Ana Sayfa Blog Sayfa 340

Akinon, CB Insights’ın RetailTech 100 Listesine Giren Tek Türk Şirketi Oldu

Girişim yatırımları analiz platformu CB Insights’ın hazırladığı “Retail Tech 100 / 2022” listesinde bir Türk şirketi de var. Dijital ticaret platformu Akinon bu yıl listeye giren tek Türk şirketi oldu.

CB Insights bu liste ile alışveriş deneyimini yeniden şekillendiren, perakende operasyonlarını hızlandıran ve perakende satışlarını desteklemek üzere teknoloji çözümleri üreten şirketleri değerlendiriyor. Bu anlamda oldukça prestijli ve önemli bir liste.

Listedeki şirketler 7 binden fazla teknoloji şirketi arasından tek tek incelenerek seçiliyor. Araştırmada şirketler; iş modelleri, pazardaki momentum ve büyüme potansiyelleri gibi önemli verilere göre, CB Insights’ın tescilli algoritması ile değerlendiriliyor.

Listedeki tek Türk şirketi olan Akinon, “E-Commerce Infrastructure” kategorisinde belirlenen 12 firma arasına adını yazdırdı.

akinon - retail tech 100
akinon, cb insights’ın retailtech 100 listesine giren tek türk şirketi oldu 3

Perakende satış deneyimini dönüştüren teknoloji çözümleri üreten Akinon’un Kurucu Ortağı ve CEO’su Tolga Tatari konuyla ilgili olarak “Büyük yatırımcılar, kurumsal şirketler, bankalar ve medya şirketleri için önemli bir kaynak haline gelen CB Insights’ın ikinci kez gerçekleştirdiği “Retail Tech 100” araştırması neticesinde “E-Commerce Infrastructure” kategorisinde seçilen tek Türk markası olduğumuz için gururluyuz. Dünyanın önde gelen teknoloji üreticileri ile rekabet edebilecek güçte e-ticaret ürünlerine ve teknolojik altyapıya sahibiz. Bu çalışmalarımızın uluslararası bir platform tarafından değerlendirilmesi ve en iyiler arasında yer alması mutluluk verici bir gelişme. Global ölçekte ki projelerimiz ile hızla farklı coğrafyalarda ki yeni pazarlara açılmaya devam ediyoruz. Akinon olarak hedefimiz dünyanın en iyi dijital ticaret platformlarından biri olmak. Bu vizyonla yakaladığımız başarımızı artırarak devam ettirmek ve yaptığımız işlerle CB Insights gibi saygın kurumların listelerindeki varlığımızı artırmak için tüm motivasyonumuzla çalışmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

akinon
akinon, cb insights’ın retailtech 100 listesine giren tek türk şirketi oldu 4

Perakendeciler Yarının Mağazalarını Kurarken Bugünün İşlerini de İyileştirebilir

Geçtiğimiz 10 yıl boyunca perakendecilerin en büyük meşguliyetlerinden biri çevrimiçi ve fiziksel kapasitelerini birbirine uyumlu hale getirme çalışmalarıydı. Yani yarının mağazalarını inşa etmek. Zira son zamanlarda bu iki alanı birbiriyle karıştırmanın işletme maliyetlerini düşürmek, tüketicilerine kolaylıklar sağlamak, fiyat rekabetinde var olabilmek ve markalarla daha kolay interaksiyona geçebilmek gibi önemli faydaları var. Nitekim bu gelişim süreci boyunca e-ticaret müşterilerin alışveriş alışkanlıklarını değiştirmekle kalmayıp perakende sektörünün doğasını da alternatize etmiş gibi görünüyor.

Pandeminin hızlandırıcı etkisinin işaret ettiği sonuçlardan biri müşterilerin perakendeden beklentilerinin yükselmiş olması. Tüketiciler akıcı ve kişiselleştirilmiş, çok kanallı bir alışveriş tecrübesi talebi içerisindeler. Ek olarak markalardan bir duruş beklentisinin yanında çevresel ve sosyal sorumluluk çerçevesinde üretim yapmaları da isteniyor.

Süreç boyunca çalışanların beklentileri de yükselmiş durumda. Destekleyici ve potansiyellerini ortaya çıkarabilecekleri bir iş atmosferinde bulunabilmek, aynı zamanda çalıştıkları şirketle de bir aidiyet bağı hissedebilmek istiyorlar. Araştırma ve danışmanlık şirketi Accenture Research’ün yayınladığı makeleye göre çalışanların yarıya yakını çalıştıkları şirketin etik, sürdürülebilirlik ve ahlakla ilgili değerlerin yakın gelecekte kendileri için daha önemli hale geleceğini belirtiyorlar. Perakendecilerin markalarını bu gibi değerler ve sürdürülebilirlikle entegre işletme planları çerçevesinde şekillendirmelerinin birçok sebebinden biri tam da bu.

Pandemi sebebiyle ortaya çıkan tedarik zincirindeki bozulmalar birçok perakende çalışanını yeni gelir kaynakları aramaya veya kariyerlerinde değişiklik yapmaya halihazırda itmiş durumda. Tercih edilebilir bir işveren olmak adına birçok perakendeci farklı yaratıcı stratejileri teknolojiyle birleştirerek çalışanlarına kendilerini gösterebilecekleri verimli çalışma alanları sağlamaya çalışıyor.

