Ana Sayfa Blog Sayfa 343

H&M Satışları İlk Çeyrekte Yıllık %23 Arttı

Dünyanın en büyük ikinci moda perakendecisi olan H&M, Aralık’tan Şubat’a satışlarında beklentilerle uyumlu bir artış bildirdi.

Perakendeci, 28 Şubat’ta sona eren çeyrek için satışların yıllık %23 artarak 3.93 Milyar Euro’ya ulaştığını, yerel para birimlerindeki net satışların ise %18 arttığını söyledi.

Marka bu ayın başlarında Rusya’daki mağazalarını geçici olarak kapatacağını ve Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından ülkeyi dışlayan uluslararası büyük markaların büyüyen listesine katılacağını açıklamıştı.

Rusya H&M’i nasıl etkileyecek?

İşletmenin dünya çapında 170’i Rusya’da olmak üzere yaklaşık 4.800 mağazası var ve bu da Rusya’yı H&M’in altıncı en büyük pazarı yapıyor. Dördüncü çeyrekte grup satışlarının %3,6’sına Rusya satışlarından gelmişti.

H&M, üç aylık kazanç raporunun tamamını 31 Mart’ta yayınlamaya hazırlanıyor. Yayınladığında tekrar sizinle paylaşacağız.

Perakendecilerin Tedarik Zincirine Güveni Geri Geliyor

Büyük perakendecilerin tahminen yarıya yakını hayli yaygın tedarik gecikmelerinin ve iptallerinin bu sene içerisinde son bulacağını düşünüyor. İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılışının ve pandeminin öncesindeki normallik seviyesine ulaşılacağı da öngörüler arasında. Tedarik zinciri krizinin hem uzun süreceğini hem de yaralarını sarmanın zaman alacağını öngören beklentilerin perakendeciler bazında yavaş yavaş ortadan kalkıyor olması sektör için hem sevindirici hem şaşırtıcı.

İngiltereli lojistik şirketi Advanced Supply Chain Group’un araştırmasına göre perakendeciler arasında %46 civarında tedarikte normalleşme beklentisi bulunuyor, üçte bir oranda ise tam normalleşme beklentisi olmasa da gecikmelerde azalma ve güvenilirliğin artışı belli oranlarda bekleniyor.

Tedarik zincirinde mevcut düzlemde de son derece görülebilir olan problemlere ve kayıplara rağmen araştırma gösteriyor ki perakendecilerin konudaki özgüveni oldukça güçlenmeye başlamış durumda.

Bununla birlikte verilerin gösterdiği üzere perakendecilerin %17’si de tedarik zincirinin 2020 öncesi normalliğe ulaşması konusunda büyük endişelere sahip. %3’e yakınının ise 2021 yılında görülen gecikme ve kayıpların hiçbirinin 2022 yılında görülmeyeceğini düşünüyor. Çoğu perakendecinin üzerinde anlaştığı konu ise gecikme ve kayıpların ortak sebepleri. Brexit temelli değişiklikler, artan lojistik maliyetleri ve süregelen Covid-19 etkileri üzerinde mutabık olunan zarar kaynakları.

Perakendecilere göre global alanda tedarikteki bozulmalardan sorumlu olan bir diğer etkense ekstremist çevre örgütleri. Markaların üretim yöntemlerine veya kullandıkları ürünlere yönelik protesto ve eylem yapan grupların şirketlerin lojistiklerine ve zaman çizelgelerine büyük ölçüde darbe vurabiliyorlar. Son aylar boyunca süren Yokoluş İsyanı isimli sivil itaatsizlik eylemleri sebebiyle perakendecilerin yarıdan fazlası (%56) ekstremist çevreciliğin 2022 yılı boyunca ürünlerin lojistiğinde sorun çıkaracağını öngörüyor.

Her ne kadar araştırma perakendeciler arasında tedarik zincirine yüksek bir güven öngörse de perakendecilerin %33 oranındaki bir kısmının önlem olarak stoklarını normalden erken bir tarihte yapmayı planladığı görülebiliyor, bunların da büyük bir çoğunluğu 6 ila 10 ay kadar erken süre zarflarını tercih ediyor.

Tedarik zincirini belirsizlikten korumak için atılan diğer adımlar ise farklı metotlar içeriyor. Verimliliği ve mali geri dönüşü artırmak (%30), stok miktarlarının görülmesi ve yönetiminin kolaylaşması adına tedarik zinciri yazılımlarını güçlendirmek (%29) ve gecikmelere yönelik birden çok acil durum eylem planı yapmak (%26) bu metotlardan bazıları.

Gecikme ve kayıpların ötesine bakmak gerekirse, perakendecilerin üçte birinden fazlası (%35) ‘Şimdi Al Sonra Öde’ trendinin 2022’deki tedarik zincirine en büyük darbeyi vuracağını düşünürken %32 kadarı ise aynı gün teslimata yönelik yükselen müşteri talebinin öncü etmenlerden biri olacağını tahmin ediyor.

Tüketicilerin çevreye ve küresel ısınmaya yönelik büyüyen endişelerinin tedarik zincirinde bulunacağı etki perakendeciler tarafından en büyük 3. etmen olarak tahmin ediliyor.

Tedarik zinciri trendleri hakkında daha fazla bilgi için buradaki ücretsiz e-kitabı inceleyebilirsiniz.

