Ana Sayfa Blog Sayfa 337

2022’de Dünyanın En Zenginleri

2022’de dünyanın en zenginleri listesi açıklandı. Bugün dünyanın en zengin 10 insanı 1,3 trilyon dolarlık serveti kontrol ediyor.

Bu servet ölçeği, dünya ekonomisinin yaklaşık %1.4’üne, Amazon’un tüm piyasa değerine veya 3.000 yıl boyunca günde 1 milyon dolar harcamaya eşittir.

Visual Capitalist, Forbes Gerçek Zamanlı Milyarderler Listesi’nden alınan verilere dayanarak, 2022’de dünyanın en zenginlerinin bir anlık görüntüsünü hazırlamış.

Dünyanın En Zengin 10 Kişisi

212 milyar dolarlık servetiyle Elon Musk, dünyadaki en zengin kişidir. Tesla, 2021’de dünya çapında yaklaşık bir milyon araç teslim etti. Çip sıkıntısıyla karşı karşıya olmasına rağmen, Tesla teslimatları yıldan yıla %87 arttı. Aynı zamanda SpaceX’in CEO’su ve baş mühendisi olan Musk, 2022’de şimdiye kadar yapılmış en büyük roketi yörüngeye göndermeyi planlıyor.

14 Mart 2022 verilerine göre dünyanın en zenginleri şöyle:

2022'de dünyanın en zenginleri listesi -1
2022'de dünyanın en zenginleri 5

168 milyar dolarlık net değeriyle Jeff Bezos ikinci sırada yer alıyor. Bezos, yıl içinde servetinde (-9 milyar dolar) bir düşüş gören ilk 10’daki tek milyarder. Geçen Mart ayından bu yana, Amazon hisseleri , zayıf kazançlar ve gerileyen perakende performansı ışığında sadece %3 arttı.

En önemlisi, Meta’nın (eski adıyla Facebook) CEO’su Mark Zuckerberg, 2016’dan bu yana ilk kez ilk 10’dan düştü. Meta hisseleri, 2004’ten bu yana küresel günlük aktif kullanıcılarda ilk kez düştü.

İlk 10’un toplam büyüme oranları

Dünyanın en zengin 10 insanı arasında servetlerinin en hızlı arttığını görenler:

2022'de dünyanın en zenginleri listesi 2
2022'de dünyanın en zenginleri 6

Musk, servetinin bu ilk 10 listesinde diğerlerinden daha fazla yükseldiğini gördü. 2021’de Tesla ilk kez trilyon dolarlık bir şirket oldu ve Musk’ın serveti geçen yıla göre %29 arttı.

2022’de Kripto Milyarderler

Dünya çapında en az 10 kişi, kripto para birimlerinin stratosferik yükselişi sayesinde servetlerinin milyarlara ulaştığını gördü.

FTX kripto türevleri borsasının kurucusu Sam Bankman-Fried, 24 milyar dolarlık net değeri ile en üst sırada yer alıyor. Bankman-Fried, borsayı 2019 yılında 27 yaşındayken başlattı. FTX’in şu anda bir milyon kullanıcısı ve 32 milyar dolarlık bir değerlemesi var.

2022'de dünyanın en zenginleri 3
2022'de dünyanın en zenginleri 7

Bankman-Fried’i, kripto para borsası Coinbase’in kurucu ortağı Brian Armstrong takip ediyor. Binance’den sonra dünyanın en büyük ikinci kripto para borsasıdır.

Peki ne olacak?

Listedeki milyarderlerin serveti rekor oranlarda birikmeye devam edecek mi? Ukrayna’nın işgali devam ederse, muhtemelen daha geniş yapısal sonuçlara sahip olacaktır.

Bazı görüşler, İkinci Dünya Savaşı sonrasında görüldüğü gibi, savaşın büyük bir dengeleyici, servet eşitsizliğini azaltan bir güç olduğunu iddia ediyor. Öte yandan diğer görüşler, özellikle savaş kamu borcuyla finanse edildiğinde, servet farklılığını artırdığını öne sürüyor. Her iki durumda da çoğu zaman, savaş düşük ve orta gelirli haneler üzerinde baskı yaratıyor.

Savaşın gelir dağılımı üzerinde kalıcı etkileri olup olmayacağı açık bir sorudur, ancak pandemi herhangi bir şekilde emsal teşkil ederse, etkiler tahmin edilebilir olmaktan uzak olacaktır.

Dünyanın en zenginleri tam listesi aşağıdaki gibidir.

2022'de dünyanın en zenginleri tam liste
2022'de dünyanın en zenginleri 8

NFT ve Metaverse ile Devrim Yaratan Markalar

Büyük şirketler, NFT trenini kaçırmamak için uygun buldukları duraklarda Metaverse‘e doğru yol alırken modaya uygun trendleri takip ederek markalarının önünde büyük bir fırsat kapısı da aralamış oluyorlar. Bu sebeple bir NFT projesinin başarısı taban fiyatı veya satış için gereken büyük ölçekte miktarlarla değil de onu geliştiren markanın başarısına odaklanıyor.

nft metaverse marka
moda ve oyun nasıl birleşiyor?

Bu yüzden son zamanlarda markalar oyun toplulukları ve bazı sanal evrenler için oldukça beğenilen üç boyutlu tasarımları ile ön plana çıkıyorlar. Bu durum avatarlarımıza aldığımız kıyafetlerin benzerlerini yavaş yavaş kendi dolaplarımızda da görmemize sebep oluyor olabilir.

