Ikea, mağazalardan çevrimiçi siparişleri karşılamak için şehir dışındaki büyük mağazalarında mini dağıtım merkezleri oluşturmak için yatırım yapacağını duyurdu.
Bu yatırımların çoğu ilk etapta Londra’da yapılacak. Pilot program başarılı olursa genişletilecek.
Ikea, mağazalarına 3 Milyar Euro harcayacak ve şehir dışındaki mağazalarının bir kısmını e-ticaret dağıtım merkezlerine dönüştürecek.
Ikea mağazalarının sahibi Ingka Group’un perakende müdürü Tolga Öncü, Reuters’e verdiği demeçte, harcamaların üçte birinin, küresel olarak yeni mağaza formatları ve lojistik operasyonları için giderek artan bir test merkezi olan Londra’da yapılacağını belirtti.
Ikea, son zamanlarda klasik mağazalarının aksine daha küçük mağazalar geliştirerek, web sitesini elden geçirerek ve sanal planlama hizmetleri sunarak çevrimiçi alışverişteki artışa uyum sağladı.
Şirket ayrıca, merkezi dağıtım noktalarından ziyade büyük şehirlere yakın mağazaların depo bölümlerinden online siparişleri karşılayarak nakliye maliyetlerini ve sürelerini de düşürmeyi hedefliyor.
Şirketin yatırımları aynı zamanda Romanya, Çin ve Hindistan gibi ülkelerde yeni mağazalar açmanın yanı sıra Kanada, Danimarka, İtalya, Hindistan, ABD ve diğer ülkelerde stüdyolar planlayarak devam edecek.
Facebook ve Instagram‘ın sahibi sosyal medya devi Meta, ilk fiziksel perakende mağazası Meta Store’u 9 Mayıs’ta Burlingame, California’daki kampüsünde açacağını duyurmuştu. 144 metrekarelik şık, minimalist iç mekan, sürükleyici teknoloji ürünlerini sergilemek için tasarlandı.
mağazadan bir fotoğraf
Meta Store, insanları donanımıyla etkileşime girmeye, etkileşimli sanal gerçeklik gösterilerine göz atmaya, Portal akıllı görüntülü arama cihazını kullanarak perakende satış ortaklarıyla görüntülü arama yapmaya, Ray-Ban Stories güneş gözlüklerinin nasıl eller serbest sosyal medyada paylaşım sağladığını görmeye ve deneyimlemeye teşvik etmeyi amaçlıyor.
Pek çok kişi Meta’yı sosyal medyayla ilişkilendirirken, Mark Zuckerberg meta ve ona bağlı çeşitli fiziksel ürünler oluşturmayı içeren cesur bir bakış açısına sahip.
Facebook’un Hedefi
Meta Store, yeni sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojisi üzerinde çalışan özel araştırma ve geliştirme tesisi Reality Labs HQ‘nun yakınında açılıyor. Laboratuvarın ve mağazanın birbirine yakın olması, deneme yapmak ve müşteri deneyimine odaklanmak için daha fazla fırsat sağlaması açısından bir artı olarak görülüyor.
Meta Mağazası, ürünlerimizin gelecekte metaverse’e nasıl geçiş kapısı olabileceği konusunda insanların bu bağlantıyı kurmalarına yardımcı olacak.
Martin Gilliard – Mağaza Başkanı
2021’de Meta, 10 milyon Quest 2 birimi sattı ve en çok satan oyunlarından biri olan Beat Sabre, Quest platformu aracılığıyla 100 milyon doların (141,5 milyon dolar) üzerinde gelire ulaştı.
Kulaklık ve VR’nin benimsenmesi, metaverse vizyonunun yalnızca bir kısmıydı.
Facebook’un düşüncesine göre fiziksel teknoloji ürünlerini insanların ellerine teslim etmek, onların gelecekteki sanal ortamlarda sosyalleşmenin nasıl olacağını hayal etmelerini sağlayacak.
Bu yüzden teknoloji şirketleri tarafından işletilen fiziksel perakende satış alanları, satıştan çok, çoğunlukla herkesi yolculuğa çıkaran bir müşteri deneyimi ile ilgili.
Apple Store Etkisi
Apple mağazalarını ilk açtığında, müşteriler minimal tasarım, açık kat planı ve son derece özenli, yetenekli mağaza çalışanları karşısında şaşırmıştı. Görünüşe göre Apple, teknolojide tasarıma öncelik veren ilk markaydı. Ve ileriye dönük perakende ve teknoloji için bir tasarım belirlemesi işe yaramıştı.
