Ana Sayfa Blog Sayfa 375

Migros’tan Mobil Alışveriş Deneyimi: MKolay Kantin

Migros, yoğun tempoda çalışan kişilerin hayatını kolaylaştıracak yeni mobil bir alışveriş deneyimi MKolay Kantin’i tasarladı.

Migros’tan yapılan açıklamaya göre, MKolay Kantin ile plazalar, hastaneler ve çeşitli iş yerlerinde çalışanlar, yeme-içme ve diğer günlük ihtiyaçlarına mesai saatleri içerisinde, çalıştıkları binanın dışına çıkmadan hızlıca ulaşabiliyorlar.

Geliştirdiği perakende teknolojileri ile alışveriş alışkanlıklarını değiştiren Migros; MKolay Kantin adını verdiği yepyeni bir format yarattı. Müşterilerin, seçili Migros mağazalarında alışveriş yaparken ürünlerin barkodunu cep telefonlarındaki uygulama ile okutup, ödemesini 30 saniyede jet kasalardan yapabilmesini sağlayan MKolay deneyimine ek olarak, MKolay Kantin formatı ile Migros, çalışan müşterilerin hayatını kolaylaştırmak için mesai saatlerinde ve kendi iş yerleri içerisinde ihtiyaç duydukları ürünlere kolayca ulaşabilmelerini sağlıyor.

MKolay Kantin içinde müşteriler, alışverişlerini Migros Money uygulaması içinde yer alan MKolay ile kendi akıllı telefonlarını kullanarak gerçekleştiriyor.

‘MKolay ile temassız alışveriş imkanı sunuyoruz’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Migros Ticaret AŞ Bilgi Teknolojileri ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kerim Tatlıcı, Migros olarak, öncü ve inovatif uygulamalarla müşterilere kusursuz ve çağın ötesinde bir alışveriş deneyimi yaşatmak için yatırımları hız kesmeden sürdürdüklerini belirtti.

Yenilikçi vizyon ve güçlü dijital altyapı ile yakın zamanda, çalışan müşterilerin günlük çalışma temposunda hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla yeni bir formatı hayata geçirdiklerini aktaran Tatlıcı, müşterilere fiziksel mağazalarda kendi akıllı telefonlarını kullanarak, ürün barkodlarını okutarak ve kasaya gitmeye gerek kalmaksızın toplam alışveriş tutarını takip edebilme olanağı sunan MKolay deneyiminden yola çıkarak MKolay Kantin formatını geliştirdiklerini ifade etti.

Tatlıcı, şu değerlendirmelerde bulundu:

‘Çalışan müşterilerimiz için özel olarak tasarladığımız MKolay Kantin’de, müşterilerimize akıllı telefonlarına indirebilecekleri Migros Money uygulamasında yer alan MKolay ile temassız alışveriş imkanı sunuyoruz. Çalışanların günlük çalışma temposunda hayatlarını kolaylaştıran bu personelsiz mağaza formatı ile müşterilerimiz yeme-içme ve farklı günlük ihtiyaçlarını mesai saatlerinde ve kendi iş yerlerinde kolaylıkla karşılayabiliyorlar. Ayrıca ürün çeşitliliği ve alan tasarımı her firmaya özel olarak uyarlanabiliyor. MKolay alışveriş deneyimi sayesinde temassız ve kolay alışverişi buluşturan formatımız ile 20 m2’lik bir alanda ihtiyaç duyulan ürünlere hızlı bir şekilde erişim sağlıyoruz. MKolay Kantin formatında 8 Kasım itibarıyla canlıya aldığımız MoneyPay entegrasyonu ile birlikte müşterilerimiz mobil uygulama üzerinden ödeme adımını da tamamlayabilecek. Bu entegrasyon sayesinde müşterilerimiz, tek uygulama üzerinden MoneyPay hesaplarındaki cüzdan bakiyesi veya hazır limit ile ya da kredi kartları ile ödemelerini yapabilecek. Yapılan alışverişin e-arşiv faturası ise SMS ile müşterilerle paylaşılacak. Bu geliştirme ile tamamen mobil bir alışveriş deneyimini müşterilerimize sunmaktan büyük heyecan duyuyoruz.’

– Müşterilerin yüzde 94’ü MKolay Kantin’i daha fazla yerde görmek istiyor

Açıklamaya göre, Migros İş Geliştirme ve İnovasyon Ekibi’nin MKolay Kantin müşterileri ile gerçekleştirdiği anket çalışması, Migros’un sunduğu yeni alışveriş deneyimi ile ilgili önemli sonuçlar ortaya koydu.

Ankete katılanların yüzde 84’ü MKolay aracılığı ile gerçekleştirdiği alışverişi sorunsuz bir şekilde tamamlayarak yüksek müşteri memnuniyeti elde edildi. Katılımcıların, yüzde 94’ü ise MKolay Kantin’i daha fazla yerde görmek istediğini belirtti.

IKEA’dan Akıllara Kazınacak Altı Ders

Gary Chervitz, İskandinav mobilya ve ev eşyaları perakendecisi IKEA’dan aldığı ve ürünlerine olan yüksek talebe ayak uydurmakta yaşadıkları sorunları kabul eden ilginç bir e-posta paylaştı.

Chervitz, bunun şimdiye kadar aldığı en iyi müşteri mektuplarından biri olduğunu söylüyor. Ben de buna katılıyorum ve bundan öğrenecek çok şey olduğunu düşünüyorum. İlk önce sizlere bu mektubu paylaşacağım ve sonra bazı öğrenme noktalarıyla onu inceleyeceğim.

Hej IKEA Müşterisi:

Eviniz söz konusu olduğunda IKEA’yı tercih ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Geçen yılın olaylarının kalıcı sonuçlarının evlerimizi etkilemeye devam ettiğini biliyoruz. Oyun odaları dersliklere, mutfaklar kafeteryaya ve köşe masaları home ofislere dönüştü. Hepimizin evlerimize ve evlerdeki her şeye her zamankinden daha fazla sarılmaya ihtiyacı vardı.

Ve diğer birçok perakendeci gibi, biz de ürünlerimiz için arzın karşılamaya hazır olmadığı eşi görülmemiş bir taleple karşılaştık. Sürdürülebilir ve uygun fiyatlı ev mobilyalarını olabildiğince çok insana ulaştırmaya devam etmek için bu tedarik sorunlarını çözmenin yeni yollarını aktif olarak aradık.

Nihai vizyonumuzun aynı kalabilmesi adına kendimizi sizin için çözümler üretmeye adadık: birçok insan için daha iyi bir günlük yaşam yaratmaya çalıştık.

Tedarikçilerimiz için sahip olduğumuz yüksek standartlardan ödün vermeden teslimat hizmetimizi düzene sokmanın ve malzemelerimizi tedarik etmenin yeni yollarını araştırdık.

Tüm sorularınızı yanıtlayabilmemiz, hem çalışanlarımızın hem de müşterilerimizin güvenliğini ön planda tutmaya devam edebilmemiz için Müşteri Hizmetleri tekliflerimiz de genişletildi. Baştan sona yüksek kaliteli bir müşteri deneyimini sürdürmenin en büyük önceliğimiz olduğunu ve değerlerimizi korumak için çabalamayı asla bırakmayacağımızı bilmenizi isteriz.

Devam eden desteğiniz için teşekkür ederiz ve gelecek daha parlak (ve daha da sürdürülebilir) günleri sabırsızlıkla bekliyoruz.