Kısaca açıklamak gerekirse, oyun aleminde çocuk yaşta tanıştığımız markalarla edindiğimiz sıcak aile bağı bizleri yetişkinlik çağımızda o markanın mağazasına gittiğimizde ilk günkü sıcaklığıyla sarmalıyor olacak. Bu da son yıllarda büyük markalar için kulağa gerçekten mucizevi gelen devrimsel niteliklerden biri.

Markalaşma Oyunu

Asya, 22 milyar dolarlık küresel ticaretin üçte birini oluşturduğu için NFT’lerin ön saflarında yer alıyor. Bir zamanlar erişilemeyen pahalı konsollar ve bilgisayarların artık günlük mobil cihazlarla alınıp satıldığı göz önüne alındığında, Güneydoğu Asya’nın kentsel çevrimiçi nüfusunun %82’sinden fazlasının oyuncu olması şaşırtıcı değil.

Şimdilerde ise bu sanal alem bir zamanlar kaçınılan lüks markaların bile sanal dünyayla güçlerini birleştirmeye başladığı kazançlı bir meydan haline geldi. Markalar, küresel oyun pazarının 2027 yılına kadar 340 milyar dolarlık bir değere ulaşması beklendiğinden, kendilerini başka bir dijital kanalla çeşitlendirmenin ötesinde nedenlerle oyun ve e-spor alanlarını kullanıyorlar.

NFT’lerin Markalara Evrimi

Birçok marka başlangıç ​​noktası olarak avatar skinlerine kıyafet giydirmeyi tasarlamaya başlasa da, bu sanal koleksiyonlar oyun içi becerilerden veya sade estetikten başka gerçek bir değer sağlamadı. Ancak avatarlar için üretilen bu bu deri kıyafetler diğer sanal ortamlara aktarılamadığı veya herhangi bir ticari değere sahip olmadığı için geliştiriciler, tüketicilerin varlıklarına NFT olarak sahip olmalarını sağlayan blok zincir oyunlarına dönüşmüştür. Bu sayede tek kıyafet ile tüm avatarlar giydirilebileceği düşünülüyor.

Lüks marka Louis Vuitton‘un, oyun ve sanal işbirliklerinde aktif olduğunu biliyoruz. Bu sebeple oyun içi NFT’lere geçiş için yatırım yapmaya da başlıyor, kullanıcılar artık dijital varlıklara nadir bulunan koleksiyonlar olarak sahip olabildikleri için popülaritesini artırıyor ve kâr için çevirme fırsatı sunuyor.

Daha önce kullanıcıların sadece oyunu oynamak için para ödediği ve diğer verileri ücretsiz olarak aldığı pazar yerinde, yeni nesil oyun endüstrisi oyunculara sahiplik veriyor ve onları oyunlarda harcadıkları zaman ve katılımları için ödüllendiriyor.

nft game louis vuitton
louis vuitton bu evrende yerini sağlamlaştırmak i̇stiyor…

Günümüzde tüketiciler, sadakatlerinin karşılığını almak ve en sevdikleri markalar için marka elçisi unvanını kazanmak istiyor. Belki de bu avatarlar yeni nesil modelliğin öncüsü de olurlar.

Metaverse ve Sanal Müşteriler

Bu nedenle NFT’ler sadece bir para kazanma aracı değiller. Onlar, bir marka yaratmak için en ideal boyutlardaki küçük yeniliklar olarak görülüyorlar. Yani temel amaç mümkün olan her ortama markayı taşımak ve tüketiciyle buluşmaktır. Örneğin sosyal medya…

Kısacası aslında şaşırılan tüm yeniliklerin yeni bir pazara adapte olmaktan farkı yok. Yeni sanal dünyada da olan bu; oyunun sosyal unsuru, sosyal etkileşimi, işbirliği ve rekabeti sayesinde insanın bir sosyal grubun parçası olma ihtiyacı karşılanıyor.

Metaverse, başka bir perakende kanalı veya bir pazarlama kampanyası olarak tasarlanmadı, ancak tüketicilerle etkileşimi başlatmak ve onlara sevdikleri markaya sahip olma ve onları yönlendirme gücü vermek için bir yol olarak tasarlanmıştır. Kullanıcı tarafından oluşturulan içeriği teşvik etmek ve sadık takipçileri marka değeriyle ödüllendirmek, marka savunuculuğunu yönlendirmek için sadakat programlarının geleceği olacak.

Her bir NFT projesinin arkasındaki seçkin topluluk ve ayrıcalık fikri, sahipler ve hevesli sahipler arasındaki değeri ve katılım düzeylerini yönlendiren şeydir. Bir topluluğa erişimi olanlar için tanınma ve bağlantı, bir jpeg’in yüksek fiyat etiketini aşan paha biçilmez bir deneyim.

Batman Pop-up Store Açıldı

WarnerMedia, Orchard Road alışveriş şeridinde bir Bat-Man pop-up store mağazası açtı.

singapurda batman pop up store acildi
Bu yılın gişe rekorları kıran filmi

Batman “Unmask The Truth” mağazası 13 Mart’a kadar günlük olarak ticaret yapacak ve gerçek boyutlu bir Muckle figürü, bir Bat-Man ve Bat-Man ürünleriyle birlikte tematik bir fotoğraf standı gibi etkileşimli etkinliklerle hayranları eğlendirecek.

Ayrıca her gece 19:00 – 22:00 saatleri arasında Ion Orchard’dan geçenler ve alışveriş yapanlar, alışveriş merkezinin ortam ekranına yansıtılmış bir “Yarasa Figürü” yakalayabilecekler.