Apple mağaza tasarımı, Microsoft ve Samsung gibi perakendecilerin o zamandan beri kopyaladığı, dünya çapında tanınan bir estetik algısı haline geldi. Yazar Carmine Gallo bunu Apple Deneyimi: Delicesine Büyük Müşteri Sadakati Oluşturmanın Sırları kitabında ayrıntılı olarak belgeledi.
apple store’dan bir görüntü
Teknolojiyi genel halkın eline vermek, bu mağazaların başarısında kritik bir unsurdu. Apple, müşterilerini öğrenmeye, atölye çalışmalarına ve gösterilere katılmaya, yardım istemeye ve cihazlarını tamir etmeye davet ediyordu.
Mağazalar, eğitim amaçlı ve deneyimler için tasarlanmış perakende satış ortamları haline geldi.
Bu perakende stratejisi, özellikle Meta’nın sürükleyici gadget’ları fiziksel ve dijital ortamlarda sosyalleşmek için üretildiğinden, mağazanın kalbinde yer almakta. Gilliard, “İnsanlar bir kez teknolojiyi deneyimledikten sonra, onun için daha iyi bir takdir kazanabileceklerine inanıyor. Biz işimizi doğru yaptıysak insanlar çıkıp arkadaşlarına ‘Meta Store’a bakmalısın’ derler” dedi.
Meta için bu yeni strateji zamanla izlemek büyüleyici olacak gibi görünüyor. Şirket ve teknolojisi geliştikçe, Facebook 2021’in son çeyreğinde kaydedilen aylık tahmini 2,9 milyar aktif kullanıcıyla hala en popüler sosyal medya platformu olmaya devam ediyor. Meta ve çok yakın bir gelecekte metaverse, kitlesel kullanıcıları bazı sürümlere getirmek için muhtemelen iyi bir konumda olacak.
Tüketiciler gittikçe yaygınlaşan bir şekilde fiziksel perakende mağazalarına geri dönüyorlar. Raporlar geçen seneye kıyasla %85 oranında bir geri dönüş ön görüyor. Birinci elden satın almak, yeni ürünleri görebilmek ve mağazadaki danışma imkanlarını kullanmak bu geri dönüşün sebepleri arasında.
Araştırma şirketi ChaseDesign’ın anketine göre bu geri dönüşe karşılık olarak perakendeciler mağaza içi alışveriş deneyimlerini geliştirmeli, hatta yenileştirmeliler.
Eşzamanlı olarak, çevrimiçi alışverişteki oranlar da geçen seneki pozisyonlarına kıyasla düşüşe geçti. Dolayısıyla perakendeciler fiziksel geri dönüşlerini gerçekleştiren müşterilerin gözünde mağazalarını yeniden cazip kılmanın ve bu müşterileri elde tutmanın yollarını bulmalılar.
Mağazaların başkalaşması gerekiyor
perakendecilerin neden mağazalardaki dijital yatırımları artırması gerekiyor? 6
Yayınlanan raporda ChaseDesign’ın başkanı Joe Lampertius, “Müşteriler çevrimiçi alışverişin tüketimalışkanlıklarına yön verdiği neredeyse iki yılın ardından tüketiciler fiziksel mağazalardan da alışmış oldukları dijital kolaylıkları beklemeye başladılar. Bu da perakendeciler için daha kullanışlı, daha ödüllendirici ve daha eğlenceli bir alışveriş deneyimi sunma zorunluluğu anlamına geliyor.” diyor. “Perakendeciler için bu, fiziksel mağazalarında hem çevrimiçi hem de çok kanallı satış tekniklerinde stabil bir gelişme sağlamak demek. Mağaza içindeki satın alma deneyiminin çevrimiçi satış kadar kolaylıklı ve dinamik olabilmesini mümkün kılmak için, mağazalar QR kod ve sanal gerçeklik gibi olabildiğince bilgi sunabilen kaynakları tercih etmek gerekiyor.”
Araştırmanın diğer önemli bulguları ise şöyle:
Bulgulara göre tüketiciler 2022’yi hızlı kasaların pik noktası olarak görüyor ve fiziksel perakendede en çok kullanılan araç olarak değerlendiriyorlar. Bu da demek oluyor ki perakendeciler oldukça kazanç getiren ani satın alımlarını elde tutmak için pratiklerini değiştirmeye ve şartlara adapte etmeye hazır ve istekli olmalılar.
Hızlı kasalar, QR kod ve perakende alışveriş uygulamaları gibi araçlarla beraber alışveriş deneyimini en çok iyileştiren teknolojiler arasına dahil oldu. Tüketicilerin üçte ikisinden fazla bir kısmı en azından ara sıra da olsa hızlı kasaları kullandıklarını belirtti. Aynı zamanda katılan tüketicilerin %44’ü perakendelerin uygulamalarını kullanırken, %29’luk bir kesim de QR kodlarla alışveriş sürecini tamamlıyor.
