Ana Sayfa Blog Sayfa 363

2022 İçin En Büyük 5 Alışveriş Trendi

Geçtiğimiz sene boyunca perakendeciler alışveriş yolculuğu açısından stratejilerini yaptılar ve alışverişçi yoğunluğunu yükselttiler. İşte bu sene müşterilerin yeni yılda alışveriş yaparken ortaya çıkarabilecekleri ilk 5 alışveriş trendi aşağıda sıralanıyor.

Trend 1: Fiziksel mağazalar perakende alışveriş için kritik bir güç olmaya devam ediyor

Çevrimiçi ticaret 2021’de 1 trilyon doları aşmış olsa da, fiziksel mağazalardan gelen satışların %84’ü ile fiziksel mağazalar hala alışveriş için çok uygun olacak. Mağazalar daha deneyimsel hale gelecek ve alışveriş yolculuğuna daha fazla teknoloji katacaklar. Ürün açıklamaları ve bilgileri, stok bulmak veya ürün kullanımını göstermek için QR kodları kullanılacaktır.

Cep telefonları, fiyat ve stok kontrolünün yanı sıra sorunsuz bir şekilde kontrol etmek için mağaza içi alışverişe entegre olacak.

cevrimici alisveris


Tüketicilerin en büyük eğlencelerinden biri olan sosyal etkileşim ve alışveriş, önümüzdeki yıl pandemiden çıkarken daha da önemli olacak ve tüketiciler bir normallik duygusu geliştirmek için daha fazla fırsat arayacaklar.

Trend 2: Çevrimiçi alışveriş ve mağaza içi deneyimler arasındaki boşluğu kapatmak

Çevrimiçi alışveriş ve mağaza ziyareti arasındaki daha iyi deneyimler, perakendecilerin bu yetenekleri geliştirmek için son iki yılda çok çalıştıkları için açıkça görülecektir. Alışveriş yapanlar, geçtiğimiz yıl boyunca mağazadan teslim alma, mağazada çevrimiçi satın alma ve mağazalarda stok bulunmadığında doğrudan nakliye yöntemi ile bu birikime büyük ölçüde tanık oldular. Perakendeciler bu tür stratejiler üzerinde çalışmaya devam edecek.

Trend 3: Alışveriş sosyal medyada viral hale geliyor

Insider Intelligence‘ın baş analisti Andrew LIpsman, Perakende Trendleri 2022 ile ilgili yakın tarihli bir web seminerinde, sosyal medya üzerinden viral ticaretin önemli bir büyüme alanı olduğunu tahmin ediyor. Lipsmans, esasen sosyal medya üzerinden alışveriş yapan 45 milyar dolarlık sosyal ticaret meselesinden bahsetti. Kullanıcılar, sosyal medya aracılığıyla sunulan daha fazla teklif, daha geniş bir ürün yelpazesi ve markalar, perakendeciler ve influencerlar arasındaki özel işbirliklerinde artış görmeyi bekleyebilirler.

sosyal medya viral pazarlama


TikTok kullanıcılarının, en son satın aldıklarını üç milyardan fazla görüntülenen #tiktokmademebuyit hashtag’i ile göndermeleri son trendin örneği. Amazon gibi perakendeciler, TikTok’un en çok satanlarından gelen çevrimiçi ürünlerinin pazarlamasını yapıyor.

Trend 4: Neredeyse gerçek zamanlı teslimat isteniyor

Perakendeciliğin tüm sektörlerinde üçüncü taraf dağıtım aracılarında bir artış görüldü. Alışveriş yapanlar, birçok perakendeci ile aynı gün teslimat sunan daha fazla perakendeci görecek. Target’ın yaygın olarak kullandığı ve sahip olduğu Shipt, sunduğu ürün sayısı ve perakende ortak sayısı açısından büyümeye devam etti. Instacart yılda 1,6 milyar doların üzerinde gelir elde ediyor ve yakın gelecekte halka açılmayı planlıyor.

Bu tür alışverişi kolaylaştıran bir diğer husus, müşterilerin yaşadığı yerel alanlarda mini dağıtım merkezleri olan mikro-yerine getirme merkezlerinin artan kullanımıdır. Perakendeciler, ürünleri müşterilerin evlerine ulaştırmaya yardımcı olmak için bu merkezleri kullanıyor. Birçok perakendeci, mini dağıtım merkezlerinde müşterilerin siparişlerini teslim alabilecekleri alanlar sunuyor. Bazı durumlarda, bireysel mağazalar, müşteri siparişleri için koridorları tarayan toplayıcılarla birlikte sipariş karşılama merkezleri haline geldi.

Bu gelişmeyi sağlayan önemli faktör bir teknoloji otomasyondur. Örneğin Walmart, daha küçük sipariş karşılama merkezlerindeki çevrimiçi siparişler için otomatik botlar kullanıyor.

Trend 5: Daha az çeşit karmaşası

Tedarik zinciri aksamaları, geçen bir buçuk yıl boyunca bolca konuşuldu. Bu yıl, birçok perakendeci ve marka bu konuyla ilgili özellikle sıkıntılı geçti. Sonuç olarak, birçok perakendeci, kategorilerdeki ürün çeşitlerini önemli ölçüde azaltmak zorunda kaldı. Alışveriş yapanlar stil, renk veya özellikler açısından daha az seçenek aramak zorunda kaldılar.

Özellikle giysi, aksesuar ve ayakkabı dahil olmak üzere moda ürünleri kategorisinde, ürün seçenekleriyle aşırı derecede depolandı ve çeşitlendi. Bu durumda 5 alışveriş trendinin sonuncusu olarak ‘daha az seçenek ve daha özenle seçilmiş çeşitler’, müşteriler için olumlu bir alışveriş deneyimine dönüşmeli.

2021 yılının son haftasını bitirirken ve geçen yılki alışveriş deneyimlerini tekrar düşündüğümüzde, genel alışveriş deneyiminin ve rahatlığının büyük ölçüde iyileştiği söylenebilir. Bu genel eğilim 2022’de de devam edecek gibi görünüyor.

5 alışveriş trendi 5 alışveriş tren

2021 Perakende Satışlarından Öğrendiklerimiz

Perakendeciler ve tüketiciler bugün fiyat etiketlerinin yüksek olduğunu düşünüyorsa zaman, rahatlık ve deneyim gibi satın alma kararlarını etkileyecek tüm olguları göz önünde bulundurmalı. Bunun sebebi; sayılan faktörlerden herhangi birinin, bir müşterinin seçimini değiştirebilecek olması.

Perakende sektörü inişli çıkışlı bir yılı daha geride bıraktı. 2021’deki en önemli perakende haberlerine dönüp baktığımızda, 2022’de perakendeci stratejilerini şekillendirmesi gereken 9 trend ve davranış öne çıkıyor.

2022’de Perakendecilerin Yararlanması Gereken 9 Ders

1. Dünya dostu yönelimler devam edecek

İklim bilincine sahip tüketicilerin çoğalması ve daha düşük karbondioksit emisyonlarıyla uyumlu yiyecekleri yemeyi seçmesi, pazarda da destek kazanıyor. Bu tercih gıdanın ilk halinden son haline kadar uzanıyor.

