Ana Sayfa Blog Sayfa 335

Perakende Sektöründe Çin Devrimi! Dünyayı Nasıl Değiştiriyorlar?

Çin’in imalattaki hakimiyeti onu dünyanın fabrikası haline getirdi. Buna müteakip ekonomik büyüme, sürekli genişleyen bir orta sınıfı zenginleştirdi ve ülkenin perakende sektörü, artan bir tüketim iştahı sağlamak için dönüşüme hızla adapte oldu.

İnsanların paralarını harcama biçimlerinde en son teknolojiyle desteklenen bu gelişmelerden bazıları gelecekte size yakın bir perspektifte görünecek. Aslında bu yılın başında The Economist, tüm perakendecilerin Çin’e bakması gerektiğini önerdi ve perakendecilerin bazıları zaten bunu yapıyor.

Peki Çin’in “perakende devrimi” dünyanın geri kalanına ne getirecek? İşte küresel tüketicilerin dikkat etmesi gereken beş kavram.

1-Yaşam Tarzı Ticareti

Harcanabilir gelirlerdeki artışlar; dışarıda yemek yiyen, eğlence arayan ve seyahat eden Çinlilerin sayısında hızlı bir artışa yol açtı. Geleneksel e-ticaret işletmeleri genel malları sattı ancak yeni bir yaşam tarzı sunmadı.

İşte burada dijital ‘süper platformlar’ devreye girdi. Örneğin, 600 milyondan fazla kullanıcısı olan ve 100 milyar ABD Doları değerindeki Meituan, neredeyse her tür yaşam tarzı hizmeti ve eğlencesini sağlıyor. Restoran incelemeleri, paket servis teslimatları, seyahat rezervasyonları, sinema biletleri, bisiklet kiralama ve daha fazlası şirketin hizmetleri arasında yer alıyor.

çin 2
meituan

Başka yerlerdeki tüketiciler, Grab’ın (Singapur merkezli bir teslimat-teknoloji şirketi) Güneydoğu Asya’da finansal hizmetlere geçerek yaptığı teslimat ve araç çağırma hizmeti gibi, her yerde hazır bulunan ‘süper uygulamaların’ yaşamın her alanına nüfuz etmesini beklemeye hazır olmalı.

2-Çevrimiçi ve Çevrimdışı Birleştirme

Çevrimiçi ve çevrimdışı tüketimin entegrasyonu, alışveriş yapanların çoğunun zaten aşina olduğu bir olgu. Bu olguyu dünya genellikle Amazon sayesinde tanıdı ancak Çin’de Taobao, JD ve Meituan gibi dijital platformlar Amazon’dan çok daha fazlasını sunuyor. Çinli dev şirketler, pirinçten telefonlara, telefonlardan villalara hatta uzay yolculuğuna kadar her şeyi satıyorlar.

çin 3
satın alma i̇şlemleri çeşitleniyor

Yüksek lojistik maliyetleri, düşük fiyat noktaları ve kolay bozulan ürünler nedeniyle bu firmaların internet üzerinden hızlı bir şekilde satması en zor olan ürünler, deniz ürünleri ve taze ürünler olmuştur. Bu sebeple bazı firmalar, taze yiyecekleri bir saatten daha kısa sürede teslim etmek için kendi depolarını kullanıyor (bu fikir başka yerlerde çoktan popüler hale geldi). Online market alışverişi birçok ülkede rutin hale geldi ancak gelecekte her türlü satın alma işleminin daha hızlı ve daha uygun hale gelmesini bekleyebilirsiniz.

3-Sosyal Ticaret

Çin’in en büyük şehirlerindeki orta sınıflar Meituan ve diğerlerinin rahatlığını yaşıyor olabilir ancak hala küçük kasabalarda ve kırsal alanlarda yaşayan daha yoksul ve fiyata daha duyarlı olan bir milyar Çinli insan var. PinDuoDuo adlı bir sosyal medya platformu şimdi bu popülasyonu hedef alarak sosyal ağ WeChat’in popülaritesinden yararlandı. WhatsApp, Instagram, Facebook ve Amazon’un bir arada toplandığını düşünün.

çin 4
sosyal ticaret

Buradaki fikir, çevrimiçi alışverişi daha sosyal ve etkileşimli bir deneyim haline getirmekti. Eğlence kaynağı olduğu için çok popüler oldu ve o zamandan beri daha zengin müşterileri de yakaladı. Çin dışındaki tüketiciler; dijital yollarla alışverişin daha eğlenceli, sosyal ve erişilebilir olmasını bekleyebilir.

4-Ünlü canlı yayın satışı

Ünlülerin reklam ürünleri, büyük markalar tarafından denenmiş ve test edilmiş bir pazarlama aracıdır. Çin’de konsept, mallarını satmak için canlı yayına katılan şirket yöneticilerini ve hükümet yetkililerini içerecek şekilde ilerledi. Örneğin, Gree Electric‘in (dünyanın en büyük konut klima üreticisi) patronu Dong Mingzhu, 2020’de 13 canlı yayın aracılığıyla 9,3 milyar ABD doları değerinde ürün sattı. Müşterilerin özdeşleştiği ve güvendiği sosyal medya etkileyicileri, muhtemelen tüketicilerin paralarını harcama biçiminde her zamankinden daha büyük bir rol oynayacak.

5-‘Görünmez’ Satış

Burası, sıradan bir kişinin sıradan günlük işleri yapan bir videoda gösterildiği, ancak ürün satın alma konusunda herhangi bir tavsiyede bulunmadığı yerdir. Örneğin, “karantina kraliçesi” olarak da bilinen Li Ziqi, yemek ve el işi yapma becerilerini sergilediği YouTube kanalının 2,4 milyar görüntülenmesiyle Çin’de bir internet fenomeni haline geldi.

çin 5
çinli fenomen li ziqi

Fenomen kadının markalarla bağlantısı veya ürünler için doğrudan tavsiyesi olmamasına rağmen bu videoları izleyen ve onun yaşam tarzına hayran olan tüketiciler ilgili ürünleri satın almak istediler. Bu durum, yaşam tarzı ve tüketim arasında hassas bir denge gerektiriyor. Ev eşyaları, moda ve yiyecek dahil olmak üzere genel çerçevede reklam ve satış yoluyla para kazanan Ziqi, yükselen tüketici trendinde öne çıkan birçok isimden sadece birisi.

