Ana Sayfa Blog Sayfa 407

Perakendenin Sıradaki Krizi: İade Çılgınlığı

Görünüşe göre perakendeciler güçlü bir 2021 tatil sezonu geçirdiler ancak yeni yıl, daha da kötüleşen eski bir sorunu beraberinde getirebilir. Şimdi bu soruna hep beraber göz atalım.

Yeni Kriz: İade Çılgınlığı

Tüketiciler liberal iade politikalarını genellikle beğeniyor. Ayrıca müşteriler, markaların genel olarak iade ve atık gibi sorunlarla nasıl başa çıktıklarına her zamankinden daha fazla dikkat ediyor. 

Yakın zamanda yayımlanan bir Mastercard raporuna göre, alışveriş yapanlar 2021’de bir yıl öncesine göre %8,5, pandemi öncesine göre neredeyse %11 daha fazla harcadı.

iade 2
perakendecilerin yeni krizi

“Uzmanlar alışveriş yapanların tatil sonrası getirilerde yeni bir rekor kıracağını tahmin ediyor.“

Sayım kesinleştiğinde hesap, yılın toplam ABD perakende satışları için tahmin edilen yaklaşık 5 trilyon doların yaklaşık %10’u olan yarım trilyon doları aşabilir. 

Bu sezon için tahminler,  yıldan yıla %13 artış ve önceki beş yıllık ortalamanın %45 üzerinde bir artış içeriyor. Bir e-ticaret platformu olan Shopify, Ağustos ayında çevrimiçi satıcıların %20 ila %30 arasında bir oranla büyük bir darbe aldığını bildirdi.

İade istatistikleri endüstri dışında çok az ilgi görüyor ancak paketlenmemiş ve kurcalanmış malları taşımanın lojistik ve yüksek maliyeti, ince marjlarla yaşayan bir işletmede kârlar üzerinde önemli bir düşüş yaratır. 

Endüstrinin sürdürülebilirlik, şeffaflık ve etik davranışa odaklandığı bir yılda; hiçbir perakendeci Amazon’un aldığı veya son zamanlarda bir dizi lüks moda evinin (örneğin Burberry’s, Cartier) aldığı türden kötü baskıyı kaldıramaz.

iade 5
amazon

Milyonlarca dolarlık yeni, satılmamış giysiyi mahvetmenin sonucu oldukça büyük olabilir. Bu sebeple perakendecilerin bu konuda önemli ve etkili adımlar atması gerekecek.

Perakendecilerin yeni sorununun basit bir çözümü yok. Tüketiciler yalnızca esnek iade kurallarına alışmakla kalmıyor ve daha fazlasını istiyor. Hatta bazı müşteriler bu konudaki esneklikten etik dışı şekilde yararlanıyor.

Bu konuda birkaç yıl önce e-ticaret veri üreticisi Granify tarafından yapılan bir analizde, çevrimiçi tüketicilerin bir satın alma işlemi yapmaya karar vermek konusunda iade edilebilirlik faktörünün, müşteri referansları ve fiyattan önce en önemli faktör olarak sıralandığı anlaşıldı.

“Müşterilerin yaşayacağı sorunsuz bir iade deneyiminin satışları artırdığı, kanıtlanmış bir gerçektir.“

iade 3
sorun, basit bir çözüme sahip değil.

Perakendeciler, getiri oranını azaltmaya yardımcı olan bazı ince ayarlara sahiptir. Şaşırtıcı olanlardan biri; ekonomi, pazarlama, karar bilimi, tüketici psikolojisi ve yöneylem araştırması gibi alanlarda tüketici davranışları üzerine 21 araştırma makalesini inceleyen ve 2016 yılında Teksas Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada ortaya çıktı. 

Yazarlar, 90 güne kadar daha uzun geri alma sürelerinin, iadeleri caydırdığı sonucuna vardı. “Tüketiciler bir ürüne ne kadar uzun süre sahip olurlarsa, ona o kadar bağlı hale geliyor ve iade etme olasılıkları azalıyor.”

Uzmanlar, tüm iade politikalarının aynı olmadığı sonucuna vararak perakendecilerin araştırma faaliyetlerine yatırım yapmalarına dikkat çekiyor. Bunu gerçekleştirmek şirketlerin bu yeni krizden kolay sıyrılmalarında kilit rol oynayacak.

Metro Belçika Mağazalarını Satacak Mı?

Alman perakendeci Metro’nun, yıllardır para kaybettiren Belçika şubeleri için alıcı aradığı belirtiliyor. Markanın on yedi mağazayı satmak için hazır olduğu söyleniyor. Analistler, en olası alıcıların iki Hollandalı perakendeci olduğunu düşünüyor.

metro market
metro market ve mağaza zincirleri

Metro Hollanda Zincirleri

Metro grubunun Belçika’da iki zinciri var: kendi adını taşıyan büyük marka zincirinin Krallık’ta on bir mağazası varken, toptancı Makro’nun altı mağazası var. Belçika’daki bu şubeler bir süredir mali sıkıntı içindeydi: 2019-2020 mali yılında şirket 714 milyon ciro yapmasına rağmen 44 milyon Euro zarar etti, bir yıl önce 738 milyon ciro yapmasına rağmen 67 milyon zarar dahi olmuştu. Son birkaç yılda, Belçika şubesi perakendeciye yaklaşık 420 milyon Euro’ya mal oldu. Zincirleri yeniden yapılandırma ve yeniden konumlandırma girişimleri başarısız olmuştu: özellikle Makro zinciri muazzam maliyetlerle ve modası geçmiş bir konseptle savaşıyor.