Gelecek yıl çevre dostu yenilikçilerin sayısı artacak ve bu yönelim daha fazla değer kazanacak. Sürdürülebilir maddeler ve onlardan elde edilenler büyük öneme sahip olacak.

perakende 1
sürdürülebilirlik

2. Teknoloji, sağlıklı yaşamda daha büyük bir role hizmet edecek

2021’de pek çok tüketici pandemi nedeniyle endişe ve depresyonla mücadele etti. Tüccarlar; huzuru, yaratıcılığı ve amaç duygusunu geliştirmek için bir bu gelişmeye dizi ürünle karşılık verdi.

2022’ye belirsizliğin devam ettiği bir tabloyla giriyoruz, bu nedenle bu ürünlere olan arzu muhtemelen devam edecek. Uzmanlar tarafından dijital tedavi pazarının 2027 yılına kadar 14,5 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.

perakende 2
dijital terapi

3. Tüketiciler yeni mağazaları ziyaret edecek ve alışveriş yapacak

2021’de yaklaşık 3.000 mağazanın kapanması bekleniyordu ancak yılın ilk üç çeyreğinde 6.000’e yakın mağaza açılışı gerçekleşti. Bu alışılmadık sonucun arkasındaki kararların duygusal değerlere bağlı olduğunu görebilirsiniz.

İnsanlar sosyal faaliyetlere devam etmek istiyor. Bu deneyimleri daha kolay ve erişilebilir hale getiren perakendecilerin müşteri trafiğini çekmesi daha olasıdır.

perakende 3
alışveriş

4. İzine dayalı reklam tutacak

Pek çok perakendecinin, özellikle yeni kurulan şirketlerin, bu pazarlama modeline bir standart olarak yaklaştığı 2021’in ardından, daha fazla perakendeci izin tabanlı reklamcılığı benimseyecek ve müşterilerden verilerini paylaşmayı seçmelerini isteyecek.

Tüketiciler, reklamlar konusunda katı bir görüşe sahip. Tüketicilerin %70’i; bir işletmenin, tercihlerini izin olmadan başka satıcılarla paylaşmasının kabul edilemez olduğunu düşünüyor. Bu sebeple reklam alanında izin kavramı daha önemli bir yere sahip olacak.

perakende 4
reklam

5. Yapay zeka fiyatları belirlemeye devam edecek

2020’de en iyi perakendecilerin %58’i, 2021’in sonuna kadar bir tür yapay zeka fiyatlandırma teknolojisi uygulamayı planladıklarını söyledi. Günümüz şartlarında rekor kıran enflasyon, akıllı modellemenin fiyatlandırmada tahmin yürütmeyi ortadan kaldırmasının aciliyetini vurguluyor.

6. En genç tüketiciler daha aktif tüketiciler olacak

Genç tüketiciler satın alımlarda önemli rol oynuyor. 2020’de 12 yaşın altındaki çocukların %80’inin aile satın alımlarını etkilediği bildirildi ve bu istatistik, yılda 500 milyar dolarlık satın alma anlamına geliyor. Artık tüm dijital alışveriş yapanlar bir yaş daha yaşlandı ve alışveriş merkezleri de dahil olmak üzere alışveriş yapmanın daha fazla yolunu keşfediyor.

Teknolojide ileri olun, sürdürülebilir olun, şeffaf olun ve hazır olun. Bu ilkeler yalnızca alfa kuşağı müşterisini meşgul etmekle kalmayacak, aynı zamanda çoğu alışverişçinin beklentilerini karşılamanıza yardımcı olacaktır.

perakende 5
genç tüketiciler

7. Perakendeciler ödülleri şifreli, ancak anlaşılması kolay hale getirecek

Bitcoin gibi dijital paralar daha popüler hale geliyor, bu nedenle artık bununla ilgili ödüller dağıtmak perakendecilere fayda sağlayacak. Bununla birlikte, perakendecilerin kripto kavramını yeni benimseyenler için yorumlamayı kolaylaştırması gerekecek.

Puanların ve kripto para birimlerinin dijital oluşu sebebiyle süreci basitleştirmek ve açıklamak zor olmayacaktır. Ayrıca bazı değer garantileri sağlamak, tüketicinin ilgisini çekmede uzun bir yol kat edecektir.

perakende 6
dijital paralar

8. Tüketiciler biraz eğlenmek isteyecek

2021’de Home Depot‘un 12 metrelik dekoratif iskeleti ulusal bir kült figürü oldu. Ancak bu başarının ardındaki hikaye, yani 2022’de perakende için önemli olması gereken şey: mutsuzluktan eğlenceye sağlayabilmek.

Pandemi tüketicileri evlerinin içinde tutmuş olabilir ancak yine de onlar kendi çimlerinde hareket edebildiler ve bunu sevdiler.

perakende 7
home depot’un dekoratif i̇skeleti

9. Geleneksel olmayan perakende merkezleri açılacak

2020’de yaklaşık 8.700 mağaza kapanışının ardından geliştiriciler, ana caddeler ve banliyö alışveriş merkezlerindeki boş alanlarda zengin çözümler üretti. Alışveriş yapanları dijital cihazlarından uzaklaştıracak kadar çekici ve yenilikçi konseptler yayılmaya devam edecek.

Gözünü karartmış geliştiricilerin ve kiracıların 2022’de de başarılı olan konseptlerden yararlanmalarını bekleyebiliriz.

perakende 8
pop up mağazalar

Bu 9 Dersten Yararlanmak Beceri İster

Yeni müşterileri çekmenin ve mevcut müşterileri elde tutmanın bedeli, fiyatlandırmadan kanala ve en ödüllendirici alışveriş deneyimine kadar tüm satın alma kararlarına rehberlik eden çevresel faktörlere bağlı olarak yükselir.

Müşterilerine rehber olarak güvenen ve bu girdileri makine öğrenimi gibi içgörülerle zenginleştiren perakendeciler, değerli eğilimleri tespit edebilmeli ve yörüngelerini onlara göre yönlendirebilmelidir. Böylelikle başarıya bir adım daha yakın olabilirler.

Global Mutluluk Araştırması’na Göre Türkiye’de En Mutsuz Kesim Gençler ve İşsizler

BAREM’in Gallup International Association (GIA) ile gerçekleştirdiği Global Mutluluk Araştırması’nın sonuçlarına göre dünya nüfusunun çoğunluğu pandemiye rağmen mutlu. 45 ülkede 42 bine yakın kişiyle yapılan araştırma, insanların yüzde 57’sinin çok mutlu veya mutlu olduğunu ortaya çıkarıyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 42.

Mart 2020’de pandemi krizi başladığında, dünya vatandaşlarının çoğu krizin sonbaharın sonunda biteceğini düşünüyordu. 2021 yılında aşılamanın hızlanması, sağlık krizini çözeceği beklentisini yarattı. 2022 yılına yaklaştığımız bugünlerde ise algı; krizle ilgili net bir sonun beklenmediği ve kronik bir durum haline geldiği yönünde. BAREM’in GIA ile birlikte 45 ülkede yaptığı araştırmanın sonuçları gösteriyor ki; buna rağmen dünya nüfusunun yarıdan çoğu mutlu.

Global Mutluluk Araştırması’na Göre Kadınlar ve Erkekler Aynı Oranda Mutlu

Araştırmaya göre, yaş ilerledikçe mutluluk azalıyor. Dünyada 18-34 yaş grubu yüzde 61 oranla en mutlu kesim. Mutlu olanların oranı 35-54 yaş grubuna yüzde 58’e, 55 yaş ve üzeri kişilerde ise yüzde 50’ye düşüyor. Gelir arttıkça mutluluk da artıyor. Toplumun en üst gelir grubunda 3 kişiden ikisi mutlu iken (%67), en alt gelir kesiminin ancak yarısı mutlu (%49).