Çin’in Başarısında 3 Nokta

Bütün bu fikirlerin üç ortak noktası var. 

  • Birincisi: e-ticaret platformlarını, üçüncü taraf ödemelerini, ekspres teslimatı ve sosyal medyayı içerir. İngiltere ve ABD gibi benzer alışveriş alışkanlıklarına sahip ülkeler, bu yeni perakende konseptlerinin diğerlerinden daha erken geliştiğini görecekler.
  • İkincisi: tüm bu perakende konseptleri, dijital teknolojiyle daha iyi karşılanabilmeli ve böylece ortaya çıkan tüketici ihtiyaçlarına cevap vermelidir. Bunun Birleşik Krallık ve Avrupa gibi pazarları etkilemesinin bir yolu, ebeveynlerinden çok farklı ihtiyaç ve arzularla büyüyen, dijital düşünen genç nesilden geçiyor.
  • Üçüncüsü: tüm bu gelişmeler büyük ölçüde karmaşık algoritmalara ve veri analizine dayanmaktadır. Tüketiciler daha kişiselleştirilmiş deneyimler almayı bekleyebilirler – ancak bu, veri gizliliği söz konusu olduğunda potansiyel olarak ağır bir bedelle mümkün olur.

IKEA, Sektörü Nasıl Bu Denli Değiştirebiliyor? Perakende Operasyonları Müdürü Tolga Öncü Anlatıyor

IKEA, başlangıcından bu yana perakende sektöründe hiç şüphesiz büyük yollar kat etti. Geçtiğimiz hafta düzenlenen ‘Dünya Perakende Kongresi’nde IKEA’nın Perakende Operasyonları Müdürü Tolga Öncü, 80 yaşındaki mobilya devinin kendini geliştirdiği yönleri ve içinde bulunduğu durumu açıkladı.

Geçen yıl IKEA, küreselde 660 milyon fiziki mağaza ziyaretçisi, çevrimiçi kanalda ise 4,6 milyar ziyaretçiye erişti. Markanın bu denli büyümesini: “Bütün sır, zorluklarımızı en büyük fırsatlarımıza dönüştürmekte yatıyor. En başından beri, her zaman çok meraklı ve değişime açık olduk. Bu, Ikea’nın DNA’sının bir parçası” şeklinde açıklıyor Tolga Öncü.

Büyük mavi kutuyu yeniden hayal etmek

Covid’den bu yana birçok perakendeci gibi, Ikea da son birkaç yılda çevrimiçi yeteneklerine odaklanarak uygulama ve web sitesi kanallarını yükseltti. Ancak aynı zamanda işletme, değişen müşteri ihtiyaçlarını karşılamak için mevcut fiziksel mağazalarını yaratıcı yeni formatlarla nasıl tamamlayacağını da düşünmeye başladı. 

ikea planlama studyosu

“Yaklaşık 40 metrekarelik yeni formatlar geliştirmeye başladık. Geleneksel bir Ikea mağazası yaklaşık 30.000 metrekaredir. Müşterilerin evlerinde daha iyi bir günlük yaşam yaratma yolculuklarında onlara destek olmak ve yardımcı olmak için buna küçük bir Planlama Stüdyosu diyoruz.

Dünyanın dört bir yanındaki Ikea’nın Planlama Stüdyolarında müşteriler, evlerini ve mutfaklarını tasarlamalarına yardımcı olmak için uzmanlarından bire bir tavsiye alabilirler. Stüdyolar ayrıca toplu taşıma araçlarının yakınında elverişli bir konuma sahiptir ve bu da müşterilerin alanlara erişmesini kolaylaştırır. IKEA’nın bu yöndeki ilk mağazası geçen yıl Singapur’da açıldı ve o zamandan beri ABD, Kanada, Kore ve Tayland’da genişledi.

ikea viyana

Ikea, geçen yıl, ilki Ağustos ayında Viyana’da açılan, yedi katlı, elektrikli kamyonlarla aynı gün teslimat, güneş panelleri ve 160 ağaç içeren şehir lokasyon mağazalarını da başlattı. Bu mağazanın en üst katında bir çatı terası ve pansiyon da yer almaktadır.”

İlk otomatik depo açıldı

Pandemi öncesinde, Ikea’nın işinin yalnızca yüzde 4’ü çevrimiçiydi. Şimdi bu oran yüzde 30 oldu.

Tabii ki bu sistem üzerinde muazzam bir baskı oluşturuyor. Birçok insanın yaşadığı, sosyalleştiği ve çalıştığı yerlere [mağazalarımız] ne kadar yakın olursa, ürünlerimizi insanların evlerine nasıl getirdiğimize dair talepler de o kadar büyük oluyor” diyor Öncü.

ikea depo
ikea, sektörü nasıl bu denli değiştirebiliyor? perakende operasyonları müdürü tolga öncü anlatıyor 9

Geçen yıl Ikea, ilk otomatik deposunu Zagreb’deki mağazasında açtı; burada binlerce Ikea ürünü, bir Ikea çalışanına sadece 15 saniyede getirilebilecek kutularda stoklandı. Kutular, normal Ikea depo raflarına kıyasla dört kata kadar daha fazla ürün depolayabilir ve yüzde 60’a kadar daha fazla toplam hacim sağlar. Ikea‘ya göre, 10 robot elektrikli süpürgeyle aynı miktarda enerji kullandığından, aynı zamanda enerji tasarrufunu da maksimize etmiş oluyorlar.

Elektrikli dağıtım araçları uygulamaya konuluyor

“Bir değişiklik yapmak istiyorsak, sorumluluk almalıyız. İnsanoğlunun en önemli on yılına girerken bu nedenle eyleme geçme kararı aldık” diyor Tolga Öncü. “Ingka Group, 2025 yılına kadar eve teslimatlar için yüzde 100 sıfır emisyona doğru harekete öncülük etmeye kararlı. Grup olarak, 2030 yılına kadar iklim açısından olumlu bir işletme olma hedefine de bağlıyız ve aynı zamanda büyümeye devam ediyoruz.”

ikea arac

Ikea’nın bu hedeflere ulaşmak için son zamanlarda yaptığı değişikliklerden biri, elektrikli dağıtım araçlarının uygulanmasıyla olmuştur.”