Bir McDonald’s Torbası Rusya’da 300 Dolardan Satılıyor

Ülkedeki 800’den fazla restoranın kapanmasının ardından Ruslar, McDonald’s menü öğelerini yüksek fiyatlara internet üzerinden satmaya çalışıyor.

mcdonalds rusya magazalari kapanirken
bir mcdonald's torbası rusya’da 300 dolardan satılıyor 3

Insider‘a göre, Rusya’daki en popüler seri ilan sitesi Avito’da Rus vatandaşları Big Mac’ler ve McMuffin’ler de dahil olmak üzere ürünler satışa sundular.

Rusya’da Bir McDonald’s Menüsü 36 Dolara Satıldı

Moskova merkezli bir satıcı, yaklaşık 36 dolara bir Big Mac ilanı verdi. The Economist’in Big Mac endeksine göre, Rusya’da burger genellikle 135 rubleye yani yaklaşık 1 dolara mal oluyordu.

Yakın zamanda başka bir satıcı, McMuffins, patates krepleri ve soslar dahil olmak üzere yaklaşık 18$ karşılığında bir “Mc Kahvaltısı” yayınladı.

Satıcı ilanda şunları yazmıştı; “geçmiş bir çağın son tadını çıkarmak isteyenlere“.

avito ilani rusya mcdonalds
avito’da yer alan i̇lanın görseli

Bazı insanlar “McDonald’ın torbalarını” satmaya bile kalkışırken, yapılanlar yasak gibi görünmüyor. Avito ilanında, 373$ eşdeğeri için reklamı yapılan bir kese kağıdı da yer alıyordu. Çantada herhangi bir ürün bulunup bulunmadığı bilinmiyor.

İlan sitesinde ayrıca, bardaklar ve patates kızartması tutucuları da dahil olmak üzere ambalaj satan birkaç başka ilan da yer aldı. Bir satıcı, yaklaşık 74 dolara bir “McDonalds imzalı cam” ilanı verdi.

Halk Ambargolar Hakkında Ne Düşünüyor?

McDonalds’ın Rus şubelerinin kapanması, son günlerde vatandaşlarından sert tepki almıştı. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler, Moskova sakinlerinin kapanmadan önce yemek almak için mağazalara koştuğunu göstermişti.

Indy100‘e göre, Reddit‘te yayınlanan bir fotoğraf bize durumun özetini tamamiyle anlatıyor, bir Rus kapanmadan önce buzdolabını McDonalds burgerleriyle tamamen doldurdu. Fotoğrafın yanında “McDonalds Rus mağazaları kalıcı olarak kapanıyor, burada arkadaşımın zulası var” yazıyordu.

McDonalds CEO’su Chris Kempczinski, 8 Mart’ta çalışanlara gönderdiği bir notta, McDonalds’ın restoranlarını ne zaman yeniden açacağını “tahmin etmenin imkansız” olduğunu, ancak şirketin “durumu yakından izlediğini” söyledi.

Rus Müşteriler Victoria’s Secret Mağazalarına Akın Etti

Belarus haber sitesi Nexta tarafından bu hafta çevrimiçi olarak paylaşılan bir video, kapanışlar başlamadan önce Ruslar stok yapmak için akın ederken Victoria’s Secret mağazalarının dışında oluşan uzun kuyrukları gösteriyor. Nexta, çoğunlukla Telegram ve YouTube aracılığıyla dağıtılan ve Belarus hükümetini ve 2020’deki hileli cumhurbaşkanlığı seçimlerini eleştiren raporlarıyla tanınan Polonya merkezli bir haber kanalıdır.

Mağazanın Önündeki Kuyruklar…

Video, Victoria’s Secret’ın Rus web sitesinde “alışveriş yapanlara mağazalarının saat 15.30’dan sonra kapanacağını” bildiren bir notla aynı gün Çarşamba günü Nexta tarafından yayınlandı.

Victoria’s Secret, Ukrayna ile yaşanan savaş arttıkça Rusya’dan çekilen Batılı büyük markalar arasında yer alıyor. Bazı markalar başlangıçta kapatmaları ertelerken, uzmanlar lojistik şirketlerinin Rusya’daki sevkiyatları durdurması, ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından uygulanan yaptırımların uluslararası finansal işlemlerin yapılmasını zorlaştırması nedeniyle Rusya’da iş yapmanın giderek daha zor hale geldiğini söylüyor.

Rusya’da franchise grubu Alshaya’nın sahibi olduğu ve işlettiği yedi Victoria’s Secret mağazası var. Victoria’s Secret, uluslararası kolunu işinin önemli bir parçası olarak görse de, tedarik zincirinin Rusya’ya kapanması ile birlikte tüm mağazalarını kapatma kararı aldı.

Rusya’da Kapanan Victoria’s Secret Benzeri Büyük Mağazalar

Batılı markaların çoğu, Rusya’daki mağaza kapanışlarının işletmeleri üzerinde ne kadar etkisi olacağına dair ayrıntıları paylaşmakta çekingen davransa da, McDonald’s bu konuda daha açık sözlü olan birkaç şirketten biriydi.

Bu hafta bir UBS konferansında konuşan McDonald’s CFO’su Kevin Ozan, iş üzerindeki tam etkisini hala değerlendirirken, Rusya’daki yaklaşık 850 restoranının kapatılmasının zincire ayda yaklaşık 50 milyon dolara mal olacağını tahmin ettiğini söyledi. McDonald’s, Rusya’daki mağazalarının çoğunluğunun sahibi ve işletmecisi olan birkaç Batılı fast-food zincirinden biridir. Örneğin KFC ve Burger King, Rusya’da çoğunlukla franchise restoranlarına sahipti.