Mutluluk, eğitim düzeyine göre değişiyor

Dünyada eğitim arttıkça mutluluk artıyor. Eğitimsiz ve temel eğitimli gruplardaki insanları yüzde 52’si mutlu iken, mutlu olanların oranı orta eğitimlilerde yüzde 56’ya, üst eğitimliler arasında ise %63’e yükseliyor. Mutluluk çalışma durumundan da etkileniyor. Dünyada öğrenciler ve çalışanlar en mutlu kesim (%61), ev kadınları arasında mutluyum diyenler ortalamanın üstünde (%58). En düşük mutluluk oranları işsizler (%50) ve emeklilerde (%45).

Museviler en mutlu

Dinler arasında da farklılıklar var. Dünyadaki en mutlu din grubu Museviler (%65). Onları Hindu’lar (%62) izliyor. Müslümanlarla (%60) Roman Katolik ve Protestan Hristiyanlar (%59) yakın mutluluk oranlarına sahip. En az mutlu gruplar ise Budist’ler (%54), Ateist ve Agnostikler (%52)

En mutlu ülke Kolombiya, en mutsuz Hong-Kong

Dünyada en mutlu 5 ülke; Kolombiya (%83), Kazakistan (%81), Ekvator, Malezya ve Nijerya (%78) iken en az mutlu 5 ülke; Hong-Kong, Gana (%37), Ermenistan, İtalya (%39) ve Rusya (%41)    

Türkiye’nin yarıya yakını mutlu

Yapılan araştırmada Türkiye’de 10 kişiden biri çok mutlu ve üç kişiden biri ise mutlu olduğunu ifade etti. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de mutluluk açısından kadınlar ve erkekler arasında fark görünmüyor. Dünya genelinden farklı olarak yaş arttıkça mutluluk da artıyor. En az mutlu grup 18-34 yaş arasındaki gençler (%37) iken 55 yaş ve üzerindeki kişilerin %45’i mutlu. Türkiye’de mutluların oranı; üst sosyoekonomik statü grupları olan AB’de %55 iken, diğer grupların toplamında %39’a düşüyor. Çalışma grupları açısından bakıldığında ev kadınları (%44), öğrenciler ve ücretli çalışanlar (%43), esnaf ve emekliler (%42) yakın mutluluk oranlarına sahipken en az mutlu kesim işsizler (%24). Türkiye’de en mutsuz kesimler; işsizler ve gençler.

Gelecekte Alışveriş Merkezleri ve Yükselen Trendler

Hızla değişen dünyamızda perakende sektörü içinde çok hızlı değişimler meydana geliyor. Bu durumda gelecekte alışveriş merkezlerinin ne olacağını ve yükselen trendlerin ne yönde değişeceğini merak konusu yapıyor.

Alışveriş merkezleri 20. yüzyılın başlarında hayatlarımıza girdi, ancak konsept olarak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra banliyö yaşamının hakim olması ve yerel bir alışveriş destinasyonuna olan talebin artmasıyla ortaya çıktı. Büyük mağazalar, alışveriş merkezlerindeki yerlerini sağlamlaştırmaya başladı ve dünyanın her yerinde artmaya başladılar. 

Ardından hayatlarımıza internet girdi, insanlar anlık alışverişe yöneldiler ve daha da önemlisi online alışveriş yapmaya başladılar ve büyük alışveriş merkezlerine olan ihtiyaç azalarak trendini sürdürmeye devam etti. Şimdi, pandeminin sonunda, fiziksel perakende yeniden yükselişteyken, perakende gayrimenkul talebinde -özellikle alışveriş merkezlerinde- yeniden bir artış yaşandı, ancak sorumuz şu; gelecekte alışveriş merkezleri nasıl olacak?

A ve B Sınıfı Alışveriş Merkezleri Öne Çıkıyor

Öncelikle genel bakış açısı, alışveriş merkezlerinin düşüşte olduğu yönünde. Ancak bunu sadece bir düşüş olarak değil, bir reform olarak tanımlamak daha doğru olur.

gelecekte alışveriş merkezleri
gelecekte alışveriş merkezleri

JLL’nin bu ayın başlarında yayınlanan Perakende Kurtarma Raporunda, bağımsız perakendedeki boş mağaza oranı %2,9‘du. Karşılaştırıldığında, AVM boş mağazaları da artmaya devam ederken, şu anda 2018’in ilk çeyreğine göre 155 puan artarak %7,2 seviyelerine gelmiş bulunuyor.

Alışveriş merkezleri arasında, sınıf performansındaki farkı karşılaştırmak çok önemli. A Sınıfı merkezlerde yaşanan mağaza boşluğu %4,8, B Sınıfı %7,1 ve C Sınıfı %12,4‘te oturuyor. Aralarındaki fark yıllar içinde önemli ölçüde açıldı ve en önemli değişim pandemi sırasında gerçekleşti. Bu eşitsizlik muhtemelen yıllar içinde büyümeye devam edecek ve C Sınıfı -daha küçük ve eski- gelecekte alışveriş merkezleri pazardan çıkmaya zorlanacak veya yenilenip daha yüksek bir sınıfa yükseltilecek. Bununla birlikte, B Sınıfı’nı A Sınıfı’na yükseltmek daha kolay görünüyor. C Sınıfı yapılar genellikle bina eskidikçe ve konumu daha kötü hale geldikçe daha zorlayıcı ve eski moda hale geliyor. Amazon gibi daha fazla şirketin bu mülkleri satın alması ve halihazırda gerçekleşmekte olan depolara dönüştürmesi mümkün görünüyor.

Şimdi ve Gelecekte Alışveriş Merkezleri Markalara Yatırım Yapıyor

Ülke çapında kapılarını kapatan büyük mağaza kiracıları ile alışveriş merkezlerinde önemli boşluklar doğuyor. Birçok kiralama sözleşmesinin diğer kiracılar için güvenlik ağı olarak dahil edilmiş bir mağaza doluluğu maddesine sahip olduğu göz önüne alındığında, inanılmaz derecede yıldırıcı sözleşmeler mevcut.

Mağaza sahiplerinin benimsediği çözüm, alışveriş yapanların tipik olarak gördüğü kiracı tipinin tamamen değiştirilmesi yönünde. Bu geniş alanlar artık evcil hayvan dükkanları, spor salonları, sağlık klinikleri, restoranlar ve ortak çalışma alanları olarak karşımıza çıkıyor – geniş kare görüntüleri doldurmak ve trafiği merkeze getirmek için insanların hala ihtiyaç duyduğu ve şahsen katılmak istediği her şey bu alanlarda toplanıyor. Kısacası boş mağazalar tüketiciyi çekmek için kısa süreliğine değerlendiriliyor.

shutterstock 35398765 960x540 1
gelecekte alışveriş merkezleri

Alışveriş Yapanlar Ne Düşünüyor?

Bir perakende gayrimenkul teknolojisi şirketi olan Placewise, avmler ve tüketicilerin alışveriş merkezlerine yönelik duyguları hakkında 594 yetişkin katılımcıyla bir tüketici anketi gerçekleştirdi. Sonuçlar, %65’inin pandemi başladığından beri kapalı mekan avmleri ziyaret ettiğini ve %75’inin daha çok açık hava avmleri ziyaret ettiğini gösterdi.