Teşekkürlerimle,

Alison

IKEA ABD Müşteri Deneyimi Yöneticisi

“Birçok insan için daha iyi bir günlük yaşam yaratma” vizyonumuz iş arkadaşlarımızı, müşterileri, tedarikçileri ve onların yerel topluluklarını kapsar.

Öyleyse, bu maili inceleyelim. Ve IKEA’dan Alınacak Altı Derse Göz Atalım

1. Selamlama: Bu o kadar önemli olmasa da, yine de bahsetmeye değer. Selamlamada, İskandinav kültürleriyle bağlantılı olan İsveççe Merhaba anlamına gelen Hej kelimesini kullandılar. Bu küçük bir nokta, ancak kayda değer. Farklı yapmış olabileceğim tek eleştiri, müşteri kelimesini kullanmak yerine Gary’nin adını kullanmaktı.

2. Teşekkür Ederim: Mektubun içindeki ilk kelimeler “teşekkür ederim”di. Müşteriler takdir edilmeyi sever ve biz de onlara öyle olduklarını bildirmek için fırsatları kaçırmamalıyız. Mektubun en üstünde bunu yapmak için güçlü bir yer var. Bu arada, sonunda da teşekkür ederim dediler.

3. Empati İfade Etme: İkinci cümle bir empati ifadesidir. Herkes, çocuklarının eğitimine ve yeni evden çalışma ofis düzenlemelerine uyum sağlamak için evlerinde yapılan değişikliklerle ilgili olabilir. Bunu deneyimlemek zorunda kalmasanız bile deneyimleyen insanları tanıyorsunuz. Empati her zamankinden daha önemli hale geldi ve müşteriler bunu gösteren şirketlere yöneliyor.

4. Sorumluluk Almak: Yazının gerekçesi ikinci paragraftadır. Gizlemeye veya sırtlarını dönmeye çalışmadıkları bir sorunu kabul ediyorlar. Sorunun sorumluluğunu kabul ettiklerinde, müşteriler şirketlerin sorumluluk almasını sever.

5. Neden: IKEA kendi vizyonunu paylaşıyor ve müşteri odaklı olmaya çalışıyor: “… birçok insan için daha iyi bir günlük yaşam yaratmak.” Bu basit ve doğrudan bir iletişim biçimi. Ve mektubun sonunda bu konuya geri döndüklerini fark ediyorsunuz, burada sadece müşterilerinden daha fazlasını içeren “birçok insanın” kim olduğunu genişletiyorlar. Bu onlar için oldukça önemli.

6. Güven Oluşturma: Sonraki iki paragraf, IKEA’nın sorunu çözmek için ne yaptığıyla ilgili. İlk olarak, yüksek standartlarından ödün vermek istemiyorlar. İkincisi, müşterilerinin alışık olduğu deneyimi sürdürmeye kararlı olduklarını yazılı olarak belirterek, müşteri hizmetlerini vurguluyorlar. Bu güven yaratır ve müşteriyi markaya sıkı bir şekilde bağlar.

IKEA’nın bu mektubu, bir sorunu veya kötü haberi kabul eden bir e-posta veya mektup değil, herhangi bir iletişim türünde isteyebileceğiniz her şeye sahip: takdir, empati, sorumluluk, vizyon/liderlik ve güven. Bu nedenle, bir dahaki sefere kötü haberleri paylaşmanız gerektiğinde şu noktalara bir göz atın. Bu noktalar müşterilerinize bağlılığınızı göstermek için bir temel oluştururlar.

Nike Bu Yıl 50 Milyar Dolar Kazanma Yolunda

Günümüzde ismini pek çok ülkeye duyuran ve dünya çapında bir üne sahip olan atletizm markası Nike 50 milyar dolar kazanma yolunda ilerliyor. Ancak daha geniş perakende sektörüyle karşılaştırıldığında ne kadar kazanıyor dersiniz?

Hiç şüphesiz Nike, spor malzemeleri alanında dev bir marka ve en yakın rakibi Adidas’ı 20 milyar dolar geride bırakıyor. Fakat büyük perakende alanı ile karşılaştırıldığında bu sayı çok az kalıyor. 2 rakip arasında farkın bu şekilde devam edeceğini söylemek de oldukça zor ve firma, bir sonraki yıllık raporunda net satışlarının 50 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyor.

GlobalData Genel Müdürü Neil Saunders, Amazon ve Walgreens gibi şirketlere atıfta bulunarak şunları söyledi: “Perakende sektöründe 50 milyar doların üzerinde yüksek gelir elde etmek o kadar sıra dışı bir durum değil. Fakat tüm bu şirketler, Nike‘ın yaptığı gibi çoğunlukla kendi markalarına odaklanmak yerine birçok farklı ürün ve başka markalara ait ürünleri satıyorlar. Bu bakımdan Nike oldukça benzersiz. Nike, giyim ve ayakkabıda küresel bir lider marka olmaya devam ediyor ve onu sırasıyla Adidas, Zara ardından H&M takip ediyor. Ancak geliri Nike’ı bile geride bırakan ve muhtemelen daha yaygın ve iyi bilinen bir başka marka daha var: Apple.”

En iyi perakendecilerin gelirleri ve mağaza sayıları

Apple, yalnızca bu yılın ilk çeyreğinde 111 milyar doları aşarak Nike’ın yıllık rakamlarının çok üzerinde yer alıyor. Yine de atletizm markası, yıllarca uğraşları sonunda markasını bir isim haline getirmesi ve pazar payını çalması sayesinde muazzam miktarlarda satış elde ediyor.

80’lerde Adidas ve Reebok, Nike ile başa baştı. Üstelik Reebok bir süreliğine Nike’ın bile önüne geçti. Ancak Nike, Michael Jordan’ın yıldızlığından ve ABD’deki hâkimiyetinden faydalandığından beri rakipleriyle olan farkı iyice açmış durumda.

Nike’ın başarısına katkıda bulunan birkaç etmen daha var. Saunders: “Bir kere Nike’ın yıllar içinde büyümesinin anahtarı; dağıtım yetenekleri, küresel erişimi ve yenilikçi olmasıdır. Bu başarısının temelinde, müşterilerini anlamak, son derece net bir vizyona sahip olmak ve bunu pazarlama yoluyla ilgi çekici bir şekilde ileterek yaratmış olduğu markasının gücü yatmaktadır. Nike dünyanın en güçlü markalarından biridir ve markanın logosu olan swoosh’u her kıtadaki insanlar tarafından bilinmektedir.”

Nike ve diğer büyük atletizm markalarıyla karşılaştırılması

Atletizm alanındaki diğer önemli isimlerle karşılaştırıldığında, Nike açık ara galip geliyor. Ancak rakiplerinden bazılarının yaşını dikkate almak önemli bir değişken. Powell: “Nike neredeyse 60 yaşında. Lululemon ise 1998’de, Under Armor ise 1996’da kuruldu.” dedi.

Nike, Under Armor ve Lululemon’dan yaklaşık 40 milyar dolar daha fazla kazanıyor

Aşağıda, şirketin yıllık gelirlerini ABD’deki diğer büyük perakendecilerin gelirleriyle karşılaştırınca Nike’ın ne kadar büyük olduğunu gösteriyoruz.