Geçen yıl şirket bu araçlarla 70 milyon eve teslimat yapmış, ancak Öncü, “bunların sadece yüzde 11’i sıfır emisyonlu araçlarla yapıldı. Bu sayının çok daha yüksek olmasını istiyorum” diyor. Şu anda Ikea’nın 25 ülkede faaliyet gösteren 500 sıfır emisyonlu aracı var.

Üstelik marka çalışmalarında bununla da kalmıyor: “Bunu tek başımıza yapamayız, bu nedenle araçları ev mobilyası, eksiksiz mutfaklar, oturma odaları vb. gibi büyük siparişlerin amacına uyacak şekilde yeniden tasarlamak için tüm orijinal ekipman üreticileriyle ortaklık yapıyoruz.

Bu yılın şubat ayında Ikea ayrıca 20 mağazasına 700 elektrikli araç şarj noktası kurarak İsveç’in şarj istasyonu ağını yüzde 18 oranında genişletti.

Tolga Öncü: “Değişim Ikea’da bizim DNA’mızda var.”

“Değişim Ikea’da bizim DNA’mızda var ve Ingvar Kamprad şirketi kurduğundan beri böyle oldu. Dünyanın nasıl geliştiğini ve insanların alışveriş yapma biçimlerinin temelden değiştiğini görüyoruz. İş modelimizi değiştirmenin zor olduğunu kabul ediyorum… ama çok sayıda insana hizmet etmek istiyorsanız, açık kalmalı ve dinlemelisiniz.”

 

İş Dünyası Yetenek Kıtlığında Kırmızı Alarm Veriyor

“Yetenek Kıtlığı” son yıllarda dünyanın yakın gelecekteki en büyük sorunlarından biri. İş dünyasının içerisinde barındırdığı jenerasyon popülasyonu zamanla değişiyor ve bu sorun giderek daha da belirginleşiyor.

Bu sorunun birbirine bağlı pek çok sebepten meydana geldiğini belirten araştırmacı-yazar Evrim Kuran, “Bu kıtlığı, organizasyonların ihtiyaçları duydukları adaylara erişememeleri olarak tanımlayabiliriz. Manpower’ın Yetenek Kıtlığı raporuna göre 2021’de küresel çapta %69’u, Türkiye’de %83’ü bulan yetenek sorununun 2022’de çok daha ciddi boyutlara ulaşacağını düşünüyorum. Teknolojik gelişmelerden eğitim sistemine, toplumsal yapıdan ekonomik şartlara bu sorunun zincirleme birçok sebebi var.

Türkiye’de 15-29 yaş arasında iş veya eğitim hayatında bulunmayan gençlerin oranı %28,8. %13,3 olan OECD ortalamasının çok üzerindeki bu istatistiğin daha ciddi sonuçları olacak. Artan beyin göçünün, yetkinliklerine güvenen iş gücünün ülkeyi terk etmesi de Türkiye’nin yetenek kıtlığında önemli bir parametre olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

i̇ş dünyası yetenek kıtlığında kırmızı alarm veriyor
Araştırmacı-Yazar Evrim Kuran

Peki yetenek kıtlığı ile ilgili ne yapılabilir?

Evrim Kuran‘a göre yetenek kıtlığı konusunda yapılabilecek bazı kritik noktalar var. Bunları şu şekilde özetliyor: “Yakın gelecekte yetenek kıtlığının ciddi seviyelere ulaşarak, özellikle iş dünyasında olumsuz yansımaları olacağı verilerle aşikar. Bu sorun için devlet kurumlarından, iş dünyasına çeşitli alanlarda herkes elini taşın altına koyması gerekiyor. Böyle bir bağlamda yeteneğin yeniden tanımlanması çok kritik. Organizasyonlar, yeni neslin liderlere ve kurumlara mesajlarını çok daha iyi aktarmalı. Yetenek sorunu ile mücadelede, tüm kurumlar olarak eğitimde veya iş ortamında bulunmayan gençlerin çalışma hayatına hakkaniyetli bir şekilde kazandırılmasını çok önemsiyorum. Ayrıca artan beyin göçünün nedenlerini yanlılıklara düşmeden, rasyonel bir bakış açısıyla anlamaya çalışmalı. Tersine mentorluk programlarıyla gençlerin sesine kulak verilip, kuşak farkı gözetmeksizin geleceği birlikte inşa etmek gerekiyor. İnsan yönetiminde konvansiyonel stratejilerle maceraya atılmak yerine, ayakları yere basan, kültürü önceleyen ve özgün, sahici uygulamalar ortaya koymalı.”

Perakendecilerin %20’den Azı Sürdürülebilirlik Hedeflerini Gerçekten Hayata Geçiriyor

Boston Danışma Grubu’nun yaptığı araştırmaya göre perakendecilerin sadece beşte birden azı sürdürülebilirlik hedeflerini takip ediyor.

Anketin gösterdiği üzere 37 global dev perakendecinin yine %20’den azı emisyonlarını Paris Anlaşmasında belirlenen global sıcaklık derecesini 1.5 dereceye çekme hedefi için gerekli şekilde hareket ediyor.

Şirket, “Perakendede Sürdürülebilirlik Mümkün – Ama Alınacak Yol Var” adlı raporu için düzenlediği anketi dünya çapında süper market, moda ve ev eşyaları pazarında ve yıllık satışları 1 ile 500 Milyar Dolar arası olan perakendecileri inceledi. Bu raporu da Dünya Perakende Kongresi sırasında yayınladı.

Her ne kadar perakendeciler arasında sürdürülebilirliğin yaygın bir rekabet elementi olduğu ortaya çıksa da, anket gösteriyor ki perakendecilerin azimli hedefleri ile sürdürülebilirlik konusunda gösterdikleri ilerleme arasında bir uyuşmazlık mevcut.

Araştırılan şirketlerin bir elin parmaklarını geçmeyecek kadarı sürdürülebilirliğin şirketlerinin anahtar stratejilerinden, karar süreçlerindeki faktörlerden veya sahiplendikleri değerlerden biri olduğunu iddia edebilecek kadar politikayı benimsiyor.