Belçikalı iş gazetesi De Tijd şimdi Metro’nun Rothschild bankasından bir satış için tüm seçenekleri araştırmasını istediğini ve ilgilenen alıcılarla şimdiden görüşmelerin yapıldığı bildiriliyor. Hollandalı Sligro Grubu bunlardan biriydi – sonuçta, grup Belçika’da zaten birkaç satın alma gerçekleştirmişti. Ayrıca birçok yatırımcı, büyük Makro mağazalarının sadece bir süpermarkete ev sahipliği yapmak için çok büyük olmasına rağmen, süpermarket zinciri Jumbo da  bu satın alımla ilgilenebilir.

Metro oldukça sık dillendirilen haberleri doğrulamadı. Belçikalı CEO Vincent Nolf, Belga haber ajansına bunların “hakkında yorum yapamayacağımız söylentiler ve spekülasyonlar” olduğunu söyledi.

Benzer Haberler

Metro Türkiye, İşletmelerinin Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Destekliyor

Metro Fast ile Mağazada Temassız ve Kasasız Ödeme Yapılabilecek

Ikea’nın Yeni Aşı Politikası Dünyada Tartışma Konusu Oldu

“İntikam Alışverişi” Prada’ya Satış Büyümesi Sağlıyor

Lüks marka Prada, 2021 sonunda oldukça güçlü ve umut veren sonuçlar yayınladı. 2020’nin zorlu pandemi yılından sonra, markanın lüks çanta ve giyim satışları %41’lik bir gelir artışıyla toparlandı.

prada
kapanma sonrası alışverişe dönüş

Fiziksel Mağazalar ve Prada’nın E-ticareti

Ciro 2021’de, 2020 yılına göre %41 artışla 3.4 milyar euroya yükseldi, ancak 2019’a kıyasla yine de sadece %8’lik bir büyüme oldu. 2020 yılının ikinci yarısında işler ve pazarlama özellikle iyi gitmişti. Zorunlu mağaza kapanışlarının ardından, tüketicilerin tekrar kendilerini şımartmak istedikleri ortaya çıkmıştı, bazen “intikam alışverişi” veya “ödeme alışverişi” olarak adlandırılan bir fenomen etrafımızı sarıp geliyor.

Özellikle şirketin kendi mağazalarındaki satışlar ve e-ticaret faaliyetleri hızla arttı. Şirket bu yılın başında -önceki yıla kıyasla- daha fazla ürün satmayı başardı. Pek çok lüks marka gibi, Prada da meseleleri kendi eline alıyor ve toptan satış kanalını rasyonelleştirmeye devam ediyor.

CEO Patrizio Bertelli, “2021 zorluklarla dolu bir yıl olmuştu. Ancak son derece dinamik bir pazarın ihtiyaçlarına hızlı bir şekilde yanıt vererek hazır olduğumuzu kanıtladık ve tüketici davranışındaki değişiklikleri etkili bir şekilde anlamamıza olanak tanıyan eylemler gerçekleştirdik” dedi.

Benzer Haberler

Çevrimiçi Perakende için 2022 Tahminleri

Pandemi Sonrası Moda Markaları ve Havayolları Yeniden Yükseliyor

İngiltere Perakende Satış Büyümesi Eylül’de 6 Ayın En Düşük Seviyesine Geriledi

17-21 Ocak Haftanın Perakende Teknolojisi Gelişmeleri

17-21 Ocak dünya perakende teknolojisi gelişmelerini sizler için hazırladık.

Geçtiğimiz haftanın perakende teknolojisi gelişmeleri için buraya tıklayın.

İşte Bu Haftanın Perakende Teknolojisi Gelişmeleri

Żabka Group

Żabka Group, Polonya genelinde 25 Żabka Nano lokasyonunu faaliyete geçirmesiyle Avrupa’nın en büyük otonom mağaza zincirine sahip olduğunu söylüyor. Şirket, perakende teknolojisi alanında yeni atılımlar gerçekleştirmeye devam edecek.

Şirketin atılımlarından olan bağımsız nakliye konteyneri tabanlı mağazalar, satış noktalarında depolama gibi çeşitli amaçlarla çalışıyor ve her biri AiFi ile iş birliği içinde oluşturulan yapay zeka destekli bilgisayarlı görüş teknolojisinden yararlanıyor.

Żabka Group CEO’su Tomasz Suchański, “Żabka, modern müşterilerin ihtiyaçlarını karşılayan modern kolaylık çözümleri yaratmada Avrupa lideridir.” diyor. 

“Dijital dünyayı çevreye bağlayarak benzersiz ve son derece kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimleri sunmaya odaklanıyoruz.”

perakende teknolojisi 3
zabka

McDonald’s Almanya

Avrupa’da perakende teknolojisi yayılmaya devam ediyor. McDonald’s, Almanya’daki genişleme planlaması için yeni ortağı olarak Targomo’yu görevlendirdi.

Fast food devi, ülkedeki yeni restoran lokasyonlarını planlamak için ‘TargomoLOOP’ platformunu kullanacak.

McDonald’s Almanya Emlak Müdürü Andreas Weber, “Gelecekte TargomoLOOP, yeni restoran konumlarını, ilgili hizmet alanı açısından değerlendirmemizi çok daha kolay hale getirecek” diyor.