Nitekim, bu geri dönüş süresince ve teknolojinin gelişimini takip eden şekilde, verilen tüm rakamlar önceki senelerden daha yüksek oranlara sahip oluyorlar.
IKEA, Rusya’da yaklaşık 15.000 personele ödeme yapacağı süreyi üç ay daha uzatarak Ağustos ayına çekti. Bu tarihten sonra da ödeme yapmaya devam edebilir.
ikea, rusya personeline ağustos ayına kadar ödeme yapacak 8
Mart ayı başlarında dünyanın en büyük mobilya markası, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle tedarik zincirindeki aksama ve zorlu ticaret koşullarını gerekçe göstererek, Rusya’daki mağazalarını geçici olarak kapatacağını ve tedarik etmeyi durduracağını duyurmuştu. Bu duyurunun ardından Mayıs ayına kadar personel ödemelerinin aksatmadan devam ettirileceğini de belirtmişti.
IKEA mağazalarının sahibi Ingka Group’tan Tolga Öncü, Reuters’e verdiği bir röportajda, “Bunu altı aya kadar uzatmayı başardık. İzlemeye, analiz etmeye, neler olduğuna bakmaya devam ediyoruz ve ilerledikçe kararlar alacağız.” dedi.
Birçok Batılı şirket, Ukrayna’yı işgal etmesi ve bunun sonucunda Moskova’ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rusya’daki faaliyetlerini durdurdu.
Batılı şirketler personel ödemelerini neden kesmiyor?
McDonalds ve Renault gibi firmalar da, şimdilik Rusya’da personel ödemelerine devam edeceklerini belirtiyorlar.
Rusya, daha önce ülkedeki faaliyetlerini rafa kaldıran yabancı işletmeleri kamulaştırabileceği konusunda uyarıda bulunmuştu.
Tolga Öncü, ayrıca yaptığı açıklamada “Bütün yaptırımlara uyuyoruz. Sahip olduğumuz (Rusya’daki) varlıkları kullanıyoruz” dedi. Mobilya perakendecisinin Rusya’dan tamamen çıkmayı düşünüp düşünmediği ile ilgili ise yorum yapmadı.
IKEA’nın Rusya’da 17 mağazası ve bir dağıtım merkezi bulunuyor. Rusya IKEA’nın toplam satışlarının %4’ünü oluşturarak en büyük 10. pazarı.
JLL Türkiye 2022 ilk çeyrek ‘Türkiye Makroekonomi ve Gayrimenkul Piyasası Verileri’ raporu yayınlandı. 2020’de Covid-19 pandemisinin ortaya çıktığı dönemde Türkiye kaydettiği %1,8 oranındaki büyümenin ardından, 2021 yılında da yıllık bazda %11 büyüme kaydederek dünyadaki büyük ekonomiler arasında en hızlı büyüyen ülkelerden biri olmuştur. Kaydedilen güçlü büyümenin ana belirleyicileri hanehalkı tüketimi ve ihracat olarak öne çıkmıştır.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından enerji ve gıda fiyatlarındaki artış, gıda tedariğindeki aksaklıklar, Türkiye’yi ziyaret eden Rus ve Ukraynalı turist sayılarında beklenen düşüşün önümüzdeki dönemlerde büyüme üzerinde baskı oluşturması beklenmektedir. İmalat PMI (Satınalma Yöneticileri Endeksi) on ay sonra ilk defa Mart 2022’de 50 seviyesinin altına düşerek 49,4 olarak kaydedilmiştir. Diğer yandan, ÜFE ve TÜFE artış eğilimini yılın ilk çeyreğinde de sürdürerek, Mart 2022’de yıllık bazda sırasıyla %114,97 ve %61,14 olarak kaydedilmiştir. TCMB, Nisan 2022’de gerçekleştirdiği Para Politikası Kurulu Toplantısında politika faizini %14 seviyesinde sabit tutmuştur.
2020 yılında durgunluk döneminin ardından Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye girişleri son beş yılda kaydedilen seviyeleri aşarak 2021 yılında %78,8 oranında yıllık artışla güçlü bir toparlanma kaydederek ivme kazanmıştır. 2022 yılının ilk iki ayında ise geçen yılın aynı dönemine göre %19 düşüş göstererek 1,26 milyar USD seviyesinde kaydedilmiştir.