Saunders: “Lululemon 23 yaşında ve ömrü boyunca sıfırdan 4,4 milyar dolarlık bir gelir elde etti. Nike 23 yaşında olduğu dönemde sıfırdan 1,2 milyar dolarlık bir gelir elde etti ve bu sayı bugünün parasıyla 2,9 milyar dolara eşdeğer. Bu sebeple, Lululemon ile Nike’ın ilk günlerini kıyaslarsak Lululemon’ın daha hızlı büyüdüğünü söyleyebiliriz.”

Under Armor ve Lululemon, Nike’dan daha özel bir pazara hitap ediyor

Nike, ayakkabı alanında rakiplerinden daha geniş bir şekilde rekabet ediyor ve Lululemon, daha çok yoga ve sağlıklı yaşam tarafına odaklanıyor. Nike, Kuzey Amerika’ya daha fazla odaklanan bu iki genç markadan daha büyük bir küresel dağıtıma sahip. Ancak en büyük farklılaştırıcı unsur, Nike’ın kendisinden daha önce kurulmuş olan Adidas üzerinde ve ABD pazarında olan hâkimiyetidir.

Powell: “Nike ve Adidas arasındaki en büyük fark ABD pazarıdır. ABD dışında markalar daha adil bir şekilde rekabet edebiliyor, ancak Nike ABD pazarında Adidas’tan tam tamına 4 kat daha büyük. Adidas, ABD pazarı için çok etkileyici bir ürün üretemedi. ABD’de spor bir gösteriştir ve Nike bu spora hâkim.”

Telsey Advisory Group’ta kıdemli bir öz sermaye analisti olan Cristina Fernández, “Nike pazarlamaya çok para harcadı ve en iyi sporcularla sözleşme imzalamayı ve kültürel olarak ilgili düzeyde kalmayı (bazı zamanlarda sosyal açıklamalar yaparak) bir öncelik haline getirdi ve markayı tüketicilerin akıllarında ilk sıraya koydu. Son olarak, Nike daha tutarlı bir işletmeci olurken, diğer markalar yıllar içinde uygulama hataları yaşadı.”

Diğer bir deyişle, Nike güçlü bir marka bilinirliğine sahip. Şirket, cesur pazarlama kampanyalarıyla tanınır hale geldi ve yıllar içinde imajına yönelik zorluklara büyük ölçüde direnmeyi başardı. Nike, diğer rakipleri büyük bir uğraş verse bile, gençler için en iyi giyim markalarından biri olmaya devam ediyor.

Perakende, Squid Game’e Nasıl Yeşil Işık Yaktı?

Televizyon şovları hayatımıza girer ve çıkarlar. Squid Game ise oldukça farklı etkiler yaratan ve uzun süre gündemde kalan bir yapım oldu. Dokuz bölümlük Kore drama dizisi hemen hemen her ülkede izlendi ve uluslararası bir hayran kitlesi kazandı. Yayımlandığı ilk ayda 142 milyon kişi tarafından izlenen yapım, Netflix’in şimdiye kadar en çok izlenen dizisi oldu.

Nedir Bu Squid Game?

Bir zamanlar daha nadir bir tür olan K-Drama, Güney Kore gerilim filmi Parazit’in büyük başarısını takiben dünya çapında giderek daha popüler hale geldi. 2008 yılında Hwang Dong-Hyuk tarafından yazılan Squid Game, bu türün son büyük başarısı olarak dikkat çekiyor. Yapım, izleyicileri Kore’nin trajik kişisel borç krizini vurgulayan bir hayatta kalma oyununa şahit ediyor.

squid game
squid game

Hayatta kalma oyunu 456 yarışmacı ile başlıyor. Yarışmacıların hepsi talihsiz olan maddi durumları sebebiyle seçilmiş ve hepsinin hızla bir şeyleri değiştirmeye ihtiyaçları var. Çok geçmeden yarışmacılar, hayatta kalacak son kişiye 45.6 milyar wonluk (51,7 milyon dolar) büyük bir ödül vaat edilen karanlık ve tehlikeli bir oyuna sürüklendiklerini fark ediyorlar.

Oyuncular, çocukluk zamanlarına oynadıkları oyunları çeşitli platformlarda oynuyorlar ancak kaybederlerse anında eleniyorlar. Bu oyunlar kan ve şiddetle gerçekleşse de izleyicilerin karakterlerle ilişki ve empati kurabileceği bir yapıya sahip. Zekice tasarlanmış ve sanatsal referanslar içeren sahneler de mevcut.

K-Drama’da yer alan bazı oyunlar, dünyanın dört bir yanındaki insanların küçükken oynadığı oyunlara benziyor. Kendi çocukluk eğlencelerimizi bu şekilde kaos ortamında tekrar hatırlamak kötü bir deneyim olabilir. Bu hem şok edici hem de büyüleyici. Bu durum Squid Game’in izleyicilerle derin bağlantılar kurmasını sağlıyor. Karakterler ve izleyiciler arasındaki güçlü bağlar; sanatın, kostümün ve rengin kasıtlı olarak tasarlanan havasıyla birleştiğinde neredeyse her zaman için mağazacılık ve iş birliği fırsatlarını garanti edecektir.

Her Yerde Ortaya Çıkıyor

Dizide kullanılan kostümler ve oyunlar küresel fenomenler tarafından yoğun bir şekilde kullanıldı. Dizinin kostümleri olan kırmızı tulum ve yeşil eşofman Halloween kostümleri arasında favori hale geldi. Yapımın detaylarının popüler kültürü ne kadar hızlı ele geçirdiği göz önüne alındığında bu durumun perakendede sürükleyici deneyimler için bir fırsat olduğu ve markaların bundan yararlanması sonucu ortaya çıkıyor. Markalar ve perakendeciler, popüler kültürün trendlerini hızlı ve geçici olacak şekilde kullanıyorlar.

Endonezya’nın Jakarta kentindeki Strawberry Cafe, pandemi sırasında kapandıktan sonra müşterilerin mekana gelmeye teşvik edilmesi için benzersiz bir yol seçti. Mağaza, yapımın bazı oyunlarını yeniden yarattı.

squid game
strawberry cafe – jakarta

Kafe içindeki odalar, Squid Game teması temel alınarak tasarlanmış ve kazanılacak önemli bir büyük ödül olmasa da hemen her yerden bu mekana insanlar akın ediyor. İnsanların yapımın trendine hızla atlaması sebebiyle kafe, kazancını üç katına çıkardı ve çok sayıda tüketici tarafından tanınır bir kafe haline geldi.

Netflix Fransa, kısa süre önce Paris’te yalnızca bir hafta sonu için bir Squid Game pop-up mağazası açmıştı. İnsanlar, mağazayı ziyaret ederek rakiplerini yenmek için yere atılan ünlü kırmızı ve mavi zarfları kullanarak ‘ddakji’ adlı oyunu oynayabiliyorlar.

Geçen yıl Netlix, Los Angeles bölgesinde Stranger Things için bir etkinlik alanı tasarlamıştı. Müşteriler, arabalarında kalarak Starcount Mall, Rus laboratuvarları ve yapımda öne çıkan Upside Down gibi tanınmış yerleri ziyaret edebildiler.

Pop-up deneyimler, perakendecilere yeni ve heyecan verici bir şey yaratma imkanı sağlıyor. Böylece yeni bir hedef kitleye erişmek için de bir fırsat doğuyor. Perakendecilerin popüler kültürün farkında olduklarını ve buna dahil olmak için heyecan duyduklarını göstermesi, müşterileri kazanmak adına harika bir strateji.