Anket ayrıca, en azından kısa vadede, avmlere olan talebi gösteren, %57’sinin beş yıl içinde avmlerden alışveriş yapma olasılığının “çok muhtemel” veya “muhtemel” olduğunu gösterdi. Bununla birlikte, alışveriş yapanlar geliştiğinden ve değiştiğinden, alışveriş merkezlerinin genç alışverişçilerin ilgisini çekmek için uyum sağlamaya devam etmesi gerekecek.

Öngörülü Tasarım: Kişiselleştirmede Bir Adım Önde Olun!

Dijitalde, markanızı her müşteri için kişiselleştirmenin birçok yöntemi vardır. Bu yöntemlerden en günceli ‘öngörülü tasarım’ çalışmaları ise markanızın herkes için kişisel bir deneyime dönüşmesine olanak sağlıyor.

Müşteri beklentilerinin dijital yerli markalar tarafından belirlendiği bu dünyada, geleneksel perakendeciler, müşterilere daha fazlasını sağlamak için çok kanallı platform yeteneklerinden ve verilerinden hızla yararlanıyor.

Öngörülü tasarım, ürün veya hizmetin insanlar için en sorunsuz ve en kusursuz deneyimi sağlaması için gereksiz seçimleri ve çabayı ortadan kaldırma sürecidir. Bu, bir müşterinin neye ihtiyaç duyabileceğini daha farkına bile varmadan tahmin eden keyifli ‘tam zamanında’ deneyimler yaratmakla ilgilidir. Aşırı seçimleri ve sıkıcı eylemleri ortadan kaldırarak bilişsel yükü azaltır. Üç temel ilkeyi takip eder: Sürtünme Üzerinden Akış; Seçim Üzerinde Kolaylık; ve Derleme Üzerinde Küratörlük.

Dijital markalar çok kanallı platformlarla daha fazla ürün, daha fazla içerik, daha fazla teklif, daha fazla bilgi ve daha fazla seçenek imkanlarını sağlıyor. Ancak seçeneklerle dolu bu dünya, kendisine daha fazlasını eklemeye çok müsait. Öngörülü tasarım ise bu aşamada, harika bir tüketici deneyimi yaratmak için farklı bir yaklaşım sunuyor.

Öngörülü tasarım, bir bireyin deneyimini uyarlamak, oluşturmak ve iyileştirmek için bağlam, veri ve makine öğreniminin bir kombinasyonunu kullanır.

Perakendeciler için Fırsatlar

Çevrimiçi harcamalar pandemi boyunca küresel olarak arttı, e-ticaret şu anda Avustralya’daki perakende harcamaların yüzde 16,3’ünü oluşturuyor ve önemli ölçüde daha fazla büyüme potansiyeli var. Kuantum ve ABS rakamları, Avustralyalıların 2019’daki 32.1 milyar dolardan 2020’de 50,5 milyar doları çevrimiçi harcadığını gösteriyor.

Perakendeciler Covid-19’dan kurtulmaya odaklanarak Avustralya’daki her 5 haneden 4’ünün çevrimiçi alışveriş yaptığını ortaya çıkardı ve tüketicilerin ilgisini çekmek için heyecan verici bir fırsat buldu. Ancak bu fırsatın yanında üstesinden gelinmesi gereken bazı zorluklar da bulunuyor. İşte tam da bu noktada ‘Öngörülü Tasarım’ bize yardımcı olabilir. Gelin hep birlikte önce bu zorluklara göz atalım.

Zorluk 1: Hızla Gelişen Müşteri Beklentileri

tasarım
kişiselleştirme
dijital
öngörülü tasarım: kişiselleştirmede bir adım önde olun! 19

İnovasyon ve teknoloji Moore yasası oranında hızlanmaya ve gelişmeye devam ettikçe müşteri beklentileri giderek yükseliyor. Amazon, The Iconic ve Uber Eats gibi markalar, geleneksel perakendecilerin karşılaması gereken zaten yüksek olan dijital deneyim çıtasını iyiden iyiye yükseltmeye devam ediyor.

Zorluk 2: Seçim Paradoksu

customer shopping experience 1280x720 1
öngörülü tasarım: kişiselleştirmede bir adım önde olun! 20

Artık birçok seçenek mevcutken, basit ve sabırsızlıkla beklenen bir satın alma, müşteriyi kararsız bir duruma felce uğratan stresli bir an haline gelebilir. Benzer şekilde, bir müşteriyi karardan teslimata kadar yönlendiren süreçler bilişsel aşırı yüklenmeye neden olabilir.

Zorluk 3: Marka Vaadi ve Hizmet Sunumundaki Boşluk

in store customer
öngörülü tasarım: kişiselleştirmede bir adım önde olun! 21

Dijital dönüşümden geçen fiziksel perakendecilerin organizasyonel değişiminin hızı, yavaş ve artımlı. Bu da müşteri beklenti açığının sürekli genişlemesine neden oluyor.

En İyi Yol!

Perakendede bağlamsal tahmine dayalı tasarımın erken, biraz hantal ama keyifli örneklerinden biri, 2014 yılında piyasaya sürülen Amazon Dash düğmesiydi. Deterjan veya kağıt havlu bittiğinde müşteriler çamaşırlarında Wi-Fi bağlantılı bir düğmeye basabiliyordu. Bir gün sonra kapılarına en sevdikleri markanın ikmal siparişi gelirdi.

screen shot 2015 03 31 at 9.23.22 am 620x311 1
amazon dash button

Deneyim otomatikleştirilmese de, kişiselleştirilmiş, hızlı ve yeniden sipariş süreci bilişsel yükü ve ürüne ulaşma süresini azaltıyor.

Öngörülü deneyimler bağlamdan yararlanmaya devam edebilir, ancak artık yapay zeka (AI) ve makine öğrenimi tarafından desteklenen, müşterilerin neye ihtiyaç duyduklarını bilmeden önce tahmin edebilir ve modern, uyarlanmış ve otomatikleştirilmiş bir deneyim aracılığıyla hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olabiliyor.

Me&u, mekanda yemek siparişi hizmeti sunmaktadır. Müşterilerin QR koduna veya NFC işaretine dokunmaları ve siparişlerini seçmeleri yeterlidir. Bir müşteri daha sonra tekrar tarama yaptığında, restoran veya kafe akıllıca bir varsayımda bulunabilir ve müşteriye belki bir tur daha içki sunabilir. AI, restoranın bunu, diğer müşterilerin tipik olarak nasıl davrandığını, bu müşterinin ne sipariş ettiğini, mevcut konumlarını ve zamanlamasını bilerek yapmasına olanak tanır.

5f44bbb304d55455e5ef3403 opengraph
me&u

Bu, Me&u’nun siparişi önceden doldurmasını, tercih edilen sıkıcılığı ortadan kaldırmasını ve müşteri için ödeme sürecini hızlandırmasını sağlar. Aynı sonucu üreten özenli bir insandan insana hizmet etkileşiminden gelecek olan o zevki de ekler.

Bu örnekten yola çıkarak, ileriye dönük tasarımın gücünden yararlanmak isteyen fiziksel perakendeciler için temel adımlar nelerdir gelin bunlara bir göz atalım!