Selfridges

Perakende teknolojisi alanında canlı etkinlikler yaygınlaşıyor. Selfridges, buna paralel olarak son haftalarda canlı alışveriş etkinlikleri deniyor. Birleşik Krallık’taki çok katlı mağaza perakendecisi, ilk gösterisini Kantonca’da yayınladı.

Selfridges Ürün Yönetimi Başkanı Tuf Gavaz, “Canlı alışveriş, geleneksel e-ticaret kullanıcı deneyimine kıyasla alışveriş yapmak için daha ilgi çekici ve etkileşimli bir yol sunuyor” diyor.

Gavaz şunları ekliyor: “ Bu alanda deneyler yaparak potansiyeli hakkında ilk elden bilgi sahibi oluyoruz. Daha sürükleyici bir deneyimin daha yüksek katılım, daha yüksek dönüşüm ve daha mutlu müşterilere yol açacağını varsayıyoruz.”

perakende teknolojisi
selfridges

JD

Çinli çevrimiçi perakendeci JD.com, Kanada merkezli Shopify ile stratejik bir ortaklık kurdu.

E-ticaret devleri, küresel markaların Çin’in ithal mallara yönelik ilgisini çekmesine yardımcı olmayı ve ayrıca denizaşırı ülkelerde satış yapan Çinli tüccarlara yardım etmeyi amaçlıyor.

Bir basın açıklamasına göre: “Ortaklık, Shopify’ın dünya çapındaki milyonlarca satıcısını, JD.com’un Çin’de platformu özgün, yüksek kaliteli ürünler bulmak için kullanan 550 milyon aktif müşterisiyle birleştirecek.”

Shopify Başkan Yardımcısı Aaron Brown, “Dünya standartlarında iki ticaret platformunu bir araya getirmek, tüccarlar için sınır ötesi ticareti çözmede önemli bir adımdır” diyor.

Aldi UK

İndirim perakendecisi Aldi UK, ilk ödemesiz mağazasını açtı. Londra, Greenwich’teki Aldi Shop & Go konsept mağazası, geçtiğimiz aylarda personel tarafından test edildikten sonra bu hafta halka açık testler için faaliyete geçti.

Greenwich High Street’te yer alan bu sistem, müşterilerin tek bir ürünü taramadan veya bir ödeme yapmadan alışverişlerini tamamlamalarını sağlıyor. Aldi Shop & Go uygulamasını indirerek mağazaya girebilir, eşyalarını alabilir ve alışverişlerini tamamladıklarında dışarı çıkabilirler.

Müşteri mağazadan ayrıldığında, seçtikleri ödeme yöntemiyle otomatik olarak ücretlendiriliyor ve uygulamada faturalandırılarak görünüyor. Bunun yanında AiFi tarafından sağlanan sistem, özel olarak konumlandırılmış kameralarla destekleniyor.

perakende teknolojisi 2
aldi shop & go

Perfect

Moda ve güzellik alanlarında son zamanlarda oldukça fazla perakende teknolojisi gelişmesi yaşanıyor. Güzellik ve moda teknolojisi çözümleri sağlayıcısı Perfect, kişiselleştirilmiş çok kanallı bir alışveriş deneyimi için kozmetik şirketi M·A·C ve çevrimiçi ürün örnekleme platformu SoPost ile ortaklık kurdu.

Bu proje; kişiselleştirilmiş yapay zeka eşleştirmesini, alışveriş yapanların kapısına teslim edilen fiziksel ürün örneklemesiyle birleştirecek.

Perfect Kurucu CEO’su Alice Chang, “Yeni bir çağda deneyimsel ürün keşif yolculuğunu, fiziksel ürün numunesiyle eşleştirmek üzere M·A·C ve SoPost ile ortak olmaktan heyecan duyuyoruz” diyor.

Girişim ilk olarak Birleşik Krallık’taki M·A·C Cosmetics Studio Fix Fluid Foundation için başlatılacak.

perakende teknolojisi 5
perfect – mac

Pro: Direct

Pro-Direct Sport; futbol, ​​koşu, basketbol, ​​ragbi, tenis ve kriket markaları için ilk yerel mobil alışveriş uygulamalarını başlatmak adına One iota ile ortaklık kurdu.

Masaüstünden, tabletten ve mobilden alışverişe geçen tüketicilerde önemli bir büyüme gören Pro-Direct Sport, iOS ve Android uygulamalarında One iota ile çalışacak.

Şirketin Müşteri Pazarlama Başkanı Mike Noble, “Uygulama, müşteri etkileşimi stratejimizde önemli bir bileşen olacak.” diyor.

“Bu iş birliğinin, müşterilerimize kişiselleştirilmiş içerikle hizmet vermek için bizi harika bir konuma taşıyacağını düşünüyoruz ve marka ortaklarımızla yeni ve heyecan verici ürünler sunmamıza destek olacağını umuyoruz. Bunun müşteri deneyimini sürekli olarak geliştirmemize ve iyileştirmemize yardımcı olacağına inanıyoruz.”

Amazon Moda Perakendesinde Devrim Yaratacak Fiziki Mağazasını Hayata Geçiriyor

Amazon moda perakendesinde yatırım yaparak, şuana kadar hiçbir fiziksel mağaza kullanılmamış teknolojiler ile ilk fiziki moda mağazasını açıyor. Bu mağazanın içerisinde, kendi tanımları ile ‘sihirli bir dolap bulunuyor’.