McDonald’s Çalışanlarının Kapanmadan Hemen Önceki Anlara Ait Bir Videosu

Yeniden-Satış Daralan Ceplere Çözüm Olabilir mi?

Son zamanlarda yaşam maliyetleri Avrupa ülkelerinden tutun Amerika’ya kadar global olarak orta sınıf bireyler için oldukça genişlemiş durumda. Hem perakendeciler hem de tüketiciler kaçınılmaz olarak marjinal olarak artan gider kalemlerini hesaba katmak durumunda kalıyorlar. Perakende sektörü için bu kritik dönemin en önemli sorularından biri yeniden-satış sisteminin kendileri adına ekonomik çözümler arayan tüketiciler için yeterli ve uygun bir yöntem olup olamayacağı.

Yeniden-satış dediğimiz sistem, müşterilerin bir marka üzerinden aldıkları ürünü bu marka tarafından yeniden pazara sürülmesi adına satabildikleri bir sistem. Fiyat-bilinçli müşteriler adına farklı ücret alternatifleri sunma imkanına sahip. Bu sebepten ötürü de yaşam maliyetlerinin yükseldiği ve tüketicilerin harcama potansiyellerinin düşüş gördüğü zamanlarda perakende işletmeleri için, yeniden-satış dahil olmak için mantıklı bir alan haline gelmiş durumda.

Yeteri kadar incelendiğinde yeniden-satış sektöründeki büyüme perakendenin birçok farklı alanında görülebiliyor. Pandeminin etkisinin var olduğu 2021 yılında sadece İngiltere içinde eBay üzerinden moda ve giyim kategorilerinde 60 milyon adet kullanılmış ürünün satışı gerçekleştirildi. eBay’in İngiltere Genel Müdürü Murray Lambell bu satış patlamasının en belirgin sebebi olarak artan yaşam maliyetlerinin tüketicileri daha çok fiyat alternatifinin bulunduğu ve nispeten uygun ücretlerin sunulduğu ikinci el pazarına itişini gösteriyor.

Akıllara gelen soru, içinde bulunduğumuz dönem perakendecilerin çoğunluğunun bu sirküler tüketim sistemine dahil olması için doğru bir zaman mı sorusu.

reasons to buy from thrift stores 960x640 1
yeniden-satış daralan ceplere çözüm olabilir mi? 5

Sürdürülebilirlik

Hem Türkiye içinde hem de global pazarlarda birçok markanın yeşil üretimlere ve sürdürülebilirlik politikalarına adım adım daha sert girişler yaptığı şu aylarda, çoğu açıklamalar farkındalık sahibi tüketicilerin çevre kirliliğine karşı hassas davranan markaları ödüllendirdiği yönünde.

Dolayısıyla yeniden-satış sektörünün genişlemesi sadece fiyat-bilinçli hale gelmiş müşterilere maliyet kısma imkânı sunmasından kaynaklı değil, aynı zamanda tüketicilerin satın aldığı ürünlerle doğada bıraktıkları izleri minimize etme motivasyonlarını desteklemesinden dolayı 2022 perakendesinin en önemli etkenlerinden biri olacak gibi duruyor.

Marka Sadakati

Müşterilere daha önce kendilerinden satın aldıkları ürünü e-satış siteleri üzerinden satışa koyma imkanı sağlamak markalara hızlı genişleyen ikinci el pazarını kendi işletmeleri içinde tutmayı sağladığı gibi aynı zamanda tüketicilerle aralarında bir sadakat bağı gelişmesini mümkün kılıyor. Satın alıp kullandığınız, daha sonra da internet siteleri üzerinden tekrar sattığınız ürünler sayesinde markalarla iletişim halinde oluyor ve doğal olarak tüketim alışkanlıklarınızın bir parçası haline geliyorlar.

Üstelik bu harekete dahil olanlar sadece bilindik büyük markalar değiller. Bazı büyük perakendeciler halihazırda müşterilerine yeniden-satış yöntemiyle ürünlerini satışa koyma imkanları sağlamaya başladılar. Geçtiğimiz yıl boyunca İngiltere merkezli süpermarket zinciri Asda 50 farklı süpermarketinde ikinci-el kıyafet satışlarını denedi. Bununla beraber John Lewis ve Ikea da kullanılmış mobilya ve giyim ürünlerini satışa sürme girişimlerinde bulundular.

Kreatif direktörü Molly Mae Hague’ye göre hızlı moda sektöründeki lokomotiflerden biri olan Pretty Little Things şirketi bile bu sene içerisinde ikinci el giyim ürünleri satmaya başlayacak. Yeniden-satışa yönelen şirketlerin büyük çoğunluğu ikinci el giyim ve mobilya ürünlerinin en yoğun alıcılarından biri olan gençlere yönelik pazar imkanını değerlendirmeye çalışıyor zira çevreye yardımcı olmayı ve alternatif hızlı moda ürünleri bulabilmeyi en çok isteyen kitle de gençler.

Alım imkanının düşüşte, perakendecilerin genel giderleri yükselişte iken globalleşen yeniden-satış sektörüne girmek hem cebi daralmış müşterilere hitap etmeyi kolaylaştırırken hem de farkındalık sahibi, sürdürülebilirliğe ve çevre dostu ürünler tüketmeye önem veren tüketicilere ulaşma imkanı sağlıyor.