Güçlü Yönlere Oyna

Geleneksel perakendeciler, pandemi sonrası dünyada benzersiz bir avantaja sahiptir: fiziksel mağaza varlıkları, alışveriş deneyiminde daha büyük bir rol oynamaya hazırdır. Karantinalar düm dünya ülkelerinde tamamıyla sona erdiğinde, markalarla yüz yüze etkileşime geçilmesini bekliyoruz.

Gerçekten çok kanallı olmak, dijital ve fiziksel dünyaları akıcı ve sürükleyici bir şekilde birbirine bağlamak için gelişen teknolojilerden nasıl yararlanılacağının değerlendirilmesini gerektirir. Bir müşteri mağazanıza girdiğinde, aradıkları ürünleri bulmalarına yardımcı olabilir, onlara özel üye fiyatları sunarak sadakat değerini derinleştirebilir, karar verme sürecini hızlandırmak için bir ürünü daha derinlemesine keşfedebilir veya mağazaya en yakın ayrılmış park yerine rehberli navigasyonla başlayarak cep telefonlarını kullanarak hibrit alışveriş deneyimi yaşayabilirsiniz.

Az Ama Öz

supermarket edit 1
öngörülü tasarım: kişiselleştirmede bir adım önde olun! 22

Müşterilerin karar verme yükünü ortadan kaldırarak seçim paradoksunu azaltın. Müşteri davranışındaki öngörülebilir kalıpları tanıyarak ve kişiselleştirilebilecek veya daraltılabilecek etkileşimleri belirleyerek, mümkün olduğunda deneyimdeki adımları kolaylaştırmaya ve ortadan kaldırmaya odaklanın. Yalnızca dönüşüm hunisinin o noktasında, o müşteri için uygunsa kişiselleştirilmiş pazarlama sağlayarak kullanıcı yorgunluğunu en aza indirmek için makine öğreniminden yararlanabilir. Ayrıca bağlama dayalı olarak çapraz veya üst satış yaptığınız ürünlerin seçimini azaltabilirsiniz.

Kişiselleştirilmiş evrimsel etkileşimler satın alma sonrası sahiplik veya kullanım deneyimi, bir müşterinin belirli bir anda ne düşüneceğine ve hissedeceğine yanıt vermek için verilerden ve yapay zekadan yararlanmak için zengin bir fırsat haline geldi. Bireyin deneyimini, davranışlarına, bağlamlarına ve zaman içinde çeşitli kanallarla etkileşimine dayalı olarak basitleştirin.

Müşterinizin 360 derecelik bir görünümünü sağlamak için verileri birleştirin ve teslimat sorguları için kişiselleştirilmiş 7/24 destek sunun. Müşterinin ihtiyaç duyduğu yerde ve zamanda kullanılabilecek bitişik dijital hizmetleri başlatın; Örneğin, ürün montajı için kılavuz veya bir ürünün nasıl kullanılacağına ilişkin talimatlar…

Müşteri yolculuğunda mutlaka kazanılması gereken anları belirleyin ve Nielsen Norman Group’un “insanların geçmiş olayları nasıl hatırladığını etkileyen bilişsel bir önyargı” olarak tanımladığı zirve kuralından yararlanmak için ileriye dönük tasarım kullanın. Yoğun olumlu veya olumsuz anlar (zirveler) ve bir deneyimin son anları (son) anılarımızda daha belirgindir.

Bu, bir müşteri deneyiminin sona erme şeklini kontrol altına almanın önemli olduğu anlamına gelir; örneğin ‘zahmetsiz geri dönüşleri kolaylaştırarak’.

Öngörülü tasarım, nihayetinde hem müşteriye hem de perakendeciye fayda sağlamak, stresi azaltmak ve her ikisi için de çabayı azaltmakla ilgilidir. Barry Schwartz’ın Seçim Paradoksu’nda yazdığı gibi, “Seçmeyi öğrenmek zordur. İyi seçmeyi öğrenmek daha zordur. Ve sınırsız olasılıklar dünyasında iyiyi seçmeyi öğrenmek daha da zor, belki de çok zor.”

Little Caesars 2021 Büyüme Oranlarını Açıkladı

Dünya çapındaki 145 milyar dolarlık pizza endüstrisinin en büyük pizza zincirlerinden biri olan Little Caesars’ın Türkiye operasyonu, yılı yüzde 45 büyümeyle tamamlıyor. Çelebi Gıda A.Ş. ve Little Caesars Türkiye Genel Müdürü Banu Arıduru bu büyümenin altında yatan en önemli iki nedenin, rekabetin aksine restoranda günlük hamur üretimine dönmeleri ve 2015 yılında başlattıkları dijital dönüşüm olduğunu söyledi. Arıduru, “Tazeliğin verdiği lezzet artışı ve teknoloji sayesinde tercih edilme oranımız yüzde 45 arttı” dedi.

Türkiye’de fast-food sektöründe yenilik mucidi olarak anılan ve Nefis Kenar’ı sektörle tanıştıran marka olan Little Caesars, 2021 yılını yüzde 45’lik bir büyüme başarısı ile tamamlıyor. Little Caesars Türkiye operasyonunda yılı değerlendiren Çelebi Gıda A.Ş. ve Little Caesars Türkiye Genel Müdürü Banu Arıduru, kategorinin çok daha üstünde bir büyüme gerçekleştirmelerinin altı yıl öncesinde başlattıkları dijital dönüşüm projesi sayesinde mümkün olduğunu vurguladı.

2021 yılında şube sayısını 100’ün üzerine çıkarma başarısı gösteren Little Caesars Türkiye, 2021’in ilk 8 ayında şube adedi bazında satışlarda toplam yüzde 45 büyüme, web sitesi ve mobil uygulama üzerinden yapılan satışlarda yüzde 49 artış kaydetti. Banu Arıduru pandemi sürecinde atılan tüm adımların ortak amacının toplumsal değer yaratmak ve müşteri memnuniyeti olarak geri dönüşünü sağlayacak işler yapmak olduğunu ifade ederek, “Türkiye yeme-içme kategorisi için ortalama 33 olan Müşteri Tavsiye Skoru (NPS)’nun Little Caesars için 53 olmasının bunun en güzel kanıtı olduğunu belirtti. Arıduru ayrıca, Little Caesars markasının son 14 yıldır Amerika’da “Ödenen paranın karşılığını en iyi veren marka” seçilmesinin başarılı devam eden süreçlerin doğal bir sonucu olduğunu ifade etti.

Başarıda eşsiz lezzetin payı büyük

Günlük taze hamur ve taze malzeme kullanımının, Little Caesars’ın sektördeki markalardan farklılaştığı en önemli özellik olduğunu belirten Arıduru, “Beş yıl önce, her şubenin kendi hamurunu günlük yapıp kullanmasını sağlayan ekipmanları ve sistematiği kurguladık. Böylece hamurlar günlük olarak şubelerde hazırlanmaya başlandı. Yeni hasat domateslerden hazırlanan pizza soslarımız, markamıza özel üretilmiş gerçek mozzarella peynirimiz bizi lezzet olarak rakipsiz kılıyor” ifadelerini kullandı.