Sürdürülebilirlik hedefleri gerçekten hayata geçirilmiyor

Şirketlerin %20’den azı güncel olarak 2015’te Paris Anlaşmasında belirlenen 3 kapsamlı emisyon hedeflerinin belirttiği değerlere sahipler.

perakende sürdürülebilirlik hedefleri

Nitekim araştırma iyimserliğe de yer olduğunu gösteriyor. Ankete katılan perakendecilerin neredeyse tamamı sürdürülebilirlik girişimlerinin önümüzdeki 5 ila 10 sene içerisinde ürün değerlerini belirleyen anahtar faktörlerden olacağını ifade ederken katılımcıların yarısı da şirketlerinin “neye mal olursa olsun” sürdürülebilirlik hedeflerini yakalamak için yatırım yapacağına inandıklarını ifade ediyor.

Dünya Perakende Kongresi Başkanı Ian McGarrigle‘a göre: “Endüstri gittikçe daha büyük sürdürülebilirlik hedeflerinde doğru yönelirken özellikle odaklanmamız gereken şeyin mükemmeliyetten ziyade ilerleme olması oldukça kritik.”

Boston Danışma grubu genel müdürü ve partneri Shalini Unnikrishnan araştırmanın eş yazarlığını da yaparken, “Sürdürülebilirliğe ulaşma ve kısıtlamalar koyma yolunda mükemmeli talep etme gibi bir eğilimimiz olması son derece doğal olmasına rağmen bizim tarafımızda oldukça büyük bir hata olur.” diyor.

Deneyim Perakendeciliği İstiklal Caddesi’nde Hareketleniyor: House of Superstep

Eren Perakende grubunun en genç üyesi House of Superstep, İstiklal Caddesi’nde açıldı. Bunda farklı olarak ne var ki diyebilirsiniz. Fakat House of Superstep’i diğer mağazalardan ayıran özellik, deneyim perakendeciliğini ülkemizde yaşatması.

House of Superstep mağazaları; dövme stüdyosu, mini basketbol sahası, konsol oyun alanı gibi sosyal alanların yanı sıra aktivasyon alanları, dj alanı, customization hizmeti ve gerçekleştirdiği etkinliklerle benzersiz bir mağaza deneyimini müşterilere sunuyor.

Daha önce Ortaköy, İstinye Park, Bağdat Caddesi,İzmir İstinye Park ve Galataport lokasyonlarında yer alan mağazanın İstiklal Caddesi lokasyonu da açıldı.

Neden deneyim perakendeciliği ve House of Superstep?

Ülkemizde deneyim perakendeciliğine ciddi katma değer sağlayan bu mağazalar, mağazacılık karmasının da bir üst levele geçişi açısından çok önemli.

Hatırlarsanız geçtiğimiz haftalarda Gucci’nin deneyim perakendeciliği anlamında yaptığı çalışmalar üzerine sizinle bir paylaşım yapmıştık.

Yurt dışında deneyim perakendeciliği inanılmaz bir hızla ilerliyor. Fiziki perakende için esas hedef  tüketiciyi anlık değişimlerle şaşırtıp tatmin etmeye doğru dünya genelinde evriliyor.

Fakat ülkemizde fiziki perakende tarafında deneyim perakendesi örneklerini pek de fazla göremiyoruz. House of Superstep’in ve benzeri mağazaların yaratmaya çalıştığı değer bu nedenle Türk perakende sektörü adına oldukça değerli.

Deneyim perakendesi, perakende sektörünün geleceği. Bu nedenle ülkemizde daha fazla örneğini görmeyi ve konuşmayı arzu ediyoruz. Umalım ki yakın gelecekte sayıları çok daha fazla olan deneyim perakendesi örneklerini sizlerle paylaşırız.

DeFacto Üst Yönetim Organizasyonunda Yeni Yapılanmaya Gitti

Defacto üst yönetim organizasyon yapısı yeniden yapılandırıldı. Buna göre yeni dönemde şirket, stratejik öneme sahip alanlara odaklanan üçlü kanal ve Genel Müdürlük çatısı altında yürütülecek.

Bu yeni yapılanmada şirketin CFO’su Öner Şenol, COO’su Serdar Ersoy ve Pazarlama ve Mağazacılıktan Sorumlu Genel Müdürü Barış Sönmez ilgili sorumlulukları üstlenecekler.

Defacto 2021 yılında yaklaşık %80 oranında bir büyüme kaydetti. 2022 yılında yeni yapılanma ile birlikte büyüme hedeflerini de artıran şirket faaliyetleri bu yapılanma ile “Online”, “Pazarlama ve Mağazacılık” ve “Yatırım & Glabal Franchise veToptan & Kurumsal Satış” olmak üzere üçlü kanal ve Genel Müdürlük çatısı altında devam edecek.

Online kanaldaki büyüme ve dönüşüme ivme katmak adına “Online Genel Müdürlüğü”, Önder Şenol’un sorumluluğunda olacak. Şuanda CFO olarak görev yapan Önder Şenol mevcut Finans ve Hukuk fonksiyonlarının liderliğini sürdürmeye de devam edecek.

Fiziki kanallar tarafında ise faaliyetler “Yatırım & Global Franchise ve Global Toptan & Kurumsal Satış Kanalı Genel Müdürlüğü” çatısı altında bir araya getirildi. Bu görevi ise DeFacto çatısı altında genişlemeden ve global operasyondan sorumlu COO’luk görevini yürüten Serdar Ersoy yürütecek.

Pazarlama ve Mağazacılıktan Sorumlu Genel Müdürlük görevi ise Barış Sönmez’e emanet olacak.

Günümüz Perakendesinde ‘Post Covid’ Etkisi

coskun soyer ust

Geçen hafta ülkemiz perakende sektörünü gelişmekte olan ülkeler kategorisi içerisinde değerlendirip, sektörün dış kaynaklı etkilere aldırmaksızın kendi içinde yapması gerekenler konusunda tavsiyelerden bahsetmiştik. Bu hafta da biraz pandemi sonrası dönemde neler yapılacağı ile beraber, pandeminin değiştirdiği alışkanlıklardan veya artık farklı işleyecek konulardan bahsedelim. Pandemi her ne kadar etkisini azaltmış gibi gözükse de birçok sektör ile perakende içinde çok büyük sorunlara yol açtı ve halen devam ediyor. Covid salgını öncesi sektörün en büyük sorunu veya öne çıkan gündem mağaza perakendeciği ve e-ticaret arasındaki savaştı. Bu konuda çok şey yazılıp çizildi ama bunun gibi konular konuşulurken 2019 sonunda Çin’in Wuhan kentinde başlayan bir salgını haberlerde henüz çok küçük görüyorduk.