Metaverse ve Diital Moda İşbirliği İle Gelecekte Gardırobumuzun %15’i Sanal Kıyafetlerle Dolacak

Gelişmiş NFT dünyası ve Metaverse işbirliğinde geliştirilen dijital moda dünyasında yeni bir soru akıllara kazındı. Dijital bir elbise satın alır mısınız? Roksanda, Clearpay ile işbirliği içinde, Londra Moda Haftası sırasında, özel tasarımlarından bir dizi NFT kıyafeti piyasaya sürerken sorduğu soruydu bu.

Roksanda’nın Sonbahar Kış ’22 gösterisinin finalinde podyumda gösterilen elbise, Roksanda’nın web sitesi aracılığıyla 25 £ karşılığında 3D render olarak veya tokenler şeklinde 5000 £ karşılığında satın alınabiliyor. Elbisenin bir NFT kopyasının olması, Roksanda’nın da diğer moda şirketleri gibi metaverse’e gireceğine ve hızla büyüyen bir pazardan yararlanacağına işaret ediyor.

Token satışları, 2021 yılının 3. çeyreğinde 10.7 milyar dolarlık bir hacme sahipti, bu da önceki çeyreğin 8 katından fazla ediyor ve dijital varlık satın alma ve sahip olma iştahının hızla arttığını gösteriyor.

BoF Insights – Yeni Bir Bilgi

Elbisenin tanıtımının ardından The Business of Fashion CEO’su Imran Amed başkanlığındaki bir grup katılımcı, sanal moda ve dijital dünya endüstrisinin geleceğini nasıl şekillendireceğini aydınlatmaya çalıştı.

Meta evrenin doğuşunu internetin gelişine benzeterek, birkaç katılımcı modanın e-ticaretin sunduğu fırsatları kavramakta yavaş olduğu gerçeğini hatırlattı, bu yüzden artık fırsatlara atılma konusunda daha hızlı davranıyorlar.

Dijital Moda Dünyası

Bir düşünelim… Neden birisi dijital bir elbise satın almakla ilgilensin ki? Cevap için önce sosyal medyadaki uygulamaları aklımıza getirelim, örneğin filtreler ve AR (artırılmış gerçeklik) kullanarak bir giysiyi “giydiğinizi” gösteren bir fotoğraf yayınlayabilmek ister misiniz?

Bununla birlikte, dijital kıyafetler sayesinde, influencerlar avatarlarının giyebileceği dijital kıyafetler satın alarak kendilerini ve kişiliklerini ifade etmeye çalıştıkları oyun dünyasında belirgin etkinlikler düzenleyebilecekler.

Modanın geleceğine ilişkin bu tartışmada Fortnite ve Roblox gibi oyun platformlarından sık sık bahsedililiyor, bu platformlar sanal modanın gelişebileceğinin mükemmel örnekleri.

Ayrıca büyüyen dijital ortamda büyüyen çocuklar, yalnızca dijital alanda var olan ürünleri satın almak için gerçek para harcamayı tamamen normal buluyorlar.

dijital moda ve metaverse
dijital moda ve metaverse

Moda ve oyunun bu kesişimi yeni bir şey değil. Hatırlayalım, 2019’da Louis Vuitton, League of Legends ile işbirliği yapmıştıtı. Gucci, 2021’de Roblox’ta sanal bir alışveriş merkezi yarattı. Geçen yıl, İngiliz Moda Konseyi, Roblox’ta 1,2 milyondan fazla etkileşimin olduğu sanal bir ödül töreninde dijital tasarımları için bir moda ödülleri verdi.

Büyüyen Bir Pazar

Etkinlikte konuşan İngiliz Moda Konseyi CEO’su Caroline Rush, dijital modayı mevcut içeriklerine nasıl uygulayacaklarını düşünen moda markalarına net bir mesaj verdi: “Arkanıza yaslanıp ‘Bu teknoloji bizim için değil‘ demeyin“.

Rush, gelecekte gardıroplarımızın %10-15’inin dijitalleşebileceğini öngörüyor. Statista’ya göre 1,5 trilyon dolarlık küresel giyim pazarıyla, bu tahminin gerçekleşmesi durumunda sanal modanın görünümü gerçekten çok parlak olabilir.

Gardıroplarımızın %10-15’inin bir oyun içinde kullanılmak üzere dijital öğeler haline geldiğini düşünmek zor olsa da, dijital giyime artan ilginin arkasında birkaç neden var.

İlk olarak, moda endüstrisindeki aşırı üretimin yıkıcı etkisine dair artan bir anlayışla, dijital stiller satın almak israfı ve aşırı tüketimi azaltmaya yardımcı olabilir.

Institute of Digital Fashion’ın CEO’su Leanne Elliott Young, tasarımcıların fiziksel ürünü yaratmadan önce yeni koleksiyonlara erken satış tepkileri almalarının bir yolu olarak dijital giyimi kullanma olanaklarını da vurguladı. Bu sayede satışa girecek bir ürünün ne kadar beğenileceği önceden öğrenilmiş olacak.

Birçok marka pandemi nedeniyle hala üretim ve tedarik zinciri sorunlarıyla mücadele ederken, dijital kıyafet endüstrisi, hayran kitlelerine hazır giyim üretimine bel bağladığından çok daha hızlı ve kolay bir şekilde daha fazla yeni fikir ve heyecan verici lansman sunmalarına da izin verebilir.

Tüm yeni teknolojilerde olduğu gibi dijital modanın anahtarı, tüm platformlarda entegre bir yaklaşım oluşturarak müşteri için hem dijital hem de fiziksel temas noktalarında tek tip bir deneyim yaratmak.