Türkiye makroekonomi ve gayrimenkul piyasası verilerinde öne çıkanlar şu şekilde;
2022 i̇lk çeyrek 'türkiye makroekonomi ve gayrimenkul piyasası verileri' raporu yayınlandı 11
Perakende Pazarı Görünümü
Türkiye’deki mevcut alışveriş merkezi arzı 1Ç 2022’de 453 adet alışveriş merkezinde 14 milyon m2 seviyesinde sabit kalmıştır. İstanbul %37 oranında pay ile mevcut arzın çoğunluğuna ev sahipliği yaparken, İstanbul’u sırasıyla %12 pay ile Ankara ve %6 pay ile İzmir takip etmektedir.
Mevcutta, inşaat halinde 30 alışveriş merkezinde yaklaşık 900 bin m2 kiralanabilir alan bulunurken, toplam arzın 2024 sonu itibarıyla 14,9 milyon m2 seviyesine ulaşması beklenmektedir.
Paralel olarak, geçen yılın aynı çeyreğinde 163 m2 olarak kaydedilen perakende yoğunluğu, 1Ç 2022’de 1.000 kişi başına 165 m2 seviyesine yükselmiş olup, 2024 yılında inşaat halindeki projelerin tamamlanmasıyla 170 m2’ye ulaşması beklenmektedir.
1Ç 2022 itibarıyla alışveriş merkezi birincil kiraları Euro bazında 70 EUR/m2/ay olarak sabit seviyede kaydedilmiştir. Diğer yandan Türk Lirası bazında birincil kira sırasıyla yıllık olarak %54, çeyreklik olarak ise %11 oranında artış göstererek, 1.000 TRY/m2/ay seviyesine yükselmiştir. Birincil getiri oranı ise 25 baz puan düşüş göstererek 1Ç 2022’de %8,50 olarak kaydedilmiştir.
Ofis Pazarı Görünümü
İstanbul’da A sınıfı ofis arzı 1Ç 2022’de 5,8 milyon m2 seviyesinde kaydedilirken, mevcutta yaklaşık 1,45 milyon m2 inşaat halinde kiralanabilir alan bulunmaktadır ve mevcut ofis arzının 2023 yılı sonunda 7,3 milyon m2 seviyesine ulaşması beklenmektedir. İnşaat halindeki ofis arzının %90’ını oluşturan ve 1 milyon m2 üstünde kiralanabilir alanı bulunan Uluslararası İstanbul Finans Merkezi’nin 2022 yılı sonunda tamamlanması beklenmektedir.
1Ç 2022’de Asya yakasında Ataşehir, MİA’da ise Levent kiralama işleri bakımından öne çıkan alt pazarlar olmuştur. 2022 yılının ilk çeyreğinde bilişim ve teknoloji, finans ve lojistik sektörleri, kiralama işlemlerinde en aktif şirketler olarak kaydedilmiştir.
1Ç 2022’de MİA bölgesindeki boşluk oranı 2021 yılı son çeyreğinde kaydedilen %18 oranından aşağıya, %16,3’e gerilemiştir. 1Ç 2022’de A sınıfı ofis binalarındaki boş alanlar oldukça sınırlı hale gelmiştir. Birincil ofis kiraları 1Ç 2022’de USD bazında geçen çeyreğe kıyasla %25 oranında artış göstererek 25 USD/m2/ay seviyesinde kaydedilmiştir. Diğer yandan, Türk Lirası bazında ise geçen yıla kıyasla %90 artış kaydederek 350 TRY/m2/ay seviyesine yükselmiştir. Birincil ofis getiri oranları 1Ç 2022’de 25 baz puan düşüş göstererek %8,00 seviyesinde tahmin edilmiştir.
Lojistik Pazarı Görünümü
İstanbul ve Kocaeli alt pazarlarını kapsayan Marmara bölgesindeki toplam lojistik arzı 1Ç 2022 itibarıyla 10,56 milyon m2 seviyesindedir. Ticari kullanım amaçlı lojistik arzı ise 6,78 milyon m2 olarak kayıt altına alınmıştır. 1Ç 2022 itibarıyla mevcutta inşaat halinde bulunan 554 bin m2 lojistik depo arzı bulunurken, planlama halindeki projeler 2,23 milyon m2 seviyesindedir.
Mevcut verilere göre 2022 yılının ilk çeyreğinde 8.340 m2 lojistik depo kiralama işlemi gerçekleşmiştir. Kaliteli lojistik depo arzındaki kısıt nedeniyle lojistik kiralama işlemi hacmi sınırlı kalmıştır. Diğer yandan, pazarda oldukça ihtiyaç duyulan lojistik depo geliştirme aktivitelerinde henüz beklenen artış gözlenmemiştir. Paralel olarak, lojistik pazarındaki en önemli konu, özellikle e-ticaret ve perakende sektöründen kiracılar tarafından gelen yüksek talebin kaliteli depo arzının kısıtlı olması nedeniyle karşılanmaması olarak öne çıkmaktadır.