Perakendede Kültür Trendi

Popüler kültür trendlerinden yararlanmak, perakendeciler için büyük bir önem taşıyor. Bunun temel nedenlerinden biri, kültürel alaka düzeyine ilişkin bir anlayış gösterilmesi. Bu, tüm dünyada olup bitenlerin nabzını tutarak tüketiciler ve perakendeciler arasında daha da büyük bir bağlılık oluşturuyor. 

Doksanların ikonik televizyon programı Friends, geçtiğimiz günlerde James Corden tarafından sunulan ve dünyanın her yerindeki insanları heyecanlandıran özel bir yeniden birleşme bölümü yayınladı. Bundan kısa bir süre sonra New York’ta dizideki karakterlerin daireleri ve dizideki ünlü kafe Central Perk’in bir replika setinin sergilendiği ‘Friends Experience’ adında bir biletli etkinlik alanı açıldı. Dört ay sonra bile insanlar buraya bir anlığına bakmak ve fotoğraf çekmek için gelip sıraya giriyorlar. Friends ürünleri, satın alımlar için öncelikli listede yer alıyor.

squid game - friends
central perk – friends

Bir diğer popüler yapım olan Sex and the City hayranları, benzersiz bir pop-up deneyiminin bile ötesinde bir sıçrama için yakında Airbnb’de Carrie Bradshaw’ın dairesini rezerve edebilecekler. Şovun yeniden başlaması için HBO, Airbnb ve Sarah Jessica Parker olağanüstü bir deneyim sunmak için bir araya geldi. Parker, bir moda stil oturumu ve bir fotoğraf çekimi de dahil olmak üzere eksiksiz bir gösteri deneyimi yaşayacak olan ziyaretçileri karşılayacak. 

Duygularımıza hitap eden bir televizyon şovunun iyi bilinen yönlerini almak ve onları fiziksel bir alanda yeniden yaratmak deneyimi gerçek, somut ve unutulmaz hissettiriyor. Squid Game gibi bir şov birçok ülkede çılgınca popüler hale geldiğinden onunla bağlantılı pop-up deneyimler, bir topluluk duygusu sunuyor. Bu topluluk duygusu, pandemi boyunca özlem duyduğumuz bir şey.

Perakende, izleyici ve popüler kültür buluştuğunda sıkı bir heyecan ve ilgi kıvılcımı olur. Bir kalabalık toplayın ve onları uzun ömürlü anılar ile yüzlerce dolar değerinde malla evlerine gönderin. Bir perakendecinin yapabileceği en iyi şeylerden biri budur.

Haftanın Perakende Teknolojisi Gelişmeleri

Perakende sektöründe oldukça önemli bir kavram olan perakende teknolojisi yükselmeye devam ediyor. Bu hafta gerçekleşen perakende teknolojisi gelişmelerini sizler için derledik. Geçen haftanın perakende teknolojisi gelişmeleri için buraya tıklayın.

İşte Bu Haftanın Perakende Teknolojisi Gelişmeleri

Carrefour BAE & Yandex

Orta Doğu, Afrika ve Orta Asya’da alışveriş merkezleri, topluluklar, perakende ve eğlence alanlarında uzmanlaşmış olan Majid Al Futtaim, Carrefour BAE’nin son teknoloji teslimat yeteneklerini geliştiren otonom teknoloji çözümlerini keşfetmek için Rus teknoloji devi Yandex ile birlikte çalıştığını bildirdi.

Ortak projenin amacı, Carrefour’u bölgedeki çevrimiçi sipariş teslimatlar için kendi kendini sürebilen robotları kullanarak ilk çok kanallı perakendeci devi yapmak ve perakende teknolojisinde yol kat etmek. BAE’de belirli mahallelerde uygulanacak pilot projenin 2022’nin başında hayata geçirilmesi planlanıyor.

perakende teknolojisi 1
carrefour bae – yandex

Amazon

E-ticaret devi Amazon, Londra/Holborn’da bir Amazon Fresh noktası açmaya hazırlanıyor. Kesin lansman tarihi hakkında net bir bilgi yok. Ancak bu projenin sayesinde ABD’deki Amazon GO ile öncülük edilen ‘Just Walk Out Shopping’ teknolojisine sahip olan İngiltere’deki yedinci marketi olacağını söyleyebiliriz. Diğer altı market Camden, Ealing, Wembley Park, White City, Canary Wharf ve Dalston’da bulunuyor.

perakende teknolojisi 2
amazon fresh

Burger King

Burger King, ABD merkezli ‘Royal Perks’ adındaki sadakat üyelerine Dogecoin, Ethereum ve Bitcoin dahil olmak üzere bir kripto para birimi yatırımı kazanma şansı sunmak adına yatırım platformu Robinhood ile birlikte çalışıyor.

Müşterilerin fast food devinin uygulamasını kullanarak çevrimiçi olarak veya geçerli restoranlarda vergi hariç 5 dolarlık yiyecek ya da içecek şeklinde satın alma yapmaları gerekiyor. Bu şartı gerçekleştiren müşteriler e-posta yoluyla bir ödül kodu alacaklar. Bu kod, Robinhood Crypto ticaret uygulaması aracılığıyla kullanılabilecek.

perakende teknolojisi 12
burger king & robinhood

Currys

Currys, küçük teknoloji ürünlerini mağazalardan alışveriş yapanlara 30 dakika gibi kısa bir sürede ulaştıran Londra merkezli bir teslimat denemesinde Uber ile ortaklık kurdu.

15 Kasım’da başlatılacak bu faaliyet, Uber’in bugüne kadarki en büyük İngiltere perakendeci ortaklığı olarak göze çarpıyor. Perakende teknolojisi ShopLive, 7/24 video alışveriş hizmetini ve bir saatlik ‘sipariş & toplama’ hizmetini içeriyor.

perakende teknolojisi 3
currys & uber

Azteco

Azteco, İngilizlerin artık Birleşik Krallık ve İrlanda’daki 700’den fazla perakendeciden Bitcoin satın alabileceğini bildirdi.

Perakendecilerden Bitcoin satın alabilmek için App Store ve Google Play üzerinden ‘Wallet of Satoshi’ uygulamasının indirilmesi ve belirtilen perakendecilerden birinin seçilmesi gerekiyor. Ayrıca müşteriler ödeme sırasında bir ‘Azteco Bitcoin’ kuponu isteyebilirler. Daha sonra bu kuponu kullanarak hızlıca kripto para sahibi olabilirler.

Fiziksel perakende mağazaları, Bitcoin satışından belli bir oranda komisyon kazanacak ve Azteco, işlemin küçük bir yüzdesini alacak. Satılan kuponlar 10-100 £ aralığında bir ücret ödenerek satın alınabilecek.

Azteco, sistemi birkaç aydır test ediyor ve şu anda Fultons, Cash Generators, Phone Convertors, PhoneHouse ve GoMobile gibi yüzlerce bağımsız perakendeci ile resmi olarak piyasaya çıkıyor. Şirket ayrıca bir dizi büyük cadde perakendecisi ile ileri düzey görüşmeler içinde olduğunu söylüyor.

perakende teknolojisi son
wallet of satoshi

Circle K & Grabango

Ücretsiz teknoloji girişimi Grabango, üzerinde çalıştıkları ödeme sisteminin, ABD’nin Arizona eyaletindeki altı Circle K mağazasında kullanıma sunulacağını duyurdu. Şirket bu proje ile perakende teknolojisi alanında adından söz ettirecek gibi görünüyor.