“Şimdi Al Sonra Öde” Sistemi Bir Tuzak Mı?

Şimdi al sonra öde kampanyalarını hayatınızda elbet bir kere duymuş ve bu fırsatlardan yararlanmış olabilirsiniz. Örneğin bazen kredi kartları, müşterileri için “Bahar alışverişini şimdiden yapın ve taksitlerinizi yaz gelene kadar erteleyelim…” diyebiliyorlar.

simdi al sonra ode taksitli alisveris 3
birçok banka kredi kartlarında bu ödeme yönteminin kullanılmasına i̇zin veriyor…

Pandemi döneminde de böyle kredilerin ihtiyacı olanlara sunulduğunu hatırlamak için hafızamızı pek de zorlamamız gerekmiyor. Birçok insan ihtiyacı tutarında çektikleri kredileri 6 ay sonra ödeme imkanını kullanarak bütçelerini biraz olsun rahatlattılar.

Bazı spor salonları, hiçbir süre sınırı olmadan tüketicilerinin üyeliklerini dondurdu ve bu süre zarfında herhangi bir ödeme almamak için özen gösterdi. Ayrıca yine tüketiciler bazı alışverişlerini sonra ödeyebilecekleri krediler yardımıyla yapmaya başladı. Ancak bu durum ceplerimize her zaman rahatlama getiriyor mu? Cüzdanlarımız eskirken, bizler rahat harcamalar yapmaya devam edebilir miyiz?

Şimdi Al Sonra Öde Bir Canavar Mıdır?

Artan enflasyon düşünüldüğünde çoğu tüketici için bazı ürünleri erkenden alıp, ödemelerini sonraya bırakmak büyük bir fırsat gibi düşünülüyor. Bu sayede enflasyondan etkilenmeyen tüketiciler istedikleri ürünlere kolay krediler yardımıyla sahip olabiliyorlar.

Perakendeciler de ürünlerini kolaylıkla sattıklarını düşünüyor ve bu sisteme uygun kredi kartlarıyla anlaşma haline giderek tüketicileri kendilerine çekiyorlar. Sonuç olarak daha fazla ürün satılıyor, ticaret canlanıyor, duraksayan ekonomi çarkları tekrar hareket ediyor ancak krediler arttıkça artıyor ve tüketicinin cebi aslında borçlarla doluyor.

simdi al sonra ode taksitli alisveris
alışveriş yaparken sonra ödeme sistemi tüketiciyi cezbediyor…

Örneğin DebtHammer.org tarafından yapılan bir ankete göre, alışveriş yapanların yaklaşık %45’i şimdi en az bir tane şimdi al, sonra öde kredilerine başvuruyor. Bu oran geçen yıla göre %41 artış göstermiş.

Ancak Tüketiciler Pişman

Rapora göre ertelenmiş taksitli ödeme planlarını kullananların %22’si kararlarından pişmanlık duyuyor. -Araştırma Türkiye’de yapılmadı-

Kabaca %30’u ödemelere ayak uydurmakta zorlandıklarını ve sıkıntıya düşmemek için önemli fatura ödemelerini aksatmak zorunda kaldıklarını söylüyor.

simdi al sonra ode pismanligi
ancak tüketiciler sonrasında pişmanlık yaşayabiliyorlar…

Kısacası bu ödeme planı tüketicileri daha fazla krediye, daha çok alışverişe, geçici mutluluğa ve ardından gelen pişmanlığa sürüklüyor. Hem mağazalar, hem tüketiciler başlarda memnun kalırken; kısa süre içerisinde girdikleri borçlar sebebiyle bazı tüketiciler alışverişlerini kısıtlıyor ve bu sebeple ekonomik bir küçülme yaşanıyor.

Bu durum sadece bankalara ve kredi veren kuruluşlara yararken; hem mağazalar hem de tüketiciler büyük bir tuzağın içine çekilmiş oluyorlar.

Mango’nun 2021 Kârı Son 10 Yılın En Yüksek Seviyesinde

Mango’nun cirosu 2019 seviyelerine yaklaşırken şirketin kar oranı son on yılın en yüksek seviyesine çıktı.

Moda perakendecisi, %21,3’lük bir büyüme ile 1,8 Milyar Sterlinlik bir büyüme bildirdi ve çevrimiçi satışlar toplam cironun %42’sini oluşturdu. Kar oranları ise 2019 yılının %17,6 kadar artışla 56 Milyon Sterline yükseldi.

Şirket yüksel kar oranlarının ardından yıllık yatırımlarını %64 artırarak 37 Milyon Sterline çıkardı. Yatırımların çoğu dijital kanallara yapılacak.

Mango CEO’su Toni Ruiz yaptığı açıklamada: “2021 sonuçları, şirketin son yıllardaki olumlu gelişimini gösteriyor ve tüm ekibin sıkı çalışmasının bir sonucudur. 2021 yılı da zorluklar ve belirsizliklerle doluydu ancak söz verdiğimiz gibi pazardaki konumumuzu güçlendirmek ve aynı zamanda karlılığımızı artırmak için Mango markasının gücünü kullandık.” dedi.

Mango Rusya faaliyetlerini askıya almıştı

Perakendeci, çocuk giyimine olan talebin 2019’a göre %60 artarak güçlü bir şekilde devam ettiğini ve erkek giyim, ev giyim ve çocuk giyiminin toplam cironun %18’ini oluşturduğunu söyledi.

Ancak kadın giyim, %82’lik pay ile şirketin en iyi kategorisi olmaya devam ediyor.