Çalışanlar birincil olarak esnek çalışma saatleri arayışındalar. Vardiyalarını değiştirebilecekleri, uygun olduklarında ekstra iş yükü alabilecekleri imkanlar istiyorlar. İşverenler ise gelişmiş vardiya zamanlama yazılımlarıyla çalışanlarını mobil uygulamalar ve farklı yöntemler kullanarak daha akıcı bir şekilde programlama yapabilir durumdalar. Bu sayede çalışanlar daha iyi bir iş/hayat dengesi kurabilirken aynı zamanda perakendeciler de çalışanlarının vardiyalarıyla ilgili problemlerle daha kolay baş edebilir hale gelebilirler.

Bununla beraber çalışanlar boş mağazalarda, meşguliyetsiz bir şekilde mesailerini geçirmek istemiyorlar. ‘Yarının Mağazaları’ bu problemleri belli oranlarda çözüme ulaştırır nitelikte. Daha esnek çalışma potansiyeli, teknolojik ve kişilerarası yetenek gerektiren farklı pozisyonlarda çalışma kabiliyeti hem yarının perakendesinin çalışanlarından ihtiyacı hem de yarının çalışanlarının aradığı pratikler. Bunlardan ötürü bazı perakendeciler çalışanlarının iş tanımlarını dijital kanallar ve fiziksel mağazalar arasında değiştirme yollarına gidiyorlar. Bu tarz bir yapılandırma işgücünün daha verimli kullanılmasını sağlarken aynı zamanda çalışanların planlamalarını daha rahat bir şekilde yapmalarına da olanak sağlıyor.

open communication 1

Peki yarının mağazalarını markalar nasıl inşa ediyor?

Yarının mağazaları için sektörün çalışanlardan beklediği bu yeni yetenekler doğal olarak çalışanlar üzerinde etkilere de sahip. Sektörün farklı şekillenmeye başlayan beklentiler çalışanların daha umut vaat edici kariyer yollarına kanalize olmasına neden oluyor. Levi’s bunun güzel örneklerinden biri. Öncü giyim firması veri bilimi üzerine tecrübesi olmayan çalışanlarına makine öğrenimi üzerine eğitim kampına dahil olma imkânı sağlıyor, dolayısıyla çalışanlar yeni ve daha getirili iş alanlarına yönelme şansı kazanıyorlar.

Öte yandan, çalışanların etrafındaki insanlarla girdikleri pozitif interaksiyonların çalışma performanslarına olumlu etkide bulunduğu bir gerçek. Otomasyonun stoklama ve kasa gibi görevleri ele geçirdiği dünyada perakendeciler çalışanlarını “mikro fenomenlere” çevirme imkanına sahipler. Örneğin Amerika merkezli moda perakendecisi Nordstrom bazı çalışanlarını stil danışmanlığı göreviyle üstlendirdi. Bu çalışanlar müşterilerle 30 dakikalık ücretsiz video görüşmeler yaparak birebir stil tavsiyeleri veriyorlar. Aynı zamanda markanın mağaza çalışanları da belirli ürünler üzerine internet sitelerinde canlı yayın yaparak ürünü tanıtıyorlar. Bu hamleler hem internet sitesinde belli oranda ünlü olabilme şansını yakalayan çalışanları motive ediyor hem de ürünlerin boyutları, görünümü ve tarzıyla ilgili bilgiler elde eden müşterilerin satın aldıkları ürünlerle ilgili memnuniyetini artırıyor.

Son olarak, bağlantıları güçlendirilmiş ve dijital olarak desteklenen bir iş atmosferi perakendecilerin yarının çalışanlarına arzu ettikleri çalışma ortamını sağlamasına olanak sağlıyor. Ayrıca çalışanlarına yeni yetenekler kazanma imkanları sağlamaları da giderek dijitalleşen ve otomasyona maruz kalan perakende endüstrisinde çalışanların motivasyonu için son derece önemli katkılar haline geliyor.

Perakendeciler işverenlerine inanan ve güvenen insanların firmalarına bağlılıklarının ve iş azimlerinin arttığını adım adım fark ediyorlar. Yarının sektöründe başarılı perakendeciler bu başarıyı elde tutmak için son teknoloji sistemlerden daha fazlasına ihtiyaç duyacaklar. Zira bağlılığı ve çalışma azmini destekleyen bir çalışma ortamı yarının sektörü için vazgeçilmez bir etmen olmaya her gün daha fazla yaklaşıyor.

Metaverse’te Perakendecilik Kızışıyor! Küçük İşletmeler Nasıl Faydalanabilir?

Uzun yıllar perakende sektöründe bulunan uzmanlar dahil bir çok insan hala ‘Metaverse’te perakendecilik’ nedir tam olarak anlayabilmiş değil.

