazarını 2025 yılına kadar 300 milyar doların biraz altında tutuyor, ancak bu önümüzdeki birkaç yıl içinde kolayca değişebilir.

Son Olarak

2020-2021 yılları arasında dünya çapındaki tüm perakende işlemlerinin yaklaşık %19’u çevrimiçi olarak gerçekleşti, bu nedenle şirketlerin mümkün olan en kısa sürede bir 3D ticaret stratejisine sahip olmaları gerekiyor.

2022’de her yeni platforma daha fazla kullanıcı taşındıkça, ilgi çekici deneyimlere ve içeriğe olan ihtiyaç artıyor. İçerik kral ise, metaverse’den daha iyi bir krallık yok gibi görünüyor.

Bunlar, 2022 perakende sektöründe aranacak fikirlerden sadece birkaçı. Geçtiğimiz birkaç yılda öğrendiğimiz gibi, bırakın günlük hayatı, sektörümüzü neyin bozacağını asla bilemeyiz. Ama kesin olan bir şey var; sektör, 2022 ve sonrasında uygun ve kalıcı müşteri deneyimleri sağlamanın yeni yollarını aramaya devam edecek.

Metaverse Moda Haftası ile Tanışmaya Hazır mısınız?

Metaverse kavramı henüz pek çok açıdan ilk aşamalarında olmasına rağmen, markalar ve perakendeciler tarafından yoğun ilgiyle karşılanıyor ve farklı ilkler deneniyor.

Şimdiye kadar perakende markalarının Metaverse atılımları ile ilgili pek çok haberi sizinle paylaştık.

Şimdi, Decentraland’ın Metaverse Moda Haftası, modada yeni bir çağ için yeni bir ilk yaratmayı hedefliyor.

Metaverse moda haftasında da diğer uluslararası moda haftalarında olduğu gibi, yeni koleksiyonlar sergilenecek ve sanal da olsa sunumlar, tartışmalar, konserler, partiler düzenlenecek. 

Tommy Hilfiger, Metaverse Moda Haftası ile ilgili yaptığı açıklamada , “Adaşım olan markamı 1985’te kurduğumda, moda haftalarının 3 boyutlu, tamamen sanal bir dünyada düzenleneceği bir zaman göreceğimi hiç hayal etmemiştim” dedi.  “Metaverse’yi ve sunduğu yenilikleri daha fazla keşfederken, dijital teknolojinin gücünden ve topluluklarla büyüleyici, alakalı yollarla etkileşim kurmak için sunduğu fırsatlardan ilham alıyorum.”

Ancak markalar Metaverse tabanında tüketicilere ulaşmaya hevesli olsa da, buna yatırım yapmak bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Maalesef Metaverse’de sadece mağaza açmak, şirket yatırımları için yeterli olmuyor.

Metaverse Fashion Week ile ilgili detaylı bilgiye buradan erişebilirsiniz.

Rusya, Marka Ambargolarına Karşılık Yeni Perakende Markaları Arıyor

Inside Retail’ın yaptığı habere göre, Moskova yaptırımlar karşısında artan izolasyon sorunuyla mücadele etmenin yollarını bulmaya çalışırken, Rusya batılı perakende şirketlerinin çıkışının yarattığı boşluğu kapatmak için yeni perakende markaları arıyor. Görüşülen ülkeler ise Çin, Hindistan, İran ve Türkiye.

Rusya Alışveriş Merkezleri Konseyi (RCSC), batılı markalara alternatifler bulmak için dört ülkedeki ilgili temsilcileriyle müzakere ettiğini açıkladı.

RCSC’nin internet sitesinde yer alan açıklamada, “Uygun muadillerinin bulunabilmesi için Rusya’da faaliyetlerini geçici olarak durduran yabancı şirketlerin bir listesi bu ülkelere gönderildi” denildi.

“Zaman içinde bu durum, feshedilmiş markaların ürünlerini benzer kalite ve tasarıma sahip ürünlerle tamamlamaya veya tamamen değiştirmeye yardımcı olacak.”

Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’ya asker göndermesinden bu yana çoğu büyük marka ülkede geçici olarak operasyonlarını durdurmuş veya ülkeyi terk etmişti.

Yeni perakende markaları arıyor

Yaptırımlar, tedarik zincirlerini engelledi çeşitli ürünlerde kıtlığa sebep oldu. Ülkedeki panik satın alımları hızla artarken, sektörel bazı çözümler de bulunmaya çalışılıyor.

100’den fazla piyasa katılımcısının katıldığı bir RCSC toplantısında, Rus perakendecilerinin karşılaştığı zorluklar tartışıldı.