Birincil depo kiraları 1Ç 2022’de 6 USD/m2/ay olarak kaydedilmiş olup, yıllık olarak %20 artış göstermiştir. Türk Lirası bazında ise 75 TRY/m2/ay seviyesine yükselerek yıllık %88 oranında artış kaydedilmiştir. Devam eden yüksek talep karşısında lojistik depo arzının kısıtlı olması, gelecek dönemlerde kiralar üzerinde daha fazla artış baskısı sinyallerini vermeye devam etmektedir. Diğer yandan, birincil lojistik depo getiri oranları 1Ç 2022’de %8,75 seviyesinde sabit kalmıştır.
2022 i̇lk çeyrek 'türkiye makroekonomi ve gayrimenkul piyasası verileri' raporu yayınlandı 12
Only , Vero Moda ve Jack&Jones’un sahibi olan Danimarkalı moda grubu Bestseller, cinsiyetten bağımsız bir moda markası çıkarıyor. IIQUAL gelecek yıldan itibaren çevrimiçi olarak satışa sunulacak.
Bestseller’ın yeni markası cinsiyet etiketsiz olacak
Moda grubu Bestseller, cinsiyetten bağımsız giysilere yönelik artan talebe yeni bir markayla yanıt veriyor: IIQUAL, “belirli bir cinsiyet etiketi olmayan moda” sözü veriyor. Marka Başkanı Maria Dons: “İnsanlar farklı bir şey talep etmekten korkmuyorlar. Özellikle pandemiden sonra ihtiyaç duyulan, insanları güçlendiren kıyafetler üretmeye inanıyoruz” diyor.
Şirket “açık fikirli ve kapsayıcı moda” için pazarda bir boşluk görüyor. Tasarım müdürü Sandra Ottesen, “Bel veya kol uzunluğunda ayarlanabilen özelleştirilmiş ayrıntılara büyük özen göstererek zamansız, gündelik kalıplar kullanıyoruz, böylece insanlar kıyafetleri kendileri özelleştirebiliyor” diye açıklıyor.
Hazırlanan moda markasının özellikle esnek olduğunu iddia ediliyor. Birçok ürün, yalnızca her cinsiyete uyacak şekilde değil, aynı zamanda farklı seçenekler ve stillere de izin verecek şekilde ayarlanabilir, katlanabilir veya düğmeli olabilir, şeklinde açıklanıyor. Bu şekilde, IIQUAL modaya uygun renkler ve baskılar vaat etse de, marka tasarımların ömrünü uzatmayı ve herkes için uygun bir parça sunmayı hedefliyor. İlk koleksiyon 2023 yazında satışa sunulacak ve doğrudan çevrimiçi olarak farklı ülkelerde satılacak.
Adidas ve Foot Locker, basketbol kategorisinde lider ortak olmalarını sağlayacak gelişmiş bir ortaklık imzaladı.
Kuzey Amerika, EMEA ve Asya-Pasifik’teki tüm Foot Locker afişlerini içerecek şekilde ayarlanan ortaklık, aynı zamanda kadın, çocuk ve giyim alanlarındaki önemli franchise’ların geliştirilmesi ve genişletilmesine de odaklanacak.
adidas ve foot locker, yeni bir uzun vadeli ortaklık anlaşması i̇mzaladı 15
Adidas ve Foot Locker anlaşmasının satışları üç katına çıkaracağı düşünülüyor
Adidas, yaptığı açıklamada, stratejik anlaşmanın 2025 yılına kadar 2 Milyar Doların üzerinde perakende satış hedefleyeceğini ve satışları üç katına çıkaracağını hedeflediklerini söyledi.
Foot Locker, hem yaşam tarzı hem de performans kategorilerinde ayrıcalıklı ürünler yaratma planları ile Adidas’ın basketbol kategorisinin arkasındaki itici güç olacak.
Ortaklık, Adidas’ın Foot Locker’a mağazalarda ve çevrimiçi olarak yüksek bir tüketici deneyimi sunmak için özel bir ekip sağlamasını da içerecek.
Bu ekip, Foot Locker’ın tüm ürün geliştirme, konumlandırma, pazarlama harcamalarını ve tüm reklam süreçlerinde de destek sağlayacak.