Ekim 2021’de Facebook’un şirketinin ismini “Meta” olarak değiştirmesi ve milyarlarca dolarlık bir yatırım yapacağını duyurmasıyla Metaverse furyası dünya genelinde tırmanmaya başladı. Fakat unutulmaması gereken bir nokta var ki; Zuckerberg‘in de dediği gibi Metaverse tek bir gecede inşa edilmeyecek kadar derinlikli bir konu. Gerçekten meyvelerini vermesi için 10 ila 15 yıllık bir sürece ihtiyaç duyulacak.

metaverse'te perakendecilik nedir
Metaverse

Artırılmış gerçeklik vs Metaverse’te perakendecilik

Sayısız marka, fiziksel ve dijital arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmanın ilk adımı olarak e-ticaret platformalarına artırılmış gerçeklik (AR) eklemeye başladı.

Ikea ve Wayfair gibi büyük şirketlerin AR uygulamalarını kullanarak bir mobilya veya dekorun evinizde nasıl duracağını görmeniz mümkün. Mac ve Maybelline gibi kozmetik markalarının uygulamaları sayesindeyse bir ürünü satın almadan önce yüzünüzde dijital olarak deneyebiliyorsunuz.

Metaverse’ün bir hedefi de gelecekte bütün bu uygulamaları tek bir platformda toplamak. Böylelikle müşterilere pürüzsüz bir alışveriş tecrübesi sunabilmek.

Artırılmış gerçeklikten faydalananlar sadece büyük şirketler değil. Bazı dijital platformlar küçük işletmeler için de uygulamalar yayımlıyorlar. Mesela, Shopify 3 boyutlu modeller kullanarak müşterilerin satış sayfalarında ürünlerin tam olarak nasıl gözükeceğini görebilmelerini sağlıyor. Bunun yanında Shopify, işletmelere uzmanlarla çalışarak bu 3 boyutlu modelleri oluşturma hizmeti de sunuyor.

Sosyal medya üzerinden e-ticaretin gelişmesi, metaverse’ün ileride perakendeciler tarafından nasıl kullanılabileceğini gözler önüne seriyor.

metaverse'te perakendecilik
artırılmış gerçeklik ile alışveriş

Test, Test ve Daha Çok Test

İlk bakışta dijitale geçmek küçük işletmeler için bir baş ağrısı gibi gözükse de geçtiğimiz son iki yılda herkesin dijitale geçişini kolaylaştıracak gelişmeler oldu. Sonuç olarak da müşteriler bu yeni alışveriş olanağını benimsemeye başladılar.

Fakat sanal ortama geçmek için aceleci davranmayın. Öncelikle piyasanızı test edin. Dijital buluşma ortamları oluşturun ve müşterilerinizin rahat ettikleri, soru sorup, alışveriş yapabilecekleri ortamlar sağlayın. En iyi bildiğiniz şeylerden şaşmayın – satmış olduğunuz ürünleriniz.

İncele ve Geliştir

Pandemi şartları sebebiyle hemen hemen her perakendeci yavaş da olsa çevrimiçi satışı benimsemeye başladı. Şimdi küçük işletmelerin çevrimiçi satışlarını incelemesi ve çevrimiçi varlıklarını geliştirmesinin tam zamanı!

Eğer Metaverse’e hazırlanmak için tek bir şey yapacaksanız – yapabileceğiniz en iyi şey fiziksel ürünlerinizi sanal ortamdan nasıl satacağınızı planlamak olur. İnternette bir web sitesi üzerinden mi yapacaksınız, bir uygulamanız mı var, yoksa bir mobil platform mu düşünüyorsunuz – Metaverse’ten müşterilerinize iyi bir tecrübe sunabileceğiniz bir yeri nasıl planınıza dahil edebilirsiniz?

Tıpkı yeni bir şehirde yeni bir mağaza açar gibi, perakendeciler müşterileriyle yeni bir yolla iletişim kurabilecekleri, onlara yeni bir alışveriş tecrübesi yaşatabilecekleri sanal ortamlara sahip olabilecekler.

2022 birçok büyük şirketin Metaverse’te perakendecilik denediği, en azından giriş yaptığı bir yıl. Markalar bu konuda çok iştahlılar ve büyük yatırımlar yapmaktan çekinmiyorlar. Bu nedenle küçük işletmelerin temkinli fakat yenilikleri takip etmede geri kalmadan ilerlemesi oldukça önemli.

Hepsiburada 2021 Finansal Sonuçlarını Açıkladı

Hepsiburada 2021 Finansal Sonuçlarını Paylaştı.

Geçtiğimiz Temmuz ayında Nastaq’ta halka arzını gerçekleştiren Hepsiburada, 2021’in ikinci çeyreğinde 5.9 milyar TL satış verisine ulaşmıştı. 2021 yılına dair tüm rakamsal verilerini paylaşan Hepsiburada için detaylar şu şekilde:

Toplam satış 2020’ye göre yüzde 54 artarak 26,2 milyar TL oldu

Hepsiburada’nın SEC’e sunduğu yeni rapora göre şirketin toplam satış hacmi 2020’ye göre yüzde 54 artarak 26,2 milyar TL olarak bildirildi. Bu performansla şirket 24 milyar TL olan hedefini de aşmış oldu. Gelir ise 2020 yılına göre yüzde 18,5 artarak yaklaşık 7.5 milyar TL’ye ulaştı. 