Dünya ekonomisinin büyük bir kısmı COVID-19 nedeniyle durduğunda tarihler 2020 Şubat / Mart ayıydı. Bu durmayla beraber yine bütün dünyada perakende satış noktaları “gerekli” ve “gerekli olmayan” olarak iki kısma ayrıldı. Gerekli olmayan sınıfına sokulan perakende noktaları genelde küçük zincirler veya tek mağazalı satış noktalarıydı. Yakın zamanda yapılan bir araştırma bu gerekli olmayan olarak veya küçük zincirler olarak tanımlanan satış noktalarının mali kaybının yaklaşık 250 milyar dolar olduğunu gösteriyor. Bunun devamında, dünya çapında %30 veya daha fazla düşen GSYİH seviyeleri de dünya ekonomisinde büyük bir şok yarattı.

İlk aşamalarda, dünya hükümetlerinin çoğu, kilit altına alınmaya zorlanan çalışanların maaşlarının %75-80’ini garanti ederek iş kayıplarını önlemek için harekete geçti. O zamanlar bu doğru bir yaklaşım gibi görünürken, salgın uzadıkça, gelecekteki ekonomik büyümenin sadece işleri korumakla ilgili olmadığı, aynı zamanda tüketicilere nakit yoluyla teşvik yapılması gerektiği açıkça ortaya çıktı.

Perakendenin yeni tüketim metodolojisine uyum sağlaması

Covid’in getirdiği en önemli gerçeklerden biriside daralan gelirler ile beraber müşterilerin yeni bir tüketim çizgisine doğru evrilmeleridir. Bu süreçte toplumun büyük kesiminin harcama alışkanlıklarını yeniden gözden geçirip önceliklendirdiği bir tüketici eğiliminden söz ediyoruz. Bununla bağlantılı olarak perakende zincirlerininde bu davranışlara uygun ürün ve müşteri hizmetleri geliştirmeleri gerekiyor.

■ Müşteriler ürün etiketlerini, fiyatlarını, son kullanma tarihlerini daha çok kontrol ediyor. Çünkü fiyat ve bunun getirdiği konularda daha dikkatli seçim yapmak istiyor.

■ Her zaman aldıkları veya tercih ettikleri markalara bağımlılıkları azaldı. Markayı yine takip ediyorlar ama ilk maddedeki konuya bağlı olarak alışveriş kararlarında hızla değişiklik yapabiliyorlar

■ Sosyal medya bu karar vermede etkili oldu. Maalesef doğru olmayan haberler veya yayınlar bile müşteri kararlarını etkileyebiliyor.

■ Pandemi ile beraber, hastalığı önleyici ürünler satan markaların farklı ürünlerine ilgi daha da arttı. Örnek olarak müşteri bir dezenfektan aldığında aynı markanın diğer temizlik ürünlerini daha çok tercih ediyor.

Ve önemli olarak unutmamamız gereken konu, pandemi ile beraber müşterilerin daha az tolerans göstermesidir.

Bu noktada pandemiden dolayı perakende üzerinde doğrudan etki eden bazı rakamları ve konuları konuşmamız gerekiyor. Bunları maddeler halinde sıralarsak;

  1. İşsizlik: Dünya genelinde işsizlik aralığı yaşa ve gelire göre farklı boyutlarda. Covid’den önce dünya çapında hanelerin %19’unda en az bir kişi işsizdi. Covid 19 ile beraber bu oran %25’e yükseldi. Artışın en çok olduğu yerler bizim de içinde olduğumuz gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkeler olduğu da görülüyor. Örnek olarak G. Amerika’da bu oran %33’e yükseldi Amerika kıtasında ise %28 olarak gerçekleşti.
  2. Gelir Kaybı: Gelir dağılımı dünya genelinde çok büyük farklılıklar gösterdiğinden, belirli bir gelir faktörü kullanmak zordur. Bununla birlikte, fazlasıyla açık olan şey, COVID’in istihdam üzerindeki etkilerinin düşük gelir grubuna etkisinin çok daha fazla olmasıdır. Covid ile birlikte yaşanan gelir dağılımı adaletsizliği özellikle hane halkı gelirinden ölçülüyor. Burada düşündürücü bir örnek var. Pandemiden sonra evden çalışma imkanına sahip olanlarda işsizlik %3,7’de kalırken, evden çalışma imkânı olmayan mavi yakalı olarak adlandırılan grupta işsizlik %25,4 arttı. Bu gelir dağılımı üzerinde büyük bir adaletsizliğe de yol açıyor.
  3. Nüfus Hareketleri: Aralık 2019’a geri dönecek olursak, işletmeler ve akademisyenler arasında yaygın olan teori, bu yeni dünya ekonomisinde başarılı olmak için dünya çapında büyük bir şehirde veya çevresinde bulunmanız gerektiğiydi. Peki, bu teori için COVID ne fark yarattı! Şirketler uzaktan çalışmaya geçtikçe, insanlar şehirlerden taşınmaya başladı. Aslında, %19’u COVID nedeniyle taşındıklarını veya taşınmayı planladıklarını belirtti. En büyük değişim, %13’ü COVID nedeniyle halihazırda hareket eden ve %14’ü de bu yıl bunu yapmayı planlayan Asya / Pasifik bölgesindeki tüketiciler arasındadır.
beklenti

Bu tür yeni gelişmelere uyum sağlamak isteyen perakende firmaları çeşitli çalışmalar yapıyorlar. Perakende içinde yeni strateji ve ortaklıklar söz konusu olacak. Burada anlatmak istediğim iş birliği veya ekosistemlerin ortak çalışması, hepsi ayrı birer ekonomik süreci ve dünyası olan; perakendecileri, teknoloji satıcılarını, müşterileri, tedarikçileri ve diğer oyuncuları, müşterinin yararı için sürdürülebilir bir modelde bir araya gelerek ortak iş yapılacak bir platform haline gelmeleridir. Böyle bir ekosistem modeli, katılımcıların iş birliği içinde çalışmasına ve mevcut iş yeteneklerini genişletmesine, yeni iş modellerini desteklemesine, yeni ürün ve hizmetler sunmasına ve nihayetinde gelişen müşteri ihtiyaçlarını karşılamasına olanak tanır.