Adidas CEO’su: “’Oyunun Sahibi Ol’ stratejimizi uygulamaya devam ederken Foot Locker ile ortaklığımızı derinleştirmekten mutluluk duyuyoruz. Tüketiciler bu heyecan verici işbirliğinin merkezinde olacak ve Foot Locker’da Adidas markasını, önemli ürün serilerini ve tüm ürün yeniliklerini her zamankinden daha güçlü bir şekilde deneyimleyebilecekler.” dedi.
Birçok işveren zorlu konuşmalardan kaçmayı tercih ediyor. Sonuç olarak farkında olmadan vasatlığın ve tatmin edici olmayan bir iş ortamının yaratılma sürecine katkıda bulunuyorlar. İş yerindeki diğer bireylerin problemleri fark edememesine ve çözmeleri veya ilerleme kat etmeleri gereken bu problemlerin çözümsüz kalmasına yol açıyorlar. Dolayısıyla sıradışı bir liderle tipik ve ortalama bir işveren arasındaki farkları incelemek ve günlük hayattaki yerlerine dikkat etmek önemli.
Anahtar noktalardan bir tanesi, bu zorlu konuşmaları bir araç olarak, ilişkileri ve sonuçları dönüştürmek adına kullanmaları. Daha dikkat çekici liderler zorlu konuşmaların efektif olma ihtimalini nasıl kendi taraflarına çekiyorlar?
İşte zorlu konuşmalar için incelenmesinin faydalı olacağı 5 önemli adım.
Yarışan niyetlerinize karşı dikkatli olmak
Daha önce hiç bir diyaloga girerken hedeflediğiniz görüntüyle çakışan bir görüntüye sahip olduğunuzu fark ettiğiniz oldu mu? İddialı görünmeye çalışırken teslimiyetçi bir yapıya büründüğünüz veya bilerek sakin görünmeye çalışırken aniden sinirlendiğiniz? Bunları yaşamışlığınız varsa, muhtemelen modern ve düşünceli beyninizle girmeye çalıştığınız şekil aklınızın daha ilkel katmanlarıyla çalışan hayatta kalma içgüdüsü nedeniyle arkaplana atıldı. Bu tarz içgüdüsel yanlış yönetimlerden kaçınmak için kendinize sormanız gereken temel sorular: “İçine girdiğim diyalogda ne gibi farklı niyetlerim ortaya çıkabilir ve zararlı etkileri nasıl minimize edebilirim?” olmalı.
Savaş ya da kaç anlarını tetikleyecek unsurlardan kaçınmak
Tıpkı sizin beyninizin hayatta kalma içgüdülerinin devreye girebileceği gibi, diyalogda bulunduğunuz kişininki de aynı yanıtı verebilir. İçinde bulunduğunuz konuşmanın güvensiz hissettirmesi halinde karşınızdaki insan yaptığınız veya söylediğiniz şeylerin bu ortamı yaratıp yaratmadığını denetliyor olacaktır. Eğer savaş ya da kaç içgüdüsü karşınızdaki insanda uyanırsa, verimli bir konuşma sürdürmenizin oldukça zorlaşması kuvvetle muhtemel. Bu hayatta kalma refleksini tetiklemekten kaçınmak için kullanacağınız kelimelerin yaptığınız görüşmenin bağlamına ve amacına ne denli uyduğuna dikkat etmeniz son derece kritik. Örneğin: “Yaptığımız toplu görüşmelerde sunduğun katkıyı nasıl artırabiliriz oturup konuşmak isterim.” cümlesi, “Toplu görüşmelerdeki hatalı davranışlarını düzeltmemiz gerekiyor” cümlesinden oldukça daha az tehditkar bir alternatif.
Karşınızdakine konuşmaya dahil olması için bir sebep vermek
Yapmanız gereken konuşma muhtemelen pek de arzu ettiğiniz bir konuşma değil ancak aynısının karşı taraf için de geçerli olduğunu unutmamak gerek. Karşınızdaki insanı oldukça rahatsız edici olabilecek bir tartışmanın içinde kalmaya nasıl ikna edebilirsiniz? En basit ve potansiyel faydalı cevap, onlara bu konuşmanın sonucu olarak kendileri için isteyebilecekleri, fayda görebilecekleri bir netice sunmak. Bunu yapabilmek için öncelikli olarak sahip olmanız gereken şey, konuşmayı yapacağınız kişinin motivasyonlarına ve ihtiyaçlarına yönelik bir önsezi veya ön bilgiye sahip olmak. Bu sayede sahip olduğunuz öngörüyü konuşma içerisinde işaret ederek diyalog içerisinde kalmaları için bir sebep sunabilirsiniz. Örneğin, konuşmacınız teslimlerle ilgili endişeler yaşayan biriyse, “Yapacağımız görüşme sayesinde projeni zamanında ve bütçe limitleri içinde tamamlamana yönelik ciddi riskleri elimine edebilirsin.” diyebilirsiniz.