Aktif satıcı 2020’ye oranla yüzde 68 artarak 45 binden 75 bine çıktı

Hepsiburada’nın aktif satıcı sayısında da önemli artış yaşandı. Şirketin 2021 yıl sonundaki aktif satıcı tabanı 2020’ye oranla yüzde 68 arttı ve 45 binden 75 bine ulaştı. Platformdaki ürün sayısı ise yıldan yıla yüzde 103 artarak 44,5 milyondan 90,3 milyona çıktı. Hepsiburada’nın toplam satışları içinde pazar yeri payı da yıllık bazda yüzde 59’dan yüzde 68’e yükseldi.

Hepsiburada 2021 finansal sonuçlarında müşteri sayısı 9 milyondan 11.3 milyona çıktı

2020 yılında teslim edilen 34,9 milyon siparişe kıyasla sipariş sayısı yüzde 53,4 artarak 53,5 milyona ulaştı. Aktif müşteri sayısı, 2020’de yüzde 24,8 artışla 9 milyondan 11,3 milyona çıktı.

Hepsipay Cüzdanım’ın 2021 sonundaki kullanıcı sayısı 2021’in 3. çeyreğine göre yüzde 172 artarak, 5,2 milyon oldu

Hepsipay Cüzdanım, son çeyrekte Hepsiburada’nın toplam satışlarının yüzde 37’sinde, platformun online ve offline alışverişlerde kolay ve güvenli ödeme sağlama hedefiyle hayata geçirdiği stratejik yatırımı olarak tercih edildi. Hepsipay Cüzdanım’ın kullanıcı sayısı 2021’in 3. çeyreğine göre yüzde 172 artarak, 5,2 milyona ulaştı.

Hepsiburada’nın toplam paketlerinin yaklaşık yüzde 50’si HepsiJet ile teslim edildi

2021 yılında Hepsiburada’nın toplam paketlerinin yaklaşık yüzde 50’si HepsiJet ile teslim edildi. HepsiJet, Hepsiburada mağazasından verilen siparişlerin yüzde 79’unu tüm Türkiye’de 24 saatten az sürede teslim etti. Hepsijet, Türkiye’nin 81 ilinde, 2 bin 150 araçla hizmet veriyor. HepsiJet’in büyük hacimli ürünler için sağladığı teslimat ve kapıdan iade servisi HepsiJet XL hizmet ağı da 81 ile yükseldi. 

Net zarar ise 625,8 milyon TL

2020 yılındaki 474,5 milyon TL net zarara karşılık 2021 net zararı 625,8 milyon TL olarak bildirildi. 2020 yılındaki 12,7 milyon TL net kambiyo kazancına kıyasla 2021 yılında 1,7 milyar TL net döviz kazancı bu performansta olumlu etki yarattı.

COVID Kısıtlamalarının Kaldırılması, Küresel Tüketici Güveninde Bir Artışı Tetiklemiyor

Ipsos’un dünya çapında küresel tüketici güveni üzerine yeni araştırması, Ukrayna’daki savaşın, dünyanın birçok yerinde COVID kontrol önlemlerinin kaldırılmasının getirdiği iyimserliği yumuşattığını ortaya koyuyor. 18 Şubat ve 4 Mart arasında gerçekleştirilen son anket, çoğu ülkenin Ulusal Tüketici Güven Endeksi’nde aydan aya önemli bir değişiklik olmadığını gözler önüne seriyor.

23 ülke arasından 16’sı Şubat’tan bu yana anlamlı bir değişiklik (yani +/- 1,5 puandan) göstermedi. Beş ülke – İsrail, Belçika, Japonya, Kanada ve İsveç – önemli düşüşler gösterirken sadece Suudi Arabistan ve Macaristan önemli kazanımları dikkat çekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün küresel bir pandemi ilan etmesinden iki yıl sonra, birçok ülke 2020’nin başında olduğundan önemli ölçüde düşük kalan bir Ulusal Endeks göstermişti.

Küresel tüketici güveni endeks trendleri

9 ülke 50 puanın üzerinde Ulusal Endeks göstermeye devam ediyor. Bunlar: Çin (70,2), Suudi Arabistan (67.2), Hindistan (62.8), İsveç (60.5), Avustralya (56.2), Amerika Birleşik Devletleri (54.6), Almanya ( 53.2), Büyük Britanya (51.6) ve Kanada (50.0).

Öte yandan Türkiye 30.2 puanla Ulusal Endeksi 35’in altında olan tek ülke olmaya devam ediyor.

i̇psos küresel tüketici güveni araştırması
ocak-şubat ve mart 2022 küresel tüketici güveni karşılaştırmaları

Aynı zamanda 9 ülke, Ocak 2020’dekinden önemli ölçüde daha yüksek bir endeks puanı gösteriyor. Değişimler şu şekilde: Avustralya (+5.7), İsveç (+4.6), İspanya (+4), Fransa (3.8), Hindistan (+3.3), İtalya (+3.3) ), ve Suudi Arabistan (+3.2), Güney Kore (+2.5) ve Güney Afrika (+2.2).