RCSC, Melon Fashion Group’taki geliştirme direktörü Igor Maltinsky’nin, yerel perakende firmalarının karşılaştığı ana zorluğun, tedarik ve lojistik maliyetlerindeki büyük artışların yanı sıra diğer birçok faktöre bağlı olarak üretim maliyetlerinin kontrol edilemeyen büyümesi olduğunu söyledi.

Damat Tween, Metaverse’te İlk Koleksiyon Eğitimini Hayata Geçirdi

Damat Tween geçtiğimiz günlerde 2022 İlkbahar – Yaz koleksiyonunu Metaverse’ye taşıyarak bu konuda bir ilke imza atmıştı. Dijital Rönesans adını verdiği markanın bu değişimini anlatan filmi aşağıdan izleyebilirsiniz.

Metaverse çalışmalarını hız kesmeden devam ettiren Damat Tween, bugün ise Metaverse’deki ilk koleksiyon eğitimini hayata geçirdiğini açıkladı.

Marka Linkedin hesabı üzerinden yaptığı açıklamada: “Moda dünyasının öncü markası olarak, geleceğin dünyasında aldığımız yeri her geçen gün genişletiyoruz. Dijital evrenin ütopik duruşuna, realist yaklaşımlarla yeni bir soluk getiriyor, metaversedeki ilk koleksiyon eğitimimizi hayata geçiriyoruz. Sürükleyici bir teknolojinin parçası olmak için bizi takipte kalın.” dedi.

Multinet Up’ın Yeni Genel Müdürü Ali Emre Sever 

5 yıldır Multinet Up’ta genel müdürlük görevini yürüten Demirhan Şener,  4 Nisan 2022 itibarıyla görevini Ali Emre Sever‘e devredecek. 

2017 yılından bu yana Multinet Up gurubunun CEO’su ve gruba bağlı iştiraklerin Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Demirhan Şener, 31 Mart 2022 itibarıyla görevinden ayrılıyor. Demirhan Şener’den bayrağı devralarak, Multinet Up’ın müşteri odaklı inovasyon yatırımlarına liderlik edecek yeni CEO Ali Emre Sever olacak.

Ali Emre Sever, lisans eğitimini 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümünde tamamladı. Aynı yıl başladığı uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi Ernst & Young’da Kıdemli Denetim Müdürü olarak 2013 yılına kadar çalıştı. Sever, iki yıl kadar çalışmalarını Türk Philips’te Ortadoğu ve Türkiye’den sorumlu Kıdemli Finansal Kontrol Müdürü olarak yürüttü. Ardından 2015 yılında, takip sistemleri sektöründe faaliyet gösteren teknoloji firması Mobiliz Bilgi ve İletişim Teknolojileri A.Ş.’nin önce Mali İşler Grup Direktörlüğü, 2020 yılında ise Mobiliz Genel Müdürlüğü ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini üstlendi. Sever yeni görevi ile birlikte Multinet Up’ta kariyerine devam edecek.

Tüketici Kelimesinin İnsanları Rahatsız Ettiğini Biliyor muydunuz?

Tüketici kelimesinin, aşırı tüketimin birçok çevresel sorunun suçunu üstlenmesi nedeniyle bir miktar tepkiyle karşı karşıya olduğu söyleniyor. Bu durum uzun zamandır birçok işletmenin ‘müşteri‘ ve ‘tüketici‘ gibi kelimelerden kaçınmasına sebep oluyor. Örneğin restoranlar artık müşterilerine ‘ziyaretçi’ diye hitap ederken, hoteller onlara ‘misafir’ demeyi tercih ediyor. Dijital hizmetler veren telekom sağlayıcılarının ve sosyal medya şirketlerinin de müşterilerine ‘kullanıcı’ diye hitap ettiğini duymuşsunuzdur.

tüketici kelimesi insanları rahatsız ediyor
i̇nsanlar artık tüketimi hatırlatan düzenler yerine deneyimi hatırlatan tasarımlar i̇stiyor…

Bu sebeple bir süredir müşteri ve tüketici kelimesinin mümkün olduğunca kullanılmadığına şahit olan bizler bu terimi yalnızca bilimsel makalelerde görmeye başladık.

Tüketici kelimesi sürdürülebilirlik endişesini tetikliyor

Birçok uzmana göre bu terime zamanla veda etmemizin tek sebebi ‘tüketen’ kelimesinin köken olarak tüketmek eyleminden geliyor olmasıydı. Bu sebeple ‘bizler’ yani alışveriş yapan herkes bu kelimeye karşı bir negatif algı beslemeye başladı.

Giderek artan tüketim kültüründe, dünyanın eskisi kadar sürdürülebilir olmadığını düşünen herkes endişesini bir şekilde dışarı aktarmak istiyordu. Üretim için dahi tüketimin yapılmak zorunda olduğu bu küçük dünyamızda bir grup insan taşıdıkları sürdürülebilirlik kaygısını anlatma yolunu ‘tüketim’ kelimesini ve bu kelimeden türeyen ‘tüketici’ terimini reddetmekte bulmuşlardı.