Savunmadan önce soru sormak
Gözlemlenebilir bir şekilde, çoğu işveren görüşmede tartışmak istedikleri problemi konuşmanın başında direkt olarak ifade ediyorlar. Aynı zamanda karşılarındaki insanın perspektifini gözlemlemek ve fark etmekten ziyade kendi bakış açılarını savunmaya çok daha fazla vakit harcıyorlar. Bu tutum oldukça doğal bir şekilde karşıdaki insanın konuşmaya dahiliyetini kısıtlayıp çekimser ve savunmacı bir pozisyona girmelerini sağlıyor. Oldukça basit bir şekilde, konuşmayı olduğundan da zorlu hale getiriyor. Öncelikle karşıdaki insanın bakış açısını sormak ve dinlemek, onlara kendilerini ifade hakkı tanımak, sizin söylediklerinize çok daha odaklı hale gelmelerini ve farklı bakış açılarına açık olmalarını son derece kolaylaştırma imkanına sahip.
Çatışmayı kucaklamak
Perspektifler arasındaki çatışma ve çakışmalar diyalog içerisinde bir sürtüşme yaratma potansiyeline sahip. Konuşma sırasında duyguların da aktive olmasıyla beraber, içine bulunulan ortam daha az konforlu hale gelebilir. Ancak eğer gerçek problemler ve sorunlu olabilecek bakış açıları görüşme içinde tartışılıyorsa bu sürtüşmeler kaçınılmaz olabiliyorlar. Yeterli kabiliyete sahip olmayan birçok lider bu sürtüşmelerin gittikçe yükseleceğine ve sonunda patlayıp hem kendilerine hem de diyalogdaki insanlara süreçsel bir zarar verebileceğine inanıyor ve problemleri çözme sürecinden vazgeçip teslim olabiliyorlar. Kaçınılmaz ve gerekli olan sürtüşmeleri öngörülebilir hale getirmek ve kucaklamak, var olan bir problemi çözmek için şart olan zorlu konuşmaları yapabilmek isteyen liderler için son derece anahtar bir nokta.
Bu zorlu konuşmaların her birinin sadece olumlu duygusal sonuçlar vereceğini garanti etmek maalesef mümkün değil ancak yaklaşımınızla ilgili önceden dikkatlice düşünüp konuşma sırasında da farkında ve odaklı bir tutum sergilerseniz, başarılı sonuçlar alma ihtimalinizi olabildiği en yüksek seviyeye çıkarmanız da bu 5 madde ile mümkün.
eBay’in yayınladığı yeni bir rapor, tekrar satış ticaret modelinin daha genç satıcı ve alıcı jenerasyonlar tarafından çok daha fazla tercih edildiğini gösteriyor. Tekrar-satışa koyulan eşyalara öncelikli olarak Z jenerasyonu yani 1997-2012 arası doğan yetişkinler ilgi gösteriyor. Bu ilginin en temel iki motivasyonu kendileri için çok daha ekonomik tercihler yapabiliyor olma ve sürdürülebilir gelecek endişelerinin genç yetişkinlerde çok daha yaygın olması olarak gösterilebilir.
Peki neden tekrar satış?
eBay’in hafta içinde yayınladığı 2. Yıllık Yeniden Ticaret Raporu gösteriyor ki genç tüketiciler ikinci el pazarının önderlik eden aktörlerinden biri. Rapora göre Z jenerasyonunun %80’I ikinci el ürünler tercih ediyor. Bu yaş grubunun üçte bire yakını geçen sene içerisinde ikinci el ürün satmaya başlamış durumda ve geçen senenin yeni satıcılarının %32’sini oluşturarak satıcılar arasındaki en geniş jenerasyon kategorisi haline gelmiş bulunuyor.
“İnsanlara imkanlar sağlamak ve herkes için ekonomik fırsatlar yaratmak eBay’de yaptığımız her şeyin kalbinde yatıyor. Yaptığımız işin yarattığı dalga etkisi aynı zamanda değişimin dalgaları.” diyor eBay CEO’su Jamie Iannone. “Yarattığımız market alanı müşterilerimizin ikinci el ürünlerin değerlerini tekrar keşfetmelerini sağlıyor ve ek fayda olarak herkes için daha ferah, daha sürdürülebilir bir gelecek oluşturma çabamıza ortak oluyorlar.”