Mango şu anda Ukrayna ve Rusya’daki krizin 2022’de iş süreçleri üzerindeki etkisini analiz ediyor. Diğer birçok işletme gibi, Mago da Rusya’daki faaliyetlerini geçici olarak askıya aldı.

Güzelliğin Ötesi: Perakendede Nöroestetik Neden Önemli?

Perakende; metrikler, ölçümler ve veriler tarafından yönlendirilen bir endüstridir. Kararlar, verilerin analizi olmadan nadiren verilir. Ve bazen veriler bir mağazanın performansını değerlendirmek ve mağaza tasarımıyla ilgili kararları belirtmek için kullanılır. Mağaza tasarımının birinci önceliği olan verimin dışında; ikinci öncelik olarak görsel estetik tasarımcılar tarafından oldukça önemsenen unsurlardan biri. Peki bu durumda adını sıklıkla duyduğumuz nöropazarlama kavramı ile birlikte perakendede nöroestetik ne boyutta karşımıza çıkıyor?

noropazarlama
bir i̇ç mimari örneği

Bizler elimizde bol miktarda ölçüm ve veri olan bir zamanda yaşıyoruz. Tasarımcılar ve işletmeler, riski en aza indirme umuduyla bilinçli kararlar almak için bu ölçümlere güveniyor. Yıllarca süren deneme yanılmalardan ve tüketici araştırmalarından geçen bu veriler nöropazarlamanın adımlarını atarken perakendecilere yol gösteriyorlar.

Bu veri baskınlığı ve fazlalığı, tamamen mağaza performansının ölçülebilir yönlerine odaklanmayı cazip hale getiriyor, ancak bunu yaparken, bir mağazanın nasıl göründüğü ve bize nasıl hissettirdiği gibi tasarımın daha ölçülemeyen yönlerinin önemini  de gözden kaçırabiliyoruz.

Yine de, bir mağazanın görünüşünü nasıl değerlendirebiliriz? Mağaza performansının diğer yönlerini yaptığımız gibi estetiği nasıl ölçebiliriz?

Güzel ilan ettiğimiz şeyin genellikle öznel olduğu ve kişiden kişiye değiştiği düşünülür; ancak, bu tamamen doğru olmayabilir. Araştırmalar, çekici bulduğumuz suretlerde kültürler arası benzerlikler olduğunu göstermiştir. Örneğin, simetrik yüz özelliklerine olan ilgimiz, birbiriyle hiç etkileşime girmemiş kültürler tarafından paylaşılan evrensel bir durum gibi görünüyor. Nöroestetik olarak bilinen bu araştırma alanı, güzelliğin öznel olduğu fikrine meydan okuyor.

Bu tür araştırmalar, iyi tasarlanmış, güzel bir mağazanın estetik olarak ölçümünü nasıl yapacağımız konusunda bize yol gösterebilir. Bilim şimdi birçok tasarımcının zaten bildiği şeyi, estetiğin önemli olduğunu doğruluyor. Estetik marka değerini tüketicilere iletebilir; örneğin, indirimli mağazalardaki müşteri değeri, fiyat ve kolaylık yoluyla sağlanır. Bununla birlikte, bu mağazaların estetik düşünceden yoksun olması veya güzelliğe yatırım yapmaması, genellikle bir müşterinin markalara ne kadar bağlı hissettiğini ve onlara adamaya istekli oldukları sadakat ve güven düzeyini sınırlar.

İyi perakende tasarımı; eğiten, sosyal etkileşimleri kolaylaştıran, duyguların etkileşimine izin veren veya daha yüksek verimli bir satın alma düzeyine imkan veren bir deneyim sağlar. Güzelliğin en büyük kalitesi, tüm mağaza hedeflerini geliştirme yeteneğidir. Görsel estetik, perakende deneyimlerinin başarısını artırma fırsatını mağazacılara verir.

Güzellik, bir müşterinin mağaza deneyimi sırasında hissettiği bağı veya duyguyu artırabiliyorsa, ziyaretçi bu perakende markasıyla daha derin bir bağ oluşturur. Sonuç olarak bu, fiziksel mağazanın kapsayıcı hedefi olmalıdır: müşteriyi markaya bağlayan bir ortam yaratmak.

Güzelliğin nesnel olabileceği fikrinin ortaya çıkmasıyla birlikte, sinir bilim artık araştırmacıların bir bireyin bir çevreye veya nesneye nörolojik ve fizyolojik tepkilerini ölçerek güzelliğe verdiği tepkiyi ölçmesine olanak tanıyor. Bu ölçümler, bir araştırma laboratuvarının kontrollü koşullarında gerçekleşiyor. Sonucunda, estetiğin inanılmaz derecede önemli olduğu savını doğruluyorlar.

Güzellik Duygusal ve Ödüllendirici Bir Deneyimdir

Estetiğin bize gönderdiği görsel uyarı, beynimizdeki ödül sistemlerini etkiler. Ödül sistemleri, bize zevk veren davranışları tekrarlama olasılığını güçlendirir. Kelimenin tam anlamıyla güzellikten etkilenir ve çekildiğimiz alana bir daha gitmek isteriz.

İşte bahsedilen estetik kavramı mağaza tasarımına uygulandığında, güzel bulduğumuz fiziksel bir alanda olmak veya yeniden ziyaret etme isteği; bize doğuştan gelen biyolojik bir arzu olabilir. Beynimiz estetik mekan ile olan bağlantımızı güçlendirir. Duyguları düzenlemekten sorumlu beyin bölgeleri, güzel bir nesneye baktığında harekete geçer.