Tüm dünyada düşük risk yüksek kar fırsatı

Little Caesars Pizza, 2021 yılında ABD’de yayınlanan Franchise Times Top 200+ listesinde 29. sırada yer aldı. Little Caesars global operasyonunun, yalınlığı ve verimliliği vurgulayan stratejik bir iş fırsatı olmasının yanı sıra, büyük kâr potansiyeline sahip hızlı ölçeklendirme konsepti olduğunu söyleyen Banu Arıduru, “Düşük metrekare, sınırlı sayıda çalışan ve paket servis hizmeti, işletme maliyetlerini düşük tutmaya ve karlılığı en üst düzeye çıkarmaya yardımcı oluyor” dedi. Arıduru, dünya çapındaki 145 milyar dolarlık pizza endüstrisinde, Little Caesars Pizza’nın franchisee’lerin gelişmesine yardımcı olan 60 yıllık birikime ve başarısı kanıtlanmış bir iş modeline sahip olduğunu belirtti.  

Little Caesars Türkiye, yatırımcılara her şey dahil 1 milyon 250 bin TL + KDV’lik bir franchise yatırımı fırsatı sunuyor ve franchisee’ler yatırımlarını 36 ay içinde geri alıyorlar. Bu hızda bir geri dönüş ve yüzyılın en büyük krizinde test edilmiş düşük risk avantajı girişimcinin markaya olan ilgisini yüksek tutuyor.

“2022’de gıda talebi artışta olacak, büyüme sürecek”

2022 yılı bütçe planlama süreçlerinin döviz kurları, enflasyon oranları, gıdaya gelen ve gelmesi öngörülen zamlar, işçilik gibi konular açısından zorlu geçtiğini belirten Arıduru, “2022 sadece planlama açısından değil her açıdan zor bir yıl gibi duruyor; ancak her zaman olduğu gibi duruma adapte olmayı ve kendimizi aşmayı planlıyoruz. Veriler sektörün istikrarlı büyüyeceğini gösteriyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verileri de ihtiyacın bu yönde olacağını doğruluyor. FAO’nun verilerine göre gıda talebinin 2050 yılına kadar yüzde 60-100 oranında artması bekleniyor. Dolayısıyla bu talebi karşılayabilmek için pandemide aldığı yaralarını sarmaya devam eden gıda sektörü için 2022 yılı da bu açıdan büyüyerek geçecektir. Biz de 2022 yılının Little Caesars için istikrarlı bir büyüme ile geçmesini planlıyoruz. Hedefimiz en az 15 yeni şube açmak ve LFL bazında da yüzde 47 satış artışı gerçekleştirmek” dedi.

Dijital yatırımlar sürecek

Little Caesars operasyonunun çevik yönetim anlayışı ve dijitalleşmenin etkisiyle hız kazandığını söyleyen Arıduru “Araştırmalar tüketicilerin yüzde 77’sinin çevrimiçi alışveriş alışkanlıklarını sürdüreceğini, dijitalleşmeye yönelik yatırımların artarak süreceğini ortaya koyuyor. Dijitalde yeni uygulamalar, projeler ve fikirlerimizle hareketliliğimizi koruyacağız. Bu alanda aldığımız 40’ı aşkın ödüle yenilerini eklemeyi hedefliyoruz. Ayrıca çevik yönetim anlayışının bize çok büyük bir hız ve esneklik kazandırdığını gördük. Dolayısıyla bu anlayışı devam ettirmek hedeflerimizden biri” dedi.

Little Caesars lezzetleri ve yatırım koşulları hakkında ayrıntılı bilgi için www.littlecaesars.com.tr adresi ziyaret edilebilir.

Nike ve Metaverse Evrenine Bir Bakış

Geçtiğimiz haftalarda değiştirilmez token (NFT) stüdyosu RTFKT’yı satın alarak bünyesine katan Nike, Metaverse evrenindeki yerini sağlamlaştıracak bir adım attı. Hali hazırda satışlarıyla dünya devi olan marka, sanal ortamda da iddialı olduğunu tüm dünyaya duyurdu.

Markanın 2018’den beri buna hazırlık yaptığı, dijital ürün stoklayarak patent başvuruları yaptığı ortaya çıktı. Marka dijital satış ortamına ürün serilerine ait farklı marka isimleriyle giriş yapacak. Bu markalar:

  • Just Do It
  • Swoosh
  • Air Jordan
  • Jumpman
metaverse
nike
air max | nike

Markanın başkanı ve CEO’su John Donahoe, bu yeni adımla Nike’ın dijital dönüşümünü hızlandırarak spor, yaratıcılık, oyun ve kültür alanlarında hizmet vermeyi hedeflediklerini söyledi.

Nike, Web 3.0 ve meta veri deposuna hazır olmasını sağlamak için birkaç önemli hamle yaptı. Aralık 2019’da marka, orijinalliklerini ve sahipliğini doğrulamak için NFT’leri fiziksel spor ayakkabılara atayan blok zinciri özellikli bir sistem olan Cryptokicks’in patentini aldı. Ayrıca Fortnite ve Roblox ile işbirliği yaptı.

Ancak Donahoe, RTFKT’nin satın alınmasını “önemli” olarak nitelendirdi ve “gerçek ve bağlantılı bir markaya sahip çok yetenekli bir içerik oluşturucu ekibi içerdiğini” belirtti. Planımız, RTFKT markasına yatırım yapmak, yenilikçi ve yaratıcı topluluklarına hizmet etmek ve bunları büyütmek ve Nike’ın dijital ayak izini ve yeteneklerini genişletmek.”

RTFKT NEDİR?

RTFKT, NFT ve metaverse teknolojilerine dayanan sanal bir ayakkabı şirketidir. Marka 2020 yılında dijital dünyanın sınırlarını yeniden belirlemek amacıyla Benoit Pagotto, Chris Le ve Steven Vasiley tarafından kurulmuştur.

Markanın kurucularından Pagatto yaptığı açıklamada, Nike gibi inovasyon ve yaratıcılık konusunda liderlik eden bir markanın uzmanlığından ve prestijinden yararlanacakları için oldukça mutlu olduklarını söyledi.

Metaverse Evreninin Ayak Sesleri

Metaverse şimdilik ana akım değil. Bunun olmadı için dijital platformların birlikte çalışabilir hale gelmesi gerekiyor. Bu belki de yıllar alacak ama birçok farklı pazardan farklı markaların bu yeni dijital ekonomi alanında iş kurması süreci daha da hızlandıracak.

Gidişatı oldukça başarılı olan Metaverse için dijital para yatırımcısı Grayscale küresel mal ve hizmet pazarının yakında 1 trilyon dolar piyasa değerine ulaşabileceğini söyledi.

Teknoloji geliştikçe dijital ekonomi evreni de tıpkı şuanki normalimiz gibi bize normal gelecek. Bunun için daha uzun bir süre var ama o zaman geldiğinde şuan telefon ve bilgisayarsız bir dünya hayal edemediğimiz gibi dijital ürünlerden önceki hayatı da hayal edemiyor olacağız. Nike’ın son hamlesi de bu konunun en önemli kanıtlarından biri olarak akıllarımıza kazınacak.

Lüksün Tanımı Değişiyor ve Genişliyor

Geçmişte lüks kelimesi en kaliteli ürünler, en yüksek statü ve harika mağaza içi deneyimler anlamına geliyordu. Bu tanım hala geçerli ve her zaman lüksün tanımını böyle kabul edecek birçok tüketici var. 

Günümüzde tüketiciler ve perakende sektörünün yanında birçok tüketici için -özellikle de genç olanlar- lüksün ne anlama geldiği sorusunun cevabı değişiyor. Artık tüketiciler için bu anlama gelen ama kelimenin geleneksel tanımına uymayan başka değerler de var.