Grabango CEO’su Will Graser, “Circle K ve ana şirketi Alimentation Couche-Tard ile bugüne kadarki en büyük ödemesiz güçlendirme üzerinde çalıştığımızı duyurmaktan heyecan duyuyorum” dedi. Şirket 2016 yılında ve bugüne kadar toplam 73 milyon $ sermaye arttırdı.

“Couche-Tard,müşterilerine fayda ve teknoloji sağlamada lider olan sofistike bir küresel ortaktır. Birlikte marketleri daha kullanışlı hale getirme vaadinde bulunuyoruz.”

perakende teknolojisi 4
circle k & grabango

New Look & Re-Fashion

New Look, bir yeniden satış platformu olan Re-Fashion ile birlikte çalışıyor ve müşterilere istenmeyen veya kullanılmayan giysilerin kullanım ömrünü uzatma şansı sunuyor.

New Look ve Re-Fashion, insanların 12 adede kadar eşya alabilen bir bağış çantası talep etmelerine ve ardından en yakın Collect+ varış noktasına ücretsiz olarak bırakmalarına olanak tanıyacak. Giysiler daha sonra Re-Fashion web sitesinde yeniden kullanıma hazır hale getirilerek satışa sunulacak.

New Look Sürdürülebilirlik Birimi Başkanı Sue Fairley, “Geniş bir moda perakendecisi olarak sattığımız ürünlerin yaşam döngüsünü tasarımdan tasarıma değerlendirmek adına hem müşterilerimize hem de topluma karşı önemli bir sorumluluğumuz olduğunun farkındayız ve bu sorumluluk sonsuza kadar sürecek.” dedi. Fairley’ın açıklamaları şirketin perakende teknolojisi hedeflerinin sürdürülebilirlik kavramına entegre olduğuna işaret ediyor.

“Giyim alışverişinin çevresel etkilerine azaltma ve sektördeki döngüselliği teşvik etme konusundaki süregelen taahhüdümüzün bir parçası olarak Re-Fashion ile ortak olmaktan ve müşterilerimize kolay ve uygun bir yol sunmaktan heyecan duyuyoruz.”

perakende teknolojisi 6
new look & re-fashion

Kiwibot

ABD merkezli Loyola Marymount Üniversitesi, LMU Dining ve Kiwibot; sıfır emisyonlu robotlar aracılığıyla kampüste sıcak ve taze yemekler sunmak için ortaklık kurdu. Eylül ayında gerçekleştirilen bir denemeden bu yana 500’den fazla teslimat tamamlandı.

Perakende teknolojisinin yaratıcı projelerinden olan konsept, seri şekilde devam ettirilecek. Sodexo Bite U uygulaması aracılığıyla Loyola Marymount öğrencileri, öğretim üyeleri ve ziyaretçiler Sodexo’nun hizmet verdiği iki kampüs konumundan sipariş verebilecek. Girişim, 2022 baharında ek noktalara yayılacak.

perakende teknolojisi 7
kiwibot’un sıfır emisyonlu robotu

AMC Theatres

Amerikan sinema devi AMC Theatres, müşterilerin hediye kartları için Bitcoin, Ethereum, Litecoin ve Dogecoin ile çevrimiçi ödeme yapmasına olanak sağlamak için şu anda teknoloji altyapısını güncelliyor. Bu güncelleme ile bu çalışmadan daha fazlası bile gelebilir.

Bir Twitter gönderisinde şirketin CEO’su Adam Aron, takipçilerine Shiba Inu ile ödeme yapmaya ilgi duyup duymadıklarını sordu. Kullanılan 150.000’i aşkın oy sonucunda insanların %81’i evet cevabını seçti.

IWC Schaffhausen

İsviçreli lüks saat markası IWC Schaffhausen, sosyal ses stratejisti Abraxas Higgins ile bir içerik ortaklığı başlattı. Creator’s Time adındaki konsept, IWC’yi aynı zamanda podcast olarak geliştirilip piyasaya sürülecek olan Clubhouse programı hakkında altı haftalık bir dizi tartışmanın merkezine yerleştirecek.

perakende teknolojisi 9
creator’s time – iwc schaffhausen

İsteseniz de İstemeseniz de, Yapay Zeka Perakendenin Her Alanına Giriyor

Perakendecilerle yapay zeka hakkında konuştuğumda, sanki yabancı bir dil konuşuyormuşum gibi gözleri parlıyor ve çok az insan bunun hakkında konuşmak istiyor. Ama bu kaçınılmaz yenilik adım adım geliyor. AI, büyük ve küçük perakendenin neredeyse her yönüne yayılacak.

İşte konuyla ilgili bir örnek: EPA, büyük bir mağaza olan 50.000 metrekarelik bir süpermarketin bir yıl boyunca yaklaşık 200.000 dolar değerinde elektrik ve doğal gaz kullandığını tahmin ediyor. EPA’ya göre, bu maliyetin yaklaşık yarısı soğutma ve aydınlatmada. Bu tür büyük mağazaların çoğunda, tüketicilerin donmuş yiyeceklerini almak için girdiği dondurucular bulunur. Ama aynı zamanda mağazanın arkasında, tüketicilerin görmediği, envanterlerini sakladıkları bir dondurucuları var.

Şimdi şunu düşünün: mağaza, sırf arkadaki dondurucuyu izlemek için çok zeki, genç bir üniversite mezunu tutuyor. Bu çalışanın işi, açılma sayısını en aza indirmek için sadece dondurucu kapısını izlemek ve elektrik maliyetini azaltmak için termostatı buna göre yönetmektir. Zamanla, çalışan, kapı açıklıklarının ürünleri soğuk tutmak için kullanılan en az miktarda ek enerjiye yol açması için ayarlamaları nasıl yapacağını öğrenir.

Şimdi ise bir kişiyi işe almak yerine sadece bir yazılımın işi yapabileceğini hayal edin. Yazılım, bir mağazanın nasıl çalıştığını ve mağaza bölgesinin iklimini ve sıcaklığını öğrenebilir. COI Energy Services adlı bir şirketin arkasındaki fikir budur. Sadece birkaç saat içinde yazılımlarını yükleyebilir ve kurabilirler. Bir yıl içinde, 50.000 metrekarelik bir süpermarketi elektrik ve gaz maliyetlerinden 60.000$’a kadar tasarruf ettirebilirler, bu da toplam maliyetlerinin %40’ına denk geliyor.

Eğer böyle bir sistemi kullanan bir mağazanın rakibiyseniz ve caddenin karşısında bu mağaza varsa, artık sizden bir çalışan daha fazla işe alabilir. Çünkü biriktirmediğiniz 60.000 doları kurtarmak için AI kullanıyor. Yapay zekanın potansiyelini görmezden gelmeye devam edebilir veya yapay zeka kullanan diğer mağazaların yaptığını yapıp paradan tasarruf edebilirsiniz. Sadece bir seçim doğru ama bu yeni ve farklı bir teknolojiyi benimsemek anlamına geliyor. Aynı zamanda, teknolojinin mağazadaki dondurucudaki termostat gibi her zaman bir kişi tarafından çalıştırılan belirli şeyleri kontrol etmesine izin vermek anlamına gelir. Bu birçok insan için korkutucu; değişim her zaman korkutucudur.

Kendinize şunu söyleyebilirsiniz: ‘Bir dondurucuyu kontrol etmek kolaydır, peki yapay zekayı bu kadar önemli yapan nedir?’