Turizm Kurulu, perakende ve yemek müdürü Serene Tan, mağazanın bölgeye hareketlilik ve canlılık katacağını ve onu farklı bir yaşam tarzı destinasyonu olarak geliştirme stratejisinin bir parçası olduğunu söyledi.

Bu yılın gişe rekorları kıran filmini izledikten sonra mağazada dolaşmak harika olacak.

Vikram Sharma – WarnerMedia

Pop-Up Store’lar Çok Seviliyor

XM Studios, The Greatest Battles adlı koleksiyonluk bir vitrin yayınladı ve Secretlab, herhangi bir oyun koltuğu için bir ilk olan, manyetik olarak çıkarılabilir bir Bat-Man Amblemine sahip yepyeni bir The Bat-Man Movie Edition sandalyesini tanıttı.

DC hayranları, oyuncuları ünlü alışveriş bölgesi keşfetmek için Orchard Road‘da bir yolculuğa çıkaracak etkileşimli bir çevrimiçi bilmece tabanlı oyun olan The Riddler’s Challenge‘a da katılabilir.

LC Waikiki ve KANZ Yenidoğan Koleksiyonunda İşbirliği Yaptı

LC Waikiki ve KANZ yenidoğan koleksiyonunda işbirliğine gitti. Yaptığı çalışmalar ve işbirlikleriyle perakende sektöründe adından sürekli söz ettiren LC Waikiki, yeni doğan koleksiyonlarında KANZ ile işbirliğine gitti.

Bildiğiniz üzere KANZ 60 yılı aşkın süredir çocuk ürünleri satan sektörün en önemli markalarından biri. Bu işbirliğinin LC Waikiki‘nin yeni doğan koleksiyonunda da ilgiyle karşılanacağı bekleniyor.

“0-36 aylık bebekler için tasarlanan yüksek kaliteli seçkin bir koleksiyon” olarak duyurulan koleksiyonun satışları da başlamış. LC Waikiki, yeni doğan bebek ürünleri kategorisinde de iddialı bir yükseliş yakalayacak gibi duruyor.

010422 kanz lp d 01
lc waikiki ve kanz yenidoğan koleksiyonunda i̇şbirliği yaptı 13

H&M’den İki Önemli Haber: “240 Mağazasını Kapatıyor ve Dünyanın İlk Konsept Mağazasını Açıyor”

H&M, Ukrayna’daki savaşın sonuçlarını ilk gösteren markalardan biri oldu. Moda perakendecisi 240 mağazayı kapatmak zorunda olduğunu açıkladı. Perakendeci aynı zamanda, Manchester’daki Trafford Center’da ‘dünyada bir ilk olarak’ konsept mağazasını açacak

Birçok perakendeci gibi, H&M Group da savaşın patlak vermesinden bu yana Rusya ve Ukrayna’daki faaliyetlerini durdurmuştu. Bunun markanın satışları üzerine etkisi hemen gözlemlendi. Mart ayının ilk dört haftasında net satışlar yerel para birimi bazında sadece %6 arttı, bu da ilk çeyreğe göre önemli ölçüde düşük.

Şubat ayının sonunda sona eren mali yılının ilk çeyreğinde, moda grubu bir önceki yıla göre hala %18 daha fazla ciro kaydetti. Kur etkileri hariç tutulduğunda, satışlar %28 artarak 49.17 milyar İsveç kronuna (4.67 milyar euro) ulaştı. Ancak Rusya, şirketin ikinci en büyük pazarıydı ve tüm satışların %4’ünü oluşturuyordu. Savaş nedeniyle toplamda 185 mağazası şu anda kapalı.

Rusya ve Ukrayna’daki kapanışlar olmasaydı, Mart ayında satışlar %11 oranında artacaktı. Financial Times, H&M’in şu anda en büyük iki pazarında sorun yaşadığını belirtiyor.

H&M Group bu yıl için 95 yeni mağaza açmayı (esas olarak Güney Amerika ve Doğu Avrupa’daki yeni pazarlarda) ve aynı zamanda 240 mağazayı kapatmayı planlıyor. Sonuç olarak, grup bu yıl 145 daha az mağaza ile hizmet verecek. Şirket kapanışların henüz nerede olacağını belirtmese de, kapanışlar çoğunlukla yerleşik pazarlarda gerçekleşiyor.

H&M, Manchester’daki Trafford Center’da ‘dünyada bir ilk olarak’ konsept mağaza açacak

H&M , Manchester’daki Trafford Center’da bir dizi yeni unsur, konsept ve hizmet içeren “dünyada ilk olan” konsept mağazasını açacağını da duyurdu. Perakendeci için dünyada bir ilk olan mağaza tasarımı, henüz açıklanmayan bir dizi yeniliklerin yanında, pencereleri olmayan açık bir cepheye de sahip olacak. Detaylar ilerleyen günlerde açıklanacak.

Ben Çalışanları Savaşta Olan Ukrayna’lı Bir CEO’yum

Makale, şu anda İsrail’de bulunan ve Ukraynalı bir CEO olan Aleksandr Volodarsky ile bir sohbete dayanıyor. Bu makale bu sayfadan çevrilmiştir.