Lüksün Dönüşümü

Los Angeles’ta yakın zamanda Innocos adlı bir konferansta, Geleceğin Avcıları’ndan Jared Weiner adlı bir fütürist, “Üç T” olarak kodladığı yeni ve genişletilmiş lüks tanımından bahsetti. Bir gerçeği yeniden tanımlamak, eski tanımların geçerli olmadığını söylemek anlamına gelmiyor. Lüksün tanımına bakmanın başka yolları da artık birçok tüketici için geçerli. 

Bu yeni tanımda önemli olan şey bu yeni yolla satış yapan markaların, lüksün geleneksel tanımını sunan markalarla etkin bir şekilde rekabet edebilmesi olarak konumlandırılıyor. Lüks satışında etkili olan markalar, işleri doğru yaptıklarında indirime gerek kalmadığını bilirler. Bu gerçek, lüksün genişletilmiş tanımını markalar ve perakendeciler için etkili ve önemli kılıyor.

lüks 1
jared weiner – geleceğin avcıları

Weiner, lüksün “Üç T”sinin şunlar olduğunu söylüyor: zaman (time), gerçek (truth) ve güven (trust). Zaman elbette en kıt kaynaktır, asla daha fazlasına sahip olamayacağımız tek şeydir. Weiner, pandemi sebebiyle tüketicilerin kapatıldıklarında veya tecrit edildiklerinde önceliklerini yeniden değerlendirme fırsatı buldukları için zamanlarını eskisinden farklı kullanmak isteyebileceklerine inanıyor. 

Weiner’e göre, tüketicilere zaman kazandırırken aynı zamanda kendilerine özel fırsatlar ve güvendikleri bilgiler sunan bir işletmeyseniz, tüketiciler için lüks bir deneyim yaratırsınız. Lüksün genişlemesi ve yeniden tanımlanmasını doğru tüketici için kullanırsanız bu size daha fazla satın alma getirisi kazandıracaktır.

Tüketicilerin zamanını etkin kullanmak perakendeciler için her zaman bir sorun olmuştur ve lüks tüketicilerin zamanı hepsinden daha değerlidir. Onların alışveriş deneyimini rahat ve kolay hale getirmelerine yardımcı olmak, sonrasında geri gelmelerini daha olası hale getirir.

lüks 5
müşteri memnuniyeti, tüketiciyle iletişimde kalmak için olmazsa olmazdır

Bu kavramlardan diğer ikisi, yani hakikat ve güven yenidir. Weiner, markaların ve perakendecilerin şu anda tüketicileri memnun etmek için sunmaları gereken şeylerle oldukça alakalı olduğuna inanıyor. Gerçeklerden nesnel bir şekilde bahsedebilirsiniz ancak her kişinin gerçeği artık daha çeşitli olduğundan, dikkatli olmanız gerekir. Markalarla ilgili olarak gerçeklerle birlikte kişiselleştirme, bir işletmenin ürünlerini her tüketicinin inandığı ayrı gerçekler için daha alakalı veya doğru hale getirmekle ilgilidir.

Kişiselleştirme Faktörü

Innocos konferansında sunum yapan Perfect Corp.’un Kıdemli Başkan Yardımcısı Wayne Liu, tüketicilerin %50’sinin daha fazla kişiselleştirilmiş perakendeci sitelerinde kaldıklarını ve site kendilerine göre kişiselleştirildiğinde satın alma olasılıklarının %20 daha fazla olduğunu aktardı.

lüks 3
wayne liu – perfect corporation

Liu’ya göre müşteriyle alakalı kişiselleştirme, onların Amazon’da yaptıkları gibi bir ürün aramaktan daha çok bir tüketicinin ilginç bir mağazada yaptığı gibi göz atıp keşif yapmasına neden oluyor. 

Yatırımcılar bunu rahatlıkla anlayabilir; 2021’de şimdiye kadar güzellik sektöründe 146 anlaşma yapıldı ve bunların neredeyse üçte ikisi kişiselleştirmeyle ilgiliydi. Bu kişiselleştirme veya bireysel gerçek her geçen gün daha önemli hale geliyor.

Son kavramımız güven. Kime güvendiğiniz aslında öznel bir soru olsa da bu; markalar, perakendeciler ve özellikle etkileyicilerle ilgilidir. Kişisel arkadaşlar, megastarlar ya da özgün olarak görülen influencerlar; bunların her biri markaların pazarlama stratejileri konusunda kritik hale gelmiş durumda. Tüketicinin etkileneceği her unsur pazarlama için önemli bir dikkat arz ediyor.

lüks 2
güven, perakendeci ve tüketici ilişkisi için çok önemlidir

Bu üç şey; -zaman, gerçek ve güven- şimdi her zamankinden daha kısıtlı. Markalar; müşterilerine zamanlarını daha iyi kullanmalarını, daha kişiselleştirilmiş ürün-hizmetleri ve tüketicilerin güvendiği kişilerden ilgili kişisel tavsiyeleri sunabiliyorsa bu başarılı bir lüks deneyimdir. Bu deneyim, ürünlerini satmak için fiyatları düşürmek zorunda olmayan ve gelecekteki perakende başarısının önemli bir bileşeni olan perakende türünün bir parçasıdır.

2022’de Omni-Channel Perakende: Yapay Zeka ve Derin-Kişiselleştirme Masaya Yatırılacak

Son iki yılda dijitalleşmenin hızlanmasıyla birlikte; dünyamız artık kesintisiz, aşırı kişiselleştirilmiş deneyimler yoluyla birbirine bağlı hâle geldi. Çoğu insan, halen hayatlarımızın dijital yansımasını önemsenmezken; sosyal medya şirketlerinin bir çoğu yapay zekanın da yardımıyla bizlerin bir sanal kopyamızı üretiyorlar.

Hayatlarımızın kesintisiz, özelleştirilmiş anlar ve deneyimlerle dolu olması müşteriler ve perakendeciler arasında değişen beklentilere ve iletişim süreçlerine yol açmıştı. Ayrıca, kişiselleştirilmiş veri kullanımı için hızla büyüyen talebi de arttırdı.

Bir bakıma, perakende 2022’ye kadar temkinli bir şekilde toparlanmaya devam ederken, günümüzde dijitalleşme durumu, birçokları için teknolojinin benimsenmesini zorunlu kılıyor.

İşte perakendecilerin bu yeni beklentileri daha iyi yönlendirmesine yardımcı olabilecek üç ana madde.

Kullanıcı Etkileşimini Dijitalleştirin

Son yıllarda yaşanan küresel dönüşüm, ticari faaliyetler veya tüketici talepleri ile sınırlı değil. Aslında, kullanılan platformlardan marka deneyimine ve verilerin nasıl analiz edildiğine kadar her şey artık birbirine bağlı.

Şu anda müşteriler kendileri için uygun olan herhangi bir platformu -internet, fiziksel mağaza veya telefon- kullanıyor. Bu, işletmenin doğrusal olmayan ayak izini sorunsuz, çok kanallı bir deneyime nasıl entegre edebileceğini belirlemenin perakende liderlerine bağlı olduğu anlamına geliyor. Birincil sonuç, müşteri verilerinin ve kayıtlarının tüm iletişim kanallarında eşlenmesini sağlamak olmalı. Aksi takdirde, perakendeciler yalnızca potansiyel olarak güçlü verilerden yararlanmayı kaybetmekle kalmaz, aynı zamanda gelir kaybı ve müşteri yaşam boyu değerinde azalma riskini de alırlar.