Pandeminin yarattığı artçıl değişikliklerden ve tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını değiştirmelerinden dolayı ikinci el ürün pazarının cazibesi oldukça yükseliş göstermiş durumda. Tekrar-satış mağazaları Depop ve Vinted’ın ortaya çıkışları yeni satıcıların pazara dahil olmasını belli oranlarda kolaylaştırmıştı.
Birçok marka ve perakendeci tekrar-satış stratejisini sürdürülebilirlik imajlarını desteklemek ve trendleri takip edebilmek adına fırsat olarak kullanıyor. İngiltere merkezli Selfridges’a bağlı ReSellFridges markası da müşterilerini mağaza kredisi karşılığında kendi platformunda satış yapmaya teşvik etmeye çalışıyor.
Sevkiyat ve ikinci el mağazası Thredup’ın yayınladığı marka verilerine göre önümüzdeki 10 yıl içerisinde tekrar-satış pazarı geleneksel perakendeden daha hızlı bir şekilde büyüyecek. Mağzanın sunduğu verilere göre 2030’a kadar ikinci el kıyafet marketi, hızlı moda marketinin iki katı pazar hacmine ulaşabilir.
Veri şirketi GlobalData’nın Thredup’la beraber düzenlediği rapora göreyse tekrar-satış marketi geleneksel perakendeden 11 kat daha hızlı büyüme gösteriyor. 2030 itibariyle tam 84 milyar dolarlık bir hacme sahip olması beklenirken bu rakam hızlı moda için 40 milyar dolar civarlarında.
Günümüz tüketicisinin satın alım alışkanlıklarının çevreye etkilerini hesaba katma miktarının git gide arttığı da göz önüne alındığında tekrar-ticaret modeli vastasıyla global olarak döngüsel ekonomiyedoğru bir geçiş olduğu gözlemlenebiliyor. eBay’in araştırmasına katılanların %20’si ikinci el tercihlerinin en temel sebebinin çevreye yeni zararlar vermeme düşüncesi olduğunu belirtiyorlar.
Bununla beraber, tekrar-satışın asıl cazibesi çoğu kişi için sunduğu finansal avantaj. Araştırmadaki kadın katılımcıların %52’si önceden sahip oldukları ürünleri satmalarının arkasındaki temel motivasyonun ekstragelir kazanabilmek olduğunu söylüyor.
Hızlı modanın uzun süredir sağladığı düşük fiyat avantajı birçok jenerasyon için alışkanlık haline gelmiş durumda ve sürdürülebilir ürünleri tercih etmek bu jenerasyonlar için karşılanabilirlik engeliyle karşı karşıya kalıyor. Nosto’nun yayınladığı Perakendede Sürdürülebilirlik raporuna göre tüketicilerin sadece 3’te birden de azı çevre dostu ürünler tercih etmek için daha fazla ücret ödemeye yatkın. İkinci el ürünlerin çevreye zarar vermeden, temiz bir vicdanla dolaplarımızı yenileme imkanı sunuyor olması çok daha geniş kitlelere hitap edebilmesini sağlıyor.
Strategy&’in tüketici ve perakendecilerdeki ana değişim alanlarını belirleyerek, bu dönemde büyüme fırsatlarını değerlendirmek isteyen perakendecilerin hangi stratejik sorulara cevap vermesi gerektiğini ortaya koyduğu “Türkiye Perakende Sektörüne Bakış” raporu yayınlandı.
Perakende sektörüne bakış
Türkiye, son yıllardaki kur dalgalanmaları ve pandemiye rağmen 2008 krizinden sonra her yıl reel GSYH artışını koruyabildi.
Bütün dünyada olduğu gibi COVID-19 süresince Türkiye’de de ekonomik aktivitede yavaşlama görülmüş, ancak COVID-19’un ekonomik etkilerini azaltmayı hedefleyen politikaların (borçlanma maliyetlerindeki düşüş ve kredi büyüme oranlarındaki belirgin artış) etkisiyle dünyadan farklı olarak reel GSYH büyümüştür.
2021 yılındaki artışın ana sebepleri i) 2020’den gelen düşük baz etkisi, ii) aşı etkisi ile iç-dış talepte ve hizmet sektöründe toparlanma, iii) Dış talepteki güçlü seyir ile ihracat ve imalat sanayindeki artışın devam etmesi olarak değerlendirilmektedir.
Pandeminin enflasyon üzerindeki etkisi
Türk Lirası’nın değer kaybı ve yukarı yönlü hareket eden enflasyon sektörde son dönemde etkisini gösterdi
Tüketici ve perakendecilerdeki ana değişim alanları
Bu makro koşullar altındaki perakende sektörü 5 alanda değişime uğradı