Çevrimiçi perakendeci, moda işini büyütmek için bir adım daha atıyor ve bugün şaşırtan bir açıklama ile, bu yıl ilk giyim mağazasını teknolojik bir dokunuşla açacağını duyurdu. Yönetici direktör Simoina Vasen, “Müşteri deneyimini önemli ölçüde iyileştirebileceğimizi düşünmeseydik, fiziksel perakendede hiçbir şey yapmazdık” dedi.

2,787 metrekare alanda, Los Angeles yakınlarındaki planlanan “Amazon Tarzı” mağazada, model ürünler raflarda bulunuyor ve müşteriler istedikleri rengi ve boyutu seçmek için Amazon’un mobil uygulamasını kullanarak öncelikle bir kod tarıyor. Alışveriş yapanlar, depoda bulunan kıyafetleri denemek için, hazır olduklarında akıllı telefonlarıyla açtıkları soyunma odası için sanal bir kuyruğa giriyor.

Amazon moda perakendesinde devrim yaratacak mağazasının görsellerini aşağıdan inceleyebilirsiniz

  • amazon2
  • amazon3
  • amazon4
  • amazon5
  • amazon1

Vasen, soyunma odası “hiç ayrılmak zorunda kalmadan alışverişe devam edebileceğiniz kişisel bir alan” olarak tanımlıyor. Her bir soyunma odası, müşterilerin “birkaç dakika içinde”  daha fazla ürün talep etmesine izin veren bir dokunmatik ekrana sahip olarak tanımlanıyor. Yani sonsuz bir seçime sahip olabileceğiniz sihirli bir dolap!

Dokunmatik ekranlar, alışveriş yapanlara da bazı öğeler önerir. Amazon algoritmaları giyim önerilerini kişiselleştirmesi için müşterinin taradığı her ürünün kaydını tutar. Alışveriş yapanlar isterlerse bir stil anketi de doldurabilirler. Soyunma odasına vardıklarında, çalışanlar müşterilerin talep ettiği ürünleri ve Amazon’un seçtiği diğer ürünleri denemeye hazırlamış olurlar.

Vasen, örnek vermekten kaçınarak, şirketin yeni mağazasının yüzlerce markayla geniş bir müşteri kitlesini çekmeyi hedeflediğini söyledi.

Vasen, diğer bazı Amazon mağazaları gibi bu mağazada kasiyersiz ödeme yapılamadığını söyledi. Yine de, Amazon One olarak bilinen biyometrik sistemi kullanan müşteriler, avuçlarını okutarak kolayca ödeme yapabilecekler.

Ikea’nın Yeni Aşı Politikası Dünyada Tartışma Konusu Oldu

Ev eşyası sektörünün devi olan Ikea, aşı olmamış ve covid testinin pozitif olması halinde karantinaya girecek çalışanlarından hastalık maaşını kestiğini duyurdu. Firma bu durumun ‘duygusal bir konu’ olduğunu kabul etti ancak hastalığın gün gün değişen seyrine göre hareket edilmesi gerektiğini söyledi. 

Son zamanlarda insanları ayrıştırdığımız en temel konu aşı olup olmadıklarıdır. Bu durum spor ve eğlence sektörlerinde uzun zamandır dikkate alınıyor. Özellikle futbol, basketbol, tenis gibi dalların sporcularının maçlara çıkmadan önce aşı olmuş olmaları ya da test yaptırmış olmaları gerekiyor. Artık bu durum mağaza sektörüne de kaymış durumda.

ikea 
aşı
ikea'nın yeni aşı politikası dünyada tartışma konusu oldu 16

Yeni kararlara göre pozitif biriyle temas etmiş ve kendini karantinaya alan aşılanmamış Birleşik Krallık çalışanlarına haftalık yalnızca 96.35 Euro ödenecek. Bunun yanında aşılanmış veya hamilelik, hastalık gibi durumlar sebebiyle aşı olamamış çalışanlara pozitif olmaları halinde tam ödeme yapılacak. Ikea bu duruşunda yalnız değil. Marrisons, Potts, Virgin Atlantic gibi İngiliz markalar da aşı olmamış kişilerin hastalık maaşını kesti.

Ikea’ya Sosyal Medya Tepkisi!

Bu durum bazı insanlar tarafında mantıklı bulunsa da, bazı sosyal medya kullanıcıları tarafından adaletsiz ve etik dışı bulundu. Konuyla alakalı tweetler atıp markayı boykot etmek isteyenler #boycottIkea etiketiyle küçük düşürücü tweetler paylaştı.

Bunun üzerine bazı tweetler mağazayı boykot etmenin ‘aşı karşıtlığı’ olduğunu savunurken bazıları bu kararın çalışanlar için haksızlık olduğunu söyledi.

”Bu bir şaka… #boycottikea Birleşik Krallık’ta izolasyon artık önlenebilirken ve meslektaşları tekrarlanan devamsızlıklarını telafi etmek için daha çok çalışırken, virüsle her yakın temasa girdiklerinde daha yüksek ücret istiyorlar mı? Aşırı sağcı mızmız topluluklar çok gülünç!”
”İşte aşı karşıtı kişiler #boycottIkea’yı planlıyor, bizde böylece Ikea’nın gitmek için güvenli bir yer olduğunu biliyoruz.”

‘Aşısızları Cezalandırmak’ Aşıya Teşvik Eder Mi?

Maddi açıdan zor geçen bu günlerde bir de aşı olmadığı için eksik maaş alan çalışanların bunun üzerine sıcak bakmaya başlayabileceğini savunan kişiler var. Bunun yanında kişilerin covid olduklarını belgelememek için test yaptırma ihtimallerini düşüreceğini ve karantinaya girmekten cayacaklarını düşünenler de var.