Yazılım nasıl çalışıyor ve yapay zeka, alışık olduğunuz yazılımlardan neden farklı? Cevap “makine öğrenimi” olarak adlandırılır. Makine öğrenimi araçları, yazılımın dijital evrene çıkmak ve sürekli olarak ilgili bilgileri aramak için programlanmasıdır. Bu bilgiyi ve analizin yapay zeka ile diğer her şey arasındaki fark olduğunu alır ve analiz eder. Yazılım zamanla öğrenir ve kendi karar verme sürecini geliştirir. Herhangi bir insanın yapabileceğinden çok daha fazla bilgi alır ve daha iyi kararlar ve tavsiyeler vermek için gece gündüz önceki kararlarını analiz eder.

Yapay zekanın etkili olması için, mantıklı olduğu zamanlar olsa da, karar vermeyi tamamen bir bilgisayara çevirmek her zaman gerekli değildir. Bir dondurucu termostatı söz konusu olduğunda, bir kişinin makineyi ikinci kez tahmin etmesindense, yazılımın sıcaklığa karar vermesi muhtemelen her zaman daha iyidir. Ancak marka yönetimi söz konusu olduğunda, bir bilgisayarın tavsiyelerde bulunması, bir kişinin bilgisayarın ne söylediğini dikkate almasına ve bir girdi daha olmasına izin verir.

Bilgisayarın daha iyi kararlar alabileceği yollar vardır, ancak üst düzey kararlar söz konusu olduğunda sadece bir araçtır. Zamanla, yazılımın insanlardan daha iyi üst düzey kararlar verip veremeyeceğini öğreneceğiz.

İş izleme şirketi Anodot tarafından yapılan bir araştırmaya göre, şu anda yapay zeka kullanan perakendeciler, yapay zekayı daha çok sahtekarlığı tespit etmek gibi müşteriye dönük olmayan uygulamalar için kullanıyor. Ancak yapay zeka kullanımını kişiselleştirme ve görsel arama gibi daha tüketiciye yönelik uygulamalara taşımayı umuyorlar.

Diğer herkesin tereddütlerinin üzerinden atlayıp, gelecek olanı kucaklamanın zamanı geliyor. Yapay zeka hem marka yönetimi hem de bir süpermarketteki dondurucunun sıcaklığı ile ilgiliyse, sonunda her perakendecide yapay zekayı kullanacaktır.

DeFacto Makedonya ve Karadağ’daki İlk Mağazalarını Açtı

Türkiye’nin global moda markası DeFacto, Makedonya’da ve Karadağ’da ilk mağazasını açtı.

Türkiye’nin global moda markası DeFacto, Makedonya’da ve Karadağ’da ilk mağazasını açtı. 100’den fazla ülkede faaliyetlerini sürdüren DeFacto’nun CGO ve COO’su Serdar Ersoy, “Makedonya ve Karadağ ilk kez giriş yaptığımız iki pazar olmasına rağmen en çok önem verdiğimiz pazarların başında geliyor” dedi.

Ülkemizin önde gelen hazır giyim markalarından DeFacto, Avrupa’daki büyümesine Makedonya’da ve Karadağ’da açtığı mağazaları ile hız kesmeden devam ediyor. Marka, Makedonya’nın başkenti Üsküp’te Skopje East Gate Mall’da, Karadağ’ın başkenti Podgorica’da ise Extra Retail Park’ta açtığı mağazaları ile hazır giyim sektöründeki tecrübesini ve moda trendlerini balkan ülkeleri ile buluşturuyor.

DeFacto CGO ve COO’su Serdar Ersoy “Makedonya ve Karadağ, ilk kez giriş yaptığımız pazarlar olmasına rağmen en çok önem verdiğimiz pazarların başında geliyor. Gelecek dönemde de bu iki ülkede ve balkanlarda yatırımlarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz. 2022 yıl sonuna kadar markamıza doğru ticari şartları sağlayan alışveriş merkezlerinde maksimum sayıda mağaza açmayı planlıyoruz. Fiziksel mağaza yatırımlarımızın yanında e-ticaret uygulamalarımız konusunda da aksiyon almayı planlıyoruz” ifadelerinde bulundu.

Türkiye’nin global moda markası olarak 100’den fazla ülkede çalışmalarına devam eden marka, 2022 yılında da yurt içinde ve yurt dışında mağaza sayısını artırmayı hedefliyor

2022’de Çalışan Deneyimi Alanına 5 Trend Damgasını Vuracak

4C1H, 2022’e çalışan deneyimi alanına damga vuracak trendleri açıkladı. Buna göre liderlik, katılım & çeşitlilik, zindelik, işveren markası ve dijital İK alanlarına şirketlerin yönelimi artarak devam edecek.

Önde gelen şirketlere çalışan deneyimi alanında danışmanlık hizmeti sunan 4C1H, 2022 yılının çalışan deneyimi trendlerini açıkladı. Buna göre çalışanlarına iyimserlik, umut, direnç ve öz saygı aşılayan liderlere olan ihtiyaç giderek artarken; pandeminin etkisiyle zindelik (wellbeing) konusu da şirketlerin gündemindeki yerini koruyacak. Bir süredir kurumların öncelik verdikleri katılım ve çeşitlilik başlığında çok yönlü düşünme ihtiyacı artarken; şirketlerin, dijitalleşme ve işveren markası alanlarına yatırımları da artarak devam edecek.

4C1H Kurucusu ve Kültür Tasarımcısı Pınar Yarar, pandemiyle birlikte artan belirsizlik sürecinde şirketler için en önemli değerin Psikolojik Sermaye haline geldiğini belirterek şu açıklamada bulundu: “Holistik (Bütünsel) Çalışan Deneyimi felsefesi ile çalışanın şirketin iş ilanını gördüğü ilk andan, bir gün ayrılmaya karar verip gittiği ana kadarki tüm yolculuğu boyunca kendisinin dinlendiği, anlaşıldığı, destek gördüğü daha anlayışlı, şefkatli ve daha insani deneyimlere sahip bir döneme, olabilecek en hızlı şekilde girdik. Gelişim odaklı, değişime açık şirketlerin çalışanlarının da zinde, teknoloji devrini yakalamış, kapsayıcı, çeşitliliği sahiplenen, anlam bulan kişilerden oluşması birincil öncelik. Her sene düzenli olarak araştırarak çıktılarını paylaştığımız ‘Çalışan Deneyimi Trend Raporu’nu da 2022’ye özel olarak, işte bu düşünceler ve veriler ışığında oluşturduk. Birçok kuşağın bir arada çalıştığı, teknolojinin zirveye yerleştiği, insanların anlamaya ve anlamlandırmaya ihtiyaç duyduğu günümüzde çalışan deneyimi alanına damgasını vuracaken önemli 5 trendi listeledik.”

4C1H tarafından 2022 yılı için çalışan deneyimi alanında öngörülen 5 trend şunlar olacak:

Umut, İyimserlik, Direnç ve Öz Saygı Aşılayan Liderler Zamanı

4C1H raporuna göre parmak sallayan yöneticilerinin devrinin geçmesiyle, insanı anlayan ve onu güçlendiren liderlerin devri başladı. Pandeminin etkisiyle artan uzaktan ya da hibrit çalışma düzeni beraberinde, işlerin yolunda gitmeyebileceğini de anlayan ve çalışanının bu konudaki endişelerini silebilen yöneticilere yönelik ihtiyacı artırdı. Z kuşağının beklediği lider modelinde şeffaf iletişim kurma, güvenilirlik aşılama, kendi kaygılarını da dile getirme vasıfları dikkat çekiyor. Raporda her çalışanın, içindeki kahramanı ortaya çıkarmak için onlara umut, iyimserlik, direnç ve öz saygı aşılayan liderlerin, hem bugünün hem geleceğin baş rolü olmaya aday olduğu belirtiliyor.