Çalışanlarım ve ben savaşın stresine alıştık. Savaş aslında yaklaşık sekiz yıl önce Rusya‘nın Kırım’ı ilhak etmesiyle başladı ve bir süredir işgal riskinin farkındaydık. İnsanlar beklediğimden daha umutsuz ve depresifler. Bunu saklamaya gerek yok. Çünkü savaşlar böyledir.

ben calisanlari savasta olan ukraynali bir ceoyum
ben çalışanları savaşta olan ukrayna’lı bir ceo'yum 15

Ben işiniz için program geliştiricileri bulabileceğiniz serbest çalışan bir platform olan Lemon.io‘nun CEO’suyum. Şirketimiz 2015 yılında kurulduğunda, Ruslarla asla iş yapmama kararı almıştık – Rus geliştiricilerimiz yok ve Rus müşterimiz de yok.

Çalışanlarımızın %80’i Ukrayna’dan

Ülkemde savaştaki bölgelerin ilhakına ve insanların katledilmesine karşı sert bir duruş sergilemiştim. Geliştiricilerimizin yüzde sekseni Ukrayna‘dan ve yaklaşık %20’si Almanya ve Hollanda gibi Avrupa’daki diğer ülkelerden.

Şubat ayının ortalarında, kurucu ortaklarım ve ben bu inanılmaz zor zamanlarda biraz rahatlama sağlayacağını düşündüğümüz birkaç karar verdik:

44 çalışanımızın iki aylık maaşlarını peşin ödedik.

Bir lider olarak benim görevim çalışanlarımın hayatlarını biraz daha kolaylaştırmak.

Aleksandr Volodarsky – Lemon.io
  • Geliştiriciler iki kat daha fazla ödeme alacak.
  • Herhangi bir çalışan orduya gönüllü olmaya karar verirse, onlara tam maaş ödemeye devam edeceğiz. Biz de onlar dönene kadar onların işlerini tutacağız.
  • Saldırıya uğrayan bölgelerdekiler, çalışamasalar bile işlerini sürdürebilecekler ve ücretlerini ödeyeceğiz.
  • Kendini güvensiz hisseden herkesin yerini değiştirmeye yardımcı olmaya çalışacağız.
  • Bankaların batması durumunda yeterli nakit yaratmaya çalışacağız.

Onlar benim takımım ve bana güveniyorlar.

Aleksandr Volodarsky – Lemon.io

Bu belirsizlik döneminde onlara biraz kesinlik sunabilmek için onlara bu haklara vermemiz çok önemliydi.

Ayrıca katılımcılarımıza nakit paraya sahip olma olanağı da vermiştik.

Şu anda bir sığınakta oturan bir çalışanım var. Yiyecek gibi ihtiyaç maddelerini bulup bulamayacağını bilmiyor. Ama en azından bize ihtiyacı olduğunda onu destekleyecek insanlar olduğunu biliyor.

Çalışanlarımızın çoğu, çoğunlukla üretken olamayacak kadar stresli veya panik oldukları için şu anda çalışamıyor. Birçoğu sığınaklarda ya da orduya gönüllü oldular.

İnsanların bu kadar depresif olmasını beklemiyordum.

Aleksandr Volodarsky – Lemon.io

Ve onların daha iyi hissetmelerine yardımcı olmak için yapabileceğim çok az şey olduğunu hissediyorum. İnsanlar çok moralsiz ve motivasyonsuz ve bu kadar kötü olmasını beklemiyordum.

Çalışanlarımızın çoğu, çoğunlukla üretken olamayacak kadar stresli veya panik oldukları için şu anda çalışamıyor. Birçoğu sığınaklarda ya da orduya gönüllü oldular. Ve onların daha iyi hissetmelerine yardımcı olmak için yapabileceğim çok az şey olduğunu hissediyorum. İnsanlar çok moralsiz ve motivasyonsuz ve bu kadar kötü olmasını beklemiyordum.

Neredeyse her gün toplantılara katılıyorum. Zamanımın yaklaşık %60’ını, herkesin güvende ve iyi olup olmadığını görmek için insanları kontrol ederek geçiriyorum. Onlarla iletişimde kalmak için elimden gelen her şeyi de yapıyorum.

Ülkeyi terk edebildiğim için çok şanslıyım.

Aleksandr Volodarsky – Lemon.io

Artık ailemle birlikte İsrail’de güvendeyim ve çalışanlarımın çoğu da ülkeyi terk edebildi.

Japonya’da yedek yatak odaları sunan müşterilerimiz var.

Desteklerini sunmak için bize e-posta gönderen yüzlerce insan alıyoruz. İnsanların bizi korumayı umursadığını bilmek muazzam bir duygu.

Çalışanlarıma neden yardım ettiğimi biliyorum – onları çok iyi tanıyor ve önemsiyorum. Ancak insanlar, kısaca karşılaştıkları veya sınırda yabancı olan insanlar için gerçekten çok daha fazlasını yapıyorlar. Bu beni gerçekten şaşırtıyor ve mutlu ediyor.

Ülkemiz Perakende Sektörünün Gelişmekte Olan Ülkeler İçindeki Pozisyonu ve Yapılması Gerekenler

coskun soyer ust

Tekrar merhaba, bu hafta ülkemiz perakende sektörünü, içinde bulunduğumuz “gelişmekte olan ülkeler” grubu ile karşılaştırmalı olarak inceleyeceğiz.