Kasıtlı olsun ya da olmasın, Apple, yeni mağazalara ev sahipliği yapmak için tarihi binaları kullanarak güzelliğin duygusal gücünü mağaza deneyimine ustaca dahil ediyor. Los Angeles Eyalet Tiyatrosu veya Roma’daki Palazzo Marignoli gibi binalar,

apple store in la

Apple’ın dikkatle düşünülmüş tasarım diline çarpıcı bir şekilde uyuşuyorlar. Bu binaların tasarımı teknik olarak markaya uygun değil, ancak insanların inanılmaz yüksekliğe ve süslü detaylara hayran kalmalarına neden oluyor.

Apple, marka çağrışımı yoluyla güven ve sadakat yaratmak için estetikten yararlanıyor ve esasen güzelliği markanın yararına yeniden kullanıyor.

Perakendede Nöroestetik Kavramını İç Mekanlara Uygulamak

Tasarımcılar zaten estetiğin duygusal gücünü kavramışlardı. En iyi tasarımcılar, duyguları ve hisleri ortaya çıkarmak için malzemeleri bilinçli ve ustaca kullandılar. Şimdi, sinir bilim, bir alanın görünüşünün ve hissinin bu şekilde kullanılabileceği fikrini nitelendiriyor.

İnsanların nesneler, şekil, koku, ışık ve mekandan fiziksel ve psikolojik etkilenmeleri, perakende alanları da dahil olmak üzere iç tasarım uygulamalarını geliştirebilir. Güzellik yorumlarından ziyade, nöromimari biçim, mekan ve doğal ışık gibi mimari unsurların refahımızı nasıl etkilediğiyle ilgilenir.

2019 yılında yapılan bir çalışmada, insanlardan sinirsel aktiviteleri kaydedilirken farklı mimari pencere şekilleri kategorilerini derecelendirmeleri istendi. Yuvarlak ve dairesel geometrinin üçgen geometriden daha hoş olduğu bulundu. Fark ettiyseniz son zamanlarda yazılım dünyasında yuvarlatılmış masaüstü penceresi modası artarak devam ediyor.

Çalışma, geometrik şekillerin duygusal durumumuzu ve beyin aktivitemizi etkilediğini ve estetiğin algımız üzerinde bilinçsiz bir etkisi olduğunu doğruladı.

2017’de yapılan bir araştırmada, katılımcıların sinirsel aktiviteleri, sanal gerçeklikte iç mekanlarda yürürken izlendi. Kıvrımlı formları keskin, katı formlardan daha güzel olarak değerlendirdiler. Bu tür araştırmalar, bizi bilinçaltında etkileyen bir güzellik algısının var olduğunu bize göstermekteydi.

Bazı şeyler en açık şekilde görülerek, hissedilerek veya başka bir şekilde deneyimlenerek iletilir. Örneğin Çin’in Zhejiang eyaletindeki Bund Postanesi, insanları çekebilmek için farklı bir tasarım anlayışını kullanıyor.

tasarim perakendede noroestetil.jpeg
çin’in zhejiang eyaletindeki bund postanesi

Tasarımcılar, postane hizmetlerinin genellikle kültürel tatiller, doğum günleri ve yıldönümleri gibi kutlama zamanlarıyla ilgili olduğunu fark ettiler. Bu yüzden tasarladıkları bu alan, topluluk üyelerinin hediyeleri, anıları ve olayları paylaştığı bir yer olarak kabul ediliyor.

Mağaza içinde, hiçbir tabela veya personel tarafından iletilen hiçbir kelime, bu kadar derinlikte anlam katmanları sunamaz.

Perakendenin Nöro-Deneyimlere İhtiyacı Var

Nöromimari alanı, perakende tasarımında da benzer bir adım atmalıdır. Fiziksel perakendenin gelecekteki başarısı artık sadece mağaza ve mal değil; perakendenin gerçek değeri, markaların bu unsurları sağladıkları deneyimler ve nöroestetik ile nasıl birleştirdiği ile ilgili olacak.

perakendede estetik
tasarım ve görsel estetik bütünlüğüne önem veren bir i̇şletme

Güzelliğin mağazada kalma süresini iyileştirebileceğini ve daha derin bir marka bağlantısına dönüşebileceğini unutmayın.

Tasarladığımız mağazalar sadece ürün veya hizmet satmak veya deneyimlemek için mekanlar değildir. İnsanlara duyguları hissettirebilen mekanlardır. Bizi psikolojik ve fizyolojik olarak değiştirebilirler – bu inanılmaz derecede güçlü bir şey. Bu, bir markanın hayal edebileceği en yüksek etki düzeyidir. Ve güzel tasarlanmış bir mağaza için en güçlü iş gerekçesi olarak hizmet eder.

Perakendecilerin Pandemi Sürecinden Çıkardıkları 5 Ders

Yaklaşık 2 senedir devam eden hem hayatımızı hem de tüm iş süreçlerimizi alt üst eden pandemi süreci, elbette her sektörde olduğu gibi perakenden sektöründe de köklü değişikliklere sebep oldu.

Perakendecilerin geçtiğimiz yıl yaşadıkları deneyimlerinden hareketle pandemi perakende sektörü için neleri değiştirmiş sizler için derledik.