Pandemi öncesinde olduğundan önemli ölçüde daha düşük bir Ulusal Endeks kaydeden ülkeler ise şu şekilde: merika Birleşik Devletleri (-8 puan), Polonya (-7.9), İsrail (-6.5), Brezilya (-4.1) , Türkiye (-3.8), Kanada (-2.3), Macaristan (-2.1), Arjantin (-1.7) ve Meksika (-1.5).

İşler, Beklentiler ve Yatırım Endeksi Trendleri

23 ülke arasında, istihdam, beklentiler ve yatırım ortamını gösteren üç alt endeksin tamamında geçen aya göre önemli kayıplar bildiren tek ülke İsrail. Suudi Arabistan ve Macaristan’ın her biri, iki alt endekste geçen aya göre önemli kazanımlar gösteriyor.

  • Türkiye, Macaristan ve Güney Afrika, İş Endekslerinde geçen aya göre önemli kazanımlar elde ediyor. Bu konuda İsrail dışında hiçbir ülke önemli bir kayıp göstermiyor.
  • Yukarıda bahsedildiği gibi, sadece Suudi Arabistan Beklenti Endeksini önemli ölçüde artırırken, İtalya, Almanya, Belçika, İsrail ve İsveç önemli düşüşler gösteriyor.
  • Beş ülke Yatırım Endekslerinde aylık bazda önemli artışlar gösteriyor. Bunlar Macaristan, Hindistan, Polonya ve Brezilya. Buna karşılık, Belçika, İsveç, Japonya, İsrail, Kanada ve İtalya ise önemli düşüşler gösteriyor.  

Migros’un Gıda Atığı ve Sürdürülebilirlik Çalışmaları The Consumer Goods Forum’da Yayınlandı

Migros’un gıda atığı konusunda hazırladığı ve sürdürülebilirlik ajandasında önemli bir gündem maddesi olarak çalışmalarına yer verdiği detaylı içerik, The Consumer Goods Forum tarafından yayınlandı.

Sürdürülebilirlik çalışmalarına verdiği değeri tüm detayları ile aktaran Migros, aynı zamanda elde ettiği ve geri kazandırdığı atık oranlarına da açıklamasında yer veriyor.

Tüm değer zincirini güçlendirerek gıda atığı konusunu temel sürdürülebilirlik gündemine yerleştirmek

Gıda atığı, hepimizin ayrılmaz ve görünmez bir şekilde bağlı olduğu ekosistemin bir parçasıdır. Migros olarak gezegenimiz ve tüm canlılar için en iyi çözümün bu soruna toplu ve ortak bir yanıt vermek olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle kendimize gıda atığı tonajımızı 2018 yılına kıyasla 2030 yılına kadar yarıya indirmeyi hedefledik. Aldığımız inisiyatifler ve değer zincirimize olan bağlılığımız sayesinde 2018 yılından bu yana gıda israfımızı şimdiden %22 azalttık.

Gıda, yaşamın devamlılığı için esastır ve yemeğin hikayesi insanlığın varlığı kadar eskidir. Ancak günümüzde gıdaya bağımlılığımız her zamankinden daha fazla dikkat gerektiriyor. İklim adaleti, iklim değişikliğinin her yerde insanları etkilediği gerçeğinin altını çiziyor. Ancak sosyal olarak dezavantajlı insanlar çevresel koşullara daha fazla bağımlı olma eğiliminde olduklarından, bu etki eşit olarak dağılmıyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından hazırlanan 2021 Gıda İsrafı Endeksi Raporuna göre her yıl 931 milyon ton gıda israf ediliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), dünyada yaklaşık 800 milyon insanın açlıkla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Bu rakamların varlığında gıda perakende sektörünün büyük bir fark yaratabileceğine inanıyoruz

Migros olarak gıda israfını çok ciddiye alıyoruz. İsrafın sadece yiyeceğin kendisi olmadığını biliyoruz. İsraf aynı zamanda kullanılan su, işlenen toprak, harcanan emek ve kat edilen mesafedir. Tedarikçilerin/üreticilerin ve müşterilerin merkezinde, tedarik zincirinin her iki ucunu da kapsayan ve bu konuda bize bu konuda çalışmak ve fark yaratmak için birçok fırsat sunan benzersiz bir konuma sahibiz.

migros gıda atığı çalışmaları
Migros sağlıklı üretilmiş meyve sebze reyonu

Sorumlu bir gıda perakendecisi olarak FLW standardı ve gıda geri kazanım hiyerarşisi doğrultusunda çeşitli projeler yürütmekteyiz. Gıda israfını kaynağında azaltmak ana hedefimizBu amaçla akıllı otomatik sipariş sistemlerimizi minimum atık üretecek şekilde geliştirdik. Ek olarak, meyve ve sebzeler ile son kullanma tarihi yakın gıda ürünlerinde %25 ila %50 arasında indirim yapıyoruz. Bunu yaparak 2019’dan bu yana 13.741 ton gıda tasarrufu sağladık.