Yapay zeka ile önyargılar devre dışı kalıyor

Farklı yaş, etnik köken, cinsel yönelim gibi çeşitli çalışan profillerinin yer aldığı şirketlerin, finansal açıdan daha iyi performans gösterdiği bugün bilinen gerçeklerden. Bu çeşitliliği sağlamak içinse işe alım süreçlerine ve bu nedenle de İnsan Kaynakları (İK) ekiplerine büyük görevler düşüyor. 4C1H raporuna göre çeşitliliği önyargılardan uzak bir şekilde sağlayabilmek için yapay zeka teknolojisinin kullanımı daha çok artacak. Randstad’ın yayımladığı bir rapora göre şirketlerin %17’si bu teknolojiyi kullanmaya başlarken, %30’u da 2022 boyunca kullanacağını taahhüt ediyor.

Çeşitliliğin en önemli anahtarlarından biri de, daha önce tarih boyunca hiç görülmemiş şekilde, çok yakında Z kuşağının dahil olmasıyla 4 farklı kuşağın iş hayatı sahnesinde yerini alacak ve bu kişilerin bir takım olarak çalışmaya başlayacak olması. Bu nedenle, İK ekiplerinin çeşitlilik ve katılım politikasını oluştururken çok yönlü düşünmesi artık bir gereklilik haline geldi. Katılım ve çeşitlilik politikası ile şirket stratejisini güçlendirmek 2022’nin önemli trendlerinden biri olacak.

Zindelik üst yönetimlerin iş listesinde

İyi hissetme hali dediğimiz zindelik (wellbeing) her ne kadar pandemiden önce de şirketlerin gündeminde yer alsa da,  zirvesini Covid-19 ile birlikte yaşadı. Covid-19 ile birlikte üst yönetimler de zindelik konusuna her zamankinden fazla önem vermeye başladı. 4C1H raporuna göre zindeliğin üst yönetimin iş listesinde yer olanı oranı geçtiğimiz sene %61’ken bu sene %75’e yükselmiş durumda.

Zindeliği uzun zamandır gündeminde tutan şirketlerin elde ettiği olumlu sonuçlar ise şu şekilde: Şirketlerin %37’si verimliliğin, %33’ü müşteri memnuniyetinin arttığını belirtirken; %30’u hastalığa bağlı iş kaybının, %21’i ise profesyonel tükenmişlik sendromunun azaldığını belirtti.

2022’de dijitalleşmenin zindelik konusunu da etkilemesi bekleniyor ve dijital platformlardan alınabilecek zindelik destek programlarıyla her şirketin bu trendi yakalayabileceği belirtiliyor.

Dijital İK etkisini artırarak sürdürüyor

Dijital İK, doğru noktalarda, doğru kişilere en kısa sürede ulaşarak en yüksek verimi sağlayacak bir alt yapı kurulması olarak tanımlanıyor. Buna göre şirketler için verimliliğin önemi her geçen gün artarken dijital İK uygulamalarına yönelim de etkisini sürdürecek.

4C1H raporuna göre verimliliği olumlu yönde etkileyecek tüm bu başlıkların en iyi şekilde işlemesi için süreçlerin dijitalleşmesi, zamandan tasarruf edilmesi, herkesin en hızlı ve en iyi şekilde hizmet alacağı platformların kurulması şart.

Çalışanlar işlerini sorguluyor, işveren markası olmak daha kritik hale geliyor

İnsan deneyiminin öne çıktığı 2020 yılı ile, işveren markası ve hikayesi de altın çağını yaşıyor. 4C1H Kurucusu ve Kültür Tasarımcısı Pınar Yarar, “Ailesinden uzak kalan sağlık personelleri, online eğitim veren öğretmenler, aşı arayışındaki bilim insanlarının hikayeleri, tüm çalışanların işlerinde aradıkları anlamı sorgulamalarına ve haliyle işveren markasının da her zamankinden daha önemli olmasına sebep oldu” diyor.

Araştırmalara göre işveren markası güçlü olan şirketler %50 daha kalifiye adayı etkiliyor, işveren markası işe alım masraflarını %50’ye kadar düşürebiliyor. Bununla birlikte mesajını doğru ileten iyi bir işveren markası hikayesi, çalışanların aidiyet duygusunun artmasına katkıda bulunuyor. Performansı %56’ya kadar yükseltirken, turnover oranlarını %50’ye, işe devamsızlık oranını %75’e kadar düşürüyor.(BDS)

Tüketiciler Neden Değer Odaklı Markaları Önemsiyor?

Uzun yıllardır sosyal açıdan değer odaklı ve amaca yönelik markaların yükselişine şahit oluyoruz. Bu markalar medyanın da yoğun ilgisini kazanıyor. Araştırma şirketleri, başka bir şirket veya marka hakkında bazı eğilimleri inceliyorlar. Şirketler; çevresel, ekonomik, sosyal ya da başka bir amaca yönelik olarak dünya üzerinde daha olumlu bir iz bırakmak için yeni faaliyetlere eğilim gösteriyorlar. Bu eğilimi gösteren markalar her zaman takdir almıştır. Alışveriş yapan annelerin %72’sinin büyük ölçüde hane halkının isteğine bağlı olarak harcamalar yaptığı göz önüne alındığında kuruluşlar şu soruyu soruyorlar: Müşteriler bir markanın değer odaklı olmasını umursuyor mu ve bu durum amaca yönelik satışları dönüştürmede nasıl bir rol oynuyor?

Yıllar boyunca yüzlerce perakende markası kuruldu ve daha sonra çoğu konumları ile değerlerini özgün bir amaca yönelttiler. Şirketlerin dünya için fark yaratma istekleri oldukça ilham verici görülüyor. Bu alanda gelişen her marka için çok fazla bilinmeyen nokta ve cevaplanmamış soru var. Bu nedenle bazı markalar değer odaklı olmak bağlamında gelişemiyor.

değer deger
mumpower, annelere hitap eden avustralya merkezli bir ajanstır.

Mumpower, başta bakkal tüketicileri olmak üzere 2170’den fazla Avustralya hanesiyle bir araştırma gerçekleştirdi. Bu araştırmada; Avustralya çapında alışveriş yapan anneler, tüm sektörlerdeki amaca yönelik markaları değerlendirdi. Tüketiciler markaları, farkındalık düzeyi ve marka duyarlılığına göre derecelendirdi. Diğer yandan daha iyi markaları satın alma olasılıklarını tartıştılar. Şimdi araştırmanın temel görüşlerine göz atalım.

Müşteriler değer odaklı olmayı önemsiyor

Araştırmada her 10 tüketiciden 8’i bir markanın sürdürülebilirliği ve toplumu etkileyen diğer sosyal nedenleri takip edip etmediğini önemsiyor. Annelerin %97’si daha geniş bir topluluk için gerçek bir fark yaratmak adına çalışmanızı bekliyor. Bunun yanında katılımcıların yarısı, markaların çoğunun artık daha büyük bir amaca hizmet etmesini bekliyor.