Burada perakendenin (organize!) gelişimi için iki kilit tanım var, birincisi “department store” olarak adlandırılan çok katlı ve tek bir firma tarafından işletilen büyük mağazalar, ikincisi ise AVM olarak adlandırılan ve içinde çok fazla sayıda bağımsız satış noktası olan büyük yapılardır. Batı dünyasına baktığımız zaman bu tür yapıların tarihini genellikle 18. yy.’dan itibaren başlatıyorlar. Ama bulunduğumuz topraklarda bu konunun tarihi çok eskilere gidiyor. Anadolu medeniyetlerinde çarşı tanımı “Agora” sözcüğü ile yaklaşık 3000 yıl eskiye kadar gidiyor.

Agora o tarihlerde perakende tanımı ile eşdeğer bir işleve sahipti. Anadolu’da bulunan birçok antik çağ yerleşim biriminde şehrin en canlı ve ticaretin merkezi olarak görülen yerlere “Agora” adını verirlerdi. Bununla beraber tarihimizde de AVM veya bunun atası sayılabilecek oldukça çok sayıda örnek var. Kapalı Çarşı(marketplace!) veya Mısır Çarşısı (dikey marketplace!) bunlara çok güzel örnek oluşturuyor. Kapalı Çarşı köken olarak, Bizans zamanından ufak bir yerleşim olsa da esas başlangıç ve büyümesi 1460’lı yıllara dayanıyor. Kapalı Çarşı bugün de dünyanın en çok gezilen turistik ve ticari mekânı olması özelliğini koruyor.

Tarih konusunu fazla uzatmadan ana konumuza dönersek, ülkemizde organize perakendenin gelişimi 1990’lı yıllardan itibaren artan bir katsayı ile devam etti. 2000’li yıllarda rekor AVM açılışları (gerekli-gereksiz vb. konulara girmeden!) ile patlama noktasında devam etti ve pandemi etkisinde bugünkü durağan durumuna geldi. Perakendenin şu anki konumlaması ile ilgili aklıma gelen bir tanımlama vardır. Yıllar önce aldığım bir eğitimde, sunum yapan kişi tekstil sektörü ile ilgili bir örnek vermişti; “Tekstil sektörü güzel yağmur bırakan bir buluttur, ülkemiz üzerine geldi, bereketli bir yağmur bıraktı ve artık bu bulut gidiyor”.

ülkemiz perakende sektörü

Aslında bu tanımlamayı, tekstilde markalaşmanın önemi vb. konular için yapıp, sadece ucuz üretime odaklanmanın hata olduğunu açıklamak için yapmıştı. Ülkemiz perakende sektörü bu konularda çokça yol aldı, Turquality programı, yurtdışına açılım, markaya yatırım, personele değer verme vb. konularda çok emek veren firmalar olduğunu bildiğim gibi, halen “bir masa bir kasa” anlayışını sürdüren çok sayıda perakende zinciri de var.

Perakendeye sadece “satış yapan bir mağaza ve onun müşterileri” olarak bakan bir açılım maalesef bir yandan devam ediyor. Bununla beraber sadece iş gücüne katılım ile ilgili perakendenin katkısı inanılmaz boyuttadır. Organize perakende düzenli bir iş gücü talebi yaratır ve bünyesine aldığı kişileri kalifiye personel olarak yetiştirir.

Ülkemizde bu biraz farklı algılanıyor, bunun en önemli sebebi yeni mezun iş gücünün perakendeyi başlangıç ve atlama noktası olarak görmesidir. Bunun nedeni ise asgari ücretin standart maaş birimi olarak çok yaygın kullanılması ve yetenek-bağlılık-ürün bilgisi vb. konuların seneler içinde ücrete çok fazla yansımaması olarak görebiliriz. Özellikle Avrupa ülkelerindeki perakende satış noktalarında çalışan 40 yaş üstü personelin çokluğu hep dikkatimi çekmiştir. Ülkemizde de bu konuyu çözmemiz ve bu konuda devam etmek isteyen iş gücüne daha fazla destek vermemiz gerekiyor.

Perakende de yukarıdaki paragrafta anlattığım gibi ülkeler arası değişen ve çok farklı uygulamalar içeren birçok durum var. Burada bunları tek tek saymak yerine, bütün bu farklılıkları tek bir potada eriten (çok sevdiğim KPI’lar ekseninde) bir karşılaştırma çalışması ile devam etmek istiyorum. Global Perakende Gelişim Endeksi, Kearney firması tarafından her iki yılda yayımlanan ve özellikle gelişmekte olan ülkeler bölümü bizim açımızdan da önemli olan bir sıralama meydana getiriyor. Kearney bu çalışmada sonuç bölümü olarak aldığı konu önemli, “gelişmekte olan ülkeler arasında kriterlere uyan 30 ülkeyi alıp, puanı en yüksek olandan itibaren perakende yatırımı ve gelişmesi için uygun olan olarak” tanımlıyor. Bu 30 ülkenin arasına girmek için 3 adet kriter var

  1. Euromoney ülke risk puanı 35’in üstünde olmak
  2. Ülke nüfusunun 5 milyondan fazla olması
  3. Kişi başı GDİ’nin (gayri safi yurt içi hasıla) 3000 USD’den fazla olması şeklinde bir ön yeterlilik istiyor.

Buraya kadar sabredip okumaya devam edenlerin kafasında oluşan “bizim ülkemiz bu değerlerin zaten çok üstünde, hangi karşılaştırmaya bizi alıyorlar?” sorusunu duyar gibiyim. Ama istatistik bilimi için bunlar gerekli oluyor. Devamı ise daha analitik bu 30 ülkeyi aşağıdaki kıstaslar eşliğinde 100 puan üzerinde değerlendirip, en yüksek puan alandan itibaren “iyi olarak” sıralıyor.

tablo1
ülkemiz perakende sektörünün gelişmekte olan ülkeler i̇çindeki pozisyonu ve yapılması gerekenler 19

Bu kriterler analitik bir sıralama için yeterli gözüküyor. Bununla beraber veri kaynaklarının kontrolü konusu ayrı bir önem arz ediyor.