Tüm canlıları önemsiyor ve çevreye özen gösteriyoruz

Görsel olarak satış standartlarının altında kalan ancak tüketime uygun gıda ürünlerimiz, web tabanlı bir bağış platformu aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine bağışlanıyor. Bu bağışlar yaklaşık 12,8 milyon öğün yemek hazırlamak için gerekli gıdaya denk geliyor.

Rolümüzün diğer canlılara bakmak olduğu bir ekosistemin parçasıyız. Bu nedenle çeşitli sivil toplum kuruluşları ile iş birliği içerisinde sokak ve orman hayvanlarına insan tüketimine uygun olmayan ve tercih edilmeyen yenilebilir gıdaları temin ediyoruz. Bu ortaklık kapsamında toplam 5.421 ton mama, ihtiyaç sahibi hayvanların yararına ve beslenmesi için geri kazanılmıştır.

Ekosistem, tüm bağlantıların ve etkilerinin haritalandığı bir zincirdir ve dahil edilmesi gereken sadece canlılar değildir. Organik atıklarımızdan biyo kompost yoluyla enerji geri kazanımı sağlıyoruz. Döngüsel ekonomiyi desteklemek için “Black Soldier Fly (BSF)” projesini başlattık . BSF larvaları besin kaynağı olarak meyve ve sebze atıkları kullanmakta ve bu larvalar yüksek protein ve yağ oranları nedeniyle tavuk ve balık yemi olarak kullanılmaktadır. 2021 yılında bu süreçte 13,6 ton meyve-sebze atığı kullanılarak 48 ton karbon salınımı engellenmiştir.

Toplu eylemlerin önemi

Gıda israfı, dünyanın birlikte ele alması gereken bir sorundur. Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün “10x20x30” girişimine katılan ilk Türk perakende şirketi (ve dünyadaki ilk 10 şirketten biri) olduk. 23 tedarikçimiz de gıda atıklarını yarıya indirmek amacıyla bu girişime kaydoldu.

“Birlikte hareket etme” ilkesine ve etkinliğine olan inancımız gereği, gıda israfı konusunda kamuoyunu bilinçlendirmek için T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı ile işbirliği içinde FAO’nun “Yiyeceklerinizi Koruyun” kampanyasına da katılıyoruz. Bu ortaklığın nihai çıktısı, Türkiye’de tüm süpermarket sektörünün kullanımına sunulan “Gıda Satış Noktalarında Gıda İsrafıyla Mücadele Rehberi” başlıklı resmi kılavuzun yayınlanması oldu.

Güçlendirilmiş değer zinciri anahtardır

FAO’ya göre, küresel gıda kaybının %30’u, tüm tedarik zinciri boyunca tarımsal üretim ve hasat aşamasında meydana geliyor. Bu nedenle 2021’de yeni bir uygulama başlattık. Bu uygulama işletmeler, çiftçiler ve çevre için bir kazan-kazan senaryosuna neden olan değer zincirimizle daha fazla ilişki kurarak hasat aşamasında gıda kaybını önlemek için “yukarı akış kayıplarına ilişkin pilot model” . İlk yılın sonuçları çok cesaret verici ve 2022’de çabalarımızı artırmaya kararlıyız.

Sürdürülebilir tarım ve doğal kaynakların verimli kullanımı için gıda israfının önlenmesi temel sürdürülebilirlik gündemimizde yer alıyor. 2030 yılına kadar gıda satış/atık oranımızı 2018 yılına göre yarıya indirme hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı hızlandırdık. Yukarıdaki girişimler sayesinde gıda israfımızı şimdiden yüzde 22 azaltarak 50 milyon öğün yemek tasarrufu sağladık.

Gıda israfıyla mücadelede kriterimiz “azalt, yeniden kullan, geri dönüştür” ve sürdürülebilirlik konusundaki duruşumuzla sektörde rol model olmaya çalışıyoruz. Tedarikçilerimizi ve müşterilerimizi işbirliğine dayalı bir döngü olarak gıda israfını azaltma çabalarımıza dahil etmeye ve bizi daha güçlü bir değer zincirine ve daha iyi bir dünyaya götürecek yenilikçi yaklaşımlar aramaya devam edeceğiz.

FLO CEO’su Burak Övünç: “Yaptığımız iki yeni anlaşma globalleşme yolunda stratejik avantaj ve çok güçlü bir ivme kazandırdı.”

Ayakkabı sektöründe isminden sıkça söz ettiren FLO, imzaladığı 2 yeni anlaşma ile global pazarlardaki etkinliğini artırmayı hedefliyor. Türkiye lisans haklarını 2019’da aldığı Nine West ile tekrar anlaşmaya giden FLO, lisans iş birliğini 40 farklı ülke için genişletti. FLO CEO’su Burak Övünç: “Marka portföyümüzü sürekli güçlendiriyoruz. Hem bölgemizde, hem de bölgemizin dışında yeni büyüme fırsatları elde ettik” dedi.