Tüketiciler fazla ödemek istemiyor

Her 10 anneden 5’i fiyatı ne olursa olsun düzenli olarak amaca yönelik ürünler satın alıyor ancak bu durum markaların amaca yönelik ürünlerden fazla ücret almasını açıklayamıyor. Tüketiciler için ürünün ne anlama geldiği önemli olsa da fiyat farkı ve fayda değeri de önemli etkenler arasında yer alıyor.

Ankete katılanlardan yarısından daha azı bu ürünler için düzenli bir fiyat beklentisine sahip. Katılımcıların %43’ü ise bazen fazladan ödeme yapabileceğini belirtiyor. %13’lük bir kesim tüketicilerin asla daha fazla ödememesi gerektiğini savunuyor.

Değer odaklı olmak, satın alma kararını kolaylaştırıyor

Araştırma; genel olarak bir markanın daha büyük amacını bilmenin, katılımcıların satın alma kararlarının %25’ini etkilediğini gösterdi. Araştırma kapsamında özel bir vaka çalışmasına dahil edilen annelerin; Nespresso, Modi, Bodi, Whole Kids, Vetta, Mater Baby Products ve Baker’s Delight gibi 27 markaya yönelik tutumları incelendi. Annelerin %50’sinin ‘bilinen’ markaların amaç odaklı nedenleri hakkında fikirleri yok. Yine de %62’lik bir kısım yaptıkları nedeniyle bu markaları satın almayı daha çok tercih ediyor.

Twitter Avustralya Ajans Geliştirme Başkanı Emily Foat’ın bir sözü, araştırmayı kısaca özetliyor: “Tüketiciler, markaların kendileri için önemli konulara ve olaylara dahil olmasını istiyor ve bu beklentiyi karşılayan markalar bunun meyvesini alacak.”

Nihayetinde, alışveriş yapan annelere göre markaların kendi dünyası için daha büyük bir amacı taahhüt etmeleri oldukça önemli hale gelmiş durumda. Değer odaklı olmak marka için çok güçlü bir duygu yaratır, duygusal bağlantıyı teşvik eder ve satın almak için daha çekici hissettiren bir neden sunar. Bu sebeple değer odaklı bir marka olmanın; tüketici, marka ve hatta gezegen için olumlu sonuçları olacaktır.

2021 Yılı Alışveriş Rekorunu Kırabilecek Mi?

Tedarik zinciri sorunları ve devam eden pandemik belirsizliklere rağmen, alışverişlerdeki yoğunluğun bu tatil sezonunda yeni zirvelere ulaşması bekleniyor.

Ulusal Perakende Federasyonu’ndan gelen bir tahmine göre, kasım ve aralık aylarında tatil alışverişlerinin 2020’ye göre %8.5 ila %10.5 civarı artarak 843,4 milyar dolar ile 859 milyar dolar arasında olması bekleniyor. Otomobil bayilerini, gaz istasyonlarını ve restoranları hariç tutan kasım ve aralık aylarındaki tahmin, önceki zamanların en yüksek seviyesi olan 777,3 milyar dolarlık satışın bildirildiği 2020’deki %8.2’lik büyümeyi geçti.

Ulusal Perakende Federasyonu başkanı ve CEO’su Matthew Shay 27 Ekim’de muhabirlerle yaptığı bir satış tahmini görüşmesinde, “Tüketiciler yılın son birkaç ayına girerken inanılmaz derecede elverişli konumda.” dedi.

2021’in ilk dokuz ayında perakende satışları, Covid-19 salgını sırasında teşvik ve desteklerle %14,5 arttı. Teşvik harcamaları son aylarda değişip düşerken, Ulusal Perakende Federasyonu’na göre hanehalkları hala mali açıdan güçlü ve ülkeler genelinde daha yüksek ücretli tazminatların yanı sıra, daha düşük işsizlik oranları bildiriliyor.

Online satın almaların etkisiyle, online satışlar ve diğer mağaza dışı satışların %11 ile %15 civarı yükselmesi yani toplam 218,3 milyar dolar ile 226,2 milyar dolar arasında artması bekleniyor. 2020’de ise bu sayı 196.7 milyar dolardı.

Alışveriş rekoru tedarik zinciri sorunuyla geliyor

Perakende satışları alevlenirken, sektörü gerileten zorluklar ve perakendecilerin aşması gereken engeller hala var. Pandemi, devam eden tedarik zincirleri sorunlarına yol açarken, aynı zamanda ithalat rekor seviyelere ulaştı.

Ulaştırma sektöründeki işgücü sıkıntısı ve pandemi sırasında işçi güvenliğini arttırmaya yönelik önlemler, limanların talebe ayak uydurma kabiliyetini yavaşlattı. Perakendeciler için bu, ürünleri stokta tutmanın her zamankinden daha zor olduğu anlamına geliyor.

İthalatın bu yıl 26 milyon TEU’ya  (Genellikle kargo kapasitesi kesin olmayan konteyner gemileri ve konteyner terminallerinin kapasitesini tanımlamak için kullanılan bir birimdir.) ulaşması bekleniyor. Yani bu tüm zamanların en yüksek seviyesi ve 2020’ye göre %20 artış demek.

Shay “Salgın tedarik zincirimizde sorun yaratmadı, sadece bu ülkede yıllar öncesinden beri var olan yetersiz yatırımı öne çıkarttı.” dedi. Ve ek olarak “Federal hükümet ve diğer paydaşlarla uygulamaya koymaya çalıştığımız kısa vadeli düzeltmeler var ve bazı ilerlemeler kaydediyoruz. Gerçek çözüm uzun vadelidir ve yatırım gerektirecektir. Bu yüzden Kongre’de geçirilen altyapı tasarısını bu kadar destekledik ve imza için başkanın masasına hızlı bir şekilde taşınması gerektiğini düşünüyoruz.” sözlerini ekledi.

Fakat sektöre dair güncel sorunlar bunlarla da bitmiyor. Tedarik zinciri, maliyetleri arttırdıkça ürünlerin fiyatları da artıyor ve bu da tüketiciye yansıyor.

Shay bunun için de “Tedarik zinciri sorunlarının, işgücü eksiklerinin ve bunların enflasyona olan katkısının ve pandeminin zemininden gelen aşı ve diğer sağlık çerçevesindeki sorunların farkındayız. Zorluklar var, fakat tüketicilerin yılın son çeyreğinde ekonomiye güç vermeye devam edeceğine dair büyük bir güvenimiz var” sözlerini söyledi.

alışveriş
2021 yılı alışveriş rekorunu kırabilecek mi? 17

Tüketicilerin adaptasyonu

Envanter zorluklarına rağmen perakendeciler, alışveriş yapanların koşullara uyum sağlayarak tatil için satın alacak bir şeyler bulacağından emin.

Perakendeciler tarafından teşvik edilen bir çözüm, müşterilerin sezonda daha erken alışveriş yapmalarını sağlamak. Walmart ve Target gibi büyük perakendeciler, tüm dikkatlerini, black friday ve aralık satışlarına odaklamak yerine alışveriş etkinliklerini sezonun başlarında belirlediler. Ulusal Perakende Federasyonu’na göre, tüketicileri istedikleri ve ihtiyaç duydukları ürünleri bulmak için mağazaları daha erken ziyaret etmeye teşvik etmenin etkisi şimdiden görünmeye başladı.

Shay “Tüketiciler bu tatil sezonunda aktif olacak, çünkü davranışlarını pandemi ve diğer dış etkenlere rağmen çevreye uyum sağlayacak şekilde uyarlıyorlar.” yorumunu yaptı.