Zaman içerisinde bu terim belki de hepimizin kulağına kötü gelmeye başlayacak. Bizler birer ‘tüketen‘ olmak yerine, ‘ziyaretçi’, ‘misafir’ ya da ‘kullanıcı’ olmak isteyeceğiz. Peki neden?

tüketici kelimesi neden rahatsız eder?
tüketime odaklanan mevcut dünya 21. yy i̇nsanını rahatsız ediyor…

İnsanlar Sadece Tüketmez

Bir mağazaya girme sebebimiz sadece bir ürünü satın almak mı? Hadi bunu düşünelim. Kıyafetlerle dolu büyük bir mağazadasınız. Sağınızda bu baharın gözde moda ürünleri sırayla dizilmiş size selam veriyorlar. Etrafınız satın almak istediğiniz bir sürü ürünle dolu. Peki satın alacak mısınız?

İşte tam bu noktada ‘tüketici’, ‘alışverişçi’ ve ‘ziyaretçi’ gibi kelimelerin bizlere çağrıştırdığı anlam beyinlerimizi etkisi altına alarak bizi yönlendirmeye çalışıyor. Satın almak istemediğimiz ürünlerle dolu bir mağazada ‘müşteri’ olarak çağırılmak istemezken, sahip olmak istediğimiz ürünlerle kuşatılmış bir mağazada da ‘tüketen’ olamadığımız durumlar olabilir.

tuketici kelimesi musterileri rahatsiz ediyor 1
i̇nsanlar ziyaretçi olmayı sevdikleri i̇çin mağazalar müzeleşiyor…

İşte o anlarda bizler sadece etrafı seyreden -belki modadan, teknolojiden bilgi almaya çalışan- birer ‘ziyaretçi’leriz. Müşteri gibi davranmaz ve ürünü alıp kredi kartımızla birlikte kasaya doğru koşmayız. Bu yüzden bizlere ‘müşteri’ gibi davranılmasını değil de ‘misafir’ gibi davranılmasını bekleriz.

Bunu öğrenen mağazalar, restoranlar, hoteller, hizmet sağlayıcıları ve sosyal medya şirketleri şimdilerde ziyaretçileriyle aralarındaki ilişkiyi güçlendirmek için aradaki ‘tüketme’ duvarını kaldırarak hareket etmeye başladılar bile. Bazen misafir, bazen kullanıcı olan insan topluluklarının üzerine ‘tüketme’ eyleminin ağırlığını koymadan rahat bir iletişime geçtiler.

Peki sizler kendinizi bu konuda nasıl tanımlıyorsunuz?

Perakende Sektörüne Merhaba!

coskun soyer ust

Bu haftadan itibaren bu köşeden perakende ile ilgili söyleşeceğiz. Konu perakende olunca o kadar büyük ve derin bir konu ki, neresinden bakacağınız bile önemli bir soru işareti, bu yüzden perakende ve okyanusu eş değerli kavramlar olarak kullanmayı severim.

Evet perakende çok büyük bir okyanus, sadece ABD’de yıllık perakende iş cirosu 5 Trilyon USD’nin üzerinde, bu okyanusta yüzmek kolay değil. Bence esas konu olan, okyanusta büyük balık mı olmak yoksa hızlı balık mı olmak konusunu beraberce derinlemesine inceleyeceğiz.

balik resim

Okyanus tanımlamasını yaparken daha önce bilmediğim bir bilgiyle karşılaştım. Şöyle ki insanoğlunun şu an bile okyanus tabanı ile ilgili bilgileri Mars yüzeyinden daha azmış. Halen okyanus tabanının %20’sini inceleyebilmişiz. %80’i halen bilinmiyor.

Önce biraz kendimi tanıtmak isterim. 25 yılı aşkın bir süredir çalışıyorum. İş değiştirmeyi çok sevmem, o yüzden girdiğim işlerde uzun süreli kaldım. Otomotivde Renault ile 13 yıllık bir tecrübem oldu. Devamında 7 sene Media Markt elektronik perakende zincirinde çalıştım. Son 8 senedir danışman olarak bu düzen devam ediyor.