Kearney’in sıralamasında ülkemiz 2017’de 4.(59,8 puan), 2019’da 22.(44,2 puan) ve 2021’de 21.(46,8 puan) sıraya gelmiş. Maalesef bizim açımızdan iyi bir durum değil. 2019 sonunda başlayan pandeminin bütün dünyayı etkilediği göz önüne alınırsa 2021’deki sonuç olan 21. sıra, bu durumun kalıcı bir hale gelmeye başladığı sonucunu bize gösteriyor.

  • 2017-19 ve 2021 yılları arasında listede ilk 10 arasında yer alan ülkeler içinde özellikle Hindistan ve Çin hep ilk iki sırayı alıyor.
  • Malezya her üç araştırmada da 3. Sırada yer alıyor.
  • Mısır 2017’de listede bile değilken, 2019’da 26, 2021’de 7. olmuş.
  • Vietnam her zaman ilk 10 içinde,
  • Bizim gibi 2017-2019 arasında çok büyük düşüş gösteren ülke yok. 2017’den 2019’a geçişteki ciddi düşüş ve bunun 2021’de kalıcı hale gelmesi ciddi bir sorun olarak gözüküyor.

2019 raporunda perakende sektöründe bu düşüşün sebeplerini aşağıdaki şekilde sıralamışlar;

“2018 yılında Türkiye ekonomisine ve perakende ortamına ciddi zararlar vermeye devam eden zorluklar, Türkiye’nin GRDI merdiveninde 18 basamak düşmesine neden oldu. GSYİH büyümesi 2016’ya kadar güçlüyken, o tarihten itibaren yavaşladı. Önümüzdeki on yılda, büyümenin yıllık ortalama yüzde 2,8 olacağı tahmin ediliyor. Siyasi iklimdeki belirsizlikler endişe yarattı. Ayrıca, devalüe olmuş lira, enflasyonun perakende piyasasına sızmasına izin vererek, operasyonel maliyetleri artırırken karlılığı da baskıladı. Ayrıca 2019 yılının ilk yarısında önemli bir perakende yatırımı olmamıştır.”

Evet rapor bu şekilde olumsuz bir hava verse de devamında nüfus potansiyeli, yerli yatırımların daha çok öne çıkması, yine yerli zincirlerin mağaza açmaya devam etmesi vb. olumlu faktörler ve hızlı gelişen e ticaret etkisi ile toparlanmanın önünün açık olduğunu belirtmişler.

2021 yılında pandemi ile kapanmalar, e ticaretteki çok hızlı artış “ülkemizden bu konuda iyi yatırımların çıkması”, konvansiyonel perakendenin üzerindeki baskıyı arttırsa da 22. Sıradan 21’e yükselmişiz.

Buraya kadar KPI’lar ve analizler eşliğinde ülkemizin gelişmekte olan ülkeler arasındaki perakende sıralamasını inceledik. Bu inceleme perakendenin kendi içindeki dinamikleri dışında kalan konuları da işin içine katarak çok kapsamlı bir analiz veriyor. İncelemede yer alan bazı konuların perakende tarafından düzeltilmesi mümkün değil. Bunlar ülkenin içinde bulunduğu politik, ekonomik ve çevresel etkilerin getirdiği güven algısı ile alakalı konular. Bu yüzden perakende sektörünün yapması gereken hem bu konuların düzelmesi için gerekli tavsiyeleri hiç durmadan vermesi aynı zamanda ise kendi içinde yapacağı düzeltmeleri görerek bunlara yönelmesidir.

Perakende için neler yapabiliriz gelin kısaca bakalım;

  • Öncelikli olarak mağaza perakende konusu artık omnichannel’a doğru yönelmeli, kısaca artık sadece mağazadan iş yapamazsınız. E ticaret konusuna yatırım yapılmalı, mağazadan teslimat, iade kabulü yapılmalı bu konular olmazsa olmaz. 2021’de toplam perakende içinde e ticaret payı %14 oldu. Bu çok daha hızlı artacak. 2026 için projeksiyon %22…
  • Markalar ve işletmeler arasında iş birliği artmalı, mağazaları olan işletmeler yakın buldukları e ticaret siteleri ile daha sıkı çalışmalılar. Yine mağazada iş birliği yapılan e ticaret sitesinin teslimatları, iadeleri alınabilir. Sizin ürünlerinizde o e ticaret sitesinde öncelikli bir konumda satılabilir.
  • Dropship vb. konularda esnek olunmalı
  • Pazar yerleri hayatımızda önemli bir gerçek ama muteber markalar kendi e ticaret sitelerine de yatırım yapmalılar.
  • Domatesi seçerek alan bir ülkenin insanlarıyız. Bu gerçek halen değişmedi. Mağazaya müşteri çekmek için hiç durmadan çalışmaya devam edelim. Bu arada Hindistan’daki gibi bir hatayı lütfen yapmayalım. Şöyle ki, Hindistan’da AVM’ler azalan müşteri girişini azaltmak için, AVM içinde olan mağazaların kendi e ticaret sitelerinin reklamlarını yapmalarını yasaklamışlardı. Tabii ki uygulamada başarılı olmadı.
  • E ticaretin en büyük özelliği olan sınırsız çeşit ile rekabet için mağazada bulunamayan ürünün aynı gün depodan sevkiyatı ve müşteri adresine teslimi için gerekli altyapınızı kurun. Müşteriye sakın e ticaret sitemizde var oradan alın demeyin, zaten müşteri bunu yapmak istemediği ve iyi hizmet için mağazanıza kadar gelmiş.
  • Ürün ile katma değerli servisler satışını geliştirin.