Bu konuda bir örnek olarak, 2021’in şubat ayında Amerikan Target market zinciri ve Levi’s arasında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmaya göre Levi’s markalı ev dekorasyonu ve evcil hayvan aksesuarları Target mağazalarında satılmaya başlandı. Burada gördüğümüz iki bilinen markanın kazan-kazan stratejisi ile güçlerini birleştirmeleridir. Target ucuz ürünler satmasıyla bilinen bir zincir, Levi’s gibi orta sınıf bir markayı mağazalarında bulundurarak müşteri açısından çeşitlendirmeye gidiyor. Levi’s ise belki biraz fiyat indirimi ile kâr marjını azaltıyor ama hiçbir zaman ulaşamayacağı bir mağaza adeti içinde ürünlerini satma şansı yakalıyor.

Diğer bir örnek ise klasik perakende ve e ticaret şirketi arasında yapılandır. Amazon’un Kohl’s ile yaptığı çalışmadan bahsediyorum. Kohl’s Amerika’nın en büyük departman mağaza zincirlerinden biri ve 1000’den fazla mağazaya sahip, Amazon ile yaptığı anlaşma ile mağazalarından Amazon ürün teslimi ve iade kabulü yapıyor. Bu iki firma arasında rekabete bakmadan kazan kazan prensibiyle gelinen ortak verimlilik noktasını gösteriyor. Amazon iade lojistiğinde tasarruf ediyor, Kohl’s açıklaması ise daha önemli, bu anlaşma ile geçen sene içinde 2.000.000 yeni müşteri kazandığını belirtmiş.

Sonuçta kısa ve orta vadeli süreçte perakende işletmeleri oldukça etkilenecek ve şimdiye kadar uygulamadıkları metotları devreye alacaklar. Bu metotları devreye alırken iki konuya dikkat etmeleri gerekiyor.

  1. Yeniden açılan veya işine devam eden satış noktaları eski cirolarına ulaşmakta zorlanacaklar, çünkü hitap ettikleri kesim ne olursa olsun covid sonucu işsizlik ve gelir kaybı önemli bir etken olacak.
  2. Devamındaki etki ise, şaşırtıcı biçimde daha önce iyi iş yapan bazı mağaza lokasyonlarının, nüfus hareketinden dolayı tekrar eski cirolarına ulaşamayacak olmasıdır. Birçok lokasyon daki mağaza kapanacak veya fiziksel küçülmeye gidebilecek. Bazı iş yapmayan lokasyonlar ise yeni nüfus kazanımından dolayı daha fazla iş yapıyor olacaklar veya mevsimsel olarak çalışan lokasyonlar artık senenin 12 ayı açık olacak. Bu da burada çalışanlar için bir avantaj olacak.

Evet bu iki değerlendirme bile, perakende de her şeyin eskisi gibi olmayacağını gösteriyor. Ülkemizden güncel bir örnek olarak, yazlık yerlerde sezonluk açılan marketlerin 12 aylık çalışma düzenine geçişinde artış olduğu ve kiralama vb. anlaşmaların zorunlu olarak yeniden gözden geçirilmeye başlamasıdır. İstihdam ve emlak sektörü için olumlu gelişmeler olarak not ediyoruz. Bununla beraber yukarıdaki 2. maddede görüldüğü gibi bazı lokasyonlarda iş kayıpları ve boş mağaza sayılarında artış olacak.

Evet, bu örnekler çoğalabilir ama gelinen sonuç çok kısa ve net; şimdiye kadar doğru bilinen bazı konular değişiyor veya artık hatalı oluyor. Bunlara uyum sağlamak ve daha da ileri götürmek bizim elimizde, sağlıklı günler…

Adidas Kişilik Bazlı Metaverse Avatarları Yaratıyor

Metaverse avatarları giderek yaygınlaşırken Adidas, yakın zamanda satışa çıkardığı Ozworld serisinden sonra fütüristik marka deneyimini derinleştirmeyi planlıyor. Tüketicileriyle metaverse üzerinden interaksiyona geçmeyi planlayan marka şimdi satın alma tecrübesini tek seferlik bir ürün alışverişi deneyimi olmaktan ötesine geçirmeye çalışıyor.

adidas kişilik bazlı metaverse avatarları yaratıyor
adidas kişilik bazlı metaverse avatarları yaratıyor 19

Atletik giyim devinin parçası olan Adidas Originals bu martta farklı tasarımcı, yaratıcı ve ünlülerle beraber Ozworld isimli deneysel stillere sahip ayakkabı serisini tanıttı. Modern tasarım anlayışını 90’ların estetiğiyle birleştiren ayakkabı serisi, geçmişle günümüz arasında markasal bir köprü kurmayı hedefliyor. Mart içinde dijital tasarımcı Jon Emmony’yle anlaşan marka Ozworld serisinin temel temalarına ve bilim kurgu estetiğine hitap eden “dünya dışı” bir kampanyaya adım attı.

adidas kişilik bazlı metaverse avatarları yaratıyor -2
Adidas Ozworld Serisi

Kişiselleştirilmiş Karakterler

Kullanıcıların platformda kullanacakları avatarların özelliklerini genelde olduğu gibi elle dizayn ettikleri sistem yerine, kendilerine sorulan sorulara verdikleri cevaplara göre avatarlarının oluşturulduğu bu sistem Adidas’ın Ozworld’le yakalamaya çalıştığı kendini ifade ve deneysel tarz temalarına benzer bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Kullanıcılar, karakterleri oluşturulduktan sonra bu karakterin animasyonlarıyla ilgilenebilirken aynı zamanda sanal olarak ayakkabı deneyebiliyor veya satın alabiliyorlar. Avatarları sticker olarak indirmek ve farklı sosyal medya uygulamalarında kullanmak da mümkün.

Farklı Platformlar, Tek Metaverse Avatarı

Adidas Originals’ın Ready Player Me adlı üç boyutlu metaverse uygulamasıyla yaptığı bu iş birliği platformun ilk marka anlaşması olma özelliğine de sahip. Platformun kullanıcıları her uygulama için yeni bir avatar yaratma zorluğundan kurtaran ve farklı uygulamalar içinde kendi avatarlarını kullanabilme özelliği yeni bir çevrimiçi deneyimin kapılarını aralarken Adidas’ın görünürlüğünün de bu gelişmelerden faydalanacağı kesin görünüyor.