Yapay Zeka Neden Önemli

Önceden, perakendeciler belki de kurumsal önyargı ve içgüdüye dayalı karar verme ile bir çok şeyi idare edebiliyordu.

Günümüzde, müşterilerin ne istediği, nasıl etkileşimde bulunmayı seçtikleri ve hangi acı noktaları deneyimledikleri hakkında bilgi gereksiniminin yanında; var olan ekonomik belirsizlik, artan duygular ve öngörülemeyen sorgulama hacimlerini de dikkate almak gerekiyor. Şu anda, müşteriyle yüz yüze iletişim, bağlam ve uygunluğu birleştirirken aynı zamanda müşterinin ihtiyaçları ile  de sürekli uyumlu olmalıdır.

Perakendeciler, empatiyi pazarlama çabalarına entegre ederek, müşterileriyle farklı platformlarda, büyük ölçekte, tamamen otomatik ve veri odaklı bir şekilde daha iyi bağlantı kurabilirler.

Yapay zeka ve otomasyon sayesinde işletmeler, veri toplama, analiz ve pazarlama çabalarını etkileyen kitle veya ekonomik trendler gibi diğer faktörlere dayalı olarak daha bilinçli kararlar verebilir. Yapay zeka, otomasyon ve verilerden yararlanılan içgörüler, işletmelerin müşteri tercihlerini karşılamalarına yardımcı olacak ve daha kişiselleştirilmiş bir deneyime yönelik artan ihtiyacı doğrudan ele alacak.

Derin Kişiselleştirmeyi Genişletin

Dünya artık kişiselleştirilmiş deneyimlerin zirvesinde, bir buzdolabının süt bittiğinde market alışverişlerini hatırlatacak kadar akıllı olduğu bir zamanda yaşıyoruz. Perakendeciler veritabanlarında yalnızca genel e-postalara ve SMS’lere güvenmeye devam ederse, dijital gürültü yığınında boğulacaklar veya daha da kötüsü spam gönderici olarak işaretlenecekler.

Chatbot‘un omni-channel deneyimlerde her yerde bulunması, perakendecilerin yaşamları “dijitalleştirmek” ve insan emeğine olan bağımlılığı azaltmak için

yapay zeka

nasıl acele ettiklerinin en iyi örneğidir. Ancak, bu parlak yeni sohbet robotu kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmaya ne kadar hazır? Ancak çoğunlukla müşterilerle yapılan çalışmalarda, müşterilerin bir chatbot ile konuşmayacağını gözlemledik.

Bir sohbet robotu devreye girerse, kullanıcılar bir seçenekler labirentine ve otomatik konuşmalara tıklamak yerine hızlı bir şekilde bitiş noktasına ulaşmak istiyorlar.

Yeteneklerini yenilemek isteyen perakendeciler, ileri insanlaştırılmış teknolojiyi benimsemek için dijitalleştirilmiş müşteri katılım standartlarını yükselterek bir sonraki bölüme bakmalıdır. Kişiselleştirmenin bir sonraki adımı, şirketlerin müşterilerini makinelerle konuşmuyorlarmış gibi hissetmelerini sağlamanın bir yolunu bulmaları olacak.

Geride Kalmamak İçin İleriye Bakın

Tüketiciler günlük rutin faaliyetlerini çevrimiçi ortamda daha fazla hareket ettirdikçe, hayatlarının daha fazlasını web sitelerinde, mobil uygulamalarda veya isteğe bağlı hizmetlerde geçirdiklerine şüphe yok. Bu nedenle, yolculuk bir satın alma işleminden sonra bitmez. Bu sadece yolculuğun başlangıcıdır. Hemen ardından, müşteriyle kurulan ilişkiyi devam ettirmek gerekiyor. Bu yüzden kurulan bağ ömür boyu devam ediyor ve insanların güçlü, sadık müşteriler olarak geri gelmelerini sağlıyor.

Bununla birlikte, 2022’de, sürekli gelişen müşteri beklentilerini karşılayabilmelerini ve modern müşteri etkileşimlerini hızlandırabilmelerini sağlamak için hızlı bir şekilde insancıllaştırmaya, derin kişiselleştirmeye ve anlayışlı empati uygulamaya geçmeleri gerekecek.

Z Kuşağı, Sürdürülebilir Seçeneklere Odaklanmak İçin Hızlı Modaya Sırtını Dönüyor!

Biliyoruz ki dünyada ki çevresel krizler moda sektöründe değişime gidilmesini sebep oluyor. Bu gelişmeler üzerine yapılan son araştırmalara göre, Z kuşağı daha sürdürülebilir ürünlere yönelerek hızlı moda markalarına sırt çeviriyor.

Birleşik Krallık genelinde 2.094 yetişkinin tutumlarını inceleyen YouGov anketi, Z kuşağına yanıt verenlerin %25’inin bu yıl festival sezonunda ikinci el veya kiralık kıyafet tercih ettiğini ortaya koydu. Son günlerdeki yılbaşı sezonunda ise 18 ila 24 yaşındakilerin dörtte biri alışverişlerini çevreye duyarlı üretim yapan veya ikinci el mağazalardan yaptı.

sürdürülebilir moda
z kuşağı
i̇kinci el ve çevreye duyarlı satış

Ankete katılan Z kuşağının yarısından fazlası (%58) gelecekte daha sürdürülebilir bir şekilde alışveriş yapacaklarını söyledi.

Araştırma, gençlerin eski nesile göre ikinci el kıyafet veya kiralık eşya satın alma olasılığının çok daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı. Karşılaştırıldığında 55 yaş üstü kişilerin sadece %5’i bu Noel’de kiralık veya ikinci el kıyafet giymeyi planlıyor. Dörtte birinden azı, gelecekte ikinci el satın almayı veya kiralamayı düşünüyor.

Kadınların yarısından fazlası (%51), erkeklerin sadece beşte biri (%21) ile karşılaştırıldığında, gelecek yıllarda kiralık veya ikinci el kıyafet giymeyi düşüneceklerini söyledi.

Z Kuşağının Sürdürülebilir Tüketimi Markaların Dikkatini Çekiyor!

M&S gibi ana cadde perakendecilerinin çevresel ve etik faydaları sayesinde hareketi benimsemesiyle, son aylarda kıyafetlerin kiralanması, yeniden kullanılması veya paylaşılması gündeme geldi.

Hull Üniversitesi Enerji ve Çevre Enstitüsü direktörü Profesör Dan Parsons, ”Bu çalışma, ister çevresel ister etik bir güdüyle yönlendirilsin, gençlerin hızlı modaya giderek daha fazla sırt çevirdiğini açıkça gösteriyor” dedi.

“Gelecek on yılda olmasa da yüzyıllar boyunca, kullanılıp atma kültürümüzün sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalacağız ve hızlı modanın ortaya çıkmasıyla yaratılan atılan giysiler, dünya çapında bir mikroplastik atık tsunamisinde önemli bir rol oynadı.”

”Gençlerin artık çevreye duyarlı ve bilinçli yeni bir topluma doğru bir adım attığını görmek cesaret verici – kıyafet kiralamak, ikinci el eşyaya yönelmek ve hızlı modaya ‘hayır’ demek doğru yönde atılmış önemli bir adım.

Moda endüstrisinin her yıl 98 milyon ton yenilenemez bir kaynak kullandığı ve 92 milyon ton atık oluşturduğu tahmin ediliyor.