Bu anlaşmayla, Latin Amerika’dan Uzak doğuya kadar tüm Nine West distribütörlerine ürün sağlanabilecek. İngiltere, Almanya ve İtalya’da Nine West’in exclusive haklarını tek başına üstlenen FLO; İspanya, Portekiz, Fransa, İsveç ve İsviçre gibi ülkelerin bulunduğu diğer Avrupa coğrafyasında da dağıtım yapacak.

flo1
flo mağazacılık

Spor tekstilinde önemli adımlar

İstanbul’da düzenlenen basın toplantısıyla duyurduğu bir diğer anlaşma ise performans ve sportif giyimin önemli markası Lotto ile yapıldı. FLO bu markanın lisans hakkını da 41 ülke için aldı. Kinetix ve Lumberjack’in yanına portföyüne Lotto’yu da ekleyen şirket, spor kategorisindeki etkinliğini de böylece artırmış oldu. Tüm bu markalar için tasarımını, üretim ve dağıtımını yaptığı ayakkabıların yanı sıra şirket, spor tekstilinde önemli oyuncuları arasındaki konumunu güçlendirmek istiyor.

350 Milyon TL yatırım, 1500 ek istihdam

FLO’nun bugün 3 kıtada 21 ülkede 650’nin üzerinde mağazası bulunuyor. Marka bu yıl 102’si yurtdışında olmak üzere 154 mağaza açacak. Yeni açılacak mağazalarla birlikte yurtdışındaki mağaza sayısını iki katına çıkarmayı hedefleyen şirket, geçen yıl 6,4 milyar TL olan cirosunu ise 12,5 milyar TL’ye çıkartmayı planlıyor. Bu yıl 530 milyon TL yatırım hedefleyen şirket, bin 500 kişilik personel alımıyla istihdamını da 13 bin 500 kişiye çıkaracak. Yurt dışı satışlar ise markanın tüm cirosunun %25’ini oluşturuyor. FLO, bu payı orta vadede %50’ye çıkarmayı hedefliyor.

burak ovunc 2

Portföyümüze yeni markalar ekleyeceğiz

Yeni işbirlikleri ve bu yıla ilişkin hedefleri hakkında bilgi veren FLO Mağazacılık CEO’su Burak Övünç, “Geleneksel perakendeciliğin sınırlarını aşarak çok kanallı ve çok markalı dijital odaklı global bir ürün şirketi haline dönüşmek yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Bizi geleneksel perakendeciliğin daha ötesine taşıyan en önemli özelliklerimizden biri güçlü marka ailemiz. Marka portföyümüzü sürekli güçlendiriyoruz. Yaptığımız iki yeni anlaşma globalleşme yolunda stratejik avantaj ve çok güçlü bir ivme kazandırdı. Hem bölgemizde, hem de bölgemizin dışında yeni büyüme fırsatları elde ettik” şeklinde konuştu.

Defacto’da Üst Düzey Atama

Yönetim kadrosunda yeniden yapılanmaya giden DeFacto’da üst düzey bir atama gerçekleşti. Pazarlama ve mağazacılık fonksiyonlarını birleştiren şirketin mağazacılık ve pazarlamadan sorumlu genel müdürlüğüne sektörün deneyimli isimlerinden Barış Sönmez getirildi.

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olan Barış Sönmez, meslek hayatına Danone Türkiye’de başladı. Pazarlama ve satış alanlarında yöneticilik görevlerinde bulunan Sönmez, 2011 yılında pazarlama ekibini yönetmek üzere Yemeksepeti’ne katıldı. Burada yaklaşık 11 yıl CMO olarak görev alan Sönmez, bu süreçte yenilikçi pazarlama stratejileri ile Yemeksepeti’nin kullanıcı kitlesinin hızla büyümesine katkıda bulunarak çok sayıda ödüllü işe imza attı.

Mart ayı itibarıyla DeFacto’ya katılan Barış Sönmez, şirket bünyesinde pazarlama, yurtiçi ve yurtdışı mağazacılık operasyonları, merkez operasyonlar ve omni-channel fonksiyonların liderliğini üstlenecek.

Perakendeciler İkinci Bir Tedarik Zinciri Krizi Yaşamamak için İşbirliklerini Artırıyor

Geçen seneden itibaren tedarikteki engeller artış göstermekte, dolayısıyla perakendeciler raflarda yeterli envanteri sağlayabilmek için bir altyapı hazırlamasına girmek durumundalar – hem fiziksel hem de dijital olarak. Bu sürecin perakendeciler adına en kritik adımı ise tedarikçilerle aralarındaki rekabetçi ilişkiyi işbirlikçi bir yapıya çevirmek. Zira tedarikle ilgili bilgileri erkenden ve güvenli bir şekilde paylaşım içine sokabilmek önem kazanmış durumda.

Uzun zamandır tedarikçiler nispeten büyük perakendelere temsilci bir çalışan göndererek aradaki iletişimi sağlıyor ancak bu artık gerekli değil. İsabetli tahminlerde bulunabilmek, otomatik siparişler verebilmek ve eldeki verileri birebir temaslar olmadan aktarabilmek teknolojinin perakende ve tedarik bağlantısını sağlayabilmek için mümkün kıldığı olanaklardan sadece birkaçı.