2021 Küresel CEO Araştırması

KPMG Türkiye tarafından gerçekleştirilen 2021 küresel CEO araştırması verileri açıklandı. 11 önemli pazardan 1.325 CEO’nun yanı sıra Türkiye’den de 25 CEO’nun gelecek ile ilgili öngörüleri alınarak dünya genelinde yaşanan gelişmeler ve değişen yaklaşımların derlendiği araştırma,  CEO’ların büyüme konusunda kendilerinden emin ve iyimser bir tablo çizdiğini amaçlarına ilişkin güçlü bağlılıklarını koruduğunu ve büyümeyi sağlamanın yollarını aradığını ortaya koyuyor.

CEO’lar yenilenmeye giden bu yolda çevre, sosyal ve yönetişim anlayışını (ÇSY) iş stratejilerine dahil ederek amaç odaklı bir yaklaşım izliyorlar. Ayrıca insana öncelik veren bir çalışma hayatı için de daha esnek bir gelecek inşa ederek ve dijital ekosistemler kapsamında hareket ederek dijital avantajlarını güçlendiriyorlar.

2021 küresel CEO araştırmasından öne çıkan başlıklar şu şekilde;

Yenilenmeye giden yol

2021 küresel ceo araştırması
2021 küresel ceo araştırması 24

Devam eden belirsizliğe ve istikrarsız risk ortamına rağmen CEO’lar büyüme konusunda kendilerinden emin ve iyimser bir tablo çizerken amaçlarına ilişkin güçlü bağlılıklarını koruyor ve büyümeyi sağlamanın yollarını arıyorlar.

  • Ekonomik büyümeye duyulan güven artıyor: CEO’ların yüzde 60’ı küresel ekonominin büyüme kaydedeceğinden emin (bu yılın Ocak/Şubat döneminde bu oran yüzde 42 seviyesindeydi). Yeni varyantların normale dönüş sürecini yavaşlatmasına rağmen CEO’ların güven seviyesi 2020 yılı başlarındaki pandemi öncesi seviyelere dönmüş durumda. Türkiye’de ise küresel ekonominin büyüyeceğini düşünenlerin oranı yüzde 72.
  • Net amaçlar belirleniyor: Kamuoyunun liderlerden toplumsal sorunlar konusunda ilerleme kaydedilmesini beklediği şu dönemde katılımcıların yüzde 64’ü, şirketlerinin birincil hedefinin tüm paydaşlar için uzun vadeli değer yaratmak adına yaptıkları her işin bir amaca hizmet etmesini sağlamak olduğunu belirtiyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 71. Ocak/Şubat 2020 döneminde ise bu oran yüzde 54 seviyesindeydi.
  • Büyüme ve dijital gündem hız kazanıyor: Küresel CEO’ların yüzde 87’si ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 96’sı şirketlerinin büyüme kaydedeceğinden emin ve bu bağlamda söz konusu büyümeye ulaşılması ve dijital yetkinliğin elde edilmesi noktasında şirket birleşmeleri ve satın almaların kritik öneme sahip olduğu gözlemleniyor.

Güvenilir amaç

2021 küresel ceo araştırması - 2
2021 küresel ceo araştırması 25

İş dünyasında eskisinden daha da iyi bir konuma gelinmesi yönünde artan paydaş baskısı sonucunda CEO’lar, çevre, sosyal ve yönetişim anlayışını (ÇSY) iş stratejilerine dahil etmeye başladılar.

  • Toplumsal sorunlar konusunda sorumluluk alınıyor: Küresel katılımcıların yüzde 71’i ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 64’üne göre CEO’lar toplumsal sorunların ele alınması konusunda gelişme kaydedilmesiyle ilgili olarak giderek daha fazla kişisel sorumluluk üstleniyor. Bununla birlikte, küresel CEO’ların yüzde 56’sı ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 28’i kamuoyunun, yatırımcıların ve hükümetlerin çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık konusundaki beklentilerinin artış hızı göz önüne alındığında bu beklentileri karşılamakta zorlanabileceklerini itiraf ediyor.
  • Sürdürülebilirliği güçlendirmek için iş birlikleri yapılıyor: İklim değişikliği konusunda ilerleme kaydedilmesi için hem şirketlerin hem de hükümetlerin aksiyon alması gerekecek gibi gözüküyor. Bu bağlamda küresel CEO’ların yüzde 30’u ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 68’i gelirlerinin yüzde 10’undan fazlasını daha sürdürülebilir bir geleceğe yatırım için kullanmayı planladığını belirtiyor. Küresel CEO’ların yüzde 75’i ve Türk CEO’ların yüzde 80’i ise COP26 iklim değişikliği zirvesine katılan dünya liderlerinin iklim konusuna gereken önceliği vermesi gerektiğini dile getiriyor.
  • ÇSY stratejisi ile finansal getiriler arasında ilişki kuruluyor: Yüksek büyüme oranına sahip şirketlerde görev yapan CEO’ların yüzde 52’si, ÇSY programlarının finansal performansı daha ileriye taşıdığını düşünüyor. Türkiye’de ise bu oran %56 seviyesinde bulunuyor.

Dijital çeviklik

2021 küresel ceo araştırması - 3

CEO’lar çalışma hayatı için daha esnek bir gelecek inşa ederek ve dijital ekosistemler kapsamında hareket ederek şirketlerinin dijital avantajını güçlendiriyor. 