Bazı hukukçulara göre de bu durum hem müşteri ve çalışanların markaya yabancılaşmasına sebep olabilir hem de diğer perakende firmalarını da etkileyerek adli sorunlara yol açabilir.

2022’de Asya Perakendesini Şekillendirecek 3 Temel Trend

Pandeminin zirvesinde uzmanlar, Covid-19’un dijital teknolojilerin benimsenmesini yedi yıl hızlandırdığını öne sürmüştü. Asya perakendesinde bu yıl, e-ticaret hızlanmaya devam etti ve fiziksel mağazalar, tüm gücüyle benzersiz perakende deneyimleri sundu.

Daha önce konusunu açtığımız canlı yayın ticaretinin, QR kodlarının ve ödemesiz mağazaların hayatımıza fazlasıyla girişini geride bırakarak, bu yıl metaverse, sanal para ve dark stores tarafından şekillendirilen üç ana trend göreceğiz.

*Karanlık mağaza, karanlık süpermarket veya dark store terimi, yalnızca çevrimiçi alışveriş için hizmet veren bir perakende satış noktası veya dağıtım merkezi anlamına gelir.

Trend 1: Metaverse’de Alışveriş

asya perakendesi metaverse
metaverse kavramı hayatımıza adım adım giriyor

Asya Pasifik bölgesinde 2025 yılına kadar öngörülen bir milyar oyuncudan 41 milyar dolar gelir elde etmesi beklenen bir RPG oyunu, şimdiden dünyanın en büyük eğlence ortamına dönüşmüştü. Tam olarak yeni bir kavram veya yenilik olmasa da, çevrimiçi RPG (rol yapma oyunu) ortamından farklı olarak metaverse’nin sınırları, kuralları veya hedefleri yok.

Şu sıralar en sevilen ve en çok aranan sözcük olan metaverse; ticaret, eğitim, eğlence, topluluk, sağlık ve tek bir alanda çalışmayı kapsayan sanal bir alan. Fiziksel ve dijital dünyaların birlikteliği, sosyalleşmek, ilişkiler geliştirmek ve yeni topluluklar yaratmak için merkezi olmayan bir işbirliği alanına dönüşüyor.

Tüketicilerin aktif olarak çevrimiçi ortamda ve markalarla kişisel olarak iletişim kurmaya ilgilerinin artmasıyla birlikte metaverse’e girme fırsatı; şirketlere, marka katılımı ve ürün keşfi için ek bir kanal sunacak. Sadece tüketilen internet içeriğinin aksine, metaverse, kullanıcıları sanal ortamda etkileşim kurmaya, topluluklar oluşturmaya ve bu topluluklara katılmaya yönlendirecek. Markalar, sanal varlıklar aracılığıyla yeni trendlere ve tüketici taleplerine daha hızlı tepki verebilecek.

Bu alemde ticaret sadece bir başlangıç, ancak metaverse yakında sanal evler ve dijital arazilerden daha fazlasına yayıldığını görecek.

Dijital gayrimenkulün güzelliği, mevduat ve birikimler için büyük finansal taahhütlerle veya kiralamalar için pazarlık yapmanıza gerek olmamasıdır. Bir değişiklik istersiniz, dijital dünyayı bir gecede yeniden inşa edebilirsiniz. Hatta bu konuda becerilere sahipseniz mimarlar, müteahhitler ve tasarımcılar olmadan değişimi kendiniz yapabilirsiniz.

Yabancı markaların Asya -ve diğer ülkelerin- pazarlarına girerken zorluklarla karşılaştığı yerlerde, metaverse sınırsız erişim ve sınırsız yaratıcılık için büyük bir fırsat sunuyor.

Trend 2: Sanal Para Toplulukları

asya perakendesi bitcoin
sanal para büyümeye ve gelişmeye devam ediyor

Yeni bir internet çağına girerken, önceki nesil sosyal bağlantı ve paylaşımlar, halk tarafından merkezi olmayan sanal ağlara dönüşüyor. Bu, merkezi olmayan kuruluşlar –örneğin bitcoin merkezi olmayan kuruluşlara örnek verilebilir– olarak da bilinen markaları ve toplulukları tokenleştirme hareketini teşvik ediyor. Üyelik grupları, akıllı sözleşmeler üzerine demokratik kurallar altında birlikte oluşturuldu ve faaliyetler sosyal tokenlar (bir tür markalı kripto para birimi) ile paraya çevrildi.

Bir yaratıcı ve hayran kitlesi ile kurulan bu dijital topluluklar, ortak bir amaç için birlikte çalışan bir grup bireyi barındırır. Üye olmak, demokratikleştirilmiş ayrıcalıklar ve ürün geliştirme, yönetişim sorunları ve benzeri konularda oy kullanma hakları verir.

Merkezi olmayan kuruluşlar, markaların en sadık hayran kitleleriyle çalışması için iki yönlü bir ekosistem oluşturur. Yaratıcıların, katkıda bulunanların ve topluluk üyelerinin topluluğun başarısına yatırım yaptığı ve profesyonel becerilere ve uzmanlığa sahip yüksek profilli bireyler de dahil olmak üzere tüm geçmişlere sahip üyelerden ekosistemi büyütmeye katıldığı sanal alana birlikte sahip olmalarını sağlar.