Çalıştığım işlerde çok şeyler öğrendim ve devamında bunun yararını gördüm. Şöyle bir örnek vereyim, Renault’da ilk görevim, bana tanımlanmış bir bölge içerisinde yetkili satıcılara satış sonrasından daha fazla para kazanmaları için eğitim vermem ve devamlı seyahat etmemdi. Bahsettiğim yıl 1994 ve bu konu ile ilgili ilk kurumsal çalışmayı yapan firmaydık. Yetkili satıcıları dolaşıyor ve onlara neden daha fazla yedek parça satmaları, tezgâh satışı ve toptan satış da yapmaları, stoklarını yönetmek için neler yapmaları gerektiği vb. birçok konuda eğitimler veriyorduk. Kısacası yetkili satıcıları yedek parça da perakende satış konusunda aktif olmaya yöneltiyorduk.

kitap1

Yıl 2022, bu konular şimdi çok popüler ama inanın o tarihlerde zor konulardı. Yetkili satıcıların birçoğu böyle bir işe girmeyi bulundukları ilde veya bölgede statü düşüklüğü olarak görüyorlardı. Çünkü kendilerinden daha ufak işletmelere, yedek parça dükkanlarına, atölyelerle iş yapıp onlara cari hesap açmaları gerekecekti. Bu bölümde 2 yılı aşkın çalıştım ve bana çok şey kattı. O yıllarda beni öldürsen bu işe girmem diyen yetkili satıcıların hepsi bu konulara girdiler, zaman zaman görüştüğümüzde o yıllardaki konuları tatlı tatlı konuşuyoruz. Devamında firmanın tedarik zinciri konuları üzerine yoğun bir tecrübem oldu ve son olarak şebeke geliştirme konusu ile ilgili çalıştım. Bu bölümde özellikle 2000’li yılların başında otomotiv sektörü için çok önemli bir konu olan ve bütün yetkili satıcı organizasyonunun baştan aşağı değiştiği “block exemption-blok muafiyet” konusunda önemli tecrübelerim oldu. 2007 yılından itibaren Media Markt markası ile çalıştım. Çok iddialı bir perakende firmasında önemli görevlerde bulundum. Bütün mağazaları çok yakından görme, inceleme imkânı elde ettim ve operasyon yükünün sorumluluğunu taşıdım.  Devamında Avrupa ülkelerinde başarılı olduğum konuların eğitimlerini de verdim.

kitap2

Perakendede özellikle katma değerli servisler ve bunların müşteriye sunumu konuları çok yeniydi. Bu tür ürünlerin en büyük yararı, üründeki kar algısını (müşteri açısından) nötr hale getirerek, perakendeciye daha karlı satış kanalları açmasıdır. Otomotiv’den gelen tecrübemle karlı ve verimli bir operasyon yürüttüm, yeni ürünler geliştirdim. Firmanın ilk müşteri hizmetleri odaklı ve dış kaynaklı çağrı merkezini kurdum. Tedarik zincirinde firmanın karlı ve verimli işleyiş de olması için emek verdim. Özellikle markanın Avrupa’da başarı stratejisi olan mağaza bazında bağımsız yönetim yerine, ülkemizde merkezi yönetim ile ilgili çalışılması için yoğun çalışmalarım oldu.  Ayrıca mağaza m2’lerinin küçültülmesi konusu da ülkemizde başarı için hep önerdiğim konular olmuştur.

Kurumsal da bir yere kadar kararını verdikten sonra danışmanlığa adım attım; b2b veya b2c ayırmaksızın, tedarik zinciri, perakende, elektronik ticaret, satış sonrası (özellikle katma değerli servisler), müşteri ilişkileri yönetimi, yetkili satıcı şebekelerinin kurulması ve yönetilmesi vb. konularda son sekiz senedir pandemi, kriz vb. demeden çalışmaya devam ediyorum.

“Tedarik Zinciri Neden Önemli” ve “E Ticaret ve Ötesi” adlarında yayınlanmış 2 kitabım var. Zaman buldukça yeni kitaplarda geliyor olacak.

Merak etmeyin yazılarımda kendimden bahsetmek (tecrübelerim olabilir, kısa!), gibi sıkıcı bir konuya bir daha girmeyeceğim. Perakende ile ilgili profesyonellerin takip ettiği ve herkesin bu konuda uzman olduğu böylesine seçkin bir platforma adım atarken, sizlere kendimi tanıtmak istedim.

Sonuç olarak hep anlatacağım konuyla bitirmek istiyorum.

“Perakende hep gelişiyor, hiçbir zaman bu gelişme bitmeyecek, bu gelişmeleri yakından takip edip kendi katkımızı ve gelişimimizi yaparak, önemli olanları bünyemize adapte etmeliyiz. Kısaca bu okyanusta yüzmek gibidir ister büyük balık olun ister hızlı balık olun kolay değildir.”

Gelecek hafta özellikle gelişmekte olan ülkelerde perakende nereye gidiyor ve ülkemiz bunun neresinde konusunu, biraz da bu konudaki raporlar eşliğinde inceleyerek devam edeceğiz. Sağlıkla kalın…