Bu konuyla ilgili çok daha fazla geliştirilmesi gereken yön var ve bunlarla ilgili ileriki yazılarımda çok fazla örnek vereceğim. Bunları yapsak bile şu anki adı konmamış kriz ortamında ne işe yarar sorularını duyar gibiyim. Evet doğrudur, ülkemiz her 10 senede bir bu tür krizlerle maalesef karşılaşıyor. Ama bunun bizi durdurması veya gelecek ile ilgili yatırımlardan vaz geçirmesi zaten perakendenin ruhuna aykırı, unutmayın şu an yaptığınız her yatırım gelecek için bir adım demektir. Siz yapmıyorsanız, rakipleriniz zaten yapıyor olacak.

Sağlıkla kalın…

BigChefs’in Yeni Servis Robotu Big-C ile Tanışın

BigChefs, sektöre yenilikler katmaya devam ediyor. BigChefs’in yeni servis robotu Big-C misafir karşılama, sipariş ve diğer tüm personel işlemlerinde müşterilere hizmet vermeye başladı. İlk olarak BigChefs Frankfurt şubesinde kullanılmaya başlanan Big-C’nin, 2022 yıl sonuna kadar tüm yurt dışı mağazalarında yer alması planlanıyor.

bigchefs'in yeni servis robotu big-c

Global restoran endüstrisinde son zamanların en çok tercih edilen teknolojilerinden biri olan robotlar, BigChefs’in yurt dışı restoranlarında da kullanılmaya başlanıyor. Her ülkenin diline uyumlu olarak servis yapabilen bu robotlar, müşteriler tarafından da ilgiyle karşılanıyor.

BigChefs’in Yeni Servis Robotu Big-C’nin testleri İstanbul’da yapılmış

129 cm boyunda ve 57 kg ağırlığında olan Big-C, özellikle tekrarlayan işlerde personele yardımcı olmak üzere planlanmış. Tek seferde birden fazla masaya servis yapabildiği için restoranlarda yüksek dağıtım verimliliği yaratabiliyor. Aynı zamanda 10 kilograma kadar da ürün taşıyabiliyor.

Görevleri sadece servisle kalmayan Big-C, misafirleri kapıda karşılayarak masalarına kadar onlara eşlik edebiliyor. Boş servisleri toplayıp belirlenen noktaya taşıyabiliyor, yol üzerinde herhangi bir engelle karşılaştığında da geçmek için izin istiyor.

İlk olarak BigChefs Frankfurt şubesinde kullanılmaya başlanan Big-C’nin, testleri de İstanbul’da yapılmış. Big-C’nin, 2022 yıl sonuna kadar tüm yurt dışı mağazalarında yer alması planlanıyor. Umarız Türkiye mağazalarında da kısa süre içerisinde görebiliriz.

Boyner, Dünyanın En Prestijli Kahve Markalarından Costa Coffee’yi Türkiye’ye Getirdi

Avrupa’nın önde gelen kahve zinciri ve 12 yıl üst üste İngiltere’nin “En sevilen kahve zinciri” seçilen Costa Coffee, Türkiye’ye geldi.

Boyner’den yapılan açıklamaya göre, Costa Coffee, Türkiye’deki ilk kahve dükkanını İstanbul’da Bağdat Caddesi’ndeki Boyner Cadde’de açtı.

“Signature Blend”i dünyaca bilinen Mocha Italia harmanı ile hazırlanan, taze süt ile zenginleştirilen kahve çeşitleri ve ikonik kırmızı fincanıyla tanınan Costa Coffee, Boyner mağazalarında kahveseverlere özel lezzetler sunacak.

Deneyim odaklı, içinden hayat geçen ve çevresindeki hayatı mağazanın içine taşıyan konseptler yaratmayı amaçlayan ve bu kapsamda ilk adımını Boyner Cadde’yi açarak atan Boyner, Costa Coffee ile müşterilerine sunduğu “akışkan mağazacılık” deneyimini zenginleştirmeyi hedefliyor.

Boyner, Costa Coffee’nin kahve alanında uzmanlığını İstanbul genelinde Boyner mağazalarının bulunduğu yeni lokasyonlara taşımaya, yaşam tarzı, deneyim ve alışverişi bir arada sunmaya devam edecek.

Londra merkezli, Avrupa’nın en büyük, İngiltere’nin ise en çok tercih edilen kahve zinciri olan Costa Coffee kahve kalitesi ile öne çıkıyor. Costa Coffee’nin özel harmanı olan “Mocha Italia”da sadece Rainforest Alliance sertifikalı kahve çekirdekleri kullanılıyor.

Costa Coffee, özel harmanı ile hazırladığı sıcak ve buzlu kahve alternatiflerini şimdi de Türk kahveseverlerle buluşturuyor. Costa Coffee, zengin yiyecek menüsünde ise kahvenin yanına eşlik edebilecek Türk damak tadına özel Acuka Kruvasan, Muz Karamel Kek, Fudge Brownie gibi lezzetlere yer veriyor.