Moda markaları için popüler bir meta veri alanı olan Decentraland, 90.601 parsel araziden oluşan merkezi olmayan bir 3D sanal gerçeklik platformudur ve sanal arazi mülkiyetinden sorumlu merkezi olmayan bir yönetim organına (şehir planlama komitesine benzer) sahip. Bu yönetim, diğer gayrimenkul geliştirmelerinin yanı sıra sanal alışveriş merkezi geliştiricilerine araziler vermeyi toplu olarak belirler. Kasım ayında, alan içinde bir moda merkezi inşa etmek için kripto para biriminde 2.43 milyon dolar değerinde sanal bir arsa satıldı.

Şehirler başlangıçta bir hak talebinde bulunmak için çeşitli metaverse ortamlarında varlık oluşturmuşlardı, ancak daha sonra NFT’ler gibi hem sanal hem de dijital ürünleri satacak ve normal e-ticaret işlemlerini entegre edecekler.

Trend 3: Karanlık Mağazalar

dark stores
çevrimiçi satışlara harcanan her 1 milyar dolar için 85.000 metrekarelik depo alanı gerekiyor

Tedarik zinciri aksamaları halen görünen bir sorun olmaya devam edecek, ancak önemli olan perakendecilerin krize karşı nasıl hareket edecekleri.

Colliers International’a göre, çevrimiçi satışlara harcanan her 1 milyar dolar için 85.000 metrekarelik depo alanı gerekiyor. Bu, tipik olarak daha küçük kentsel alanlarda, şehir içi alanlarda ve hatta mevcut fiziksel mağazalarda bulunan mikro-yerine getirme merkezlerinin devreye girdiği yerdir. Bu eğilim, mağazaların bir dağıtım yeri olarak iki katına çıkacağını, aynı zamanda yalnızca yerine getirme ve envanteri bir depodan daha hızlı hareket ettirme amacıyla karanlık mağazalar olarak inşa edilen yeni şubeleri de görecektir.

Bu konsept, özellikle Batı’daki pazaryerleri tarafından zaten popüler hale getirildi. Singapur’daki Watsons ve Kore’deki Olive Young gibi tüketici ürünleri zincirleri de mağaza ağlarından gönderilen aynı gün teslimatlarını saatler içinde gerçekleştirebildi.

Büyük perakende şirketleri robotik depolar için altyapıya ve teknolojiye sahip olduğundan, karanlık mağazalar küçük oyuncuların büyük markaları çevik, isteğe bağlı bir teslimat yöntemiyle yenemeseler bile benzer ölçek ve verimlilik elde etmelerini sağlar.

Birçok tüketicinin WhatsApp gibi mesajlaşma ve sohbet tabanlı uygulamalar aracılığıyla yerel işletmelere sipariş verdiği biliniyor. Tüketicilerin artan sabırsızlığı ve acil teslimatlar konusundaki yüksek beklentileri, markaların tüketicinin talepleriyle başa çıkmak için tedarik zincirlerini tamamen optimize etmelerini ve otomatikleştirmelerini gerektirecek.

Asya Perakendesi ve Dünya

Asya perakendesinde hızla yükselen bu trendlerin dünyayı etkileyeceğini görmek gerekir. WhatsApp aracılığıyla kurulan işletme hesaplarının sayısı takip edildiğinde, karanlık mağaza trendinin ne kadar yükseldiğini göreceğiz.

Aynı zamanda son zamanlarda yayılan bir haber ülkemizin metaverse içinde en çok arsa satın alan ülke olduğunu doğruladı. Metaverse kavramı ve bize sunmak istedikleri hızla gelişirken Seul ve İstanbul gibi büyük şehirlerin bu sanal dünyaya girmek istemesi onun popüleritesini arttırdı.

Dünyada her geçen gün yeni bir sanal para birimi ortaya çıkmaya başladı. Şirketler ve kar amacı gütmeyen kuruluşlar kendi coinlerini yaratırken, tüketiciler onlara destek olmak için bu paraları satın alıyor.

Benzer Haberler

Samsung’un Metaverse Mağazası Görücüye Çıktı

Moda ve Metaverse: Markalar Neden Size Dijital Giysiler Satmak İsteyecek?

Dünyanın İlk Sanal Alışveriş Merkezi ile Tanışın: Central Retail

Nestle Bitki Bazlı Ton Balığı Alternatifini Piyasaya Sürüyor

Nestle bu hafta markanın ilk alternatif deniz ürünü olan Vuna adlı bitki bazlı ton balığını piyasaya sürüleceğini duyurdu. Vuna ilk olarak İsviçre’de satışa sunulacak.

Nestlé’nin balık içermeyen ton balığı, temel bileşeni bezelye proteini olmak üzere altı bitki bazlı bileşen içerir. Nestlé, bileşenlerin geri kalanını açıklamamasına rağmen, ton balığı ürününün protein açısından yüksek olduğunu ve esansiyel amino asitler içerdiğini söyledi.

İsviçre’deki Nestlé Araştırma Merkezi, İsviçre markası Garden Gourmet altında piyasaya sürülecek olan ürünü geliştirmek için son dokuz ay boyunca çalıştıklarını belirtti.

Nestlé, dünyanın en büyük gıda üreticileri arasındadır ve bitki bazlı portföyünü gün geçtikçe büyütüyor. Daha önce duyurulan iki markası Garden Gourment ve Sweet Earth, tavuk kanadı, sosis ve burger köftesi gibi bitki bazlı et alternatifleri sunuyor.