  • Çalışma hayatı için esnek bir gelecek inşa ediliyor: CEO’ların gelecekte hem işverenler hem de çalışanlar için uygun olan bir çalışma modeline karar vermesi gerekiyor. Katılımcıların sadece yüzde 37’si çalışanlarının büyük kısmının haftada en az iki gün uzaktan çalışacağını belirtirken yüzde 51’i ise ortak ofis alanlarına yatırım yaptıklarını söylüyor. Türkiye’de ise çalışanlarının haftada en az iki gün uzaktan çalışacağını belirtenlerin oranı yüzde 24. Bunula birlikte esnek çalışmaya uygun ortak ofis alanlarına yatırım yaptıklarını belirtenlerin oranı ise yüzde 40.
  • Köklü değişim yaratanlar değişime zorlanıyor: CEO’lar köklü değişim ve yenilik söz konusu olduğunda önde ve avantajlı konumda olmak istiyorlar. Küresel CEO’ların yüzde 67’si ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 76’sı yıkım teşhisi ve inovasyon süreçlerine yönelik yatırımları artıracaklarını belirtiyor.
  • Dönüşüm ve dayanıklılık için ortaklıklar kuruluyor: Küresel CEO’ların yüzde 70’i ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 73’ü, dijital dönüşümün hızlı temposunun devamlılığı için yeni ortaklıklar kurmanın kritik öneme sahip olacağını söylerken, yaklaşımlarına siber risklere karşı dayanıklılık hususunu dahil etmeyi de göz ardı etmiyor.
raporu incele

Tüketiciler Metaverse’te Alışverişe Hazır mı? [Araştırma]

Yeni yapılan bir anket tüketicilerin metaverse’te alışveriş ve metaverse’e bir perakende kanalı olarak yaklaşımını ve yakınlığını ortaya koyuyor.

2.000 yetişkin katılımcıyla veri platformu Zappi üzerinden düzenlenen araştırmada fikir belirten tüketicilerin %85’inin favori markalarıyla veya topluluklarıyla metaverse üzerinden interaksiyona girme gibi bir niyetlerinin olmadığını belirtirken sadece 5 katılımcının 1’i (%20) metaverse’te alışveriş yapma gibi bir arzularının varlığını ifade ediyorlar.

Metaverse içerisinde, gerçeklik hissini sağlamak adına tüketicilerin karakterleri dijital olarak yaratılıyor ve etraflarındaki obje ve farklı karakterlerle dokunsal olarak angaje olmaları sağlanıyor. Ankete katılan tüketicilerden %69’u (10 kişiden 7’si) metaverse’ü duyduklarını, %55’i metaverse’ün ne olduğunu anlamadıklarını ve sadece %6’lık bir kesim metaverse’le ilgili net bilgilere sahip olduğunu ve konsepte hâkim olduğunu belirtti.

Nitekim, metaverse’ü gereksiz ve alakasız bulanlar (%50) çekici olmadığını düşünenlere karşı (%44) çoğunlukta kalıyor. Geleceğe dönük bakarsak tüketicilerin sadece %20’si önümüzdeki sene içerisinde metaverse’ü kullanma beklentilerine sahip, 3’te bir orandaki tüketiciler gelecek 3 yıl içerisinde, katılımcıların neredeyse yarısı ise önümüzdeki yaklaşık on yıllık sürede metaverse’ü aktif olarak kullanacaklarını düşünüyorlar.

Metaverse’te alışverişe bakış ile ilgili diğer ilgi çekici veriler ise şöyle:

tüketiciler metaverse'te alışverişe hazır mı?
  • Tüketicilerin yarıdan fazlası (%52) metaverse’ü günlük işlerini yapacak veya kariyerlerini geliştirebilecekleri bir platform olarak görmüyorlar.
  • Üçte bire yakın (%32) oranda bir kitle metaverse üzerinde çevrimiçi çok oyunculu oyun oynamak için heyecanlı olduklarını ve %28 oranlı bir kesim de sevdikleriyle metaverse üzerinde görüşmenin ilgilerini cezbettiğini ifade ediyor.
  • Neredeyse 10 kişinin 6’sı (%58) metaverse’ün sanal gezi imkanlarıyla ilgileniyorlar.
  • İzolasyon ve arkadaşlardan, aileden ve gerçek hayattan kopma endişesi insanların metaverse’e adapta olmasının önündeki en büyük engel olarak (%37) ortaya çıktı. Mahremiyetle ilgili endişeler (%34) ve kişisel verilerin görüntülenmesi korkusu (%30) da takip eden en yaygın engellerden bazıları.
  • Meta (eski adıyla Facebook) tüketiciler arasında metaverse bağlamında en az güvenilir marka. Meta’yı sırasıyla Apple, Amazon, Microsoft ve Google takip ediyor.
  • Metaverse’e katılma konusunda en çok hevesli ve heyecanlı olan katılımcılar kendilerini teknolojiyle erken adapte olan kitleler olarak tanımlayanlar ve halihazırda sanal gerçeklik uygulamalarına, NFT’lere ve kripto paralara yatırımda bulunmuş olanlar.

Market araştırma platformu Suzy de Amerikalı tüketicilerin metaverse ile ilgili bilgi ve tecrübelerini ölçen bir anket düzenledi. Suzy’nin anketinde perakendeciler için biraz daha iyimser bir tablo ortaya çıkıyor. Sonuçlara göre katılımcıların %41’i çevrelerindeki insanlarla çevrimiçi olarak görüşmekle ilgilenirken %26’sı konsepte karşı nötr, %19 ise ilgisiz olduklarını belirttiler. Katılımcıların yarısından fazlası (%52) metaverse’ü duyduklarını, %42’si pek bilgileri olmadığını söylüyorlar.

Fakat metaverse’te başarılı olmanın basit bir anahtarı olabilir; müşterilerin sanal dünyaya ilk adımlarını atmalarını sağlamak. Yakın zamanda deneysel e-ticaret platformu Obsess tarafından yapılan bir başka tüketici anketi işaret ediyor ki çevrimiçi sanal mağazalarda alışveriş yapan tüm müşterilerin %70’i bir başka mağazada daha alışverişte bulundular.

“Elimizdeki veriler gösteriyor ki metaverse’e ilgili olan şirketlerin müşterilerin konsepte bakışını değiştirmek ve sanal dünyaya ikna etmek için yapmaları gereken çok şey var.” diyor Zappi başkanı Ryan Barry. “Sıradan çevrimiçi alışveriş döneminin başlangıcında da müşterilerde benzer bir çekingenlik görmüştük. Bu benzerlik markaların sanal dünyadaki deneyimlerin nasıl şekillenebileceğini müşterilerine tanıtma ihtiyacını ortaya koyuyor. Anlaşılabilir teklifler sunmak ve müşterilere metaverse’ten alabilecekleri faydaları betimlemek markaların sanal dünyayı etkili kullanmaları için en temel gereklilikleri.”