Costa Coffee bu yıl içinde Akasya ve Viaport AVM ile Pangaltı’da bulunan Boyner’lerde de yer alacak

Açıklamada görüşlerine yer verilen Boyner Büyük Mağazacılık Üst Yöneticisi (CEO) Eren Çamurdan, Costa Coffee’nin kahve konusundaki uzmanlığına dikkati çekerek, “Boyner ve Costa Coffee birlikteliğini, kendi alanında ustalaşan ve ait oldukları sektörlerde iz bırakmış iki büyük markanın, daha büyük başarılara birlikte koşmasını sağlayacak bir iş birliği olarak görüyoruz.

Kahve alanında dünyadaki en prestijli markalardan biri olan Costa Coffee ile aynı hedefe doğru yürümekten dolayı son derece mutluyuz. Costa Coffee’nin, deneyimi odağımıza aldığımız fiziksel mağazacılık stratejimize zenginlik katacağına ve uyumlu bir sinerji oluşturacağına inanıyoruz. Bu yıl içinde Boyner Cadde’nin yanı sıra Akasya ve Viaport AVM ile Pangaltı’da bulunan Boyner’lerde de alışverişe kahve kokusu ve sohbeti eşlik edecek.” diye konuştu.

“Costa Coffee’yi Türkiye gibi kahve kültürü olan bir ülkeye getirdiğimiz için çok heyecanlıyız”

Costa Coffee Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (EMENA) Genel Müdürü Gordon Mowat, Costa Coffee olarak vizyonlarının dünyaya kahveyi sevdirmek için ilham vermek olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Boyner ile birlikte büyümemize yardımcı olacak, heyecan verici bir ortaklığı hayata geçiriyoruz. Costa Coffee’yi Türkiye gibi kahve kültürü olan ve kahvede seçici davranan insanların yaşadığı, büyük bir potansiyele sahip bir ülkeye getirdiğimiz için çok heyecanlıyız. 50 yılı aşkın deneyimimiz ile hazırladığımız Costa Coffee’ye özel kahve çeşitleri ve lezzetleriyle birlikte Türk damak tadına uygun zengin bir yiyecek menüsünü bir arada sunmaktan dolayı çok mutluyuz. Bugün, burada Boyner ile birlikte çıktığımız bu yolculuğa harika bir başlangıç yaptığımızı düşünüyorum.”

Victoria’s Secret, Yeni Anlaşmasını Bu Yılın Silahı Olarak mı Kullanacak?

Victoria’s Secret geçen hafta yaptığı açıklamada Frankies Bikinis isimli, Francesa Aiello’nun 17 yaşındayken kurduğu markaya 18 milyon dolarlık yatırım yaptığını açıkladı. Peki Victoria’s Secret, yeni anlaşmasını bu yılın silahı olarak mı kullanacak?

victorias secret
victoria’s secret, yeni anlaşmasını bu yılın silahı olarak mı kullanacak? 22

Markanın bu hamlesi insanlara Victoria’s Secret’ın geçtiğimiz yıllar boyunca ne denli bir değişim yaşadığını sorgulatıyor ve şirketin geçmişini arkada bırakabilmek için gösterdiği aktif çabayı gözler önüne seriyor. Zira Frankies örneğinde, 2016’da şirketin aldığı mayo ürünlerinin üretimini durdurma kararı çokça eleştirilmiş ve sonrasında bu karar iptal edilmişti.

Victoria’s Secret’ın 18 milyon dolarlık yatırımı açıkladığı basın açıklamasına göre Frankies markası sahip olduğu “rahat Malibu tarzı” ile biliniyor. Şirket 2012 yılında o zaman 17 yaşında bir kadın olan Francesa Aiello ve annesi Mimi tarafından kurulmuştu.

Kararın üzerine yaptığı açıklamada şirketin kreatif direktörlüğünü yürüten Francesa Aiello şöyle diyor: “Victoria’s Secret’ın son yıllarda özellikle farkındalık ve kapsayıcılık üzerine geçirdiği değişime fazlasıyla saygı duyuyorum ve inanıyorum ki, birlikte her boyuttan ve her arkaplandan kadınlar adına bikini ve mayo modasına yenilikler getirmeye devam edebiliriz. Arkamızda Victoria’s Secret’ın desteğiyle beraber, Frankies Bikinies müşterilerine kişisel tarzlarını ifade etme şansı sağlayan ve kendilerine özgü giyinebilmelerini sağlayan eşsiz koleksiyonlar sunmayı sürdürecek.”

Victoria’s Secret CEO’su Martin Waters ise Frankies markasını “mayo kategorisinde öncü ve yeni kategorilere genişleme imkanı bulunan ilham verici sahil giyimi markası” olarak tanımlıyor. Ayrıca doğrudan tüketiciye pazarlama imkanlarıyla yeni müşteri kazanma potansiyelinin de yüksek olduğunu vurguluyor.

Victoria’s Secret yakın zamanda yalnızca çevrimiçi satış yapan Happy Nation isimli markasının açılışıyla da gündem olmuştu. Önümüzdeki aydan itibaren satışlara başlayacak marka ergenlik öncesi kızlar için rahat ve kendilerini iyi hissedebilecekleri giyim ürünlerinin satışını yapıyor olacak.

Perakendeci ayrıca geçenlerde halka açık şirket olarak geçirdiği ilk yıl olan 2021 yılına ait tüm sonuçlarını yayınladı. Marka faaliyet gelirlerinde 869.5 milyon dolarlık bir gelir açıklarken net satışları da önceki seneye göre %25 artış göstermişti.