Artan deniz ürünleri talebiyle bağlantılı olarak artan nüfusla birlikte , bitki bazlı alternatif arayışına giren şirket Vuna ürününü piyasaya sürüyor. Deniz ürünleri endüstrisi şu anda 15 milyar dolar değerinde ve bu çok büyük bir pazar.

Bitki bazlı ton balığı alternatifine güveniyor

Bitki bazlı deniz ürünleri şu anda toplam bitki bazlı et satışlarının yalnızca yüzde 1’ini oluşturuyor ve bitki bazlı gıdaların satışı he geçen gün markalar tarafından artırılıyor.

Nestlé’nin alternatif ürünü şu anda yalnızca İsviçre’de mevcut, ancak şirketin gelecekte başka pazarlara da açılma planları var. Ton balığı bir cam kavanozda soğutulmuş olarak gelecek ve belirli perakende satış noktalarında satışa sunulacak.

Silk&Cashmere CEO’su Ferhat Zamanpur: “Fast-Fashion Markalar için Ciddi Bir Dönüm Noktası Olduğunu Gözlemliyorum”

Öncelikle Ferhat Zamanpur kimdir, bize kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz?

İşletme ve pazarlama dallarında üniversite eğitimi aldığım University of Southern California’dan 2008’de mezun olup, Los Angeles’ta bir tıp grubunun pazarlama bölümünde çalıştım. 2010’da ülkemize döndüm ve aile şirketimiz olan Silk and Cashmere’in grafik bölümünde işe başladım. Bir süre sonra kurumsal pazarlama, sonrasında da e-ticaret departmanına yükseldim. Bölümü baştan yapılandırıp markamızın online alanda ciddi bir altyapı kurup erkenden atağa kalkmasını sağlayan adımları attıktan sonra 2015 yılında CMO pozisyonuna terfi oldum. Burada 500 gün süren, Silk and Cashmere’in “Rönesansı” olarak adlandırdığımız marka yenileme projesini yönettim ama markamıza ve sektörümüze en önemli katkılarımdan biri 2012 yılında (şu an Türkiye perakendesinin en büyük kampanyası haline gelen) Black Friday’i Türkiye’ye getirmem oldu. Şirkette onuncu yılımı doldurduktan sonra 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren CEO görevini devir aldım ve daha 100 gün geçmeden dünya perakende sektörünü asrın en büyük krizlerinden birine denk geldim. Bu ay itibariyle de radikal kararlar ve ekibimle beraber çok yoğun emek dolu ikinci yılımı tamamlamış oldum bu görevde.

2021 yılı perakende sektörü ve şirketiniz açısından nasıl geçti, 2022 yılından beklentileriniz nelerdir?

2021 yılı Silk and Cashmere için her yıl olduğu gibi yeniliklerle dolu bir yıl oldu: yeni müşteriler, yeni pazarlar, yeni bir dijital yurtdışı açılımı, yeni sürdürülebilir dokular, yeni ödüllendirme sistemleri, yeni bayilerle eski İstanbul’da otantik ruhlu mağazalar, gittikçe gelişen bir koleksiyon, inovasyonlar, optimizasyonlar ve daha çok fazlası. Tabi bu olumlu gelişmeler dışında önceki yıldan devem eden yoğun bir mücadele de eksik değildi. Zira 2020 gibi tam kapamalar olmasa da kısıtlamalarla başlayan 2021 zamanla biraz esnedi, perakende sektörüne özlediğimiz nefesi aldırdı. Hatta yaz döneminin başlamasıyla işler (sonunda) iyileşmeye başladı ve pek çok marka az da olsa pandemiden kaynaklanan kayıplarını telafi edebildi.

Tam bu olumlu dalga sayesinde yüzler uzun bir aradan sonra gülerken kış aylarının tekrar başlamasıyla varyant haberleri, tedirginlikler ve yeniden kısıtlama ihtimalleri ile sorunları bir kez daha kapımızda bulduk! Ülkemizde özellikle son on yılda kendi işimizden çok büyük engellerle boğuşmak zorunda kaldığımızdan (terör, döviz, yüksek enflasyon, politik durumlar vs,) her zamanki gibi, bir yandan kendimizi korurken, bir yandan da işimizi büyütmeye çalıştık. Şahsen 2022 yılından en büyük beklentim ve hedefim Silk and Cashmere’in 30. yılını kutlarken marka tarihimizin en sevilen, sağlıklı ve sürdürülebilir haline ulaşmak. Özellikle ulaşılabilir lüks pazarının geleceği için bu “3 S”in büyük önem taşıdığını düşünüyorum ve tutkulu ekibim sayesinde bu beklentimizi gerçekleştireceğimizden şüphem yok. Sadece Silk and Cashmere değil, tüm sektör ve ülkemiz için hedeflerimize ulaştığımız, kendimizi daha da geliştirdiğimiz, koşulların kolaylaştığı, yaratıcı çözümlerin arttığı, kısa vade kadar uzun vade düşündüğümüz ve belki de en önemlisi, dijital dünyadaki devrime ayak uydurmak için sağlam adımlar attığımız bir 2022 olmasını diliyorum.