İşin numarası aslında perakendecilerin tedarikçilerle farklı şekillerde ve çaplarda gelişen ilişkilerine özgün çözümler üretebilmekte. En basitinden perakendecilerin iletişim zincirindeki her bir tedarikçiyle ihtiyaç tahminlerini düzenli ve otomatik bir şekilde paylaşabilmeleri gerekiyor. Özellikle işletmeler için geniş önem arz eden büyük tedarikçilerle gerçek zamana yakın hızda envanter ve ihtiyaç görünürlüğünü mümkün kılacak iş birlik kanalları geliştirmek potansiyel engelleri bu tedarikçilerle beraber proaktif bir şekilde yönetebilmek için oldukça faydalı olabilir.

Perakendecilerin bu şekilde ellerindeki teknolojiyi sürekli ve şeffaf bir işbirliği için kullanmaları ortaya bir kazan-kazan durumu çıkarıyor. Güncel perakende verileri tedarikçilerin satışlarda yapılan değişikliklere uyum sağlamasına, planlanan kampanyalara dair öngörü kazanmasına ve farklı bölgelerdeki dönem başlangıç ve bitişlerine dair sağlıklı planlar yapabilmelerine, dolayısıyla da hammadde alımlarını ve üretimlerini bu planlara uygun hale getirebilmelerine imkân sağlıyor.

perakendeciler ve tedarik zinciri
perakendeciler i̇kinci bir tedarik zinciri krizi yaşamamak için i̇şbirliklerini artırıyor 13

Perakendeciler, tedarikçi ilişkilerini nasıl güçlendirilmeli?

Aynı zamanda tedarikçileriyle nitelikli bir iletişim kanalı oluşturabilen perakendeciler sektör içindeki rekabet için de kendilerine avantaj sağlıyorlar. Üretim sorunlarıyla ve uygunluk seviyeleriyle ilgili erken bilgilere sahip olmanın sağladığı kolaylıklar sayesinde perakendeciler stok bitişleriyle, son dakika küçülme ihtimalleriyle ve kampanya planlamalarıyla daha sağlıklı bir şekilde başa çıkabilir hale geliyorlar. Geliştirilmiş işbirliği perakendeci-tedarikçi ilişkisini temelden güçlendirme ve perakendeciler için tedarikçiler gözünde öncelendirilmeyi sağlama potansiyeline de sahip.

Tedarikçiler aldıkları bilgi çerçevesinde imal ve üretimlerinde doğru ve planlanmış kararlar verebildiklerinde perakendeciler de maruz kaldıkları talebi karşılayabileceklerinden emin olabiliyor. Günün sonunda, tüm bu süreç ürünlerin lojistiğinin ve tüm tedarik zincirinin işleyişini kolaylaştırırken uzun vadeli işbirliklerinin de oldukça güçlenmesini sağlıyor – özellikle daha az uğraşla.

Gucci Restoran Serisi ve Deneyim Perakendeciliğine Bakış

Gucci’nin restoran serisi Gucci Osteria da Massimo Bottura, bu ay içinde Güney Kore’de açılacak. Bu lokasyon Floransa, Beverly Hills ve Tokyo’dan sonra markanın restoranlarının dünyadaki dördüncü konumu olacak. 

Seul’deki Gucci Gaok amiral gemisi mağazasının en üst katında bulunan restoranın 28 Mart’ta açılması planlanıyor. 

Gucci Osteria Seoul’ün iç düzeni, yıldız tavan lambaları, parke zemin ve mermer bir teras mozaiği içeren Gucci Osteria, aslında Gucci’nin koleksiyonlarındaki çizgileri de yansıtıyor. Restoranda ana yemek alanı ve terasın yanı sıra sekiz kişilik ‘Aynalı Oda’ adı verilen özel bir yemek odası da bulunuyor. 

gucci restoran
gucci restoran serisi ve deneyim perakendeciliğine bakış 16

Gucci Osteria, Michelin yıldızlı şef Massimo Bottura, Gucci Osteria Florence’ın yönetici şefi Karime Lopez, Seul’ün yönetici şefi Hyungkyu ve baş şef David Cardellini tarafından geliştirilen bir menü sunacak. Aynı zamanda dünyanın en ünlü şeflerinin imza yemekleri de bu restoranda yer alacak.

Peki Gucci restoranları neyi amaçlıyor?

gucci restoran görünümü

Aslında Gucci’nin amacı, bu restoranlarla yeme içme sektörüne girişin çok ötesinde. Lüks perakende devi, bu restoran tasarımlarında her zaman için markanın moda koleksiyonlarının esintilerini yansıtıyor.

Yani müşterilerine unutamayacakları ve sadece defile izlemekten çok ileri giden bir deneyim vadediyor.

Marka, hitap ettiği üst segment müşterine ulaşmanın yolu olarak artık defile veya reklam kampanyalarını görmüyor. Çünkü zaten defileleri – özellikle de defilelerindeki ilginç parçaları – dünyada yeterince konuşuluyor. Fakat bu, var olan müşteri kitlesini bir hayran kitlesi haline getirmeye bazen yetmiyor.

İşte tam da bu noktada özellikle amiral gemisi mağazalarının yakınlarında Gucci restoranlar devreye giriyor. Gucci markalı kıyafetlerle, Gucci restoranında kendinizi kraliyet ailesindeki gibi hissetmek mi? Neden olmasın?