Müşterinin Gücü


Pandemiyle birlikte yaşanan ekonomik sıkıntılar tüketicileri de satın alma kararlarını verirken 2 kere düşünmeye zorladı. Yarınımızın garantisi olmaması, her an işimizi kaybedebilecek olmamız, alışveriş yaparken maske ve mesafe kuralına sürekli dikkat etmek zorunda olmamız müşterilerin alışveriş biçimini oldukça değiştirdi. Perakendeciler değişen talep karşısında hazırlıklı olmaları gerektiğini ve müşterinin ne kadar güçlü bir etken olduğunu öğrendiler aslına bakarsanız.

Pandemi, perakendecilere müşterilerin gücünü nasıl etkin şekilde kullanacakları konusunda ışık yaktı. Sık sık değişen talep, ürünler, pazarın öncelikli ihtiyaçları perakendecilerin stratejilerini değiştirmelerine sebep oldu. Artık perakendeciler kriz yönetimi, ani değişen talep ve pazar ihtiyacı konularında daha tecrübeli ve daha hazırlıklı.


Güçlü Tedarik Zinciri

Tedarik zinciri denilen devasa ağ, işletmelerin ürünlerini veya ürünlerinden bir parçayı tedarik etmelerini sağlayan bir sistemdir. Zincir kelimesinden ötürü tedarik zincirinin bir halkasının başarısız olması tüm sistemin çökmesi anlamın taşır. Pandemide yaşanan büyük tedarik zinciri sıkıntıları perakendecilere esnek çalışma şartlarına uyum sağlayabilen, çok yönlü iletişim ağına sahip, farklı şartlara göre uygulama biçimini değiştirebilecek profesyonellikte olan tedarikçilerle çalışmanın ne kadar önemli olduğunu öğretti. Yüksek öngörüye sahip sayılı birkaç şirket bunu pandemi öncesinde yapmayı başarabildi. Örneğin Levi’s markası dağıtımını sıkışık batı limanlarından daha az kullanılan doğu limanlarına çevirdi. Böylece ürün tedariki konusunda sıkıntı yaşamadı. Yine Amazon kendi konteyner ve gemilerini satın alarak tedarik zinciri krizini kırabilen diğer markalardan biri oldu.


Teknolojiye Yatırım Yapın


Özellikle evlere kapandığımız dönemde, teknolojik altyapısı güçlü olan şirketlerin ayakta kalabildiğini çok iyi gördük. Çevrim içi alışverişin rahat olduğu, farklı alışveriş alternatifleri sunabilen şirketler bu dönemde diğer şirketlere göre daha az hasar aldı. Bunu yapabilmek için güçlü bir teknolojik altyapı gerekiyor. Mağaza yönetimi, bilgi teknolojileri, satın alma ve planlama gibi sistemleri iyi yöneten firmaların bu dönemde öne çıktığını ve hizmetlerini sürdürdüğünü gördük.

Tercih edilen işveren olmak


Çalışanların değerini ve haklarını bilmek ve korumak, iyi bir işveren olmak her zaman size verimli çalışan olarak geri döner. Pandemi sürecinde de bir çok çalışanın işvereninin suistimalleri ve haksızlıkları yüzünden işsiz kaldığına şahit olduk. Aksine bu gibi kriz durumlarında işverenlerin yapması gereken çalışanına sahip çıkmak, haklarını korumak ve çalışanına değer vermektir.

Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun verilerine göre son bir yılda işçiler daha yüksek oranda işten ayrıldılar, Ekim’de %2,8’e yükseldi (işten ayrılanların sayısı toplam istihdama göre). Perakendeciler için oran, geçen Ekim ayındaki %3,4’e kıyasla %4,4’tü. ABD’deki açık iş oranı da önemli ölçüde yükseldi ve geçen yıl %4,6’dan bu Ekim ayında %6,9’a yükseldi. İşten ayrılma oranlarını azaltmak için yapılması gerekenler belli. Çalışanlar eşit çalışma şartları ve huzurlu bir çalışma ortamı istiyorlar. Bunun yanında fikirlerinin duyulduğu, ihtiyaçlarının karşılandığı, değer görebildikleri işverenlerle çalışmayı umut ediyorlar. Buna örnek olarak Sephora’nın , çalışanları, müşterileri ve satıcı ortaklıklarını kapsayan DEI girişimlerini destekleyen ortamlar sağlamak için özenle çalışmasını gösterebiliriz.

Az, çoktur…

Perakendeciler, envanter çeşitlerinde bir azalmanın brüt kar marjı ve ciroya yardımcı olabileceğini oldukça çabuk öğrendi. 2020’deki stok fazlalığından 2021’deki kısıtlı tedarik zincirlerine kadar birçok perakende şirketi, nitelikler ve özellikler açısından ürün tekliflerinin miktarını geri çekti. Bu daha düzenlenmiş ürün yelpazesi, müşteriler için daha az seçenek sağladı, ancak alışveriş yapanların satın almalarını engellemedi. Bunlara ek olarak, müşterinin aldığı ürünleri uzun süre kullanması , geri dönüşüme değer vermesi 2.el pazarının çok gelişmesini sağladı.

Yukarıdaki noktaları incelediğinizde, aslında her bir başlık perakendenin bugünü ve dolaylı olarak yarını için bir fırsat. Son 2 yıl içerisinde yaşanan zorluklar perakende sektörünü inanılmaz bir hızda bambaşka noktalara taşıdı. Fakat henüz bu maraton bitmiş de değil. Özellikle ülkemiz perakendesi için belirsiz piyasa şartları da devreye girince işler olduğundan çok daha zor bir hal alabiliyor. Umalım ki perakende markalarımız için daha iyi bir 2022 yılı karşılayabilelim.