Moda perakendesinin geleceği hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Biraz önce bahsettiğim sürdürülebilirlik konusunun moda perakendesinin geleceğinde şimdikinden daha da büyük bir rol oynayacağı ortada. Bu konuya özen göstermeyen markalar müşteri tercihlerinden hızlıca eriyeceğinden, kalanların gittikçe daha somut ve etkili adımlar atması gerekecektir. Özellikle “fast-fashion” markalar için ciddi bir dönüm noktası olduğunu gözlemliyorum ve bu noktada Silk and Cashmere’in çok şanslı bir konumda olduğunu düşünüyorum. Kurulduğumuz ilk günden beri uzun yıllar boyunca keyifle giyilen ürünler üreten bir marka olarak “slow fashion” akımının örnek bir üyesiyiz. Sadece üretim alanında değil, Temmuz 2022’de Türkiye’nin temelli uzaktan çalışmaya geçen ilk markası olarak araç, elektrik, yemek/içecek paket, enerji, aydınlatma, kağıt ve ofis metrekare kullanımımızı ciddi anlamda azalttık. Ayrıca ambalajlarımızdan lojistik rutlarımıza, çözüm ortaklarımızdan vitrinlerimize, dijitalleşen süreçlerimizden kullanılan boyaya kadar tüm noktalarımızın çevre, sağlık ve sürdürülebilirlik ölçümleri konusunda düzenli iyileştirmeye (ve mümkün olduğunda dijitalleştirmeye) özen göstermekteyiz. Bu farkındalık ve aksiyonun sadece moda değil, tüm sektörümüzün geleceği için kilit bir rol oynayacağı kesin.

Global perakende ile karşılaştırıldığında, Türk perakendesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk perakendesinin ne yazık ki birçok konuda olduğu gibi Batı’nın 5-10 yıl gerisinde olduğunu düşünüyorum. Özellikle ölçüm, dijitalizasyon, merkez ofis düzeni, e-ticaret ve (önceki soruda bahsettiğim) sürdürülebilirlik farkındalığı en göze çarpan noktalar. Amerika ve Avrupa’da “best practice”ları çok yakından ve düzenli takip eden biri olarak Silk and Cashmere’de bu 5 kritere odaklanmaya özen gösterdim. Perakende bir bilim olduğundan ve yeniden keşfetmeye gerek olmadığından Batıyı referans alarak, ölçümlenebilir hedefler koyarak ve bunları düzenli olarak takip ederek büyük gelişme kaydedebileceğimizi bizzat gördük. Bunu yapmak için de (ne kadar zor olursa olsun) günlük yangınları söndürmek dışında haftalık vaktimizin belirli bir kısmını bu uzun vade hedeflere kanalize ediyoruz. Benzer yaklaşımlarla sektörümüzün global perakende ile olan bu farkı kapatma fırsatı olduğuna inanıyorum.

Türk markalarının yurt dışı yatırımları hakkında ne düşünüyorsunuz, markanızın yurt dışı yatırımlarından bahsedebilir misiniz?

Geçtiğimiz 20 yıl içinde Türk markaları yurt dışına ciddi yatırımlar yaptığı ortada, bunların arasında çok kapsamlı ve karlı olanlar da var, ki bunların ülkemiz için büyük bir gurur olduğunu düşünüyorum. Biz de ilk mağazasını 1992’de Zürih’te açan bir marka olarak yurt dışı yatırımlarımıza çok erken başlamıştık; sonrasında Londra, Paris , Cenevre, Berlin, Moskova ve Saraybosna’da mağazalar açtık ve uzun yıllar boyunca işlettik. Pandeminin getirdiği belirsizlik ve büyük değişim ile beraber stratejik bir karala mağaza sayımızı revize ederek, yurt dışı açılımımızı online ve bayii ağına kaydırma kararı aldık. Bu yeni sayfanın ilk adımlarını da silkandcashmere.co.uk ve turistik noktalarda bayilerimizle atmış olduk. Beklentimizin üstünde performans sergileyen bu atılımımızı gün geçtikçe büyütmek için sağlam bir ekip ve memnun edici şartlar oluşturduk, bunun sayesinde aynı hızla gelişmeye devam ediyoruz.

Domino’s 2022 Gıda Maliyetlerinde Ciddi Bir Artış Öngörerek Promosyonlarını Yeniliyor

  • Domino’s Pizza, 2022′de gıda maliyetlerinde “benzeri görülmemiş” artışlar bekliyor.
  • CEO Ritch Allison, şirketin gıda sepeti maliyetlerinde %8 ile %10′luk bir artış tahmin ettiğini söyledi.
  • Şirket bu artan maliyetleri ele almak için ulusal promosyonlarından bazılarını değiştirmeyi planlıyor.

Domino’s Pizza, bu yıl daha yüksek gıda fiyatlarının devam etmesini beklediğini ve tüketicileri yabancılaştırmadan artan maliyetlerle başa çıkma yolları aradıklarını belirtti.

CEO Ritch Allison Salı günü sanal ICR Konferansı katılımcılarına verdiği demeçte, “Sepet maliyetlerimizde 2021′e kıyasla benzeri görülmemiş artışlar bekliyoruz” dedi.

Pizza zinciri, 2022 için gıda sepeti maliyetlerinde %8 ile %10′luk bir artış öngörüyor. Et, peynir ve bazı tahılların fiyatları artıyor, bu da pizzaları daha pahalı hale getirecek.

Pizza zinciri, maliyetleri düşürmeye çalışırken kar marjlarını korumak amacıyla ulusal promosyonlarını da uyarlayacak.

Pizza zinciri ayrıca küreselde, net birim büyümede %6 ile %8 ve perakende satışlarda %8 ile %10 arası büyüme beklediğini söyleyerek iki ila üç yıllık görünümünü yineledi.